
Müddetnameye İtiraz Süresi ve İnfazın Hesaplanmasında Usul Hataları: 5275 Sayılı Kanun Madde 98 Uygulaması
Müddetnameye itiraz süreci, infaz edilecek cezanın hesabındaki duraksamaların giderilmesi ve sanık lehine süre sınırlaması olmaksızın başvuru hakkı tanınması esasına dayanmaktadır. 5275 sayılı Kanun m. 98 ve m. 101 kapsamında, hesap hatalarının düzeltilmesi ve infaz rejimindeki usulsüzlüklerin denetimi, hak düşürücü süreler ve görevli merci tayini açısından teknik bir titizlik gerektirir.
Müddetnameye İtirazda Süre Rejimi ve Hak Düşürücü Sınırlar
Müddetnameye itiraz, kural olarak sanık lehine bir işlem niteliği taşıdığı sürece herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, hükümlü yararına yapılan itirazlarda süre aranmazken, aleyhe olan durumlarda kesinleşmiş süre sınırlamaları mevcuttur. Adliye pratiğinde müddetname (süre belgesi), Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen idari bir belge niteliğinde olsa da, içeriğindeki hesaplamalar maddi hukuka ve infaz rejimine ilişkin olduğundan yargısal denetime tabidir.
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde, ceza yargılamasındaki pek çok süre "hafta" ve "ay" esasına göre yeniden düzenlenmiştir. Müddetnameye karşı yapılan itirazın reddi halinde, infaz hakimliğinin kararına karşı başvurulacak merci olan Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak müddetnamenin kendisindeki hesap hatasının giderilmesi için infaz hakimliğine veya hüküm mahkemesine yapılacak ilk başvuru için kanun koyucu bir üst süre belirlememiştir. Bu durum, infazın her aşamasında hatalı müddetnamenin düzeltilebileceği anlamına gelir.
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK'nun olağanüstü kanun yollarının yer aldığı 'Altıncı Kitap', 'Üçüncü Kısım', 'Birinci Bölüm'de 308. maddede; '...Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/211 - Karar No: 2014/412
Editörün Notu: İtirazda Süre İstisnası
Müddetnameye itirazın "aleyhe" bir sonuç doğurma ihtimali varsa (örneğin infaz savcılığının sehven eksik hesapladığı süreyi düzeltmek istemesi), bu durumda bir aylık süre sınırlaması gündeme gelecektir. Uygulamada müdafilerin, müddetname tebliğ edilir edilmez hesaplamayı kontrol ederek, özellikle mahsup süreleri ve denetimli serbestlik başlangıç tarihleri açısından derhal aksiyon alması, hükümlünün hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin haksız yere uzamasını engeller.
5275 Sayılı Kanun Madde 98 Kapsamında Hesap Hatası ve Duraksamanın Giderilmesi
Cezanın infazı sırasında ortaya çıkan hesap hataları veya mahkumiyet hükmünün yorumlanmasındaki duraksamalar, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 98 uyarınca çözüme kavuşturulur. Bu madde, infazın temel dayanağını teşkil eden ilamın infaz kabiliyeti ve süresi üzerindeki tereddütleri gidermek amacıyla ihdas edilmiştir. Müddetnamede yer alan koşullu salıverilme tarihi, bihakkın tahliye tarihi ve cezaevinde geçirilmesi gereken sürenin hesabı bu madde kapsamında değerlendirilir.
Uygulamada, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen müddetnameye karşı yapılan itirazlarda, itirazın içeriği büyük önem arz eder. Eğer itiraz, sadece matematiksel bir hesap hatasına (toplama-çıkarma hatası gibi) ilişkinse bu durum bir "hesap hatası" olarak nitelenir. Ancak itiraz, suçun türü nedeniyle uygulanacak infaz rejimine (örneğin mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanıp uygulanmayacağı) yönelikse, bu durum "mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama" teşkil eder.
"5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, 'mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir' şeklindeki düzenleme nazara alındığında, infaz edilecek sürenin hesabında oluşan tereddütle ilgili olarak hüküm mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/1291 - Karar No: 2015/3024
Uygulama Notu: İtirazın İçeriğine Göre Başvuru Yolu
Hükümlü müdafileri, itiraz dilekçesinde sadece "müddetnamenin iptali" talep etmekle yetinmemeli; 5275 sayılı Kanun m. 98 uyarınca "duraksamanın giderilmesi" talebinde bulunmalıdır. Bu ayrım, davanın infaz hakimliğinde mi yoksa hüküm mahkemesinde mi görüleceği noktasında belirleyici olabilmektedir.
İtiraz Mercilerinde Görev ve Yetki Karmaşası: Hüküm Mahkemesi mi İnfaz Hakimliği mi?
Müddetnameye itirazda en sık karşılaşılan usul hatası, başvurunun yanlış mercie yapılmasıdır. Genel kural, infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliğinin yetkili olmasıdır. Ancak, itirazın mahiyeti "hesap hatası" sınırlarını aşıp hükmün yorumlanmasına veya infaz rejiminin tayinine ilişkinse, görev hükmü veren mahkemeye geçebilmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müddetnamedeki cezaların hesabına yönelik itirazlarda içtima kararını veren veya hükmü kuran mahkemenin yetkili olduğunu defaatle vurgulamıştır.
Özellikle birden fazla ilamın içtima edildiği durumlarda, müddetname bu içtima kararına dayanarak hazırlanır. Bu durumda müddetnameye yapılacak itiraz, aslında içtima kararındaki hesaplamaya veya rejime bir itiraz niteliği taşıyorsa, karar verme yetkisi içtima kararını veren mahkemeye aittir.
"Hükümlünün müddetnamede yer alan cezaların hesabına yönelik itirazı hakkında karar verme görev ve yetkisinin, hükmü veren mahkemeye eş değer mahkemeye değil, içtima kararını veren Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu gözetilerek, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/5331 - Karar No: 2016/5331
İtiraz ve Görev Tablosu
| İtirazın Mahiyeti | Görevli Merci | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| Basit Matematiksel Hesap Hatası | İnfaz Hakimliği | 4675 s.K. m. 4 |
| Mahkumiyet Hükmünün Yorumu | Hükmü Veren Mahkeme | 5275 s.K. m. 98/1 |
| İnfaz Rejiminin Yanlış Belirlenmesi | Hükmü Veren Mahkeme | 5275 s.K. m. 98 |
| Mahsup İşleminin Yapılmaması | İnfaz Hakimliği | 5275 s.K. m. 101 |
| İçtima Kararı Sonrası Hesap Hatası | İçtima Kararını Veren Mahkeme | 5275 s.K. m. 99 |
İkinci Kez Mükerrirler ve Adli Para Cezalarında Müddetname Hesaplama Kriterleri
İkinci kez mükerrer olan hükümlüler için müddetname tanzimi, infaz hukukunun en teknik alanlarından biridir. 5275 sayılı Kanun m. 108/3 uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülerin koşullu salıverilme hakkı bulunmamaktadır. Bu durum, müddetnamede "koşullu salıverilme tarihi" kısmının boş bırakılmasını veya "yoktur" ibaresinin eklenmesini zorunlu kılar. Bihakkın tahliye tarihi ise cezanın tamamının infaz edileceği tarih olarak belirlenir.
Adli para cezalarının hapse çevrilmesi durumunda da müddetname düzenlenirken dikkat edilmesi gereken husus, bu cezaların kural olarak koşullu salıverilmeye tabi olmamasıdır. Ancak, hapis cezasından çevrilen adli para cezaları ile doğrudan verilen adli para cezaları arasında infaz rejimi açısından farklılıklar mevcuttur. Müddetnameye itirazda, para cezasının infaz süresine etkisi ve mahsup işlemleri sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır.
"Hükümlünün kasten adam öldürme suçundan dolayı müebbet hapis cezasına mahkûm edilerek cezasının ikinci kez mükerrerlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine karar verildiği... 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hakkında şartla tahliye hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilerek... müddetnamelerin de infazın ölünceye kadar devam edeceği hususu belirtilerek düzenlenmesi gerektiği..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/2276 - Karar No: 2025/444
Editörün Notu: Müebbet Hapis ve İkinci Kez Tekerrür
İkinci kez mükerrer olan müebbet hapis hükümlülerinde bihakkın tahliye tarihinin "ölünceye kadar" şeklinde belirtilmesi gerekmektedir. Bazı müddetnamelerde sehven tarih verilmesi (örneğin 2069 yılı gibi), Yargıtay tarafından "hukuki belirlilik" ve "kanunilik" ilkelerine aykırı bulunarak bozma nedeni yapılmaktadır.
Uygulama Hatası: Müddetnamede Şartla Tahliye ve Bihakkın Tahliye Tarihlerinin Belirlenmesi
Müddetnamede şartla tahliye (koşullu salıverilme) tarihinin yanlış hesaplanması, hükümlünün hak etmediği halde cezaevinde kalmasına veya eksik infaza yol açabilir. 5275 sayılı Kanun m. 107'de düzenlenen koşullu salıverilme oranları (1/2, 2/3, 3/4), suçun işlendiği tarihteki yasal düzenlemeye göre belirlenmelidir. Zaman bakımından uygulama ilkesi gereği, hükümlü lehine olan infaz rejimi müddetnameye yansıtılmalıdır.
Bihakkın tahliye tarihi ise, cezanın hiçbir indirim uygulanmaksızın tamamlanacağı tarihtir. Müddetnamede bu iki tarihin açıkça gösterilmesi ve hesaplama yönteminin (dayanak kanun maddelerinin) belirtilmesi gerekir. Özellikle örgütlü suçlar veya cinsel suçlar gibi özel infaz rejimine tabi dosyalarda, denetimli serbestlik sürelerinin bu tarihlerden ne şekilde düşüleceği karmaşık bir hesaplama gerektirir.
"İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 03.09.2020 tarihli ve örnek:14 nolu örnek manuel müddetnameye göre... 5275 Kanun'un 107/2 nci maddesi uyarınca 1/2 oranı uygulanan 3 yıl 20 ay 20 günlük sürenin 1/2 indirimle 857 gün ve 5275 Kanun'un 108/1-d maddesi uyarınca 1/3 oranı uygulanan 16 yıl 56 ay 97 günlük sürenin 1/3 indirimle 5078 gün olduğu..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/8221 - Karar No: 2024/4058
İnfaz Hukukunda "Kazanılmış Hak" İlkesinin Sınırları ve Müddetname Revizyonu
Ceza hukukunun aksine, infaz hukukunda "kazanılmış hak" (reformatio in peius) ilkesi her durumda geçerli değildir. Eğer düzenlenen müddetnamede bir hesap hatası sonucu hükümlü lehine eksik ceza tayin edilmişse, bu hata "maddi hata" kapsamında değerlendirilerek her zaman düzeltilebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, infaza ilişkin hataların kazanılmış hak oluşturmayacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
Bu durum, hükümlü için ciddi bir hukuki risk oluşturur. Müddetnameye itiraz edildiğinde, merci sadece itiraz edilen hususu değil, tüm müddetnameyi re'sen inceleyebilir. Eğer müddetnamede hükümlü lehine bir hata varsa, bu hata düzeltilerek tahliye tarihi ileriye çekilebilir.
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede... itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/2276 - Karar No: 2025/444
Dikkat Edilmesi Gerekenler: Müddetname Kontrol Listesi
- Suç Tarihi: İnfaz rejiminin suç tarihindeki kanuna uygunluğu.
- Mahsup Süreleri: Gözaltı, tutukluluk ve başka suçtan yatılan sürelerin eksiksiz düşülüp düşülmediği.
- Tekerrür Durumu: İlamda TCK m. 58 uygulanmışsa, buna uygun (2/3 veya koşullu salıverilmesiz) hesaplama yapılıp yapılmadığı.
- İçtima Kararı: Birden fazla ceza varsa, en son tarihli içtima kararının esas alınıp alınmadığı.
- Artık Yıl: Şubat ayının 29 çektiği yılların tam yıl olarak sayılıp sayılmadığı.
Basit Yargılama Usulü Sonrası Düzenlenen Müddetnamelere İtiraz Usulü
CMK m. 251 kapsamında uygulanan basit yargılama usulü sonucunda verilen mahkumiyet kararlarında cezada 1/4 oranında indirim yapılmaktadır. Bu indirimin müddetnameye doğru yansıtılması, hükümlünün cezaevinde kalacağı süreyi doğrudan etkiler. Basit yargılama usulüne karşı yapılan itirazın reddi veya kesinleşmesi sonrası düzenlenen müddetnamelerde, bu indirim oranının ana ceza üzerinden doğru şekilde düşüldüğü kontrol edilmelidir.
Eğer basit yargılama usulü sonrası verilen karara süresinde itiraz edilmemişse hüküm kesinleşir ve infaza verilir. İnfaz aşamasında düzenlenen müddetnamede basit yargılama indiriminin unutulması veya yanlış hesaplanması durumunda, infaz hakimliğine şikayet yoluna gidilmelidir.
"5271 sayılı Kanun'un 'Basit yargılama usulünde itiraz' başlıklı 252/1. maddesinde, '251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.' şeklinde... Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle esastan inceleme yapılmak suretiyle itirazın reddine karar verilmesinde... isabet görülmediğinden..."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/2366 - Karar No: 2024/7059
Artık Yılların (Şubat 29) Müddetname Hesabına Etkisi ve Yargıtay Denetimi
Müddetname hesaplamalarında "yıl" kavramı, resmi takvime göre hesaplanır. TCK m. 61/6 ve 5275 sayılı Kanun uygulamalarında bir ay 30 gün olarak kabul edilirken, yıl hesabı takvim yılı esasına dayanır. Bu noktada, Şubat ayının 29 gün çektiği "artık yıllar" (2024, 2028, 2032 gibi) hesaplamada kritik rol oynar.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, müddetname tanzim edilirken Şubat ayının 29 gün olduğu artık yılların da "1 yıl" olarak dikkate alınması gerekir. Eğer hesaplama yapılırken artık yıllar nedeniyle oluşan +1 gün ihmal edilirse, bu durum eksik infaza yol açar ve kanun yararına bozma konusu edilebilir.
"Müddetlerin hesabında yılın resmi takvim yılı olarak belirlenmesi, Şubat ayının 29 gün olduğu artık yılların da 1 yıl olarak hesap edilmesi gerekmektedir. Aksi halde eksik infaza neden olunacağı cihetle, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/1072 - Karar No: 2018/4599
Uygulama Notu: Artık Yıl İtirazı Stratejisi
Hükümlü lehine bir durum söz konusuysa (müddetnamede artık yıl nedeniyle 1 gün fazla yatacağı görünüyorsa), bu durumun düzeltilmesi için 5275 m. 98 uyarınca başvuru yapılmalıdır. Genellikle kalem personeli tarafından kullanılan yazılımlar artık yılı otomatik hesaplasa da, manuel düzenlenen (Örnek 14) müddetnamelerde bu hata sıkça yapılmaktadır.
Müddetnameye İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gereken Teknik Unsurlar ve Delil Listesi
Müddetnameye itiraz dilekçesi, sıradan bir itiraz dilekçesinden ziyade teknik bir hesap dökümü içermelidir. Profesyonel bir hukukçu, dilekçesinde sadece "tahliye tarihim yanlıştır" demek yerine, kendi yaptığı hesaplamayı adım adım sunmalıdır. Dilekçede özellikle mahsup edilmesi gereken tüm belgelerin (gözaltı tutanakları, başka dosyadan tutukluluk müzekkereleri vb.) eklenmesi sürecin hızlanmasını sağlar.
Dilekçede bulunması gereken temel unsurlar şunlardır: * İnfaz Dosya Numarası: İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı infaz bürosu numarası. * İlam Bilgileri: Cezanın verildiği mahkeme, esas/karar numarası. * İtiraz Konusu: Hesap hatası mı, rejim hatası mı, mahsup hatası mı olduğu. * Yasal Dayanak: 5275 s.K. m. 98, m. 99 veya m. 101. * Ekler: Varsa daha önceki infaz dosyalarından alınan süre belgeleri veya tahliye ilamları.
"Hükümlünün içtimalı 24 yıl 72 ay 60 gün hapis cezasının infazı amacıyla... düzenlenen 12.01.2023 tarihli müddetnamede tutukluluk ve hükümlülükte geçen ve infaza konu cezasından mahsup edilmesi gereken sürenin hatalı hesaplandığı... çocuk yaşta ceza infaz kurumunda geçen süresinin dikkate alınmadığını beyan ettiği bu talebinin yeni bir talep niteliğinde olmayıp... esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiği..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/8294 - Karar No: 2024/4803
İnfaz Hakimliğinin İtiraz Üzerine Verdiği Kararlara Karşı Kanun Yolu: Ağır Ceza Mahkemesi Denetimi
İnfaz Hakimliğine yapılan şikayet veya itiraz üzerine verilen kararlar kesin değildir. Bu kararlara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde (7499 s.K. değişikliği ile) itiraz yoluna başvurulabilir. İtirazı inceleyecek merci, infaz hakimliğinin yargı çevresi içerisinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesidir. Eğer infaz hakimi aynı zamanda Ağır Ceza Mahkemesi üyesiyse, itirazı numara olarak takip eden Ağır Ceza Mahkemesi inceler.
Ağır Ceza Mahkemesi, itiraz üzerine sadece dosya üzerinden inceleme yapar. Ancak gerekli gördüğü hallerde Cumhuriyet Savcısından veya ilgililerden ek bilgi/belge isteyebilir. Bu aşamada sunulacak ek beyanlar ve teknik hesaplamalar, kararın kesinleşmesinden önceki son aşamadır.
"Kocaeli 1. İnfaz Hakimliğinin 24.11.2022 tarihli... kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2022 tarihli ve 2022/1816 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak... itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/8292 - Karar No: 2024/2898
Adliye Pratiğinde Kalem İşlemleri ve Müddetname Tebliği Süreçleri
Müddetname, hükümlü cezaevine girdikten sonra veya dışarıdayken infazı kesinleşen ilamın infaz bürosuna ulaşmasını müteakip düzenlenir. Uygulamada, UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak üretilen bu belge, infaz savcısı tarafından onaylanır. Hükümlü cezaevindeyse, müddetname cezaevi idaresi aracılığıyla hükümlüye tebliğ edilir. Tebellüğ belgesinin bir sureti infaz dosyasına eklenir.
Hükümlü dışarıdaysa, müddetname tebligat kanunu hükümlerine göre adresine gönderilir. İtiraz sürelerinin başlaması için tebliğin usulüne uygun yapılmış olması şarttır. Profesyonel pratikte, tebliğ beklenmeksizin UYAP üzerinden müddetname dökümü alınarak infaz hakimliğine şikayet yoluna gidilmesi, süreci hızlandırmak açısından tercih edilen bir yöntemdir.
İnfaz Kalem İşlemleri Akış Şeması
- Kesinleşme Şerhi: Mahkemeden ilamın kesinleşerek savcılığa gönderilmesi.
- İnfaz Kaydı: Savcılık infaz bürosu tarafından "İlamat" numarası verilmesi.
- Müddetname Tanzimi: İlamdaki sürelerin sisteme girilmesi ve tahliye tarihlerinin belirlenmesi.
- Onay ve Tebliğ: Savcı onayı sonrası hükümlüye tebliğ edilmesi.
- İtiraz Süreci: Hükümlü veya müdafiinin 5275 s.K. kapsamında itirazı.
Olağanüstü Kanun Yolu Olarak Kanun Yararına Bozma ve Müddetname İptali
Eğer müddetnameye itiraz edilmiş ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bu itiraz reddedilerek karar kesinleşmişse, ortada bariz bir hukuka aykırılık varsa "kanun yararına bozma" (CMK m. 309) yoluna gidilebilir. Bu yol, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için Adalet Bakanlığı aracılığıyla Yargıtay'a başvurulmasıdır.
Müddetnameye ilişkin kanun yararına bozma taleplerinde Yargıtay, özellikle hesaplama teknikleri ve suç türüne göre uygulanan infaz rejimlerinin doğruluğunu denetler. Bu aşamada verilecek bir bozma kararı, kesinleşmiş infaz düzenini ortadan kaldırarak yeni bir müddetname düzenlenmesinin yolunu açar.
"Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2015 tarihli ve 2015/211 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE..."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/5331 - Karar No: 2016/4073
Editörün Notu: Kanun Yararına Bozma Başvurusu
Bu yola başvurabilmek için kararın kesinleşmiş olması şarttır. Hükümlü müdafileri, infaz hakimliğine yapılan şikayetin reddi sonrası Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz etmeden doğrudan Bakanlığa başvuramazlar. Usul ekonomisi ve hürriyet hakkı gözetilerek, başvuruda somut hesap hatası kalem kalem gösterilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Müddetnamede şartla tahliye tarihi yazmıyorsa ne yapılmalıdır? Eğer hükümlü ikinci kez mükerrer değilse veya terör suçlusu gibi istisnai bir rejimde bulunmuyorsa, müddetnamede şartla tahliye tarihinin bulunmaması bir eksikliktir. Bu durumda 5275 sayılı Kanun m. 98 uyarınca duraksamanın giderilmesi talebiyle infaz hakimliğine başvurulmalıdır.
2. Başka bir suçtan tutuklu kaldığım süre müddetnamede görünmüyor, nasıl ekletebilirim? Bu bir "mahsup" işlemidir. İlgili tutukluluğun bulunduğu mahkemeden alınacak derkenar veya UYAP kayıtları dilekçeye eklenerek infaz hakimliğinden müddetnamenin iptali ve yeniden tanzimi talep edilmelidir. TCK m. 63 uyarınca mahsup işlemi bir zorunluluktur.
3. Müddetnameye itiraz edersem tahliye tarihim daha ileriye gidebilir mi? Evet. İnfaz hukukunda "aleyhe bozma yasağı" mutlak değildir. Eğer mevcut müddetnamede hesap hatası nedeniyle hükümlü lehine bir durum varsa, itiraz üzerine bu hata fark edilirse düzeltilebilir ve tahliye tarihi ileriye çekilebilir. Kazanılmış hak ilkesi infazdaki maddi hataları kapsamaz.
4. İnfaz Hakimliğinin itiraz reddine karşı kaç gün içinde üst mahkemeye gidilir? 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz dilekçesi verilmelidir. Eski "7 günlük" süre artık geçerli değildir.
Kaynakça
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- 7445 ve 7499 sayılı Kanun Değişiklik Metinleri.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/211, K. 2014/412.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2015/1291, K. 2015/3024.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2016/5331, K. 2016/5331.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/2276, K. 2025/444.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/8221, K. 2024/4058.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/2366, K. 2024/7059.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, somut olayın özelliklerine göre farklılıklar gösterebilir. İçerik profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; herhangi bir hak kaybına uğramamak adına süreçlerin bir hukuk profesyoneli eşliğinde takip edilmesi önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için İnfaz Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.