CMK 175 Uyarınca İddianamenin Kabulü ve Kovuşturma Evresine Geçişin Usulü Esasları
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 175 Uyarınca İddianamenin Kabulü ve Kovuşturma Evresine Geçişin Usulü Esasları

5271 sayılı CMK m. 175 uyarınca iddianamenin kabulü, ceza muhakemesinde soruşturma evresini kapatan ve kamu davasını açan yegâne hukuki işlemdir. Bu aşamada duruşma gününün belirlenmesi, basit yargılama usulünün uygulanabilirliği ve sanığın sorgusu yapılmadan karar verilme sınırları adliye pratiğinde kritik risk alanlarını oluşturur.

Kamu Davasının Açılması ve Kovuşturma Evresinin Başlangıcı Olarak CMK 175

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 175, iddianamenin kabulü ile kamu davasının açılmış sayılacağını ve bu an itibarıyla kovuşturma evresinin başlayacağını amir hükümdür. Ceza muhakemesi sistematiğinde bu aşama, soruşturma makamı olan Cumhuriyet Başsavcılığı ile yargılama makamı olan mahkeme arasındaki yetki devrinin gerçekleştiği kırılma noktasıdır. İddianamenin kabulü kararı, mahkemenin önündeki uyuşmazlığın esasını incelemeye başladığının ve yargılama yetkisinin artık mahkemeye geçtiğinin hukuki ilanıdır.

Ceza Genel Kurulu tarafından yapılan nitelendirmede, bu maddenin sadece bir usul kuralı olmadığı, yargılama makamına yönelik bir buyruk olduğu vurgulanmaktadır:

"CMK 170 ve 175. maddelerin Kanunda düzenlendiği yerden de anlaşılacağı üzere, CMK 175. maddesi, kamu davasının açılma koşullarını gösteren bir hüküm olmayıp, Üçüncü Kitap’ın başlığında da işaret edildiği gibi kovuşturma evresine geçilmesinin koşulu olarak iddianamenin kabulü kararı aranacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, CMK 175/1. maddedeki kural yargılama makamına yönelik bir buyruk olup, iddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma evreye geçileceği kuralını koymaktadır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2010/7-250 - Karar No: 2011/53

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2010/7-250 E. , 2011/53 K.

Bu çerçevede, iddianamenin kabulüyle birlikte şüpheli sıfatı "sanık" sıfatına dönüşür. Mahkeme, bu aşamadan itibaren 5271 sayılı CMK m. 175/2 uyarınca duruşma hazırlığı işlemlerine başlamakla yükümlüdür.

Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri Arasındaki Keskin Ayrım

Ceza muhakemesi sürecinin iki ana evresi olan soruşturma ve kovuşturma, iddianamenin kabulü anıyla birbirinden ayrılır. 5271 sayılı CMK m. 2/1-e-f bentlerinde yer alan tanımlar, bu ayrımın yasal sınırlarını belirler. Soruşturma, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreci; kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar devam eden süreci ifade eder.

Uygulamada, mahkemelerin iddianameyi kabul ettikten sonra tekrar soruşturma evresine dönük kararlar vermesi (örneğin görevsizlik kararı dışında "karar verilmesine yer olmadığı" gibi kararlar) Yargıtay tarafından usul hatası olarak kabul edilmektedir.

"Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame yerel mahkeme tarafından kabul edilmiş ve yargılama başlamıştır... CMK'nın 172/2 maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni bir delil bulunmadan aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz hükmü uyarınca usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunmadığı gerekçesiyle karar vermeye yer olmadığına şeklinde karar verilmiş ise de, CMK'nın 175. maddesine göre iddianamenin kabulüyle kamu davasının açılmış olduğu ve kovuşturma evresinin başlamış olduğu... CMK’nın 223. maddesinde yazılı hükümlerden birinin verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3258 - Karar No: 2020/12161

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/3258 E. , 2020/12161 K.

Editörün Notu: Kovuşturma Başladıktan Sonra Geri Dönüş Yoktur

Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra delil yetersizliği veya teknik eksiklikler nedeniyle dosyayı "savcılığa iade" benzeri kararlarla kapatamaz. Kovuşturma aşamasına geçildikten sonra ancak 5271 sayılı CMK m. 223 kapsamında bir hüküm (beraat, mahkumiyet, davanın reddi, düşme vb.) kurulması zorunludur.

İddianamenin Kabulü ve Duruşma Hazırlığı İşlemleri

İddianamenin kabulüyle birlikte mahkeme, duruşma hazırlığı evresine (CMK m. 175/2) geçer. Bu evrenin en somut belgesi "Tensip Zaptı"dır. Tensip zaptı ile duruşma günü belirlenir, sanık ve müdafiine davetiye çıkarılır, tanık ve bilirkişilerin çağrılmasına karar verilir ve varsa delillerin toplanması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılır.

Mahkeme kaleminde duruşma hazırlığı için tensip zaptı düzenleme süreci.

İşlem Türü İlgili Madde Süre/Kısıt Pratik Sonuç
İddianamenin Kabulü CMK 175/1 15 Günlük İnceleme Sonunda Kovuşturma Evresi Başlar
Duruşma Gününün Belirlenmesi CMK 175/2 İddianame Kabulü Sonrası Tensip Zaptı Düzenlenir
Basit Yargılama Kararı CMK 251 Duruşma Günü Verilmeden Önce Dosya Üzerinden Yargılama
Duruşma Tebligatı CMK 176 Duruşmadan En Az 1 Hafta Önce Savunma Hakkının Tesisi

Uygulama Notu: Tensip Zaptının Hukuki Niteliği

Adliye pratiğinde tensip zaptı, mahkemenin yargılama stratejisini belirlediği ilk resmi belgedir. Bu aşamada sanığın tutukluluk durumu (CMK m. 104) veya adli kontrol tedbirleri de resen gözden geçirilir. Müdafilerin, tensip zaptı düzenlenmeden hemen önce sunacakları tahliye veya delil toplama talepleri, mahkemenin ilk duruşma hazırlığını şekillendirebilir.

Basit Yargılama Usulü ile CMK 175/2 Arasındaki Usulü Engel

7331 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK m. 251/1 fıkrasına eklenen cümle, CMK 175/2 uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra artık "Basit Yargılama Usulü"ne gidilemeyeceğini hüküm altına almıştır. Bu durum, savunma makamı için stratejik bir zamanlama riskidir. Eğer suçun cezası üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiriyorsa, mahkemenin bu usulü mü yoksa genel hükümleri mi uygulayacağı tensip aşamasında kesinleşmelidir.

Duruşma günü belirlenmesi ile basit yargılama usulü arasındaki yasal kısıt simgesi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, duruşma günü verildikten sonra yapılan basit yargılama taleplerinin reddedilmesi gerektiğini şu şekilde teyit etmiştir:

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'Basit yargılama Usulü' başlıklı 251/1. maddesinde; '...175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.' şeklinde düzenleme mevcut olduğu... 19/04/2023 tarihinde yapıldığı ve duruşma gününün aynı tarihli tensip zaptı ile belirlendiği, basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğine dair talebin ise 12/06/2023 tarihinde yapıldığı nazara alındığında... duruşma günü verildikten sonra basit yargılama usulü uygulanamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4254 - Karar No: 2025/186

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2024/4254 E. , 2025/186 K.

Bu içtihat, mahkemenin tensip zaptıyla duruşma günü belirlemesi anından itibaren basit yargılama usulünün sağladığı %25 oranındaki ceza indiriminden yararlanma ihtimalinin (eğer mahkeme bu usulü seçmemişse) ortadan kalktığını göstermektedir.

Sanığın Sorgusu Yapılmadan Hüküm Kurulması Yasağı ve İstisnaları

Ceza muhakemesinde kural, sanığın bizzat duruşmada sorgusunun yapılmasıdır (CMK m. 191). Ancak 5271 sayılı CMK m. 193/2 uyarınca, "sanık hakkında toplanan delillere göre mahkumiyet dışındaki bir kararın (derhal beraat) verilebileceği hallerde" sorgusu yapılmadan da karar verilebilir. Ancak Yargıtay, bu istisnanın kapsamını oldukça dar yorumlamaktadır.

"Ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3404 - Karar No: 2021/1664

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2020/3404 E. , 2021/1664 K.

Eğer dosya kapsamındaki delillerin (tanık beyanları, keşif, bilirkişi raporu vb.) değerlendirilmesi gerekiyorsa, mahkemenin evrak üzerinden tensiple beraat kararı vermesi mutlak bir bozma nedenidir.

Duruşma Açılmadan Tensip ile Karar Verilmesinin Usulü Sakıncaları

Mahkemelerin, iddianamenin kabulünden hemen sonra duruşma hazırlığı aşamasında dosya üzerinden nihai karar vermesi, özellikle katılan tarafın haklarını zedelemektedir. Kovuşturma evresi başladığında suçtan zarar görenin davaya katılma hakkı doğar. Duruşma açılmadan verilen beraat kararları, şikayetçinin katılan sıfatı almasını ve iddialarını sunmasını engellediği için "yargılama yokluğu" benzeri bir durum oluşturur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin benzer bir olaydaki yaklaşımı şöyledir:

"İddianamenin kabulü ile kovuşturma evresinin başlaması nedeniyle CMK’nın 175. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenerek, hazır bulunması gereken kişilerin çağrılması ve CMK’nın 182 ve devamı maddeleri gereğince duruşma yapılması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmadan tensip kararı ile dosya üzerinden... sorgusu yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13681 - Karar No: 2020/1344

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2019/13681 E. , 2020/1344 K.

Yargıtay Yaklaşımı: Derhal Beraat Kararının Sınırları

Derhal beraat kararı verilebilmesi için suçun unsurlarının oluşmadığının ilk bakışta (prima facie) belli olması gerekir. Örneğin; eylemin suç tarihinden sonra suç olmaktan çıkarılması veya davanın zamanaşımına uğradığının anlaşılması gibi durumlarda duruşma açılması usul ekonomisine aykırıdır. Ancak "delil yetersizliği" gerekçesiyle duruşma açılmadan beraat verilmesi hukuka aykırıdır.

İddianamedeki Nitelendirmenin Görevli Yargıtay Dairesine Etkisi

Kovuşturma aşaması sonunda verilen hükmün temyiz incelemesinde, hangi Yargıtay dairesinin görevli olacağı belirlenirken CMK 170 ve 175 kapsamında düzenlenen iddianamedeki nitelendirme esas alınır. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m. 14 uyarınca; mahkumiyet dışındaki kararlarda (beraat, düşme vb.) iddianamedeki suçun unsurları ve sevk maddeleri belirleyicidir.

"Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise iddianame veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır... İddianamede açıklanan fiile uygun sevk maddesinin yazılmaması ya da eksik yazılması, sanığa söz konusu fiilin ve bu fiile bağlı suçun yüklenmediği... şeklinde yorumlanamaz."

Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/2360 - Karar No: 2021/6361

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2021/2360 E. , 2021/6361 K.

Bu kural, savcının iddianamede yazdığı kanun maddelerinden ziyade, iddianamenin "anlatım" kısmında tarif edilen fiile odaklanılmasını zorunlu kılar. Eğer anlatımda daha ağır bir suçun (örneğin müstehcenlik) unsurları tarif edilmişse, sevk maddesi daha hafif bir suç (özel hayatın gizliliğini ihlal) olsa bile ağır suçun incelemesini yapan daire görevli kabul edilir.

İddianamenin İadesi ve 15 Günlük Zımni Kabul Süresi

Mahkeme, kendisine sunulan iddianameyi ve soruşturma dosyasını 5271 sayılı CMK m. 174 uyarınca 15 gün içinde incelemek zorundadır. Bu süre içinde iade edilmeyen iddianame, 15. günün sonunda hukuken kabul edilmiş sayılır. Bu "zımni kabul", kovuşturma evresini otomatik olarak başlatır.

İddianamenin inceleme ve kabul süresi olan 15 günlük hak düşürücü süreyi simgeleyen görsel.

İddianamenin iadesi için kanunda sınırlı sayıda neden sayılmıştır: 1. CMK 170. maddeye aykırılık (şüpheli kimliği, suçun delilleriyle ilişkilendirilmemesi vb.). 2. Suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delilin toplanmamış olması. 3. Ön ödeme, uzlaştırma veya seri muhakeme usulünün uygulanmamış olması. 4. Soruşturma izni veya talebe bağlı suçlarda gerekli izin/talebin alınmamış olması.

"En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır... İncelemeye konu dosyada Yargıtay 5. Ceza Dairesince yargılamaya başlanıldığı anlaşıldığından, ilk derece yargılamasını yapma ve sonuçlandırma görevi 5. Ceza Dairesine ait bulunmaktadır."

Kaynak: Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu - Esas No: 2024/37 - Karar No: 2024/57

Belgeyi Gör: Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu 2024/37 E. , 2024/57 K.

Dikkat Edilmesi Gerekenler: İkinci Kez İade Yasağı

CMK 174/4 uyarınca, Cumhuriyet savcısı iade kararındaki eksiklikleri tamamladıktan sonra iddianameyi yeniden mahkemeye gönderdiğinde, mahkeme artık "ilk kararda belirtilmeyen" bir nedenle iddianameyi tekrar iade edemez. Bu kural, soruşturma ve kovuşturma arasındaki süreci sürüncemede bırakmamak için getirilmiş bir usulü güvencedir.

İddianamenin Okunması ve Savunma Hakkının Sınırları

Duruşma başladığında yapılması gereken ilk işlemlerden biri, kabul edilen iddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunmasıdır (CMK m. 191/3-b). Bu işlem, sanığın üzerine atılı suçun niteliğini ve delillerini tam olarak öğrenmesini sağlar. Yargıtay, iddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılmasını "savunma hakkının kısıtlanması" olarak görmekte ve bozma nedeni saymaktadır.

"Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianame okunmadan sanığın sorgusu yapılarak hüküm kurulmasının savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/9-1467 - Karar No: 2013/610

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2012/9-1467 E. , 2013/610 K.

Bu usul kuralı, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Sanık, kendisine karşı ileri sürülen somut vakıaları ve savcılığın bu vakıaları hangi delillere dayandırdığını duruşma salonunda resmi olarak duymalıdır.

Kovuşturma Evresinde Mağdur ve Müştekinin Haklarının Korunması

İddianamenin kabulüyle başlayan süreçte sadece sanığın değil, suçtan zarar görenin (mağdur/müşteki) de hakları mahkemenin gözetimi altındadır. Mahkeme, tensip zaptı ile birlikte mağduru ve varsa vekilini duruşmadan haberdar etmeli, onlara katılma haklarını hatırlatmalıdır.

"Sanıklar hakkında açılan kamu davası üzerine iddianamenin kabulü ile kovuşturma evresinin başlaması nedeniyle... duruşma günü belirlenerek, hazır bulunması gereken kişilerin çağrılması... şikayetçi kurumun davaya katılma olanağı sağlanması gerektiği gözetilmeden ve duruşma açılmadan tensip kararı ile dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2013/2165 - Karar No: 2013/24222

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2013/2165 E. , 2013/24222 K.

Bu içtihat, kovuşturma evresinin bir "silahların eşitliği" süreci olduğunu, mahkemenin her iki tarafın da katılımını sağlamadan (istisnai derhal beraat halleri hariç) dosyayı karara bağlayamayacağını vurgular.

Görev ve Yetki Uyuşmazlıklarında İddianamenin Rolü

Kovuşturma evresinde mahkemeler arasında çıkabilecek görev uyuşmazlıklarında (Asliye Ceza vs. Ağır Ceza), belirleyici olan yine iddianamedeki fiil nitelendirmesidir. Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra fiilin kendi görevi dışında kalan başka bir suça (örneğin daha ağır bir suça) dönüştüğünü düşünürse, görevsizlik kararı verebilir. Ancak bu karar, kovuşturmanın başlamasına engel değildir.

İstikrarlı Yargıtay uygulamalarına göre; çeşitli suçlardan açılan davalarda görevli daire belirlenirken en ağır yaptırımı içeren suç esas alınır. Hapis cezalarının üst sınırlarının eşit olması halinde alt sınırı daha fazla olan suç, o da eşitse adli para cezası öngörülen suç "daha ağır" kabul edilir.

"...özel hayatın gizliliğini ihlâl suçunun yaptırımının, bilişim sistemindeki verileri bozma suçuna göre daha ağır olması karşısında, temyizen inceleme görevi, anılan suça ilişkin temyiz davalarına bakmakla yetkili ve görevli olan Yargıtay 12. Ceza Dairesine aittir."

Kaynak: Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu - Esas No: 2021/123 - Karar No: 2022/109

Belgeyi Gör: Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu 2021/123 E. , 2022/109 K.

Kovuşturma Aşamasında Arabuluculuk ve Uzlaştırma Engeli

İddianamenin kabulüyle birlikte, soruşturma evresine özgü bazı usuller (örneğin savcılık nezdindeki uzlaştırma) kural olarak mahkemeye devrolur. Eğer savcılık tarafından uzlaştırma prosedürü işletilmeden iddianame düzenlenmişse, mahkemenin bu aşamada iddianameyi iade etmesi (CMK m. 174/1-c) gerekir. Şayet iddianame kabul edilmişse, yargılama durdurularak dosya Uzlaştırma Bürosuna gönderilir. Ancak bu durum, davanın açılmadığı anlamına gelmez; dava derdesttir ancak bekletici bir usul işlemine tabi tutulmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

1. İddianamenin kabulü kararına karşı itiraz edilebilir mi? Hayır, 5271 sayılı CMK'da iddianamenin kabulü kararına karşı doğrudan bir itiraz kanun yolu öngörülmemiştir. Bu karar bir ara karardır ve nihai hükümle birlikte temyiz veya istinaf konusu edilebilir. Ancak iddianamenin iadesi kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir (CMK m. 174/5).

2. Tensip zaptı ile beraat kararı verilmesi her durumda hukuka aykırı mıdır? Eğer beraat kararı 5271 sayılı CMK m. 193/2 kapsamında bir "derhal beraat" (herhangi bir delil takdiri ve sanık sorgusu gerektirmeyen durumlar) ise hukuka uygundur. Ancak delillerin tartışılması, tanık dinlenmesi veya sanığın savunmasının alınmasının zorunlu olduğu hallerde tensiple beraat verilmesi mutlak bozma nedenidir.

3. Mahkeme 15 günlük inceleme süresini geçirirse ne olur? CMK m. 174/3 uyarınca, 15 günlük süre sonunda iade edilmeyen iddianame "kabul edilmiş" sayılır. Bu andan itibaren mahkeme iddianameyi eksiklikler nedeniyle iade edemez, duruşma hazırlığı işlemlerine başlamak zorundadır.

4. İddianamedeki sevk maddesinin yanlış yazılması iade sebebi midir? Hayır, CMK m. 174/2 uyarınca suçun hukuki nitelendirilmesi (sevk maddesinin belirlenmesi) sebebiyle iddianame iade edilemez. Mahkeme, kovuşturma aşamasında CMK m. 226 uyarınca sanığa ek savunma hakkı vererek suçun niteliğini kendisi belirler.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 170, 174, 175, 176, 191, 193, 223, 226, 251.
  • Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2010/7-250 - Karar No: 2011/53.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3258 - Karar No: 2020/12161.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/4254 - Karar No: 2025/186.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3404 - Karar No: 2021/1664.
  • Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu - Esas No: 2024/37 - Karar No: 2024/57.
  • 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m. 14.

Yasal Uyarı: Bu içerik, CMK 175 ve bağlantılı süreçler hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki tavsiye veya danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olayın kendine özgü koşulları ve değişen yargı içtihatları dikkate alınmalıdır. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyonelinden destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: