
CMK 182 Kapsamında Duruşmanın Açıklığı ve Aleniyet İlkesinin İhlali: Adliye Pratiğinde Mutlak Bozma Sebepleri
Ceza muhakemesinde aleniyet ilkesi, duruşmanın herkese açık yapılmasını ve hükmün aleni tefhimini zorunlu kılan, ihlali halinde CMK m. 289/1-f uyarınca mutlak hukuka aykırılık teşkil eden temel bir yargılama güvencesidir. Genel ahlak veya kamu güvenliği gerekçesiyle verilen kapalılık kararlarında dahi, on sekiz yaşından büyük sanıklar için hükmün açık duruşmada açıklanması yasal bir zorunluluktur.
Ceza Muhakemesinde Aleniyet İlkesinin Sınırları ve CMK 182 Düzenlemesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 182, ceza yargılamasının en temel sütunlarından biri olan duruşmanın açıklığı ilkesini vazetmektedir. Kural olarak duruşmalar herkese açıktır; bu durum adalet mekanizmasının toplumsal denetime tabi tutulmasını ve yargılamanın şeffaflığını garanti altına alır. Ancak bu kural mutlak olmayıp, kanun koyucu tarafından belirli hassas dengeler gözetilerek istisnalara tabi tutulmuştur. Aleniyet ilkesi sadece duruşma salonuna giriş serbestisini değil, aynı zamanda yargılama aşamalarının kamuoyu tarafından bilinmesini ve denetlenmesini de kapsar.
Adliye pratiğinde, duruşmanın açıklığı ilkesinin ihlali, hükmün esasına girilmeden önce incelenmesi gereken usuli bir meseledir. CMK m. 182/2 uyarınca mahkeme, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kapalılık kararının mahkemenin keyfiyetine bırakılmamış olmasıdır; "kesin olarak gerekli kılma" şartı, mahkemenin bu yetkisini dar yorumlaması gerektiğini ve somut gerekçelere dayanması gerektiğini ortaya koyar.
"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkı kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında; 'Medeni hak ve yükümlülüklerinin ya da kendisine isnat edilen herhangi bir suçun belirlenmesinde, herkes, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından, makul süre içerisinde, adil yargılanma ve aleni duruşma hakkına sahiptir. Hüküm aleni olarak açıklanır; ancak basın ve kamu duruşmanın tamamından ya da bir kısmından, bir demokratik toplumda, ahlak, kamu düzeni yahut milli güvenlik yararına, gençlerin çıkarlarının ya da tarafların özel yaşamının korunmasının bunu gerektirmesi hallerinde, ya da aleniyetin, adaletin gereklerine zarar verebileceği özel koşullar bulunması halinde, mahkemenin görüşüne göre kesin biçimde gerekli olduğu ölçüde, çıkartılabilir.'"
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/1557 - Karar No: 2016/13
Genel Ahlak ve Kamu Güvenliği Nedeniyle Duruşmanın Kapalı Yapılması
Genel ahlak ve kamu güvenliği kavramları, doktrinde ve içtihatlarda duruşmanın kapalılığı için temel meşruiyet zeminleri olarak kabul edilmektedir. Genel ahlak gerekçesi genellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda, mağdurun veya sanığın mahremiyetinin korunması amacıyla işletilmektedir. Kamu güvenliği ise, duruşmanın açık yapılmasının toplumsal bir infiale yol açabileceği veya devlet sırlarının ifşası gibi risklerin bulunduğu durumlarda gündeme gelmektedir.
Editörün Notu: Uygulamada mahkemelerin, suçun niteliğine bakarak otomatik olarak kapalılık kararı verdiği gözlemlense de, her somut olayda kapalılığın neden "kesin olarak gerekli" olduğu ara kararda tartışılmalıdır. Aksi takdirde, savunma makamı aleniyet ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. CMK m. 186 uyarınca kapalılık kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilmelidir. Sadece "suçun niteliği gereği" şeklindeki matbu ifadeler, Yargıtay denetiminde yetersiz gerekçe olarak değerlendirilme riski taşımaktadır.
| Kapalılık Türü | Dayanak Madde | Uygulama Koşulu | Karar ve İnfaz Usulü |
|---|---|---|---|
| İhtiyari Kapalılık | CMK 182/2 | Genel ahlak veya kamu güvenliği | Mahkeme takdiri + Gerekçeli ara karar |
| Zorunlu Kapalılık | CMK 185 | Sanığın 18 yaşından küçük olması | Kanuni zorunluluk (Hüküm de kapalı açıklanır) |
| Kısmi Kapalılık | CMK 182/2 | Yalnızca belirli delillerin ikamesi | Araştırma konusu ile sınırlı kapalılık |
Zorunlu Kapalılık Rejimi: 18 Yaşından Küçük Sanıkların Yargılanması
Sanığın çocuk (on sekiz yaşını doldurmamış) olması hali, CMK m. 185 uyarınca "zorunlu kapalılık" teşkil eder. Bu durumda mahkemenin bir takdir yetkisi bulunmamaktadır; yargılamanın tüm aşamaları ve hatta hükmün tefhimi dahi kapalı oturumda gerçekleştirilmelidir. Çocukların korunması ilkesi, yargılamanın aleniyetinden üstün tutulmuştur. Bu düzenleme hem 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hem de taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle uyumludur.
Pratikte en sık karşılaşılan hata, sanığın yargılama devam ederken on sekiz yaşını doldurması durumunda kapalılığa devam edilmesidir. Yargıtay içtihatları, sanığın on sekiz yaşını doldurduğu andan itibaren duruşmaların açık yapılması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Eğer sanık yaşını ikmal etmişse ve genel ahlak ya da kamu güvenliği yönünden yeni bir kapalılık kararı alınmamışsa, yargılamaya açık devam edilmelidir.
"Nüfus kayıt örneği incelendiğinde suça sürüklenen çocuk ...'un 30.01.1990 doğumlu, son duruşma tarihinin ise 14.02.2014 olduğu anlaşılmaktadır... Somut olayda; oturum tarihinden önce 30.01.2008 tarihinde onsekiz yaşını doldurduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir 'kapalılık kararı' da bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkındaki duruşmanın, 5271 sayılı CMK’nın 182. maddesi uyarınca 'herkese açık' bir şekilde yapılması ve hükmün de 'açık yapılan duruşma sırasında' tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden, 10.10.2013 tarihinden sonraki duruşmaların kapalı yapılması, hükmün de kapalı duruşmada gizlice tefhim edilmesi suretiyle 'açıklık kuralının' ihlâl edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/34256 - Karar No: 2015/1138
Kapalılık Kararının Usulü ve Gerekçelendirme Zorunluluğu
CMK m. 184 uyarınca, duruşmanın kapalı yapılmasına dair istemler veya mahkemenin kendiliğinden alacağı kararlar, yine kapalı bir oturumda tartışılabilir. Bu, kapalılık kararının kendisinin de hassas bir konu olmasından kaynaklanır. Ancak, kapalılık kararı alındıktan sonra bu kararın dayanakları CMK m. 186 uyarınca duruşma tutanağına ayrıntılı olarak yazılmalıdır. Mahkeme, hangi somut tehlikenin aleniyet ilkesinin önüne geçtiğini net bir şekilde ortaya koymakla yükümlüdür.
Uygulama Notu: Kapalılık kararı verildiğinde, duruşma salonunda bulunan izleyicilerin ve basın mensuplarının dışarı çıkarılması usuli bir işlemdir. Ancak bu işlem gerçekleştirilmeden önce mahkemenin bu yöndeki gerekçeli ara kararını tefhim etmesi gerekir. Eğer mahkeme, gerekçesiz bir şekilde veya sadece "dosya içeriği" diyerek kapalılık kararı verirse, bu durum savunma hakkının kısıtlanması ve aleniyet ilkesinin ihlali bağlamında değerlendirilmektedir.
Mutlak Bozma Sebebi Olarak Hükmün Kapalı Oturumda Tefhimi
Ceza muhakemesinde en kritik usul kurallarından biri CMK m. 182/3 fıkrasıdır. Bu hükme göre, duruşma genel ahlak veya kamu güvenliği nedeniyle kapalı yapılmış olsa dahi, hüküm açık duruşmada açıklanmalıdır. Kanun koyucu, yargılamanın bir kısmının kapalı yapılabilmesine cevaz verse de, kararın verilmesi ve toplum adına açıklanması aşamasında aleniyeti mutlak bir şart olarak koşmuştur. Bu kuralın tek istisnası, sanığın on sekiz yaşından küçük olması halidir (CMK m. 185).
Yargıtay 9. Ceza Dairesi ve 14. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, yetişkin bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kapalı oturumda açıklanması, başka hiçbir inceleme yapılmaksızın hükmün bozulmasını gerektiren bir usul hatasıdır. Bu durum, "gizli adalet dağıtımı" yasağının bir yansımasıdır.
"5271 sayılı CMK'nın 182 ve 185. maddelerine göre sadece on sekiz yaşını doldurmayan sanıklar hakkındaki hükümlerin kapalı duruşmada açıklanabileceği, bu kapsamda genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşma kapalı yapılsa dahi hükmün açık tefhiminin zorunlu olduğu gözetilmeden 25.09.2014 tarihli karar duruşmasının kapalı yapılıp hükmün de kapalı oturumda okunup açıklanması suretiyle aynı Kanunun 182/1. maddesine muhalefet edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/21936 - Karar No: 2022/269
İstisnai Bir Hal Olarak CMK 200: Sanığın Sorgusu Sırasında Salondan Çıkarılması
Adliye pratiğinde sıklıkla aleniyet ilkesi ile karıştırılan bir diğer usul işlemi CMK m. 200'de düzenlenen sanığın duruşma salonundan çıkarılmasıdır. CMK m. 200, bir sanığın veya tanığın, diğer sanığın huzurunda gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilmesi durumunda mahkemeye sanığı salondan çıkarma yetkisi verir. Ancak bu bir "kapalılık" kararı değildir; bu sadece belirli bir kişinin (sanığın) duruşmanın o kısmından uzaklaştırılmasıdır. Duruşma, kamuya açık olmaya devam eder.
Editörün Notu: Mahkemeler bazen CMK m. 200 uygulamasını bir kapalılık hali gibi değerlendirerek izleyicileri de dışarı çıkarmaktadır. Bu, hukuki bir yanılgıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın sorgusu sırasında suç ortağının çıkarılması gerekirken tüm duruşmanın kapalı yapılmasını kanuna aykırı bulmuştur. Savunma makamı, CMK m. 200 ile CMK m. 182 arasındaki bu mahiyet farkını vurgulayarak, duruşmanın haksız yere kapatılmasına itiraz etmelidir.
"CMK.nun 200/1. maddesine göre; sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemesinden endişe edildiği durumlarda, sorgu ve dinleme sırasında hazır bulunan sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verilebileceği... sanık ...'ın sorgusunun yapıldığı sırada CMK.nun 200. maddesi uyarınca işlem yapılıp sanık ...'in duruşma salonundan çıkarılması ile yetinilmesi gerekirken, kanunda belirtilen haller gerçekleşmediği halde yasal olmayan gerekçe ile duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilmesi suretiyle CMK.nun 182/2. maddesine aykırı davranılması [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/5040 - Karar No: 2016/3580
Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay Denetiminde Aleniyet İhlali
Aleniyet ilkesinin ihlali, 5271 sayılı CMK m. 289/1-f uyarınca "Hukuka Kesin Aykırılık Halleri" arasında sayılmıştır. Bu, ihlalin varlığı halinde üst mahkemenin (BAM veya Yargıtay), kararın esasına bakmaksızın, hükmü bozmakla yükümlü olduğu anlamına gelir. İstinaf başvurusunda bu hususun dile getirilmesi halinde, BAM'ın "düzeltilerek esastan ret" kararı vermesi mümkün değildir; zira aleniyet ihlali doğrudan bozma sebebidir.
Uygulamada, ilk derece mahkemesi tarafından sehven kapalı yapılan bir celse, tüm yargılama sürecini sakatlayabilir. Özellikle cinsel suçlarda, mağdurun yaşı küçük olsa dahi sanık yetişkin ise, kapalılık kararının dayanağı sanık değil "genel ahlak" olmalıdır. Eğer sanık çocuk olarak başlayıp yargılama sırasında reşit olmuşsa, kapalılık rejiminin derhal değiştirilmesi gerekir. Bu dinamik takibi yapmayan mahkeme kararları, denetim mercii tarafından usulden bozulmaktadır.
"Sanığın suç tarihinde on sekiz yaşını ikmal etmiş olmasına ve genel ahlak ya da kamu güvenliği gerekçesiyle verilen bir kapalılık kararı da bulunmamasına rağmen ilk derece mahkemesince duruşmaların kapalı yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 182/1. maddesine aykırı davranılması karşısında, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-f. maddesine muhalefet edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/3841 - Karar No: 2020/4524
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Madde 6 Kapsamında Aleniyet Güvencesi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargılamanın aleniyetini, bireyi "gizli adalet" tehlikesinden koruyan en önemli kalkanlardan biri olarak görür. Aleniyet, mahkemelere olan güvenin sürdürülmesinin ve demokratik bir toplumda adaletin "görülür" kılınmasının vasıtasıdır. AİHM'in Belashev-Rusya ve Pretto-İtalya kararlarında vurgulandığı üzere, duruşmaların açık yapılması kuralı, adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir parçasıdır.
Hukuki Risk Analizi: Aleniyetin haksız sınırlandırılması durumunda, iç hukuk yolları tüketilerek Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılması ve ardından AİHM süreci işletilmesi mümkündür. Türk mahkemeleri, kapalılık kararı verirken sadece CMK m. 182'yi değil, aynı zamanda AİHS 6. maddesinde belirtilen "demokratik bir toplumda gereklilik" ölçütünü de gözetmelidir.
"Açık duruşma yapma şartı istisnalara tabidir. Bu durum '... duruşmayı izleyenler ve basın mensupları, ... adaletin zarar göreceği özel hallerde mahkemenin kesinlikle gerekli olduğunda inandığı ölçüde demokratik toplumda ... ulusal güvenlik amacıyla duruşmanın tamamından veya bir bölümünden çıkarılabilir' hükmünü içeren sözleşmenin 6 (1). fıkrasının metninden anlaşılmaktadır. Dolaysıyla Sözleşmenin 6. maddesine göre, örneğin bazen tanıkların güvenliğini veya mahremiyetini korumak veya adaletin gereği olarak bilgi ve fikirlerini serbestçe sunulmasını teşvik etmek amacıyla... aleniyeti sınırlamak gerekli olabilir."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/9309 - Karar No: 2015/4983
Duruşmanın Kapalı Yapılması İstemine İlişkin Usul ve Ara Karar Süreci
Duruşmanın kapalı yapılması talebi savcılıktan, sanık müdafiinden veya katılan vekilinden gelebilir. Mahkeme bu talebi değerlendirirken, aleniyetin zarar göreceği özel koşulların varlığını araştırmalıdır. CMK m. 184 uyarınca yapılacak bu "talep değerlendirme" oturumu, uygun görülürse kapalı yapılabilir. Bu, henüz kapalılık kararı verilmeden önce mahremiyeti korumaya yönelik usuli bir emniyet subabıdır.
Uygulama Notu: Kapalılık kararı verildiğinde, bu kararın kapsamı tutanakta netleştirilmelidir. Kapalılık sadece belirli bir tanığın dinlenmesiyle mi sınırlı kalacak, yoksa tüm yargılamayı mı kapsayacak? Karar duruşması öncesinde kapalılık kararının kaldırılıp kaldırılmadığı tutanaklarda açıkça görülmelidir. Yargıtay, kapalılık kararının kaldırıldığına dair bir karar alınmaksızın açık duruşmaya geçilmesini de bir usul eksikliği olarak not etmektedir.
"05.11.2015 tarihli tensip zaptı ile yaşı küçük mağdurenin menfaati, suçun niteliği ve genel ahlakın korunması amaçlarıyla duruşmaların kapalı yapılmasına karar verildiği... ardından yapılan son duruşmanın ise, kapalılık kararının kaldırıldığına dair bir karar alınmaksızın açık yapılıp, kararın da bu duruşmada verildiği anlaşılmakla... açık duruşmaya geçildiğine dair bir karar verilmeden hükmün okunup açıklanması suretiyle aleniyet ilkesinin ihlal edilmesi [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/10152 - Karar No: 2016/8214
Mağdurun Mahremiyeti ile Aleniyet İlkesi Arasındaki Denge
Özellikle cinsel suçlar ve aile içi şiddet dosyalarında, mağdurun özel hayatının korunması aleniyet ilkesi ile çatışabilir. Mahkemeler bu durumda "üstün kamu yararı" testi uygulamalıdır. Mağdurun çocuk olması halinde zaten zorunlu kapalılık rejimi (dolaylı olarak) işlese de, yetişkin mağdurların korunması için CMK m. 182/2'deki "genel ahlak" kavramı geniş yorumlanabilmektedir. Ancak burada dahi sanığın adil yargılanma hakkı ile mağdurun mahremiyeti arasındaki denge, duruşmanın tamamını kapatmak yerine sadece mağdurun beyanının alındığı kısımla sınırlı tutulması yoluyla sağlanabilir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararlarında Aleniyet
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), niteliği itibarıyla bir "hüküm" tefhimi sürecidir. HAGB kararı verilirken de duruşmanın açıklığı kuralı geçerlidir. Eğer duruşma kapalı yapılıyorsa, HAGB kararının açık tefhimi zorunludur. Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi üzerine açıklanan "eski" hükmün tefhiminde de aleniyet kuralına uyulmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, HAGB kararlarında gerekçe ile kısa karar arasındaki uyumun aleniyetin bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerini kısa kararda uygulamayan yerel mahkemenin, zararı gidermediğinden bahisle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmadığını gerekçeli kararın gerekçe kısmında belirtilmesi, 5271 sayılı CYY'ın da yer alan açık düzenlemeler karşısında usul ve yasaya aykırılık oluşturmamaktadır. Esasen, hükmün esasını oluşturan kısa kararda yer alan bir uygulamanın aksinin, gerekçede yer alması halinde hükmün karıştırıldığından bahsedilebileceğinden, somut olayda hükmün karıştırıldığından da söz edilemez."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2011/7-171 - Karar No: 2011/196
Duruşma Tutanağına Kapalılık Şerhinin Düşülmesi ve İspat Kuvveti
Duruşmanın açık mı kapalı mı yapıldığına dair en güçlü delil duruşma tutanağıdır. CMK m. 222 uyarınca, duruşmanın nasıl yapıldığına dair usul kurallarına uyulup uyulmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağın başlığında "Açık Duruşma" yazmasına rağmen, içeriğinde "Kapalı Oturuma Geçildi" şerhi bulunması ve ardından tekrar "Açık Oturuma Geçildi" ibaresinin yer almaması ciddi usuli karmaşalara yol açmaktadır.
Pratik Öneri: Duruşma zaptı katip tarafından yazılırken, kapalılık kararının hangi aşamada alındığı ve hangi aşamada sona erdiği (özellikle hüküm tefhiminden önce) açıkça belirtilmelidir. Eğer hüküm kapalı tefhim edilmişse, bu durum sanık müdafi tarafından derhal zapta şerh düşürülmeli veya zapttaki bu aykırılık temyiz aşamasında ana argüman olarak kullanılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Sanık 18 yaşını doldurduğu gün duruşma kapalı yapılmaya devam edilirse ne olur? CMK m. 185 kapsamındaki zorunlu kapalılık hali sona erer. Eğer mahkeme CMK m. 182/2 uyarınca (genel ahlak/kamu güvenliği) yeni bir kapalılık kararı almazsa, duruşmanın kapalı yapılması mutlak bir hukuka aykırılık halidir ve Yargıtay tarafından bozma sebebidir.
Duruşma kapalı yapılmışsa, gerekçeli kararda bu durum nasıl belirtilmelidir? Gerekçeli kararın "yargılama süreci" kısmında, hangi ara kararla ve hangi yasal gerekçeyle kapalılık kararı alındığı belirtilmelidir. Ayrıca kısa kararın (hüküm fıkrasının) açık oturumda tefhim edildiğine dair ibarenin kararda yer alması ispat açısından kritiktir.
Mağdurun beyanı alınırken izleyiciler salondan çıkarılabilir mi? Evet, mahkeme CMK m. 182/2 uyarınca genel ahlakı gerekçe göstererek sadece mağdurun beyanının alınması aşamasında duruşmanın bir kısmının kapalı yapılmasına karar verebilir. Ancak beyan bittikten sonra kapılar tekrar açılmalıdır.
Kapalılık kararına itiraz edilebilir mi? Kapalılık kararı bir ara karardır. Ara kararlara karşı kural olarak tek başına itiraz yolu kapalıdır; ancak bu usuli aykırılık, nihai hükümle birlikte istinaf ve temyiz konusu yapılabilir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/21936, Karar No: 2022/269
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/1557, Karar No: 2016/13
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/34256, Karar No: 2015/1138
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/5040, Karar No: 2016/3580
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/3841, Karar No: 2020/4524
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2011/7-171, Karar No: 2011/196
Yasal Uyarı: Bu makale, CMK 182 ve ilgili mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olay bazında hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her olay kendi özel koşullarında değerlendirilmelidir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.