CMK 178 Kapsamında Hazır Edilen Tanığın Dinlenmesi: Savunma Hakkı ve Usul Sınırları
Delil ve İspatYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 178 Kapsamında Hazır Edilen Tanığın Dinlenmesi: Savunma Hakkı ve Usul Sınırları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 178, mahkemece reddedilen tanıkların duruşmada hazır edilmesi halinde dinlenmesini zorunlu kılarak silahların eşitliği ilkesini güvence altına alır. Bu hak, davayı uzatma amacı taşımadığı sürece mutlak bir dinleme yükümlülüğü doğurur ve savunma hakkının kısıtlanması riskine karşı en güçlü usulî mekanizmalardan biridir.

CMK 178 Kapsamında Hazır Edilen Tanığın Dinlenmesi Zorunluluğu ve İstisnaları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 178, sanığın veya katılanın, mahkeme tarafından çağrılması reddedilen tanık veya uzman kişileri duruşmada bizzat hazır etmeleri durumunda bu kişilerin dinlenmesini emretmektedir. Kural olarak, tarafların hazır ettiği tanığın dinlenmesi mahkeme için bir takdir hakkı değil, usulî bir zorunluluktur. Bu düzenlemenin temel amacı, mahkemenin tanık çağırma talebini reddetmesiyle oluşan savunma kısıtlamasını, tarafın kendi imkanlarıyla gidermesine olanak tanımaktır. Ancak bu kuralın tek ve dar yorumlanması gereken istisnası, talebin "davayı uzatmak amacıyla" yapılmış olmasıdır.

Uygulamada, tanığın duruşma salonu kapısında hazır edilmesi durumunda mahkemenin "bu aşamada tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı" veya "tanık listesinde isminin geçmediği" gerekçesiyle talebi reddetmesi, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla bozma veya ihlal konusu yapılmaktadır. CMK m. 178'in emredici lafzı, tanığın kimliğinin önceden bildirilmemiş olmasını veya soruşturma aşamasında ifadesinin alınmamış olmasını bir ret gerekçesi olarak kabul etmez.

"Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir. Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir. Bu hüküm, sanığın veya katılanın duruşma gününe kadar dilekçe vererek tanık veya uzman kişi çağrılmasına ilişkin taleplerinin reddi halinde, savunma imkanlarını koruma altına alan ikincil bir güvencedir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 178 - Madde Metni

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

"Davayı Uzatma Amacı" Kıstasının Somutlaştırılması ve Yargıtay’ın Denetim Parametreleri

CMK m. 178’in ikinci cümlesinde yer alan "davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir" hükmü, mahkemelere sınırlı bir denetim yetkisi verir. Bir talebin davayı uzatma amacı taşıyıp taşımadığı, davanın geldiği aşama, tanığın ispat edeceği vakıanın önemi ve daha önce aynı konuda yeterli delilin toplanıp toplanmadığı gibi objektif kriterlerle değerlendirilmelidir. Yargıtay, tanığın duruşmada hazır edilmesi halinde, sadece isminin daha önce bildirilmemiş olmasını tek başına "uzatma amacı" olarak kabul etmemektedir.

Uzatma Amacının Belirlenmesinde Objektif Kriterler

Mahkemenin, tanık dinletme talebinin kötü niyetli olduğunu somut verilerle ortaya koyması gerekir. Örneğin, delillerin tartışılması aşamasına gelinmiş ve dosya tekemmül etmişken, hükme hiçbir yenilik katmayacağı aşikar olan bir tanığın "hazır edildiği" iddiasıyla son celsede getirilmesi, somut olayın özelliklerine göre uzatma amacı olarak yorumlanabilir. Ancak, tanığın beyanının suçun sübutuna veya vasfına doğrudan etki etme ihtimali varsa, usul ekonomisi gerekçesiyle bu haktan vazgeçilemez.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin "Uzatma Amacı" Yorumu

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin "bu aşamaya kadar ismi geçmeyen tanığın getirilmesinin dosyayı uzatmaya yönelik olduğu" şeklindeki gerekçesini hukuka aykırı bulmuştur. Daireye göre, tanığın duruşma salonu dışında hazır edilmesi halinde, mahkemenin tanığı dinleme zorunluluğu doğar ve bu zorunluluğun ihlali savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

"Sanık müdafiince duruşma salonu dışında hazır edilen tanığın dinlenilmesi talebinin 'bu aşamaya kadar dosyada ismi geçmeyen kişilerin daha sonradan dosyaya tanık olarak getirilmesi ve soruşturma aşamasında isimlerinin bulunmaması karşısında dosyayı uzatmaya yönelik olduğu' gerekçesiyle reddedilmesi hukuka aykırıdır. Mahkemece bahsi geçen tanığın dinlenilmesi zorunluluğuna uyulmaması bozmayı gerektirir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/1356 - Karar No: 2020/10739

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2020/1356 E. , 2020/10739 K.

Savunma Hakkı ve Silahların Eşitliği İlkesi: AİHS 6. Madde ve Anayasa 36. Madde Perspektifi

Tanık dinletme hakkı, sadece usulî bir kural değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6/3-d ve Anayasa m. 36 ile güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı"nın ayrılmaz bir parçasıdır. Silahların eşitliği ilkesi, savunma tarafının da iddia tarafıyla aynı koşullarda tanık dinletme ve soru sorma hakkına sahip olmasını gerektirir. CMK m. 178, bu eşitliği somutlaştıran bir emniyet sübabı işlevi görür.

İddia Tanıklarına Karşı Savunma Tanıklarının Dengelenmesi

Yargılama makamı, iddia makamının tanıklarını dinlerken gösterdiği esnekliği ve kolaylığı, savunma tanıkları için de göstermek zorundadır. Eğer mahkumiyet hükmü belirli tanık beyanlarına dayanıyorsa, bu beyanların aksini ispat edebilecek savunma tanıklarının dinlenmemesi, silahların eşitliğini savunma aleyhine bozar. Ancak bu hak mutlak değildir; sanığın tanık dinletme talebini, bu tanığın gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklayarak desteklemesi beklenir.

Çelişmeli Yargılama ve Soru Sorma Hakkı

Doğrudan doğruyalık ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, sanığın aleyhindeki tanıkları sorgulama ve kendi lehine olan tanıkları dinletme hakkı korunmalıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, suçun sübutu bakımından kritik öneme sahip tanıkların duruşmada sanık huzurunda dinlenmemesini, AİHS m. 6/3-d ve Anayasa m. 36’ya aykırılık teşkil eden temel bir usul hatası olarak değerlendirmektedir.

"Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve vasfının tayini bakımından tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda dinlenip AİHS'in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan 'iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek' hakkı tanınması gerekir. Tanık beyanının sadece okunmasıyla yetinilmesi CMK m. 181/1 ve 210'a aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/17374 - Karar No: 2025/684

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/17374 E. , 2025/684 K.

Uzman Kişi Getirme Hakkı: CMK 178 ve Teknik Görüşlerin Hükme Etkisi

CMK m. 178 sadece tanıklar için değil, "uzman kişiler" (bilimsel mütalaa sunanlar) için de geçerlidir. Sanık veya müdafii, mahkemenin bilirkişi talebini reddetmesi halinde, teknik bir konuda uzmanlığı olan kişiyi duruşmaya getirip dinletebilir. Bu durum, "uzman mütalaası" kurumunun (CMK m. 67/6) duruşma salonundaki canlı tezahürüdür.

Bilirkişi Raporu ile Uzman Mütalaası Arasındaki Fark

Mahkemece atanan bilirkişinin hazırladığı rapor, resmî bir delil niteliğindeyken; tarafın getirdiği uzman kişinin beyanı veya mütalaası "takdiri bir delil" niteliğindedir. Ancak mahkeme, bu uzman görüşünü "taraf tutacağı" ön yargısıyla reddedemez. Uzman kişinin beyanları, mahkemece atanan bilirkişinin raporuyla çelişiyorsa, mahkemenin bu çelişkiyi gidermek için ek rapor alması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırması gerekebilir.

Uzman Kişinin Duruşmada Dinlenmesinin Avantajları

Uzman kişinin duruşmada hazır edilmesi, karmaşık teknik verilerin (balistik, bilişim, adli tıp vb.) doğrudan hakim ve taraflarca sorgulanabilmesini sağlar. Mahkemenin, uzman kişinin uzmanlık alanını ve sunacağı bilginin davaya katkısını sorguladıktan sonra, "uzatma amacı" görmediği takdirde bu kişiyi dinlemesi esastır.

Mahkemenin Delili Reddetme Yetkisi ile CMK 178 Arasındaki Hiyerarşik İlişki

Mahkemenin genel delil reddetme yetkisi CMK m. 206/2’de düzenlenmiştir. Buna göre delil; kanuna aykırı elde edilmişse, ispat edilmek istenen olayla ilgisi yoksa veya sadece davayı uzatmak amacıyla sunulmuşsa reddedilebilir. CMK m. 178 ise, m. 177 uyarınca yapılan "yazılı tanık bildirme" talebinin m. 206 kapsamında reddedilmesi durumunda devreye giren bir "telafi" maddesidir.

CMK 178 ve delil reddi hiyerarşisini simgeleyen hukuki kompozisyon.

Usulî Adım Kanun Maddesi Mahkemenin Yetkisi
Tanık Bildirme Talebi CMK m. 177 Mahkeme m. 206/2 çerçevesinde reddedebilir.
Hazır Edilen Tanığın Getirilmesi CMK m. 178 Mahkeme dinlemek zorundadır (İstisna: Uzatma Amacı).
Delilin İkamesi ve Reddi CMK m. 206 Sadece belirli şartlarda delil reddi mümkündür.
Delilin Doğrudan İncelenmesi CMK m. 217 Karar, duruşmaya getirilmiş ve tartışılmış delillere dayandırılır.

Buradaki hiyerarşik yapı şöyledir: Mahkeme, m. 177 uyarınca sunulan dilekçeyi "gereksiz" bulup reddetmiş olsa dahi, sanık o tanığı kapıya getirdiğinde, mahkemenin "gereksiz" görme yetkisi m. 178 uyarınca daralır. Artık mahkeme, tanığın beyanını duymadan onun "gereksiz" olduğuna karar veremez; yalnızca "davayı uzatma kastını" denetleyebilir.

Anayasa Mahkemesi'nin Servet Oğuz Başvurusu: İhlal Olmadığı Yönündeki Çoğunluk Görüşünün Analizi

Anayasa Mahkemesi’nin 22/5/2024 tarihli Servet Oğuz kararı, CMK 178 uygulaması açısından oldukça tartışmalı bir örnek sunmaktadır. Başvurucu, pandemi döneminde bir işletmenin yasaklara aykırı müşteri kabul ettiği yönünde ihbarlarda bulunmuş, ihbarların asılsız çıkması üzerine iftira suçundan yargılanmıştır. Sanık, son celsede işletmede müşteri olarak yemek yediğini iddia ettiği iki tanığı kapıda hazır etmiş, ancak mahkeme "yargılamayı uzatacağı" gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

Çoğunluk Görüşü: Esasa Etkili Olmama ve Tutanakların Gücü

Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, başvurucunun ihbarlarının asılsız olduğunun resmî denetim tutanaklarıyla sabit olduğunu ve başvurucunun bu tutanaklara itiraz etmediğini vurgulamıştır. Mahkeme, dinlenilmek istenen tanıkların beyanlarının, mahkumiyete esas alınan resmî tutanakların içeriğini değiştirecek nitelikte olmadığını değerlendirerek "tanık dinletme hakkının ihlal edilmediğine" karar vermiştir. Burada mahkemenin, tanık beyanının "sonucu değiştirmeyeceğine" dair bir "ön değerlendirme" (anticipatory assessment of evidence) yaptığı görülmektedir.

Karşı Oy Gerekçesi: CMK 178’in Emredici Niteliği

Başkan Basri Bağcı ve Üye Kenan Yaşar’ın karşı oy gerekçesinde, CMK m. 178’in mahkemeye "hazır edilen tanığı dinleme" konusunda kesin bir mükellefiyet yüklediği belirtilmiştir. Karşı oyda, tanıkların olayla (lokantada yemek yeme vakıasıyla) doğrudan ilgili olduğu ve hazır edilen tanıkların dinlenmesinin yargılamayı makul olmayan bir şekilde uzatmayacağı savunulmuştur.

"Başvurucunun dinletmek istediği tanıklar yasaklı dönem içerisinde lokantada yemek yediği söylenen kişilerdir. Tanıkların bu özellikleri itibarıyla yargılama konusu ile ilgisiz kişiler olduğunu kabul etmek mümkün değildir. CMK m. 178'de sanığın mahkemede hazır ettiği tanığın dinlenilmesi mükellefiyeti getirilmiştir. Yargılamanın hazır edilen tanıklar nedeniyle uzayacağını kabul etmek mümkün değildir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi - Servet Oğuz Başvurusu (Karşı Oy) - Karar Tarihi: 22/5/2024

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

İstinaf ve Temyiz İncelemesinde CMK 178 İhlallerinin "Mutlak Bozma Nedeni" Olup Olmadığı

CMK m. 178 uyarınca hazır edilen bir tanığın hukuka aykırı şekilde dinlenmemesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup CMK m. 289/1-h kapsamında "hüküm için önemli olan bir hususta savunma hakkının sınırlandırılması" olarak kabul edilir. Bu durum, Yargıtay uygulamasında kural olarak bozma nedenidir. Ancak AYM'nin son kararlarında görüldüğü üzere, dosyadaki diğer delillerin mahiyeti ve tanık beyanının sonuca etkisi arasında bir denge aranmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin Bozma Yaklaşımı

Uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlarda, hazır edilen tanığın dinlenmemesi mutlak bir bozma nedeni olarak görülmektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, sanık müdafiinin duruşmada hazır ettiği tanığı dinlemeyen yerel mahkeme kararını, CMK m. 178’e açık aykırılık ve savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle bozmuştur.

Delillerin Tüketilmesi ve Eksik Araştırma

Eğer hazır edilen tanık, olayın tek görgü tanığı veya suçun unsurlarını doğrudan etkileyecek (örneğin haksız tahrik veya meşru müdafaa gibi) bir vakıayı aydınlatacak kişiyse, bu tanığın dinlenmemesi "eksik araştırma" olarak da nitelendirilir. Yargıtay, delillerin tam olarak toplanmamasını ve tarafların sunduğu delillerin tartışılmamasını adil yargılanma hakkının özüne müdahale saymaktadır.

"İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada sanık müdafiinin hazır edilen tanığın dinlenmesini talep etmesine rağmen, bahsi geçen tanığın dinlenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 178. maddesine aykırı şekilde savunma hakkının kısıtlanması ve deliller incelenip değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ile hükm kurulması bozmayı gerektirir."

Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6505 - Karar No: 2020/3970

Belgeyi Gör: 10. Ceza Dairesi 2020/6505 E. , 2020/3970 K.

Tanık Dinletme Taleplerinde Usuli Süreler ve "Geç Bildirim" Tartışması

Ceza muhakemesinde, hukuk muhakemesinin aksine, kural olarak "delil bildirme süresi" gibi katı bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Savunma delilleri, hüküm verilinceye kadar her aşamada sunulabilir. Ancak mahkemeler, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesi gereği, taraflara tanık bildirmeleri için süreler vermektedir.

Kesin Süre ve Vazgeçmiş Sayılma İhtarı

Mahkemeler bazen taraflara "tanıklarınızı bildirin, aksi halde vazgeçmiş sayılacaksınız" şeklinde kesin süreler vermektedir. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (HMK bağlamında olsa da benzer bir usulî mantıkla) vurguladığı üzere, bu tür ara kararların hukuki dayanağı sağlam olmalı ve tanık dinletme usulüne uygun işlemler (tebligat gideri yatırma vb.) yerine getirilmeden taraf doğrudan hak mahrumiyetine uğratılmamalıdır. Ceza yargılamasında "vazgeçmiş sayılma" ihtarı, tanığın duruşmada bizzat hazır edilmesi (CMK 178) hakkını ortadan kaldırmaz.

Son Celsede Tanık Getirme

Hüküm aşamasına gelinmiş bir davada yeni bir tanık getirilmesi, "dürüstlük kuralı" ve "yargılamayı uzatmama" yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilir. Eğer tanığın varlığı yeni öğrenilmişse veya önceki celselerde dinlenen beyanlara cevap niteliğindeyse, "geç bildirim" gerekçesiyle ret kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.

Doğrudan Doğruyalık İlkesi ve Sözlülük: CMK 178'in Sistemdeki Yeri

Ceza muhakemesine hakim olan en temel ilkelerden biri "doğrudan doğruyalık" (vasıtasızlık) ilkesidir. Bu ilke gereğince, hükmü verecek olan hakim, delille doğrudan temas etmeli, tanığı bizzat dinlemeli ve onun jest, mimik ve anlatım tarzından bir vicdani kanaat oluşturmalıdır. CMK m. 178, bu ilkenin hayata geçirilmesini sağlayan en pratik araçtır.

Tanığın Duruşmada Dinlenmesinin İstisnası: İstinabe ve SEGBİS

Hastalık, malullük veya uzaklık gibi nedenlerle tanığın duruşmaya getirilmesi mümkün değilse, CMK m. 180 uyarınca istinabe veya SEGBİS yoluna başvurulabilir. Ancak, taraf tanığı duruşma salonuna bizzat getirmişse, artık istinabe veya SEGBİS’ten bahsedilemez; "doğrudan doğruyalık" ilkesi uyarınca tanığın kürsüde dinlenmesi gerekir.

Tutanak Okuma ile Yetinme Yasağı

CMK m. 210/1 uyarınca, olayın tek delili bir tanığın beyanı ise, bu tanığın mutlaka duruşmada dinlenmesi gerekir. Tanığın önceki ifadelerinin (kolluk veya savcılık) okunmasıyla yetinilmesi, CMK m. 178’in sağladığı güvenceyi boşa çıkarır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, tanık beyanının okunmasıyla yetinilmesini AİHS ve Anayasa ihlali olarak nitelendirmektedir.

Bilimsel Mütalaa ve Uzman Görüşü: Pratik Bir Savunma Aracı Olarak CMK 178

Savunma tarafı, mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırma talebini reddetmesi durumunda, dosyaya sadece yazılı bir "uzman mütalaası" sunmakla kalmamalı, bu mütalaayı hazırlayan uzmanı CMK m. 178 uyarınca duruşmaya da getirmelidir. Uzman kişinin duruşmada dinlenmesi, teknik raporun sadece bir "kağıt parçası" olarak kalmasını engeller ve tartışılmasını sağlar.

Uzman Kişinin Kimlik Tespiti ve Yemin Usulü

Duruşmaya getirilen uzman kişi, tanıklardan farklı olarak yeminli dinlenmek zorunda değildir, ancak mahkeme gerekli görürse bilirkişi yemini yaptırabilir. Uzman kişinin kimliği, uzmanlık alanı ve taraflarla ilişkisi öncelikle tespit edilmelidir. Bu süreçte Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 254-258'deki benzer prensiplerden (kimlik tespiti, görevin öneminin anlatılması) kıyasen faydalanılabilir, ancak ceza muhakemesinde uzman kişinin statüsü "taraf uzmanı"dır.

Uzman Görüşüne Karşı Mahkemenin Tutumu

Mahkeme, uzman kişinin sunduğu teknik verileri reddetmek istiyorsa, bunu "bilimsel gerekçelerle" yapmalıdır. Uzman kişinin görüşünü sadece "tarafça getirilmiş olması" nedeniyle dikkate almayan bir karar, gerekçeli karar yükümlülüğüne (Anayasa m. 141) aykırıdır.

Uygulama Notu: Duruşma Salonu Kapısında Bekleyen Tanığın Tutanağa Geçirilmesi

Adliye pratiğinde, bir tanığın hazır edilmesi bazen mahkeme tarafından "görmezden gelinme" riskiyle karşı karşıyadır. Bu riski bertaraf etmek ve ileride istinaf/temyiz aşamasında delil teşkil etmesini sağlamak için şu adımların atılması profesyonel bir yaklaşım gereğidir:

  1. Talep Yazılı Sunulmalıdır: Duruşma sabahı veya celse sırasında, "Tanık X ve Uzman Y, CMK m. 178 uyarınca duruşma salonu kapısında hazır edilmiştir, dinlenmelerini talep ederiz" şeklinde bir dilekçe sunulmalı veya bu beyan zapta mutlaka geçirilmelidir.
  2. Kimliklerin Belirtilmesi: Hazır edilen tanıkların isimleri ve kimlik bilgileri zapta net olarak yazdırılmalıdır.
  3. Red Gerekçesinin Sorgulanması: Mahkeme dinleme talebini reddederse, bu reddin "davayı uzatma amacı"na dayanıp dayanmadığı sorulmalı ve bu hususun gerekçeli ara karara bağlanması istenmelidir.
  4. İtirazın Zapta Geçirilmesi: Red kararına karşı, savunma hakkının kısıtlandığına dair itiraz derhal zapta geçirilmelidir.

Mahkemenin "ileride bakarız" veya "dosya tekemmül edince değerlendiririz" şeklindeki geçiştirici ara kararları, CMK m. 178’in ruhuna aykırıdır; çünkü bu madde tanığın "o an" dinlenmesini hedefler.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Mahkeme, "tanık listesi sunulmadı" diyerek hazır edilen tanığı reddedebilir mi? Hayır. Ceza muhakemesinde "tanık listesi" kavramı hukuk muhakemesinde olduğu gibi hak düşürücü bir süreye tabi değildir. CMK m. 178, mahkemenin daha önce reddettiği veya tarafların bildirmeyi unuttuğu/yeni bulduğu tanıkları duruşmaya bizzat getirmesi halinde dinlenmelerini zorunlu kılar.

2. Tanığın duruşmada hazır edilmesi için tebligat şart mıdır? Hayır. CMK m. 178'in özü, tebligat masrafı ve süreciyle uğraşmadan, tarafın tanığı kendi imkanlarıyla duruşma saatinde mahkemede hazır bulundurmasıdır. Bu durumda mahkemenin tebligatın yapılmadığına dair bir itirazı olamaz.

3. "Uzman kişi" ile "Tanık" arasında CMK 178 uygulaması bakımından fark var mıdır? Usul bakımından her ikisi de aynı maddeye tabidir. Ancak uzman kişi, teknik bir bilgi sunarken; tanık, duyu organlarıyla algıladığı bir vakıayı anlatır. Mahkeme uzman kişiyi dinlerken ona soru sorma hakkını taraflara da tanımak zorundadır.

4. AYM'nin Servet Oğuz kararı, mahkemelere tüm tanık taleplerini reddetme yetkisi mi verir? Hayır. AYM bu kararda, dosyadaki diğer delillerin (resmî tutanakların) kesinliği ve sanığın bu tutanaklara itiraz etmemesi gibi çok spesifik bir duruma dayanmıştır. Karar, CMK 178'in emredici yapısını ortadan kaldırmaz, ancak ihlal iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun" görülebileceği istisnai bir eşiği işaret eder.

5. İstinaf aşamasında hazır edilen tanık dinlenebilir mi? Bölge Adliye Mahkemesi, duruşma açmaya karar verirse, CMK m. 178 hükümleri burada da geçerlidir. Ancak istinaf aşamasında yeni delil sunulması, ilk derece mahkemesinde bu delilin neden sunulamadığının açıklanmasını gerektirebilir (HMK m. 357 kıyası ceza usulünde daha esnek uygulanır).

Kaynakça

  • Anayasa Mahkemesi - Servet Oğuz Başvurusu (B. No: 2022/103452, T: 22/5/2024).
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/1356, Karar No: 2020/10739.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6505, Karar No: 2020/3970.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/2865, Karar No: 2019/11185.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/17374, Karar No: 2025/684.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/3575, Karar No: 2018/5072.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 177, 178, 180, 181, 206, 210, 217.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 253-258.

Yasal Uyarı: Bu makale, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir hukuki uyuşmazlığa dair kesin çözüm veya profesyonel danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve güncel içtihatlar ışığında bir hukuk profesyoneli tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: