
Yağma Suçunda Teşebbüs ve Tamamlanma Kriterleri ile Nitelikli Haller Analizi
Yağma suçunda mülkiyetin devri ve zilyetliğin tesisi arasındaki ince çizgi, Yargıtay içtihatlarında kesintisiz takip ve faydalanma kastı üzerinden yeniden şekillenmektedir. Suçun tamamlanmış sayılabilmesi için mağdurun mal üzerindeki fiili hakimiyetinin hukuken sona ermesi şartı, 2026 yılı yargılama pratiğinde ispat yükü ve manevi unsur analizinin merkezinde yer almaktadır.
Yağma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesinde düzenlenen; cebir veya tehdit kullanılarak bir malın teslimine veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma fiiliyle vücut bulan bileşik bir suçtur. Suçun tamamlanma anı, failin malı sadece eline geçirmesiyle değil, mağdurun mal üzerindeki zilyetlik ve tasarruf yetkisinin hukuken sona ermesiyle belirlenmektedir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin güncel kararlarında, özellikle "kesintisiz takip" durumunda eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına dair baskın bir eğilim gözlemlenirken, malın mağdurun hakimiyet alanından tamamen çıkıp çıkmadığı her somut olayın özelliğine göre teknik bir analize tabi tutulmaktadır.
Yağma Suçunda Tamamlanma ve Teşebbüs Ayrımını Belirleyen Kıstaslar
Yağma suçunun neticesi harekete bitişik bir suç olup olmadığı tartışması, doktrin ve uygulamada "zilyetliğin sona ermesi" kavramı üzerinden çözümlenmektedir. Bir eylemin teşebbüs mü yoksa tamamlanmış suç mu olduğu, failin malı kendi egemenlik alanına sokmasından ziyade, mağdurun o mal üzerindeki fiili ve hukuki hakimiyetinin tamamen ortadan kalkıp kalkmadığına bağlıdır. Eğer mağdur, cebir veya tehdide rağmen malını korumak için kesintisiz bir takibe başlamışsa ve bu takip sonucunda mal ele geçirilmişse, suçun icra hareketlerinin tamamlanmadığı kabul edilmektedir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, yerleşik içtihatlarında malın zilyedinden alınmasının yeterli olmadığını, zilyetliğin "iradi ve hukuki olarak" sona ermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle failin malı alıp kaçmaya başlamasıyla birlikte mağdurun veya çevredeki kişilerin sıcak takibi devam ediyorsa, fail henüz mal üzerinde kesintisiz ve sakin bir zilyetlik kuramadığı için eylem teşebbüs aşamasında kalmaktadır.
"Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. ... Mağdurun zilyetlik iradesi ortadan kaldırıldıktan yani iradi olarak zilyetliğe son verildikten sonra failin malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2024/3621 E. , 2024/8728 K.
Anahtar Çıkarım: Yağma suçunda tamamlanma, failin malı ele geçirmesiyle değil, mağdurun mal üzerindeki tasarruf imkanının mutlak surette ortadan kalkmasıyla gerçekleşir.
Kesintisiz Takip ve Hakimiyet Alanı Analizi
Kesintisiz takip, failin eylemi gerçekleştirdikten sonra mağdurun veya kolluğun görüş alanından çıkmadan izlenmesi durumudur. Bu durumda fail, malı alsa dahi üzerinde "huzurlu bir zilyetlik" tesis edemediği için netice gerçekleşmiş sayılmaz. Adliye pratiğinde, failin yakalanmadan hemen önce malı yere atması veya polisin müdahalesiyle malın geri alınması durumları sıklıkla teşebbüs hükümlerinin (TCK m. 35) uygulanmasını gerektirmektedir.
| Durum | Hukuki Nitelendirme | Gerekçe |
|---|---|---|
| Malın alınıp kesintisiz takip sonucu yakalanma | Teşebbüs | Zilyetliğin hukuken sona ermemesi |
| Malın tesliminden sonra takibin kopması ve sonra yakalanma | Tamamlanmış Suç | Tasarruf yetkisinin faile geçmesi |
| Üçüncü kişilerin (polis/vatandaş) müdahalesiyle malın iadesi | Teşebbüs/Tamamlanmış (Tartışmalı) | Takibin sürekliliğine bağlıdır |
Yağma Suçunun Tipiklik Unsurları ve Manevi Unsurun Kapsamı
Yağma suçunun oluşabilmesi için failin "faydalanma kastı" (animus lucri faciendi) ile hareket etmesi zorunludur. Sadece cebir veya tehdit kullanılmış olması eylemi yağma yapmaya yetmez; bu araç fiillerin temel amacı, taşınır bir malın mülkiyetini veya zilyetliğini haksız bir şekilde elde etmek olmalıdır. Eğer fail, başka bir saikle (örneğin sadece zarar verme, korkutma veya eşinin telefonunu kontrol etme) hareket ediyorsa, eylem yağma değil; kasten yaralama, tehdit veya mala zarar verme suçlarını oluşturabilir.
Yargıtay, özellikle aile içi uyuşmazlıklarda veya duygusal ilişkilerde "telefon alma" eylemlerini manevi unsur yönünden sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Failin amacı ekonomik bir yarar sağlamak değil de, mağdurun kimlerle konuştuğunu kontrol etmek veya kendisini dinlemesini sağlamak ise yağma kastının bulunmadığı kabul edilmektedir.
"Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. ... Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. ... Katılanla konuşmak ve kendisini dinlemesini sağlamak için cep telefonunu aldığı anlaşılan sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği anlaşılmaktadır."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2022/15476 E. , 2024/9089 K.
Anahtar Çıkarım: Manevi unsurun tespitinde "ekonomik fayda sağlama" amacı ispatlanamadığı takdirde, suçun yağma olarak nitelendirilmesi hukuken mümkün değildir.
Faydalanma Kastı ve Kıskançlık Saikiyle İşlenen Eylemler
Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2024 ve 2025 tarihli kararlarında, eşler veya sevgili olan taraflar arasındaki telefon alma olaylarında yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına dair istikrarlı bir duruş sergilenmektedir. Failin telefonu aldıktan sonra satmaması, içindeki verileri inceleyip iade etmesi veya olay yerine gelen kolluğa rızasıyla teslim etmesi, ekonomik yarar sağlama kastının yokluğuna delalet sayılmaktadır.
Nitelikli Yağma Hallerinde Ceza Artırım Rejimi ve Uygulama Sorunları
5237 sayılı TCK’nın 149. maddesinde sayılan nitelikli haller, suçun haksızlık içeriğini artıran ve temel cezanın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmesini gerektiren durumlardır. Bu hallerin varlığı, sadece soyut bir iddiaya değil, dosya kapsamındaki somut delillere ve teknik incelemelere dayanmalıdır. Özellikle "silahla" (m. 149/1-a) ve "gece vaktinde" (m. 149/1-h) işlenen yağma suçlarında, kullanılan aracın silah niteliği ve suç saatinin güneşin batışından bir saat sonrası olup olmadığı titizlikle araştırılmaktadır.
Nitelikli Haller ve Uygulama Şartları: 1. Silahla İşlenmesi: Kullanılan aracın TCK m. 6 anlamında silah olması ve mağdur üzerinde korkutucu bir etki yaratması gerekir. 2. Birden Fazla Kişiyle Birlikte: En az iki failin fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak eyleme iştirak etmesi şarttır. 3. Beden veya Ruh Bakımından Savunamayacak Kişiye Karşı: Mağdurun yaşı, hastalığı veya sakatlığı nedeniyle direncinin kırılması kolaylaşmış olmalıdır. (Bakınız: 6. Ceza Dairesi 2015/4599 E. , 2018/1497 K.)
"Yağma suçunun; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde, ... h) Gece vaktinde, İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 149
Anahtar Çıkarım: Nitelikli hallerin uygulanması için failin bu halleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi, yani kasten hareket etmesi gerekmektedir.
Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma (TCK m. 150/1)
Yağma suçunun en kritik istisnalarından biri, eylemin mağdur ile fail arasındaki hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesidir. Bu durumda kanun koyucu, failin amacının tamamen haksız bir menfaat elde etmek olmadığını, hakkı olan bir şeyi (usulsüz yöntemle de olsa) geri almaya çalıştığını kabul ederek cezada ciddi bir indirime gitmiştir. TCK m. 150/1 uyarınca, bu durumda faile yağma suçundan değil, yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçlarından ceza verilir.
Bu maddenin uygulanabilmesi için alacağın "hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişkiye" dayanması gerekir. Örneğin, uyuşturucu madde ticaretinden doğan bir "borç", hukuk düzenince korunmadığı için bu borcun tahsili amacıyla yapılan cebir ve tehdit TCK m. 150/1 kapsamında değerlendirilemez.
"TCK'nın 150. maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. ... Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2023/672 E. , 2023/9755 K.
Meşru Hukuki İlişkinin Sınırları ve İspatı
Uygulamada, failin "alacağım vardı" şeklindeki savunması tek başına yeterli değildir. Mahkeme, taraflar arasındaki ticari defterleri, tanık beyanlarını, varsa senetleri ve icra takibi kayıtlarını incelemek zorundadır. Ortaklık ilişkisi, ödünç para verme veya boşanma sonrası mal paylaşımı gibi durumlar meşru hukuki ilişkiye örnek teşkil eder.
Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirim Mekanizmaları
Yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri (TCK m. 168), failin suç tamamlandıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce mağdurun zararını gidermesi halinde uygulanır. Pişmanlığın zamanlaması, yapılacak indirim oranını doğrudan etkiler. Soruşturma aşamasında (dava açılmadan önce) yapılan iade veya tazminat durumunda cezanın yarısına kadarı; kovuşturma aşamasında (hükümden önce) yapılması halinde ise üçte birine kadarı indirilir.
Kısmi iade durumunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası şarttır. Eğer mağdur, zararın sadece bir kısmının giderilmesini kabul etmiyorsa, fail TCK m. 168’den yararlanamaz.
"Katılan 09.12.2020 tarihli beyanında kendisinden yağmalanan telefonun sanıklarca 1.550,00 TL karşılığında satıldıktan sonra ... sanıkların kendisine 50,00 TL para verdiklerini ... ifade etmesi karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması [bozmayı gerektirmiştir]."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2024/3358 E. , 2025/3240 K.
Anahtar Çıkarım: Etkin pişmanlıkta esas olan, failin mağdurun malvarlığındaki eksilmeyi samimi bir şekilde gidermesi ve bu durumun mağdur tarafından teyit edilmesidir.
Hırsızlık Suçunun Yağmaya Dönüştüğü Kritik Eşik
Eylem başlangıçta hırsızlık olarak başlayıp, malın zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalkmadan önce cebir veya tehdit kullanılmasıyla yağmaya dönüşebilir. Ancak hırsızlık suçu tamamlandıktan (yani fail mal üzerindeki hakimiyetini kurup olay yerinden uzaklaştıktan) sonra, malı geri almak isteyen mağdura karşı kullanılan cebir, eylemi yağmaya dönüştürmez. Bu durumda fail hem hırsızlık hem de kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılır.
Yağmaya Dönüşme Şartları: * Cebir veya tehdit, malın alınması sırasında kullanılmalıdır. * Cebir veya tehdit, malın zilyedin hakimiyetinden tamamen çıkmasını sağlamak amacıyla yapılmalıdır. * Malın alınması eylemi henüz tamamlanmış olmamalıdır.
"Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. ... Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, yağma suçundan söz edilemez. ... Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir."
Kaynak: 17. Ceza Dairesi 2016/329 E. , 2018/4663 K.
Mağdurun Kendisini Savunamayacak Durumda Olması (TCK m. 149/1-e)
TCK m. 149/1-e bendi, mağdurun yaşı, fiziksel engeli veya ruhsal durumu nedeniyle saldırıya karşı direnme gücünün düşük olduğu hallerde nitelikli yağma hükmünün uygulanmasını öngörür. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için mağdurun durumunun fail tarafından bilinmesi ve bu zayıflıktan yararlanılarak suçun işlenmesi gerekir. Özellikle çocuk yaştaki mağdurlara karşı işlenen yağma eylemlerinde, çocuğun o yaştaki fiziksel gelişiminin malını korumaya yetip yetmediği uzman raporuyla tespit edilmelidir.
"TCK'nın 149/1-e maddesinde nitelikli hal için yağma suçunda aranan cebir ve tehdidinin yanında mağdurun yağma suçuna konu zilyedi olduğu mal ve/veya maddi değeri beden ve ruh bakımından koruyabilecek kadar ... gelişip gelişmediğinin tespiti ile uygulanması olanaklıdır. ... 11 yaşını bitirmiş mağdurun, zilyet olduğu malı koruyabilecek beden ve ruh sağlığı yönünden gelişip gelişmediği uzman tabip raporu ile tespit edilip [karar verilmelidir]."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2015/4599 E. , 2018/1497 K.
Yağma Suçunda İspat Vasıtaları ve Delillerin Takdiri
Yağma gibi ağır yaptırımları olan suçlarda mahkûmiyet hükmü, "her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı" delillere dayanmalıdır. Mağdurun beyanı çok önemli bir delil olmakla birlikte, özellikle taraflar arasında husumet varsa veya beyanlar arasında çelişkiler mevcutsa, bu beyanlar yan delillerle (kamera kayıtları, HTS kayıtları, doktor raporları, tanık beyanları) desteklenmelidir.
"Şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi gereği, suçun işleniş biçimi veya failin kastı konusunda bir tereddüt oluşursa, bu durum sanık lehine yorumlanmalıdır. 2026 yılı yargı pratiğinde, sadece mağdurun soyut iddiasıyla verilen mahkûmiyet kararlarının Yargıtay tarafından "yetersiz gerekçe" nedeniyle bozulduğu görülmektedir.
"Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2023/18730 E. , 2025/4426 K.
Anahtar Çıkarım: Delillerin takdirinde tek bir tanık veya mağdur beyanıyla yetinilmeyip, olayın yaşamın olağan akışına uygunluğu denetlenmelidir.
Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü
Yağma suçu ve nitelikli halleri, ceza miktarı itibarıyla Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Yargılama usulü açısından dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
- Zamanaşımı: Yağma suçunda dava zamanaşımı 15 yıldır (nitelikli hallerde duruma göre değişebilir).
- Şikayet: Yağma suçu şikayete tabi değildir; re’sen soruşturulur. Ancak TCK m. 150/1 kapsamında tehdit veya yaralamaya dönüşen hallerde şikayet aranabilir.
- Tutuklama: Yağma suçu, CMK m. 100/3 uyarınca "katalog suçlar" arasında yer aldığından tutuklama nedeni varsayılabilir.
- Arabuluculuk: Yağma suçu şikayete tabi olmadığı ve uzlaşma kapsamında bulunmadığı için arabuluculuğa elverişli değildir.
Adliye Pratiğinde Teşebbüs ve Kesintisiz Takip Tartışması
Yargıtay 6. Ceza Dairesi içerisinde dahi "tamamlanma anı" konusunda görüş ayrılıkları (muhalefet şerhleri) bulunmaktadır. Bazı üyeler, failin malı alıp "birkaç adım atmasıyla" dahi zilyetliğin sona erdiğini ve suçun tamamlandığını savunurken, çoğunluk görüşü "kesintisiz takip" devam ettiği sürece zilyetliğin henüz tam olarak devredilmediğini kabul etmektedir.
Örneğin, failin mağdurdan telefonu alıp koşmaya başlaması ve mağdurun da hemen peşine düşmesi durumunda; fail henüz telefon üzerinde dilediği gibi tasarruf etme (satma, kullanma, yok etme) imkanına kavuşamadığı için eylem teşebbüstür. Ancak fail izini kaybettirip 10 dakika sonra yakalanırsa, suç tamamlanmış sayılır.
"Somut olayda katılanların sanığın peşinden koşarak kesintisiz takip sonucu sanığı yakaladığı ... suça konu para ve bıçağın sanığın üzerinde ele geçirildiği anlaşılan olayda, ... hukuki anlamda alma hareketini tamamlayamadığı ve zilyetlik hakkının ihlal edilmediği, bunun tehlikeye girdiği, sanığın mal üzerinde hakimiyet tesis etmediği ... anlaşılmakla yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmıştır."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi 2024/2534 E. , 2024/7191 K.
Hak Kayıplarını Önlemek İçin İzlenecek Savunma Stratejileri
Yağma davasında profesyonel bir savunma veya katılan vekilliği, suçun unsurlarının her birinin ayrı ayrı analiz edilmesini gerektirir. Savunma stratejisinde şu noktalar hayati önem taşır:
- Manevi Unsurun Sorgulanması: Failin amacı gerçekten ekonomik yarar sağlamak mıdır yoksa bir duygusal tepki veya kontrol refleksi midir?
- Teşebbüs Hükümlerinin Zorlanması: Olayda kesintisiz bir takip var mıdır? Fail mal üzerinde ne kadar süreyle ve hangi koşullarda hakimiyet kurmuştur?
- TCK m. 150/1 İhtimali: Taraflar arasında önceden gelen bir borç-alacak ilişkisi, ortaklık veya ailevi bir mal paylaşımı uyuşmazlığı var mıdır?
- Etkin Pişmanlık Uygulaması: Zarar en erken aşamada (karakol veya savcılık) giderilmiş midir? Senedin iadesi veya paranın tazmini belgelenmiş midir?
- Nitelikli Hallerle Mücadele: "Silah" olarak adlandırılan eşya gerçekten silah mıdır? "Gece" vakti hesaplaması astronomik verilere göre doğru yapılmış mıdır?
Editörün Notu: Yağma suçunda ceza alt sınırı 6 yıl, nitelikli hallerde 10 yıldır. Bu kadar ağır yaptırımların olduğu bir alanda, Yargıtay'ın en güncel içtihatlarını takip etmek, sanık için tahliye veya beraat; mağdur için ise adaletin tesisi arasındaki farkı belirler.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Mağdurun rızasıyla verdiği telefonu alıp kaçmak yağma mıdır? Eğer telefon başlangıçta rıza ile (örneğin "bir arama yapacağım" diyerek) alınmış ve sonra kaçılmışsa bu hırsızlıktır. Ancak fail, telefonu geri isteyen mağdura o anda cebir veya tehdit uygularsa eylem yağmaya dönüşür.
2. Borcum olan birinden zorla para alırsam ne olur? Eğer aldığınız miktar gerçek alacağınız kadarsa ve aranızda meşru bir hukuki ilişki varsa, TCK m. 150/1 uyarınca yağmadan değil, tehdit veya kasten yaralamadan ceza alırsınız. Alacağınızdan fazlasını alırsanız, aşan kısım için yağma hükümleri uygulanır.
3. Yağma suçunda denetimli serbestlik veya erteleme mümkün müdür? Yağma suçunun hapis cezası alt sınırı 6 yıl olduğundan, TCK m. 51 uyarınca cezanın ertelenmesi (üst sınır 2 yıldır) mümkün değildir. Ancak teşebbüs, etkin pişmanlık ve takdiri indirimlerle ceza 2 yılın altına düşerse erteleme veya HAGB gündeme gelebilir.
4. Yağma suçunda "değer azlığı" indirimi nasıl uygulanır? TCK m. 150/2 uyarınca, yağma konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle cezada indirim yapılabilir. Ancak Yargıtay, "daha fazlasını alma imkanı varken azıyla yetinme" kriterini her olayda aramayabilir; malın objektif değeri çok düşükse (örneğin sadece 50 TL) indirim uygulanması yargı eğilimi yönündedir.
Yasal Uyarı: Bu makale, sunulan güncel Yargıtay içtihatları ve mevzuat hükümleri çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir hukuk bültenidir. Somut olayların özellikleri, delil durumu ve yargılama süreci kararları değiştirebilir. Bu içerik profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 148, 149, 150, 168).
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/3621, Karar No: 2024/8728.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/18675, Karar No: 2025/4345.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/15476, Karar No: 2024/9089.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/2261, Karar No: 2024/10070.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/329, Karar No: 2018/4663.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas No: 2025/580, Karar No: 2025/3424.
- Nur Centel, Hamide Zafer, Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt 1, 2017.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.