ictihat

6. Ceza Dairesi 2022/15476 E. , 2024/9089 K.

# 6. Ceza Dairesi 2022/15476 E. , 2024/9089 K. 6. Ceza Dairesi 2022/15476 E. , 2024/9089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1044 E., 2022/520 K. SUÇLAR : Yağma, hakaret HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet hükmü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesi tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinden sanık hakkında hakaret suçundan verilen hükmün de temyiz edildiği anlaşılmakla gereği düşünüldü: I. Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelemesinde; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen; “İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE, II. Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelemesinde; 5271 sayılı Kanun’un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Katılan ile sanığın öncesine dayalı ... ilişkisi olduğu, olay öncesinde ayrıldıkları, sanık alkollü iken ile katılanla yolda karşılaştıkları, sanığın katılanla konuşmak istediği, katılanın konuşmak istemediğini söylediği, katılanın kollarından tuttup sıktığı, katılanın yolda yürümeye devam ettiği, sanığın arkasından geldiği, yine kolundan tutarak konuşmak istediği, elinde bulunan telefonu zorla aldığı, katılanın cep telefonunu geri istemesine rağmen telefonu geri vermediği, olay yerine polislerin gelerek cep telefonunun sanıktan alınıp katılana teslim edildiği olayda; Sanığın tüm aşamalarda katılanla birbirlerinin telefonunu kıskançlık sebebiyle incelemek için aldıklarını, katılanın sanığın arkadaşlarınla sosyal medya konuşmalarını görmesi üzerine sanığın telefonunu yere atarak kırdığını, sanığın o esnada katılanın kendisinin cep telefonunu da kırmaması için vermediğini, vermek istediğindeyse katılanın kaçarak bağırıp çağırdığını, katılanın cep telefonunun kendisinde bu sebeple kaldığını beyan ettiği, katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanığın telefonu zorla aldığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasındaki beyanında, kendisi ile konuşabilmek amacıyla telefonunu aldığını, Mahkemece sanığın katılanın elindeki telefonu neden aldığının katılana sorulması üzerine katılanın merak ettikleri için arayan arkadaşlarıyla konuşmaması için telefonu açtığı sırada sanığın elinden telefonu aldığını beyan etmesi ve yine faydalanmak, çalmak, mülk edinmek amacıyla mı telefonu aldığı sorusuna "sadece onu dinlemem için yaptı galiba" cevabını vermesi, sanığın katılanın cep telefonu elinde olduğu sırada katılanın babasının defalarca katılanı cep telefonundan aradığı, sanığın meşgule attığı, katılanın arkadaşı tanık İ.'yi aradığı, sanıkla konuştukları düşünüldüğünde geçen süre zarfında cep telefonu katılanın hakimiyet alanından çıkıp sanığın hakimiyet alanındayken cep telefonunu alıp uzaklaşmaması birlikte değerlendirildiğinde; katılanla konuşmak ve kendisini dinlemesini sağlamak için cep telefonunu aldığı anlaşılan sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği ve bunun aksini gösterir delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eylemin, katılana yönelik basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 17.02.2022 tarihli ve 2021/1044 Esas, 2022/520 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.