ictihat
6. Ceza Dairesi 2024/3621 E. , 2024/8728 K.
# 6. Ceza Dairesi 2024/3621 E. , 2024/8728 K.
6. Ceza Dairesi 2024/3621 E. , 2024/8728 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/44 E., 2021/1136 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli 2019/384 Esas, 2019/455 sayılı Kararıyla verilen Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-h, 168/3,62,53 maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 11.10.2019 gün ve 2019/384 Esas, 2019/455 Karar sayılı kararı ile Düzeltilerek istinaf Başvurusunun Esastan Reddine dair karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 28.05.2024 gün ve 2022/11250 Esas, 2024/6783 Karar sayılı kararı ile bozma kararı verildiği bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2024 gün ve 6 - 2021/90810 sayılı yazıları ile özetle yağma suçunun tamamlandığı anlaşıldığından hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle itirazın kabulüne, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 28.05.2024 gün ve 2022/11250 Esas, 2024/6783 Karar sayılı bozma kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden KABULÜ ile,
Dairemizin, 28.05.2024 gün ve 2022/11250 Esas, 2024/6783 Karar sayılı, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin bozulmasına ilişkin kararın kaldırılmasına,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında kurulan hükümde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/1136 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.09.2024 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Birleşik bir suç olan yağma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148. madde gerekçesinde belirtildiği üzere zilyetliğe karşı işlenen, teşebbüse elverişli bir suçtur. Zilyetlik ise Türk Medeni Kanunu'nun 973. maddesinde "Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir." şeklinde tarif edilmiştir; yağma suçunun tamamlanması için mağdurun yani zilyedin zilyetliğine cebir veya tehdit ile son verilmiş olmalı başka bir değişle mağdurun fiili hakimiyetinden çıkartılmalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi teşebbüs tarif edilmiş olup; yağma suçu açısından Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış olacaktır.
Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi, failin malı kendi egemenlik alanına sokmasına bağlı olmayıp mağdurun hakimiyet alanından çıkartılmasına bağlıdır. 5271 sayılı Kanun'un 148. madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Mağdurun zilyetlik iradesi ortadan kaldırıldık dan yani iradi olarak zilyetliğe son verildikten sonra failin malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır.
Mağdurda malı telim iradesi veya malın alınmasına rızası oluşmadan bir malın fiili olarak zilyet den alınması üzerine zilyedin malın zilyetliğini koruma kapsamında direnç gösterip malı failden, hakimiyet alanından çıkmadan geri alması halinde yağma suçu tamamlanmayacak suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır,Yağma suçunun tamamlanması için fiilen mağdurdan
alınması yeterli olmayıp mağdurun zilyetliğine hukuki anlamda (fiili ve iradi olarak) son verilmiş olması gereklidir.
Zilyetlik durumu Türk Medeni Kanun'un 981. maddesin de belirtilen savunma hakkı kapsamında korunabilmekte bu hak diğer koruma haklarından farklı olarak zilyetliğe son verilmesini engelleyici niteliktedir. Türk Medeni Kanun'un 981. maddesi "Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiş olmakla; “Savunma Hakkı” olarak tanımlanan hak madde hükmünde kuvvet kullanmanın içeriğini, hem zilyetliği ihlal edene karşı kuvvet kullanmayı hem de gasp edilen malın geri alınmasını kapsamaktadır.
Zilyetliğe yapılan saldırı, zilyedin fiili hakimiyetinin icrasına engel olunmasını; gasp ise zilyedin rızası dışında zilyetliğin ele geçirilmesini ifade etmektedir. Burada önemli olan husus kanunun tanımış olduğu bu hakkın saldırı veya gasp anında kullanılması gerekliliğidir. Şöyle ki; gasp eylemi sona ermiş gasp eden kimse malı ele geçirmiş veya saldırı gerçekleşmiş ve son bulmuşsa bu durumda artık savunma hakkı kapsamında zor kullanmaya başvurulamayacaktır. Bu durumda malın gasp edenden geri alınması, saldırıda bulunandan tazminat talep edilmesi, dava hakkının kullanılması gibi başka hukuki yollarla olabilecektir.
Açıklandığı üzere mağdurun zilyetliği yani fiili hakimiyeti sona ermeden savunma hakkı kapsamında cebir veya tehdit kullanılarak elinden alınan malını, cebir veya tehdide rağmen koruması, geçici teslimde geri alması, eşyanın kesintisiz takiple geri almasına ilişkin eylemler de bulunması durumun da mağdurun eşya üzerindeki fiili hakimiyeti yani zilyetliği sona ermemiş olup eşyanın mağdur tarafın geri alınması savunma hakkı kapsamında yağma suçunu teşebbüs aşamasında bırakacaktır. Binaenaleyh eşya üzerindeki hakimiyetin sona ermesi, her somut olaya göre belirlenmelidir. Mağdurun cebir veya tehdidin etkisiyle eşyayı faile fiilen iradi olarak teslim ettikten sonra dışarıdan aldığı yardımla ( polis çağrılması, çevredeki insanların takibi sonucu failin yakalanması) veya üçüncü kişiler tarafından eşyanın geri alınması, fiili hakimiyet iradi olarak (sakatta olsa ) sona erdiğinden; ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 981/2. maddesin de belirtilen savunma hakkı malın zilyedine tanınmış bir hak olup bu hak zilyet yardımcısı veya üçüncü kişiler tarafından kullanılabilinen bir hak olmadığı için ve sona ... zilyetliğin geri alınması, yani eşya üzerindeki hakimiyetin geri kazanılması fonksiyonu kapsamında olduğun dan yağma suçu tamamlanmış olacaktır.
Şunu da belirtmek gerekir ki; eşyanın alınması sırasın da alma fiiline engel olan kişilere karşı yapılan cebir veya tehdit eylemleri bu kişiler eşyanın geçicide olsa, zilyedi değilse yağma suçu oluşmayacaktır.
Dosya kapsamına göre gece saat 10 civarında, sanıkla karşılaşan mağdurdan sanığın telefonunu istediği mağdurun telefonu sanığa verdikten sonra sanığın kaçtığı, mağdurun peşinden koşarak sanığa yetişmesi üzerine sanığın mağdura vurarak yere düşürdüğü, mağdurun tekrar kalkarak peşinden koştuğu, daha sonra çevredekilerden yardım istediği, sanığı çevredeki vatandaşların yakaladığı, sanığın da yakalanmadan önce telefonu atması şeklinde gerçekleşen eylemde;
Mağdurun telefonunu sanığa istemesi üzerine geçici olarak verdiği sanığın geçici olarak aldığı telefonla kaçmaya başlaması üzerine mağdurun sanığın peşinden koşarak eşyayı kesintisiz takibe başladığı zilyetliğini devretmediği için eylemin bu aşamada hırsızlık aşamasında olduğu mağdurun yetişmesi üzerine sanığın mağdura vurarak yere düşürmesi şeklinde gelişen olayda eylemin yağmaya dönüştüğü mağdur kalkarak eşyayı kesintisiz takibe devam ettiği mağdurun çevreden yardım istemesi üzerine mağdurun kesintisiz takibindeyken sanığın suça konu telefonu atması mağdurun baştan itibaren eşya üzerindeki hakimiyetinin sona erdirmediği geçici teslimin zilyetliği yani eşya üzerindeki hakimiyeti iradi ve hukuki olarak sonlandırmadığı mağdura vurularak düşürülmesi aşamasında ise mağdur üzerinde 5237 sayılı Kanun'un 148. maddesindeki belirtilen malın teslimi veya alınmasına karşı koymama yönün de bir irade veya kabulleniş sağlanamamadığı bu şekilde yağma suçunun neticenin meydana gelmedi eylemin icra hareketleri aşamasın da kaldıgı düşünüldüğün den 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamın da eylemin teşebbüste kaldığı gözetilmeden sanığın tamamlanmış suçtan cezalandırılmasını isteyen itirazın kabulü yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.