TCK 213 Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu: Adliye Pratiği ve Yargıtay İçtihatları
Kamu Güvenliği ve Kamu Barışı SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 213 Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu: Adliye Pratiği ve Yargıtay İçtihatları

TCK 213 kapsamında düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu, aleniyet unsuru ve özel kastın varlığına dayalı bir kamu barışına karşı suç tipidir. Bu inceleme, şahsa yönelik tehdit ile kamu barışını bozan eylemler arasındaki ayrım, dijital delillerin sıhhati ve Yargıtay'ın beraat kriterlerini temel alır.

TCK 213 Kapsamında Halk Arasında Korku ve Panik Yaratma Suçunun Teşekkülü

Türk Ceza Kanunu’nun 213. maddesinde düzenlenen halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu, kamu barışına karşı suçlar başlığı altında yer alan ve toplumsal huzuru hedef alan bir tehlike suçudur. Bu suçun oluşması için failin, belirsiz sayıdaki kişiden oluşan "halk" üzerinde hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından bir saldırı gerçekleştirileceğine dair aleni bir beyanda bulunması gerekir. Adliye pratiğinde bu suçun en belirgin özelliği, bireysel bir mağdurun varlığından ziyade toplumu oluşturan belirsiz sayıdaki kişilerin hukuk düzenine olan güveninin ve barış esasına dayalı yaşama duygusunun zedelenmesidir.

Hukuki tipiklik açısından suçun oluşması için tehdidin "alenen" yapılmış olması zorunludur. Aleniyet, tehdidin gerçekleştiği yerin veya kullanılan vasıtanın, belirsiz sayıdaki kişinin bu tehdidi duyabileceği veya görebileceği nitelikte olmasını ifade eder. Yargıtay uygulamalarında, belirli iki kişi arasında geçen bir konuşmanın, aleniyet unsuru taşımadığı gerekçesiyle bu madde kapsamında değerlendirilmediği görülmektedir. Suçun manevi unsuru ise genel kastın ötesinde, "halk arasında endişe, korku ve panik yaratma" şeklinde somutlaşan özel bir saiktir.

"5237 sayılı Kanun'un 213 üncü maddesinde düzenlenen suçta korunan hukuki yarar, halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığının, dolayısıyla, bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygudur. Bu suçun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla 'halk' terimi, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4159 - Karar No: 2024/9211

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/4159 E. , 2024/9211 K.

Suçun Maddi Unsurları: Tehdidin Konusu ve Aleniyet Şartı

TCK 213/1 uyarınca tehdidin konusu sınırlı olarak sayılmıştır: Hayat, sağlık, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığı. Bu değerler dışında kalan (örneğin sadece idari bir işlemin engelleneceğine dair) tehditler, bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz. Tehdidin içeriği, objektif olarak halkta bir ürküntü yaratmaya elverişli olmalıdır. Uygulamada, failin kullandığı dilin ciddiyeti, tehdidin yapıldığı yerin özellikleri (kalabalık bir meydan, toplu taşıma aracı veya sosyal medya) ve tehdit edilen fiilin vahameti birlikte değerlendirilir.

Aleniyet şartı, suçun cezalandırılabilirliği için bir ön koşuldur. Tehdidin yapıldığı ortamın herkese açık olması veya kullanılan iletişim aracının (Twitter, Facebook gibi) sınırsız bir kitleye ulaşma kapasitesine sahip olması durumunda aleniyetin varlığı kabul edilir. Örneğin, bir düğünde yanındaki iki kişiye yönelik söylenen sözler, çevredeki belirsiz kitleye hitaben yapılmadığı sürece TCK 213 kapsamında cezalandırılmaz.

"Suç tarihinde 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuğun yargılamaya konu edilen ifadelerinin o ana yahut yakın geleceğe dair belirli, ve somut aleni bir tehdit içermediği iki kişiye yönelik söylenen sözler olup aleniyet unsuru içermediği ve genel bir ifade olması nedeniyle korku, kaygı ve panik yaratacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5809 - Karar No: 2025/1432

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/5809 E. , 2025/1432 K.

Tehdidin Elverişliliği ve Ciddiyeti

Tehdidin halk üzerinde panik yaratma kabiliyeti, her somut olayın kendi şartları içinde analiz edilmelidir. Failin fiziki durumu, kullanılan araçların gerçekliği ve muhatap kitlenin tepkisi bu noktada belirleyicidir. Eğer failin beyanları çevredekiler tarafından ciddiye alınmıyorsa veya failin durumu (örneğin aşırı alkol etkisi) nedeniyle bir tehlike ihtimali dışlanıyorsa, suçun unsurları yönünden oluşmadığı kabul edilebilir.

Belirsiz Sayıdaki Kişiler (Halk) Kavramı

Hukuk doktrininde "halk", belirli bir sınıfa veya gruba ait olmayan, aralarında organik bir bağ bulunmayan topluluğu ifade eder. Tehdidin belirli bir kişiye veya önceden saptanmış az sayıdaki kişiye yönelmesi halinde TCK 106 (Tehdit) suçu gündeme gelirken; tehdidin "buradaki herkesi patlatacağım" veya "belirli bir kesimi sokağa çıktığında infaz edeceğiz" şeklinde genel ve belirsiz bir kitleyi hedef alması TCK 213'ü oluşturur.

Manevi Unsur Olarak Özel Kast: Halkı Tedirgin Etme Amacı

TCK 213 suçunu diğer tehdit suçlarından ayıran temel fark, failin saikidir. Failin sadece birini korkutmak değil, toplumun genelini korku ve panik sarmalına sokmak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu özel kastın varlığı, dış dünyaya yansıyan somut olgularla ispatlanmalıdır. Siyasi amaçlar, ideolojik saikler veya toplumsal infial yaratma arzusu bu kastın göstergeleridir.

Failin savunmasında "amacının sadece uyarmak olduğu" veya "eleştiri hakkını kullandığı" yönündeki beyanları, mahkeme tarafından sözlerin içeriği ve ağırlığı ile kıyaslanır. Eğer kullanılan ifadeler, demokratik bir toplumda kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşıyor ve toplumun yaşamsal güvenliğine doğrudan bir saldırı niteliği taşıyorsa, özel kastın varlığı kabul edilir.

"Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 213/1

Belgeyi Gör: TÜRK CEZA KANUNU

Siyasi Söylemler ve Eleştiri Sınırı

Özellikle siyasi parti toplantılarında veya sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, ifadelerin "ifade özgürlüğü" kapsamında mı yoksa "halkı tehdit" kapsamında mı kaldığı ince elenip sık dokunması gereken bir husustur. Yargıtay, "bu ateş hepinizi yakar" şeklindeki bir hitabı, söylendiği bağlam ve kitlesel etkisi nedeniyle TCK 213 kapsamında değerlendirmiştir.

Uyarı Amacı ve Suç Kastı Arasındaki Fark

Sanığın "insanları yaklaşmakta olan bir tehlikeye karşı uyardığı" yönündeki savunmaları, eğer paylaşımlar somut bir tehdit içermiyor ve sadece öznel öngörülere dayanıyorsa beraatle sonuçlanabilmektedir. Örneğin, gelecekte bir iç savaş çıkacağına dair "uyarı" mahiyetindeki paylaşımlar, doğrudan bir saldırı iradesi içermediği sürece ifade özgürlüğü sınırları içinde kalabilir.

Sosyal Medya Paylaşımlarında TCK 213 ve İfade Özgürlüğü Sınırı

Sosyal medya platformları (Facebook, X, Instagram vb.), doğası gereği aleniyet unsurunu bünyesinde barındırır. "Herkese açık" profillerden yapılan paylaşımlar, belirsiz sayıdaki kişiye ulaşma potansiyeli taşıdığından TCK 213 suçunun işlenmesine oldukça elverişli mecralardır. Bu noktada en büyük hukuki tartışma, paylaşımların ne zaman "tehdit" ne zaman "ifade özgürlüğü" sayılacağı üzerinedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda suçun oluşması için "açık ve yakın tehlike" kriterinin bu madde için yasal bir unsur olarak düzenlenmediğini belirtmiştir. Yani, TCK 216'dan farklı olarak, kamu güvenliği açısından somut bir tehlikenin ortaya çıkması şart değildir; tehdidin yapılması ve özel kastın varlığı yeterlidir. Ancak, ifadelerin eleştiri sınırlarında kalması veya sanığın amacının korku yaymak değil, bir durumu protesto etmek olduğunun anlaşıldığı durumlarda mahkumiyet kararları bozulmaktadır.

"Sanığın, FACEBOOK isimli sosyal medya hesabından silahla paylaştığı fotoğrafın alt kısmına yaptığı... paylaşımı ile belirsiz sayıdaki kişilere yönelik olarak silahla, aleni şekilde ve yayın yoluyla atılı suçu işlediği anlaşılmaktadır. Ayrıca; madde metninin ve gerekçesinin incelenmesinde; kamu güvenliği yönünden 'açık ve yakın tehlike'nin ortaya çıkması bu suçun unsuru olarak düzenlenmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/15878 - Karar No: 2024/6650

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2021/15878 E. , 2024/6650 K.

Şahsa Yönelik Tehdit (TCK 106) ile Halkı Tehdit (TCK 213) Arasındaki Ayrım

Pratikte en çok karşılaşılan karmaşa, TCK 106/2-a (Silahla Tehdit) ile TCK 213 arasındaki sınırın tayinidir. Eğer failin eylemi, olay yerindeki belirli kişileri hedef alıyorsa ve bu kişilerin kimliği saptanabiliyorsa, suç vasfı TCK 106 olarak tayin edilmelidir. Ancak eylem, kişilerden bağımsız olarak toplumu veya belirsiz bir kitleyi hedef alarak genel bir panik yaratmaya yönelikse TCK 213 gündeme gelir.

Bireysel tehdit ile kamu barışına karşı suçlar arasındaki hukuki dengenin temsili.

Örneğin, bir toplu taşıma aracında yanındaki yolcuyla tartışan birinin "üstümde bomba var patlatırım" demesi, tartışmanın tarafı olan kişilere yönelik bir tehdit (TCK 106) olarak görülebilirken; aynı sözlerin bir meydanda, kimseyi hedef almadan haykırılması halkı tehdit suçunu oluşturur. Yargıtay, belirli kişilere yönelik eylemlerin TCK 106 ve TCK 43/2 (zincirleme suç) kapsamında cezalandırılması gerektiğini, bu durumlarda TCK 213 uygulamasının suç vasfında hata teşkil edeceğini vurgulamaktadır.

"Belirli kişilere yönelik eylemi nedeniyle sanığa silahla tehdit suçundan ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a ve 43/2. maddeleri uyarınca mahkumiyeti yerine suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması... bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5393 - Karar No: 2024/9882

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/5393 E. , 2024/9882 K.

Silahla İşlenen Halkı Tehdit Suçu ve Cezada Artırım Oranları

TCK 213/2 maddesi, suçun silahla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılacağını hükme bağlamaktadır. Burada "silah" kavramı, TCK 6/1-f maddesindeki geniş tanıma dayanır. Ateşli silahların yanı sıra, bıçak, benzin gibi yakıcı maddeler veya saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü nesne silah olarak kabul edilebilir.

Suçta kullanılan silahın ceza artırımındaki etkisini simgeleyen adli delil görseli.

Adliye pratiğinde, failin elinde bir silah (veya silah sayılan bir nesne) varken halkı tehdit etmesi, suçun hem vahametini hem de yarattığı paniğin şiddetini artırır. Bu gibi durumlarda mahkemeler, temel cezayı 2 yıl ile 4 yıl arasında belirledikten sonra silah faktörü nedeniyle artırım yoluna giderler. Eğer tehdit basın veya yayın yoluyla yapılmışsa (örneğin televizyon kanalı veya yüksek takipçili bir sosyal medya hesabı), TCK 218 uyarınca cezada ayrıca yarı oranında artırım yapılması zorunluluğu doğar.

"Sanığın eylemini; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6 ncı maddesinde bahsedilen saldırı ve savunma amaçlı olan silahtan sayılan benzinle gerçekleştirdiği anlaşıldığından; cezasında 5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/14175 - Karar No: 2024/2011

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2021/14175 E. , 2024/2011 K.

Belirsiz Sayıdaki Kişilere Yönelik Tehdit ve "Halk" Kavramının Hukuki Sınırı

Halk arasında korku ve panik yaratma suçunda "mağdur" kavramı anonimleşmiştir. Bu suçun mağduru tek bir birey değil, tüm toplumdur. Bu nedenle, davanın açılması için şikayet şartı aranmaz; suçun öğrenilmesiyle birlikte savcılıkça resen soruşturma başlatılır. Tehdidin yöneldiği kitlenin saptanabilir olması, suçun niteliğini değiştirebilir. Eğer tehdit belirli bir dernek üyelerine veya belirli bir iş yerinde çalışanlara yönelikse, bu kitle "halk" olarak nitelendirilmeyebilir ve eylem TCK 106 kapsamına kayabilir.

Yargıtay içtihatlarında, "halk" teriminin "belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişiler" olarak tanımlanması, suçun koruduğu hukuki yararın kamu barışı olduğunu teyit eder. Bu nedenle, kalabalık bir caddede havaya ateş açarak "hepinizi öldüreceğim" diye bağıran failin eylemi, oradaki her bir bireye karşı işlenmiş ayrı bir suç değil, kamuya karşı işlenmiş tek bir TCK 213 suçudur.

Adliye Pratiğinde İspat Vasıtaları ve Dijital Materyal İncelemesi

TCK 213 suçuna ilişkin yargılamalarda ispat süreci, tehdidin vasıtasına göre farklılık gösterir. Sözlü tehditlerde tanık beyanları ve olay tutanakları (kolluk tutanağı) birincil delil niteliğindedir. Ancak günümüzde bu suçun büyük bir bölümü sosyal medya üzerinden işlenmektedir. Sosyal medya paylaşımlarında "açık kaynak araştırma raporu" ve "CD çözümleme tutanağı" dosyanın temelini oluşturur.

Sosyal medya delillerinin incelenmesini temsil eden dijital hukuk çalışma alanı.

Delil Türü Uygulamadaki Önem Derecesi Kritik Usul İşlemi
Dijital Veri En Yüksek (Sosyal Medya) IP tespiti, URL/Ekran görüntüsü teyidi
Tanık Beyanı Yüksek (Saha olayları) Tehdit anındaki paniğin gözlemlenmesi
Kolluk Tutanağı Yüksek Müdahale anındaki sanık tavrı ve kullanılan araçlar
Kamera Kayıtları Tamamlayıcı MOBESE veya iş yeri kamera görüntülerinin dökümü

Dijital delillerde en kritik husus, paylaşımı yapan hesabın aidiyetidir. Sanığın hesabı kullandığını kabul etmesi (ikrar) ispatı kolaylaştırırken; inkar durumunda cihaz imajlarının incelenmesi ve teknik verilerin toplanması gerekir. Ayrıca, paylaşımların yapıldığı tarihteki toplumsal atmosfer (örneğin bir terör saldırısı sonrası veya seçim dönemi) "korku ve panik yaratma amacının" belirlenmesinde delil olarak değerlendirilir.

Sanığın Psikolojik Durumu ve Alkol Etkisinin Suç Vasfına Etkisi

Adliye pratiğinde, halkı tehdit eden şahısların sıklıkla alkol etkisinde olduğu veya psikolojik sorunlar yaşadığı savunmasıyla karşılaşılır. Türk Ceza Kanunu uyarınca, iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında işlenen suçlarda kusur yeteneği tam kabul edilir. Ancak, sanığın durumu (örneğin ileri derecede sarhoşluk) eylemin ciddiyetini ortadan kaldırıyorsa, bu durum suçun unsurları bağlamında beraat nedeni olabilir.

Yargıtay'ın dikkat çekici bir kararında, 100 promil alkollü olan ve "ben canlı bombayım" diye bağıran sanığın durumunun çevredekiler tarafından "ciddiye alınmadığı", ihbarın bile sadece sanığın olay çıkarmasını engellemek için yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda mahkeme, sanığın eyleminin halkta korku ve panik yaratma kabiliyetinin bulunmadığına ve özel kastın ispatlanamadığına hükmederek beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

"Suç tarihinde 100 promil alkollü olan sanığın durumu sebebiyle olay mahallinde bulunan insanlar tarafından ciddiye dahi alınmadığı, bu itibarla sanık hakkındaki ihbarın sanığın olay çıkarmasını engelleme amacıyla yapıldığı ve sanığın halk arasında korku ve panik yaratma kastıyla hareket ettiğine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı anlaşılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4159 - Karar No: 2024/9211

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/4159 E. , 2024/9211 K.

Kovuşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Kanun Yolu Süreçleri

TCK 213 uyarınca açılan kamu davalarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Suçun ceza üst sınırı 4 yıl (artırımlarla birlikte 6 yılı geçebilir) olduğundan, yargılama genel hükümlere göre yürütülür. Ancak, bazı durumlarda (örneğin 216/3 ile birleştiğinde) basit yargılama usulünün uygulanması ihtimali de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları ışığında yeniden değerlendirilmelidir.

Kanun yolu açısından, Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açıktır. Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) verdiği esastan ret kararları, ceza miktarı 5 yılın altında kalsa bile, TCK 213'ün de dahil olduğu "kamu barışına karşı suçlar" kapsamında yer alması (CMK 286/3-a-7) nedeniyle temyiz edilebilir niteliktedir. Temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren 15 gündür.

Yargıtay İçtihatları Işığında "Açık ve Yakın Tehlike" Tartışması

Hukuk profesyonelleri arasında sıkça tartışılan konulardan biri, TCK 213 suçunun oluşması için TCK 216'da olduğu gibi "açık ve yakın bir tehlikenin" ortaya çıkmasının gerekip gerekmediğidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu soruya net bir cevap vermektedir: TCK 213 bir tehlike suçudur ve kanun koyucu bu madde için "açık ve yakın tehlike" şartını bir unsur olarak öngörmemiştir.

Bu durum, suçun kapsamını genişletmekte ve failin cezalandırılması için toplumsal bir kaosun fiilen başlamış olması gerekmediğini ortaya koymaktadır. Tehdidin aleni olması ve özel kastla yapılması tamamlanmış bir suç için kafidir. Ancak, ifade özgürlüğü ile suç arasındaki denge korunurken, söylenen sözlerin sadece "rahatsız edici" olması yeterli görülmemeli; mutlaka TCK 213'te sayılan hukuki değerlere (hayat, vücut dokunulmazlığı vb.) yönelik bir saldırı iradesi aranmalıdır.

Uygulama Notu: Müdafi Perspektifiyle Savunma Stratejileri

Halkı tehdit suçuyla suçlanan bir sanığın müdafiliğini yürüten avukatın, savunmasını üç ana eksen üzerine kurması stratejik öneme sahiptir:

  1. Vasıflandırma İtirazı: Eylemin halkı değil, belirli kişileri hedef aldığını ispat ederek suçun TCK 106 (şikayete tabi veya uzlaşma kapsamında) olduğunu ileri sürmek.
  2. Kastın Yokluğu ve İfade Özgürlüğü: Paylaşımların bir "uyarı" veya "eleştiri" mahiyetinde olduğunu, sanığın halkta panik yaratma gibi bir niyetinin (özel kast) bulunmadığını somut delillerle desteklemek.
  3. Elverişlilik ve Ciddiyet Analizi: Olayın gerçekleştiği ortamdaki insanların tepkisini (tanıklarla) ölçmek; kimsenin korkmadığı, hayatın olağan akışının bozulmadığı bir senaryoda eylemin TCK 213'ün koruduğu hukuki yararı ihlal etmediğini savunmak.

Özellikle zincirleme suç (TCK 43) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve basın-yayın yoluyla artırımın (TCK 218) yasal şartlarının oluşup oluşmadığı teknik bir titizlikle incelenmelidir. Unutulmamalıdır ki, sanığın mükerrir olması veya denetim süresi içinde suç işlemiş olması durumunda, hükmedilecek hapis cezasının infaz rejimi çok daha ağır olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. TCK 213 suçu için "açık ve yakın tehlike" oluşması şart mıdır? Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, madde metninde ve gerekçesinde bu yönde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Suçun oluşması için tehdidin aleni yapılması ve halk arasında korku/panik yaratma amacı kafi görülmektedir.

2. Alkollü bir kişinin "bombayı patlatacağım" demesi her zaman suç oluşturur mu? Şartlıdır. Eğer kişinin durumu çevredeki insanlarca ciddiye alınmıyorsa, beyanları inandırıcı değilse ve panik yaratma kabiliyeti yoksa "unsurları yönünden oluşmayan suçtan" beraat kararı verilebilir. Ancak kişi elinde bir düzenek veya silahla bu eylemi gerçekleştiriyorsa, alkollü olması suçtan kurtulmasını sağlamaz.

3. Sosyal medya üzerinden paylaşılan bir "iç savaş uyarısı" bu suçu oluşturur mu? Genellikle hayır. Yargıtay, "uyarı" mahiyetindeki, belirli bir saldırı iradesi içermeyen ve eleştiri sınırları içinde kalan genel nitelikli paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirerek beraat yönünde görüş bildirmektedir.

4. Bu suçta uzlaşma hükümleri uygulanabilir mi? Hayır. TCK 213 kapsamındaki halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu, mağduru toplumu oluşturan belirsiz kişiler olan "kamu barışına karşı suçlar" grubunda yer aldığı için uzlaşma kapsamında değildir.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/4159, Karar No: 2024/9211.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/17205, Karar No: 2024/7629.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/5393, Karar No: 2024/9882.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/15878, Karar No: 2024/6650.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/3998, Karar No: 2024/8151.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/5809, Karar No: 2025/1432.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/14175, Karar No: 2024/2011.

Yasal Uyarı: Bu metin akademik ve profesyonel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup, somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Her hukuki uyuşmazlığın kendine özgü şartları bulunmaktadır. Hak kaybına uğramamak için profesyonel bir avukatlık hizmeti veya hukuki danışmanlık alınması şiddetle önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
TCK 213 Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu: Adliye Pratiği ve Yargıtay İçtihatları | EmsalDava