
Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tahliye Davalarında Usulü Stratejiler ve İçtihat Analizi
Kira sözleşmelerinin sona ermesi, kiralananın niteliğine göre genel hükümler veya konut ve çatılı işyeri kiraları rejimine tabidir. Fesih bildirim süreleri, on yıllık uzama süresi ve akde aykırılık nedeniyle tahliye süreçlerinde ispat yükü ile hak düşürücü süreler uyuşmazlığın çözümünde belirleyici rol oynar.
Kira Sözleşmelerinde Fesih ve Tahliye Rejiminin Belirlenmesi
Kira sözleşmesinin feshi ve kiralananın tahliyesi süreçleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında taşınmazın "konut ve çatılı işyeri" niteliğinde olup olmamasına göre iki temel ayrıma tabi tutulmaktadır. Arsa, boş arazi veya üzerinde çatılı bir yapı bulunmayan taşınmaz kiraları TBK m. 299 ve devamındaki "Genel Hükümler"e tabiyken; barınma veya ticari faaliyet amacıyla kullanılan çatılı yapılar TBK m. 339 ve devamındaki özel hükümlere tabidir. Bu ayrım, sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi, bildirim yoluyla fesih ve tahliye davası açma süreleri bakımından uyuşmazlığın kaderini tayin eder.
Genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde (örneğin boş arsa kirası), belirli sürenin dolması ile sözleşme kendiliğinden sona erer (TBK m. 327). Ancak taraflar açık bir anlaşma olmaksızın ilişkiyi sürdürürse sözleşme belirsiz süreli hale gelir. Buna karşın konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiracı sürenin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzatılmış sayılır; kiraya veren ise yalnızca süre bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.
Kira Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Kiralayan Sıfatının Belirlenmesi
Kira sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen, rızai ve sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Yargı pratiğinde sıkça karşılaşılan yanılgılardan biri, kiralayan sıfatı ile malik sıfatının eşleşmesi gerektiği düşüncesidir. Oysa kira sözleşmesinin tarafı olmak için taşınmazın maliki olmak zorunlu değildir; mülkiyet hakkı bulunmayan bir kimse de geçerli bir kira sözleşmesi akdedebilir.
"Başkasına ait taşınmazın kiraya verilmesi mümkün ve buna ilişkin sözleşme hukuken geçerli olduğundan kiralayanın mal sahibi olma zorunluluğu yoktur. Eş söyleyişle, mal sahibinin tarafı durumunda bulunmadığı bir kira sözleşmesi yapılabilir ve kural olarak o sözleşmeden doğan hak ve borçlar, sözleşmenin taraflarına ait olur. ... Davacının kiralayan sıfatına karşı çıkılması halinde, kiralayan durumunda olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2010/6-659 - Karar No: 2010/682
Kiralayan Sıfatının Zımni Kabulü ve Husumet
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa dahi, kira bedellerinin belirli bir kişiye ödenmesi, o kişinin daha önce açtığı kira tespit davalarına itiraz edilmemesi gibi durumları "kiralayan sıfatının zımni kabulü" olarak değerlendirmektedir. Bu durum, özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında (TBK m. 350) dava açma ehliyetinin tespiti açısından kritiktir.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye ve Dava Hakkı
TBK m. 350/1 uyarınca kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı için tahliye davası açabilir. Burada kiralayan olmayan malikin de dava açma hakkı içtihatlarla tanınmıştır. Ancak kiralayan birden fazla ise, aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan davanın birlikte açılması usuli bir zorunluluktur.
Belirli Süreli Sözleşmelerde Sürenin Sona Ermesi ve Sükûtla Uzama
Belirli süreli kira sözleşmeleri, sürenin dolmasıyla birlikte kural olarak sona erse de, uygulamanın devam etmesi halinde sözleşmenin niteliği değişebilmektedir. Genel hükümlere tabi kiralamalarda (arsa vasfındaki taşınmazlar gibi), sözleşme süresinin bitiminden sonra tarafların sessiz kalması, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüşmesine yol açar (TBK m. 327/2).
"Genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Kiraya veren sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür."
Kaynak: 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/13410 - Karar No: 2016/6559
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2015/13410 E. , 2016/6559 K.
Baz İstasyonu ve Arsa Kiralarında Süre Analizi
Yargıtay, baz istasyonu kurulması amacıyla yapılan arsa kiralamalarını çatısız işyeri niteliğinde kabul ederek genel hükümlere tabi tutmaktadır. Bu tür sözleşmelerde, ilk sürenin bitiminden sonra kiralayanın fesih bildiriminde bulunmaması durumunda akit belirsiz süreliye dönüşür ve fesih artık TBK m. 328 ve 329'daki bildirim sürelerine tabi olur.
Otopark Kiralamalarında Belirsiz Süreli Dönüşüm
Otopark olarak kullanılan boş arsalar da çatılı işyeri korumasından yararlanamaz. Bu durumda, sözleşme süresi bittikten sonra kiracının taşınmazı kullanmaya devam etmesi ve kiralayanın buna itiraz etmemesi, sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirir. Bu aşamadan sonra tahliye davası açılabilmesi için yasal fesih dönemlerine uyulması zorunludur.
Feshi İhbar Mekanizması ve Kanuni Bildirim Süreleri
Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, yasal fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. TBK m. 329 uyarınca taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında, yerel adette başka bir dönem kararlaştırılmamışsa, altı aylık kira döneminin sonu için üç ay önceden fesih bildirimi yapılması şarttır.
| Kira Türü | Süre Niteliği | Fesih Bildirim Süresi | Dayanak Madde |
|---|---|---|---|
| Konut / Çatılı İşyeri | Belirli Süreli | Kiracı için 15 gün önce | TBK m. 347 |
| Konut / Çatılı İşyeri | Belirsiz Süreli | 6 aylık dönem için 3 ay | TBK m. 348 |
| Genel Hükümler (Arsa) | Belirli Süreli | Süre sonunda kendiliğinden | TBK m. 327 |
| Genel Hükümler (Arsa) | Belirsiz Süreli | 6 aylık dönem için 3 ay | TBK m. 328-329 |
"Borçlar Kanunu'na tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262. maddesi (TBK m. 328) hükmüne göre belirlenir. ... Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz. Ancak ihbarda kiralayan birinci altı aylık dönemi değil de ikinci altı aylık dönemi belirterek sözleşmeyi o dönem için feshettiğine açıkça işaret etmişse o takdirde birinci dönemde tebliğ edilen bu ihtara dayanarak ikinci altı aylık dönemin sonunda dava açılması mümkündür."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2010/6-320 - Karar No: 2010/349
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında 10 Yıllık Uzama Süresi
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak tahliye isteyemez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir (TBK m. 347).
AYM'nin Mülkiyet Hakkı Perspektifinden Denetimi
Anayasa Mahkemesi, 10 yıllık uzama süresinin başlangıcını ve uygulanışını mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğü çerçevesinde incelemiştir. Özellikle çok uzun süreli belirli kira sözleşmelerinde (örneğin 15-20 yıllık), 10 yıllık sürenin bu sürenin üzerine eklenmesinin kiraya veren üzerinde ölçüsüz bir yük oluşturabileceği tartışılmaktadır.
"Belirli sürenin 10 yıl olduğunu var saydığımızda, kiraya veren, kira sözleşmesini 10+10=20. yılı takip eden 21. yılda, belirli sürenin 15 yıl olduğunu var saydığımızda, kiraya veren, kira sözleşmesini 15+10=25. yılı takip eden 26. Yılda sona erdirme hakkına sahip olmaktadır. ... TBK. m. 347/1 gereği kiraya veren, 10 yıllık uzama süresi dolduktan sonra ... genel hükümlere göre bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahip olacaktır."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2024/143 - Karar No: 2024/137
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2024/143, K. 2024/137
Uzama Süresinin Hesaplanmasında Kritik Hatalar
Uygulamada, 10 yıllık sürenin başlangıcı genellikle sözleşmenin ilk bitiş tarihi olarak kabul edilir. Ancak sözleşmenin "yeni bir sözleşme" olarak mı yoksa "eskisinin devamı" olarak mı nitelendirileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre belirlenir. Tarafların sadece kira bedelini güncellemek amacıyla yeni bir belge düzenlemesi, sürenin sıfırlanması anlamına gelmeyebilir.
Akde Aykırılık Nedeniyle Fesih ve Tahliye Prosedürü
Kiracı, kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve komşulara saygı göstermekle yükümlüdür (TBK m. 316). Bu yükümlülüğe aykırılık halinde kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kiralarında en az 30 gün süre vererek aykırılığın giderilmesini ihtar etmelidir. Aykırılık bu sürede giderilmezse sözleşme feshedilebilir.
Kiralananın Doğrudan Kullanımı ile İlgili Aykırılık Kıstası
Yargıtay, akde aykırılık nedeniyle tahliye kararı verilebilmesi için aykırılığın "kiralananın doğrudan kullanımı" ile ilgili olması gerektiğini vurgulamaktadır. Örneğin, bir alışveriş merkezindeki kiracının fiş/fatura düzenlememesi sözleşmenin esaslı ihlali olarak kararlaştırılmış olsa dahi, bu durum taşınmazın fiziksel kullanımıyla ilgili olmadığından tahliye nedeni değil, yalnızca tazminat veya fesih nedeni sayılabilmektedir.
"Akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için akde aykırılığın kiralananın doğrudan kullanımı ile ilgili olması gerekir. Kira sözleşmesinde kiracının kabul ettiği olgulardan birinin yerine getirilmemesi akde aykırılık nedeniyle tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davacının akde aykırılık olarak nitelendirdiği kiracının, sözleşmenin bir maddesine aykırı şekilde 'fişsiz ve faturasız satış yapması' eylemi, ... Borçlar Kanunu’nun 256.maddesi (TBK m. 316) anlamında akde aykırılık nedeniyle tahliye sebebi değildir. Bu husus olsa olsa akdin feshi sebebi olabilir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2013/6-96 - Karar No: 2013/859
Çatısız İşyerlerinde İhtar Süresi İstisnası
Eğer kiralanan taşınmaz arsa vasfındaysa (çatısız işyeri), kiraya veren kiracıya önceden bir süre tanımaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Bu durum, TBK m. 316/3 hükmünün konut ve çatılı işyerleri için öngördüğü korumanın bir istisnasıdır.
Kiracının Temerrüdü ve Ödeme Borcuna Dayalı Tahliye
Kira bedelinin veya yan giderlerin vadesinde ödenmemesi halinde, kiraya veren kiracıya yazılı bir süre vererek, bu süre içinde ödeme yapılmaması durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir (TBK m. 315). Bu süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az 30 gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az 10 gündür.
Temerrüt İhtarının Geçerlilik Şartları
İhtarname, muaccel olan kira bedelini net bir şekilde belirtmeli ve ödeme yapılmaması halinde akdin feshedileceği ihtarını içermelidir. Eksik miktar üzerinden çekilen veya henüz vadesi gelmemiş kiraları kapsayan ihtarlar tahliye sonucunu doğurmaz. Ayrıca, belediye encümen kararı gibi idari işlemlerle yapılan tek taraflı fesihler, TBK'daki temerrüt prosedürü izlenmedikçe hukuki sonuç doğurmaz.
Arabuluculuk ve Yargılama Usulü
7445 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca, kira hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda (icra yoluyla tahliye hariç) dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Mahkeme, temerrüt olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğini bilirkişi marifetiyle inceler ve kiracının ödeme savunmasını yazılı delille kanıtlamasını bekler.
Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Tahliye Şartları
TBK m. 350/2 uyarınca, kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli olup da bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkansız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemlerine uyularak bir ay içinde dava açılabilir.
"TBK'nun 350/2. maddesi hükmünde öngörülen yasal düzenleme çatılı işyerleri ve konut kiraları hakkında kabul edilmiştir. Davaya konu taşınmazın çatılı işyeri de olmaması nedeniyle mahkemece davacının TBK'nun 350/2 maddesi uyarınca yeniden inşaat ve esaslı onarım nedeniyle tahliye davası açamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekir."
Kaynak: 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/8160 - Karar No: 2017/5624
Projenin Onaylanmış Olması Zorunluluğu
Yeniden inşa nedeniyle tahliye davasında, taşınmazın mevcut halinin korunarak basit tadilatlarla onarılmasının mümkün olmaması gerekir. Mahkeme, sunulan mimari projelerin belediye tarafından onaylanıp onaylanmadığını ve inşaat ruhsatı alınıp alınmadığını denetler. Sadece niyet beyanı veya taslak proje tahliye kararı verilmesi için yeterli değildir.
Çatısız Taşınmazlarda Yeniden İnşa İddiası
Boş arsa niteliğindeki taşınmazlarda, üzerine bina yapılacak olması gerekçesiyle tahliye davası açılması mümkün değildir. Zira bu tür taşınmazlar "konut ve çatılı işyeri kiraları" rejimine tabi olmadığından, TBK m. 350/2 hükmü uygulama alanı bulmaz. Bu durumda kiraya veren, genel hükümlere göre sürenin dolması veya feshi ihbar yoluna gitmelidir.
Erken Tahliye Halinde Tazminat ve Makul Süre Hesabı
Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder (TBK m. 325).
"Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. ... Taraflar sözleşmenin özel 13. maddesinde makul süreyi 'bir ay' olarak kararlaştırmışlardır. Mahkemece tahliye tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan bir aylık feshi ihbar süresinin yeniden kiraya vermek için gereken makul süre kabul edilerek davalı kiracının bir aylık makul süre kirasından sorumlu tutulması gerekir."
Kaynak: 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10249 - Karar No: 2016/7529
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2015/10249 E. , 2016/7529 K.
Sözleşmesel Fesih Hakkının Sınırları
Sözleşmede kiracıya, belirli bir süre önceden bildirimde bulunmak kaydıyla "her zaman fesih hakkı" tanınmış olabilir. Eğer kiracı bu ihbar süresine uyarak tahliye gerçekleştirmişse, kiralayan ayrıca bir makul süre tazminatı talep edemez. Ancak ihbar süresine uyulmamışsa, kiracı hem ihbar süresi kadar hem de anahtar teslimine kadar olan bedellerden sorumlu olur.
Makul Sürenin Belirlenmesinde Bilirkişi İncelemesi
Sözleşmede bir süre kararlaştırılmamışsa, mahkemece taşınmazın cinsi, mevkii ve piyasa koşulları dikkate alınarak taşınmazın yeniden kiraya verilebileceği süre belirlenir. Yargıtay uygulamalarında bu süre genellikle taşınmazın niteliğine göre 3 ila 6 ay arasında değişmektedir. Kiraya verenin taşınmazı hemen başkasına kiralaması durumunda, kiracının sorumluluğu yeni kira sözleşmesinin başladığı tarihte sona erer.
Taşınmazın Tahliyesinde Anahtar Teslimi ve İspat Yükü
Tahliyenin hukuken geçerli bir şekilde tamamlanmış sayılabilmesi için sadece taşınmazın fiilen boşaltılması yetmez; anahtarın da kiralayana usulüne uygun olarak teslim edilmesi gerekir. Anahtar teslim edilmediği sürece kira borcu işlemeye devam eder.
Noter Aracılığıyla Anahtar Teslimi
Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan imtina etmesi durumunda kiracı, anahtarı notere tevdi etmeli ve bu durumu kiralayana ihbar etmelidir. İspat yükü kiracıdadır. Anahtarın teslim edildiği tarih, kiralayana ihbarnamenin ulaştığı veya noter emanet tutanağının tebliğ edildiği tarihtir.
Hor Kullanma ve Eksik Teslim Zararları
Kiralayan, taşınmazı teslim aldığında mevcut olan hasarları "hor kullanma" kapsamında talep edebilir. Ancak kiracı, olağan kullanımdan kaynaklanan eskimelerden sorumlu değildir. Teslim sırasında kiralayanın ihtirazi kayıt ileri sürmesi veya ivedilikle sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti yaptırması, uyuşmazlığın ispat aşamasında hayati önem taşır.
Alt Kira ve Kullanım Hakkının Devri Sınırlamaları
Kiracı, kiraya verenin rızası olmaksızın kiralananı başkasına kiraya veremez ve kullanım hakkını devredemez. Ancak konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya veren haklı bir sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz.
İşyeri Kiralarında Devir ve Rıza
Ticari işletmelerin devri durumunda, kira sözleşmesinin devri de gündeme gelir. Kiraya verenin devir talebine sessiz kalması veya haksız yere reddetmesi durumunda kiracı, mahkemeden rıza yerine geçecek bir karar talep edebilir. Ancak rıza alınmadan yapılan alt kiralamalar, hem asıl kiracı hem de alt kiracı için tahliye nedeni oluşturur.
Fuzuli İşgal ve Tahliye
Rızasız alt kira durumunda kiralayan, alt kiracıya karşı fuzuli işgal nedeniyle müdahalenin men'i davası açabileceği gibi, asıl kiracıya karşı da akde aykırılık nedeniyle tahliye davası ikame edebilir. Bu süreçte kira bedelinin kimden tahsil edildiği, rızanın zımnen verilip verilmediği hususunda önemli bir delil niteliği taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kira sözleşmesinde "ihtiyaç halinde tahliye edilecektir" maddesi varsa, kiraya veren süre dolmadan tahliye isteyebilir mi? Hayır. TBK m. 354 uyarınca dava yoluyla tahliye sebepleri kiracı aleyhine genişletilemez. İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ancak belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda açılabilir. Sözleşmedeki bu tür hükümler, kanunun emredici sürelerini ortadan kaldırmaz.
2. Boş bir arsayı kiralayan kişi, üzerine prefabrik yapı inşa ederse "çatılı işyeri" korumasından yararlanır mı? Kiralanan taşınmazın sözleşme anındaki niteliği esastır. Eğer sözleşme "boş arsa" olarak yapılmışsa, kiracının sonradan eklediği taşınır nitelikteki yapılar taşınmazı "çatılı işyeri" haline getirmez. Ancak yapı sabit ve kalıcı nitelikteyse ve kiralayanın rızasıyla yapılmışsa, kira rejiminin değiştiği iddia edilebilir.
3. Anahtarı kapıcıya veya kiralayanın komşusuna teslim etmek hukuken geçerli bir tahliye midir? Kural olarak hayır. Anahtar kiralayana veya yetkili vekiline teslim edilmelidir. Kapıcıya teslim, kiralayanın bu yönde açık bir talimatı veya kabulü yoksa geçersizdir. Bu durumda kiracı, teslimi kanıtlayamazsa taşınmazın yeniden kiraya verilebileceği makul süre sonuna kadar kira bedelinden sorumlu kalmaya devam eder.
4. 10 yıllık uzama süresi dolan kiracıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi neden önemlidir? TBK m. 347 uyarınca fesih bildiriminin, uzama yılının bitiminden en az üç ay önce kiracıya tebliğ edilmiş olması gerekir. İhtarnamenin sadece notere verilmiş olması yeterli değildir; muhatabına ulaşmadığı sürece hukuki sonuç doğurmaz. Sürenin kaçırılması halinde, sözleşme bir yıl daha uzamış sayılır.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
- Anayasa Mahkemesi - Esas No: 2024/143 - Karar No: 2024/137.
- Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2010/6-659 - Karar No: 2010/682.
- Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2010/6-320 - Karar No: 2010/349.
- Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2013/6-96 - Karar No: 2013/859.
-
- Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/13410 - Karar No: 2016/6559.
-
- Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/8160 - Karar No: 2017/5624.
-
- Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/1343 - Karar No: 2023/3259.
-
- Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10249 - Karar No: 2016/7529.
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunması nedeniyle, hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir. Metinde kullanılan vaka analizleri anonimleştirilmiştir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.