Kesinleşmiş Mahkumiyet Hükümlerinde Uyarlama Yargılaması ve Lehe Kanun Uygulama Esasları
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Kesinleşmiş Mahkumiyet Hükümlerinde Uyarlama Yargılaması ve Lehe Kanun Uygulama Esasları

Uyarlama yargılaması, kesinleşmiş hükümlerde suçun unsurlarını veya yaptırım dengesini değiştiren yeni mevzuatın fail lehine sonuç doğurup doğurmadığının tespiti amacıyla yürütülen tali bir yargılama faaliyetidir. Bu süreçte karma uygulama yasağı, savunma hakkının kısıtlanmaması ve duruşma açılma zorunluluğu gibi usul kuralları, infazın hukuka uygunluğu açısından belirleyici unsurları teşkil eder.

Kesinleşmiş Hükümlerde Lehe Kanun Uygulamasının Hukuki Niteliği

Uyarlama yargılaması, maddi ceza hukukunun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin "lehe kanun geçmişe yürür" ilkesinin infaz aşamasındaki tezahürüdür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 9 uyarınca, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünden sonra yürürlüğe giren kanun fail lehine ise, bu durumun bir mahkeme kararı ile saptanması zorunludur.

Bu faaliyet, özü itibarıyla bir "mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması" (tali yargılama) niteliğindedir. Asli yargılama süreci tamamlanmış, sübuta ilişkin tartışmalar sona ermiş ve hüküm kesinleşmiştir. Uyarlama yargılamasının kapsamı, sadece yeni yasal düzenlemenin mevcut hükme etkisini belirlemekle sınırlıdır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu süreçte yeniden bir olay yargılaması yapılamaz; kesinleşen karardaki maddi vakıalar ve suç vasfı kural olarak değiştirilemez.

"Sonradan yürürlüğe giren kanunun, suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili hâlleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi durumlarda, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bakımından doğuracağı sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda 'mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması' veya kısaca 'uyarlama yargılaması' denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/256 - Karar No: 2024/150

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/256 E. , 2024/150 K.

Uyarlama Yargılamasında Duruşma Açılmasını Zorunlu Kılan Haller

Adliye pratiğinde en çok tereddüt edilen hususlardan biri, uyarlamanın dosya üzerinden mi yoksa duruşma açılarak mı yapılacağıdır. Genel kural, eylemin suç olmaktan çıkarılması veya ceza miktarının herhangi bir takdir hakkı gerektirmeyecek şekilde matematiksel olarak belirlenebilmesi durumunda evrak üzerinde karar verilebilmesidir. Ancak, yeni kanunun uygulanması hakim için bir takdir alanı yaratıyorsa veya cezanın bireyselleştirilmesi (kişiselleştirilmesi) gerekiyorsa duruşma açılması hak düşürücü bir usul kuralıdır.

Duruşma açılma zorunluluğunu belirleyen hukuki parametrelerin analizi.

Takdir Hakkının Kullanılması ve Kanıt Toplama Zorunluluğu

Eğer yeni yasal düzenleme, cezanın alt ve üst sınırları arasında yeniden belirlenmesini gerektiriyorsa ya da etkin pişmanlık gibi sonradan kanıt toplanmasını icap ettiren hükümler içeriyorsa, duruşma açılması zorunludur. Örneğin, mal varlığına karşı suçlarda 5237 sayılı TCK ile getirilen "değer azlığı" veya "etkin pişmanlık" gibi hususlar, maddi olayın yeniden irdelenmesini değil, mevcut vakıanın yeni hukuki normlara göre değerlendirilmesini gerektirir.

Cezanın Kişiselleştirilmesi ve Yeni Kurumların Varlığı

Sonraki kanun ile hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi veya takdiri indirim nedenlerinin uygulanması imkanı doğmuşsa, bu hususların tartışılması için tarafların huzuru şarttır. 5252 sayılı Kanun m. 9/1 uyarınca evrak üzerinde karar verilebilmesi, ancak hükümlünün açıkça lehine olan ve savunma gerektirmeyen durumlarla sınırlıdır.

"Yargılama gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa... yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Bunun dışındaki hâllerde ise evrak üzerinde inceleme yapılarak karar vermek olanaklı hâle gelebilecektir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/7366 - Karar No: 2022/19277

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2022/7366 E. , 2022/19277 K.

Karma Uygulama Yasağı ve Bütünsel Karşılaştırma Metodu

Uyarlama yargılamasında en temel ilkelerden biri "Karma Uygulama Yasağı"dır. Mahkeme, eski kanun ve yeni kanun arasında bir tercih yaparken, her iki kanunun en uygun hükümlerini cımbızlayarak yeni bir "karma" rejim oluşturamaz. Yapılması gereken işlem; suç tarihinde yürürlükte olan kanunun ilgili tüm hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin ayrı ayrı olaya uygulanması ve sonuç cezaların karşılaştırılmasıdır.

Eski ve yeni kanunlar arasındaki bütünsel karşılaştırma metodolojisi.

Karşılaştırma Kriteri Eski Kanun Uygulaması Yeni Kanun Uygulaması
Temel Ceza Tayini Suç tarihindeki alt/üst sınır Güncel kanundaki alt/üst sınır
Artırım/İndirim Oranları Eski kanun oranları (Örn: TCK 765 m. 522) Yeni kanun oranları (Örn: TCK 5237 m. 145)
Teşebbüs/İştirak Maddi olaya göre eski normlar Maddi olaya göre yeni normlar
Kişiselleştirme Erteleme, paraya çevirme (Eski) Seçenek yaptırımlar, erteleme (Yeni)
Sonuç Karşılaştırma Ortaya çıkan nihai infaz süresi Ortaya çıkan nihai infaz süresi

Bu metodoloji işletilirken, 5252 sayılı Kanun m. 9/3 uyarınca "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" kuralına riayet edilmelidir.

"Lehe kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/25726 - Karar No: 2022/6320

Belgeyi Gör: 6. Ceza Dairesi 2021/25726 E. , 2022/6320 K.

Savunma Hakkı ve Zorunlu Müdafii Görevlendirilmesi

Uyarlama yargılaması her ne kadar tali bir süreç olsa da, ceza muhakemesinin evrensel ilkeleri olan "savunma hakkı" ve "adil yargılanma" prensiplerinden ari değildir. Özellikle ceza üst sınırı itibarıyla zorunlu müdafilik gerektiren suçlarda, uyarlama aşamasında da bu kurala uyulması gerekir.

Müdafi Yokluğunda Karar Verilmesinin Hukuki Riski

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, üst sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda (TCK 150/3 uyarınca), hükümlünün müdafii hazır bulundurulmadan uyarlama kararı verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Bazı karşı oylarda bu sürecin sadece hukuki bir değerlendirme olduğu ve zorunlu müdafiliğe gerek olmadığı savunulsa da, yüksek mahkemenin ağırlıklı eğilimi müdafi atanması yönündedir.

Duruşmaya Davet ve Tebligat Usulü

Hükümlünün duruşmaya davet edilmesi, usulüne uygun tebligat yapılması ve gelmediği takdirde yokluğunda karar verilebileceğine dair ihtarın bulunması gerekir. Ancak, hükümlüye ulaşılamaması ve adresinin saptanamaması durumunda, eski yargılamadaki müdafiine haber verilerek yargılamaya devam edilmesi mümkündür.

"Sanık veya uyarlama davalarında hükümlünün, yasanın buyurucu hükmüne rağmen zorunlu müdafiden yoksun bırakılması AİHS'nde yer alan 'adil yargılanma kuralına' aykırıdır... Uyarlama yargılamasında Ceza Muhakemesi Yasasının yargılamaya ilişkin kurallarının ve bu kuralın zorunlu müdafii atanmasıyla ilgili hükmünün uygulanması zorunlu olup... müdafii hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması yasaya aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2007/768 - Karar No: 2007/3060

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2007/768 E., 2007/3060 K.

Uyarlama Yargılamasında Sübut ve Vaka İncelemesi Sınırı

Uyarlama yargılamasının en kritik kısıtlaması, "olay yargılaması" yapılamamasıdır. Kesinleşmiş hükümdeki maddi vakıalar, delillerin değerlendirilmesi ve suçun sübutuna ilişkin kabuller dokunulmazdır. Bu süreçte beraat kararı verilmesi, ancak yeni kanunun eylemi tamamen suç olmaktan çıkarması durumunda mümkündür.

Maddi Vakıaya Bağlılık ve İstisnalar

Mahkeme, ilk hükümde "gece vakti" olarak kabul edilen bir hırsızlık eylemini, uyarlama sırasında "gündüz vakti" olarak yeniden değerlendiremez. Ancak, yeni kanunla birlikte suçun unsurları değişmişse (örneğin; konut dokunulmazlığının ihlali suçunda şikayet şartı getirilmişse), bu usuli veya maddi şartların varlığı incelenmek zorundadır.

Yeni Kanıt İleri Sürülmesi Yasağı

Uyarlama yargılaması, bir "yargılamanın yenilenmesi" (iade-i muhakeme) değildir. Bu nedenle, suçun işlenmediğine dair yeni bir kanıtın sunulması bu aşamada sonuç doğurmaz. Yeni kanıtların ancak CMK m. 311 kapsamında "yargılamanın yenilenmesi" talebine konu edilmesi gerekir.

"Uyarlama yapılmasının amacı, kesinleşmiş hükümle suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi olup, yeniden bir olay yargılamasını gerektiren ayrıkcı durumlar dışında delillerin tartışılmasına gerek bulunmamaktadır... Kesinleşen karardaki suç vasfının değiştirilemeyeceği, beraat kararı verilemeyeceği... tebligat yapılmasına rağmen gelmeyen hükümlünün yokluğunda yargılama yapılacağına ilişkindir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2007/768 - Karar No: 2007/3060

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2007/768 E., 2007/3060 K.

Mükerrer Mahkumiyetler ve Uyarlama Yargılaması İlişkisi

Uygulamada bazen aynı suçtan dolayı birden fazla (mükerrer) kamu davası açıldığı ve her iki davanın da kesinleştiği görülmektedir. Uyarlama yargılaması sırasında mahkemenin, önüne gelen mahkumiyetin mükerrer olduğunu saptaması durumunda nasıl bir yol izleyeceği tartışmalıdır.

Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurma Gerekliliği

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre, uyarlama yargılaması sınırlı bir inceleme alanına sahiptir. Bir mahkumiyet hükmünün "mükerrer" olması, o hükmün aslından kaynaklanan bir hukuka aykırılıktır. Uyarlama davası, sadece lehe kanun tespitiyle sınırlı olduğundan, hükmün mükerrerliği nedeniyle "yok sayılması" bu süreçte mümkün değildir. Bu tarz bir sakatlığın giderilmesi için CMK m. 309 uyarınca "Kanun Yararına Bozma" yoluna başvurulması gerekmektedir.

Tekerrür Uygulamasının Akıbeti

Eğer uyarlamaya konu hüküm başka bir dosya için tekerrüre esas alınmışsa, uyarlama sonrası değişen kesinleşme tarihinin veya ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerekir. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilirliği, infaza ilişkin bir konu olarak ek kararlar ile çözülmelidir.

"İtiraza konu edilen hüküm, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin önüne uyarlama yargılaması neticesinde gelmiş olup... bu aşamada mahkemenin kesinleşmiş hükmünün mükerrer olduğundan bahisle yok sayılması veya lehe kanunun belirlenmesine dayanmayan, hükmün ilk kesinleşme anında mevcut hukuka aykırılıkların incelemeye konu edilmesi mümkün değildir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2013/604 - Karar No: 2015/204

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2013/604 E. , 2015/204 K.

Uyarlama Talebinin Reddi Kararlarının Formu ve Kesinleşmesi

Mahkeme, yaptığı bütünsel karşılaştırma sonucunda yeni kanunun lehe olmadığına (eski kanunun daha lehe olduğuna) kanaat getirirse, "uyarlama talebinin reddine" karar vermelidir. Bu karar teknik anlamda bir "ek karar" niteliğindedir.

Ret Kararlarında Gerekçe ve Şekil Şartları

Red kararı verilirken, her iki kanun sisteminin neden ve nasıl karşılaştırıldığı, hangi parametrelerin aleyhe olduğu net bir şekilde gerekçelendirilmelidir. Ancak ret kararlarında, CMK m. 230 ve 232'de öngörülen tam hüküm fıkrası unsurlarının (yargılama gideri, vekalet ücreti vb.) yer almasına gerek yoktur; zira bu kararlar mevcut statüyü koruyan niteliktedir.

Kazanılmış Hak (Reformatio in Pejus) Meselesi

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, infaz aşamasında verilen uyarlama kararları "kazanılmış hak" teşkil etmez. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: Kazanılmış hak, ilk kesinleşen hükümdeki ceza miktarıyla sınırlıdır. Uyarlama sonucunda hükümlünün ilk cezasından daha ağır bir cezaya mahkum edilmesi, aleyhe kanun geçmişe yürütülemeyeceği için mümkün değildir.

"Uyarlama davasının reddi hariç, bu yeni hüküm usulünce kesinleştiğinde, önceki hükmü ortadan kaldıracak ve gerektiğinde infaza konu olabilecektir... Uyarlama isteminin reddine karar verilmesi halinde ise doğal olarak kararda bu unsurların (CMK hüküm fıkrası unsurları) yer almasına gerek olmayacaktır."

Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/25726 - Karar No: 2022/6320

Belgeyi Gör: 6. Ceza Dairesi 2021/25726 E. , 2022/6320 K.

Hırsızlık ve Yağma Suçlarında Uyarlama Kriterleri

Mal varlığına karşı suçlarda 765 sayılı mülga TCK ile 5237 sayılı TCK arasındaki sistem farkı, uyarlama yargılamasının en yoğun yapıldığı alanı oluşturur. Özellikle hırsızlık suçunda "gece vakti", "bina içinde muhafaza altına alınmış eşya" gibi nitelikli hallerin tanımı ve cezai karşılıkları değişmiştir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme ile Birleşme

765 sayılı TCK döneminde hırsızlık suçu içerisinde eriyen (mündemiç kabul edilen) konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme eylemleri, 5237 sayılı TCK sisteminde bağımsız suçlar olarak kabul edilmiştir. Bu durum, uyarlama sırasında "gerçek içtima" kuralı gereği hırsızlık cezasının yanına bu suçların cezalarının da eklenmesine neden olabilir. Dolayısıyla, sadece hırsızlık cezasındaki düşüşe bakarak yeni kanun lehedir demek yanıltıcı olabilir; toplam infaz süresi dikkate alınmalıdır.

Uzlaşma ve Değer Azlığı İncelemesi

Yeni kanunla getirilen uzlaşma hükümleri, uyarlama yargılamasında mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer eylem yeni kanunda uzlaşma kapsamına alınmışsa, mahkemece uzlaştırma işlemleri ikmal edilmeden karar verilmesi bozma nedenidir.

"5237 sayılı TCK'nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle... eylemlerin hırsızlık suçunun yanı sıra konut dokunulmazlığının ihlali suçunu ve mala zarar verme suçunu da oluşturduğu halde, bu suçlarla ilgili değerlendirme yapılmayıp, suç tarihi itibariyle bu suçlar bakımından şikayet ve uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmediği... lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/28460 - Karar No: 2020/13001

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2020/28460 E. , 2020/13001 K.

Uyarlama Kararlarına Karşı Kanun Yolları

Uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulacak kanun yolu, kararın mahiyetine ve verildiği tarihteki usul kurallarına göre belirlenir.

  1. İtiraz: 5275 sayılı Kanun m. 98 ve 101 uyarınca, infaz aşamasında duruşma açılmadan verilen kararlara karşı kural olarak itiraz yolu açıktır.
  2. Temyiz: Eğer uyarlama yargılaması duruşma açılarak yapılmış ve nihayetinde yeni bir "hüküm" tesis edilmişse, bu karar asli bir hüküm gibi temyiz incelemesine tabidir.
  3. Kanun Yararına Bozma: Kesinleşmiş ve olağan kanun yollarından geçmemiş uyarlama kararlarındaki ağır usul veya maddi hukuk hataları için Adalet Bakanlığı aracılığıyla bu yola başvurulabilir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2012 tarihli bir kararında vurgulandığı üzere; eğer yeni kanun açıkça aleyhe ise ve takdir hakkı gerektirmiyorsa, evrak üzerinden verilen red kararına karşı kanun yararına bozma istemi, kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilebilir.

"Hükümde sanık lehine değişiklik yapılmasını gerektiren durum da söz konusu olmadığından duruşma açmadan evrak üzerinde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır... Kanun Yararına Bozma İsteminin yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/4604 - Karar No: 2012/9587

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2012/4604 E. , 2012/9587 K.

Adliye Pratiğinde Uyarlama İşlemleri ve Kalem Akışı

Uyarlama süreci genellikle hükümlünün talebi, Cumhuriyet Savcısının mütalaası veya mahkemenin re’sen hareketiyle başlar.

Kesinleşmiş hükmün uyarlanması sürecinde adliye kalemi ve dosya akış şeması.

  • Talep Aşaması: İnfazı devam eden hükümlü, dilekçe ile mahkemeye başvurarak yeni yasal düzenlemelerin lehine olduğunu ileri sürer.
  • Dosya İncelemesi: Mahkeme kalemi, kesinleşmiş hüküm dosyasını ve infaz dosyasını birleştirerek hakime sunar.
  • Mütalaa: Hakim, dosyayı Cumhuriyet Savcısına göndererek lehe kanun uygulaması hakkındaki görüşünü (mütalaasını) yazılı olarak alır.
  • Karar Türünün Belirlenmesi: Hakim, takdir hakkı veya kanıt toplama gereği yoksa evrak üzerinden "Ek Karar" yazar. Eğer takdir alanı varsa duruşma günü belirleyerek tarafları çağırır.
  • İnfaza Bildirim: Uyarlama sonucunda ceza miktarında veya infaz rejiminde bir değişiklik olursa, kesinleşen yeni karar infaz savcılığına (İlamat bürosuna) gönderilerek müddetname güncellenir.

Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Sorunu

Uyarlama yargılaması, devletin yasama tasarrufu sonucu ortaya çıkan zorunlu bir süreç olduğundan, kural olarak hükümlü bu yargılama nedeniyle oluşan giderlerden sorumlu tutulamaz. Eğer duruşma açılmışsa ve zorunlu müdafi atanmışsa, bu giderlerin de hazine üzerinde bırakılması hakkaniyet gereğidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Uyarlama yargılaması sonucunda beraat kararı verilebilir mi? Evet, ancak bu durum sınırlıdır. Uyarlama yargılamasında beraat kararı, sadece yeni yürürlüğe giren kanunun, hükümlünün mahkum olduğu eylemi tamamen suç olmaktan çıkarması (dekriminalizasyon) halinde verilebilir. Sübuta ilişkin (delil yetersizliği vb.) nedenlerle yeniden değerlendirme yapılarak beraat verilmesi mümkün değildir.

2. Yeni kanunda ceza miktarı aynı kalmışsa uyarlama yapılmalı mıdır? Eski ve yeni kanunların tüm hükümleriyle ayrı ayrı uygulanması sonucunda ulaşılan nihai ceza miktarı tamamen aynı ise, 5252 sayılı Kanun m. 9 uyarınca uyarlama yapılmasına gerek yoktur. Bu durumda mahkeme "uyarlama yapılmasına yer olmadığına" dair karar verir.

3. Uyarlama davasında "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" (HAGB) uygulanabilir mi? Uyarlama yargılaması kendine özgü bir süreçtir. Eğer yeni kanun lehe ise ve uygulama sonucunda hapis cezası HAGB sınırları (2 yıl ve altı) içerisinde kalıyorsa, mahkemenin CMK m. 231'deki şartların varlığını (zararın giderilmesi, sabıka durumu vb.) değerlendirerek HAGB kararı vermesi mümkündür.

4. İnfazı tamamlanmış cezalar için uyarlama talebinde bulunulabilir mi? Hayır. Uyarlama yargılamasının amacı infazı etkilemektir. Cezası tamamen infaz edilmiş olan bir hükümlü için lehe kanun uyarlaması yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından, bu talepler kural olarak reddedilir. Ancak memnu hakların iadesi veya adli sicil kaydının silinmesi gibi fer’i sonuçlar açısından bazı istisnai akademik görüşler bulunsa da pratik uygulama infazın devamı şartına bağlıdır.

Kaynakça

    1. Ceza Dairesi 2012/4604 E. , 2012/9587 K.
    1. Ceza Dairesi 2012/15391 E. , 2012/18350 K.
    1. Ceza Dairesi 2020/28460 E. , 2020/13001 K.
    1. Ceza Dairesi 2022/7366 E. , 2022/19277 K.
    1. Ceza Dairesi 2023/27929 E. , 2024/18167 K.
    1. Ceza Dairesi 2012/10867 E. , 2012/41733 K.
    1. Ceza Dairesi 2022/26676 E. , 2022/4983 K.
    1. Ceza Dairesi 2011/20253 E. , 2013/22205 K.
    1. Ceza Dairesi 2012/18943 E. , 2014/13537 K.
    1. Ceza Dairesi 2013/32727 E. , 2013/25117 K.
    1. Ceza Dairesi 2021/25726 E. , 2022/6320 K.
    1. Ceza Dairesi 2006/8859 E., 2007/803 K.
    1. Ceza Dairesi 2007/768 E., 2007/3060 K.
    1. Ceza Dairesi 2015/15496 E. , 2016/8050 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2005/3-162 E., 2005/173 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2005/11-136 E., 2006/3 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2006/10-124 E., 2006/165 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2008/191 E. , 2008/226 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2010/11-1 E. , 2010/72 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2013/604 E. , 2015/204 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2015/38 E. , 2018/689 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2016/1238 E. , 2019/718 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2022/240 E. , 2024/194 K.
  • Ceza Genel Kurulu 2023/256 E. , 2024/150 K.

Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihat verileri ve mevcut mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir editoryal incelemedir. İçerikte yer alan analizler somut her olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilir. Bu metin, profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez; yargı mercileri nezdinde bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: