
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Rejimi: TBK 350 ve 351 Kapsamında İspat Standartları ile Usulü Güvenceler
İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması; dava açma süreleri ile ihtar koşullarının kamu düzenine ilişkin usul kuralları dairesinde yerine getirilmesi şarttır.
Tahliye Davalarında İhtiyaç İddiasının Hukuki Niteliği ve İspat Kriterleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 350 ve m. 351 hükümleri uyarınca açılan tahliye davalarının temel dayanağı, mülkiyet hakkının kullanımına yönelik zorunlu bir gereksinimdir. Yargıtay içtihatları ile istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması şarttır. Henüz doğmamış, gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı veya süreklilik arz etmeyen geçici ihtiyaçlar tahliye sebebi olarak kabul edilmemektedir.
Uygulamada mahkemeler, ihtiyacın davanın açıldığı tarihte var olup olmadığını incelemekle yetinmez; bu ihtiyacın yargılama süreci boyunca devam edip etmediğini de denetler. Eğer yargılama sırasında taşınmazın satılması veya ihtiyacın bir şekilde ortadan kalkması söz konusu olursa, davanın esastan reddi yoluna gidilmektedir. İspat yükü, kural olarak ihtiyacı iddia eden kiraya veren veya yeni malik üzerindedir.
"İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/2416 - Karar No: 2017/2258
Belirli Süreli Kira Sözleşmelerinde Dava Açma Süreleri ve Usulü Ön Koşullar
TBK m. 350/1 uyarınca, belirli süreli sözleşmelerde kira döneminin sona ermesini takip eden bir ay içerisinde davanın açılması gerekmektedir. Bu bir aylık süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir. Ancak TBK m. 353 hükmü, bu sürenin korunması adına kiraya verene önemli bir imkan sunmaktadır.
TBK m. 353 Kapsamında Sürenin Korunması ve İhtarın Etkisi
Kiraya veren, davanın açılması için öngörülen süreden önce veya en geç bu süre içerisinde tahliye iradesini kiracıya yazılı olarak bildirdiği takdirde, dava açma süresi bir sonraki kira yılı sonuna kadar uzamaktadır. Bu uygulama, kiracının sürekli bir tahliye tehdidi altında kalmasını engellemekle birlikte, kiraya verene dava hazırlığı için makul bir zaman tanımaktadır.
Belirsiz Süreli Sözleşmelerde Fesih Dönemleri
Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise TBK m. 328 ve devamı hükümlerinde öngörülen fesih bildirim sürelerine uyulmalıdır. Genel hükümlere göre belirlenecek fesih döneminden itibaren bir ay içinde davanın açılması şarttır. Usulüne uygun yapılmayan fesih bildirimleri davanın süre yönünden reddine sebebiyet vermektedir.
"6098 sayılı TBK’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/8814 - Karar No: 2018/1198
Yeni Malikin Tahliye Hakkı ve İktisap Sonrası Bildirim Süreçleri
Taşınmazı sonradan edinen kişi, TBK m. 351 uyarınca iki farklı yol izleyebilir. Birinci yol, eski malik ile kiracı arasındaki sözleşmeye halef olarak sözleşme süresinin sonunda dava açmaktır. İkinci yol ise yeni malike tanınan özel sürelerden faydalanmaktır.
Edinme Tarihinden İtibaren Bir Aylık Bildirim Şartı
Yeni malik, iktisap tarihinden itibaren (iktisap günü dahil) bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirimde hem mülkiyetin devralındığı hem de konut veya işyeri ihtiyacı olduğu belirtilmelidir. Bu ihtarın bir aylık sürede tebliğ edilmesi şarttır; sadece keşide edilmesi yeterli değildir.
Altı Aylık Bekleme Süresi ve Dava Hakkı
Usulüne uygun ihtarı tebliğ eden yeni malik, iktisap tarihinden itibaren altı ay geçtikten sonra tahliye davası açabilir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, bu altı aylık sürenin dolması davanın açılabilmesi için "dava şartı" niteliğindedir. Ancak yeni malik dilerse bu süreyi beklemeyip, kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde de dava açma hakkını kullanabilir.
| Usul | İhtar Süresi | Bekleme Süresi | Dava Açma Süresi |
|---|---|---|---|
| TBK m. 350 (Genel) | Gerekli değil (TBK 353 hariç) | Sözleşme sonu | Sözleşme bitiminden itibaren 1 ay |
| TBK m. 351 (Yeni Malik) | İktisaptan itibaren 1 ay | İktisaptan itibaren 6 ay | 6 aylık süre dolunca sözleşme sonuna kadar |
| TBK m. 351 (Alternatif) | Gerekli değil | Sözleşme sonu | Sözleşme bitiminden itibaren 1 ay |
Konut İhtiyacının Gerçek ve Samimi Olma Şartının Yargısal Denetimi
Yargı pratiğinde konut ihtiyacının samimiyeti, somut olayın özelliklerine göre her vakada ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin, yurt dışında yaşayan bir malikin yaz tatillerinde memleketine geldiğinde konaklayacak yerinin olmaması ve bu nedenle kendi taşınmazını kullanmak istemesi Yargıtay tarafından "gerçek ve samimi" bir ihtiyaç olarak kabul edilmektedir.
Buna karşın, malikin mülkiyetinde bulunan ve kiralanandan daha nitelikli, daha merkezi veya sosyal konumuna daha uygun bir taşınmazın boş olması durumunda ihtiyaç iddiası samimi bulunmamaktadır. Salt daha fazla kira geliri elde etmek veya kiracıyı çıkarmak amacıyla ileri sürülen iddialar, hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde reddedilmektedir.
"Yurt dışında oturan davacının tatilde Türkiye’ye geldiğinde kendi evinde oturma isteği olağan karşılanmalı, ihtiyaç iddiasının kanıtlandığı kabul edilmelidir. Açıklanan nedenle ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olduğu kanıtlandığından kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2012/11127 - Karar No: 2012/13591
İşyeri İhtiyacı Sebebiyle Tahliyede Ticari Gereklilik ve Uygunluk Analizi
İşyeri ihtiyacı nedeniyle açılan tahliye davalarında (TBK m. 350/1 ve m. 351), mahkemece kiralanan taşınmazın yapılacak işe uygun olup olmadığı araştırılmalıdır. Sadece ihtiyaç iddiasının ileri sürülmesi yeterli olmayıp, taşınmazın fiziki yapısının ve imar durumunun hedeflenen ticari faaliyete elverişli olması gerekir.
Mahallinde Keşif ve Bilirkişi İncelemesi
Yargıtay, işyeri ihtiyacına dayalı davalarda uzman bilirkişi heyeti eşliğinde keşif yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu incelemede taşınmazın konumu, metrekaresi ve yapılacak işin teknik gereklilikleri (örneğin baca ihtiyacı, üretim izni vb.) değerlendirilir. Uygunluk tespiti yapılmadan verilen tahliye kararları usulden bozulmaktadır.
Mesleki Yeterlilik ve Hazırlık İşlemleri
İhtiyaç sahibinin yapacağını iddia ettiği iş konusunda deneyimli olması veya bu işe yönelik ciddi bir hazırlık içinde olması (şirket kuruluşu, ruhsat başvurusu vb.) ihtiyacın samimiyetini güçlendiren unsurlardır. Ancak, belirli bir mesleğin icrası için özel bir eğitim veya sertifika gerekiyorsa (hijyen belgesi, ustalık belgesi gibi), davacının bu belgelere sahip olması ispat aşamasında önem arz etmektedir.
"6570 sayılı yasanın 7/d maddesine göre (TBK 351 karşılığı) işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istenebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması, ihtiyaç iddiasının kanıtlanması ve kiralananın da yapılacak işe uygun olması gerekir. Mahkemece dava konusu kiralananın ihtiyaca elverişli olup olmadığının tespiti yönünden mahallinde keşif yapılmadan hüküm verilmiştir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/15652 - Karar No: 2013/17064
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/15652 E. , 2013/17064 K.
İhtiyaç Sebebinin Yargılama Süresince Devamı ve Taşınmazın Satışının Etkisi
Tahliye davasının en kritik usul kuralı, ihtiyacın hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesidir. Dava açıldığı sırada mevcut olan ancak yargılama sırasında ortadan kalkan bir ihtiyaç, davayı konusuz bırakmaktadır. Özellikle taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması, davacının "ihtiyaçlı malik" sıfatını sona erdirdiği için davanın reddini gerektirir.
Editörün Notu: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, taşınmazın satışı durumunda eski malikin davaya devam etmekte hukuki yararı kalmamaktadır. Yeni malik ise mevcut davaya ancak TBK m. 351 kapsamındaki kendi ihtiyacını ispat ederek ve halefiyet yoluyla dahil olabilir; fakat bu durum usuli karmaşalara gebedir. Çoğu zaman yeni malikin kendi ihtiyacı için ayrı bir ihtar ve dava süreci başlatması riski azaltmaktadır.
"Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Davalı vekili temyiz dilekçesi eki olan... beyan dilekçesinde; 10.12.2014 tarihinde davacı tarafından taşınmazın 3. Kişiye satıldığını... beyan ederek tapu kaydını eklemiştir. İbraz edilen bu belgeye göre davacı eski malik yönünden ihtiyacın devam etmekte olduğundan söz edilemez. Bu nedenle de davacının ihtiyaç nedeniyle tahliye talep etmesinde hukuki yararı bulunmamakta olup..."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/2416 - Karar No: 2017/2258
Mülkiyet Hakkının İstisnai Durumu: Kirada Oturma ve Tahliye Tehdidi Olgusu
Tahliye davası açan malikin kendisinin de kirada oturuyor olması, ihtiyacın varlığı için en güçlü karinelerden biridir. Eski mülga 6570 sayılı Kanun dönemindeki tartışmaların aksine, güncel Yargıtay içtihatlarında malikin kirada oturması durumunda ayrıca bir "tahliye tehdidi" (ev sahibinin onu çıkarmaya çalışması) altında olması aranmamaktadır.
Malik, kirada oturduğunu ispatladığı takdirde, kendi mülkünde oturma isteği samimi kabul edilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, malikin oturduğu kiralık evin niteliği ile kendi taşınmazının niteliği arasındaki dengedir. Ancak malik, mülkiyet hakkına dayanarak, kirada oturma külfetinden kurtulmayı her zaman talep edebilir.
"Konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterli olup, ayrıca tahliye tehdidi altında bulunması gerekmemektedir. Davacının kirada oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile davalının tahliyesine karar vermek gerekir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/14490 - Karar No: 2013/14951
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/14490 E. , 2013/14951 K.
Dava Hakkı ve Sıfat: Paylı Mülkiyet ile Şirket İhtiyacı Ayrımı
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilecek kişiler TBK m. 350’de sınırlı olarak sayılmıştır: Kiraya veren kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler. Bu listenin genişletilmesi mümkün değildir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, gerçek kişi malikin ortağı olduğu şirketin ihtiyacı için tahliye davası açmasıdır.
Şirket İhtiyacı ve Aktif Husumet Ehliyeti
Tüzel kişiler (şirketler) sadece kendi ihtiyaçları için dava açabilirler. Bir şirketin ortağı veya müdürü olan gerçek kişi, "şirketimin bu dükkana ihtiyacı var" diyerek tahliye talep edemez. Aynı şekilde, şirket de ortağının şahsi ihtiyacı için dava açamaz. Bu tür davalar "aktif husumet yokluğu" nedeniyle reddedilmektedir.
Paylı Mülkiyette Dava Şartı
Taşınmaz paylı mülkiyete konu ise, davanın açılabilmesi için pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir (TMK m. 691). Tüm paydaşların davada yer alması veya muvafakat vermesi zorunludur. Aksi takdirde dava usulden reddedilir.
"Gerçek kişi davacı tarafından şirket ihtiyacı için tahliye istenemez. Davacı, ortağı olduğu şirket ihtiyacı için dava açtığından davanın açılmasında haklı sayılamaz. Bu durumda HMK.nun 331/1. maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve... davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/10670 - Karar No: 2013/12846
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/10670 E. , 2013/12846 K.
Yeniden İnşa ve İmar Amacıyla Tahliyede Usulü Farklılıklar
TBK m. 350/2 uyarınca, kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi veya değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkansız ise tahliye talep edilebilir. Bu dava türü, basit bir tadilat iddiası ile karıştırılmamalıdır.
Proje Tasdiki ve İmar Gerekliliği
Yeniden inşa iddiasında, belediyece onaylanmış mimari projenin mahkemeye sunulması şarttır. Mahkeme, bu proje üzerinden yapılacak işlerin "esaslı" olup olmadığını ve kiracının içerideyken bu işlerin yapılıp yapılamayacağını bilirkişi marifetiyle denetler. Eğer tadilat kiracı içerideyken mümkünse veya proje sunulmamışsa davanın reddi gerekir.
Yeni Malikin Yeniden İnşa İddiası
Önemli bir hukuki ayrıntı şudur: Yeni malik, TBK m. 351'deki hızlandırılmış sürelerden (1 ay içinde ihtar, 6 ay sonra dava) sadece "konut veya işyeri ihtiyacı" için yararlanabilir. Yeniden inşa veya imar iddiası ile tahliye isteniyorsa, yeni malik bu hızlandırılmış süreleri kullanamaz; genel hükümler dairesinde sözleşme sonunu beklemek zorundadır.
"Davacının istemin yeniden imar ve inşaa nedeniyle tahliye istemi olduğunun anlaşılması halinde ise; yeni malikin 6098 sayılı kanunun 351 (6570 sayılı kanunun 7/d maddesi karşılığı) maddesindeki sürelerden faydalanarak 6098 s.k. 350/2 maddesine göre tahliye davası açamayacağı hususu gözetilerek... karar verilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/4383 - Karar No: 2015/5449
Tahliye Taahhüdü ile İhtiyaç İddiasının Yarışması ve Yargıtay Yaklaşımı
Uygulamada malikler, garantiye almak adına hem tahliye taahhüdüne hem de ihtiyaç iddiasına dayalı olarak "terditli" veya birlikte dava açabilmektedir. Ancak her iki dava türünün de hak düşürücü süreleri ve ispat kuralları farklıdır. Tahliye taahhüdü, taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde icra takibine veya davaya konu edilmelidir.
Eğer tahliye taahhüdü süresi geçirilmişse, mahkeme sadece ihtiyaç iddiası üzerinden yargılamaya devam eder. Ancak her iki nedenin de süre yönünden reddi mümkündür. Özellikle yeni malik, eski malik zamanında verilmiş bir tahliye taahhüdüne dayanabilir; ancak bu durumda da taahhüt edilen tarihi izleyen bir aylık süreye riayet etmesi zorunludur.
"Tahliye taahhüdü nedeniyle açılacak tahliye davasının TBK'nun 352/1 maddesi gereğince taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir... Ancak taahhüt edilen tarihi izleyen bir aylık süre geçtikten sonra tahliye taahhüdüne dayanılarak açılan dava da süresinde değildir."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/9993 - Karar No: 2016/1961
Adliye Pratiğinde Delillerin Toplanması ve Keşif Süreci
İhtiyaç davalarında yargılama, delillerin "hasredilmesi" ilkesiyle yürütülür. Davacı tarafın, iddiasını somutlaştıran delillerini (kira sözleşmeleri, ihtarnameler, tapu kayıtları, gelir belgeleri vb.) mahkemeye sunması gerekir. Mahkeme, taraflara delil sunmaları için kesin süre verir.
Tanık Delilinin Önemi
İhtiyacın samimiyeti çoğu zaman tanık beyanlarıyla netleşir. Yargıtay, tarafların tanık dinletme hakkının kısıtlanmasını bozma sebebi saymaktadır. Davacı taraf tanık listesini sunarken, tanıkların özellikle "ihtiyacın zorunluluğu" ve "mevcut yaşam koşulları" hakkındaki bilgilerini mahkemeye aktarması hedeflenir.
Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması (SED)
Mahkemeler, kolluk vasıtasıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını araştırır. Malikin üzerine kayıtlı başka taşınmaz olup olmadığı, varsa bunların konumu ve doluluk durumu UYAP-TAKPAS üzerinden re'sen incelenir. Eğer malikin boş bir evi olduğu tespit edilirse, neden oraya geçmediği konusunda tatmin edici bir açıklama yapması beklenir.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Kararı Sonrası Yeniden Kiralama Yasağı ve Tazminat Riski
Tahliye kararı infaz edildikten sonra, TBK m. 355 uyarınca kiraya veren için üç yıllık bir kiralama yasağı başlar. Haklı bir sebep olmaksızın, tahliye edilen taşınmaz üç yıl geçmeden eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırılık durumunda, kiraya verenin eski kiracıya son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.
Uygulama Notu: Bu tazminat riski nedeniyle, tahliye davası açan müvekkillere ihtiyacın gerçekten süreklilik arz edip etmediği sorgulatılmalıdır. Eğer tahliye sonrası malik taşınmazı kullanmaz veya kısa süre sonra satarsa, kiracı tarafından açılacak bir tazminat davasıyla karşı karşıya kalabilir. Ancak taşınmazın boş kalması veya malikin haklı sebeplerle (vefat, tayin, ağır hastalık vb.) kullanamaması durumunda tazminat sorumluluğu doğmayabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Yeni malik olarak taşınmazı satın aldım, kiracıyı hemen çıkarabilir miyim?
Hayır. TBK m. 351 uyarınca satın aldığınız tarihten itibaren 1 ay içinde yazılı ihtar çekmeli ve 6 ay beklemelisiniz. Alternatif olarak, eğer kira sözleşmesinin bitimine daha az süre varsa, sözleşme sonunda 1 ay içinde dava açabilirsiniz. Ancak her iki durumda da ihtiyacınızın gerçek ve samimi olduğunu ispatlamanız şarttır.
2. Kirada oturuyorum ama ev sahibim beni henüz çıkarmaya çalışmıyor. Yine de kendi evimdeki kiracıyı çıkarabilir miyim?
Evet. Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, malikin kirada oturması ihtiyacın varlığı için yeterlidir. Ayrıca mevcut ev sahibinizin size ihtar çekmiş olması veya tahliye davası açmış olması (tahliye tehdidi) şart değildir. Mülkiyet hakkınız, kendi evinizde oturma önceliğini size tanır.
3. Şirketim için dükkan tahliyesi isteyebilir miyim?
Eğer dükkanın sahibi şirket ise, şirket kendi ihtiyacı için dava açabilir. Ancak dükkan sizin şahsi mülkünüz ise, sahibi olduğunuz şirketin ihtiyacı için tahliye davası açamazsınız. Gerçek kişi malik ile tüzel kişi şirket ayrı hukuk özneleridir ve birbirlerinin ihtiyacı için tahliye davası açma sıfatına sahip değildirler.
4. Tahliye davası sürerken evi satarsam dava ne olur?
Davayı açan malikin ihtiyacı, davanın sonuna kadar devam etmelidir. Satış durumunda, davacının "ihtiyaçlı malik" sıfatı sona erer ve davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilir. Yeni malik davaya devam etmek isterse, kendi ihtiyacını yeni baştan kanıtlamak zorunda kalacağı için usuli zorluklarla karşılaşabilir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 350, 351, 353, 355).
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 691, 705).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/2416, Karar No: 2017/2258.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/8814, Karar No: 2018/1198.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/5007, Karar No: 2017/12935.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/10670, Karar No: 2013/12846.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/4383, Karar No: 2015/5449.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/11127, Karar No: 2012/13591.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2014/2410, Karar No: 2015/818.
Yasal Uyarı: Bu içerik, konuya ilişkin genel prensipleri ve Yargıtay içtihatlarını profesyonel hukukçular için özetlemek amacıyla hazırlanmış olup, somut uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her davanın kendine özgü süreleri ve ispat kuralları bulunduğundan, hak kaybına uğramamak için dosya bazlı değerlendirme yapılması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.