
Eser Sözleşmesinde Hukuki Rejim: Sonuç Odaklı Borç İlişkisi, İspat Rejimi ve Yargıtay İçtihatları Işığında Hak ve Yükümlülükler
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir sonuç meydana getirme borcu altına girdiği, iş sahibinin ise bedel ödemeyi üstlendiği ani edimli bir iş görme akdidir. Yüklenicinin özen borcu ve eserin ayıpsız teslimi, uyuşmazlıklarda ispat yükünün belirlenmesinde temel teşkil eder.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme tipidir. Bu hukuki ilişkiyi diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran temel ölçüt, yüklenicinin belirli bir zaman diliminde çalışmayı değil, objektif olarak gözlemlenebilir ve teslim edilebilir bir "sonuç" meydana getirmeyi taahhüt etmesidir. Adliye pratiğinde eser sözleşmeleri, sadece inşaat faaliyetlerini değil; yazılım geliştirme, mimari proje çizimi, tamirat-tadilat ve hatta belirli şartlar altında fikir ve sanat eserlerinin vücuda getirilmesini de kapsamaktadır.
Eser Sözleşmesinin Tanımı ve Hukuki Niteliği
Eser sözleşmesi, unsurları ve tarafların borçları bakımından mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’ndaki "istisna akdi" kavramının modern hukuk sistemindeki karşılığıdır. 6098 sayılı TBK m. 470 çerçevesinde bu sözleşme, yüklenicinin emeği ve becerisi ile bir eser (ürün/sonuç) ortaya çıkarmasını ve iş sahibinin bu eseri devralarak bedelini ödemesini kapsar. Yargıtay içtihatlarında bu ilişki, "sonuç odaklılık" ve "bağımsızlık" unsurları ile karakterize edilmektedir.
"Tam iki tarafa borç yükleyen 'Eser sözleşmesi'; sözleşmenin imzalandığı ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde de, 'Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir' şeklinde tanımlanmıştır. Taraflara karşılıklı borç yükleyen eser sözleşmelerinde; 'eser' ve 'bedel' olmak üzere iki temel unsur bulunmaktadır."
Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2017/15-2331 - Karar No: 2021/739
Belgeyi Gör: T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
Eser sözleşmesi rızai bir sözleşmedir; tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklanmasıyla kurulur. Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Ancak uygulamada, özellikle ispat güvenliği ve karmaşık teknik detaylar barındırması nedeniyle yazılı şekilde yapılması, tarafların hak kaybına uğramaması açısından kritik önem taşır.
Eser Sözleşmesini Hizmet Sözleşmesinden Ayıran Temel Kriterler
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık konularından biri, aradaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi mi olduğunun tayinidir. Bu ayrım, görevli mahkemenin belirlenmesinden zamanaşımı sürelerine, ispat vasıtalarından tarafların sorumluluk rejimine kadar geniş bir yelpazede sonuç doğurur.
Sonuç Odaklılık ve Bağımlılık Unsuru
Hizmet sözleşmesinde (TBK m. 393) işçi, işverene bağımlı olarak belirli bir zaman zarfında emek sarf etmeyi taahhüt ederken; eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinden teknik olarak bağımsızdır ve ancak sözleşmede kararlaştırılan "sonucun" (eserin) meydana getirilmesinden sorumludur. Hizmet sözleşmesinde rizikolar işverene aitken, eser sözleşmesinde hasar ve kaza sorumluluğu kural olarak eserin teslimine kadar yüklenicinin üzerindedir.
Ücretin Belirlenme Biçimi
Eser sözleşmesinde bedel (ücret), meydana getirilen eserin bütününe veya birimine göre belirlenirken; hizmet sözleşmesinde ücret genellikle zaman (saat, gün, ay) esasına dayanır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, çalışmanın tek başına yeterli olmayıp, objektif bir sonucun tesliminin şart koşulduğu hallerde eser sözleşmesinin varlığından söz edilmelidir.
| Kriter | Eser Sözleşmesi (TBK 470) | Hizmet Sözleşmesi (TBK 393) |
|---|---|---|
| Temel Borç | Eser meydana getirmek ve teslim etmek | Bağımlı olarak iş görmek |
| Sorumluluk Ekseni | Sonuç (Başarı) sorumluluğu | Özenli çalışma sorumluluğu |
| Bağımlılık İlişkisi | Yoktur (Yüklenici bağımsızdır) | Vardır (İşçi işverene tabidir) |
| Zamanaşımı | Genel olarak 5 yıl (İnşaatta 20 yıl) | Genel olarak 10 yıl / İşçilik haklarında 5 yıl |
| Riziko (Hasar) | Teslime kadar yüklenicidedir | İşveren üzerindedir |
Yüklenicinin Temel Borçları: Sadakat, Özen ve Şahsen İfa
Yüklenicinin en temel borcu, eseri fen ve sanat kurallarına uygun olarak meydana getirmek ve kararlaştırılan sürede teslim etmektir. TBK m. 471 uyarınca yüklenici, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözetmekle ve işi sadakatle yürütmekle yükümlüdür.
Basiretli Bir Yüklenicinin Özen Borcu
Yüklenicinin özen borcunun kapsamı, benzer alandaki uzman bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara göre belirlenir. Bu, sübjektif bir özen değil, objektif ve profesyonel bir özen standartıdır. Yüklenici, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya gösterdiği yerin ayıplı olduğunu fark ederse, bu durumu derhal iş sahibine bildirmek zorundadır; aksi halde doğacak zararlardan sorumlu tutulabilir.
"Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır."
Kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu - Madde 471/1-2
Şahsen İfa ve Alt Yüklenici İlişkisi
Kural olarak yüklenici, işi bizzat kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmak zorundadır. Ancak eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel becerisi ve özellikleri belirleyici değilse (örneğin standart bir hafriyat işi), işi başkasına (alt yükleniciye) devredebilir. Uygulamada, anahtar teslim inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem arz ettiğinden, işin tamamen devri ancak iş sahibinin rızası ile mümkündür.
İş Sahibinin Borçları: Bedel Ödeme ve Eseri Teslim Alma
İş sahibinin asli edim yükümlülüğü, eserin teslimi karşılığında kararlaştırılan bedeli ödemektir. Bunun yanı sıra iş sahibi, yüklenicinin eseri meydana getirebilmesi için gerekli olan hazırlık hareketlerine (yer teslimi, ruhsat alımı vb.) katılmak ve tamamlanan eseri muayene ederek teslim almakla yükümlüdür.
Bedelin Ödenme Zamanı ve Muacceliyet
TBK m. 481 ve devamı maddelerinde bedelin belirlenme usulleri (götürü bedel veya değere göre bedel) düzenlenmiştir. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça bedel, eserin teslimi anında muaccel olur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin (Kapatılan) yerleşik içtihatlarına göre, eserin teslim edildiğini ispat yükü yüklenicide, bedelin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir.
"Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir."
Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/129 (Atıf yapılan karar künyesi)
Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ
Uygulama Notu: Bedelin İspatında Yemin ve Tanığa Başvurma
Sözlü olarak kurulan eser sözleşmelerinde, iş bedelinin ödendiğini iddia eden iş sahibi, bu iddiasını HMK m. 200 uyarınca yazılı delille kanıtlamalıdır. Yazılı delil bulunmaması durumunda, taraflar arasında "delil sözleşmesi" yoksa ve karşı tarafın açık rızası bulunmuyorsa tanık dinlenemez. Ancak iş sahibi, ödeme savunmasını kanıtlamak amacıyla yükleniciye yemin teklif etme hakkına sahiptir. Mahkemenin, taraflara bu haklarını hatırlatması yasal bir zorunluluktur.
Eser Sözleşmesinde İspat Dinamikleri ve Yazılı Şekil Tartışmaları
Eser sözleşmesi kural olarak şekle bağlı olmasa da, ispat hukuku açısından ciddi sınırlamalar mevcuttur. HMK m. 200’deki parasal sınırın üzerindeki sözleşmelerin varlığı ve bedeli ancak senetle (yazılı delille) ispat edilebilir.
Sözleşme İlişkisinin ve İş Bedelinin İspatı
Uyuşmazlıklarda mahkeme öncelikle bir sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığını, ardından bu sözleşme kapsamında hangi işlerin yapıldığını inceler. Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, ancak yüklenici işi yapıp teslim etmiş ve iş sahibi de bu eseri kullanmaya başlamışsa; sözleşme ilişkisinin zımnen kurulduğu kabul edilebilir. Bu durumda bedel, TBK m. 481 uyarınca "işin değeri ve yüklenicinin giderleri" göz önüne alınarak bilirkişi marifetiyle belirlenir.
"Yanlar arasındaki uyuşmazlık, tarafların kabulünde olduğu üzere sözlü yapılan 'eser' sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. ... İşin sözleşme ve yasal koşullarına uygun olarak yapılıp iş sahibine teslim edildiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu yüklenici; iş bedelinin yükleniciye ödendiğini ise, iş sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir."
Kaynak: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi - Esas No: 2006/7529 - Karar No: 2007/7600
Yazılı Sözleşmenin Değiştirilmesi ve İlave İşler
TBK m. 17 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, yazılı olarak yapılmış bir sözleşmede yapılacak değişikliklerin veya ilave (sözleşme dışı) işlerin de yazılı delille ispatlanması gerekir. Ancak yüklenici, sözleşme dışı fazla imalat yaptığını ileri sürüyorsa ve bu işler iş sahibinin yararına ise, bu alacak kalemleri TBK m. 526 vd. maddelerinde düzenlenen "vekaletsiz iş görme" hükümleri çerçevesinde, yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre talep edilebilir.
Eserin Teslimi ve Ayıptan Sorumluluk Rejimi
Eserin teslimi, yüklenicinin borcunu ifa ettiği, hasarın iş sahibine geçtiği ve bedelin muaccel olduğu kritik hukuki andır. Teslimden sonra iş sahibinin eseri gözden geçirme (muayene) ve varsa ayıpları bildirme (ihbar) yükümlülüğü başlar.
Muayene ve İhbar Külfeti
İş sahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları yükleniciye bildirmek zorundadır (TBK m. 474). Açık ayıplarda bu bildirim derhal yapılmalıdır. Eğer iş sahibi eseri "ihtirazi kayıt" ileri sürmeksizin kabul ederse, yüklenici ayıptan sorumluluktan kurtulur. Ancak kasten gizlenen ayıplar ile usulüne uygun muayene ile anlaşılamayacak "gizli ayıplar" söz konusu olduğunda yüklenicinin sorumluluğu devam eder.
"Eser sözleşmelerinde ayıp sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca göre eserde olması gereken bazı niteliklerin bulunmaması yada olmaması gereken bazı niteliklerin bulunması yada olmaması gereken bazı bozukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. ... Somut olayda davalının ayıp ihbarı bulunmaması yanı sıra, geçici ya da kesin kabul tutanaklarında da bu yönde bir şerhe yer vermediği ... görülmüştür."
Kaynak: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi - Karar No: 2020/767 (İçtihat metni içeriği)
Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İş Sahibinin Seçimlik Hakları
Eserin ayıplı olması durumunda iş sahibine TBK m. 475 ile üç temel seçimlik hak tanınmıştır: 1. Sözleşmeden Dönme: Eser iş sahibinin kullanamayacağı kadar ayıplı ise veya kabulü hakkaniyete aykırı ise. 2. Bedelden İndirim: Ayıp oranında bedelden indirim talep etme. 3. Ücretsiz Onarım: Aşırı bir masraf gerektirmediği sürece eserin yüklenici tarafından onarılmasını isteme.
Sözleşmenin Sona Ermesi ve Tek Taraflı Fesih Hakları
Eser sözleşmesi normal şartlarda ifa ile sona erer. Ancak TBK, taraflara sözleşmeyi erken sona erdirme hakları da tanımıştır. Özellikle iş sahibine tanınan "tam tazminatla fesih" (TBK m. 484) ve "yaklaşık bedelin aşılması nedeniyle fesih" (TBK m. 482) hakları uygulama bakımından kritiktir.
İş Sahibinin Tam Tazminatla Fesih Hakkı
İş sahibi, eser tamamlanmadan önce, yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin uğradığı tüm zararları (mahrum kalınan kar dahil) gidermek şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu hak, bozucu yenilik doğuran bir haktır ve yüklenicinin kabulüne bağlı değildir. Ancak haksız fesih durumunda yüklenici, fiili zararının yanı sıra sözleşme tamamlanmış olsaydı elde edeceği karı da talep edebilir.
"Bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır, fesih sonucu zarara uğrayan kimse koşulları mevcutsa haksız fesih sebebiyle uğradığı zararlarının tazminini isteyebilir."
Kaynak: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi - Karar No: 2021/1077 (İçtihat atfı)
Beklenmedik Olay ve İfa İmkansızlığı
Eserin meydana getirilmesi sırasında, yüklenicinin kusuru olmaksızın ortaya çıkan beklenmedik olaylar (mücbir sebep vb.) nedeniyle işin yapılması imkansızlaşırsa, yüklenici yaptığı işin değerini ve gidere giren masraflarını talep edebilir. Eğer imkansızlık iş sahibinin kişiliğinden veya kusurundan kaynaklanıyorsa (örneğin iş sahibinin iflası veya ölümü durumunda mirasçıların projeyi durdurması), yüklenicinin tazminat hakları saklıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Eser sözleşmesinden kaynaklanan davalarda görevli mahkeme, tarafların sıfatına göre belirlenir. Her iki tarafın tacir olduğu ve işin ticari işletmeleri ile ilgili olduğu durumlarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. İş sahibinin tüketici olduğu hallerde ise 6502 sayılı Kanun kapsamında Tüketici Mahkemeleri görev yapmaktadır.
Adli ve İdari Yargı Ayrımı
Kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmelerinde görevli yargı kolu uyuşmazlığın aşamasına göre değişir. İhale sürecinden kaynaklanan ve sözleşme imzalanana kadar olan aşamalardaki ihtilaflar idari yargının konusuyken; sözleşme imzalandıktan sonraki uygulama ve tasfiye süreci adli yargının (özel hukuk hükümlerinin) konusudur.
"Kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilâflarda idari yargı görevlidir. ... sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir."
Kaynak: Danıştay 13. Daire Başkanlığı - Esas No: 2023/3425 - Karar No: 2023/5834
Belgeyi Gör: Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3425 E. , 2023/5834 K.
Yetkili Mahkeme ve İfa Yeri
6100 sayılı HMK m. 10 uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Eser sözleşmesinde ifa yeri kural olarak işin yapıldığı yerdir. Ancak para borçları (iş bedeli) bakımından TBK m. 89 uyarınca "götürülecek borç" esası geçerli olduğundan, alacaklının (yüklenicinin) ödeme zamanındaki yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Delil Sözleşmeleri ve Hukuki Dinlenilme Hakkı İlişkisi
İnşaat sözleşmeleri gibi büyük çaplı projelerde taraflar sıklıkla "delil sözleşmesi" yaparak, hakedişlerin veya imalatın sadece belirli belgelerle (örneğin kontrol amiri onaylı raporlar) ispat edilebileceğini kararlaştırırlar. HMK m. 193 uyarınca bu sözleşmeler geçerlidir.
Şartname Hükümlerinin Sınırlandırılması
Yargıtay, delil sözleşmelerinin taraflardan birinin ispat hakkını imkansız kılacak veya aşırı zorlaştıracak mahiyette olmasını Anayasa ve AİHS kapsamındaki "hak arama hürriyeti" ve "hukuki dinlenilme hakkı"na aykırı bulmaktadır. Özellikle ara hakedişlere ihtirazi kayıt konulmaması durumunda yüklenicinin tüm haklarını kaybedeceğine dair ağır şartlar, mahkemelerce dar yorumlanmaktadır.
"Esasen taraflardan birinin yargı yoluna başvuramayacağı delil sözleşmesi ile yargı yoluna başvurmuş olsa dahi yaptığı iş ve imalatı ispatlama ve buna ilişkin delil ve belgelerini sunma olanağı tanımayan delil sözleşmelerinin sonuç bakımından birbirinden bir farkı bulunmamaktadır. ... Burada yükleniciye sadece iddiasını diğer yasal delillerle ispat ve hukuki dinlenilme hakkı tanınmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/4661 - Karar No: 2023/3644
Uygulama Notu: Hakedişlerde İhtirazi Kayıt Usulü
Yüklenici, hakedişlerdeki eksiklikleri veya birim fiyat uyuşmazlıklarını ileri sürmek istiyorsa, hakedişi imzalarken "haklarım saklıdır" şeklinde ihtirazi kayıt düşmelidir. Ancak Yargıtay'ın güncel eğilimi, ihtirazi kayıt olmasa dahi, yüklenicinin asıl borcun ifa edildiğini ve ilave işlerin yapıldığını diğer yasal delillerle (bilirkişi raporu, defter kayıtları) ispatlamasına imkan tanımaktadır.
Proje Tasarımı ve Danışmanlık Hizmetlerinin Hukuki Niteliği
Mimari projelerin çizimi, statik hesaplamalar ve uygulama projeleri de eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilir. Zira burada ortaya çıkan ürün, entelektüel bir çabanın sonucunda vücuda getirilen somut bir projedir. Buna karşılık, sadece inşaatın gidişatını izlemek veya genel danışmanlık yapmak, bağımlılık derecesine göre hizmet veya vekalet sözleşmesi sayılabilir.
"09/05/2012 tarihli sözleşmenin konusu, yapılacak inşaatın tüm mimari, iç mimari, statik, mekanik, elektrik, proje, keşif, teknik şartname, mesleki sorumluluk olarak tarif edilmiştir. ... Bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere 09/05/2012 tarihli sözleşmede belirlenen işler eser niteliğindedir. ... Hizmet sözleşmesinin konusu insan emeği, insan faaliyeti iken, eser sözleşmesinde konu bir şeyin, eserin ücret karşılığında imalıdır."
Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/666 - Karar No: 2021/588
Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Sıkça Sorulan Sorular
1. Temizlik hizmeti sözleşmeleri her zaman eser sözleşmesi midir? Hayır. Eğer sözleşme sadece belirli bir alanın, işverenin denetimi altında ve periyodik olarak temizlenmesini (zaman tahsisini) kapsıyorsa bu bir "hizmet alım sözleşmesi" veya hizmet sözleşmesidir. Ancak, belirli bir binanın dış cephesinin bir defaya mahsus temizlenip teslim edilmesi gibi "sonuç odaklı" işlerde eser sözleşmesi hükümleri uygulanır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, tarafların tacir olduğu periyodik hizmet alımlarını eser sözleşmesi olarak nitelememektedir.
2. Yazılı sözleşme olmadan yapılan fazla imalatın bedeli nasıl talep edilir? Sözleşme dışı yapılan işler için taraflar arasında yazılı bir mutabakat yoksa, yüklenici bu işlerin yapıldığını her türlü delille (tanık dahil) ispatlayabilir. Zira bu durum sözleşme hukukundan ziyade "vekaletsiz iş görme" (TBK m. 526) hükümlerine tabidir. Bedel ise, işin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre bilirkişi tarafından hesaplanır.
3. İş sahibinin ödeme savunmasında tanık dinletme hakkı var mıdır? Eser sözleşmelerinde bedelin ödendiğini ispat yükü iş sahibindedir. HMK m. 200'deki parasal sınırın üzerindeki ödemeler kural olarak tanıkla ispatlanamaz. Ancak ödemeye dair bir "yazılı delil başlangıcı" (makbuz taslağı, banka dekontu açıklaması vb.) varsa tanık dinlenebilir. Aksi halde iş sahibi ancak yükleniciye yemin teklif edebilir.
4. Eserin tesliminden sonra ortaya çıkan gizli ayıplar için zamanaşımı süresi nedir? Eser sözleşmesinden doğan davalarda genel zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak eser bir taşınmaz (inşaat) ise ve yüklenicinin ağır kusuru (ayıbı gizlemesi, hileli malzeme kullanması vb.) varsa, teslimden itibaren 20 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ayıp ihbarı yapılmış olması, zamanaşımını kesmez; dava açılması veya takibe geçilmesi gerekir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 17, 470, 471, 474, 475, 481, 484, 526).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 6, 10, 193, 200).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/15-2331, Karar No: 2021/739.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, Esas No: 2006/7529, Karar No: 2007/7600.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/4661, Karar No: 2023/3644.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/666, Karar No: 2021/588.
- Danıştay 13. Daire Başkanlığı, Esas No: 2023/3425, Karar No: 2023/5834.
Yasal Uyarı: Bu makale, eser sözleşmesine ilişkin güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda hazırlanmış bir hukuki incelemedir. İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut uyuşmazlıkların kendine özgü teknik ve hukuki detayları nedeniyle profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu denetiminde yürütülmesi önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.