
Ceza Muhakemesinde Temyiz Denetimi: Maddi Hukuka Aykırılık İddiaları ve Dilekçe Yazım Stratejileri
Ceza davalarında temyiz kanun yolu, bölge adliye mahkemesi kararlarının hukuka aykırılık temelinde denetlenmesini sağlar. Başvuru süreci, sanığa ve müdafiine ayrı tebligat zorunluluğu ve dilekçede somut temyiz nedenlerinin gösterilmesi şartıyla şekillenir.
Ceza muhakemesi hukukunda temyiz, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ceza dairelerinin bozma dışındaki hükümlerine karşı başvurulan olağan bir kanun yoludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 286 uyarınca temyiz incelemesi, hükmün yalnızca hukuki yönden denetlenmesini kapsar. Temyiz dilekçesinin geçerliliği, süresinde verilmiş olması ve mutlaka "temyiz nedenlerini" içermesine bağlıdır. Adliye pratiğinde en sık karşılaşılan hata, temyiz nedenlerinin somutlaştırılmaması nedeniyle istemin CMK m. 298 uyarınca reddedilmesidir.
Temyiz Başvurusunda Neden Gösterme Zorunluluğu ve Hukuki Mahiyet
Temyiz yoluna başvururken, dilekçenin mutlaka bir hukuka aykırılık iddiasına dayanması gerekir. 5271 sayılı CMK m. 294/1 uyarınca temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz nedeni, hükmün hukuk kurallarına aykırı uygulanması veya usul kurallarına riayet edilmemesi şeklinde somutlaştırılmalıdır.
Maddi ve Usuli Hukuka Aykırılık Ayrımı
Temyiz denetimi, istinaf denetiminden farklı olarak maddi vakıa incelemesi yapmaz; ancak maddi sorunun çözümünde kullanılan delillerin hukuka uygunluğu ve bu delillerin takdirinde mantık kurallarına aykırılık olup olmadığı denetim kapsamındadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) yerleşik içtihatlarına göre, "maddi sorun" ve "hukuki sorun" ayrımı temyiz denetiminin sınırlarını çizer.
"Gerekçeli temyiz dilekçesi, temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir. Bir muhakemede, çözümü amaçlanan iki temel sorun vardır. Bunlar, maddi sorun ve hukuki sorundur. Maddi sorun, 'olgusal dünya'ya; hukuki sorun, 'normatif dünya'ya aittir. Mahkemede önce maddi sorun, sonra hukuki sorun çözülür."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/341 - Karar No: 2023/445
Genel İfadelerin Temyiz Nedeni Sayılması Şartları
Uygulamada sanıkların "cezayı hak etmedim", "önceki savunmalarımı tekrar ederim" şeklindeki ifadeleri sıklıkla reddedilme riski taşır. Ancak Yargıtay, bu ifadelerin önceki aşamalardaki somut savunmalarla birleşmesi durumunda temyiz nedeni sayılabileceğine dair esnek bir yaklaşım sergilemektedir. Özellikle müdafisi bulunmayan sanıkların hak arama hürriyetini kısıtlamamak adına, dilekçedeki ibarelerin maddi hukuka aykırılık iddiası taşıyıp taşımadığı titizlikle incelenir.
"Sanığın temyiz dilekçesindeki açıklamaların maddi hukuka aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve açıklanan sebeplerle sanığın temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu ve bu doğrultuda bir temyiz incelemesi yapılması gerektiği kabul edilerek... sanığın dilekçesindeki 'duruşma sonucu aldığım cezayı hak etmediğimi düşünüyorum' şeklindeki beyanının önceki savunmalarıyla birlikte değerlendirilmesi neticesinde temyiz sebepleri ileri sürdüğü anlaşılmaktadır."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/6656 - Karar No: 2024/10825
Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarında Temyiz Edilebilirlik Sınırı
Her BAM kararı temyiz denetimine tabi değildir. CMK m. 286/2 hükmü, kesinlik sınırlarını belirleyerek yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasını amaçlar. Beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar kural olarak kesindir.
Temyiz Edilemeyen Kararların Kapsamı
İlk derece mahkemesinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarına karşı yapılan istinaf başvurusunun BAM tarafından esastan reddedilmesi durumunda, bu karar temyiz edilemez. Ancak BAM, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak cezayı artırırsa, bu durum temyiz yolunu açabilir.
| Karar Türü | Ceza Miktarı/Nitelik | Temyiz Durumu |
|---|---|---|
| İstinaf Esastan Red | 5 Yıl ve Altı Hapis | Temyiz Edilemez |
| İstinaf Esastan Red | Adli Para Cezası | Temyiz Edilemez |
| BAM'da Yeniden Hüküm | 5 Yıl Altı (Artırım Varsa) | Temyiz Edilebilir |
| Hakaret Suçu (İstisnai) | 7188 S.K. Kapsamı | Temyiz Edilebilir |
7188 Sayılı Kanun ile Getirilen İstisnalar
CMK m. 286/3 uyarınca, bazı suç tiplerinde ceza miktarına bakılmaksızın temyiz yolu açılmıştır. Hakaret, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemeye tahrik gibi suçlarda BAM kararları temyiz incelemesine tabi tutulabilir. Bu düzenleme, ifade özgürlüğü ve toplumsal hassasiyet taşıyan suçlarda Yargıtay denetimini korumayı amaçlar.
"Sanık hakkında hakaret suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, bu kararın sanığa usule uygun olarak tebliğ edilmediği, sanık ve müdafiin öğrenme üzerine yeni çıkan yasadan faydalanmak istediklerini belirterek kararı temyiz ettikleri, dolayısıyla başvurunun 7188 sayılı Kanun'da belirtilen on beş günlük süre içinde yapıldığı belirlenerek..."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4987 - Karar No: 2024/18013
Temyiz Dilekçesinde "Sebep Yokluğu" ve Mahkemenin İhtar Yükümlülüğü
Temyiz dilekçesinde sebep gösterilmemesi, temyiz isteminin doğrudan reddi sonucunu doğurmaz. Mahkemenin, gerekçeli kararda veya tebligatta, sanığa temyiz nedenlerini bildirmesi gerektiğini ihtaren bildirmesi anayasal hak arama hürriyetinin bir gereğidir.
Gerekçeli Temyiz Dilekçesi İçin Ek Süre ve İhtar
Eğer sanık veya müdafi, süresinde temyiz başvurusu yapmış ancak neden belirtmemişse, mahkemece sanığa CMK m. 295/1 uyarınca 7 günlük (veya tebliğden itibaren 2 haftalık) ek süre tanınmalı ve "neden bildirmezse temyiz isteminin reddedileceği" ihtar edilmelidir. Bu ihtarın yokluğu, Yargıtay tarafından bozma veya tevdi nedenidir.
"Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümde kanun yolu gösterilirken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 294 ve 295 inci maddeleri uyarınca, sunulacak temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermesi gerektiğine dair ihtar bulunmadığı ve sanığın sunduğu temyiz dilekçesinde temyiz nedeni belirtilmediğinin anlaşılması karşısında... ihtarlı şekilde kararın tebliği ile... dava dosyasının Dairemize gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE..."
Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/34818 - Karar No: 2024/8909
Gerekçeli Karar Eteğindeki Şerhlerin Eksikliği
Mahkeme kararlarının sonunda yer alan kanun yolu bildiriminde, sadece sürenin değil, "neden gösterme zorunluluğunun" da belirtilmesi şarttır. Özellikle sanığın tutuklu olduğu veya müdafisinin bulunmadığı durumlarda, bu usuli eksiklik hak kaybına yol açabileceği için Yargıtay denetiminden geçemez.
"Sanığa tebliğ edilen gerekçeli kararın eteğinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesi gerektiğine ilişkin ibarenin bulunmadığı ve 'Temyiz edenlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 295/1. maddesi gereğince temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen 15 günlük sürenin bitmesinden itibaren 7 gün içinde... ek dilekçe vermek suretiyle' şeklinde açıklama olmadığının anlaşılması karşısında... sanığa 295/1. maddesini içerir şerhli davetiyenin usulüne uygun tebliği..."
Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/13296 - Karar No: 2025/2807
Uyarlama Yargılaması Sonrası Kanun Yolu Çatışması: Temyiz mi İstinaf mı?
Kesinleşmiş hükümler üzerinde yapılan uyarlama yargılamalarında, BAM'ın faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların hangi denetime tabi olacağı uyuşmazlık konusudur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bu konuda denetim hiyerarşisini ve "kesin hükmün otoritesini" esas alan önemli bir karar vermiştir.
Denetim Hiyerarşisi ve Kesin Hükmün Otoritesi
Daha önce Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen bir hükmün uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararı, tekrar Yargıtay tarafından denetlenmelidir. Bu durum, hiyerarşik olarak üst dereceli mahkemenin (Yargıtay) denetlediği bir hükmün, daha sonra alt/eş düzeydeki BAM tarafından denetlenmesinin hukuki güvenliğe aykırı olacağı düşüncesine dayanır.
"Son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtayın incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen son karar kesinleşinceye kadar da 'kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı' ilkesi uyarınca etkisini sürdürmeye devam edecek olan ilk hükmün, bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenecek olması anlamına gelir ki, bu yöndeki kabulün, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasamızın 154. maddesi hükümlerine uygun olmadığı her türlü tartışmadan uzaktır."
Kaynak: Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/6618 - Karar No: 2025/5674
Uygulama Notu: Uyarlama Kararlarında Temyiz Dilekçesi Verme
Uyarlama yargılaması sonucunda kurulan hüküm, ilk hüküm gibi Yargıtay temyiz denetimine tabi olmalıdır. Bu noktada avukatların "istinaf" yerine doğrudan "temyiz" kanun yoluna başvurmaları, sürecin hızlanması ve görevli merci yanılması nedeniyle yaşanacak zaman kayıplarının önüne geçilmesi açısından kritiktir. 5320 sayılı Kanun m. 8/1 kıyasen bu tür durumlarda uygulama alanı bulur.
Temyiz Başvurusunda Tebligat Usulü: Sanık ve Müdafi Ayrımı
Ceza muhakemesinde adil yargılanma hakkının en somut yansıması, tebligatın kime yapılacağı hususudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun güncel eğilimi, müdafisi olan sanığa da kararın ayrıca tebliğ edilmesi yönündedir.
Çifte Tebligat Zorunluluğu ve Hak Kayıpları
Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması asıl olsa da, ceza hukukunun şahsiliği ve hürriyeti bağlayıcı cezaların ağırlığı nedeniyle, kararın sanığa da tebliğ edilmesi şarttır. Sanığa tebligat yapılmadan müdafiye yapılan tebliğ üzerinden temyiz süresinin başlatılması, "öğrenme üzerine" yapılan başvuruları süresinde kabul ettirir.
"Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu... sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir... yoklukta verilen kararın sanık müdafiinden başka sanığa da ayrıca tebliğ edilmemiş olması nedeniyle sanığın öğrenme üzerine sunduğu temyiz isteminin süresinde olduğunun kabul edilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/20271 - Karar No: 2025/113
Eski Hale Getirme Talebi ile Temyiz Başvurusu
Tebligat usulsüzlüğü veya mücbir sebep nedeniyle temyiz süresinin kaçırılması durumunda, CMK m. 40 uyarınca eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz dilekçesi verilmelidir. Bu noktada yetki, temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay dairesine aittir. BAM'ın eski hale getirme talebini reddetmesi, Yargıtay tarafından "hukuki değerden yoksun" bir işlem olarak nitelendirilebilir.
Temyiz Dilekçesinde Etkin Pişmanlık ve İndirim Oranlarının Denetimi
Silahlı terör örgütü üyeliği veya uyuşturucu ticareti gibi suçlarda TCK m. 221 ve m. 192 kapsamında uygulanan etkin pişmanlık hükümleri, temyiz incelemesinin en teknik kısımlarından biridir. Yargıtay, bu indirimlerin oranını "hakkaniyet" ve "faydalılık" kriterleri üzerinden denetler.
İndirim Oranlarının Belirlenmesinde "Faydalılık" Kriteri
Etkin pişmanlık kapsamında verilen bilgilerin örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına katkısı, yapılacak indirimin oranını belirler. Mahkemenin "az fayda" veya "çok fayda" şeklindeki takdiri, dosya kapsamındaki delillerle desteklenmelidir. Avukatlar, temyiz dilekçesinde bu oranın neden "üst sınırdan" yapılması gerektiğini somut delillerle (örneğin teşhis tutanakları, ByLock listeleri) argümantasyona dökmelidir.
"Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek... verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi nazara alınarak TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Yasa'nın 5 inci maddesi uyarınca tayin olunan cezada, üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK'nın 221/4-2 nci maddesi gereğince daha makul oranda bir indirim yapılarak ceza tayini gerekirken yazılı şekilde uygulama ile fazla cezaya hükmedilmesi... bozmayı gerektirmiştir."
Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/15058 - Karar No: 2023/2811
Cezanın Şahsileştirilmesi ve Artırım Maddelerinin Hatalı Gösterimi
Temyiz denetimi sadece esaslı hataları değil, hüküm fıkrasındaki usuli eksiklikleri de kapsar. Örneğin, 3713 sayılı Kanun m. 5 uyarınca yapılan artırımda fıkra belirtilmemesi, Yargıtay tarafından bir "hukuka aykırılık" olarak tespit edilir. Dilekçede bu tür "şekli" aykırılıkların da belirtilmesi, hükmün bozulması veya düzeltilerek onanması açısından stratejik öneme sahiptir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin "Direnme" Kararlarının Geçersizliği ve Yeni Hüküm
Ceza muhakemesinde ilk derece mahkemeleri, Yargıtay bozmasına karşı "direnme" kararı verebilirken, BAM dairelerinin direnme yetkisi tartışmalıdır. Özellikle bozma sonrası kurulan hükmün niteliği, temyiz sürecini doğrudan etkiler.
BAM'ın Direnme Yetkisi ve Usul Ekonomisi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne göre, BAM'ın bozma ilamına karşı "direnme" kararı vermesi durumunda, bu karar aslında bir "direnme" değil, "yeni hüküm" niteliğindedir. Bu ayrım, davanın hangi usulle Yargıtay'a geleceğini (Ceza Genel Kurulu mu yoksa ilgili Ceza Dairesi mi) belirler.
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma ilâmı sonrası Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı direnilmesine karar verilmiş ise de... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı ile önceki hükümlerin ortadan kalktığı, bu nedenle bu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp 'yeni hüküm' niteliğinde olduğu... tespit edilmiştir."
Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/6169 - Karar No: 2025/2889
İstinaf Mahkemesinin Duruşma Açmaksızın Bozma Yapması
CMK m. 280/1-e-f bentlerinde BAM'ın duruşma açmadan bozma yapabileceği haller sınırlıdır. Bu haller dışındaki usulsüzlüklerde BAM duruşma açarak aykırılığı kendisi gidermelidir. BAM'ın yetkisini aşarak dosyayı duruşmasız şekilde ilk dereceye göndermesi, Yargıtay tarafından "hukuki değerden yoksun" bir işlem olarak görülerek bozma sebebi yapılır.
Temyiz İncelemesinde Duruşma Talebi ve 10 Yıl Sınırı
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması, her zaman sanığın talebine bağlı değildir. CMK m. 299 uyarınca Yargıtay, on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde duruşma yapıp yapmama konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Duruşmalı İnceleme Şartları ve Kısıtlılıklar
Eskiden sanığın istemi üzerine duruşma yapılması zorunluyken, yapılan yasal değişikliklerle bu durum Yargıtay'ın "uygun görmesine" bırakılmıştır. Ancak on yıl altındaki cezalarda duruşma talebi kural olarak reddedilir. Ayrıca tutuklu sanıkların temyiz duruşmasına katılma hakkı bulunmamaktadır; sanık müdafi ile temsil edilir.
| Durum | Kural/Şart | Yetki/Sınırlama |
|---|---|---|
| Ceza Süresi | 10 Yıl ve Üzeri Hapis | Yargıtay'ın Takdiri (Uygunluk) |
| Ceza Süresi | 10 Yıl Altı Hapis | Evrak Üzerinden İnceleme |
| Sanığın Durumu | Tutuklu | Duruşmaya Katılamaz (Müdafi Hazır Bulunur) |
| Sanığın Durumu | Tahliye Edilmiş/Tutuksuz | Duruşmaya Katılabilir |
Temyiz Dilekçesinde Duruşma Talebi Stratejisi
Dilekçede duruşma talep edilirken, sadece sürenin (10 yıl+) tutması yeterli görülmemeli; davanın karmaşıklığı, delillerin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği veya hukuki uyuşmazlığın derinliği vurgulanarak Yargıtay'ın duruşma açma yönündeki takdir yetkisi zorlanmalıdır.
Temyiz Dilekçesi Yazımında Adliye Pratiği ve Kalem İşlemleri
Temyiz dilekçesinin sadece içeriği değil, sunuluş biçimi de usuli geçerlilik açısından kritiktir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve UYAP sistemindeki entegrasyon hataları bazen hak düşürücü sürelerin geçmesine neden olabilir.
Dilekçenin Sunulacağı Merci ve Alındı Belgesi
Temyiz dilekçesi, hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere herhangi bir asliye ceza mahkemesine verilebilir. Cezaevinde bulunan tutuklu sanıklar ise dilekçelerini kurum müdürlüğüne verebilirler. CMK m. 263 uyarınca cezaevi müdürlüğüne verilen tarih, dilekçenin mahkemeye verildiği tarih hükmündedir.
Editörün Notu: Dilekçe elden veriliyorsa mutlaka "Alındı Belgesi" alınmalı veya dilekçenin bir nüshasına havale yaptırılmalıdır. UYAP üzerinden gönderimlerde ise "İşlem Kütüğü" (Log) kayıtları, olası sistem arızalarında ispat aracı olarak saklanmalıdır.
Temyiz Harcı ve Tebliğnameye Cevap Süreci
Ceza davalarında temyiz başvurusu kural olarak harca tabi değildir (şahsi hak talepleri hariç). Dosya Yargıtay'a gittiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bir "Tebliğname" düzenler. Bu tebliğname taraflara tebliğ edilir ve CMK m. 297 uyarınca bir hafta (uygulamada tebliğden itibaren belirtilen süreler) içinde cevap verilmesi mümkündür. Tebliğnameye verilecek cevap, Yargıtay dairesinin ön incelemesinde dikkate alınacak son savunma metni niteliğindedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Temyiz dilekçesinde hiçbir sebep göstermezsem ne olur? Kural olarak dilekçede temyiz sebebi gösterilmemesi istemin reddini gerektirir (CMK m. 298). Ancak mahkemenin size bu eksikliği gidermeniz için ihtarlı bir tebligat yapması zorunludur. Eğer mahkeme ihtar yapmadan başvurunuzu reddetmişse, bu durum usulden bozma nedenidir.
2. BAM kararını sadece sanık müdafii temyiz ederse süre ne zaman başlar? Normalde vekil/müdafiye yapılan tebliğle süre başlar. Ancak Yargıtay CGK ve AİHM içtihatları uyarınca, sanığın kendisiyle ilgili ağır yaptırımlar söz konusu olduğunda, kararın sanığa da tebliğ edilmesi gerekir. Sanığa tebligat yapılmamışsa, sanığın kararı "öğrenme" tarihi başvuruda esas alınır.
3. İstinafın esastan reddi kararına karşı temyiz yolu her zaman kapalı mıdır? Hayır. 5 yılın üzerindeki hapis cezaları için yol açıktır. Ayrıca 5 yılın altında olsa bile CMK m. 286/3'teki "katalog suçlar" (hakaret, tehdit vb.) için temyiz yolu mevcuttur.
4. Yargıtay savcısının tebliğnamesine cevap vermek zorunlu mudur? Zorunlu değildir ancak stratejik öneme sahiptir. Savcılık onama (red) istediyse, bu görüşün neden hatalı olduğunu daireye anlatmak için tebliğnameye cevap dilekçesi hayati bir fırsattır.
5. Uyarlama yargılaması nedir ve neden temyize tabidir? Kesinleşmiş bir mahkumiyetten sonra, sanık lehine yeni bir kanun çıktığında cezanın yeni kanuna göre yeniden belirlenmesi işlemidir. Bu kararlar, dosyanın daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olması nedeniyle tekrar temyiz denetimine tabidir.
Kaynakça
-
- Ceza Dairesi 2024/6169 E. , 2025/2689 K.
-
- Ceza Dairesi 2022/9374 E. , 2024/2853 K.
-
- Ceza Dairesi 2024/6656 E. , 2024/10825 K.
-
- Ceza Dairesi 2023/20271 E. , 2025/113 K.
-
- Ceza Dairesi 2023/11771 E. , 2023/1928 K.
-
- Ceza Dairesi 2021/15058 E. , 2023/2811 K.
-
- Ceza Dairesi 2021/34818 E. , 2024/8909 K.
-
- Ceza Dairesi 2022/4987 E. , 2024/18013 K.
-
- Ceza Dairesi 2021/33868 E. , 2024/8080 K.
-
- Ceza Dairesi 2024/6618 E. , 2025/5674 K.
-
- Ceza Dairesi 2023/11020 E. , 2024/12863 K.
-
- Ceza Dairesi 2023/13296 E. , 2025/2807 K.
-
- Ceza Dairesi 2024/12973 E. , 2024/8967 K.
-
- Ceza Dairesi 2023/722 E. , 2024/25031 K.
- Ceza Genel Kurulu 2022/341 E. , 2023/445 K.
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 7188 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Yasal Uyarı: Bu içerik, Yargıtay kararları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçular için akademik bir inceleme ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın kendine has özellikleri, zamanaşımı süreleri ve usuli detaylar farklılık gösterebileceğinden, profesyonel hukuki danışmanlık alınmadan doğrudan bu metne dayalı işlem yapılması hak kayıplarına yol açabilir. Bu içerik, avukat-müvekkil ilişkisi kurmayı amaçlamaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.