ictihat
2. Ceza Dairesi 2024/6656 E. , 2024/10825 K.
# 2. Ceza Dairesi 2024/6656 E. , 2024/10825 K.
2. Ceza Dairesi 2024/6656 E. , 2024/10825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1275 E., 2017/1248 K.
SUÇ : Hırsızlık
Sanık hakkında hırsızlık suçundan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2015 tarihli ve 2015/1308 Esas No.lu iddianamesi ile açılan dava sonucunda, Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2017 tarihli ve 2015/133 Esas, 2017/11 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143, 62. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine dair kararın, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2017/1275 Esas, 2017/1248 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken hüküm fıkrasının 9. bendinde "Sanık hakkında Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/770 Esas, 2011/1089 Karar sayılı hapis cezası hükmü içeren mahkûmiyet hükmü tekerrüre esas kabul edilerek sanığın 5237 sayılı yasanın 58. maddesi gereğince mükerrir sayılmasına," şeklinde karar verilmiş ise de; bu ifadenin net olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yönelik bir içerik taşımadığı anlaşıldığından, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CMK'nın 303 ve 280. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının 9. maddesinin "Sanık hakkında Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2010/770 Esas, 2011/1089 Karar sayılı ilâmı ile mükerrir olduğundan, TCK'nın 58. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" şeklinde düzeltilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, kararın sanık tarafından 29.05.2017 tarihli ve "Efendim 09.01.2017 tarihinde Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinde bulunan duruşmama katıldım. Bu konu ile ilgili olarak daha önceden savunmamı yapmıştım ve aynen tekrar ederim duruşma sonucu aldığım cezayı hak etmediğimi düşünüyorum ve temyiz hakkımı kullanmak istiyorum' " şeklindeki dilekçe ile temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2021 tarihli tebliğnamesi ile, 5271 sayılı CMK'nın 294/1 ve 295/1. maddeleri uyarınca süresi içerisinde temyiz sebepleri gösterilmediğinden, sanığın temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine karar verilme talebinde bulunulduğu, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2021/19130 Esas, 2022/14623 Karar sayılı kararı ile; "Sanığın temyiz dilekçesinde herhangi bir sebep ileri sürülmemesine rağmen, dosyada tespit olunan ve CMK’nın 289/l.h maddesinde düzenlenen savunma hakkının sınırlandırılması hususu, kesin hukuka aykırılık sebebi kabul edilerek yapılan incelemede; 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa savunması alınmadan önce zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması" hukuka aykırı görülerek hükmün bozulmasına karar verildiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.11.2022 tarihli ve 2-2017/47427 sayılı "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır, şeklindeki düzenleme gözetilerek sanığın temyiz dilekçesinde her hangi bir sebep göstermediğinin anlaşılması karşısında sanığın temyiz talebinin CMK’nın 298. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi" yönünde itiraz talebinde bulunulduğu, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 13.12.2022 tarihli ve 2022/13168 Esas, 2022/17457 Karar sayılı kararı ile; kararda usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/6-8 Esas, 2024/13 Karar sayılı kararı ile, "Sanığın 29.05.2017 tarihli temyiz dilekçesindeki önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirttiği, aşamalarda da olay yerinin oturduğu yere 100 metre mesafede bulunduğu, görüntülerdeki kişinin kendisi olduğu fakat o sırada sadece oradan geçmekte olduğu, teşhis tutanağını kabul etmediği, mağdurun ifadelerinin tutarlı olmadığı, katılanın telefonunu almadığı, olayın kamera açısından yaklaşık 500 metre ileride gerçekleştiği, kendisinin de kamera görüntüsünden 150-200 metre ileride bulunan Taraftar Kahvehanesine giderek oturduğu, buranın sürekli kullandığı işlek bir cadde olduğu ve atılı suçlamayı kabul etmediği, beraatini istediği şeklinde savunmada bulunduğu, ayrıca dilekçesinde de duruşma sonunda aldığı cezayı hak etmediğini yazdığı hususları gözetildiğinde, sanığın temyiz dilekçesindeki açıklamaların maddi hukuka aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve açıklanan sebeplerle sanığın temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu ve bu doğrultuda bir temyiz incelemesi yapılması gerektiği" kabul edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulü ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2021/19130 Esas, 2022/4623 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verildiği belirlenerek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kararına karşı, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2022 tarihli ve 2-2017/47427 sayılı itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesine, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik 29.05.2017 tarihli dilekçe incelendiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli kararında da belirtildiği üzere; "Efendim 09.01.2017 tarihinde Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinde bulunan duruşmama katıldım. Bu konu ile ilgili olarak daha önceden savunmamı yapmıştım ve aynen tekrar ederim duruşma sonucu aldığım cezayı hak etmediğimi düşünüyorum ve temyiz hakkımı kullanmak istiyorum'" şeklindeki beyanının 09.01.2017 tarihli duruşmadaki, "Görüntüdeki kişi benim, olay kamera açısından yaklaşık 500 metre ilerde olmuş ben kamera görüntüsünün olduğu yerden 150-200 metre ilerde taraftar kahvehanesi var, araya gidip oturdum, ben sürekli ordan gidip gelirim sürekli kullandığım ayrıca çok işlek bir caddedir benim ordan sürekli gelip gittiğimin ispatı olarak önceki günlerin kayıtlarını da istedim ancak polis çıkartmadı üzerime atılı suçlamayı kabul etmem beraatimi isterim, ben atılı suçu işlemedim, teşhis sırasında ben işten gelmiştim, sakalım da vardı yanıma polis arkadaşları dizdiler şikayetçi de haklı olarak beni seçti, beraatimi istiyorum" şeklindeki beyanları ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde temyiz sebepleri ileri sürdüğü anlaşıldığından, değişik gerekçe ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2022 tarihli ve 2-2017/47427 sayılı İTİRAZININ KABULÜNE ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2021/19130 Esas, 2022/14623 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA karar verilerek ve sanığa 21.12.2016 tarihli celsede, "sanığın üzerine atılı suçun alt sınırı dikkate alınarak mahkeme huzurundaki savunmasının CMK'nın 150. maddesi gereğince zorunlu müdafi huzurunda alınması gerekirken müdafii bulunmaksızın savunmasının alınmış olduğu" görülerek, sanığa müdafi tayinine karar verildiği ve 09.01.2017 tarihli duruşmada sanığın savunmasının yeniden müdafii huzurunda alınarak hüküm kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmındaki mahkûmiyetin, TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2.maddesi uyarınca "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253.maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilâmın esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün kabul edilmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.05.2017 tarihli ve 2017/1275 Esas, 2017/1248 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.