Aile Mahkemelerinin Görev Sınırları ve Boşanma Yargılamasında Usul Esasları
Boşanma DavalarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Aile Mahkemelerinin Görev Sınırları ve Boşanma Yargılamasında Usul Esasları

Aile mahkemelerinin görev alanı kamu düzenine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından doğan uyuşmazlıklarda münhasır yetki ve özel yargılama usulü esastır. Boşanma davalarında ispat yükü, kusur tespiti ve 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen koruma tedbirlerinin icrası, hak düşürücü süreler ve usuli kazanılmış hak ilkesi çerçevesinde adliye pratiğinde titizlikle yönetilmelidir.

Aile Mahkemelerinin Görev Alanı ve Kamu Düzeni İlişkisi

Aile mahkemelerinin görevi, uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirleyen ve tarafların iradesine bırakılmayan kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca, bu mahkemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç) kaynaklanan tüm dava ve işlere bakmakla görevlidir. Görev hususu, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınmak zorundadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, aile mahkemesi kurulu olmayan yerlerde dahi davanın aile mahkemesi sıfatıyla görülmesinin zorunlu olduğunu vurgular:

"Dava, boşanmadan kaynaklı tazminat, nafaka ve aile konutu sebebiyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında yer almaktadır. Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir."

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2012/23467 - Karar No: 2013/17323

Belgeyi Gör: 2. Hukuk Dairesi 2012/23467 E. , 2013/17323 K.

Anahtar Çıkarım: Aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gereken bir davada asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi, esasa girilmeden bozma sebebi teşkil eden bir usul hatasıdır.

Asliye Hukuk Mahkemelerinin Aile Mahkemesi Sıfatıyla Yargılama Esasları

Türkiye genelinde her il ve merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede aile mahkemesi kurulması esas olsa da, kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemeleri bu görevi ifa eder. Bu durumda mahkeme, yargılamayı "Aile Mahkemesi Sıfatıyla" yürütür ve gerekçeli karar başlığında bu sıfatı mutlaka belirtmelidir.

4787 sayılı Kanun m. 2 uyarınca, bu mahkemeler tek hakimle görev yapar ve bünyelerindeki uzmanlardan yararlanma yetkisine sahiptir. Asliye hukuk mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla baktığı işlerde, genel hukuk mahkemesi usullerinden ziyade 4787 sayılı Kanun'un getirdiği özel usul hükümleri (sulha teşvik, uzman incelemesi vb.) uygulanır.

Editörün Notu: Adliye pratiğinde, mahkemenin "Aile Mahkemesi Sıfatıyla" baktığı dosyalarda kalem işlemlerinin ve harçlandırmanın da bu yönde yapılması gerekir. Karar başlığında bu ibarenin eksik olması, Yargıtay nezdinde usuli bozma sebebi olarak kabul edilmektedir; ancak bazı karşı oylarda bu durumun mahallinde düzeltilebilecek bir yazım hatası olduğu savunulmaktadır.

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü ve İspat Rejimi

Boşanma davalarında yargılama usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) genel hükümlerine tabi olmakla birlikte, TMK m. 184 ile getirilen özel sınırlamalarla şekillenir. Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. Bu durum, aile hukukundaki "resen araştırma" ilkesinin sınırlı bir yansımasıdır.

İspat Vasıtaları ve Delillerin Serbestliği

Boşanma yargılamasında tarafların her türlü ikrarı hakimi bağlamaz. Taraflar delilleri serbestçe ikame edebilir ancak hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller (örneğin; casus yazılımlarla elde edilen kayıtlar) hükme esas alınamaz. Tanık beyanları, sosyal inceleme raporları ve teknik incelemeler (HTS kayıtları vb.) en sık başvurulan delillerdir.

Usuli Kazanılmış Hak İlkesi

Yargılama süresince taraflara yüklenen kusurlar, kesinleştiği takdirde taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Eğer bir taraf kendisine yüklenen bir kusur tipini (örneğin "güven sarsıcı davranış") temyiz etmezse, bozma sonrası yapılan yargılamada bu kusur daha ağır bir nitelendirme (örneğin "sadakatsizlik") ile değiştirilemez.

"25.02.2016 tarihli kararda davalı-karşı davacı kadına 'Güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu' kusurunun yüklendiği, kadın tarafından kusur belirlemesi yönünden temyiz edildiği, bu nedenle davalı-karşı davacı kadın lehine kusurlar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmaksızın, kadına güven sarsıcı davranışlarda bulunma kusuru yerine 'Sadakatsiz davranışlarda bulunduğu' kusurunun yüklenemeyeceği..."

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/7205 - Karar No: 2019/11272

Belgeyi Gör: 2. Hukuk Dairesi 2019/7205 E. , 2019/11272 K.

Uygulama Notu: İstinaf veya temyiz dilekçesi yazılırken, aleyhe olan kusur belirlemelerinin her birine açıkça itiraz edilmelidir. Aksi halde, ilgili vaka kesinleşmiş sayılacak ve yargılamanın ilerleyen safhalarında tartışılamayacaktır.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Önleyici ve Koruyucu Tedbir Mekanizması

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddet mağdurlarının korunması için ivedi ve delil aranmaksızın karar verilmesini öngörür. Bu kanun kapsamındaki tedbir kararları mülki amir veya aile mahkemesi hakimi tarafından verilir. Tedbir kararlarının amacı, şiddeti durdurmak ve mağdurun güvenliğini sağlamaktır.

6284 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan koruma ve önleme tedbir evrakları.

Tedbir Türü Yetkili Makam Karar Süresi Uygulama Süresi
Koruyucu Tedbirler (Barınma, İşyeri Değişikliği) Mülki Amir / Hakim İvedilikle En fazla 6 ay (Uzatılabilir)
Önleyici Tedbirler (Uzaklaştırma, Silah Teslimi) Hakim Delil Aranmaksızın En fazla 6 ay (Uzatılabilir)
Tazyik Hapsi Kararı Aile Mahkemesi İtiraz Üzerine / Re'sen 3 günden 30 güne kadar

6284 sayılı Kanun m. 5/3 uyarınca aile mahkemesi hakimi, bu kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile velayet ve nafaka hususlarında da karar vermeye yetkilidir.

Mağdur Çocuklar ve Yetişkinler Hakkında Koruma Kararlarında Görev Dağılımı

Hakkında koruma kararı alınması istenen kişinin durumu, görevli mahkemenin belirlenmesinde kritik rol oynar. Eğer bir çocuk "suça sürüklenen çocuk" değil de "şiddet mağduru" ise, bu çocuk hakkında bakım veya sağlık tedbiri kararı verme görevi münhasıran aile mahkemesine aittir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, bu konudaki görev uyuşmazlıklarında net bir çizgi çizmiştir:

"Dosya kapsamından, hakkında koruma kararı verilmesi istenen küçüğün herhangi bir suçun faili olmadığı anlaşılmaktadır. 6284 sayılı Kanununun 1/1 maddesi hükmü 'Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.' Somut olayda, suç mağduru çocuklar ve şiddet uygulayan veli hakkında 6284 sayılı Kanun m. 5/3 uyarınca tedbir talep edilmiş olup buna göre uyuşmazlığın aile mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir."

Kaynak: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/3615 - Karar No: 2016/6892

Belgeyi Gör: 20. Hukuk Dairesi 2016/3615 E. , 2016/6892 K.

Anahtar Çıkarım: Çocuk mahkemeleri, suça sürüklenen çocuklarla ilgilenirken; şiddet mağduru çocukların korunması süreci 4787 ve 6284 sayılı kanunlar uyarınca aile mahkemelerinin görev alanına girmektedir.

Soybağı ve Nüfus Kaydı Düzeltme Davalarında Görev Ayrımı

Adliye pratiğinde en çok karıştırılan hususlardan biri, "nüfus kaydının düzeltilmesi" ile "soybağının tespiti" arasındaki farktır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36 uyarınca asliye hukuk mahkemelerinde görülürken; soybağına (nesep) ilişkin davalar TMK m. 282 ve devamı uyarınca aile mahkemelerinin görevindedir.

Soybağı ve nüfus kaydı düzeltme davalarında kullanılan teknik deliller.

Teknik Ayrım Ölçütü

Eğer bir dava, sadece maddi hata veya gerçeğe aykırı beyan nedeniyle yanlış yazılan bir kaydın düzeltilmesini (örneğin; isim değişikliği veya doğum tarihinin düzeltilmesi) hedefliyorsa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak, talep sonucunda bir kişinin babalığı değişecekse veya soybağı kurulacak/reddedilecekse dava aile mahkemesinde açılmalıdır.

Karma Taleplerde Görev

Bazı durumlarda her iki talep birlikte ileri sürülebilir. Bu durumda Yargıtay, usul ekonomisi ve uyuşmazlığın niteliği gereği "münhasır yetkili" olan aile mahkemesini görevli görmektedir.

"Dava, anne adının silinip genetik anne adının yazılması ve kayden baba olan kişinin isminin silinmesi talepleri yönünden 'Gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi' davası olmakla birlikte, nüfus kaydına genetik baba isminin yazılması yönünden soybağı davası niteliğindedir. Tüm talepler yönünden uyuşmazlığın, özel mahkeme olan Aile Mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2025/1673 - Karar No: 2025/6341

Belgeyi Gör: 5. Hukuk Dairesi 2025/1673 E. , 2025/6341 K.

Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinde Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

Boşanma davası ile birlikte veya boşanma kesinleştikten sonra açılan tazminat taleplerinde görevli mahkeme uyuşmazlığın temel kaynağına göre belirlenir. TMK m. 174 uyarınca talep edilen maddi ve manevi tazminatlar, aile hukukundan doğduğu için aile mahkemesinin görevindedir. Ancak taraflar arasındaki borçlar hukukuna dayalı genel tazminat talepleri (örneğin; haksız fiilden doğan veya kredi kartı harcamalarına dayalı iade talepleri) genel mahkemelerin konusudur.

Taleplerin Tefriki (Ayırılması)

Birden fazla talebin tek bir dilekçede toplandığı durumlarda, mahkeme aile hukukuna giren kısımları incelemeli, diğer kısımları (örneğin; ziynet eşyası haricindeki adi alacaklar) tefrik ederek görevli mahkemeye göndermelidir.

"Eldeki davada birden fazla talep bulunmakta olup, ziynet eşyası ve kişisel mala ilişkin taleplerinin açık bir biçimde Aile Mahkemesinin görevine girdiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece bu husus değerlendirilmeden, davacının tüm talepleri hakkında yazılı şekilde görevsizlik karar verilmesi doğru görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/7270 - Karar No: 2015/11781

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2015/7270 E. , 2015/11781 K.

Uygulama Notu: Edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacak davaları, boşanma davasının eki niteliğinde olmayıp bağımsız birer davadır. Ancak bu davaların görülebilmesi için boşanmanın kesinleşmiş olması dava şartı (bekletici mesele) olarak kabul edilir.

Vesayet ve Kişisel Koruma Altındaki Kişilerin Kuruma Yerleştirilmesi

Kısıtlı ergin kişilerin veya bakıma muhtaç özürlülerin bir bakım merkezine yerleştirilmesi izni, aile hukukunun koruyucu hükümlerinden kaynaklanır. TMK m. 366 uyarınca korunmaya muhtaç kişilerin bakımı ile yükümlü kurumların sorumluluğu ile aile mahkemelerinin görevleri arasında sıkı bir bağ vardır.

Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu konudaki tereddütleri 2022 tarihli kararıyla gidermiştir:

"2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 26 ve ilgili Yönetmelik uyarınca ...’nun koruma altına alınarak yatılı ve sürekli bakım için özürlülere yönelik bir bakım kuruluşuna yerleştirilmesine izin verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Korunmaya muhtaç kişinin bakımının sağlanması için koruma kararı verilmesi talebinin ... hukuki nitelik bakımından aile hukuku hükümleriyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir. ... koruma kararı verilmesi taleplerinde aile mahkemeleri görevlidir."

Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2021/173 - Karar No: 2022/1782

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2021/173 E. , 2022/1782 K.

Editörün Notu: TMK m. 462/13 uyarınca vesayet makamından alınan izinler ile 4787 sayılı Kanun m. 6/1-c uyarınca aile mahkemesinden talep edilen "yerleştirme kararları" pratik uygulamada sıklıkla çatışmaktadır. HGK, bu uyuşmazlığı aile hukukuna olan sıkı bağlılık nedeniyle aile mahkemesi lehine çözmüştür.

6284 Sayılı Kanuna Aykırılık ve Tazyik Hapsi Yargılaması

Tedbir kararlarına aykırı davranılması durumunda uygulanan tazyik hapsi, teknik olarak bir "ceza yargılaması" değil, bir "icrai yaptırım" niteliğindedir. Bu nedenle, 6284 sayılı Kanun m. 13 uyarınca tedbir kararına aykırılık durumunda karar verme yetkisi tedbir kararını veren veya o yerdeki aile mahkemesine aittir.

Görev Uyuşmazlıklarının Tarihsel Gelişimi

Eski 4320 sayılı Kanun döneminde bu aykırılıklar suç teşkil ettiği için sulh ceza mahkemeleri görevliydi. Ancak 6284 sayılı Kanun ile tazyik hapsi sistemine geçilmesiyle görev tamamen aile mahkemelerine geçmiştir. Yargıtay'ın eski tarihli uyuşmazlık kararları, bu geçiş sürecindeki karışıklıklara işaret eder.

"Dava, 4320 sayılı yasa kapsamında verilen tedbir kararına aykırılık nedeniyle sanığın cezalandırılması istemine ilişkindir. ... Uyuşmazlığın ceza yargısına giren işten kaynaklanması nedeniyle, olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi yetkisinin Yargıtay 5. Ceza Dairesine ait olduğu anlaşılmıştır..."

Kaynak: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/1944 - Karar No: 2014/4053

Belgeyi Gör: 17. Hukuk Dairesi 2014/1944 E. , 2014/4053 K.

Dikkat Edilmesi Gerekenler: 2026 yılı güncel pratiğinde, 6284 sayılı Kanun tedbirine aykırılık dosyaları doğrudan aile mahkemesi kalemi üzerinden "Değişik İş" (D.İş) dosyası olarak yürütülür ve duruşmasız olarak (veya gerekli görülürse beyan alınarak) karara bağlanır.

Usuli Kazanılmış Hak İlkesinin Boşanma Yargılamasındaki Etkisi

Usuli kazanılmış hak, yargılama boyunca tarafların lehine oluşan hukuki durumların korunmasıdır. Boşanma davalarında özellikle kusur tespiti noktasında bu ilke büyük önem taşır. Yerel mahkemece taraflara yüklenen bir vaka, taraflarca istinaf edilmezse kesinleşmiş sayılır.

Örneğin, yerel mahkeme kadına "hakaret" kusurunu yüklemiş, erkeğe ise "fiziksel şiddet" kusurunu yüklemiş olsun. Eğer erkek sadece kendi kusuruna (fiziksel şiddet) itiraz ederse, kadının hakaret eylemi kesinleşmiş olur. Üst mahkeme, kadının bu eylemi yapmadığına yönelik bir değerlendirme yaparak kadını tamamen kusursuz sayamaz; zira erkeğin bu yönde bir kazanılmış hakkı oluşmuştur.

Yargıtay Yaklaşımı: Kazanılmış hak, kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği sürece hakim tarafından re'sen korunmalıdır. Ancak "görev" gibi kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmaz; yani mahkeme yargılamanın sonunda bile görevsiz olduğunu anlarsa görevsizlik kararı vermelidir.

Uzman Görüşü ve Sosyal İnceleme Raporlarının Hukuki Niteliği

4787 sayılı Kanun m. 5 uyarınca aile mahkemeleri; bünyelerindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan (uzmanlar) yararlanır. Bu uzmanların hazırladığı raporlar (SİR), hakimin kararını dayandırdığı en önemli delil vasıtalarından biridir.

Aile mahkemesi uzmanları tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporu dosyası.

Uzmanların Görevleri:

  1. Davanın esasına girilmeden önce uyuşmazlık nedenlerini araştırmak.
  2. Gerektiğinde duruşmada hazır bulunarak görüş bildirmek.
  3. Çocukların velayeti ve kişisel ilişki kurulması konularında "çocuğun üstün yararı" ilkesine uygun inceleme yapmak.

Uygulama Notu: Uzman raporuna itiraz edilirken, raporun bilimsel verilere dayanmadığı veya çocuğun görüşünün tarafsız bir ortamda alınmadığı gibi somut gerekçeler sunulmalıdır. Hakimin uzman görüşünün aksine bir karar vermesi mümkündür; ancak bu durumda aksine karar vermenin gerekçesi hükümde detaylıca açıklanmalıdır.

Aile Konutu Şerhi ve Tapu İptal Tescil Davalarında Görev

TMK m. 194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki haklarını devredemez veya sınırlayamaz. Bu maddeye dayalı tapu iptali ve tescil davaları ile aile konutu şerhi konulması talepleri, aile hukukunun "Eşlerin Hukuki İşlemleri" başlığı altında yer alır.

Görevli Mahkeme: Bu uyuşmazlıklar mülkiyet hakkına ilişkin görünse de, temelinde aile hukuku kuralları yattığı için aile mahkemeleri görevlidir.

"Dava, boşanmadan kaynaklı tazminat, nafaka ve aile konutu sebebiyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. ... Bu davalara aile mahkemesi kurulan yerlerde bu özel düzenleme sebebiyle aile mahkemesi, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinde [aile mahkemesi sıfatıyla] bakılacaktır."

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2012/23467 - Karar No: 2013/17323

Belgeyi Gör: Kaynak

Sıkça Sorulan Sorular

1. Aile mahkemesi sıfatıyla karar veren asliye hukuk mahkemesi kararı, hangi daire tarafından incelenir? Asliye hukuk mahkemesi kararı vermiş olsa dahi, davanın niteliği aile hukukuna ilişkin olduğundan ve mahkeme "aile mahkemesi sıfatıyla" hareket ettiğinden, istinaf ve temyiz incelemesi ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Aile Hukuku Dairesi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından yapılır.

2. 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen tedbir kararına itiraz nereye yapılır? 6284 sayılı Kanun m. 9 uyarınca, aile mahkemesi hakimi tarafından verilen kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. İtirazı, kararı veren mahkemenin numara olarak takip eden dairesi (1. Aile ise 2. Aile gibi) inceler; o yerde tek daire varsa en yakın yer aile mahkemesi görevlidir.

3. Mercii tayini (yargı yeri belirlenmesi) kararı esasa ilişkin bağlayıcılık taşır mı? Hayır. Yargıtay tarafından verilen mercii tayini kararı sadece mahkemenin "görevli" olup olmadığı hususunda bağlayıcıdır. Mahkemenin davayı nasıl nitelendireceği veya delilleri nasıl takdir edeceği konusunda bir bağlayıcılığı bulunmaz.

4. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde görev değişir mi? Hayır. TMK m. 181/2 uyarınca, ölen eşin mirasçıları davaya devam ederek diğer eşin kusurlu olduğunu ispatlayabilirler. Bu durumda dava "boşanma" değil, "kusur tespiti" davasına dönüşür ancak görevli mahkeme yine aile mahkemesidir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/23467, Karar No: 2013/17323.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2021/173, Karar No: 2022/1782.
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/1673, Karar No: 2025/6341.
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/3615, Karar No: 2016/6892.

Yasal Uyarı: Bu metin, 03.03.2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde profesyonel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü usuli ve maddi detayları bulunabileceğinden, bu içerik doğrudan hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hak kayıplarının önlenmesi adına profesyonel bir avukattan hukuki yardım alınması önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Aile Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: