Hukuki Kesinlik ve Maddi Gerçek Çatışmasında Yargılamanın Yenilenmesi: AYM ve AİHM Kararlarının İnfaza Etkisi
Kanun YollarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Hukuki Kesinlik ve Maddi Gerçek Çatışmasında Yargılamanın Yenilenmesi: AYM ve AİHM Kararlarının İnfaza Etkisi

CMK 311 uyarınca yargılamanın yenilenmesi şartları, AYM ve AİHM ihlal kararlarının infaza etkisi ve yeni delil kriterlerini Yargıtay içtihatları ışığında incele

Kesin Hükmün Otoritesi ile Maddi Gerçeklik Arasındaki Diyalektik İlişki

Yargılamanın yenilenmesi, maddi anlamda kesinleşmiş olan bir mahkeme hükmünün, kanunda tahdidi olarak sayılan ağır hatalardan birinin varlığı halinde ortadan kaldırılmasını ve davanın tekrar görülmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma ilkesi, kamu düzeni ve hukuki güvenlik için gerekli olan "kesin hüküm" (res judicata) ilkesiyle çatıştığında, hukuk düzeni belirli istisnai hallerde kesin hükmün dokunulmazlığından feragat etmektedir. Bu feragat, hükmün meşruiyet temelinin sarsıldığı ve kamu vicdanında adaletin tecelli etmediği yönündeki ağır emarelerin belirdiği noktada devreye girer.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu müessese, yalnızca bir hata denetimi değil, hükmün temelindeki ispat araçlarının veya hukuki dayanakların sonradan geçersizleşmesi durumunda işletilen bir iade-i muhakeme sürecidir. Adliye pratiğinde sıklıkla temyiz veya istinaf yoluyla karıştırılsa da, yargılamanın yenilenmesi mevcut delillerin yeniden takdir edilmesi değil, "yeni" ve "hükmü değiştirebilecek nitelikte" unsurların varlığına dayanır.

"Kesin hüküm; doğruluğu hukuken kabul edilen ve artık tartışılmayan bir mahkeme kararıdır. İstisnai olsa da uyuşmazlığın çözümünde “adli hata” denilen yanlışlıklar yapılmış olduğu sonradan öğrenilebilir. Bazı önemli hataların giderilebilmesi ve hakikatin araştırılması bu şekilde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi “olağanüstü kanun yolu” ile mümkün olabilecektir. Bu yolun istisnai olarak kabul edilmesinin nedeni, doğruluğu hukuken tartışılmayan kesin hükmün temellerinin bazı hallerde sarsılmış olması hükmün artık bu temel üzerinde oturmasının mümkün olmamasına dayanmaktadır. Hukuk barışının ve güvenliğinin sağlanması ne kadar önemli ise de, hukuka olan güvenin sağlanması da en az bu kadar önemlidir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/20708 - Karar No: 2022/9418

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2022/20708 E. , 2022/9418 K.

CMK m. 311/1 Kapsamında Hükümlü Lehine Yenileme Nedenlerinin Taksonomisi

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK m. 311/1’de altı bent halinde sınırlı (numerus clausus) olarak sayılmıştır. Bu nedenlerin genişletici yoruma tabi tutulması, kesin hüküm ilkesini anlamsız kılacağı için yargısal pratiklerde sıkı bir şekil ve içerik denetimi uygulanır. Kanun koyucu, sahtelik, yalan tanıklık, hakim kusuru, mahkeme kararlarının birbiriyle çelişmesi, yeni delil ortaya çıkması ve uluslararası mahkemelerin ihlal kararlarını temel dayanaklar olarak belirlemiştir.

CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedenlerini simgeleyen kanun kitabı ve dosya.

Uygulamada en çok başvurulan neden olan "yeni olay ve yeni delil" (bent e), hükmü veren mahkemenin bilgisine sunulmamış olan her türlü olguyu kapsar. Ancak bu delilin "tek başına veya önceden sunulanlarla birlikte" beraati veya daha hafif bir cezayı gerektirecek ağırlıkta olması şarttır. Sahtelik (bent a) veya yalan tanıklık (bent b) durumunda ise, bu unsurların hükmü doğrudan etkilemiş olması zorunludur.

Yenileme Nedeni (CMK 311/1) Temel Şart İspat Yükü ve Kaynak
Belge Sahteliği Belgenin hükme esas alınmış ve sahte olduğunun kesinleşmiş olması. Hükümlü / Başsavcılık
Yalan Tanıklık/Bilirkişilik Kasıtlı veya ihmali gerçek dışı beyanın hükmü etkilemesi. Kesinleşmiş Mahkumiyet Hükmü
Hakim Kusuru Hakimin görevini yaparken suç teşkil eden kusur işlemesi. Ceza Kovuşturması/Hükmü
Yeni Olay veya Delil Hüküm anında bilinmeyen, sonradan ortaya çıkan nitelikli veri. Somut ve "Yeni" Olma Şartı
AİHM İhlal Kararı Sözleşme ihlalinin hükme dayanak olması ve kesinleşmesi. 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre

Yeni Delil ve Yeni Olay Kavramının İçtihatla Belirlenen Sınırları

"Yenilik" kriteri, yargılamanın yenilenmesi kurumunun kalbidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve daire içtihatlarına göre delilin yeni olması, onun hükmün verildiği sırada mahkemece bilinmiyor olması veya mahkemeye sunulmamış olması anlamına gelir. Delilin hükümden önce var olması, onun "yeni" sayılmasına engel değildir; önemli olan, mahkemenin bu delili değerlendirme fırsatına sahip olmamasıdır. Ancak, yargılama sırasında mahkemeye sunulan fakat mahkemece itibar edilmeyen veya "eksik inceleme" kapsamında kalan hususlar yeni delil olarak nitelendirilemez.

Editörün Notu: Yeni delilin "nitelikli" olması gerekir. Yani, bu delil ortaya konulduğunda mahkemenin eski kanaatini sürdürmesi mantıksal ve hukuksal olarak imkansız hale gelmelidir. Sadece süreci uzatmaya yönelik, soyut veya hükmün sonucunu değiştirmeyecek yan deliller CMK m. 319/1 uyarınca talebin reddine yol açar.

"Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için 'yeni' olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın 'yeni' olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da 'yeni' sayılmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/13786 - Karar No: 2024/18590

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2024/13786 E. , 2024/18590 K.

AİHM İhlal Kararları ve Dostane Çözümün Yenilemeye Etkisi

7145 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, CMK m. 311/1-f bendi kapsamında yalnızca AİHM’in ihlal kararları değil, aynı zamanda dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda verilen düşme kararları da yargılamanın yenilenmesi nedeni haline getirilmiştir. Bu düzenleme, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri gereği insan hakları ihlallerini henüz bir mahkumiyet kararı çıkmadan ulusal düzeyde telafi etme amacını taşır.

Ancak bu yolun açılabilmesi için somut bir AİHM başvurusunun varlığı ve bu başvuru sonucunda AİHM tarafından onaylanmış bir dostane çözüm kararının bulunması şarttır. Herhangi bir AİHM başvurusu olmaksızın, sadece emsal kararlara dayanarak 311/1-f uyarınca yenileme talebinde bulunulamaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hükümlünün AİHM’e gitmediği durumlarda, sadece "dosyanın emsal olması" gerekçesiyle verilen yenileme kararlarını usule aykırı bulmaktadır.

"CMK'nın 311/1-f maddesine dayanılarak yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilmesi için hükümlü/sanık tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Sözleşmenin ihlal edildiğine dair bir başvurunun yapılmış olması, yargılama devam ederken hükümlü/sanık ile sözleşme tarafı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin aracılığıyla gizli yürütülen görüşmeler sonucu dostane çözüme varılması ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilecek bir karar ile sabit görülmüş olması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/7658 - Karar No: 2023/5348

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2023/7658 E. , 2023/5348 K.

Anayasa Mahkemesi Hak İhlali Kararları ve Yeniden Yargılama Zorunluluğu

Her ne kadar CMK m. 311/1-f metninde açıkça "Anayasa Mahkemesi" ibaresi geçmese de, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 50/2 uyarınca, AYM tarafından tespit edilen bir ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması zorunludur. AYM, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığını tespit ettiğinde, dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bu aşamadan sonra mahkemenin "taktir yetkisi" bulunmamaktadır; mahkeme AYM kararında belirtilen ihlali giderecek şekilde yargılamayı yenilemekle yükümlüdür.

Ceza adalet sisteminde AYM'nin ihlal kararları, CMK m. 311 kapsamındaki yenileme nedenlerinden bağımsız bir usul teşkil eder. AYM kararlarının bağlayıcılığı, kesin hükmün dokunulmazlığını ihlal tespit edilen noktada askıya alır. Özellikle adil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlaller (örneğin tanık sorgulama hakkı, gerekçeli karar hakkı), mahkemeyi dosyayı yeniden ele almaya ve ihlale konu usul işlemini tekrarlamaya sevk eder.

CMK m. 23/3 Uyarınca Hakimin Yasaklılığı ve Tarafsızlığı Sorunu

Yargılamanın yenilenmesi sürecinde profesyonel hukukçuların en çok dikkat etmesi gereken usul kuralı, CMK m. 23/3’te yer alan yasaklılık halidir. Kanun koyucu, ilk kararı veren hakimin kendi kararının hatasını objektif bir şekilde değerlendiremeyeceği (preconception/önyargı riski) varsayımından hareketle, yargılamanın yenilenmesi talebini inceleme aşamasında bu hakimin görev almasını yasaklamıştır.

Yargılamada tarafsızlık ve hakimin yasaklılığı hallerini temsil eden adalet terazisi.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, "kabule değerlik" incelemesini yapan hakimin asıl kararı veren hakim olması, kararın Kanun Yararına Bozma (KYB) yoluyla bozulmasına neden olur. Bu kural, sadece son duruşmanın açılması aşamasında değil, dilekçenin ilk sunulduğu ve "kabule değer mi değil mi" sorusunun sorulduğu aşamada da geçerlidir. Hakimin tarafsızlığı ilkesi, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesinde ki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği... bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/14709 - Karar No: 2021/15052

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2021/14709 E. , 2021/15052 K.

Yargılamanın Yenilenmesi İsteminin Adli Süreç ve Aşama Analizi

Yeniden yargılama süreci, doğrusal bir akış değil, her biri ayrı hukuki sonuçlar doğuran üç temel aşamadan oluşur. Bu aşamaların her birinde verilen kararlara karşı başvuru yolları farklılık arz eder.

Yargılamanın yenilenmesi sürecinin aşamalarını ve mahkeme prosedürünü temsil eden görsel.

Kabule Değerlik İncelemesi (Birinci Aşama)

CMK m. 318 uyarınca, istemin kanuni nedenlere dayanıp dayanmadığı ve bu nedenleri doğrulayacak delillerin eklenip eklenmediği duruşma yapılmaksızın incelenir. Bu aşamada mahkeme davanın esasına girmez; sadece talebin kanuna uygunluğunu denetler. Eğer talep m. 311’deki nedenlerden hiçbirini içermiyorsa "kabule değer olmadığına" karar verilerek reddedilir. Bu karara karşı "itiraz" (m. 319/3) yolu açıktır.

Delillerin Toplanması ve Soruşturma (İkinci Aşama)

İstem kabule değer görüldüğünde, mahkeme ileri sürülen yeni delilleri toplar. CMK m. 320 uyarınca bu aşamada tanık dinlenebilir, keşif yapılabilir veya bilirkişi raporu alınabilir. Deliller toplandıktan sonra Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşleri alınır.

Esaslılık Denetimi ve Son Karar (Üçüncü Aşama)

Toplanan deliller sonucunda mahkeme iki seçenekle karşı karşıyadır: 1. Esassızlık Nedeniyle Ret: Delillerin önceki hükmü değiştirecek güçte olmadığı anlaşılırsa istem duruşma yapılmaksızın reddedilir (m. 321/1). 2. Yenileme Kararı ve Duruşma Açılması: İddialar doğrulanırsa mahkeme yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir. Bu aşamadan sonra yapılan yargılama sonucunda ya eski hüküm onaylanır ya da iptal edilerek yeni bir hüküm kurulur (m. 323).

İnfazın Durdurulması ve Geri Bırakılması Müessesesi

Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması, kural olarak kesinleşmiş hükmün infazını durdurmaz (CMK m. 312). Bu durum, kesin hükmün icra edilebilirliği ilkesinin bir sonucudur. Ancak, telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek amacıyla mahkemeye infazın durdurulması konusunda takdir yetkisi tanınmıştır.

Uygulamada, yenileme talebi "kabule değer" bulunduğunda ve sunulan deliller mahkumiyetin haksızlığına dair ciddi şüphe uyandırdığında infazın durdurulması kararı verilir. Özellikle AİHM ve AYM ihlal kararları sonrası yapılan başvurularda, hak ihlalinin devam etmemesi için infazın durdurulması yargısal bir refleks haline gelmiştir. Ancak mahkemenin bu konuda bir mecburiyeti bulunmamaktadır; risk analizi somut dosya üzerinden yapılır.

Talebin Reddi Kararlarına Karşı Kanun Yolları ve İtiraz Usulü

Yargılamanın yenilenmesi sürecinde verilen kararların niteliği, başvurulacak kanun yolunu belirler. Bu ayrım, davanın gereksiz yere uzamasını veya yanlış mercilere başvurulmasını önlemek adına kritiktir.

  1. CMK m. 319 (Kabule değerlik reddi): Bu kararlara karşı "itiraz" kanun yolu açıktır. İtiraz mercii, aynı dereceli ağır ceza mahkemesi veya bir sonraki numara mahkemedir.
  2. CMK m. 321/1 (Esassızlık nedeniyle ret): Deliller toplandıktan sonra verilen bu ret kararına karşı da "itiraz" yolu öngörülmüştür.
  3. CMK m. 323 (Son hüküm): Yenileme davası açıldıktan sonra kurulan onaylama veya iptal kararları, bir mahkeme hükmü niteliğinde olduğundan genel hükümler çerçevesinde "istinaf" veya "temyiz" incelemesine tabidir.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi, mahkemenin "kabule değerlik" aşamasını atlayıp doğrudan esastan reddetmesi veya usulüne uygun heyet teşkili yapmamasının bozma nedeni olduğunu vurgulamaktadır.

"İnceleme mercii istemin kabule değer olup olmadığı kararını duruşma yapılmaksızın verir. (CMK.m.318/3) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. (CMK.m.319/1)... İstem reddedilmediği takdirde mahkeme yargılanmanın yenilenmesine duruşma açarak karar verir. İşte bu kararlara karşı temyiz (yada istinaf) yoluna başvurmak mümkündür."

Kaynak: Yargıtay 17. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/23741 - Karar No: 2015/6519

Belgeyi Gör: 17. Ceza Dairesi 2015/23741 E. , 2015/6519 K.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bağlamında Yargılamanın Yenilenmesi Karşılaştırması

Ceza muhakemesindeki "yenileme" ile hukuk muhakemesindeki "yargılamanın iadesi" müesseseleri amaç bakımından benzer, usul bakımından farklıdır. 6100 sayılı HMK m. 374-381 arasında düzenlenen yargılamanın iadesi, ceza yargılamasına göre daha kısıtlı sürelere bağlanmıştır. HMK'da iade talebi süresi, nedenin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her halde kararın kesinleşmesinden itibaren on yıldır (m. 377).

Ceza muhakemesinde ise CMK m. 311/1-f (AİHM kararı) hariç herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır. Hükümlünün cezası infaz edilmiş olsa dahi, beraat etmesi durumunda iade-i itibar ve tazminat hakları doğacağı için yargılamanın yenilenmesi her zaman istenebilir. Hukuk davalarında mülkiyetin el değiştirmesi ve üçüncü kişilerin hakları korunurken, ceza yargılamasında "şahsi hürriyet" her türlü sürenin üzerindedir.

"Yargılamanın yenilenmesi davası daha önce taraflar arasında açılıp görülen davadan bağımsız bir dava olduğuna göre gerekli dava harçlarının alınması, kanunda yazılı şekilde inceleme yapılması, yargılamanın yenilenmesi isteği mesmu görüldüğü takdirde iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, kapanmış eski esas üzerinden yargılamanın yürütülmüş olması doğru değildir."

Kaynak: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2005/910 - Karar No: 2005/1812

Belgeyi Gör: 8. Hukuk Dairesi 2005/910 E., 2005/1812 K.

Adliye Pratiğinde Sık Karşılaşılan Usul Hataları ve Risk Analizi

Yargılamanın yenilenmesi başvurularında yapılan en büyük hata, davanın esasına ilişkin "eksik değerlendirme" veya "delillerin hatalı takdiri" gibi kanun yolu (istinaf/temyiz) nedenlerinin ileri sürülmesidir. Bu tür iddialar, CMK m. 319/1 uyarınca talebin kabule değer bulunmayarak doğrudan reddine neden olur. Bir diğer kritik hata, yeni delilin "hükmü değiştirebilecek ağırlıkta" olup olmadığının dilekçede yeterince temellendirilmemesidir.

Süreçteki Temel Riskler: * Hakim Yasaklılığı İhlali: Kararı veren hakimin yenileme talebini reddetmesi, usuli bir bozma nedenidir ve süreci başa döndürür. * AİHM/AYM Başvuru Şartı: Somut bir ihlal kararı olmaksızın emsal karara dayanmak, m. 311/1-f kapsamındaki talebin reddine yol açar. * İnfazın Devamı: Yenileme başvurusu tek başına infazı durdurmadığı için, infazın durdurulması konusunda mahkemeye sunulan argümanların "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kapsamında aciliyeti vurgulanmalıdır.

Yargısal Koruma Stratejisi Olarak Olağanüstü Kanun Yolu Kullanımı

Yargılamanın yenilenmesi, ceza adalet sisteminin "hata düzeltme" emniyet supabıdır. Başvurunun başarıya ulaşması, dosya içeriğindeki delillerin analitik bir şekilde karşılaştırılmasına ve yeni olgunun eski hükümdeki "ispat zincirini" nasıl kopardığının net bir şekilde gösterilmesine bağlıdır. Kanun koyucu, kesin hükmün dokunulmazlığını ancak maddi gerçeğin feryat ettiği durumlarda bir kenara bırakmaktadır. Profesyonel uygulayıcıların, 311. madde nedenlerini teknik bir hassasiyetle tasnif etmeleri ve usul kurallarına (özellikle m. 23/3) azami dikkat göstermeleri elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Hükümlü öldükten sonra yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir mi? Evet. CMK m. 313/1 uyarınca hükümlünün ölümü yargılamanın yenilenmesine engel değildir. Bu durumda eşi, üstsoyu, altsoyu ve kardeşleri başvuruda bulunabilir. Bu kişilerin yokluğu halinde Adalet Bakanı da beraat amaçlı başvuruda bulunma yetkisine sahiptir.

2. AİHM ihlal kararından sonra başvuru süresi ne kadardır? CMK m. 311/1-f uyarınca, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi istenmelidir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süresi geçtikten sonra yapılan başvurular reddedilir.

3. Başka bir sanığın itirafı veya "suçu ben işledim" beyanı yeni delil sayılır mı? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı ihtiyatlıdır. Sadece soyut bir itiraf yeni delil sayılmaz. Ancak bu itiraf, dosyadaki diğer delillerle destekleniyorsa ve itirafçının beyanı olayın oluş şekliyle (yer gösterme, teknik veriler vb.) uyumluysa yeni delil olarak kabul edilebilir ve duruşma açılmasını gerektirebilir.

4. AYM'nin "hak ihlali" kararı otomatik olarak infazı durdurur mu? Hayır, otomatik olarak durdurmaz. Ancak AYM m. 50/2 uyarınca mahkemenin yeniden yargılama yapması ve ihlalin sonuçlarını gidermesi zorunlu olduğundan, ilgili mahkeme genellikle yenileme kararıyla birlikte infazın durdurulmasına da karar verir. AYM bizzat kendisi de infazın durdurulması yönünde "tedbir" kararı verebilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 23, 311, 312, 313, 314, 318, 319, 320, 321, 323.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/20708 - Karar No: 2022/9418.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2024/13786 - Karar No: 2024/18590.
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/23741 - Karar No: 2015/6519.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi - Esas No: 2005/910 - Karar No: 2005/1812.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/14709 - Karar No: 2021/15052.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/7330 - Karar No: 2018/3250.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/1452 - Karar No: 2024/3945.

Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihat ve mevzuat verileri ışığında hazırlanan genel bir hukuki inceleme olup, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilir bir hukuki mütalaa veya profesyonel avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Her hukuki olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: