ictihat
2. Ceza Dairesi 2024/13786 E. , 2024/18590 K.
# 2. Ceza Dairesi 2024/13786 E. , 2024/18590 K.
2. Ceza Dairesi 2024/13786 E. , 2024/18590 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/125 D. İş,
ŞİKYETÇİ : Mahmut Nedim Kayahan
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Mala zarar verme
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95124 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2024 tarihli kararı ile, yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz olduğu veya 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile aynı Kanun'un 314. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hallerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş hükme hiçbir etkisinin olmadığının anlaşıldığı, yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması şartları oluşmadığı ve kararın Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek kesinleştiğinden bahisle yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde yer alan "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir..." şeklindeki,
Anılan Kanun'un 318/1-3. maddesinde yer alan, "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir....Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir." şeklindeki düzenlemeler ile,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında yer alan, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklinde açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın soruşturma aşaması dahil yargılamanın tüm aşamalarında suça konu otomatik bariyer sistemini araç ile geçiş esnasında güvenlik görevlisi tarafından kapatılması neticesinde kırıldığını, kasten hareket ederek bariyere zarar vermediğini beyan ettiği, sanık müdafiinin 17/05/2024 tarihli yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesinde, Fatih Kararkoç isimli kişinin olaya şahit olduğunu ve kendisinin bu durumu taraflarına ilettiğini ifade ederek adı geçen tanığın dinlenmesini talep ettiği, yargılama konusu olaya tanık olduğu iddia olunan Fatih Kararkoç isimli kişinin soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenmediği, diğer yandan katılan vekili tarafından dosyaya sunulan 28/09/2024 ve 29/09/2024 tarihli dilekçeler ile, sanık tarafından icra dosyasına ödeme yapılarak zararın giderildiğini, istinaf yargılama sürecinin 1 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandırıldığını, ancak müvekkilin site yönetimi olmasından kaynaklı kurul halinde karar alması nedeniyle zararın giderilmesine rağmen şikayetten vazgeçme kararı alınması sürecinin uzadığını, sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan ettiği hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Şikâyetçi beyanları, tanık anlatımları, görgü tespit tutanağı ve kamera görüntülerine göre olayın sabit olduğu, dosya kapsamındaki belgelere göre zararın kararın kesinleşmesinden sonra giderildiği ve şikâyetten vazgeçildiği, inceleme konusu dosyanın Bölge Adliye Mahkemesince esastan incelenerek kesinleştiği, sonradan dinlenmesi istenen tanığın eylemin sübutunu etkilemeyeceği anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.