Vasiyetnamenin İptali Davası, Resmi ve El Yazısı Vasiyetnamelerin Geçerlilik Şartları ve Hak Düşürücü Sürelerin Hukuki Analizi
Vasiyetname ve Miras SözleşmeleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Vasiyetnamenin İptali Davası, Resmi ve El Yazısı Vasiyetnamelerin Geçerlilik Şartları ve Hak Düşürücü Sürelerin Hukuki Analizi

Vasiyetnamenin iptali davalarında hak düşürücü süre, davacının tasarrufu ve iptal sebebini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar; resmi vasiyetnamelerde şekil noksanlığı ve irade sakatlığı iddiaları sıkı ispat kurallarına tabidir.

Vasiyetnamenin İptali Davalarında Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcına İlişkin Yargısal Yaklaşım

Vasiyetnamenin iptali davasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 559 uyarınca öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre, vasiyetnamenin mahkemece açılıp okunmasından veya vasiyetnamenin içeriğinin, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Yargıtay uygulamasında bu sürenin başlangıcı, subjektif (öğrenme) ve objektif (vasiyetnamenin açılması) kriterlerin kümülatif olarak değerlendirilmesiyle belirlenmektedir. Salt vasiyetnamenin açılması süreyi başlatmayacağı gibi, içeriği bilinmeyen bir tasarrufa karşı da dava açma yükümlülüğü doğmaz.

Vasiyetname uyuşmazlıklarında hak düşürücü süreleri temsil eden hukuki belgeler.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihat değişikliği uyarınca, vasiyetnamenin iptali için öngörülen bir yıllık süre, vasiyetnamenin okunmasına dair kararın kesinleşmesinden değil, davacının tasarrufu ve iptal sebebini bizzat öğrendiği tarihten itibaren başlar. Bu husus, davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti açısından adliye pratiğinde en kritik uyuşmazlık noktalarından biridir.

"İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir."

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 559

Belgeyi Gör: TÜRK MEDENİ KANUNU

Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması Usulünün Sürelere Etkisi

Vasiyetnamenin açılıp okunması, mirasçıları ve lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirme amacına matuf bir işlemdir. TMK m. 596 uyarınca, vasiyetname tesliminden itibaren bir ay içinde sulh hakimi tarafından açılır. Usulüne uygun bir tebligat veya duruşmada hazır bulunarak vasiyetname içeriğine vakıf olma durumu gerçekleşmeden hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması mümkün değildir.

Öğrenme Kriterinin İspatı ve Tebligatın Rolü

Uygulamada, davacının vasiyetnameyi hangi tarihte öğrendiği hususu; mahkeme dosyalarındaki tebligat parçaları, duruşma tutanakları veya tarafların kabul beyanlarıyla ispat edilmektedir. Örneğin, vasiyetnamenin açılması davasına katılan ve vasiyetnameye karşı beyanda bulunan mirasçı için bir yıllık süre o tarihte başlar. Ancak tebligatın usulsüz olması veya vasiyetname örneğinin tebligat zarfına eklenmemesi durumunda öğrenmenin gerçekleşmediği kabul edilmektedir.

Resmi Vasiyetnamenin Şekil Şartları ve Geçersizlik Halleri

Resmi vasiyetname, TMK m. 532 uyarınca resmi memur (noter, sulh hakimi veya yetkili memur) huzurunda iki tanığın katılımıyla düzenlenen bir ölüme bağlı tasarrufdur. Kanun koyucu, resmi vasiyetnamenin sıhhati için "düzenleme" ve "okuma/imzalama" aşamalarını emredici kurallara bağlamıştır. Bu kurallardan birine dahi uyulmaması, tasarrufun TMK m. 557/4 uyarınca iptaline sebebiyet verebilir.

Resmi vasiyetname düzenleme ve imza aşamasını temsil eden görsel.

Resmi vasiyetnamelerde en sık karşılaşılan iptal sebebi, tanıkların vasiyetçinin tasarruf ehliyetine haiz olduğuna ve beyanının kendi önlerinde yapıldığına dair şerhlerindeki noksanlıklardır. Özellikle okuma yazma bilmeyen murisler için düzenlenen vasiyetnamelerde (TMK m. 535), memurun vasiyetnameyi tanıklar huzurunda okuması ve vasiyetçinin beyanının doğruluğunu tanıklara onaylatması zorunludur.

"Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. ... vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması halleri iptal sebebidir. ... ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemiyle açılacak davalar için kanunda belirtilen süreler, hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğundan, yargılama aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/8172 - Karar No: 2023/396

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2021/8172 E. , 2023/396 K.

Okuma Yazma Bilmeyenlere İlişkin Özel Düzenleme (TMK m. 535)

Vasiyetçi okuma yazma bilmiyorsa veya vasiyetnameyi bizzat okuyamıyorsa, resmi memur vasiyetnameyi tanıklar huzurunda kendisine okur. Vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, sadece vasiyetçinin ehliyetli olduğunu değil, aynı zamanda vasiyetnamenin kendi huzurlarında vasiyetçiye okunduğunu ve onun bu tasarrufun içeriğine uygun olduğunu beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak imzalamalıdır. Bu şekil şartı, uyuşmazlık çözümlerinde "olmazsa olmaz" bir denetim kriteridir.

Tanıkların ve Memurun Yasaklılık Halleri

TMK m. 536 uyarınca; fiil ehliyeti bulunmayanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, okuma yazma bilmeyenler, vasiyetçinin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Bu yasağa rağmen düzenlenen vasiyetnameler, şekil yönünden sakattır. Ancak iptal, sadece bu kişilere yapılan kazandırmalarla sınırlı kalabileceği gibi, tanığın katılımı vasiyetnamenin oluşumu için zorunlu ise tüm tasarrufun iptaline de yol açabilir.

El Yazısı Vasiyetnamelerin Geçerlilik Parametreleri ve İspat Zorlukları

El yazısı vasiyetname, baştan sona vasiyetçinin kendi el yazısıyla yazılmış, tarih ve imza içeren tasarruf türüdür. Noter onayı gerektirmemesi sebebiyle en çok uyuşmazlığın yaşandığı alan burasıdır. Mahkeme, bu tür vasiyetnamelerin geçerliliğini denetlerken öncelikle metnin, tarihin ve imzanın gerçekten murisin elinden çıkıp çıkmadığını bilirkişi (grafoloji) incelemesiyle tespit eder.

El yazısı vasiyetnamelerde gün, ay ve yıl olarak tam bir tarihin bulunması zorunludur. Tarihin eksik olması veya sonradan başka bir kalemle eklenmiş olması butlan sebebi sayılmaktadır. Ayrıca imzanın, metnin sonunda yer alması ve tüm tasarrufu kapsaması gerekir. Metnin arasına veya kenarına atılan imzalar, vasiyetnamenin bütünlüğünü bozduğu gerekçesiyle geçersizlik iddiasına konu olabilir.

El Yazısı Vasiyetnamelerde Bilirkişi İncelemesi Süreci

Dava açıldığında, mahkeme murisin sağlığında attığı mukayese imzaları ve yazı örneklerini (tapu, banka, resmi kurumlar) toplar. Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişiler, vasiyetnamedeki yazı karakteri, baskı derecesi ve imza karakteristiklerini karşılaştırarak rapor hazırlar. İnceleme sonucunda vasiyetnamenin muris tarafından yazılmadığı anlaşılırsa, başkaca bir iptal sebebine bakılmaksızın vasiyetnamenin iptaline karar verilir.

Tarih ve İmza Unsurunun Hukuki Niteliği

Vasiyetnamede tarihin önemi, murisin o tarihteki tasarruf ehliyetinin tespiti ve birden fazla vasiyetname olması durumunda sonuncusunun geçerli kabul edilmesi (TMK m. 544) ilkesinden kaynaklanır. İmza ise tasarrufun tamamlandığını ve kesinleştiğini simgeler. El yazısı vasiyetnamede imza yerine parmak basılması veya mühür kullanılması geçerli değildir; mutlaka ıslak imza bulunmalıdır.

Vasiyetçinin Tasarruf Ehliyeti ve Akli Melekelerin Denetimi

Vasiyetnamenin iptali davalarında en sık ileri sürülen maddi hukuk sebebi, murisin vasiyetnameyi düzenlediği sırada "tasarruf ehliyetine" sahip olmadığı iddiasıdır. TMK m. 502 uyarınca, vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir. Tasarruf ehliyeti, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen araştırılmalıdır.

Mahkeme, murisin işlem tarihindeki sağlık kayıtlarını (epikriz raporları, reçeteler, hastane yatışları) celbederek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alır. Murisin yaşlı olması veya kanser gibi ağır bir hastalığının bulunması tek başına ehliyetsizlik karinesi teşkil etmez; mühim olan, o somut işlem anında murisin yaptığı işlemin sonuçlarını kavrayacak idrake sahip olup olmadığıdır.

"Davacılar vekili; murisin vasiyetname ile mirasının tamamını torunu olan davalıya bıraktığını, murisin işlem tarihinde akli melekeleri yerinde olmadığını, davalının murisin yaşlılığından faydalandığını belirterek vasiyetnamenin iptalini ... talep etmiştir. ... İlk Derece Mahkemesince ... davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/4691 - Karar No: 2023/6015

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2022/4691 E. , 2023/6015 K.

Adli Tıp Kurumu Raporlarının Bağlayıcılığı

Hukuk muhakemesinde ehliyet hususu, teknik bir bilgi gerektirdiğinden hakim bilirkişi raporuyla bağlıdır. Ancak raporun yetersiz veya çelişkili olması durumunda mahkeme, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan nihai görüş talep eder. Murisin işlemden kısa süre önce veya sonra şuur bulanıklığı yaşadığına dair kayıtlar varsa, "vasiyetnamenin düzenlendiği gün" murisin şuurunun açık olup olmadığı (lucidum intervallum - iyilik hali) tartışılır.

Tanıklık Beyanları ve Ehliyetsizlik İddiası

Resmi vasiyetname tanıkları, murisin o an ehliyetli olduğunu beyan etmiş olsalar dahi, bu beyanlar aksi ispat edilemez nitelikte değildir. Tıbbi belgelerle desteklenen ehliyetsizlik iddiası, tanık beyanlarına üstün tutulur. Ancak tıbbi kayıtların eksik olduğu durumlarda, murisi yakından tanıyan sosyal çevre tanıklarının murisin günlük hayatındaki tutarlılığına ilişkin beyanları ikincil delil olarak önem kazanır.

İrade Sakatlıkları: Hata, Hile, Korkutma ve Zorlama

TMK m. 557/2 uyarınca, tasarrufun yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma (tehdit) veya zorlama (cebir) sonucunda yapılmış olması iptal sebebidir. Ancak bu iddialar, murisin vefatından sonra mirasçılar tarafından ileri sürüldüğünde ispat yükü oldukça ağırdır. İrade sakatlığı iddiasının kabulü için, murisin bu sakatlık olmasaydı söz konusu tasarrufu yapmayacağının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

İstatistiki olarak en çok "manevi cebir" veya "ikrah" (korkutma) iddiaları gündeme gelmektedir. Murisin yaşlılığı, bakıma muhtaçlığı veya sosyal izolasyonu kullanılarak belirli bir mirasçı lehine vasiyet yapmaya zorlandığı iddiası, tanık beyanları ve taraflar arasındaki hayatın olağan akışına aykırı ilişkilerle ispatlanmaya çalışılır.

"Vasiyetnamenin müteveffaya manevi ikrah ile yaptırıldığını ve vasiyetnamenin kanunen öngörülen şekil şartlarına uygun düzenlenmediğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. ... davacı vekili temyiz dilekçesinde ... müteveffanın eşi tarafından kendisine boşanma tehdidi ve baskısı altında söz konusu vasiyetnamenin yaptırıldığı gerçeğini ... öğrendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/1036 - Karar No: 2024/5546

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2024/1036 E. , 2024/5546 K.

Bir Yıllık Dönme Süresi ve İptal Hakkı (TMK m. 504)

İrade sakatlığına uğrayan vasiyetçi, hatayı veya hileyi öğrendiği ya da korkutmanın etkisinden kurtulduğu andan itibaren bir yıl içinde vasiyetnamesinden dönmezse, vasiyetname geçerli hale gelir. Vasiyetçi sağlığında bu süreyi geçirmişse, vefatından sonra mirasçıların aynı sebebe dayanarak iptal davası açma hakları kural olarak düşmektedir. Ancak murisin vefatına kadar bu baskı altında kaldığı ispat edilirse iptal yolu açık kalır.

Manevi Baskının İspatında Karine ve Deliller

Bakım karşılığı vasiyetname yapılması durumlarında, vasiyet lehdarının muris üzerindeki mutlak hakimiyeti bir karine olarak ileri sürülebilir. Murisin diğer mirasçılarla görüşmesinin engellenmesi, telefonlarına cevap verilmemesi veya tüm malvarlığının tek bir kişiye bırakılması "makul sebep" sorgulamasını gerektirir. Yargıtay, murisin gerçek arzusunu saptarken bu sosyal olguları titizlikle inceler.

Mirasçılıktan Çıkarma (İskat) ve Vasiyetnamenin Kısmi İptali

Mirasbırakan, saklı paylı bir mirasçısını (altsoy, ana-baba veya eş) TMK m. 510'da sayılan sınırlı sebeplerle mirasçılıktan çıkarabilir. Bu sebepler; mirasçının murise veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan ödevlerini önemli ölçüde yerine getirmemesidir. Mirasçılıktan çıkarma, vasiyetname ile yapılmalı ve gerekçesi açıkça belirtilmelidir.

Mirasçılıktan çıkarma gerekçesi (örneğin "bana bakmadı", "beni dövdü") somut olayda gerçekleşmemişse veya ispat edilemiyorsa, çıkarma işlemi geçersiz olur. Bu durumda vasiyetname tamamen iptal edilmez; mirasçı saklı payını alır, ancak murisin tasarruf edebileceği kısım lehdar üzerinde kalmaya devam eder.

"Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. ... Belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. ... Sebebin varlığı ispat edilememişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/9952 - Karar No: 2018/2354

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2016/9952 E. , 2018/2354 K.

İskat Sebebinin İspat Yükü

TMK m. 512/2 uyarınca, mirasçılıktan çıkarılan kişi bu işleme itiraz ederse, çıkarma sebebinin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan kişiye (diğer mirasçılara veya vasiyet alacaklısına) düşer. Örneğin muris vasiyetnamesinde "oğlum bana ağır hakaret etti" demişse, bu hakaretin gerçekten yapıldığını ispatlamak, o vasiyetname ile payı artan diğer mirasçıların görevidir.

Koruyucu Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 513)

Borç ödemeden aciz içinde bulunan altsoy hakkında, saklı payının yarısı için koruyucu çıkarma yapılabilir. Bu durumda çıkarılan pay, borçlunun çocuklarına kalır. Bu tür iskatta, murisin vefatı anında mirasçının borç ödemeden aciz belgesinin bulunması şarttır; aksi halde çıkarma işlemi mirasçının itirazı üzerine iptal edilir.

Vasiyetnamenin İptali ve Tenkis Davası Arasındaki Terditli İlişki

Hukuk pratiğinde vasiyetnamenin iptali istemi ile tenkis istemi genellikle terditli (kademeli) olarak aynı dava dilekçesinde ileri sürülür. Davacı mirasçı, öncelikle vasiyetnamenin tamamen geçersiz (iptal) olduğunu savunur; mahkeme bu talebi reddederse, ikincil olarak vasiyetnamenin saklı payını ihlal ettiğini belirterek tenkisini talep eder.

İptal ve tenkis davaları arasındaki dengeyi gösteren sembolik adalet temalı görsel.

İptal davası, vasiyetnamenin hukuki varlığını ortadan kaldırmayı hedeflerken; tenkis davası, vasiyetnamenin geçerli olduğunu ancak mirasçının saklı payına müdahale ettiğini kabul eder. Mahkeme, öncelikle iptal sebeplerini incelemeli, eğer iptal şartları oluşmamışsa tenkis hesaplamasına geçmelidir.

Dava Türü Temel Dayanak Hak Düşürücü Süre Hukuki Sonuç
İptal Davası Ehliyetsizlik, Şekil Noksanlığı, İrade Sakatlığı 1 Yıl / 10 Yıl / 20 Yıl Tasarrufun geçersizliği
Tenkis Davası Saklı Payın İhlali 1 Yıl / 10 Yıl Saklı paya kadar indirim
Tenfiz Davası Vasiyetin Yerine Getirilmesi 10 Yıl (Zamanaşımı) Mülkiyetin intikali

Tenkis Hesabında Net Tereke ve Sabit Tenkis Oranı

Tenkis davasında mahkeme, murisin ölüm tarihindeki tüm malvarlığını (aktifler) ve borçlarını (pasifler) tespit eder. Murisin sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar da terekeye eklenir. Bulunan net tereke üzerinden mirasçıların saklı payları hesaplanır. Eğer vasiyetname ile yapılan kazandırma bu saklı payları zedeliyorsa, zedelenen miktar oranında vasiyet edilen malın değerinden indirim yapılır.

Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında Def'i Yoluyla İptal Savunması

Vasiyet alacaklısı, kendisine bırakılan malın adına tescili için mirasçılara karşı "vasiyetnamenin tenfizi" (yerine getirilmesi) davası açtığında, davalı mirasçılar vasiyetnamenin iptali süresini kaçırmış olsalar dahi, hükümsüzlük iddiasını "def'i" yoluyla ileri sürebilirler. TMK m. 559/2 bu hakkı süresiz olarak tanımıştır.

Def'i yoluyla yapılan savunmada mirasçı, vasiyetnamenin sahte olduğunu, murisin ehliyetsiz olduğunu veya şekil şartlarına uyulmadığını belirterek davanın reddini isteyebilir. Bu durumda mahkeme, iptal davası açılmamış olsa bile, savunmadaki bu hususları incelemek ve vasiyetname sakatsa tenfiz talebini reddetmek zorundadır.

"Vasiyetnamenin tenfizi ve buna bağlı olarak tapu iptal ile tescil davası vasiyetnamenin açılıp okunduğu, itiraza uğramadan veya itiraz edilmiş ise itirazların reddedilmesi sonucunda kesinleştiğine dair bir tespit davasıdır. ... Davada, vasiyetnamenin açılıp okunması davasının kesinleşme tarihinden itibaren davalıların vasiyetname ile ilgili iptal davası açmaları için 1 yıllık hak düşürücü süre geçmeden ... davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/14662 - Karar No: 2016/12734

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2016/14662 E. , 2016/12734 K.

Tenfiz Davasında Bekletici Mesele

Eğer tenfiz davası derdestken, başka bir mahkemede vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa; iptal davasının sonucu tenfiz davasını doğrudan etkileyeceğinden, mahkeme iptal davasının kesinleşmesini beklemek zorundadır. Vasiyetname iptal edilirse tenfiz davası konusuz kalır.

Yargıtay'ın Hak Düşürücü Süreye İlişkin Güncel ve Farklı Yaklaşımları

Vasiyetnamenin iptali davasında sürenin ne zaman başlayacağı hususunda Yargıtay daireleri arasında geçmişte farklılıklar bulunmaktaydı. Bazı kararlar vasiyetnamenin açılması kararının "kesinleşmesiyle" sürenin başlayacağını savunurken, güncel içtihatlar "öğrenme" olgusuna odaklanmıştır. Özellikle 7. Hukuk Dairesi ve 3. Hukuk Dairesi'nin birleşen görüşleri, davacının tasarrufu bizzat öğrendiği anı esas almaktadır.

Sürenin başlangıcı için mahkemece verilen "vasiyetname açıldı" kararının tebliğ edilmiş olması yeterli görülmekte, bu kararın temyiz edilip kesinleşmesi beklenmemektedir. Ancak mirasçının vasiyetnameden haberi olmasına rağmen "iptal sebebini" (örneğin ehliyetsizliği veya irade sakatlığını) daha sonra öğrendiğini ispat etmesi durumunda, bir yıllık süre bu yeni öğrenme tarihinden itibaren başlatılabilmektedir.

"Vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemiyle açılacak davalar için kanunda belirtilen süreler, hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğundan, yargılama aşamasında hakim tarafından, temyiz aşamasında ise Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınır. ... davacı mirasçının ... vasiyetnamenin açılıp okunması ile haberdar olduğunu, ... vasiyetnamenin iptali davası açtığını ... davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/4724 - Karar No: 2024/3962

Belgeyi Gör: 7. Hukuk Dairesi 2023/4724 E. , 2024/3962 K.

İyiniyetli ve Kötüniyetli Davalılar Ayrımı (10 ve 20 Yıl)

Objektif süreler açısından TMK m. 559, iyiniyetli davalılara karşı 10 yıllık, kötüniyetli davalılara karşı ise 20 yıllık bir üst sınır öngörmüştür. Buradaki kötüniyet, vasiyet lehdarının vasiyetnamedeki iptal sebebini bilmesi veya bilmesi gerekmesidir. Örneğin murisin ehliyetsiz olduğunu bilerek ona vasiyetname düzenleten lehdara karşı açılacak davada 20 yıllık hak düşürücü süre uygulanır.

Sözlü Vasiyetname ve İstisnai Geçerlilik Koşulları

Sözlü vasiyetname, vasiyetçinin ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlar nedeniyle diğer vasiyetname türlerini yapamadığı hallerde geçerli olan istisnai bir yoldur. Vasiyetçi, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanları bir mahkemeye bildirmeleri görevini yükler.

Sözlü vasiyetnamenin geçerliliği için, olağanüstü durumun ortadan kalkmasından sonra vasiyetçinin sağ kalması halinde bir ay içinde diğer vasiyetname türlerinden birini yapma imkanının doğmamış olması gerekir. Eğer muris bu bir aylık sürede sağ kalır ve resmi veya el yazısı vasiyetname yapabilecek duruma gelirse, sözlü vasiyetname kendiliğinden hükümsüz kalır.

Sözlü Vasiyetin Mahkemeye Bildirilme Usulü

Tanıklar, vasiyetçinin beyanlarını vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye hukuk mahkemesine bildirerek tutanağa geçirtmeli veya yazdıkları belgeyi imzalatmalıdırlar. Mahkeme, bu bildirimi vasiyetnamenin açılması usulüne göre işleme koyar. Uygulamada, "sözlü vasiyet" adı altında yapılan ancak şekil şartlarını taşımayan (örneğin tanık huzurunda olmayan) beyanlar hukuken vasiyetname hükmünde değildir.

Vasiyetnamenin Geri Alınması ve Yeni Vasiyetnamenin Hükmü

Mirasbırakan, vasiyetnamesinden her zaman dönebilir. Bu geri alma işlemi; yeni bir vasiyetname düzenleyerek (TMK m. 542), vasiyetnameyi yok ederek (TMK m. 543) veya vasiyetname ile bağdaşmayan sonraki tasarruflarla (TMK m. 544) yapılabilir. Yeni vasiyetnamede eskisinden dönüldüğü açıkça belirtilmemişse, sonraki vasiyetname eskisini sadece onunla çelişen kısımlar yönünden hükümsüz kılar.

Resmi bir vasiyetnamenin el yazısı bir vasiyetname ile geri alınması mümkündür; geri alma işleminin, vasiyetname türleri arasında bir hiyerarşiye tabi olmadığı kabul edilir. Ancak vasiyetnamenin kazaen yok olması durumunda, içeriğinin tespiti mümkünse vasiyetname geçerliliğini korur; kusur vasiyetçide değilse tasarruf ayakta tutulur.

Çelişen Vasiyetnameler ve Yorum Kuralları

Birden fazla vasiyetnamenin bulunması halinde, vasiyetçinin "son arzusu" esas alınır. Eğer vasiyetnameler birbirini tamamlar nitelikteyse birlikte uygulanır. Ancak aynı taşınmazın farklı kişilere vasiyet edilmesi durumunda, tarihlerine bakılır ve son tarihli vasiyetnameye üstünlük tanınır.

Adliye Pratiğinde Delil Listesi ve Yargılama Stratejisi

Vasiyetnamenin iptali davasında başarı, iddia edilen iptal sebebinin somut delillerle ilişkilendirilmesine bağlıdır. Dava açılmadan önce murisin işlem tarihindeki sağlık verilerinin toplanması ve tanıkların "duyum" değil "görgü" tanığı olup olmadığının saptanması elzemdir.

Uygulama Notu: Özellikle resmi vasiyetnamelerde, noterdeki "yevmiye defteri" ve "dayanak belgeler" mahkemece mutlaka istenmelidir. Tanıkların o gün noter dairesinde olup olmadıkları, imza sirküleri ve murisin okuma-yazma durumu hakkındaki noter şerhleri davanın kaderini belirler.

İspat Yükünün Dağılımı ve Hakimiyet Alanı

Genel kural olarak iptal sebebini ispat yükü davacıdadır. Ancak şekil noksanlığı iddialarında, resmi senet niteliğindeki vasiyetnamenin kanuna uygun düzenlendiğini ispat külfeti bazen lehdara geçebilir. Özellikle murisin okuma yazma bilmediği iddiası varsa, okur-yazar olduğuna dair resmi belgelerin sunulması ispat dengesini değiştirir.

Sıkça Sorulan Sorular

Vasiyetnamenin iptali davası açmak için bir yıllık süreyi kaçırırsam ne olur?
Bir yıllık hak düşürücü süreyi kaçıran mirasçı, kural olarak "dava yoluyla" iptal hakkını kaybeder. Ancak kendisine karşı bir "vasiyetnamenin tenfizi" davası açıldığında, süreden bağımsız olarak "def'i" yoluyla vasiyetnamenin geçersizliğini ileri sürebilir. Ayrıca, davalı kötüniyetli ise 20 yıllık objektif süre hala geçerli olabilir.

Muris vasiyetnamesini noterden yapmış, yine de iptal edilebilir mi?
Evet. Noter huzurunda yapılan "resmi vasiyetname" sadece şekil şartlarının yerine getirildiğine dair güçlü bir delildir. Ancak murisin o an ehliyetsiz olması, gizli bir irade sakatlığı (tehdit, hile) veya tanıkların yasaklılık hallerinin bulunması durumunda noter senedi niteliğindeki bu vasiyetname de iptal edilebilir.

Vasiyetname ile tüm malvarlığı bir kişiye bırakılabilir mi?
Muris, saklı paylı mirasçısı yoksa tüm malvarlığını dilediği kişiye bırakabilir. Ancak eş, altsoy veya ana-baba gibi saklı paylı mirasçılar varsa, bu kişilerin saklı paylarını ihlal eden vasiyetname tamamen iptal edilmese bile "tenkis" yoluyla indirime tabi tutulur ve mirasçılar paylarını alır.

El yazısı vasiyetnamede tarih yoksa vasiyetname kesin olarak geçersiz midir?
Evet. El yazısı vasiyetnamede tarih (gün, ay ve yıl) zorunlu geçerlilik şartıdır. Yargıtay, tarihsiz el yazısı vasiyetnameleri şekil noksanlığı nedeniyle batıl kabul etmektedir. Tarihin başka bir araçla (kaşe vb.) basılması da geçersizlik sebebidir; mutlaka el yazısıyla yazılmalıdır.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/8172, Karar No: 2023/396.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/1456, Karar No: 2021/3703.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/1036, Karar No: 2024/5546.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/4691, Karar No: 2023/6015.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/9952, Karar No: 2018/2354.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/14662, Karar No: 2016/12734.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/4724, Karar No: 2024/3962.

Yasal Uyarı: Bu metin, sağlanan içtihatlar ve mevzuat verileri ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olayın kendine özgü usul ve maddi hukuk detayları (hak düşürücü süreler, ispat araçları) farklılık gösterebileceğinden, uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek alınması elzemdir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Miras Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: