Ticari ve İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk: Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Usul Yönetimi
Dava Şartı ArabuluculukYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ticari ve İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk: Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Usul Yönetimi

Ticari menfi tespit ve iş davalarında zorunlu arabuluculuk süreci, 7531 sayılı Kanun değişikliği ve güncel yargı kararları ışığında usul yönetimi ve risk analiz

7445 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A hükmünde yapılan radikal değişiklik ve 7531 sayılı Kanun ile getirilen yargılama giderlerine ilişkin yeni düzenlemeler, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk müessesesini davanın merkezine yerleştirmiştir. 01/09/2023 tarihinden itibaren açılan menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvuru zorunluluğu, usul hukuku açısından birer "tamamlanamaz dava şartı" niteliği kazanmıştır. Bu durum, özellikle icra tehdidi altındaki borçlunun hak arama hürriyeti ile yargılamanın hızlandırılması amacı arasındaki dengeyi, arabuluculuk lehine değiştirmiş; son tutanağın düzenlenme zamanından, ilk toplantıya katılmamanın mali sonuçlarına kadar bir dizi yeni risk alanı doğurmuştur.

Menfi Tespit Davalarında Arabuluculuğun Dava Şartı Niteliği ve 7445 Sayılı Kanun Etkisi

Ticari nitelikteki menfi tespit davaları, 01/09/2023 tarihi itibarıyla 6102 sayılı TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuk sürecine dahil edilmiştir. Kanun koyucu, bu tarihten önce doktrinde ve yargı kararlarında yaşanan "menfi tespit davaları bir miktar paranın tahsiline yönelik midir?" tartışmasına 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile son vermiştir. Mevcut hukuki rejimde, ticari bir alacağa dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti talebiyle açılacak davalarda, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi zorunluluğu bir geçerlilik şartıdır.

"Kanunun 31. maddesi ile değiştirilen 6102 s. TTK 5/A. maddesi uyarınca menfi tespit davalarında, bu davaların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu yönünde yasal değişiklik yapılmış, 7445 s. Kanunun 43/1-a. maddesi uyarınca bahsi geçen yasal değişikliğin 01/09/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Hasılı, menfi tespit davaları 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuğa tabidir. Bu çerçevede, işbu menfi tespiti davasının açıldığı 04/07/2022 tarih itibariyle 6102 s. TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığından, başka bir anlatımla eldeki dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının dava şartı zorunlu arabulucuğa tabi olmaması nedeniyle (Yargıtay 19. HD)..."

Kaynak: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/184 - Karar No: 2023/522

Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Bu yasal değişiklik, uyuşmazlığın esasını oluşturan "alacak" kavramının pozitif veya negatif yönlü olmasından bağımsız olarak, parasal bir uyuşmazlığın varlığını yeterli görmektedir. Adliye pratiğinde bu durum, 01/09/2023 sonrası açılan ve son tutanağı bulunmayan tüm ticari menfi tespit davalarının, 6100 sayılı HMK m. 115/2 uyarınca herhangi bir süre verilmeksizin usulden reddi sonucunu doğurmaktadır.

Arabuluculuk Toplantısına Katılmamanın Yaptırımlarında 7531 Sayılı Kanun Dönemi

07/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanun, arabuluculuk sürecine katılımı teşvik etmek amacıyla yargılama giderleri ve vekalet ücreti üzerindeki yaptırım dengesini yeniden kurgulamıştır. Eski düzenlemede, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafın haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması öngörülmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti eksenindeki iptal kararları sonrası, bu yaptırım "yargılama giderlerinin yarısından sorumluluk" şeklinde hafifletilmiştir.

"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır."

Kaynak: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-11 (7531 s. K. değişikliği ile)

Belgeyi Gör: HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU

Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Üzerindeki Mali Riskler

Toplantıya katılmayan tarafın davanın sonunda haklı çıkması halinde dahi vekalet ücretinin yarısından mahrum kalması, stratejik bir risk analizini zorunlu kılmaktadır. Özellikle yüksek meblağlı ticari davalarda, AAÜT uyarınca hükmedilecek nispi vekalet ücretinin yarısının kaybı, taraflar için önemli bir ekonomik yaptırımdır. Bu kural, hem 6325 sayılı Kanun m. 18/A hem de 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca paralel şekilde uygulanmaktadır.

Mazeretin Belgelendirilmesi ve Adliye Pratiğindeki Yeri

"Geçerli mazeret" kavramı, yargı pratiğinde oldukça dar yorumlanmaktadır. Arabuluculuk dairesince gönderilen davetiyenin usulüne uygun tebliği halinde, tarafın veya vekilinin sağlık sorunları (heyet raporu ile tevsik edilen), ağır kaza veya zorunlu kamu görevi gibi durumlar haricindeki devamsızlıklar genellikle yaptırıma tabi tutulmaktadır. Avukatın aynı gün başka bir duruşmasının olması, kural olarak "geçerli mazeret" kabul edilmemekte; meslektaş dayanışması veya yetki belgesi ile sürecin ikmal edilmesi beklenmektedir.

Üçüncü Şahıslar Tarafından Açılan Menfi Tespit Davalarında Arabuluculuk Zorunluluğu

İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 uyarınca gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davaları, adliye pratiğinde sıklıkla arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususunda tereddüt yaratmaktadır. Ancak Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin güncel eğilimi, bu davanın da "bir miktar paranın ödenmemesine" yönelik bir ticari uyuşmazlık (eğer taraflar tacir ise) niteliği taşıdığı yönündedir.

"Dava, İcra Müdürlüğü'nün takip dosyası üzerinden İİK 89. madde uyarınca gönderilen birinci, ikinci ve de 3. haciz ihbarnameleri nedeniyle, borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasına ilişkindir. TTK.'nun 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır."

Kaynak: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/858 - Karar No: 2024/3

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Uygulamada, üçüncü şahıs (banka, ticari partner vb.), icra dosyasının borçlusuna gerçekte borcu olmadığını ispat etmek için bu davayı açarken, uyuşmazlığın temeli bir miktar para alacağına dayandığı için arabuluculuk sürecini işletmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, davanın "herhangi bir işlem yapılmaksızın" usulden reddi sonucunu doğurur.

Tasarrufun İptali Davaları ve Arabuluculuk: Sınırların Belirlenmesi

Tasarrufun İptali davaları (İİK m. 277 vd.), niteliği itibarıyla borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı işlemlerin alacaklıya karşı geçersiz kılınmasını hedefler. Bu davaların "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat" davası olup olmadığı hususu, arabuluculuk dava şartının kapsamını belirler. 2026 yılı itibarıyla yerleşik uygulama, davanın mülkiyetin nakline veya tasarrufun iptaline ilişkin olduğu durumlarda, talebin doğrudan bir para tahsilatına yönelik olmaması nedeniyle (istisnalar hariç) zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmediği yönündedir. Ancak, iptal edilen tasarruf konusu malın elden çıkarılması nedeniyle İİK m. 283/2 uyarınca "bedele dönüşen" davalarda, davanın konusu bir miktar paranın tahsiline evrildiği için arabuluculuk zorunluluğu gündeme gelebilir.

İş Davalarında Arabuluculuk ve Zamanaşımı Etkisi

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu süreçte en kritik husus, arabuluculuk başvurusunun zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri durdurma etkisidir.

Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin durmasını simgeleyen görsel.

Süre Türü Arabuluculuk Başvurusunun Etkisi Bitiş Tarihi
Zamanaşımı Durur Son tutanağın düzenlendiği tarihte yeniden işlemeye başlar.
Hak Düşürücü Süre Durur (Örn: İşe iade 1 ay) Son tutanakla birlikte kalan süre işlemeye devam eder.
İşe İade Dava Açma Tutanaktan itibaren 2 hafta Hak düşürücü sürenin korunması için kesin süredir.

Adliye pratiğinde, özellikle işe iade davalarında 1 aylık hak düşürücü sürenin geçirilmemesi adına arabuluculuk bürosuna yapılan başvurunun tarihi ve saati büyük önem taşır. Arabuluculuk süreci, başvuru tarihinden son tutanak tarihine kadar geçen sürede tüm zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri askıya alır.

Ticari Davalarda Arabuluculuk Ücret Tarifesi ve 2025-2026 Güncellemeleri

2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, uyuşmazlık türlerine göre ödenecek ücretleri ve bu ücretlerin taraflarca nasıl karşılanacağını kesin kurallara bağlamıştır. Ticari uyuşmazlıklarda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanması durumunda ücret, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir.

"Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanması halinde, ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ile ticari uyuşmazlıklarda, arabuluculuk ücreti bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmına göre belirlenir. Ancak bu ücret 9.000,00 TL’den az olamaz. Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanması halinde, anlaşma bedeline bakılmaksızın arabuluculuk ücreti 6.000,00 TL’den az olamaz."

Kaynak: 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m. 7/6-7

Belgeyi Gör: 2025 YILI ARABULUCULUK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

Anlaşamama halinde ise, iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmakta ve bu tutar ileride haksız çıkan taraftan yargılama gideri olarak tahsil edilmektedir. 2026 yılı uygulamalarında, enflasyonist baskılar ve mesleki emek karşılığı olarak tarifedeki maktu ve nispi oranların güncelliği mahkemelerce re'sen gözetilmektedir.

Arabuluculuk Son Tutanağının İbrazı ve HMK m. 115 Kapsamında Usulden Red Riskleri

6325 sayılı Kanun m. 18/A-2, davacının son tutanak aslını veya onaylı suretini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğunu; aksi halde mahkemenin bir haftalık kesin süre vereceğini düzenler. Ancak, eğer dava açıldığı tarihte henüz arabulucuya hiç başvurulmamışsa, bu eksiklik "tamamlanabilir bir dava şartı" olarak kabul edilmez ve mahkeme re'sen davayı usulden reddeder.

"Dava ticari nitelikli olduğu halde ve 01/09/2023 tarihinden sonra 18/09/2023 tarihinde açılıp zorunlu arabulucuya başvuru özel dava şartı olduğu halde arabulucuya başvuru yapılmaksızın ve bunun doğal sonucu olan arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağı dava dilekçesine eklenmeden dava açılmıştır. Yasal düzenleme, dava açıldığında arabuluculuk görüşmelerine başlanması yeterli görülmeyip, arabuluculuk görüşlemelerinin uzlaşmazlık ile sonuçlanması ve buna ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmesini açıkça düzenlemiş olup... özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği kabul edilip aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur."

Kaynak: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/762 - Karar No: 2023/837

Belgeyi Gör: T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2023/762 K. 2023/837

Uygulama Notu: Görevsiz mahkemede açılan davalarda, görevsizlik kararı sonrası dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması gerektiği yönündeki katı yargı kararları mevcuttur. Davacının görevsizlik kararı sonrası "nasılsa dava devam ediyor" düşüncesiyle arabulucuya başvurması, davanın açıldığı tarih itibarıyla dava şartının yokluğunu gidermemektedir.

İhtiyati Tedbir ve Arabuluculuk İlişkisi: İcra Takiplerinin Durdurulması

Menfi tespit davalarında borçlunun en büyük endişesi, dava devam ederken icra takibinin ilerlemesi ve malların haczedilmesidir. İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit davalarında, dava açıldıktan sonra %15 teminat karşılığında takibin durdurulması istenebilir. Ancak, zorunlu arabuluculuk aşamasında mahkeme henüz işin esasına girmediği ve hatta dava teknik olarak "açılmamış" sayılabileceği (dava şartı noksanlığı nedeniyle) için, tedbir taleplerinin reddi riski yüksektir.

Buna karşın, 6325 sayılı Kanun m. 18/A-16 uyarınca arabuluculuk süreci devam ederken "ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz" kararı alınması mümkündür. Uygulamada, arabuluculuk başvurusu yapıldıktan hemen sonra ancak dava açılmadan önce, görevli mahkemeden (Asliye Ticaret Mahkemesi) dava şartı arabuluculuk sürecinin devam ettiği belirtilerek ihtiyati tedbir talep edilebilir. Bu, özellikle kambiyo senedine dayalı takiplerde borçlunun malvarlığını koruması için kritik bir yoldur.

Arabulucu Seçimi ve Tarafsızlık İlkeleri: Etik ve Hukuki Sınırlar

Arabulucu, süreci yürütürken taraflar arasında tam bir eşitlik gözetmek ve tarafsızlığını korumak zorundadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 11, bu yükümlülüğün ihlalini disiplin ve ceza sorumluluğuna bağlamıştır.

"Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlık ile ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez. Arabulucuların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında arabulucu, avukat ve akademik unvan ile sicil numarası haricinde başka sıfat kullanmaları yasaktır."

Kaynak: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 11-12

Belgeyi Gör: HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU YÖNETMELİĞİ

Adliye pratiğinde, özellikle uzmanlık alanlarına göre arabulucu görevlendirilmesi (Örn: Banka hukuku uzmanı arabulucu) sürecin başarısını artırmaktadır. Tarafların ortak bir arabulucu üzerinde anlaşması (İhtiyari veya dava şartı kapsamında) mümkün olup, bu durum uyuşmazlığın çözüm odaklı ilerlemesini sağlar.

Menfi Tespit Davası Açılmadan Önce Arabuluculuk Stratejisi

Ticari menfi tespit davalarında arabuluculuk masasına otururken, alacaklı tarafın "elindeki senedin gücüne" güvenerek uzlaşmaya yanaşmaması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ancak borçlu taraf, arabuluculuk sürecini sadece bir "prosedür" olarak değil, delillerini (Örn: ödeme makbuzları, mail yazışmaları, ticari defter kayıtları) karşı tarafa göstererek davanın risklerini alacaklıya hatırlatma fırsatı olarak kullanmalıdır.

Ticari menfi tespit davalarında stratejik öneme sahip arabuluculuk son tutanağı.

Editörün Notu: 7531 sayılı Kanun değişikliği ile toplantıya katılmayan tarafın yargılama giderlerinin "yarısından" sorumlu olması, alacaklı tarafın süreci sabote etme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamış, ancak mali yükü paylaşılabilir hale getirmiştir. Davacı borçlunun, son tutanakta karşı tarafın katılım durumunu net bir şekilde zapta geçirmesi, davanın sonunda vekalet ücreti tahsilatı için elzemdir.

Adliye Pratiğinde Kalem İşlemleri ve Arabuluculuk Portal Yönetimi

Arabuluculuk süreci, UYAP Arabulucu Portalı üzerinden sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Başvurunun yapılmasıyla birlikte sistem tarafından bir numara (Örn: 2026/1234 Arabuluculuk No) atanır. Bu numara, davanın açılması sırasında mahkeme kalemi ve tevzi bürosu tarafından sistem üzerinden kontrol edilir.

Adliye pratiğinde arabuluculuk dosyalarının işlenişini temsil eden görsel.

  1. Başvuru: Arabuluculuk bürosuna şahsen veya sistem üzerinden yapılır.
  2. Atama: Puan usulüne göre veya tarafların ortak seçimiyle arabulucu belirlenir.
  3. Davet: Arabulucu taraflara e-mail, SMS veya tebligat yoluyla ulaşır.
  4. Görüşme: Fiziksel veya telekonferans yoluyla gerçekleştirilir.
  5. Son Tutanak: Anlaşma veya anlaşmazlık durumu mühürlü ve imzalı tutanağa bağlanır.

Özellikle büyükşehir adliyelerinde (İstanbul, Ankara, İzmir), arabuluculuk büroları ile mahkeme kalemleri arasındaki entegrasyon, son tutanağın fiziksel aslı olmasa dahi e-imzalı suretinin sistemden çekilmesine imkan tanımaktadır. Ancak hak kaybına uğramamak için ıslak imzalı veya güvenli elektronik imzalı tutanağın dava dilekçesiyle birlikte sunulması en güvenli yoldur.

Arabuluculuğa Elverişlilik ve İstisnai Haller

Her uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir. Üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen haklar (Örn: Velayet, babalık davası, iflasın ilanı) arabuluculuğa konu edilemez. Ticari davalar ve iş davaları genel olarak elverişli kabul edilse de, kamu düzenini ilgilendiren bazı hususlarda mahkemenin münhasır yetkisi korunur.

Örneğin, bir şirketin feshi ve tasfiyesi davası, her ne kadar ticari bir dava olsa da, şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi kamu düzenini ilgilendirdiği için sadece arabuluculukla çözülemez; ancak bu davanın eki niteliğindeki parasal talepler (kâr payı alacağı vb.) arabuluculuk kapsamında değerlendirilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Menfi tespit davası açtıktan sonra arabulucuya başvurup tutanağı mahkemeye sunabilir miyim?

Hayır. 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 6325 sayılı Kanun m. 18/A uyarınca arabuluculuk "dava açılmadan önce" yerine getirilmesi gereken bir özel dava şartıdır. Dava açıldıktan sonra yapılan başvuru davanın usulden reddini engellemez; zira bu eksiklik sonradan tamamlanabilir bir noksanlık değildir.

Arabuluculuk görüşmelerinde sunulan belgeler mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?

Kural olarak hayır. 6325 sayılı Kanun m. 4 ve m. 5 uyarınca arabuluculuk süreci gizlidir. Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sırasında sunulan görüşleri, önerileri, ikrarları veya bir belgenin kabulünü mahkemede delil olarak kullanamazlar. Ancak bu belgeler başka bir şekilde elde edilebiliyorsa (Örn: Tarafların ticari defterleri), gizlilik kuralı o belgelerin bağımsız delil niteliğini ortadan kaldırmaz.

İcra takibi başlatıldıktan sonra menfi tespit davası açarsam arabuluculuk zorunlu mu?

Evet. 01/09/2023 tarihinden sonra açılan tüm ticari menfi tespit davalarında, icra takibinden önce veya sonra açılmış olması fark etmeksizin arabuluculuk dava şartıdır. İİK m. 72 kapsamındaki hak arama süreci bu usuli zorunluluğu ortadan kaldırmaz.

Arabulucuya gitmek icra takibini kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. Arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru veya devam eden süreç, başlatılmış bir icra takibini durdurmaz. Takibin durdurulması için ancak mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması veya icra dosyasına mehil vesikası sunulması (tehir-i icra) gerekmektedir. Arabuluculuk aşamasında bu yönde bir koruma sağlanması için yetkili mahkemeye ihtiyati tedbir başvurusu yapılmalıdır.

Kaynakça

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu.
  • 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
  • 7531 sayılı Yargı Paketi (Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun).
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği.
  • 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi.
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2023/184, Karar No: 2023/522.
  • Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2023/762, Karar No: 2023/837.
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2023/858, Karar No: 2024/3.

Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı güncel mevzuat ve yargı pratiği ışığında genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan bilgiler somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanamayacağı gibi, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Her olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir; bu nedenle hak kaybına uğramamak adına uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Arabuluculuk Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: