TCK 215 Kapsamında Suçu ve Suçluyu Övme Suçunun Maddi Unsurları ve Açık Tehlike Doktrini
Kamu Güvenliği ve Kamu Barışı SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

TCK 215 Kapsamında Suçu ve Suçluyu Övme Suçunun Maddi Unsurları ve Açık Tehlike Doktrini

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 215. maddesinde düzenlenen suçu ve suçluyu övme suçu, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası bir somut tehlike suçuna dönüşmüştür. Fiilin cezalandırılabilmesi için aleni bir övme eyleminin yanı sıra kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması zorunluluğu, yargılama pratiğinde ispat yükünü ve suçun oluşum standartlarını doğrudan etkilemektedir.

TCK 215 Maddesinin Tipiklik Bakımından Analizi ve Cezalandırılma Şartları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215. maddesi, kamu barışına karşı suçlar başlığı altında, işlenmiş olan bir suçun veya işlemiş olduğu bir suçtan dolayı bir kişinin alenen övülmesini müeyyideye bağlar. Bu suçun yasal unsurlarının oluşması için failin, kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile suç olduğu tespit edilen bir fiili veya bu fiilin failini, toplumun tamamının veya belirsiz bir kısmının vakıf olabileceği şekilde (alenen) övmesi gerekir. Doktrinde ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere, suçun maddi unsuru sadece övme fiilinden ibaret değildir; 6459 sayılı Kanun ile eklenen "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması" ibaresi, suçun oluşumu için bir objektif cezalandırılma şartı veya bazı görüşlere göre suçun kurucu unsuru olarak kabul edilmektedir.

Türk Ceza Kanunu 215. maddeyi içeren hukuk kitabı ve mühür.

Suçun oluşması için övülen eylemin veya kişinin işlediği fiilin hukuk düzenince "suç" olarak tanımlanmış ve bu durumun yargısal süreçlerle sabitlenmiş olması elzemdir. Henüz yargılaması devam eden veya suç olup olmadığı tartışmalı olan eylemler bakımından TCK 215 bağlamında bir mahkumiyet kurulması, kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edebilecektir. Ayrıca, failin övme eylemini gerçekleştirirken genel kastla hareket etmesi, yani övdüğü fiilin suç olduğunu ve bu övmenin kamu barışını bozabileceğini bilmesi ve istemesi aranır.

“Suçu ve suçluyu övme suçunun oluşabilmesi için; 1- İşlenmiş olan bir suç olmalı ve bu suçun övülmesi, 2- Kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği tespit edilen kişinin, işlediği sabit olan suçtan dolayı övülmesi, 3- Suçu ve suçluyu övme fiilinin alenen yapılması, 4- Suçu ve suçlunun övülmesi halinde kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekmektedir.”

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/7517 - Karar No: 2018/11174

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2018/7517 E. , 2018/11174 K.

Açık ve Yakın Tehlike Ölçütü: Soyut Tehlikeden Somut Tehlikeye Geçiş

TCK 215. maddesinde 2013 yılında yapılan yasal düzenleme öncesinde, suçu ve suçluyu övme bir soyut tehlike suçu olarak değerlendirilmekteydi. Ancak 6459 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle getirilen yeni düzenleme, "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması" şartını getirerek bu suçu bir somut tehlike suçuna dönüştürmüştür. Bu değişim, ceza hukuku pratiğinde "netice" unsuruna benzer bir tehlikenin fiilen gerçekleşmiş olmasını aramaktadır.

Adalet terazisi ve toplumsal düzen dengesini simgeleyen görsel.

Açıklık kavramı, tehlikenin herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirgin olmasını; yakınlık ise düşünce açıklamasının somut bir zarar doğurma olasılığına zaman ve mekan bakımından çok yaklaşmasını ifade eder. Mahkemeler, somut olayda bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini; failin konumuna, ifadenin ulaştığı kitleye, ifadenin yapıldığı zamandaki toplumsal gerilime ve sözlerin içeriğine bakarak tayin etmelidir. Örneğin, toplumun infial halinde olduğu bir dönemde, terör eylemlerini yücelten bir açıklama açık ve yakın tehlike kriterini daha hızlı doldurabilirken, akademik bir tartışma zemininde dile getirilen aykırı görüşler aynı risk profilini oluşturmayabilir.

Tehlikenin Tespiti ve Yargısal Takdir

Mahkemeler, açık ve yakın tehlikeyi saptarken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) geliştirdiği kriterleri esas almak durumundadır. Bu kriterler; ifadenin içeriği, bağlamı, açıklayanın konumu ve potansiyel etkisidir. Tehlikenin varlığına dair somut olgular gerekçeli kararda gösterilmedikçe, sadece "kamu düzeninin bozulduğu" yönündeki genel ifadelerle hüküm kurulması bozma nedenidir.

Objektif Cezalandırılma Şartı Tartışması

Doktrindeki baskın görüş, açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkmasını bir "objektif cezalandırılma şartı" olarak nitelendirir. Bu nitelendirme uyarınca, fail övme fiilini gerçekleştirse dahi, eğer dış dünyada kamu düzenini sarsacak bir tehlike baş göstermemişse, eylem teşebbüs aşamasında kalmış dahi sayılamaz ve cezalandırma yoluna gidilemez. Bu durum, suçun cezalandırılabilirliğini fiilin kendisinden ziyade, fiilin dış dünyada yarattığı dalgalanmaya endekslemektedir.

İfade Özgürlüğü Sınırlarında Suçu ve Suçluyu Övme Fiili

TCK 215. maddesi, Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile doğrudan bir çatışma alanına sahiptir. Yargıtay’ın güncel kararlarında, her rahatsız edici veya kamu vicdanını sarsan ifadenin suçu övme kapsamında değerlendirilemeyeceği, demokratik toplumun gereği olarak şok edici, rahatsız edici veya azınlıkta kalan fikirlerin de ifade özgürlüğü korumasından yararlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

AİHM içtihatlarına göre, ifade özgürlüğünün iki temel sınırı bulunmaktadır: Şiddeti teşvik etmek ve nefret söylemi üretmek. Eğer bir ifade, bir suçu överken aynı zamanda yeni suçların işlenmesi için bir çağrı niteliği taşıyorsa veya şiddeti meşrulaştırıyorsa, bu durumda ifade özgürlüğü koruması sona erer. Ancak şiddet çağrısı içermeyen, sadece geçmişte işlenmiş bir fiile duyulan sempatiyi veya failine duyulan takdiri dile getiren ifadeler bakımından "açık ve yakın tehlike" unsuru çok daha sıkı denetlenmelidir.

“İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan 'haber' ve 'düşünceler' için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın 'demokratik toplum' olamaz.”

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/12874 - Karar No: 2019/13016

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2019/12874 E. , 2019/13016 K.

Yargıtay ve AİHM Kriterleri Ekseninde Şiddet Çağrısı Analizi

Yargıtay ceza daireleri, suçu ve suçluyu övme eylemlerini değerlendirirken fiilin "şiddeti bir araç olarak öngörüp öngörmediğine" odaklanmaktadır. Bir metnin veya konuşmanın bütünü incelendiğinde; kişileri hedef gösteren, kanlı bir intikam arzulayan veya şiddete başvurmanın meşru olduğunu savunan içerikler TCK 215 kapsamında yaptırıma tabi tutulmaktadır. Buna karşın, toplumsal meselelere dair eleştirel bir yaklaşım sergileyen veya siyasi bir figüre duyulan sempatiyi şiddet kışkırtıcılığı yapmadan ifade eden söylemlerin beraatle sonuçlanması yönünde güçlü bir yargısal eğilim mevcuttur.

Özellikle terör örgütü liderlerine veya üyelerine atfedilen "yurtsever", "özgürlük hareketi" gibi sıfatların kullanımı, kamu vicdanını rahatsız etse dahi, metnin tamamı şiddeti körüklemiyorsa ifade özgürlüğü kapsamında mütalaa edilebilmektedir. Burada kritik eşik, söz konusu ifadelerin kamu düzenini bozmaya elverişli olup olmadığıdır.

Kriter Soyut Tehlike Dönemi (Öncesi) Somut Tehlike Dönemi (6459 S.K. Sonrası)
Suçun Niteliği Soyut Tehlike Suçu Somut Tehlike Suçu
Temel Şart Övme Fiilinin Alenen Yapılması Açık ve Yakın Tehlikenin Oluşması
Yargısal Denetim Fiilin Varlığı Yeterliydi Tehlikenin Fiilen Kanıtlanması Gerekli
İspat Yükü İfadenin İçeriğine Odaklı Bağlam ve Etki Analizi Zorunlu

Sosyal Medya Paylaşımlarında Suçun Teşekkülü: 3. ve 8. Ceza Daireleri Yaklaşımı

Günümüzde TCK 215 suçlamalarının büyük çoğunluğu sosyal medya platformlarındaki paylaşımlardan kaynaklanmaktadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ve mülga 16. Ceza Dairesi’nin (terör suçlarına bakan daireler) yerleşik içtihatlarına göre, terör örgütü liderlerinin fotoğraflarının paylaşılması veya örgüte yönelik sempati içeren ifadeler, her zaman "terör örgütü propagandası" (TMK 7/2) suçunu oluşturmayabilir. Eğer paylaşım, örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven veya teşvik eden bir muhteva içermiyorsa, eylemin TMK 7/2 yerine TCK 215 (suçu ve suçluyu övme) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Dijital delil incelemesi ve sosyal medya analizini temsil eden editoryal görsel.

Bu noktada mahkemelerin yapması gereken, paylaşımı yapan kişinin takipçi sayısı, muhatap kitle üzerindeki etkisi ve paylaşımın yapıldığı tarihteki toplumsal konjonktürü değerlendirmektir. Sosyal medyanın "aleniyet" unsurunu kendiliğinden sağladığı kabul edilse de, her paylaşımın "açık ve yakın tehlike" yaratmayacağı hususu savunmanın temel eksenini oluşturmalıdır.

“Sanığın kendisine ait sosyal medya hesabından herkesin göreceği şekilde terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ait fotoğrafı paylaştığının anlaşıldığı somut olayda; ...paylaşımın terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında; ...TCK'nın 215. maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini yerine yerinde olmayan gerekçe ile [propaganda suçundan] karar verilmesi [bozmayı gerektirir].”

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/5157 - Karar No: 2021/11448

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/5157 E. , 2021/11448 K.

Terör Örgütü Propagandası (TMK 7/2) ile TCK 215 Arasındaki Farklılaşma

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, suçu ve suçluyu övme fiili ile terör örgütü propagandası suçunun karıştırılmasıdır. TMK 7/2 maddesinde düzenlenen propaganda suçu, örgütün cebir ve şiddet yöntemlerini meşru gösterecek şekilde yapılmasını ararken; TCK 215 daha genel bir nitelik taşır ve herhangi bir suçun veya suçlunun övülmesini kapsar.

Yargıtay, paylaşımlarda "şiddete doğrudan çağrı" bulunmadığı durumlarda daha hafif ceza öngören TCK 215 yönünde vasıf değişikliğine gitmektedir. Bu durum, sanık lehine bir hukuki sonuç doğurmakla birlikte, her iki suçun da "açık ve yakın tehlike" kriterine tabi tutulması, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Özellikle terör örgütü liderlerinin posterlerinin taşınması veya paylaşılması eylemlerinde, eğer şiddete teşvik yoksa mahkumiyetin TCK 215 üzerinden kurulması veya tehlike unsuru yoksa beraat kararı verilmesi gerekmektedir.

Darbe Teşebbüsü Bağlamında Övme Fiilleri ve Kamu Düzeni Riski

15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası açılan davalarda, TCK 215 maddesi sıkça uygulama alanı bulmuştur. Darbe teşebbüsünün devam ettiği veya toplumda şok etkisinin sürdüğü saatlerde yapılan "yönetime el konulduğu iyi oldu", "sizin devriniz bitti" gibi ifadeler, Yargıtay tarafından "açık ve yakın tehlike" kapsamında değerlendirilmiştir. Bu dosyalarda tehlikenin varlığı; teşebbüsün o anki yakıcılığı, toplumun yaşadığı panik ve kaos ortamı ile ilişkilendirilmektedir.

Ancak yargılama sürecinde dikkat edilmesi gereken husus, sanığın bu ifadeleri hangi amaçla ve hangi bilgi düzeyiyle söylediğidir. Olayın vahametini kavramadan, sadece haber verme veya durumu tespit etme amacıyla yapılan paylaşımların suç oluşturmayacağı, kastın darbe eylemini (suçu) ve darbecileri (suçluyu) övmeye matuf olması gerektiği unutulmamalıdır.

“Sanığın, Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün darbe girişimi yaptığı 15.07.2016 tarihinde Facebook isimli sosyal medya hesabından 'Arkadaşlar herkes cnn tv yi açın Türkiye'de jandarma polisleri göreve çağırdı, Türkiye'de yönetime jandarma el koydu, gözümüz .....' şeklinde paylaşımda bulunarak silahlı terör örgütünün yaptığı girişimi destekleyip övdüğü anlaşıldığından... darbe girişiminin hemen akabinde, devam ettiği sırada bu paylaşımın yapılmış olması, kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlikenin bulunduğunun kabulünü zorunlu kıldığından, sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmuştur.”

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5279 - Karar No: 2024/9430

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/5279 E. , 2024/9430 K.

Suçun Mağduru ve Korunan Hukuki Değer: Kamu Barışı

Suçu ve suçluyu övme suçunun mağduru, suçun niteliği gereği "toplumun tamamıdır". Kanun koyucu bu düzenleme ile kişilerin suç işlemeye özendirilmesini engellemeyi ve suç işleyenlere yönelik toplumsal tepkinin zayıflatılmamasını hedeflemiştir. Korunan hukuki değer ise "kamu barışı"dır. Kamu barışı, sadece suçun işlenmemesi değil, aynı zamanda toplum bireylerinin kendilerini güvende hissetmelerini ve hukuk düzenine olan güvenlerini kapsar.

Bu nedenle, övülen suçun vahameti arttıkça (örneğin kasten öldürme, çocuk istismarı veya terör eylemleri), kamu barışına yönelik tehlikenin varlığı da daha kolay kabul edilmektedir. Ancak hırsızlık gibi malvarlığına karşı suçlarda veya taksirli fiillerde, övme eyleminin kamu düzenini sarsacak boyutta bir "açık tehlike" yaratması pratikte oldukça güçtür.

Yargılama Usulü: Basit Yargılama ve Kovuşturma İzni Tartışmaları

TCK 215. maddesinde öngörülen ceza miktarı (iki yıla kadar hapis), bu suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 251. maddesi uyarınca "Basit Yargılama Usulü"ne tabi olmasına imkan tanır. Basit yargılama usulünde, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmekte ve mahkumiyet halinde cezada dörtte bir oranında indirim yapılmaktadır. Yargıtay, bu usulün uygulanmamasını bir bozma nedeni olarak kabul etmektedir.

Öte yandan, övme fiili bir basın yayın organı aracılığıyla veya akademik bir platformda işlenmişse, suçun niteliğine göre 5187 sayılı Basın Kanunu’ndaki süreler veya ilgili meslek kanunlarındaki özel yargılama usulleri dikkate alınmalıdır. Özellikle sosyal medya paylaşımlarında "zincirleme suç" (TCK 43) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, paylaşımların aynı suç işleme kararı altında yapılıp yapılmadığına göre belirlenir.

“Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 215 inci maddesinin birinci fıkrasında sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının 'iki yıla kadar hapis cezası' olarak belirlendiğinden... 'Basit Yargılama Usulü' yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.”

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/3737 - Karar No: 2024/691

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2022/3737 E. , 2024/691 K.

İspat Vasıtaları ve Dijital Delillerin Sıhhati

TCK 215 dosyalarında temel delil çoğunlukla dijital verilerdir. Facebook, X (Twitter) veya Instagram gibi platformlardan alınan ekran görüntüleri (screenshot) tek başına mahkumiyete esas alınamaz. Yargıtay’ın dijital delillere ilişkin yerleşik içtihatları uyarınca, söz konusu paylaşımın ilgili profil üzerinden gerçekten sanık tarafından yapılıp yapılmadığının, IP adres tespiti veya bilişim incelemesi ile teyit edilmesi gerekir.

Sanığın "hesabım çalındı" veya "bu paylaşım bana ait değil" şeklindeki savunmaları karşısında, kolluk tarafından hazırlanan "Açık Kaynak Araştırma Raporları"nın sıhhati denetlenmelidir. Ayrıca, paylaşımın "alenen" yapıldığının tespiti için hesabın gizlilik ayarlarının (herkese açık olup olmadığının) belirlenmesi şarttır.

Cezanın Belirlenmesi ve Hak Yoksunlukları (TCK 53)

Suçu ve suçluyu övme suçundan mahkumiyet kurulması halinde, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi için somut gerekçeler sunulmalıdır. Ayrıca, TCK 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması zorunludur. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin TCK 53/1-b maddesine ilişkin iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler infaz aşamasında ve hüküm kurulurken gözetilmelidir.

Suçun basın yayın yoluyla işlenmesi halinde TCK 218. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması gündeme gelebilir. Ancak bu artırımın yapılabilmesi için, ifadenin haber verme sınırlarını aşması ve eleştiri sınırları içerisinde kalmaması gerekir. Uygulamada, sanığın adli sicil kaydı uygunsa hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi (TCK 50) veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK 231) müesseseleri sıklıkla uygulanmaktadır.

Uygulama Notu: Müdafi Stratejisi ve Savunma Kurgusu

Editörün Notu: TCK 215 kapsamında bir savunma kurgulanırken, dosyadaki en zayıf halkanın genellikle "açık ve yakın tehlike" unsuru olduğu unutulmamalıdır. Müdafilerin şu adımları izlemesi pratik fayda sağlayacaktır:

  1. Tehlike Analizi: Paylaşımın veya sözün yapıldığı tarihte kamu düzeninde somut bir sarsılma olup olmadığı araştırılmalı, iddia makamının bu konudaki soyut iddiaları çürütülmelidir.
  2. Vasıflandırma İtirazı: Eğer müvekkil TMK 7/2 (Propaganda) ile suçlanıyorsa, ifadelerin şiddet çağrısı içermediği ispatlanarak suçun TCK 215'e çekilmesi (veya beraat) talep edilmelidir.
  3. Kesinleşmiş Suç Şartı: Övülen fiilin veya kişinin mahkeme kararıyla suçlu bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Kesinleşmiş hüküm yoksa suçun yasal unsuru oluşmaz.
  4. Dijital Delil Denetimi: Sadece ekran görüntüsüne dayanan dosyalarda, CMK 134 anlamında usulüne uygun bir imaj alma veya teknik tespit yapılıp yapılmadığı sorgulanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 215 suçunda övülen kişinin mutlaka hapse girmiş olması gerekir mi?

Hayır, kişinin fiilen hapse girmiş olması gerekmez; ancak işlediği fiilin "suç" olduğunun ve bu suçu işlediğinin kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması şarttır. Henüz davası süren veya beraat etmiş bir kişinin eylemini övmek bu suçu oluşturmaz.

Bir siyasi liderin fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak suçu övme sayılır mı?

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, sadece fotoğraf paylaşmak, eğer o fotoğrafta suç unsuru içeren bir eylem (silahlı saldırı, şiddet vb.) yüceltilmiyorsa ve eşlik eden metinde şiddet çağrısı yoksa ifade özgürlüğü kapsamındadır. Tehlike unsuru oluşmadıkça mahkumiyet kurulamaz.

Basit yargılama usulü uygulanmadan verilen karar bozulur mu?

Evet, TCK 215 maddesinin üst sınırı iki yıl hapis cezası olduğu için basit yargılama usulü uygulanması zorunludur. Mahkemenin bu usulü işletmeden duruşma açarak karar vermesi, sanığın ceza indirimi hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmaktadır.

Övme eylemi gizli bir mesaj grubunda yapılırsa suç oluşur mu?

Suçun oluşması için "aleniyet" şarttır. Sadece belirli sayıdaki kişilerin girebildiği, dışarıya kapalı ve gizli mesajlaşma gruplarındaki (WhatsApp, Telegram vb.) yazışmalar, kamuya açık olmadıkları sürece aleniyet unsurunu sağlamaz ve TCK 215 kapsamına girmez.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 50, 52, 53, 62, 116, 119, 142, 143, 157, 215, 218, 299.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 63, 223, 231, 251, 280, 286, 288, 289, 294, 298, 302, 303, 304, 308, 324.
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 7/2.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 776, 777.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/7517, K. 2018/11174.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5157, K. 2021/11448.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/5279, K. 2024/9430.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/18432, K. 2024/8322.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/12640, K. 2025/5455.
  • Anayasa Mahkemesi, 08/10/2015 tarihli, 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayların kendine özgü şartları nedeniyle profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Hukuki uyuşmazlıklarda güncel mevzuat ve yargı kararlarının bir hukukçu tarafından analiz edilmesi tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: