Sulh Ceza Hakimliği Görev Alanı, Koruma Tedbirleri ve İtiraz Usulü: İçtihat Odaklı Görev ve Yetki Analizi
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Sulh Ceza Hakimliği Görev Alanı, Koruma Tedbirleri ve İtiraz Usulü: İçtihat Odaklı Görev ve Yetki Analizi

Sulh ceza hakimliği, soruşturma evresinde hürriyeti kısıtlayıcı koruma tedbirlerine karar verme yetkisine sahip tek merci olup, 6545 sayılı Kanun sonrası yargılama yetkisinden arındırılarak bir denetim makamına dönüştürülmüştür. Makale, tutuklama kararlarına itiraz usulü, idari yaptırımlardaki özel görev kuralları ve adliye pratiğindeki görev uyuşmazlıklarını Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde incelemektedir.

Sulh Ceza Hakimliğinin Hukuki Niteliği ve Soruşturma Evresindeki Fonksiyonu

Sulh ceza hakimliği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sistematiğinde soruşturma evresinin "hakim" unsuru olarak yapılandırılmış, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden işlemlerin yargısal denetimini yürüten ihtisaslaşmış bir mercidir. 6545 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklikle, mülga sulh ceza mahkemelerinin yargılama yetkileri asliye ceza mahkemelerine devredilmiş; sulh ceza hakimliğine ise münhasıran soruşturma aşamasındaki hakim kararlarını alma ve belirli idari yaptırımları denetleme görevi verilmiştir. Bu yapısal dönüşüm, hakimliğin bir "muhakeme makamı" olmaktan ziyade, "özgürlükler hakimi" (habeas corpus) işlevi görmesini amaçlamaktadır.

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 10 uyarınca, bu hakimliklerin temel görevi yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemektir. Hakimlik, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya re’sen (istisnai hallerde) karar üretir. Bu kararlar arasında tutuklama, adli kontrol, arama, el koyma, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi ve gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gibi ağır müdahale araçları yer almaktadır.

"Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır. Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır. ... Sulh ceza mahkemeleri kaldırılarak yerine sulh ceza hakimliği kurulmuştur. Bu hakimliğin temel görevi yürütülmekte olan soruşturmalarla ilgili hakim tarafından verilmesi gereken kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek olarak sayılmaktadır."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - 01434ae2-9580-73c3-9474-1c67e0cfe23a Belgeyi Gör: Kaynak

6545 Sayılı Kanun Sonrası Yargılama Yetkisinin Devri ve Sınırları

Sulh ceza hakimliğinin en belirgin özelliği, kovuşturma aşamasına geçilmesiyle birlikte kural olarak görevini tamamlamasıdır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları, bu hakimliğin "yargılama yapma" yetkisinin bulunmadığını, 5320 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1 uyarınca mülga mahkemelerin yargılamaya dair yetkilerinin asliye ceza mahkemelerine geçtiğini teyit etmektedir. Pratik uygulamada, iddianamenin kabulü ile başlayan kovuşturma evresinde, koruma tedbirleri hakkındaki karar yetkisi de artık davaya bakan mahkemeye (asliye veya ağır ceza) aittir.

Editörün Notu: Sulh ceza hakimliğinin yargılama yapmaması kuralı, sadece ceza davası anlamındaki kovuşturmayı kapsar; idari para cezalarına karşı yapılan başvurular üzerindeki inceleme, mahiyeti itibarıyla bir "yargısal denetim" olsa da teknik anlamda CMK m. 2/1-f kapsamındaki "kovuşturma" değildir.

"Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hâkimine yapılan atıflardan, a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine, b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine, yapılmış sayılır. ... sulh ceza hâkimliklerinin kuruluş amacı, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak... bunların içerisinde 'yargılama yapma / muhâkeme etme' görevi ve yetkisi bulunmamaktadır."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - E. 2014/146, K. 2015/31 Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2014/146, K. 2015/31

Kovuşturma Evresinde Sulh Ceza Hakimliğinin Müdahale Yasağı

İddianamenin mahkemesine sunulmasından itibaren sulh ceza hakimliğinin ilgili dosya üzerindeki tasarruf yetkisi sona erer. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararlarına yansıdığı üzere, ağır ceza mahkemesinde devam eden bir yargılamada, emanette kayıtlı eşyanın teslimi veya iadesi gibi konularda sulh ceza hakimliğinin karar vermesi "görevsizlik" nedeniyle hukuka aykırıdır. Bu tür kararlar CMK m. 7 uyarınca hükümsüz sayılmaktadır.

Görev Kayması ve Asliye Ceza Mahkemesinin Konumu

Mevzuatın (5320 s.k. Ek m. 1) açık hükmü karşısında, sulh ceza hakiminin sehven yargılama işlemlerine devam etmesi durumunda, bu işlemler yok hükmündedir. Ancak 6545 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinde derdest olan dosyalar için geçici maddelerle asliye ceza mahkemelerine devir süreçleri işletilmiştir. Güncel uygulamada, sulh ceza hakimi tarafından verilen ve yargılama niteliği taşıyan her türlü karar, görev yönünden bozulmaya mahkumdur.

Soruşturma İşlemlerinde Karar Alma ve Denetim Yetkisi

Soruşturma evresinde savcılık makamının taleplerini hukuki süzgeçten geçiren sulh ceza hakimliği, mülkiyet hakkından kişi hürriyetine kadar geniş bir yelpazede denetim icra eder. Bu noktada hakimliğin yetkisi "taleple bağlılık" ilkesine tabidir; ancak tutuklama gibi durumlarda hakimin hukuki nitelendirme ve ölçülülük denetimi yapma serbestisi mevcuttur. Hakimlik, savcılığın tutuklama talebini reddederek adli kontrole karar verebileceği gibi, adli kontrol talebini de tamamen reddedebilir.

İşlem Türü Karar Merci İtiraz Merci
Tutuklama / Adli Kontrol Sulh Ceza Hakimliği Ardışık Nolu Sulh Ceza Hakimliği
Arama ve El Koyma Sulh Ceza Hakimliği Ardışık Nolu Sulh Ceza Hakimliği
İdari Para Cezası (5326 s.k.) İdari Makam / Sulh Ceza Sulh Ceza Hakimliği (Kesinlik Sınırı Altında Kesin)
Cevap ve Düzeltme (6112 s.k.) Sulh Ceza Hakimliği Asliye Ceza Mahkemesi

Uygulama Notu: Soruşturma aşamasında el konulan eşyanın üçüncü kişilere tahsisi gibi özel durumlarda (Örn: 6136 s.k. Ek m. 12), talebin mülki amir tarafından savcılık aracılığıyla hakime iletilmesi gerekir. Yetkisiz hakimlikçe (yargılaması süren bir dosya hakkında) verilen tahsis kararları kanun yararına bozma konusudur.

Tutuklama Kararlarının Hukuki Analizi ve Gerekçe Zorunluluğu

Tutuklama, CMK m. 100 ve devamı maddelerinde düzenlenen, kişi özgürlüğünü en ağır şekilde kısıtlayan geçici bir koruma tedbiridir. Sulh ceza hakimliği, tutuklama kararı verirken sadece "kuvvetli suç şüphesi" ile yetinemez; aynı zamanda somut bir "tutuklama nedeni" (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) ve "ölçülülük" kriterlerini de kararda tartışmak zorundadır. Yargıtay içtihatları, basma kalıp ifadelerle (Örn: "suçun vasıf ve mahiyeti", "mevcut delil durumu") verilen tutuklama kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 5 kapsamındaki güvenceleri ihlal ettiğini vurgulamaktadır.

Adliye koridoru ve sulh ceza hakimliği sorgu salonu girişi

Tutuklama yasağı olan suçlar (üst sınırı iki yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlar) ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dair gerekçelendirme, sulh ceza hakiminin en kritik ödevidir. Pratik adliye işleyişinde, sorgu zaptının içeriği ile kısa kararın uyumu ve savunma hakkının kısıtlanmaması (müdafi yardımı) geçerlilik şartıdır.

Sulh Ceza Hakimliğinde İtiraz Usulü ve İnceleme Mercileri

Sulh ceza hakimliği kararlarına karşı genel itiraz usulü CMK m. 268'de düzenlenmiştir. 6545 sayılı Kanun sonrası, sulh ceza hakimliğinin kararlarına karşı itirazların incelenmesi "ardışık numaralı" hakimliklere bırakılmıştır. Yani, 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararına karşı 2. Sulh Ceza Hakimliği itiraz merciidir. Eğer o yerde tek hakimlik varsa, en yakın yerdeki sulh ceza hakimliği inceleme yapar.

5271 sayılı CMK metni ve itiraz usulü belgeleri

Ancak bu genel kuralın çok kritik istisnaları mevcuttur. Özellikle 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamındaki "cevap ve düzeltme" (tekzip) taleplerinde, sulh ceza hakimliği karar verirken; bu karara karşı itiraz merci Asliye Ceza Mahkemesidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bu özel usul hükmünün halen yürürlükte olduğunu ve genel itiraz usulünün bu alanda uygulanmayacağını kararlılıkla vurgulamaktadır.

"Sulh Ceza Hakimliğini bir işe veya itiraza bakmakla yetkili kılan usul hükümlerinde, 6112 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yazılı ve halen yürürlükte olan 'düzeltme ve cevap kararı' ve buna dair 'itiraz' usulüne ilişkin bir değişiklik öngörülmediği... bu itibarla... itirazın 6112 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan özel usul hükümlerine göre asliye ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği... mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın yetkili ve görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken..."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/2285 - Karar No: 2022/7049 Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2022/2285 E. , 2022/7049 K.

İdari Para Cezalarına İtiraz ve Kesinlik Sınırı Sorunsalı

5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca verilen idari para cezalarına karşı başvuru yolu sulh ceza hakimliğidir. Burada hakimlik, bir ceza mahkemesi gibi değil, idari işlemin yerindeliğini ve hukuka uygunluğunu denetleyen bir kaza mercii gibi hareket eder. 5326 s.k. m. 28/10 uyarınca, 3.000 TL (ve kanunla güncellenen sınırlar) dahil idari para cezalarına karşı sulh ceza hakimliğince verilen kararlar kesindir.

İdari para cezası tebligatı ve hukuki hesaplama araçları

Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin (Örn: 2022/3902 E.) yerleşik içtihadına göre; eğer idari yaptırım kararı sadece para cezasını değil, aynı zamanda "sürücü belgesinin geri alınması" veya "mülkiyetin kamuya geçirilmesi" gibi ek yaptırımları da içeriyorsa, para cezası miktarı kesinlik sınırının altında kalsa bile, kararın tamamı itiraza tabidir. Bu durum, "yaptırımların bölünmezliği" ve "iki dereceli yargılanma hakkı" ilkelerinin bir gereğidir.

Adli Tatilin İtiraz Sürelerine Etkisi

İdari para cezalarına karşı yapılacak başvurular ve bu başvuruların reddi üzerine yapılacak itirazlarda sürenin son günü adli tatile denk gelirse, CMK m. 331/4 uyarınca süre uzar mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 7. Ceza Dairesi, bu tür işlerin "acele işlerden" sayılmadığı ve kanunda özel bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, sürenin adli tatilin bitiminden itibaren 3 gün uzayacağını kabul etmektedir.

"Sulh ceza hâkimliklerinin işleyişine dair 5235 sayılı Kanun'da veya HSK'nın düzenleyici işlemlerinde, idari para cezasına karşı 5326 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurular hakkında sulh ceza hâkimliklerinde görülen işlerin ivedi sayılacağı veya adli tatilde de görülen acele işlerden olduğu hususunda özel bir hüküm bulunmamaktadır. ... son günün adli tatile denk gelmesi hâlinde başvuru süresinin adli tatilin bitiminden itibaren 3 gün uzayacağı..."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2021/290 - Karar No: 2022/111 Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2021/290 E. , 2022/111 K.

Hakim ve Savcıların Kişisel Suç ve Kabahatlerinde Görevli Merci

Hakimler ve savcıların görevlerinden doğmayan "kişisel suçları" veya "kabahatleri" söz konusu olduğunda, genel yetkili sulh ceza hakimliği görevli değildir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu m. 93, bu kişiler hakkında özel bir soruşturma ve kovuşturma usulü öngörmüştür. Bir hakime uygulanan trafik idari para cezasına karşı yapılacak itirazı inceleme yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Ağır Ceza Mahkemesine (veya en yakın Ağır Ceza Mahkemesine) aittir.

Bu kural, hakimlik teminatı ve tarafsızlık algısının korunması amacıyla getirilmiş emredici bir görev kuralıdır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, mülga TCK'daki "cürüm ve kabahat" ayrımının 2802 sayılı Kanun'daki "kişisel suç" deyimi içinde eridiğini, dolayısıyla kabahat teşkil eden eylemlerin de (Örn: Alkollü araç kullanma) bu özel usule tabi olduğunu istikrarlı şekilde karar altına almıştır.

Mükerrer Başvuru ve CMK 223/7 Uygulaması

Sulh ceza hakimliğine aynı idari yaptırım kararına karşı farklı yerlerde veya zamanlarda mükerrer başvurular yapılması durumunda "ne bis in idem" (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz) ilkesi devreye girer. Eğer bir hakimlik başvuruyu karara bağlamış ve bu karar kesinleşmişse, ikinci bir hakimliğin aynı konuda karar vermesi hukuken mümkün değildir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bu durumu CMK m. 223/7 kapsamında değerlendirmekte ve "davanın reddi" (başvurunun reddi) yerine esastan karar verilmesini bozma sebebi saymaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ikinci kararın "yok hükmünde" değil, "hukuka aykırı" olmasıdır. Dolayısıyla bu hatanın giderilmesi ancak kanun yararına bozma yoluyla mümkündür.

"...aynı konuda kesin olarak karar verildikten sonra bu kez... aynı konuda karar verilmiştir. ... Ortada yok hükmünde olan bir karar değil, aynı konuda verilmiş ikinci bir karar söz konusu olduğundan artık bu durumun halli ancak CMK'nun 223/7. maddede yazılı düzenleme ile giderilebileceğinden, ... mükerrer dava nedeniyle bozulması gerekir..."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/21562 - Karar No: 2021/12482 Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2021/21562 E. , 2021/12482 K.

Asliye Ceza Mahkemesinin Görev Alanına Giren "Disiplin Hapsi" Kararları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 398 uyarınca ihtiyati tedbir kararına muhalefet nedeniyle verilen "disiplin hapsi" kararları, sulh ceza hakimliğinin görev alanında değildir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin analizine göre, bu tür eylemler için görevli mahkeme, esas hakkındaki davanın açıldığı mahkeme veya tedbir kararını veren mahkemedir.

Burada kritik olan husus, suçun işlendiği tarihteki yasal düzenlemedir. 2011 öncesi eylemler için sulh ceza mahkemeleri görevliyken, HMK'nın yürürlüğe girmesiyle görevli merci değişmiştir. Ancak bu hapis cezası bir "disiplin hapsi" niteliğinde olduğundan, sulh ceza hakimliklerinin genel soruşturma yetkisi dışındaki bir "özel görev" alanına girmektedir.

Yetki Uyuşmazlıkları ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Rolü

İki farklı yerdeki sulh ceza hakimliği arasında (Örn: Ankara ve Polatlı) yetki konusunda olumsuz bir uyuşmazlık çıkması durumunda, bu uyuşmazlığı çözme yetkisi Yargıtay'da değil, ortak yüksek görevli Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Ceza Dairesindedir. 5235 sayılı Kanun m. 37 uyarınca BAM'ların faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra ortaya çıkan tüm yetki ve görev uyuşmazlıkları bu idari/yargısal sınır içerisinde çözümlenir.

Uygulamada, yetkisizlik kararı veren hakimlik dosyayı doğrudan diğer hakimliğe gönderir; o hakimlik de kendini yetkisiz görürse dosya "yargı yeri belirlenmesi" için ilgili BAM dairesine iletilir. Bu süreçte gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkisiz hakim dahi gerekli koruma tedbirlerine karar verebilir.

İtiraz Merciinin Karar Verme Yöntemi ve Esasa Girme Zorunluluğu

CMK m. 271/2 uyarınca, itirazı inceleyen merci (ardışık sulh ceza veya asliye ceza), itirazı yerinde görürse sadece "kararın kaldırılmasına" karar vermekle yetinemez; aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermek zorundadır. Örneğin, bir idari para cezasının iptali talebinin reddine karşı yapılan itirazda, merci ret kararını yerinde görmezse, doğrudan idari para cezasının iptaline de hükmetmelidir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, merciin dosyayı sadece "yeniden incelenmek üzere" ilk kararı veren hakimliğe göndermesini usul ekonomisine ve kanunun açık lafzına aykırı bulmaktadır. Bu durum, itiraz müessesesinin "ikame edici" karakterinin bir sonucudur.

"...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'un 271/2. maddesi uyarınca, itirazı yerinde gören merciin, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği..."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/16488 - Karar No: 2015/9215 Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2015/16488 E. , 2015/9215 K.

Adliye Pratiğinde Dikkat Edilmesi Gereken Usul Hataları

Sulh ceza hakimliği nezdindeki işlemlerde en sık karşılaşılan hata, tebliğ ve tefhim sürelerinin karıştırılmasıdır. Tutuklama kararları yüze karşı (tefhim) verildiği için itiraz süresi o an başlar. Ancak idari para cezası başvuruları gibi "değişik iş" (D.İş) dosyalarında karar genellikle evrak üzerinden verilir ve tebliğ ile süre işlemeye başlar.

  1. Vekaletname Sunumu: İtiraz dilekçesi sunulurken vekaletnamenin dosyada bulunması veya baro pulunun eksiksiz olması kalem işlemleri açısından kritiktir.
  2. Süre Tutum Dilekçesi: Karar yüze karşı verildiğinde gerekçeli karar henüz yazılmamışsa, süre tutum dilekçesi verilerek 7 günlük hak düşürücü süre korunmalıdır.
  3. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) İtirazı: Sulh ceza mahkemeleri döneminden kalan HAGB kararlarına karşı itirazlarda, merciin sadece şekli bir denetim mi yapacağı yoksa esasa mı gireceği konusundaki tartışmalar, AYM kararları sonrası "esastan denetim" lehine sonuçlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararına karşı itiraz reddedilirse başka bir başvuru yolu var mıdır? Sulh ceza hakimliğinin itiraz üzerine verdiği karar kesindir. Ancak bu karara karşı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla (olağan kanun yolları tüketildikten sonra) 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılabilir. Ayrıca, kesinleşen kararda açık bir hukuka aykırılık varsa Adalet Bakanlığı aracılığıyla "kanun yararına bozma" yoluna gidilmesi teorik olarak mümkündür, fakat tutukluluk hali değişen durumlara göre her zaman yeniden değerlendirilebileceği için bu yol nadiren işletilir.

2. İdari para cezası 3.000 TL'nin altındaysa ama yanında bir de mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı varsa itiraz edebilir miyim? Evet. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, yaptırım kararı bir bütün olup, içinde kesinlik sınırının üzerinde bir yaptırım (Örn: Sürücü belgesinin geri alınması, mülkiyetin kamuya geçirilmesi) barındırıyorsa, para cezası miktarı ne olursa olsun kararın tamamı itiraza tabidir.

3. Sulh ceza hakimi, savcının talebi olmadan re'sen bir koruma tedbirine karar verebilir mi? Kural olarak hayır. Ceza muhakemesinde "taleple bağlılık" asıldır. Hakim, savcının talebi üzerine tutuklama, arama veya el koyma kararı verir. Ancak kovuşturma aşamasında (mahkemelerce) bazı işlemler re'sen yapılabilirse de, sulh ceza hakimliğinin soruşturma evresindeki fonksiyonu "talep üzerine denetim" şeklindedir.

4. Sulh ceza hakimliğinde duruşma yapılır mı? Tutuklama ve adli kontrol kararları "sorgu" adı verilen duruşmalı bir işlemle verilir. Şüpheli ve müdafii dinlenmeden tutuklama kararı verilemez. Ancak arama, el koyma veya idari para cezası itirazları kural olarak dosya üzerinden (duruşmasız) karara bağlanır. Hakim gerekli görürse tarafları dinleyebilir ancak bu bir zorunluluk değildir.

Kaynakça

  • 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu.
  • 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun.
  • Anayasa Mahkemesi, E. 2014/146, K. 2015/31.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/290, K. 2022/111.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/2285, K. 2022/7049.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3902, K. 2022/10703.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/16488, K. 2015/9215.

Yasal Uyarı: Bu metin, sulh ceza hakimliği görevleri ve itiraz usulleri hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olayın kendine özgü koşulları, süreleri ve delil durumu farklılık gösterebilir. İçerik, profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek hak kayıplarından yazar veya editör sorumlu tutulamaz. Hukuki süreçlerin takibi için bir avukattan profesyonel destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Sulh Ceza Hakimliği Görev Alanı, Koruma Tedbirleri ve İtiraz Usulü: İçtihat Odaklı Görev ve Yetki Analizi | EmsalDava