
Sükna (Oturma) Hakkının Hukuki Rejimi: Kurulum, Devir Yasağı ve İntikal Engelleri
Sükna hakkı, bir binanın tamamında veya bir bölümünde konut olarak yararlanma yetkisi veren, şahsa sıkı sıkıya bağlı sınırlı bir ayni haktır. Tapu kütüğüne tescili kurucu nitelikte olup, hakkın tesisi ile mülkiyetin kullanımı sınırlandırılır; hak sahibinin ölümü ile hak kendiliğinden sona erer ve haczedilemez.
Sükna Hakkının Hukuki Niteliği ve Temel Karakteristikleri
Sükna (oturma) hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 823. maddesinde düzenlenen, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır. Bu hak, niteliği gereği "şahsi irtifak hakları" kategorisinde yer alır ve hak sahibine mülkiyet hakkından sonra en geniş kullanım yetkisini tanıyan "intifa hakkı"nın özel ve kısıtlanmış bir türü olarak kabul edilir. Sükna hakkı, sahibine mülkiyetin sağladığı kullanma ve yararlanma yetkilerinden sadece "oturma" yani konut olarak kullanma yetkisini tahsis eder.
Ayni hak olması hasebiyle sükna hakkı, tapu kütüğüne tescil edildiği andan itibaren herkese karşı ileri sürülebilir. Ancak bu hakkın en belirgin özelliği, şahsa sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. TMK m. 823/2 uyarınca, oturma hakkı başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez. Bu emredici hüküm, hakkın hukuki dolaşıma girmesini engeller ve sadece lehine tesis edilen kişinin konut ihtiyacını karşılamayı amaçlar.
"Oturma hakkı, bir binadan konut olarak yararlanma yetkisi verir.(TMK md.823) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır. (TMK 823/3) Taşınmazlarda, intifa hakkı tapu kütüğüne tescil ile kurulur. ( TMK. md. 795/1) Bu bakımdan davacının talebi oturma hakkının tapuya tescili isteğini de kapsadığına göre, işin esasının incelenmesi gerekir..."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/12164, Karar No: 2007/15412
Sükna Hakkının Kurulması: Tapu Sicili ve Tescilin Kurucu Etkisi
Sükna hakkının kazanılması, mülkiyetin kazanılmasına ilişkin hükümlere (TMK m. 705) tabidir. Bir taşınmaz üzerinde sükna hakkı kurulabilmesi için geçerli bir hukuki sebebe dayanan "tescil" işlemi zorunludur. Tescil, tapu müdürlüğünde resmi senet düzenlenmesi yoluyla gerçekleştirilir. Taraflar arasında yapılan adi yazılı sözleşmeler veya harici satış protokolleri, mülkiyetin devri borcunu doğurmadığı gibi, sükna hakkı tesisini de ayni hak olarak borçlandırmaz.
Resmi Şekil Şartı ve İstisnai Durumlar
Sükna hakkı tesisi için resmi şekil geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Ancak adliye pratiğinde, boşanma protokollerinin hakim tarafından onaylanması bu resmi şekil şartının yerine geçtiği kabul edilen istisnai bir haldir. Eğer boşanma protokolünde bir taşınmaz üzerinde taraflardan biri lehine oturma hakkı tanınmış ve bu protokol mahkeme kararına eklenmişse, hakimin onayı "resmi şekil" işlevini görür. Bu durumda, lehine hak tanınan taraf, tescil talebinin reddi halinde mahkemeden tescile icbar davası (TMK m. 716) açma hakkına sahiptir.
Tescil Talebi ve İnfaz Kabiliyeti
Tapu siciline yapılacak tescil işleminde taşınmazın ada, parsel ve bağımsız bölüm numaralarının açıkça belirtilmesi gerekir. Yargıtay içtihatları, mahkeme ilamlarında bu bilgilerin eksik olması durumunda hükmün infaz edilemeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, sükna hakkına ilişkin bir dava açılırken veya bir protokol hazırlanırken taşınmazın tapu kayıtlarının eksiksiz yazılması, hakkın ayni nitelik kazanması için hayati önemdedir.
Boşanma Protokollerinde Sükna Hakkı ve Muvazaa Analizi
Anlaşmalı boşanma protokollerinde sıklıkla karşılaşılan "eşin evleninceye kadar aile konutunda oturması" hükmü, hukuken bir sükna hakkı taahhüdüdür. Bu taahhüdün yerine getirilmemesi veya taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi durumunda muvazaa (danışıklı işlem) gündeme gelmektedir. Eğer malik olan eş, protokoldeki sükna hakkı tescil borcundan kurtulmak amacıyla taşınmazı bir yakınına veya üçüncü kişiye devrederse, bu işlem "alacaklıdan mal kaçırma" kastı taşıdığı oranda iptale tabidir.
"Olayda, taraflar arasında, sükna hakkı tesisine ilişkin tapu memurunca resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmadıkça, hakim tasdikinin 'resmi şekil' yerine geçip geçmeyeceği... boşanma davasında, tarafların boşanma anlaşmasına koydukları 'davalıya ait taşınmazdan yararlanmaya' ilişkin sözleşmenin hakim tarafından tasdik edilip (TMK. m. 184/5) karara bağlanmasıyla, akdin sıhhati için şart olan 'resmi şekil' şartı tahakkuk etmiş sayılmalıdır. O halde, boşanma anlaşmasında yer alan, 'davalıya ait taşınmazı davacının oturmasına' ilişkin sözleşme, taahhüdü işlem olarak geçerlidir..."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/4242, Karar No: 2022/10524
Muvazaalı Satışın İptali ve Sükna Hakkının Korunması
Muvazaa iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davalarında Yargıtay, satış bedeli ile rayiç değer arasındaki farkı, devralan kişinin mali durumunu ve tarafların akrabalık bağlarını (Örn: enişte, kardeş gibi) dikkate alır. Eğer devralan üçüncü kişi, taşınmazın boşanma protokolüne konu olduğunu ve eşin burada oturma hakkı bulunduğunu bilebilecek durumdaysa, iyiniyet savunması (TMK m. 1023) dinlenmez. Bu durumda tapu kaydı iptal edilerek eski malik adına tescil edilir ve üzerine hak sahibinin sükna hakkı şerh edilir.
Protokoldeki Alternatif Çözüm Kayıtları
Bazı protokollerde sükna hakkının kullanılamaması durumunda eşe kira yardımı yapılacağı öngörülebilir. Ancak bu kayıt, malikin muvazaalı satış yaparak sükna hakkını bertaraf etmesine bir "kaçış yolu" sunmaz. Hak sahibi, ayni hakkın tescilini talep etme ve muvazaalı devri iptal ettirme hakkını öncelikle kullanabilir. Kira bedeli ödeme yükümlülüğü ancak hakkın kullanılmasının fiilen imkansızlaştığı veya hak sahibinin tercih ettiği durumlarda ikincil bir çözüm olarak işlev görür.
Miras Hukuku Kapsamında Aile Konutunun Özgülenmesi ve Sükna Hakkı
Eşlerden birinin ölümü halinde sağ kalan eşin barınma ihtiyacının korunması, TMK m. 652 ile güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre sağ kalan eş, tereke malları arasında yer alan aile konutu üzerinde "miras hakkına mahsuben" sükna hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu talep, mülkiyet talebinin alternatifi olup, haklı sebeplerin varlığı halinde veya eşin talebi doğrultusunda sükna hakkına dönüştürülebilir.
Değer Tespiti ve Mahsup İşlemi
Sükna hakkı özgülenmesi karşılıksız bir hak değildir; miras payından mahsup edilir. Mahsup edilecek değer, sağ eşin beklenen yaşam süresi (PMF tablosu veya benzeri aktüeryal hesaplamalar) üzerinden bilirkişi marifetiyle hesaplanır. Eğer sükna hakkının peşin sermaye değeri sağ eşin miras payından fazla ise, aradaki farkın diğer mirasçılara "ivaz" (nakit ödeme) olarak ödenmesi ve mahkeme veznesine depo edilmesi gerekir.
Haklı Sebeplerin Varlığı ve İspat Yükü
TMK m. 652/2 uyarınca, mülkiyet yerine sükna hakkı tesis edilebilmesi için "haklı sebeplerin" varlığı aranır. Örneğin, sağ eşin konutun mülkiyet bedelini ödeme gücünün olmaması veya diğer mirasçıların mülkiyet hakkının korunması gerekliliği bu kapsamda değerlendirilir. Uygulamada, eş mülkiyet bedelini ödeyemeyeceğini beyan ederse, mahkemece sükna hakkı tesisi yoluna gidilmektedir.
"TMK'nın 652. maddesi gereğince; eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebepler varsa... mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Öyleyse özgüleme aile konutu üzerinde oturma hakkı... tanınması suretiyle olacağına göre, bu hakkın ölümle sona ereceği dikkate alınarak sağ eşin, tahmin edilen kalan yaşam süresine göre oturma hakkının peşin sermaye değerinin tespit edilmesi gerekir."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/16773, Karar No: 2013/10896
Sükna Hakkının Kapsamı, Sınırları ve İntifa Hakkı ile Farkları
Sükna hakkı, kapsam bakımından intifa hakkından daha dar bir yetki setine sahiptir. Sükna hakkı sahibi, binanın sadece "konut" olarak kullanılmasından faydalanabilir. Binanın ticari amaçla kullanılması (Örn: dükkan olarak işletilmesi) veya üçüncü kişilere kiraya verilmesi, sükna hakkının sınırlarını aşan eylemlerdir. İntifa hakkı sahibi ise malı kiraya vererek gelir (medeni semere) elde etme hakkına sahiptir.
| Özellik | İntifa Hakkı (TMK 794) | Sükna Hakkı (TMK 823) |
|---|---|---|
| Konu | Taşınır, taşınmaz, hak veya malvarlığı | Sadece bina veya binanın bir bölümü |
| Yararlanma | Tam ve sınırsız yararlanma (Semere toplama) | Sadece konut olarak kullanma |
| Devredilebilirlik | Kullanım hakkı devredilebilir (Aksi kararlaştırılmadıkça) | Devredilemez |
| Mirasçılara Geçiş | Mirasçılara geçmez (Ölümle sona erer) | Mirasçılara geçmez |
| Ailenin Kullanımı | Aile ve ev halkı kullanabilir | Aile ve ev halkı kullanabilir (Özelleşmedikçe) |
Sükna hakkı sahibi, binanın bir bölümü üzerinde hak sahibi olsa dahi, binanın ortak kullanım alanlarından (merdiven, bahçe, çatı vb.) da yararlanma yetkisine sahiptir. Bu yetki, binanın konut olarak işlevselliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Sükna Hakkının Devredilemezliği ve Haciz Yasağı
Sükna hakkının en katı kuralı devir yasağıdır. TMK m. 823/2'de yer alan "Oturma hakkı, başkasına devredilemez" hükmü emredici niteliktedir. Bu yasağın bir uzantısı olarak, sükna hakkı ekonomik bir değer olarak haczedilemez. İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde bir hakkın haczolunabilmesi için o hakkın başkasına devredilebilir (kabli devir) olması şarttır.
Haciz İşlemlerinde Sükna Hakkının Durumu
Adliye pratiğinde, borçlunun taşınmazdaki sükna hakkı üzerine konulan hacizler, sükna hakkı sahibinin ölümüyle birlikte kendiliğinden hükümsüz kalır. İcra müdürlüğü, borçlunun mirasçılarına karşı takibe devam edilebileceği gerekçesiyle haczi kaldırmayı reddedemez. Çünkü sükna hakkı mirasçılara intikal etmez. Ölüm belgesinin ibrazı ile birlikte, sükna hakkı üzerindeki hacizlerin kaldırılması gerekir.
İntifa Hakkından Farklılaşan Haciz Rejimi
İntifa hakkının "kullanım yetkisi" devredilebildiği için (TMK m. 806), intifa hakkından doğan gelirler haczedilebilir. Ancak sükna hakkı sadece kişisel ihtiyaca özgü bir "oturma" yetkisi verdiğinden, bu yetkinin üçüncü kişilere para karşılığı devri veya icra yoluyla paraya çevrilmesi mümkün değildir. Bu ayrım, takip hukukunda sükna hakkını mutlak bir haciz yasağına tabi kılar.
Giderler ve Bakım Yükümlülüğü: Hak Sahibi ile Malik Arasındaki Dengeler
Sükna hakkı sahibinin giderlere katılımı, binanın ne kadarını kullandığına bağlı olarak değişir. Eğer hak sahibi binanın tamamından yararlanıyorsa, binanın olağan bakım ve onarım giderlerini (vergi, sigorta, temizlik, küçük tamiratlar) karşılamakla yükümlüdür. Bu durumda hak sahibi, intifa hakkı sahibinin yükümlülüklerine (TMK m. 812) tabi olur.
Kısmi Yararlanma ve Gider Paylaşımı
Binanın sadece bir bölümünde sükna hakkına sahip olan kişi, bakım ve onarım giderlerine katılmaz. Ancak binanın tamamında veya kullanılan kısımda yapılan "olağan dışı" büyük onarımlar (Örn: çatının yenilenmesi, ana kolon güçlendirmesi) her halükarda çıplak mülkiyet sahibine aittir. Hak sahibi, mülkiyet sahibinin yaptığı bu zorunlu masrafları mülkiyet sahibinden talep edemez; ancak bu masrafların mülkiyet sahibince yapılmasına katlanmak zorundadır.
Özenle Kullanma Borcu
Sükna hakkı sahibi, binayı kendi malıymış gibi özenle kullanmak zorundadır. Binaya verilen zararlardan dolayı malike karşı sorumludur. Hak sona erdiğinde, binanın normal kullanımdan kaynaklanan yıpranmalar dışındaki hasarsız haliyle teslim edilmesi asıldır.
Sükna Hakkını Sona Erdiren Haller ve Hukuki Sonuçları
Sükna hakkı, sınırlı ayni hakların sona ermesine ilişkin genel hükümlere tabidir. Hakkın sona ermesiyle birlikte tapudaki tescilin terkin edilmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda hak, herhangi bir terkin işlemi yapılmaksızın hukuken (ipso jure) son bulur.
Ölüm ve Sürenin Sona Ermesi
Hak sahibinin ölümü, sükna hakkını sona erdiren en temel sebeptir. Ölüm anında hak mülkiyet ile birleşir ve mülkiyet üzerindeki kısıtlama kalkar. Sükna hakkı belirli bir süre için tesis edilmişse (Örn: 10 yıl veya "evleninceye kadar"), bu sürenin dolması veya şartın gerçekleşmesi ile hak sona erer. Eğer hak sahibi tüzel kişi ise (sükna hakkı şahsa bağlı olduğu için teorik olarak gerçek kişilere özgüdür ancak tartışmalı durumlarda), 100 yıllık sınır (TMK m. 797) uygulanır.
"TMK'nın 796. maddesi gereğince intifa hakkının hak sahibinin ölümü ile kendiliğinden sona ereceğinin ve bu hakkın şahsa bağlı bir irtifak hakkı olması nedeniyle mirasçılara intikal etmeyeceğinin anlaşılmasına... borçlunun intifa hakkı yönünden taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir."
Kaynak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/10173, Karar No: 2023/2866
Taşınmazın Yok Olması ve Kamulaştırma
Binanın tamamen yıkılması (Örn: deprem, yangın) durumunda sükna hakkının konusu kalmayacağından hak sona erer. Taşınmazın kamulaştırılması halinde ise, sükna hakkı kamulaştırma bedeli üzerine geçer. Hak sahibi, kalan yaşam süresine ve hakkın değerine göre kamulaştırma bedelinden pay alma hakkına sahiptir.
İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Kazanımı ve Tapu Siciline Güven İlkesi
Tapu siciline kayıtlı olmayan veya tescil aşamasında teknik hatalar sonucu kaydırılan sükna hakları, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. TMK m. 1023 uyarınca, tapu kütüğündeki kayda güvenerek ayni hak kazanan kişinin bu kazanımı korunur. Eğer bir taşınmaz üzerinde sükna hakkı olduğu halde bu hak tapuda görünmüyorsa, taşınmazı satın alan yeni malik, hak sahibini evden tahliye edebilir.
Yolsuz Tescil ve Düzeltme Davaları
Sükna hakkı tescil edilirken yapılan bir hata (Örn: kat irtifakı kurulurken hakkın bağımsız bölüme aktarılmaması) durumunda "yolsuz tescil" söz konusu olur. Hak sahibi, bu hatayı fark ettiği anda TMK m. 1025 uyarınca tapu kaydının düzeltilmesi davası açmalıdır. Ancak bu dava açılmadan önce taşınmaz iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılırsa, sükna hakkı sahibi hakkını kaybeder ve sadece hatayı yapan görevlilere (TMK m. 1007 - Devletin sorumluluğu) veya eski malike karşı tazminat davası açabilir.
"Davacının eski kayıtta yer alan intifa hakkının kat irtifakı kurulduğu aşamada bağımsız bölüme geçirilmemesi yönündeki işlemin ve bu şekildeki eksik kaydın düzeltilmesini sağlamadığından, taşınmazı iyiniyetle edinen üçüncü kişiden bu hakka dayanarak talepte bulunma olanağı yoktur... davalı iyi niyetle taşınmazı satın alan ve kullanan üçüncü kişi konumunda olup; haksız şagil sayılamayacağından davacının ecrimisil isteminin reddi gerekir."
Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2010/3-653, Karar No: 2010/691
Üçüncü Kişinin Kötüniyeti ve İspat
Üçüncü kişinin sükna hakkını bildiği veya bilmesi gerektiği (Örn: aile dostu olması, binada hak sahibinin oturduğunu görmesi, satış bedelinin çok düşük olması) kanıtlanırsa, iyiniyet korumasından yararlanamaz. Bu durumda tapu kaydındaki eksiklik, yeni malike karşı da ileri sürülebilir ve hakkın tescili sağlanabilir.
Yargılama Usulü: Görevli ve Yetkili Mahkeme ile İspat Araçları
Sükna hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, davanın niteliğine göre belirlenir. Eğer dava sadece zilyetliğin korunmasına (müdahalenin önlenmesi) ilişkinse Sulh Hukuk Mahkemesi; eğer hakkın ayni niteliğine, tesciline veya tapu iptaline ilişkinse Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Boşanma protokolünden kaynaklanan tescil taleplerinde ise Aile Mahkemeleri görev yapmaktadır.
İspat Yükü ve Deliller
Sükna hakkının varlığını ispat yükü, bu hakkın lehine tesis edildiğini iddia eden taraftadır. Temel delil tapu kayıtları ve resmi senettir. Eğer tescil henüz gerçekleşmemişse, tescil borcunu doğuran "boşanma ilamı", "miras taksim sözleşmesi" veya "vasiyetname" kesin delil niteliğindedir. Tanıık beyanları, ancak muvazaa iddialarında veya zilyetliğin süresinin tespitinde yardımcı delil olarak kullanılabilir.
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Sükna hakkı bir ayni hak olduğu için, tescil edildikten sonra zamanaşımına uğramaz. Ancak, sükna hakkı tesisine ilişkin kişisel borç doğuran sözleşmelerde (Eğer resmi şekle tabi değilse veya bir taahhüt niteliğindeyse) 10 yıllık genel zamanaşımı süresi tartışılabilir. Buna karşın Yargıtay, tapudaki resmi senette yer almasına rağmen kütüğe işlenmeyen hakların tescili talebinde 10 yıllık sürenin uygulanmayacağını, kazanılmış ayni hakkın tescilinin her zaman istenebileceğini kabul etmektedir.
Sükna Hakkı Sahipleri İçin Stratejik Risk Analizi
Sükna hakkı tesis eden veya bu hakkı kullanan tarafların karşı karşıya kalabileceği riskler, hakkın ayni niteliğinin tapu kütüğünde tam olarak yansıtılmamasından kaynaklanır. Editörün notu olarak; sükna hakkı sahiplerinin tescil anında taşınmazın tam künyesinin işlendiğinden ve şerhler hanesinde herhangi bir kısıtlama (haciz, ipotek) olup olmadığından emin olmaları gerekir.
- Tescil Riski: Mahkeme kararı ile sükna hakkı kazanılmış olsa dahi, tapu müdürlüğüne gidilip tescil yapılmadığı sürece hak sadece "kişisel" seviyededir. Taşınmazın üçüncü kişiye satılması halinde hak sona erebilir.
- Muvazaa Riski: Boşanma aşamasında sükna hakkı tanınan eşin, diğer eşin taşınmazı devretme ihtimaline karşı derhal ihtiyati tedbir talep etmesi gerekir.
- Masraf Riski: Olağan giderlerin (aidat, vergi vb.) ödenmemesi, malik ile hak sahibi arasında tahliye baskısına neden olabilecek hukuki uyuşmazlıklar doğurabilir.
Sükna hakkı, özellikle sosyal adaleti ve aile bireylerinin barınma güvenliğini koruyan bir enstrüman olarak Türk Borçlar Hukuku ve Eşya Hukuku'nun kesişim kümesinde yer almaya devam etmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sükna hakkı sahibi evi kiraya verebilir mi? Hayır. Sükna hakkı sadece "oturma" yetkisi verir. TMK m. 823/2 uyarınca bu hak başkasına devredilemez. Evin kiraya verilmesi hakkın özüne aykırıdır; bu durumda malik, hakka aykırı kullanım nedeniyle müdahalenin men'i davası açabilir.
2. Evin yeni birine satılması durumunda sükna hakkı sahibi evden çıkarılabilir mi? Eğer sükna hakkı tapu kütüğüne tescil edilmişse, yeni malik bu hakkı bilerek taşınmazı almış sayılır ve hak sahibini çıkaramaz. Ancak hak tapuda kayıtlı değilse ve yeni malik iyiniyetliyse, tahliye talebinde bulunabilir.
3. Sükna hakkı mirasçılara geçer mi? Hayır. Sükna hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve hak sahibinin ölümü ile kendiliğinden sona erer. Mirasçılar bu hakka dayanarak konutu kullanmaya devam edemezler.
4. Sükna hakkı olan ev üzerine haciz konulabilir mi? Taşınmazın çıplak mülkiyeti üzerine haciz konulabilir ancak sükna hakkı sahibinin hakkı bu hacizden etkilenmez; hak sahibi oturmaya devam eder. Sükna hakkının kendisi ise devredilemediği için haczedilemez.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 184, 652, 794-825, 1023, 1025)
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/12164, Karar No: 2007/15412
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/16773, Karar No: 2013/10896
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/4242, Karar No: 2022/10524
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, Esas No: 2011/9281, Karar No: 2011/11606
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/10173, Karar No: 2023/2866
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2010/3-653, Karar No: 2010/691
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanabilir hukuki mütalaa veya profesyonel danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Sükna hakkı gibi ayni hak tesisleri yüksek teknik bilgi gerektirdiğinden, hak kayıplarını önlemek adına süreçlerin bir hukukçu denetiminde yürütülmesi tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.