1512 Sayılı Noterlik Kanunu Madde 162 Kapsamında Noterlerin Kusursuz Sorumluluğu ve Tazminat Rejimi
Haksız FiilYazar: EmsalDava Editör Ekibi

1512 Sayılı Noterlik Kanunu Madde 162 Kapsamında Noterlerin Kusursuz Sorumluluğu ve Tazminat Rejimi

1512 sayılı Noterlik Kanunu 162. madde uyarınca noterlerin kusursuz sorumluluğu, ağır özen yükümlülüğü ve tazminat davalarındaki ispat yükü analizi.

Noterlik Kanunu Madde 162 Uyarınca Ağırlaştırılmış Özen Sorumluluğunun Hukuki Mahiyeti

1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 162 hükmü uyarınca noterler, stajyer, katip veya katip adayları tarafından yapılmış olsa dahi, bir işin yapılmamasından, hatalı veya eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur. Bu sorumluluk rejimi, doktrinde ve yargı kararlarında "ağırlaştırılmış özen sorumluluğu" olarak nitelendirilmektedir. Noterin sorumluluğu için kendisinin veya çalışanının kusurlu olması şart değildir; hukuka aykırı bir işlem, bir zarar ve bu işlem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.

Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere, noterlerin sorumluluğu, toplumun noterlik makamına duyduğu güvenin korunması amacıyla sıkı şartlara bağlanmıştır. Noterlik hizmeti bir kamu hizmetidir ve bu hizmeti ifa edenlerin, normal bir insanın değil, aynı işi üstlenen uzman bir noterlik meslek mensubunun göstermesi gereken objektif özeni göstermesi beklenir. Bu bağlamda, sorumluluktan kurtulmak için "gerekli özeni gösterdim" savunması (kurtuluş beyyinesi) tek başına hukuki sonuç doğurmaz.

"Doktrinde; ağırlıklı görüş maddedeki bu düzenlemenin noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu hatta ağırlaştırılmış, başka bir ifadeyle ağırlaştırılmış özen sorumluluğu olduğu şeklindedir. Yargıtay uygulamasında da; noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu genel bir ilke ve prensip olarak benimsenmiştir. Ancak, bu sorumluluktan mutlak kusursuz sorumluluk olarak benimsendiği sonucu da çıkarılmamalıdır. Her iki görüşe göre de; noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2013/4-335 - Karar No: 2013/1654

Belgeyi Gör: Hukuk Genel Kurulu 2013/4-335 E. , 2013/1654 K.

Kusursuz Sorumluluk ile Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Arasındaki Doktrinsel Farklar

Noterlerin sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66'da düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğundan belirgin şekilde ayrılır. Adam çalıştıranın sorumluluğunda, işveren "gerekli özeni gösterdiğini, çalışanını seçerken, talimat verirken ve denetlerken dikkatli davrandığını" ispat ederek sorumluluktan kurtulabilirken, 1512 sayılı Kanun m. 162'de bu imkan tanınmamıştır.

Kurtuluş Kanıtı Getirme Yasağı

Noter, personelinin yaptığı hatada kendisinin hiçbir kusuru olmadığını veya personeli seçerken titiz davrandığını ileri sürerek tazminat yükümlülüğünden kurtulamaz. Bu durum, noterin sorumluluğunun "tehlike sorumluluğuna" yakın bir karakter arz ettiğini göstermektedir. Ancak noter, özen göstermiş olsa dahi zararın doğmasının kaçınılmaz olduğunu, yani zararın başka bir sebeple (mücbir sebep vb.) meydana geldiğini ispat ederek illiyet bağını kesebilir.

İlliyet Bağının Kesilmesi ve Sorumluluk Sınırı

Noterlerin sorumluluğu sınırsız bir sorumluluk değildir. Zarar ile noterin işlemi arasındaki nedensellik bağı; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesildiğinde noter sorumlu tutulamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, illiyet bağının kesildiğini ispat yükü davalı notere aittir.

"Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde noterin kendi yaptığı işten ve çalışanının yaptığı işten dolayı sorumluluğu düzenlenmiş ve aynı hukukî rejime tabi kılınmıştır. Bu sorumluluk adam çalıştıranın sorumluluğuna benzemez. Zira adam çalıştıranın sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getirme imkânı sağlanmış iken, bu sorumlulukta kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Bu yönü itibariyle ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklanan sorumluluk olduğu sonucuna varılmaktadır. Noter özene ilişkin genel kurtuluş kanıtı getirebilir. Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/9037 - Karar No: 2016/11401

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2016/9037 E. , 2016/11401 K.

Kimlik Tespitinde Özen Yükümlülüğü ve 1512 Sayılı Kanun m. 72 Uygulaması

Noterlerin en temel ödevi, işlem yapacak kişilerin kimliklerini, adreslerini ve yeteneklerini tam olarak saptamaktır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 72/3 uyarınca noter, iş yaptıracak kişilerin gerçek isteklerini de öğrenmekle yükümlüdür. Uygulamada en sık karşılaşılan hata türü, sahte kimlik veya sahte vekaletname ile işlem yapılmasıdır.

Noterlik işlemlerinde kimlik tespiti ve özen yükümlülüğünü temsil eden çalışma masası.

Kimlikteki Şekli Eksikliklerin Denetimi

Noterden bir grafoloji uzmanı gibi teknik inceleme yapması beklenmese de, kimlik üzerindeki gözle görülebilir hataları fark etmesi zorunludur. Örneğin, soğuk damga eksikliği, T.C. kimlik numarasındaki hane sayısı hatası veya doğum yeri gibi bilgilerin yanlış yazılması durumunda noterin işlemi durdurması gerekir.

Teknolojik İmkanların Kullanımı (MERNİS ve Sorgulama)

Modern yargılama pratiğinde, noterlerin MERNİS ve benzeri elektronik sistemlere erişim imkanı olduğu vurgulanmaktadır. Teknolojinin sağladığı bu kolaylıklara rağmen kimlik bilgilerindeki tutarsızlıkların fark edilmemesi, noterin ağır özen yükümlülüğünü ihlal ettiği karinesini güçlendirir.

Denetim Unsuru Noterin Yükümlülük Derecesi İlliyet Bağına Etkisi
Gözle Görülür Sahtelik Tam Sorumluluk İlliyet bağı kesilmez.
Uzmanlık Gerektiren Sahtelik Sınırlı Sorumluluk İğfal kabiliyeti varsa bağ kesilebilir.
Kimlik Bilgisi Sorgulama Tam Sorumluluk Teknolojik imkan varken yapılmaması kusurdur.
Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru İspat Yükü Noterde İlliyet bağını kesebilir.

Belgelerin İğfal Kabiliyeti: İlliyet Bağını Kesen Üçüncü Kişi Kusuru Analizi

Yargıtay uygulamasına göre, noterin sorumluluğunu belirleyen en kritik kavram "iğfal kabiliyeti"dir. İğfal kabiliyeti, bir belgenin ilk bakışta veya normal bir dikkatle sahte olduğunun anlaşılamayacak düzeyde ustalıkla hazırlanmış olmasıdır.

İlk Bakışta Fark Edilemeyen Sahtecilikler

Eğer sahte belge veya kimlik, normal bir dikkat ve özenle anlaşılamayacak kadar mükemmel bir sahtelik içeriyorsa, bu durum "üçüncü kişinin ağır kusuru" olarak nitelendirilir ve noterin sorumluluğu ortadan kalkabilir. Ancak, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, belgedeki en ufak bir usul hatasının (örneğin mahalle isminin yanlış yazılması veya kan grubu hanesinin boş bırakılması) iğfal kabiliyetini ortadan kaldırdığını kabul etmektedir.

Yargıtay'ın Somut Sorumluluk Nedenleri

Yargıtay, bazı durumları doğrudan sorumluluk nedeni olarak kabul etmiştir: - Nüfus cüzdanındaki seri numarasının bulunmaması, - T.C. kimlik numarasının 11 haneli olmaması, - Soğuk damganın veya araç tescil belgesindeki mühürlerin eksikliği, - Şasi ve motor numaralarının birbiriyle uyumsuzluğu.

"Uygulamada; noterler aleyhine, en çok otomobil ve taşınmaz alım satımlarında meydana gelen zararlar bakımından dava açılmaktadır. Bu davalarda; aracın haksız zilyetleri tarafından kullanılan sahte kimlik, vekâletname veya araç trafik tescil belgelerinin sahteliğinin noterlerce ve çalışanları tarafından belirlenip belirlenmediği hususları araştırma konusu olabilmektedir. Tüm bu durumlarda noterin veya çalışanının kimlik veya belge üzerinde yeterli incelemeyi yapıp yapmadığı, dolayısıyla özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı araştırılmaktadır. Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/9957 - Karar No: 2014/9254

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2014/9957 E. , 2014/9254 K.

Taşınmaz Satış Sözleşmelerinden Doğan Sorumluluk ve Devletin Rücu Hakkı

7413 sayılı Kanun ile 23/06/2022 tarihinde Noterlik Kanunu m. 162'ye eklenen fıkra ile noterlerin taşınmaz satış sözleşmesi düzenleme yetkisi ve bu işlemlerden doğan sorumluluk rejimi netleştirilmiştir. Bu yeni düzenleme, noterlerin sorumluluk alanını genişletmiş ve devletin sorumluluğu ile paralellik kurmuştur.

Noterlikte taşınmaz satış sözleşmesi ve resmi kayıt işlemleri.

Devletin Birincil Sorumluluğu ve Rücu Süreci

Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı bir zarar oluşması halinde, noterler de bu zarardan sorumludur. Ancak kanun koyucu, bu zararın Devlet tarafından ödenmesi halinde Devlet'in, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edeceğini hükme bağlamıştır. Bu mekanizma, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik anayasal güvencenin bir yansımasıdır.

Yetkili Mahkeme Özel Hükmü

Taşınmaz satışlarından doğan tazminat davalarında genel yetki kurallarından sapılmış; davanın "tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde" görüleceği emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, delillere erişim ve tapu kayıtlarının incelenmesi bakımından usul ekonomisine hizmet etmektedir.

"Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür."

Kaynak: 1512 Sayılı Noterlik Kanunu - Madde 162/2

Belgeyi Gör: NOTERLİK KANUNU

Noterlerin Gözetim ve Denetim Yükümlülüğünden Kaynaklanan Ceza Sorumluluğu

Noterlerin sorumluluğu yalnızca tazminat hukuku ile sınırlı değildir. Noterlik Kanunu m. 160, noterlere yanlarında çalışan personeli gözetim ve denetim altında tutma ödevi yüklemiştir. Bu yükümlülüğün ihlali, Türk Ceza Kanunu kapsamında yaptırıma tabidir.

TCK m. 257 Atfı ve Görevi İhmal

Noterlik dairesinde çalışan katiplerin veya katip adaylarının görevlerinden dolayı işledikleri suçlara noterin iştiraki bulunmasa dahi, gözetim görevini yerine getirmediği sabit olursa noter, TCK m. 257/2 hükmüne göre cezalandırılır. Bu durum, noterin idari ve mesleki otoritesinin kanunla korunduğunu ve bir nevi "ihmali davranışla görevi kötüye kullanma" suçunun özel bir türü olduğunu göstermektedir.

İştirak Halinde Sorumluluk

Eğer noter, personeli ile birlikte sahtecilik veya dolandırıcılık eylemine kasten iştirak etmişse, genel hükümler çerçevesinde fail veya azmettiren olarak sorumlu tutulur. m. 160 hükmü, kasten iştirakin olmadığı ancak "denetim eksikliğinin" suçun işlenmesini kolaylaştırdığı haller için öngörülmüştür.

Tazminat Davalarında İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi

Notere karşı açılan tazminat davalarında ispat yükü, kusursuz sorumluluk prensibi gereği taraflar arasında özel bir dengeye oturur. Davacı tarafın, noterin kusurlu olduğunu ispat etme zorunluluğu yoktur; ancak zararın varlığını ve bu zararın noterin işleminden kaynaklandığını ispat etmesi gerekir.

Hukuk davasında ispat yükü ve delil değerlendirmesini simgeleyen adli belgeler.

Davacının İspat Yükümlülükleri

  • Zararın Varlığı: Malvarlığında meydana gelen somut eksilme (örneğin aracın bedeli veya ödenen satış tutarı).
  • Hukuka Aykırı Eylem: Noterin hatalı işlemi (sahte vekaletname tanzimi vb.).
  • İlliyet Bağı: "Eğer noter bu işlemi yapmasaydı, bu zarar doğmayacaktı" dedirtecek bağlantı.

Davalı Noterin Savunma Araçları

Davalı noter, sorumluluktan kurtulmak için eylem ile zarar arasındaki nedensellik bağının kesildiğini ispat etmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/11043 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, noter "gerekli özeni gösterdim" diyerek kurtulamaz; ancak "gerekli özeni göstermiş olsaydım bile bu zarar doğacaktı" diyerek illiyet bağının yokluğunu ispatlayabilir.

"Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mucbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/10622 - Karar No: 2016/6596

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2015/10622 E. , 2016/6596 K.

Uygun İlliyet Bağını Kesen Haller ve Mücbir Sebep İstisnası

Hukuki sorumluluğun doğması için aranan en temel şartlardan biri olan uygun illiyet bağı, bazı istisnai durumlarda kesilmektedir. Noterin sorumluluğunun "mutlak" bir sorumluluk olmadığını gösteren bu haller, her somut olayın özelliğine göre titizlikle incelenmelidir.

Zarar Görenin Ağır Kusuru

Eğer zarar gören kişi, noteri yanıltmak için aktif bir çaba göstermişse veya işlemin sahteliğini bilmesine rağmen işleme devam etmişse, noterin sorumluluğu ortadan kalkar. Örneğin, bir aracın sahte olduğunu bilerek satın alan ve noter işlemini yalnızca usulü tamamlamak için kullanan kişi, sonradan notere karşı tazminat talebinde bulunamaz.

Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru ve İğfal Kabiliyeti

En yaygın tartışma konusu, üçüncü bir şahsın (dolandırıcının) profesyonelce hazırladığı sahte belgelerdir. Eğer belge, bir noterin veya katibin normal denetim araçlarıyla fark edemeyeceği kadar kusursuzsa, bu durum üçüncü kişinin ağır kusuru sayılır ve noterin özen yükümlülüğünü ihlal etmediği sonucuna varılabilir.

Noterlik Personelinin Hatalı İşlemlerinde Rücu Mekanizması

1512 sayılı Kanun m. 162/3 uyarınca noter, ödediği tazminat miktarı için, hataya sebep olan stajyer, katip veya personele rücu etme hakkına sahiptir. Bu hüküm, kusursuz sorumluluk nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalan noterin malvarlığını korumayı amaçlar.

Rücu Hakkının Şartları

Noterin rücu edebilmesi için öncelikle zarar görene bir ödeme yapmış olması gerekir. Rücu davasında, personel ile noter arasındaki iç ilişkideki kusur oranları belirlenir. Noterin denetim görevini (m. 160) hiç yapmamış olması, rücu davasında personelin sorumluluğunun azalmasına veya noterin kendi kusuru oranında bedeli üstlenmesine neden olabilir.

Personelin Şahsi Sorumluluğu

Her ne kadar dış ilişkide noter doğrudan sorumlu olsa da, iç ilişkide hatayı bizzat işleyen personelin tam kusurlu olduğu durumlarda noter, ödediği bedelin tamamını rücu yoluyla tahsil edebilir. Bu durum, personelin görevini yaparken gösterdiği ağır ihmal veya kastın bir sonucudur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Zamanaşımı Süreleri

Noterlerin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında görevli mahkeme, davanın niteliğine göre belirlenir. Noterlik hizmeti bir kamu hizmeti olsa da, noterler serbest meslek sahibi statüsündedir ve bu nedenle m. 162 kapsamındaki davalar genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemeleri) görülür.

Görev ve Yetki Kuralları

  • Görevli Mahkeme: Noterin sorumluluğu haksız fiil benzeri bir yasal sorumluluk olduğundan Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Ancak uyuşmazlığın temelinde bir ticari defter tasdiki gibi TTK hükümleri varsa, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1773 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olabilir.
  • Yetkili Mahkeme: Genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Taşınmaz satışları için ise özel yetki kuralı (m. 162/2) gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Zamanaşımı Süreleri

Kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği için TBK m. 72 hükümleri kıyasen uygulanır. Buna göre; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle dava zamanaşımına uğrar. Ancak eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, daha uzun olan ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.

Adliye Pratiğinde Noter Tazminat Davalarının Yargılama Usulü

Noter tazminat davaları, teknik inceleme ve bilirkişi raporlarının belirleyici olduğu karmaşık süreçlerdir. Mahkeme, öncelikle noterlik işleminin dayanağı olan belgeleri celbeder ve sahtecilik iddiası varsa bu belgeler üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırır.

Bilirkişi İncelemesi ve İğfal Kabiliyeti Tespiti

Mahkemeler genellikle kriminal laboratuvarlardan veya adli tıp kurumlarından rapor alır. Bu raporlarda belgenin "iğfal kabiliyetine" (aldatma yeteneğine) sahip olup olmadığı sorulur. Eğer rapor "sahtelik ilk bakışta anlaşılabilir" diyorsa noterin sorumluluğu kesinleşir; "ancak mikroskobik inceleme ile anlaşılabilir" diyorsa noterin sorumluluktan kurtulma ihtimali doğar.

Ceza Mahkemesi Kararının Etkisi

TBK m. 74 (eski BK m. 53) uyarınca, hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir; ancak ceza mahkemesince tespit edilen "maddi vakıalar" (örneğin belgenin sahte olduğu vakıası) hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle, sahtecilikle ilgili bir ceza davası varsa, tazminat davasında bu davanın sonucunun "bekletici mesele" yapılması uygulama pratiği açısından elzemdir.

Uygulama Notu: Sahte Vekaletname ve Kimlik Kullanımında Yargıtay Denetimi

Editörün Notu: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik pratiğinde, noterlerin teknolojiyi kullanma ödevi en üst perdeden vurgulanmaktadır. Özellikle araç satışlarında vekaletname tanzim edilirken, mernis kayıtları ile sunulan kimlik bilgilerinin (kan grubu, mahalle ismi, seri no) tek tek eşleştirilmemesi, kusursuz sorumluluğu ortadan kaldıran illiyet bağının kesilmediği şeklinde yorumlanmaktadır.

"Davalı noterlerin sorgulama yapmaları halinde kimlik bilgilerinde kan grubu ve nüfusa kayıtlı olduğu yerin noterlere sunulan kimlik bilgileri ile gerçek kimlik bilgileri arasındaki farklılık noktasında, resmi işlem yapma görevini üstlenmiş ve teknolojinin gelişmesi ile internette sorgulama, mernis sistemi gibi kolaylıklara kavuşmuş olan davalı noterlerin kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermedikleri, bu itibarla, somut olayda davalı noterlerin kusursuz sorumluluklarını ortadan kaldıracak nitelikte illiyet bağının kesilmediği... iğfal kabiliyetinden söz edilemeyeceğinin dosya kapsamından sabit olduğu anlaşılmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/14999 - Karar No: 2014/1079

Belgeyi Gör: 3. Hukuk Dairesi 2013/14999 E. , 2014/1079 K.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Noterin çalışanının yaptığı hatadan dolayı noter, "Benim haberim yoktu" diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi?
Hayır. 1512 sayılı Kanun m. 162 açıkça personelin yaptığı işlerden noterin sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır. Bu bir kusursuz sorumluluk hali olduğundan, noterin bilgisinin olup olmaması tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

2. Sahte kimlikteki fotoğraf ile işlem yapan kişi birbirine çok benziyorsa noter sorumlu olur mu?
Eğer benzerlik profesyonel bir yanıltma düzeyindeyse ve kimlikte şekli bir eksiklik (mühür, soğuk damga vb.) yoksa, "iğfal kabiliyeti" bulunduğu gerekçesiyle illiyet bağı kesilebilir. Ancak noterin MERNİS üzerinden fotoğraf karşılaştırması yapma imkanı varsa ve bunu kullanmamışsa sorumluluğu devam edebilir.

3. Notere karşı açılacak tazminat davasında öncelikle personelin dava edilmesi mi gerekir?
Hayır. Zarar gören doğrudan notere karşı dava açabilir. Noter, ödediği tazminatı daha sonra kendi personeline rücu edebilir. Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı kurulması mümkündür ancak zorunlu değildir.

4. Taşınmaz satışındaki hatadan dolayı doğrudan notere dava açılabilir mi?
Evet. Kanun m. 162/2 noterlerin de sorumlu olduğunu belirtmektedir. Ancak uygulamada genellikle Devlet (Hazine) aleyhine dava açılmakta, Devlet ise ödediği tutarı ilgili notere rücu etmektedir. Zarar görenin doğrudan notere gitmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır.

Kaynakça

  • 1512 Sayılı Noterlik Kanunu.
  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2013/4-335, Karar No: 2013/1654.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/2021, Karar No: 2024/1773.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2013/14999, Karar No: 2014/1079.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/10622, Karar No: 2016/6596.
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2008/1699, Karar No: 2008/13767.
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/9465, Karar No: 2023/5859.

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, hukuki bir görüş veya profesyonel danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları ve değişen mevzuat/içtihat dengeleri çerçevesinde bağımsız bir hukuki analizi gerektirir. Hak kaybına uğramamak adına profesyonel destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: