Ceza Muhakemesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararların Hukuki Rejimi: İtiraz Usulü, Yeni Delil Kriteri ve Yargıtay Uygulamaları
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararların Hukuki Rejimi: İtiraz Usulü, Yeni Delil Kriteri ve Yargıtay Uygulamaları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172 uyarınca tesis edilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, kamu davasının açılması için gerekli olan yeterli şüphe eşiğine ulaşılamadığı hallerde soruşturmayı sonlandıran adli-idari nitelikli işlemlerdir. Bu kararların usulüne uygun tebliği ile başlayan kesinleşme süreci, şüphelinin lekelenmeme hakkı ile maddi gerçeğin araştırılması ilkesi arasındaki hassas dengeyi muhafaza eder.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Hukuki Niteliği ve Şartları

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), Cumhuriyet savcısının soruşturma evresi sonunda, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verdiği nihai bir karardır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 172/1 uyarınca düzenlenen bu işlem, teknik anlamda bir hüküm olmamasına rağmen, ceza muhakemesi sürecini belirli koşullar altında sona erdirmesi bakımından kesin hükme benzer sonuçlar doğurur.

Kararın tesisi için iki temel yasal dayanaktan biri mevcut olmalıdır: "Yeterli şüphe" oluşturacak delile ulaşılamaması veya "kovuşturma olanağının" bulunmaması. Kovuşturma olanağının bulunmaması hali; şüphelinin ölümü, zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme (takibi şikayete bağlı suçlarda), uzlaşma veya ön ödeme gibi usuli engelleri kapsar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu kararların niteliğini şu şekilde tanımlamaktadır:

"Kovuşturmaya yer olmadığı kararı adli-idari bir işlem olup, kesin hüküm oluşturmaz. Bu nedenle, kararın verilmesinden sonra yeni bir delilin ortaya çıkması halinde kamu davası açılması olanaklıdır. Cumhuriyet savcısının bu kararının suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş olan şüpheliye bildirilmesi zorunludur."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2010/7-218 - Karar No: 2011/50

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2010/7-218 E. , 2011/50 K.

Yeterli Şüphe Eşiği ve Savcının Delil Takdir Yetkisi

Soruşturma aşamasında "yeterli şüphe", şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda mahkumiyet ihtimalinin beraat ihtimalinden daha yüksek görülmesi durumudur. Savcılık makamı, sadece şüphelinin aleyhine olan değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür (CMK m. 160/2). Uygulamada savcının bu delilleri değerlendirme yetkisi, lekelenmeme hakkının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Her ihbar veya şikayet üzerine doğrudan dava açılması, yargı sisteminin iş yükünü artıracağı gibi, suçsuz kişilerin yargılanma baskısı altında kalmasına neden olur.

Kovuşturma İmkânının Bulunmadığı Haller ve Sınıflandırma

Kovuşturma imkânının bulunmaması, maddi vakıadan bağımsız olarak hukuki bir engelin varlığını ifade eder. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'ne göre, CMK m. 172 anlamında bir takipsizlik kararından söz edebilmek için belirli sebeplerin varlığı şarttır:

"Kovuşturmaya yer olmadığı kararı 5271 sayılı CMK'nın 172. maddesine göre; 1- Kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi, 2- Kovuşturma imkanının bulunmaması nedeniyle verilebilir. Bu cümleden olarak, yargılama şartının gerçekleşmemesi, eylemin suç teşkil etmemesi, şahsi cezasızlık sebeplerinin bulunması, uzlaşma, ön ödeme nedeniyle verilebilir."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/10647 - Karar No: 2020/1070

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2019/10647 E. , 2020/1070 K.

Savcılık Makamının Maddi Gerçeği Araştırma Yükümlülüğü

Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği izlenimini edinir edinmez maddi gerçeği araştırmak için tüm delilleri toplamak zorundadır. Bu yükümlülük, yüzeysel bir inceleme ile takipsizlik kararı verilmesini engeller. Eğer savcılık makamı, elde edilebilir nitelikteki temel delillere başvurmadan karar tesis ederse, bu durum "etkin soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle itiraz merciince kararın kaldırılmasına yol açar.

Eksik Soruşturma Nedeniyle Kararın Bozulması

Adliye pratiğinde, özellikle bilişim suçları veya tanıklı olaylarda şüphelinin ifadesinin alınmaması ya da kamera kayıtlarının incelenmemesi, soruşturmanın sakat kalmasına neden olur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, şüphelinin ifadesi alınmadan ve kamera kayıtları getirtilmeden verilen takipsizlik kararını hukuka aykırı bulmuştur:

"Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, şikâyet dilekçesi üzerine şüphelinin tweet attığı güne ait adliyenin kamera kayıtlarının talep edilmediği, şüphelinin beyanına başvurulmadığı gibi hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadan... kovuşturma olanağının bulunmadığından bahisle verilen karara yönelik itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/219 - Karar No: 2016/8540

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2016/219 E. , 2016/8540 K.

Delil Değerlendirmesinde Mahkemenin Rolü

Savcı, yeterli şüphenin varlığını değerlendirirken bir mahkeme hakimi gibi kesin bir vicdani kanıya varmak zorunda değildir. Ancak, mevcut deliller suçun işlendiği hususunda ciddi bir emare sunuyorsa, delillerin takdiri mahkemeye bırakılmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, tanık anlatımlarının varlığına rağmen savcının delil yetersizliğiyle karar vermesini, mahkemenin takdir yetkisinin gaspı olarak değerlendirebilmektedir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz Usulü ve Süresi

Suçtan zarar gören, kendisine tebliğ edilen KYOK kararına karşı, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir.

Ceza soruşturmasında tebligat ve dosya inceleme süreci.

İtiraz Süreci Özellikleri: * Süre: Tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür. * Mercii: Sulh Ceza Hakimliği (Soruşturma dosyasının bulunduğu yer). * İçerik: İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller somutlaştırılmalıdır.

İşlem Adımı Süre/Kural Dayanak
İtiraz Süresi Tebliğden itibaren 15 gün CMK m. 173/1
İtiraz Mercii İlgili Sulh Ceza Hakimliği CMK m. 173/1
Soruşturmanın Genişletilmesi Hakimliğin takdirinde CMK m. 173/3
İddianame Düzenleme Zorunluluğu İtirazın kabulü halinde kesin CMK m. 173/4

İtirazın Kabulü ve Savcının Bağlılığı

Sulh Ceza Hakimliği itirazı yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye vermek zorundadır. Bu noktada savcının artık bir takdir yetkisi kalmamaktadır. Hâkimin kararı kesin olup, savcılık makamı bu kararı bypass ederek yeniden bir KYOK kararı tesis edemez.

"Sulh Ceza Hakimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. CMK m. 173/4 kuralı emredici bir hukuk kuralı olup bu karara karşı da itiraz hak ve yetkisi düzenlenmediğinden verilecek karar kesin bir karardır."

Kaynak: Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/4117 - Karar No: 2017/14665

Belgeyi Gör: 18. Ceza Dairesi 2017/4117 E. , 2017/14665 K.

Kesinleşen Karardan Sonra Kamu Davası Açılması: Yeni Delil Şartı

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten ve itiraz süreci tükendikten (veya itiraz edilmeden kesinleştikten) sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi, çok sıkı şekli şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar CMK m. 172/2 hükmünde düzenlenmiş olup "yeni delil" ve "sulh ceza hakimliği kararı" kümülatif olarak aranır.

Soruşturma dosyasında yeni delil sunumu ve adli işlemler.

Yeni Delil Kriterinin Şartları: 1. Soruşturma aşamasında elde edilemeyen veya değerlendirilmeyen bir delilin ortaya çıkması. 2. Bu delilin tek başına veya eskilerle birlikte kamu davası açmak için "yeterli şüphe" oluşturması. 3. Sulh Ceza Hakimliğinin bu yeni delile istinaden kamu davası açılmasına izin vermesi.

Yeni Delil Elde Edilmeden Dava Açılmasının Sonuçları

Eğer savcılık, kesinleşmiş bir KYOK kararı varken hakim kararı almadan veya yeni delil sunmadan doğrudan iddianame düzenlerse, bu durum usuli bir engel teşkil eder. Mahkeme, bu aşamada açılan davada mahkumiyet kararı veremez; zira usulüne uygun açılmış bir kamu davası yoktur.

"Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/1619 - Karar No: 2020/17765

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2020/1619 E. , 2020/17765 K.

Uygulama Notu: Sulh Ceza Hakimliğinden Karar İstenmesi Usulü

Savcılık makamı, yeni bir tanık ifadesi veya kriminal rapor gibi bir delil elde ettiğinde, dosyayı Sulh Ceza Hakimliğine göndererek CMK m. 172/2 uyarınca KYOK'un kaldırılmasını talep etmelidir. Hakimlik, bu delilin "yeni" ve "yeterli şüphe oluşturacak" nitelikte olup olmadığını denetler. Sadece dilekçe verilmesi yeterli değildir; hakimlikçe bu hususta verilmiş olumlu bir karar dosya içerisine girmelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2023/7148 E.).

Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (Ek-KYOK) ve Farkları

Soruşturma birden fazla şüpheliye veya birden fazla suç fiiline dayanıyorsa, savcı şüphelilerden bir kısmı veya suçlardan bir kısmı hakkında dava açarken, diğerleri hakkında takipsizlik kararı verebilir. Bu karara "Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" denir.

Çoklu şüpheli dosyalarında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı.

Ek-KYOK'un Temel Özellikleri: * Hukuki niteliği ve itiraz usulü KYOK ile tamamen aynıdır. * Ana iddianame ile birlikte tebliğ edilmelidir. * Kesinleşmesi için tebliğ şarttır; tebliğ edilmeyen Ek-KYOK kesinleşmiş sayılmaz ve bu durum ileride "mükerrer dava" veya "iddianame karmaşası" riskine yol açar.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bir eylem hakkında Ek-KYOK verilmiş olmasına rağmen, bu karar kaldırılmadan aynı fiilden dava açılmasını bozma nedeni saymıştır:

"Daha önce Midyat Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılarak... ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği... kamu davasının açılması için CMK'nın 172/2. maddesi uyarınca yeterli ve yeni delil olması ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında sulh ceza hâkimliğince verilen bir kararın bulunmadığı... sanığın mahkûmiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden..."

Kaynak: Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/13997 - Karar No: 2022/19997

Belgeyi Gör: 2. Ceza Dairesi 2022/13997 E. , 2022/19997 K.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Kararları ve KYOK

CMK m. 172/3 uyarınca, KYOK kararının "etkin soruşturma yapılmadan" verildiği İHAM tarafından tespit edilirse, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde talep edilmesi halinde yeniden soruşturma açılır. Bu hüküm, devletin yaşam hakkı veya işkence yasağı gibi temel haklar konusundaki pozitif yükümlülüklerinin bir yansımasıdır.

Etkin Soruşturma Kriterleri: 1. Soruşturmanın makul bir hız ve özenle yürütülmesi. 2. Delillerin eksiksiz toplanması (otopsi, tanık beyanı, olay yeri incelemesi). 3. Mağdurun soruşturma sürecine katılımının sağlanması.

Editörün Notu: Dostane Çözüm ve Tek Taraflı Deklarasyon

2018 yılında yapılan değişiklikle, İHAM nezdindeki başvurunun "dostane çözüm" veya "tek taraflı deklarasyon" ile sonuçlanması hali de KYOK'un kaldırılarak soruşturmanın yeniden açılması sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu durum, yargılamanın iadesine benzer bir mekanizma sunar.

Uzlaşma ve Seri Muhakeme Süreçlerinde KYOK Kararları

Modern ceza muhakemesinde alternatif çözüm yöntemleri, soruşturmanın sonucunu doğrudan etkiler. Eğer bir suç uzlaşmaya tabi ise ve taraflar uzlaşırsa, savcı "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verir. Ancak uzlaşma sağlanamazsa durum değişir.

Uzlaşma Sağlanamazsa Delil Yetersizliğiyle KYOK Verilebilir mi?

Soruşturma aşamasında uzlaştırma bürosuna dosya gönderilmesi, savcının en başta "yeterli şüphe" gördüğü anlamına gelir. Uzlaşma sağlanamadığında normalde iddianame düzenlenmesi gerekir. Ancak Yargıtay, uzlaştırma teklifinin delil toplanmasına engel olmadığını, savcının soruşturma sonuna kadar leh ve aleyhteki delilleri değerlendirme yetkisinin sürdüğünü belirtmiştir:

"Delil ve yeterli şüphe değerlendirmesinin Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma evresinin sonuna kadar yapılabileceği... şüpheli lehine ve aleyhine delillerin karar aşamasına kadar toplanıp değerlendirilebileceği gözetildiğinde... uzlaşma sağlanamaması üzerine delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/12234 - Karar No: 2020/4000

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2019/12234 E. , 2020/4000 K.

Seri Muhakeme Usulü ve KYOK İlişkisi

Seri muhakeme usulünde de Cumhuriyet savcısı öncelikle maddi gerçeği araştırmakla yükümlüdür. Yapılan soruşturma neticesinde yeterli şüpheye ulaşılamazsa seri muhakeme teklifi yapılmaz, doğrudan KYOK kararı tesis edilir. Seri muhakeme usulünün uygulanması, savcının CMK m. 172 kapsamındaki genel takdir ve değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz.

KYOK Kararının Tebliği ve Kesinleşme Sorunları

Bir KYOK kararının hukuki sonuç doğurabilmesi ve itiraz sürelerinin işlemeye başlaması için usulüne uygun tebliği zorunludur. Tebligat yapılmadan dosyanın arşive kaldırılması, kararın kesinleştiği anlamına gelmez.

Tebligatta Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: * Muhataplar: Suçtan zarar gören (şikayetçi olsun veya olmasın) ve şüpheli. * İçerik: İtiraz hakkı, süresi ve mercii kararda açıkça gösterilmelidir. * Usulsüz Tebliğ: Tebligatın usulsüz olması (örneğin komşuya bırakılıp haber verilmemesi), öğrenme tarihini esas alır ve itiraz hakkını saklı tutar (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2024/4227 E.).

Kesinleşmemiş KYOK ve Mahkumiyet Hükmü

Eğer bir dosya hakkında KYOK verilmiş ancak bu karar taraflara tebliğ edilmemişse, o dosya teknik olarak derdesttir. Aynı fiilden dolayı açılan bir davanın devam edebilmesi için önceki KYOK kararının kesinleşip kesinleşmediği kontrol edilmelidir. Yargıtay, kesinleşmemiş bir KYOK varken başka bir dosya üzerinden verilen mahkumiyet kararını usulden bozmaktadır.

"Ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının müşteki ve mağdura usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından öncelikle ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının ilgililere tebliğ edilmesi ve kararın kesinleşmesi beklendikten sonra sanığın hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/1619 - Karar No: 2020/17765

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2020/1619 E. , 2020/17765 K.

Soruşturmanın Genişletilmesi ve Merci Kararlarının Kesinliği

Sulh Ceza Hakimliği, KYOK'a yapılan itirazı incelerken dosyayı eksik görürse "soruşturmanın genişletilmesine" karar verebilir. Bu aşamada savcılık, hakimliğin belirttiği tanık dinleme, keşif yapma veya bilirkişi raporu alma gibi işlemleri yerine getirmekle yükümlüdür.

Genişletme Sonrası İnceleme: Eksiklikler giderildikten sonra dosya tekrar hakimliğe gönderilir. Hakimlik ya itirazı reddeder (KYOK kesinleşir) ya da itirazı kabul eder (Savcı dava açmak zorunda kalır). Hakimlikçe "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde bir karar verilmesi, Yargıtay tarafından "yeni delil" değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma konusu yapılmaktadır.

"Müşteki vekilinin talebinde gösterilen hususların yeni delil niteliğinde olup olmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınması gerekip gerekmediği konularında bir karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi isabetsizdir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/811 - Karar No: 2023/10760

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2023/811 E. , 2023/10760 K.

Aynı Fiil Hakkında Yanlışlıkla Verilen İkili Kararlar

Uyuşmazlıkların çözümünde bazen savcılık kalemindeki hatalar nedeniyle aynı şüpheli ve fiil hakkında hem takipsizlik kararı hem de iddianame düzenlendiği görülmektedir. Bu tür "çatışan kararlar" durumunda Yargıtay'ın yaklaşımı "maddi gerçeğe uygun olanın ayakta kalması" yönündedir.

Hukuki Değerden Yoksun Karar: Doktrin ve Yargıtay içtihatlarına göre; eğer aynı eylem hakkında bir vasıftan dava açılmış, sehven başka bir vasıftan takipsizlik verilmişse, takipsizlik kararı hukuki değerden yoksun kabul edilir. Yani takipsizliğin kaldırılması için ayrıca bir prosedür işletilmesine gerek duyulmadan açılan davanın üzerinden yargılamaya devam edilebilir.

"Aynı fiil hakkında aynı zamanda hem kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar hem de iddianame düzenlendiği, bu hâliyle sanıklar hakkında verilmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/16852 - Karar No: 2019/21483

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2019/16852 E. , 2019/21483 K.

Sıkça Sorulan Sorular

1. KYOK kararına itiraz edilip reddedildikten sonra tekrar şikayetçi olunabilir mi? Hayır, itiraz reddedildikten sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için "yeni delil" elde edilmesi ve bu delile dayanılarak Sulh Ceza Hakimliğinden "soruşturmanın açılması" yönünde bir karar alınması gerekir. Aksi halde açılacak soruşturma usulden sonlandırılır.

2. Şüphelinin ifadesi alınmadan KYOK kararı verilebilir mi? Evet, eğer suçun unsurları oluşmamışsa veya açıkça kovuşturma olanağı yoksa (örneğin zamanaşımı) şüphelinin ifadesine başvurulmadan karar verilebilir. Ancak "delil yetersizliği" gerekçesiyle ifade alınmadan karar verilmesi, genellikle "eksik soruşturma" olarak değerlendirilip itiraz üzerine kaldırılmaktadır.

3. Savcı, Sulh Ceza Hakimliğinin "dava aç" kararını uygulamazsa ne olur? CMK m. 173/4 hükmü emredicidir. Savcı, hakimliğin itirazı kabul kararından sonra iddianame düzenlemek zorundadır. Bu aşamada savcının takdir yetkisi sona ermiştir. Düzenlememe hali görev ihmali sayılabilir ve merci kararı kanun yararına bozma ile kaldırılmadığı sürece savcı dava açma yükümlülüğü altındadır.

4. Uzlaşma görüşmeleri devam ederken savcı takipsizlik kararı verebilir mi? Savcı, uzlaştırma teklifinde bulunulmuş olsa dahi her zaman delil toplamaya devam edebilir. Eğer bu süreçte suçun işlenmediğine dair kesin bir delil (örneğin DNA veya kamera kaydı) ortaya çıkarsa, uzlaşma sonucunu beklemeden KYOK kararı verebilir. Uzlaşma sağlanamaması ise tek başına doğrudan dava açılması gerektiği anlamına gelmez; yeterli şüphe değerlendirmesi her zaman baki kalır.

Kaynakça

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2023/7148, Karar No: 2024/11184
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160, 170, 172, 173
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/1619, Karar No: 2020/17765
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/15688, Karar No: 2022/25782
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/4117, Karar No: 2017/14665
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/13997, Karar No: 2022/19997
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2010/7-218, Karar No: 2011/50
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/12234, Karar No: 2020/4000
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/16852, Karar No: 2019/21483

Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesi hukuku prensipleri ve yüksek yargı içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut vaka kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu metin, somut olaylara uygulanması beklenen profesyonel bir hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez; makale içeriğine dayanarak gerçekleştirilen işlemlerin sonuçlarından editör sorumlu tutulamaz.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş:
Ceza Muhakemesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararların Hukuki Rejimi: İtiraz Usulü, Yeni Delil Kriteri ve Yargıtay Uygulamaları | EmsalDava