
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Fesih Rejimi, Kira Tespiti ve Yargısal Sınırlar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedeli artışı TÜFE on iki aylık ortalamalarla sınırlandırılmış olup, beşinci yılın sonundaki hak ve nesafet tespiti ile on yıllık uzama süresi sonunda tanınan sebepsiz fesih hakkı uyuşmazlıkların temel eksenini oluşturur.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında uyuşmazlıkların hukuki çekirdeğini, taşınmazın "musakkaf" (çatılı) olup olmadığının tespiti ve buna bağlı olarak uygulanacak koruyucu hükümlerin kapsamı oluşturur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), konut ve çatılı işyeri kiracılarını koruma amacıyla, genel kira hükümlerinden ayrılan emredici düzenlemeler getirmiştir. Bu kapsamda, kira bedelinin artış oranı, sözleşmenin süre bitimi nedeniyle feshinin engellenmesi ve tahliye sebeplerinin sınırlı sayıda (numerus clausus) tutulması, yargılamanın esasını belirleyen normatif parametrelerdir.
Taşınmazın Nitelik Tespiti ve Musakkaf Kavramının Uygulama Sınırı
Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin koruyucu hükümlerin uygulanabilmesi için kiralananın nitelik itibarıyla "çatılı" (musakkaf) olması zorunludur. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, taşınmazın tapu kaydındaki niteliği ile fiili kullanım durumu arasında çelişki olması halinde fiili durumun esas alınması gerektiğini ve bunun için mahallinde keşif yapılmasının bir usul zorunluluğu olduğunu vurgulamaktadır. Arsa, boş arazi veya otopark gibi üstü kapalı olmayan yerlerin kiralanmasında TBK m. 299 vd. genel hükümler uygulanırken, çatılı işyerlerinde TBK m. 339 vd. özel hükümler devreye girer.
Taşınmazın niteliğinin tespiti, tahliye usulünü doğrudan belirler. Genel hükümlere tabi kiralamalarda kira süresinin bitimiyle sözleşme kendiliğinden sona erebilirken (TBK m. 327), konut ve çatılı işyeri kiralarında sürenin bitimi tek başına bir tahliye nedeni oluşturmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/24460 E. ve 2014/26824 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kiralananın konut veya çatılı işyeri niteliğinde olması durumunda, yazılı tahliye taahhüdü bulunmaksızın sadece kira süresinin bitmesine dayanılarak ilamsız tahliye takibi (İİK m. 272-279) yapılması hukuken mümkün değildir.
"6098 sayılı Kanun’da konut ve çatılı işyeri olarak değiştirilmiştir. Ancak gerek konut kavramına gerekse çatılı işyeri kavramına ilişkin kanun maddesinde ve madde gerekçesinde herhangi bir açıklama getirilmemiştir. 6098 sayılı Kanunda işyerleri için açıkça “çatılı işyeri kirası” kavramı kullanıldığından, musakkaf olma şartının Türk Borçlar Kanunu’nda da arandığı sonucuna varılacaktır. İİK'nun 272-275. madde hükümleri konut ve çatılı iş yeri dışındaki kiralarda, taşınmazların tahliyesi için tam uygulanır. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında ise kiracı belirli süreli işlemlerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarda bir yıl için uzatılmış sayılır."
Kaynak: 12. Hukuk Dairesi 2014/24460 E. , 2014/26824 K.
Belgeyi Gör: 12. Hukuk Dairesi 2014/24460 E. , 2014/26824 K.
Uygulama Notu: Karma Vasıflı Taşınmazlarda Üstün Vasıf İlkesi
Bir taşınmazın hem açık alan hem de kapalı alan (örneğin büfe ve yazlık çay bahçesi) içermesi durumunda, yargılama aşamasında "üstün vasıf" araştırması yapılır. Taşınmazın kullanım amacına göre hangi kısmın baskın olduğu, bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir. Eğer kapalı alan tali bir unsur ise genel hükümler uygulanarak süre bitimiyle tahliye talep edilebilir; ancak kapalı alan sözleşmenin ekonomik ve fiili merkezini oluşturuyorsa kiracı TBK m. 347 korumasından yararlanır.
Kira Bedelinin Belirlenmesinde Kanuni Sınırlar ve TBK m. 344/1
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira artış oranı, tarafların iradesinden bağımsız olarak emredici bir tavan sınırlamaya tabidir. TBK m. 344 uyarınca, taraflarca yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış oranı, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemez. Bu kural, kamu düzeninden olup kiracı aleyhine değiştirilemez. Sözleşmede bu oranın üzerinde bir artış kararlaştırılmış olsa dahi, yasal sınır aşan kısım yönünden sözleşme geçersiz sayılır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/893 E. ve 2025/3205 K. sayılı ilamında vurgulandığı üzere, adi kira ve ürün kirasında irade serbestisi hakimken, konut ve çatılı işyeri kiralarında kanun koyucu kiracıyı koruma amacıyla müdahaleci bir tutum sergilemiştir. 01.01.2019 tarihinden sonraki dönemler için ÜFE yerine TÜFE on iki aylık ortalamaların esas alınması zorunluluğu, uyuşmazlıkların çözümünde anahtardır.
"Yenilenen veya uzun süreli olan kira sözleşmesinin konut ve çatılı işyeri kirası olduğunda ise ilk yıl sonrası dört kira dönemi için kira belirlemesinde artış oran ve kriterleri sözleşmede taraflarca belirlenebilirse de sözleşmede belirlenen artış oranı TBK m. 344 de ki emredici düzenlemeye göre... bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranından daha yüksek olamaz. Kiracı tarafından bu sınır artış oranından daha yüksek olarak sözleşmede belirlenen artışa göre yapılan kira alacağı talebi kiracı tarafından kabul edilmediğinde veya kira tespiti talebinde bulunulduğunda sözleşmedeki artış oranı değil kanuni düzenlemedeki artış oranı uygulanır."
Kaynak: 3. Hukuk Dairesi 2025/893 E. , 2025/3205 K.
Kira Artış Hesaplamalarında Kritik Periyotlar
Kira bedeli artışı hesaplanırken şu üç aşamalı kontrol listesi uygulanmalıdır: 1. Sözleşme Serbestisi Denetimi: Artış oranı sözleşmede TÜFE ortalamasından düşük belirlenmişse sözleşme hükmü uygulanır. 2. Yasal Tavan Denetimi: Sözleşmedeki oran TÜFE ortalamasından yüksekse, TÜFE ortalaması uygulanır. 3. Anlaşmazlık Hali: Sözleşmede artış şartı yoksa, hakim tarafından kiralananın durumu göz önüne alınarak TÜFE sınırını geçmemek kaydıyla hakkaniyete göre belirlenir.
Beş Yıllık Sürenin Dolumu ve Hak ve Nesafet İlkesi
Kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren beş yıl geçtikten sonra, kira bedelinin tespiti davasında TÜFE on iki aylık ortalama sınırı uygulanmaz. TBK m. 344/3 uyarınca, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde, hakim tarafından yeni kira yılı bedeli; TÜFE artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak "hakkaniyete uygun" şekilde belirlenir. Bu aşamada artık "endeksle sınırlı artış" değil, "piyasa rayicine yaklaşım" esastır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/9222 E. ve 2019/5808 K. sayılı kararında, beş yıllık süre dolduktan sonra yapılacak tespitte "hak ve nesafet" ilkesinin nasıl uygulanacağını formüle etmiştir. Bu tespit yapılırken, kiralananın boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira bedelinden, kiracının eski kiracı olması sebebiyle makul bir indirim (genellikle %10-%20 aralığında) yapılarak net bedel belirlenir.
| Dönem | Artış Kriteri | Sınırlama |
|---|---|---|
| İlk 5 Yıl (Sözleşmede şart varsa) | Sözleşme Oranı | Maksimum TÜFE 12 Aylık Ort. |
| İlk 5 Yıl (Sözleşmede şart yoksa) | Hakim Kararı | Maksimum TÜFE 12 Aylık Ort. |
| 5 Yıl ve Sonrası | Hak ve Nesafet | TÜFE sınırı yok; Emsal ve Rayiç esas |
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Sona Ermesi
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi, kiracı lehine asimetrik bir yapı arz eder. TBK m. 347 uyarınca kiracı, belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahiptir. Kiraya veren ise, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Bu kuralın tek istisnası, on yıllık uzama süresinin dolmasıdır.
Sözleşmenin kiraya veren tarafından sona erdirilebilmesi için TBK’da belirtilen tahliye sebeplerinden birinin (ihtiyaç, yeniden inşa, iki haklı ihtar, kiracının veya eşinin konutu bulunması vb.) varlığı ve usulüne uygun dava açılması şarttır. Genel hükümlere tabi (arsa vb.) kiralamalarda ise, TBK m. 327 uyarınca süre bitimiyle sözleşme kendiliğinden sona erer ve kiraya veren bir ay içinde tahliye davası açabilir.
"Taşınmazın dükkan, işyeri olarak kiralandığı ve turist taşıma ve oto kiralama işi yapıldığı, kiralananın genel hükümlere tabi olmayıp konut ve çatılı işyeri kiraları hükümlerine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Kiralanan genel hükümlere tabi olmadığından süre bitimi ile kira sözleşmesi sona ermez. Konut ve çatılı iş yerleri kira sözleşmesi TBK 347/1 maddesine göre aynı şartlarla birer yıl uzamış sayılır... Konut ve çatılı işyeri kiralarına tabi taşınmazlarda ise tahliye davası açılabilecek haller sınırlı sayıda olup, bu tür yerlerde kural olarak kiralayana süre bitimi nedeniyle tahliyeyi isteme hakkı tanınmamıştır."
Kaynak: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2015/13272 E. , 2016/7107 K.
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2015/13272 E. , 2016/7107 K.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye ve Samimiyet Denetimi
Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi varsa, TBK m. 350 uyarınca tahliye davası açılabilir. Yargı pratiğinde bu ihtiyacın "gerçek, samimi ve zorunlu" olması şartı aranır. Henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun süreye bağlı olan ihtiyaçlar tahliye nedeni olarak kabul edilmez. Örneğin, kiraya verenin halen kirada oturuyor olması veya yurt dışından kesin dönüş yapacak olması somut ihtiyaç delili olarak kabul edilebilirken, "ileride çocuklarım oturacak" şeklindeki soyut iddialar reddedilmektedir.
Yeniden Kiralama Yasağı ve Tazminat Riski (TBK m. 355)
Gereksinim amacıyla tahliye sağlanan bir taşınmaz, haklı bir sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırı hareket eden kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/6483 E. ve 2019/2527 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kiracı ihtar üzerine taşınmazı kendiliğinden boşaltmışsa, yani bir mahkeme kararı ve icra yoluyla tahliye gerçekleşmemişse, TBK m. 355 tazminatına hükmedilemez.
"Kiralanan, davacı tarafça, beyanına göre, ihtarname tebliği sonrası 01/01/2012 tarihinde kendiliğinden tahliye edilmiş olup davalının gereksinim nedeniyle açtığı bir tahliye davası ve bu tahliye davası sonucu verilen mahkeme kararının uygulanması suretiyle tahliyenin sağlanması durumu söz konusu olmadığından 355. maddede düzenlenen tazminat koşulları oluşmamıştır."
Kaynak: 3. Hukuk Dairesi 2017/6483 E. , 2019/2527 K.
Yeni Malikin İktisap ve İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Hakkı
Taşınmazı sonradan edinen kişi, TBK m. 351 uyarınca, kendisinin veya kanunda sayılan yakınlarının ihtiyacı için kira sözleşmesini feshedebilir. Yeni malikin bu haktan yararlanabilmesi için iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunması ve iktisaptan altı ay sonra dava açması gerekir. Alternatif olarak yeni malik, kira sözleşmesinin süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde de dava açabilir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/990 E. ve 2023/51 K. sayılı kararı, bu noktada önemli bir usul ayrımına işaret eder. Eğer yeni malik, taşınmazda daha önceden paydaş (hissedar) ise, TBK m. 351'deki "yeni malik" kolaylığından yararlanamaz; bu durumda tahliye talebi TBK m. 350 (kiraya verenin gereksinimi) hükümleri çerçevesinde, sözleşme sonu beklenerek ileri sürülmelidir.
"Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu 2022/990 E. , 2023/51 K.
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taraf Olduğu Kira Sözleşmeleri
Kamu kurumlarının mülkiyetindeki taşınmazların kiralanmasında, sözleşmenin kuruluş aşamasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmakla birlikte, kira ilişkisinin devamı ve sona ermesinde TBK’nın konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümleri (m. 339/2) geçerlidir. Bu durum, kamu idarelerinin sadece "süre bitimi" gerekçesiyle kiracılarını tahliye edemeyeceği anlamına gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamu kurumlarının taraf olduğu kira sözleşmelerinde de TBK m. 347 uyarınca kiracının bildirimde bulunmaması halinde sözleşmenin birer yıl uzayacağını ve tahliye için kanuni bir sebebin varlığının şart olduğunu istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir.
"TBK 339/2. maddede, kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiş olup... bu hüküm 2886 sayılı Kanununa tabi idareler yönünden 6570 sayılı Kanun, 14. maddesindeki düzenlemenin benzeri niteliğindedir. 6570 sayılı Kanunun 11. maddesinde, kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdire sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır hükmü bulunduğundan kiracının bu şekilde bildirimi bulunmadıkça Kanun kapsamına giren taşınmazlar yönünden kira sözleşmesi sürenin dolması ile kendiliğinden sona ermemektedir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu 2017/461 E. , 2021/1167 K.
Kiracının Güvence Verme Borcu ve Hapis Hakkı
TBK m. 342 uyarınca, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının güvence (depozito) vermesi kararlaştırılmışsa, bu miktar üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence bedelinin nakit olması durumunda bir vadeli tasarruf hesabına yatırılması, kıymetli evrak olması durumunda ise bankaya depo edilmesi yasal zorunluluktur. Bu düzenleme, kiraya verenin depozitoyu haksız yere alıkoymasını engellemeyi amaçlar.
Öte yandan, kiraya verenin ödenmeyen kira bedellerini güvence altına almak amacıyla kiralananda bulunan taşınırlar üzerinde "hapis hakkı" bulunmaktadır (TBK m. 336-338). Ancak TBK m. 337 uyarınca, üçüncü kişilere ait olduğu bilinen veya bilinmesi gereken eşyalar ile çalınmış veya kaybolmuş eşyalar üzerinde kiraya verenin hapis hakkı öncelikli değildir.
"Üçüncü kişilerin, kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya ile çalınmış, kaybolmuş veya başka bir biçimde malikinin elinden iradesi dışında çıkmış eşya üzerindeki hakları, kiraya verenin hapis hakkından önce gelir. Kiraya veren, kiracı tarafından kiralanana getirilmiş olan taşınırların kiracının mülkiyetinde olmadığını kira sözleşmesi devam ederken öğrendiği hâlde, sözleşmeyi en yakın fesih döneminin sonu için feshetmezse, bu eşya üzerindeki hapis hakkını kaybeder."
Kaynak: TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 337
Yazılı Tahliye Taahhüdü ve Geçerlilik Koşulları
TBK m. 352/1 uyarınca, kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmişse, kiraya veren bu tarihten başlayarak bir ay içinde icra veya dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Tahliye taahhüdünün geçerliliği için şu üç şartın kümülatif olarak bulunması gerekir: 1. Yazılılık Şartı: Taahhüt yazılı olmalıdır. 2. Tarih Şartı: Tahliye tarihi açıkça belirtilmelidir. 3. Hür İrade ve Zamanlama: Taahhüt, kira sözleşmesinin kurulmasından ve taşınmazın tesliminden sonraki bir tarihte verilmiş olmalıdır. Kira sözleşmesi ile aynı gün imzalanan veya boş kağıda imza attırılarak sonradan doldurulan taahhütnameler yargıtay denetiminde geçersizlik riski taşır.
İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye Usulü
Kiracı, bir kira yılı içinde kira bedelini ödemediği için kendisine iki kez haklı ihtar gönderilmesine sebep olmuşsa, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir (TBK m. 352/2). İhtarların "haklı" sayılabilmesi için ihtarın tebliğ edildiği tarihte kiranın muaccel olması ve ihtarın içeriğinde hangi aya ait kiranın istendiğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Aynı aya ilişkin birden fazla ihtar, tek ihtar sayılır. Bu dava türünde süreler hak düşürücü nitelikte olup, kira yılının bitiminden itibaren bir aylık dava açma süresi kaçırılmamalıdır.
Kira Uyuşmazlıklarında Usul Ekonomisi ve Arabuluculuk
7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira hukukundan kaynaklanan (tahliye, kira tespiti, uyarlama, alacak vb.) uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması "dava şartı" haline getirilmiştir. Arabuluculuk aşamasında tarafların anlaşamaması halinde düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenmelidir. Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Dava Açma Sürelerinin Korunması
TBK m. 345 uyarınca kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak belirlenecek yeni kiranın kira döneminin başından itibaren geçerli olması için, davanın yeni dönemin başlangıcından en geç 30 gün önce açılması veya bu süre içinde kira artış ihtarının tebliğ edilmiş olması gerekir. Sözleşmede artış şartı varsa, dava kira dönemi sonuna kadar açılsa dahi yeni dönemin başından itibaren etkili olur.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kiracıya gönderilen ihtarname ile kira sözleşmesi kendiliğinden feshedilmiş sayılır mı? Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin gönderdiği ihtarname sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; ihtarname yalnızca hukuki süreci (dava açma süresini) başlatır veya kiracıyı temerrüde düşürür. Tahliye için mahkeme ilamı veya kesinleşmiş icra takibi zorunludur.
2. 5 yılı dolmayan bir sözleşmede kira bedeli rayiç değerlere (hak ve nesafete) göre artırılabilir mi? Hayır. İlk 5 yıllık dönemde artış oranı TÜFE on iki aylık ortalamayı geçemez. Ancak taşınmazın niteliğinde veya çevresel faktörlerde öngörülemeyen aşırı bir değişim (emprevizyon) varsa TBK m. 138 uyarınca "kira bedelinin uyarlanması" davası açılabilir; fakat bu kira tespiti davasından farklı ve daha ağır ispat yükü gerektiren bir yoldur.
3. Tahliye taahhüdünde imzanın kiracıya ait olmadığı iddia edilirse süreç nasıl işler? Bu durumda kiraya veren, icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını veya genel mahkemede tahliye davası açabilir. İmza inkarı söz konusu olduğunda bilirkişi incelemesi yapılır. Taahhütname noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmışsa imza inkarı ancak "sahtelik iddiası" ile dinlenebilir.
4. Kiracı evi boşalttıktan sonra anahtarı kime ve nasıl teslim etmelidir? Hukuki uyuşmazlık yaşamamak adına anahtar teslimi ya tutanakla yapılmalı ya da noter vasıtasıyla tevdi mahalli tayini istenmelidir. Anahtar teslim edilmediği sürece kiracının kira ödeme borcu ve taşınmaza yönelik sorumluluğu devam eder. Yargıtay uygulamasına göre anahtarın teslim edildiğinin ispat yükü kiracıya aittir.
5. İşyeri kiralarında stopaj ve KDV sorumluluğu kira bedeline dahil midir? Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kararlaştırılan kira bedeli "net" bedel olarak kabul edilir ve vergi sorumlulukları (stopaj vb.) kiracıya aittir. Ancak sözleşmede bedelin "brüt" olduğu belirtilmişse veya hiçbir açıklama yoksa, Yargıtay genel eğilimi KDV'nin bedele dahil olduğu yönündedir (Kaynak 10 analizi).
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/893, Karar No: 2025/3205.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/2580, Karar No: 2024/792.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/6483, Karar No: 2019/2527.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/24460, Karar No: 2014/26824.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/461, Karar No: 2021/1167.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2022/990, Karar No: 2023/51.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/9222, Karar No: 2019/5808.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (Kapatılan), Esas No: 2015/13272, Karar No: 2016/7107.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, somut her olayın kendine has özellikleri uyarınca farklı hukuki sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. İçerik, profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyoneline danışılması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.