
İtirazın Kaldırılması Davasında Hak Düşürücü Süreler, İİK 68 Kapsamında Belge Hiyerarşisi ve İmza İnceleme Usulü
İcra ve İflas Kanunu 68. madde uyarınca açılan itirazın kaldırılması davasında, altı aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı tebliğ esasına dayanırken, imza itirazlarında bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve belge asılları üzerinden inceleme yapılması yargılama sıhhati açısından zorunluluk arz etmektedir.
İtirazın Kaldırılması Talebinde İİK 68/1 Maddesi Kapsamındaki Sınırlı Sayım Belgeler
İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 68/1 uyarınca itirazın kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için alacaklının elinde kanunda tahdidi olarak sayılan belgelerden birinin bulunması zorunludur. Bu belgeler; imzası ikrar edilmiş adi senetler, noterlikçe tasdikli borç ikrarlarını içeren senetler, resmi dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun verdikleri makbuz ve belgelerdir. İcra mahkemesi, dar yetkili bir mahkeme olması sebebiyle bu belgeler dışındaki delilleri (tanık, yemin gibi) kural olarak inceleyemez.
Alacaklının takip talebi bu nitelikte bir belgeye dayanmıyorsa, borçlunun itirazını hükümden düşürmek için genel mahkemelerde İİK m. 67 uyarınca itirazın iptali davası açması gerekir. İİK m. 68/1'deki belge listesi, icra hukuk mahkemesinin yargılama sınırlarını ve ispat vasıtalarını tayin eder. Borçlu, itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
"Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir."
Kaynak: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68/1
İİK 68/1 Kapsamında Geçerli Belgelerin Tasnifi
İcra mahkemesi huzurunda ispat vasıtası olarak kullanılacak belgeler, borçlunun savunma imkanlarını da şekillendirir. Noter senetleri, sahteliği ispatlanana kadar kesin delil niteliğindedir. Buna karşın adi senetler üzerindeki imza inkarı, yargılamayı "geçici kaldırma" prosedürüne sevk eder.
Belge Asıllarının İbrazı ve Fotokopi ile İnceleme Yasağı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, imza ve yazı incelemelerinde fotokopi veya onaysız suretler üzerinden inceleme yapılması hukuken geçersizdir. Sıhhatli bir grafolojik inceleme için belgenin aslının, üzerindeki baskı derecesinin ve mürekkep akışının uzman tarafından görülmesi şarttır.
İtirazın Kaldırılması Davasında Altı Aylık Hak Düşürücü Süre ve Tebliğ Esası
İtirazın kaldırılması davası açma hakkı, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren altı aylık hak düşürücü süreye tabidir. İİK m. 68/1'de düzenlenen bu süre, itirazın fiilen öğrenilmesiyle değil, icra dairesi aracılığıyla usulüne uygun tebliği ile işlemeye başlar. Eğer itiraz alacaklıya hiç tebliğ edilmemişse, altı aylık süre işlemeye başlamayacaktır.
Ancak yargı pratiğinde, alacaklının tebligat yapılmadan önce itirazdan haberdar olup icra hukuk mahkemesine başvurması durumu "öğrenme" karinesi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda dilekçe tarihi, tebliğ hükmünde sayılarak hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak alınır.
"İtirazın kaldırılması davasının, takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından itirazın tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde açılması gerekir. İİK.nun 68. maddesinde gösterilmiş olan bu süre hak düşürücü olup, bu süre itirazın öğrenilmesi ile değil, itirazın alacaklıya tebliğ ile başlayacağı kabul edilmiştir. Mahkemece henüz 6 aylık hak düşürücü süre işlemeye başlamadığından, itirazın kaldırılması davasının süresinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekir..."
Kaynak: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/9082, Karar No: 2016/3202
Tebliğ Yokluğunda Öğrenme Karinesi Olarak Dava Açma Fiili
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğini beklemeden itirazın kaldırılması davası açarsa, bu tarihten itibaren itirazın tüm sonuçlarına vakıf sayılır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, itirazın kaldırılması davası açılması, itirazın tebliği hükmündedir ve bir yıllık itirazın iptali davası süresini de bu tarihten itibaren başlatabilir.
Süresinde Açılmayan Davanın İcra Takibine Etkisi
Altı aylık sürenin kaçırılması halinde, alacaklı artık aynı takip dosyası üzerinden itirazın kaldırılmasını talep edemez. Bu durum, takibin kesin olarak durması sonucunu doğurur. Ancak bir yıllık genel sürede itirazın iptali davası açma hakkı saklıdır; her iki sürenin de geçmesi durumunda ise yeniden ilamsız takip yapma olanağı ortadan kalkar (İİK m. 68/1 son cümle).
| Dava Türü | Dayanak Madde | Süre | Süre Başlangıcı | Görevli Mahkeme |
|---|---|---|---|---|
| İtirazın Kaldırılması | İİK m. 68 | 6 Ay | İtirazın Tebliği | İcra Hukuk Mahkemesi |
| İtirazın İptali | İİK m. 67 | 1 Yıl | İtirazın Tebliği | Genel Mahkemeler (Sulh/Asliye) |
| Borçtan Kurtulma | İİK m. 69 | 7 Gün | Geçici Kaldırma Kararı | Genel Mahkemeler |
İtirazın Kesin Kaldırılması ve İcra İnkar Tazminatı Uygulaması
Borçlu, alacaklının İİK m. 68'de belirtilen belgelerine karşı aynı nitelikte bir belgeyle savunma yapamazsa mahkeme itirazın kesin kaldırılmasına karar verir. Bu aşamada mahkeme, maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil eden bir yargılama yapmaz; sadece takibin devam edip etmeyeceğine karar verir.
İtirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde, borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. Bu tazminatın şartı, alacağın likit (bilinebilir) olması ve borçlunun itirazında haksız bulunmasıdır.
İtirazın Kesin Kaldırılmasında Belge ile İspat Zorunluluğu
İİK m. 68/2 uyarınca, borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazı kesin olarak kaldırır. Borçlunun sadece "borcum yoktur" veya "ödeme yaptım" şeklindeki soyut beyanları, m. 68'deki belgeler karşısında geçerlilik kazanmaz. Ödeme savunması mutlaka yazılı bir belge veya makbuz ile ispatlanmalıdır.
Bekletici Mesele Yasağı ve İstisnaları
İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebi hakkında karar verirken, başka mahkemelerde açılmış olan davaları kural olarak bekletici mesele yapamaz (İİK m. 68/4). Bu kuralın tek istisnası, borçlunun murisine ait bir borçtan takip edilmesi ve terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek ilam getirmek için süre istemesidir. Bunun dışındaki "menfi tespit davası açtım" veya "savcılık soruşturması var" gibi iddialar yargılamayı durdurmaz.
İtirazın Geçici Kaldırılması ve İmza İnkarının Hukuki Sonuçları
Adi bir senede dayanan takipte borçlu sadece imzaya itiraz etmişse, alacaklı İİK m. 68/a uyarınca itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda mahkeme, imza incelemesi yapar. İnceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılırsa, itiraz geçici olarak kaldırılır.
Geçici kaldırma kararı ile alacaklı, borçlunun malları üzerine ihtiyati haciz koydurabilir ancak satış isteyemez. Borçlu, bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde genel mahkemede "borçtan kurtulma davası" açmazsa, geçici kaldırma kararı kesin kaldırmaya dönüşür.
"Alacak ilamsız icra takibinde adi senede dayanmış ve borçlu sadece takibin dayandığı belgedeki imzaya itiraz etmişse, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine başvurarak itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. (İİK.m.69). İcra Mahkemesince yapılacak inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olmadığının tespiti halinde icra mahkemesi itirazın geçici kaldırılması talebini reddeder."
Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/17087, Karar No: 2013/3166
Belgeyi Gör: (Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/17087 E. , 2013/3166 K.
Borçtan Kurtulma Davası Açma Süresi ve Hak Düşürücü Niteliği
İİK m. 69 uyarınca tanınan 7 günlük süre hak düşürücüdür. Bu süre içinde dava açılmaması halinde borçlunun takibe itirazı düşer ve alacaklı kesin haciz isteme yetkisini kazanır. Borçtan kurtulma davası, niteliği itibariyle bir menfi tespit davası olup, ispat yükü bu davada alacaklıdadır.
İmza İtirazında Para Cezası ve Tazminat
İmza incelemesi neticesinde itirazı reddedilen borçlu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değerin %10'u oranında para cezasına mahkum edilir. Ayrıca alacaklının talebi üzerine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilir. Bu yaptırımlar, borçlunun kötüniyetli imza inkarını engelleme amacı taşır.
İcra Mahkemesinde İmza İnceleme Usulü ve Bilirkişi Raporlarının Niteliği
İcra mahkemesinde imza incelemesi HMK m. 211 ve İİK m. 68/a-4 çerçevesinde gerçekleştirilir. Mahkeme, öncelikle borçlunun mukayeseye elverişli istiktap (huzurda alınan) imzalarını toplar; ardından kamu kurumlarından ve bankalardan samimi imza örneklerini celbeder.
Grafolojik incelemede en temel kural, incelemenin senedin tanzim tarihine en yakın tarihli samimi imzalar üzerinden yapılmasıdır. Bilirkişi raporunun tarafların ve yargı denetimine elverişli, gerekçeli ve bilimsel yöntemlere (optik cihazlar, baskı derecesi analizi vb.) dayanması zorunludur.
"İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır... Fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir."
Kaynak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/9646, Karar No: 2023/2270
Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi
Eğer dosyada birden fazla bilirkişi raporu varsa ve bu raporlar arasında imzanın aidiyeti noktasında çelişki mevcutsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermek zorundadır. Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporun, diğer uzman raporlarına göre önceliği veya yasal bir üstünlüğü bulunmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, çelişki halinde üniversite öğretim üyelerinden oluşan genişletilmiş bir heyetten yeni bir rapor alınması gerektiğini belirtmektedir.
Mukayese Belgelerin Seçimi ve İspat Yükü
İmza itirazında ispat yükü, senedi takibe koyan alacaklı üzerindedir. Alacaklı, imzanın borçluya ait olduğunu ispatlamakla mükelleftir. Borçlunun noter senedi, banka sözleşmesi gibi resmi nitelikli belgelerdeki imzaları, mahkeme huzurunda alınan imzalardan (istiktap) daha güvenilir kabul edilmektedir; zira istiktap sırasında borçlunun imzasını değiştirme ihtimali mevcuttur.
İtirazın Kaldırılması ve İtirazın İptali Davaları Arasındaki Seçimlik Hak
Alacaklı, İİK m. 68'deki belgelerden birine sahip olsa dahi, dilerse icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılmasını, dilerse genel mahkemede itirazın iptalini talep edebilir. Bu bir seçimlik haktır. Ancak itirazın kaldırılması talebi reddedilen alacaklı, genel mahkemede itirazın iptali davası açma hakkını kaybetmez.
2003 yılında İİK m. 67/1'de yapılan değişiklik ile "itirazın kaldırılması için merciie müracaat etmek istemeyen" ibaresi metinden çıkarılmıştır. Bu sayede, icra mahkemesinde usuli nedenlerle veya ispat yetersizliğiyle davası reddedilen alacaklının, genel mahkemede tam bir yargılama ile hakkını araması yolu açılmıştır.
"Anılan kanun değişikliği ile merciide itirazın kaldırılması için dava açan ve ancak davası reddedilen alacaklıya da itirazın iptali davası açma olanağı tanınmıştır... Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır."
Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, Esas No: 2007/12529, Karar No: 2008/2666
Belgeyi Gör: (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12529 E. , 2008/2666 K.
İtirazın Kaldırılması Talebinin İptal Davası Süresine Etkisi
İcra mahkemesine başvurulmuş olması, genel mahkemede açılacak olan itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süresini durdurmaz. Alacaklı, icra mahkemesindeki davanın sonucunu beklerken bir yıllık süreyi geçirirse, itirazın iptali davası açma hakkını kaybeder. Bu durumda alacaklı sadece "alacak davası" açabilir ki bu durumda duran takip devam etmez, sadece tahsil hükmü elde edilir.
Derdestlik İtirazı ve İki Yolun Aynı Anda Kullanılamaması
Alacaklı, aynı alacak için hem itirazın kaldırılmasını hem de itirazın iptalini aynı anda isteyemez. Bir yol seçildikten sonra diğeri ancak ilk talepten feragat edilmesi veya talebin karara bağlanması sonrası ikame edilebilir. Genel mahkemede dava açılması, icra mahkemesindeki başvuruyu derdest hale getirir.
Kira Alacaklarında İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Talebi
Kira borcuna dayalı takiplerde borçlu kira akdine itiraz etmez, sadece borca itiraz ederse alacaklı İİK m. 269 uyarınca itirazın kaldırılmasını ve tahliyeyi icra mahkemesinden isteyebilir. Ancak kira sözleşmesinin varlığı veya imzası inkar edilmişse, icra mahkemesi ancak İİK m. 68'deki nitelikte bir yazılı sözleşme varsa itirazı kaldırabilir.
Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa veya sözleşmedeki imza inkar edilmişse ve bu inkarı bertaraf edecek noter onaylı bir belge bulunmuyorsa, uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektireceğinden Sulh Hukuk Mahkemesi görevli hale gelir.
"Dava, itirazın kaldırılması ve taşınmazın tahliyesi istemine ilişkindir... Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin varlığı ve kira bedelinin tespiti ihtilaf konusu olup bu hususlar yargılamayı gerektirdiğinden uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."
Kaynak: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/15670, Karar No: 2014/17102
Belgeyi Gör: 17. Hukuk Dairesi 2014/15670 E. , 2014/17102 K.
Kira Takibinde Ödeme Def'i ve Belgelendirilmesi
Kira takibine itiraz eden borçlu, ödeme yaptığını iddia ediyorsa, bu iddiasını banka dekontu veya alacaklının imzasını taşıyan bir makbuz ile ispatlamalıdır. İcra mahkemesi, "elden ödedim, tanığım var" şeklindeki savunmaları kabul etmez. Ödemenin belgelendirilememesi, doğrudan itirazın kaldırılması ve tahliye kararı verilmesi sonucunu doğurur.
Temerrüt Nedeniyle Tahliye Şartları
Kira alacağı için başlatılan takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçluya 30 günlük (hasılat kiralarında 60 gün) ödeme süresi tanınır. Borçlu bu süre içinde itiraz eder ve itirazı kaldırılırsa, ayrıca temerrüt şartları oluştuğu için tahliye kararı da verilir. İtirazın kaldırılması davasında tahliye talep edilebilmesi için takibin bu yönde bir ihtar içermesi şarttır.
İtirazın Kaldırılması Talebinin Reddi Halinde Alacaklının Hukuki Durumu
Alacaklının itirazın kaldırılması talebi, takibe dayanak belgenin İİK m. 68 niteliğinde görülmemesi nedeniyle reddedilirse, bu karar alacaklı için bir yıkım teşkil etmez. Alacaklı, bu kararın kesinleşmesini beklemeden genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir.
Ancak red kararı esasa ilişkinse (örneğin imza incelemesi sonucunda imzanın borçluya ait olmadığı saptanmışsa), alacaklı aleyhine para cezasına ve tazminata hükmedilebilir. Bu durumda alacaklı, genel mahkemede açacağı davada imzanın gerçekliğini ispatlarsa bu cezalar kalkar.
Red Kararı Sonrası İtirazın İptali Davasında İspat Serbestisi
İcra mahkemesinde belgesi yetersiz bulunan alacaklı, genel mahkemede her türlü delile başvurabilir. İcra mahkemesinin "belge yetersizliği" nedeniyle verdiği red kararı, genel mahkeme hakimini bağlamaz. Genel mahkemede tanık dinletilebilir, yemin teklif edilebilir veya ticari defter incelemesi yaptırılabilir.
Kötüniyet Tazminatı Riski
İtirazın kaldırılması talebi haksız bulunan alacaklı, borçlunun talebi üzerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilebilir. Bunun için alacaklının takibi başlatırken veya itirazı kaldırırken kötüniyetli olduğunun (borcun ödendiğini bilmesi veya sahte belge kullanması gibi) saptanması gerekir.
Süresinde İtirazın Kaldırılması İstenmemesinin Sonuçları ve Yeni Takip Yasağı
İİK m. 68/1 uyarınca altı aylık sürede itirazın kaldırılması istenmezse veya İİK m. 67/1 uyarınca bir yıllık sürede itirazın iptali davası açılmazsa, ilamsız takip dosyası işlemden kaldırılır ve takibin devamı imkansız hale gelir. Kanun koyucu bu durumda alacaklıya ciddi bir yaptırım öngörmüştür: Aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamaz.
Bu yasak, icra dairesinin iş yükünü azaltmak ve borçluyu mükerrer takiplerden korumak amacı güder. Alacaklı bu süreyi geçirirse, artık tek yolu genel mahkemede alacak davası açıp bir ilam elde etmek ve bu ilamı takibe koymaktır.
Yeni Takip Yasağının Kapsamı ve Şikayet Yolu
Eğer alacaklı, süreleri geçirdikten sonra aynı alacak için ikinci bir ilamsız takip başlatırsa, borçlu bu durumu İİK m. 16/2 uyarınca süresiz şikayet konusu yapabilir. İcra memurunun bu tür bir takip talebini re'sen reddetmesi gerekir; ancak kabul edilirse icra mahkemesi şikayet üzerine takibi iptal eder.
Alacak Davası ve İlamlı Takip Alternatifi
Hak düşürücü süreleri kaçıran alacaklı için "itirazın iptali" yolu kapanmış olsa da "alacak davası" yolu genel zamanaşımı süresi içinde her zaman açıktır. Bu davada alınacak hüküm bir "edaya" ilişkin olacağından, doğrudan ilamlı takip (örnek 2) yoluyla icraya konulabilir. Bu aşamada artık itiraz mekanizması değil, sadece icranın geri bırakılması (İİK m. 33) söz konusu olabilir.
İcra Hukuk Mahkemesinde Yargılama Usulü ve Pratik Uygulama Notları
İcra mahkemelerinde yargılama usulü, HMK'nın basit yargılama usulüne (m. 316-322) tabidir. Bu usulde dava ve cevap dilekçeleri dışında bir dilekçe aşaması bulunmaz. Taraflar, tüm delillerini ve belgelerini dilekçelerine eklemek veya hangi kurumlardan getirtileceğini açıkça belirtmek zorundadır.
Uygulamada, duruşma günü kalem işlemleri ile belirlenir ve tebligatların hızı davanın sonucunu doğrudan etkiler. İcra mahkemesi kararları, kural olarak temyiz veya istinaf edildiğinde takibi durdurmaz; ancak borçlu İİK m. 36 uyarınca icranın durdurulması (tehir-i icra) kararı getirirse takip durur.
Editörün Notu: Adliye Pratiğinde Süre Yönetimi
Alacaklı vekillerinin, icra dosyasındaki itirazın kendilerine tebliğ edilmesini beklemek yerine, dosyayı periyodik olarak kontrol ederek (UYAP üzerinden) itirazın varlığını saptadıkları anda itirazın kaldırılması davası açmaları, altı aylık sürenin başlangıcını kendi kontrollerine almalarını sağlar. Unutulmamalıdır ki; dava açıldığı anda "öğrenme" gerçekleşmiş sayılır.
İcra Mahkemesi Kararlarının Kesin Hüküm Niteliği
İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebi üzerine verdiği kararlar, sadece icra takibi yönünden sonuç doğurur. Bu kararlar, maddi hukuk anlamında genel mahkemeleri bağlayıcı kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla, icra mahkemesinde davayı kaybeden taraf, genel mahkemede tam tersi bir sonuç elde edebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İtirazın kaldırılması davası devam ederken alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir mi?
Hayır, her iki dava aynı hukuki sonuca (itirazın hükmden düşürülmesine) yönelik olduğundan, aynı anda açılamazlar. Genel mahkemede açılan dava, icra mahkemesindeki dava için derdestlik itirazına konu olur. Ancak icra mahkemesindeki talepten feragat edilerek genel mahkemeye başvurulması mümkündür.
İmza itirazında bilirkişi raporu "imza borçluya aittir" derse borçlu hapis cezası alır mı?
İcra mahkemesinde yapılan imza incelemesi sadece hukuki bir tespittir; doğrudan hapis cezası doğurmaz. Ancak borçlu aleyhine %10 oranında idari para cezasına hükmedilir. Cezai işlem (resmi belgede sahtecilik vb.) ancak Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması ve ceza mahkemesinde yargılama yapılması neticesinde söz konusu olabilir.
İtirazın kaldırılması davasında tanık dinletilmesi mümkün müdür?
Kural olarak hayır. İcra mahkemesi İİK m. 68'deki sınırlı belgelerle bağlıdır. Ancak, imzası ikrar edilmiş bir belgenin içeriğinin sahteliği veya ödemenin yapıldığı gibi iddialarda, borçlunun elinde alacaklının imzasını taşıyan bir belge olması şartıyla teknik inceleme yapılabilir. Tanık dinlenmesi ise ancak tarafların açık muvafakati ile dahi icra mahkemesinin görev sınırlarını aşamaz.
Altı aylık süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açılabilir mi?
Evet. İtirazın kaldırılması için öngörülen 6 aylık hak düşürücü süre ile itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık süre birbirinden bağımsızdır. Alacaklı 6 ayı geçirmiş olsa bile, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir.
Kaynakça
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16, 62, 67, 68, 68/a, 69, 170, 269.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114, 115, 204, 211, 297, 303.
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 82.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2018/602, Karar No: 2019/218.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/9646, Karar No: 2023/2270.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/10520, Karar No: 2022/730.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/9082, Karar No: 2016/3202.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/208, Karar No: 2025/715.
Yasal Uyarı: Bu makale, 03.03.2026 tarihindeki güncel mevzuat ve yargı içtihatları dikkate alınarak sadece genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. İçerikte sunulan analizler akademik nitelikte olup, profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut vakalarda süreler, ispat araçları ve yargılama usulleri farklılık gösterebileceğinden, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına uzman bir hukukçu desteği alınması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.