
Ceza ve Hukuk Yargılamasında Hakimin Reddi ve Çekinmesi: İçtihat Odaklı Usul Analizi
Hakimin tarafsızlığını şüpheye düşüren hallerde başvurulan reddi hakim ve çekinme müesseseleri, doğal hakim ilkesinin korunması ile adil yargılanma hakkı arasında hassas bir denge kurar. Usul hukukunda hak düşürücü süreler ve ispat yükü, özellikle soyut husumet iddiaları karşısında yargısal istikrarı korumak amacıyla dar yorumlanmaktadır.
Hakimin Tarafsızlığını Şüpheye Düşüren Sebeplerin Hukuki Niteliği
Hakimin reddi ve çekinmesi, yargılamanın süjelerinden olan hakimin şahsi veya mesleki konumu nedeniyle tarafsızlığını yitirme ihtimaline karşı geliştirilmiş usuli güvencelerdir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) sistematiğinde bu müesseseler, hakimin "yasaklılığı" ve "tarafsızlığından şüphe edilmesi" şeklinde iki ana eksende kurgulanmıştır. Yasaklılık halleri (CMK m. 22, HMK m. 34) kanun koyucu tarafından kesin karine olarak kabul edilen ve hakimin hiçbir şekilde davaya bakamayacağı halleri kapsarken; reddi hakim sebepleri (CMK m. 24, HMK m. 36) somut olayın özelliklerine göre "tarafsızlığı şüpheye düşüren önemli bir sebebin" varlığına dayanır.
Yargısal uygulamada, tarafsızlığın iki boyutu olduğu kabul edilir: Subjektif tarafsızlık hakimin bireysel tutumuyla ilgiliyken, objektif tarafsızlık mahkemenin dışarıya verdiği güven telkin edici izlenimdir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, ret sebebinin varlığı için sadece şüphe yeterli olmayıp, bu şüphenin "mantıklı ve objektif" bir temele dayanması zorunludur.
"Kanunda hâkimin görev yasakları tek tek gösterilmesine karşın, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler sayılmamıştır. Zira, hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulmasının dayanağı her somut olayda farklılık arz edebilir. Ancak, ret sebebi olarak ileri sürülen hâl mantıklı ve objektif olmalıdır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/250 - Karar No: 2023/529
Subjektif ve Objektif Tarafsızlık Kriterleri
Subjektif tarafsızlık, hakimin dava dosyasındaki taraflara karşı bir önyargı besleyip beslemediği ile ilgilidir. Objektif tarafsızlık ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla da şekillendiği üzere, "adaletin tecelli ettiğinin görülmesi" (justice must not only be done, but also be seen to be done) ilkesine dayanır. Bu bağlamda, hakimin yargılama sürecindeki bir ara kararı veya usuli bir işlemi tek başına ret sebebi sayılamaz; zira bu işlemler kanun yolu denetimine tabidir.
Mahkemenin Bağımsızlığı ve Doğal Hakim İlkesi
Hakimin reddi müessesesi, kötü niyetli kullanıldığında "hakim seçme" (forum shopping) veya yargılamayı sürüncemede bırakma aracına dönüşebilir. Bu nedenle, üst mahkemeler (merci), reddi hakim taleplerini incelerken Anayasa’nın 9. maddesinde düzenlenen mahkemelerin bağımsızlığı ve 37. maddesindeki kanuni hakim güvencesini esas alır. Soyut iddialarla hakimin görevden el çektirilmesi, yargılama birliğini zedeleyen bir unsur olarak değerlendirilir.
Ceza Muhakemesinde Hakimin Davaya Bakamayacağı Haller ve İstisnalar
5271 sayılı CMK m. 22 ve m. 23 hükümleri, hakimin görevini yapamayacağı "kesin yasaklılık" durumlarını sınırlı (numerus clausus) şekilde saymıştır. Bu hallerin varlığı durumunda hakimin reddi talebine gerek kalmaksızın, hakimin kendiliğinden çekilmesi gerekir. Eğer yasaklı bir hakim hükme katılmışsa, bu durum CMK m. 289/1-b uyarınca "hukuka kesin aykırılık" hali teşkil eder ve bozma nedenidir.
Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, hakimin soruşturma evresinde yaptığı işlemlerin kovuşturma evresindeki tarafsızlığına etkisidir. CMK m. 23/2 uyarınca, aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış olan hakim kovuşturmada görev yapamaz. Ancak bu kuralın sınırları Yargıtay tarafından "hükme katılma" ve "asli yargılama" kriterleri üzerinden netleştirilmiştir.
"Hakimin soruşturma evresinde sulh ceza hakimi olarak görev yaptığı sırada sanığın tutuklanmasına karar vermesinin ve burada görüş açıklamasının daha sonra sanığın yargılandığı ağır ceza mahkemesinde başkan olarak sanığın cezalandırılmasına karar verilen hükümde yer alması adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde objektif ve subjektif anlamda tarafsızlık ilkesini [ihlal eder]."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/6240 - Karar No: 2021/4219
Tanık Hakimin Durumu ve Tali Yargılama İstisnası
Bir hakimin aynı davada tanık sıfatıyla dinlenmiş olması, CMK m. 22/1-h gereği kesin bir yasaklılık sebebidir. Ancak Yargıtay, bu yasağın "hükümle sonuçlanan asli yargılama" için geçerli olduğunu, tali nitelikteki işlemler (örneğin sadece tutukluluk incelemesi) için her zaman kesin aykırılık oluşturmayacağını kabul etmektedir.
Yargılamaya Katılamayacak Hakime İlişkin Sınırlar
Hukuk sistemimizde "ihsas-ı rey" (görüş açıklama) yasağı, hakimin tarafsızlığının en somut yansımasıdır. CMK m. 23/1 uyarınca, bir karara veya hükme katılan hakim, bu kararın üst mahkemece incelenmesi aşamasında görev alamaz. Bu kural, dikey bir denetim mekanizmasını korumayı amaçlar. Ancak aynı dairenin (örneğin Bölge Adliye Mahkemesi dairesi) daha önce verdiği bozma kararı sonrası dosyaya tekrar bakması bu kapsamda değildir; çünkü burada bir "yüksek görevli mahkeme" incelemesi söz konusu değildir.
Hukuk Muhakemesinde Reddi Hakim Sebepleri ve "Görüş Açıklama" Yasağı
6100 sayılı HMK m. 36, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren halleri örnekleme yöntemiyle saymıştır. Bu maddede yer alan bentler (öğüt verme, yol gösterme, tanıklık, hısımlık, husumet), yargılama pratiğinde en sık karşılaşılan ret gerekçeleridir. Özellikle hakimin "kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması" (HMK m. 36/1-b), mahkemenin nihai kararı vermeden önce taraflardan birinin lehine veya aleyhine kanaat uyandırması anlamına gelir.
Hukuk yargılamasında hakimin tarafsızlığı, sadece dosyadaki belgelerle değil, duruşma esnasındaki tutumuyla da ölçülür. Hakimin bir tarafın delilini toplarken takındığı tavır veya ara karar oluştururken kullandığı dil, ret talebine dayanak oluşturabilir. Ancak usul ekonomisi gereği yapılan hatırlatmalar veya kanuni zorunluluktan kaynaklanan açıklamalar "yol gösterme" kapsamında değerlendirilmez.
"Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması. b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması."
Kaynak: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Madde 36/1
Usul Kurallarının Uygulanmasındaki Hatalar Ret Sebebi midir?
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarına göre, bir hakimin usul kurallarını yanlış uygulaması, yanlış bilirkişi seçmesi veya tanık dinletme talebini reddetmesi birer "kanun yolu" (istinaf/temyiz) sebebidir, ancak doğrudan "ret sebebi" değildir. Hakimin hukuki takdir yetkisini kullanırken düştüğü hatalar, tarafsızlığını yitirdiği anlamına gelmez.
Ret Sebeplerinin Tahdidi Olmaması
HMK m. 36'da sayılan haller sınırlı değildir. Maddede geçen "özellikle aşağıdaki hallerde" ibaresi, kanun koyucunun benzer nitelikteki diğer durumları da kapsam içine aldığını gösterir. Örneğin, hakimin davanın taraflarından birinin vekiliyle sosyal ilişkisinin mesleki nezaketi aşan boyutta olması veya sosyal medyada dava konusuyla ilgili tarafgir paylaşımlarda bulunması, m. 36/1 ana hükmü uyarınca ret sebebi sayılabilir.
Husumet İddiası: HSK Şikayeti ve Tazminat Davalarının Reddi Hakim Etkisi
Adliye pratiğinde en çok suistimal edilen ret sebebi "husumet" (HMK m. 36/1-d) iddiasıdır. Bir tarafın, davanın hakimi hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) şikayette bulunması veya hakime karşı şahsi tazminat davası açması, otomatik olarak bir husumet ve dolayısıyla ret sebebi oluşturmaz. Eğer her şikayet bir ret sebebi sayılsaydı, taraflar beğenmedikleri her hakimi bir şikayet dilekçesiyle dosyadan uzaklaştırabilirdi.
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, bu tür durumlarda "kötü niyet" ve "doğal hakim ilkesi" kavramlarına vurgu yapmaktadır. Hakime karşı açılan davanın veya şikayetin somut bir delile dayanıp dayanmadığı, sadece hakimi reddetmek amacıyla yapılıp yapılmadığı titizlikle incelenir.
"Yargılama sırasında, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya aleyhine dava açması veya mahkeme hakiminin davanın taraflarından biri hakkında şikayette bulunması (suç duyurusunda bulunması) HMK.nın 36/1-d maddesindeki 'davalı olmak' anlamında yorumlanamaz. Suç duyurusunda bulunulması hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep olarak da düşünülemez."
Kaynak: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi - Esas No: 2020/1691 - Karar No: 2020/2104
Belgeyi Gör: T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ
Editörün Notu: Husumet Kapsamında "Davalı Olma" Şartı
HMK m. 36/1-d bendinde yer alan "iki taraftan birisi ile davası bulunması" ifadesi, hakimin taraf olduğu bir özel hukuk davasını kasteder. Ancak yargılama faaliyeti nedeniyle hakimin devlet aleyhine açılan tazminat davalarına rücu mekanizması dahilinde muhatap olması, kural olarak bu bendin kapsamına girmez. Yargısal istikrar, hakimin görevini her türlü baskıdan uzak yapmasını gerektirir.
Şikayet Sonrası Oluşan "Psikolojik Etki"
Bazı durumlarda hakim, kendisine yönelik ağır ithamlar veya haksız şikayetler nedeniyle "psikolojik olarak etkilendiğini" belirterek davadan çekilmek isteyebilir. Ancak Yargıtay, bu durumun da nesnel bir temeli olması gerektiğini, hakimin sadece duygusal tepkiyle davadan çekilmesinin "doğal hakim" ilkesine aykırı olduğunu belirtmektedir.
Hakimin Çekinmesi ve Mercii Denetimi Süreci
Hakimin çekinmesi, hakimin reddi talebinin "hakim eliyle" başlatılan versiyonudur. Hakim, yasaklılık hallerinde kendiliğinden çekilirken (CMK m. 30/1, HMK m. 34), tarafsızlığını şüpheye düşürecek hallerde ise "çekinmenin uygun olup olmadığına" karar verilmesi için dosyayı merciiye gönderir. Çekinme talebi, hakimin tarafsız kalamayacağına dair dürüst bir beyanıdır.
Ancak çekinme kararının geçerli olabilmesi için, reddi istenen hakimin gerekçelerinin kanuna uygun bulunması gerekir. Çekinme talebini inceleyen mercii (genellikle bir sonraki numaralı mahkeme veya ağır ceza mahkemesi), bu kararın hukuki dayanağını denetler.
| Usul Adımı | Hukuk Muhakemesi (HMK) | Ceza Muhakemesi (CMK) |
|---|---|---|
| Talep Zamanı | En geç ilk duruşmada (veya öğrenince hemen) | Sorgu başlayıncaya kadar (veya 7 gün içinde) |
| Yöntem | Yazılı dilekçe ve delil/emare gösterilmesi | Yazılı veya sözlü beyan (tutanağa geçirilmek üzere) |
| Karar Mercii | Hakimin reddi/çekinme talebini inceleyen merci | Bir üst mahkeme veya heyetin katılmayan üyeleri |
| Gecikmesiz İşlem | Sadece ihtiyati tedbir gibi acil işler | Sadece gecikmesinde sakınca olan işlemler |
| Kabul Kararı | Kesindir | Kesindir |
| Ret Kararı | Esas hükümle birlikte temyiz edilebilir | İtiraz yolu açıktır |
"Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 30/2
Reddi Hakim Talebinin Geri Çevrilmesi ve Usul Ekonomisi
Yargılamayı uzatmak amacıyla yapılan, delilsiz ve süresinde olmayan ret talepleri "geri çevrilme" müessesesi ile bertaraf edilir. CMK m. 31 ve HMK m. 41 hükümleri, mahkemeye bu tür kötü niyetli girişimleri sonlandırma yetkisi verir. Geri çevirme kararı, davanın esasına girilmesini engellemez; reddedilen hakim davaya bakmaya devam eder.
Geri çevirme nedenleri şunlardır: 1. Talebin süresinde yapılmaması. 2. Hiçbir somut ret sebebi ve delil gösterilmemesi. 3. Talebin sadece duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması.
Kötü Niyetli Ret Taleplerinde Disiplin Para Cezası
Hukuk yargılamasında, ret talebi mercii tarafından reddedilirse, talepte bulunan aleyhine disiplin para cezasına hükmedilir (HMK m. 42/4). Bu ceza, yargı sisteminin gereksiz yere meşgul edilmesini önlemek için konulmuş bir caydırıcılık unsurudur. Ancak para cezasına hükmedilebilmesi için ret talebinin "kötü niyetle" yapıldığının ve "esastan reddedildiğinin" birlikte gerçekleşmesi şarttır.
"HMK'nın 42/4. maddesi gereğince ret talebinin kötüniyetli olarak yapılması ve esas yönünden kabul edilmemesi halinde talepte bulunan aleyhine disiplin para cezasına hükmedilebilecektir. ... disiplin para cezasına hükmedebilmek için ret talebinin kötüniyetle yapılması ve talebin esas yönünden reddedilmesi gerekir. Bu iki şart birlikte mevcut bulunmalıdır."
Kaynak: Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/2029 - Karar No: 2013/4318
Belgeyi Gör: (Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/2029 E. , 2013/4318 K.
Hakimin Reddi Sürecinde İspat Yükü ve Emare Sistemi
Hakimin reddini talep eden tarafın, iddiasını "tam ispat" derecesinde kanıtlaması beklenmez. HMK m. 38/2 ve CMK m. 24 uyarınca, ret sebebine ilişkin "emare"lerin gösterilmesi yeterlidir. Emare, hakimin tarafsızlığını yitirdiğine dair makul ve ciddi bir şüphe uyandıran her türlü olgudur.
Uygulamada, hakimin duruşma tutanağına geçirdiği ifadeler, taraflara karşı kullandığı asimetrik hitap şekilleri veya kanun yolunda düzeltilmesi mümkün olmayan usul hataları birer emare olarak kabul edilebilir. Ancak emarenin mutlaka somut bir olaya dayanması gerekir; "hakimin bakışlarından rahatsız oldum" gibi sübjektif hisler hukuki bir emare teşkil etmez.
Reddedilen Hakimin Yapabileceği İşlemler
Reddi hakim talebi sunulduğunda, karar verilinceye kadar hakimin elinin kolunun tamamen bağlanması sakıncalıdır. Bu nedenle CMK m. 29, hakime "gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri" yapma yetkisi tanır. Örneğin, kaybolma ihtimali olan bir delilin tespiti veya ivedi bir tutukluluk incelemesi bu kapsamdadır. Ancak hakimin reddi hakkında karar verilmeden hüküm kurulamaz.
Duruşma Sırasında Reddi Hakim ve Ara Vermeme Kuralı
Eğer ret talebi duruşma sırasında yapılırsa, yargılamanın kesintiye uğramaması için duruşmaya devam edilir. CMK m. 29/2 gereği, tarafların iddia ve savunmalarına geçilmeden önce ret talebi hakkında bir karar verilmesi şarttır. Bu düzenleme, hem tarafsızlık ilkesini korumakta hem de duruşmaların gereksiz yere ertelenmesini önlemektedir.
Yüksek Yargı Mercilerinde Hakimin Reddi Usulü
Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) ve Yargıtay'da hakimin reddi, ilk derece mahkemelerinden farklı bir usulle yürütülür. Toplu mahkemelerde, bir üyenin reddi istenmişse, reddedilen üye katılmaksızın daire tarafından karar verilir. Eğer heyetin tamamı veya çoğunluğu reddedilmişse, incelemeyi yapacak merci değişir.
Ceza yargılamasında, Yargıtay dairesinin veya Ceza Genel Kurulu'nun bir üyesine yönelik ret talebi, ilgili heyet tarafından değerlendirilir. Hukuk yargılamasında ise HMK m. 45 uyarınca, Yargıtay tetkik hakimi veya üyelerinin reddi talebi, reddedilen üye katılmaksızın ilgili dairece, dairenin reddi ise bir sonraki dairece incelenir.
"Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır. Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 27/3-4
Kanun Yolu Denetiminde Hakimin Reddi Kararları
Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesin olup herhangi bir kanun yoluna tabi değildir. Ancak ret isteminin kabul edilmemesi (ret talebinin reddi) kararlarına karşı itiraz yolu açıktır. Ceza muhakemesinde bu itiraz CMK m. 28 uyarınca ayrı bir kanun yolu olarak düzenlenmişken, hukuk muhakemesinde itirazın esas hükümle birlikte incelenmesi esastır.
Uygulama Notu: Reddi Hakim Dilekçesi Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bir avukatın reddi hakim talebinde bulunması, mesleki sorumluluğu en yüksek işlemlerden biridir. Dilekçenin sadece kanun maddelerini tekrar etmesi değil, somut vakalarla tarafsızlık şüphesini ilişkilendirmesi gerekir.
Aşağıdaki unsurlar, bir ret talebinin ciddiyetini artırır: * Kronolojik Anlatım: Hakimin tarafsızlığını zedeleyen olayların tarih ve saat belirtilerek sıralanması. * Tutanak Atıfları: Duruşma zaptında yer alan veya tutanağa geçirilmesi talep edilen ifadelerin tam metni. * Delil Sunumu: Eğer varsa tanık isimleri, fotoğraf, sosyal medya paylaşımları veya resmi belgelerin dilekçeye eklenmesi. * Hukuki Dayanak: Talebin HMK m. 36 veya CMK m. 24'ün hangi bendiyle örtüştüğünün analitik açıklaması.
Hakimin Reddi ve Çekinmesi Arasındaki İnce Ayrım
Çekinme (self-recusal) ve reddi hakim (recusal request) çoğu zaman aynı hukuki zemine oturur ancak usul sonuçları farklıdır. Çekinme kararında hakimin "vicdani bir kanaati" söz konusudur. Eğer merci bu çekinmeyi uygun bulmazsa, hakim davaya bakmaya zorlanabilir. Oysa hakimin reddi talebi kabul edildiğinde, hakimin davadan el çekmesi zorunludur ve bu kararın "yerindeliği" tartışılamaz.
Uygulama pratiğinde, hakimin "tarafların kendisine olan güveninin sarsıldığı" gerekçesiyle çekinmesi, mercii tarafından her zaman kabul edilmemektedir. Mercii, hakimin çekinme gerekçesini "nesnel bir tarafsızlık şüphesi" yaratıp yaratmadığına göre test eder.
"Hâkimin çekilme istemi kendi kendini ret niteliğinde olup, çekilme için ileri sürülen hususlar HMK’nın 36. maddesinde sayılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle çekilme istemi yönünden verilen merci hükmün ONANMASINA..."
Kaynak: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/4378 - Karar No: 2019/5117
Yasaklılık ve Red Sebeplerinin Karşılaştırmalı Analizi
Hakimin görevini yapmasına engel olan haller, hukuki sonuçları ve etkileri bakımından aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Parametre | Yasaklılık Halleri (CMK 22 / HMK 34) | Ret Sebepleri (CMK 24 / HMK 36) |
|---|---|---|
| Niteliği | Kesin ve Kanuni Karine | Takdiri ve Somut Şüphe |
| Süre Sınırı | Her aşamada (Zamanaşımı yok) | Hak düşürücü sürelere tabi |
| Hakimin Tutumu | Kendiliğinden çekilmek zorundadır | Talep üzerine veya mercii onayıyla çekilir |
| İhlal Sonucu | Kesin hukuka aykırılık ve mutlak bozma | Nisbi hukuka aykırılık (Hükme etki etmelis) |
| Örnek | Hakimin eşinin davanın tarafı olması | Hakimin bir tarafa hukuk danışmanlığı yapması |
Sıkça Sorulan Sorular
1. Hakimin bir ara kararı reddetmesi reddi hakim sebebi sayılır mı?
Hayır. Hakimin yargılama yetkisi dahilinde verdiği ara kararlar, mahkemenin hukuki takdirindedir. Bu kararların hatalı olduğu düşünülüyorsa üst mahkemeye yapılacak istinaf veya temyiz başvurusunda ileri sürülmelidir. Hakimin bir delili reddetmesi veya bir talebi kabul etmemesi, tek başına tarafsızlığını yitirdiği anlamına gelmez.
2. Hakimi HSK'ya şikayet ettikten sonra reddi hakim talep edebilir miyim?
Şikayet tek başına bir husumet (ret) sebebi oluşturmaz. Yargıtay içtihatlarına göre, sadece hakimi reddetmek amacıyla yapılan şikayetler kötü niyetli kabul edilir ve ret talebi geri çevrilir. Ancak şikayet konusu olay, hakimin tarafsızlığını objektif olarak zedeliyorsa (örneğin hakimin rüşvet aldığına dair somut delillerle yapılan bir şikayet varsa), durum farklı değerlendirilebilir.
3. Reddi hakim talebi reddedilirse ne kadar para cezası ödenir?
Hukuk yargılamasında (HMK m. 42), ret talebi kötü niyetli bulunarak reddedilirse, 500 TL ile 5.000 TL (güncel değerleme oranlarına göre değişebilir) arasında disiplin para cezasına hükmedilir. Ceza yargılamasında ise doğrudan bir para cezası öngörülmemekle birlikte, talebin duruşmayı uzatma amaçlı yapılması halinde geri çevrilmesi ve yargılama giderlerinin artmasına neden olunması gibi sonuçlar doğabilir.
4. Hakimin yasaklı olduğu bir davada verdiği karar iptal edilebilir mi?
Evet. HMK m. 35/1 uyarınca, yasaklama sebebinin doğduğu tarihten itibaren o hakimin huzuru ile yapılan işlemler üst mahkemece iptal edilebilir. Hüküm ve kararlar ise "herhalde" iptal olunur. Ceza yargılamasında da CMK m. 289/1-b gereği, yasaklı hakimin katıldığı hüküm mutlak bozma nedenidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/250 E. , 2023/529 K.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2020/6240 E. , 2021/4219 K.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2019/4378 E. , 2019/5117 K.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/1691 E. , 2020/2104 K.
Yasal Uyarı: Bu makalede sunulan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut uyuşmazlığın kendine has özellikleri bulunduğu ve mevzuat ile içtihatların zamanla değişebileceği unutulmamalıdır. Hak kaybına uğramamak için hukuki süreçlerde bir avukattan yardım almanız tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.