
El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Davalarında Mülkiyet Hakkının Korunması: Yargısal Sınırlar ve İspat Stratejileri
Mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalelerin sonlandırılması ve işgal tazminatı taleplerinde rızanın geri alınması, intifa-kuru mülkiyet ayrımı ve kesin hüküm itirazlarının hukuki rejimi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 683 ve güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde teknik bir analizi gerektirir.
TMK 683 Ekseninde Mülkiyet Hakkının Korunması ve Davacı Sıfatı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 683 uyarınca mülkiyet hakkı, sahibine hukuk düzeninin sınırları içerisinde ilgili eşya üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi verir. El atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası, mülkiyet hakkının bu doğrudan yetkilerine yönelik gerçekleşen haksız müdahaleyi durdurmayı amaçlayan, ayni hakka dayalı bir koruma mekanizmasıdır. Dava açma yetkisi kural olarak malike aittir; ancak mülkiyetin tam veya kuru mülkiyet (çıplak mülkiyet) olması, el atmanın önlenmesi davası açılması bakımından bir engel teşkil etmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, mülkiyet hakkı Anayasa, yasalar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ek protokolleri ile korunan temel bir haktır. Bu hakka yönelik müdahale ne zaman gerçekleşmiş olursa olsun, malik tarafından her zaman koruma talep edilebilir ve bu talebin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmesi hukuken mümkün değildir.
"Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/2589 - Karar No: 2023/4631
Uygulama Notu: Mülkiyetin Tespiti ve Çap Kaydı
Adliye pratiğinde, el atmanın önlenmesi davalarında mahkeme öncelikle davacının mülkiyet hakkını ispata yarar tapu kayıtlarını (çap) celbeder. Tapu kaydı iptal edilinceye kadar geçerlidir ve mülkiyet karinesine dayanır. Davalının ise bu müdahaleyi haklı kılacak bir akdi veya yasal nedeni (kira sözleşmesi, hapis hakkı, sınırlı ayni hak vb.) bulunmadığı takdirde, davanın kabulü ihtimal dahilindedir.
El Atmanın Önlenmesi Davasında Kesin Hüküm Engelinin Sınırları
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 303 uyarınca kesin hükümden bahsedilebilmesi için tarafların, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması zorunludur. Ancak el atma eylemi, niteliği gereği haksız bir fiil olup süreklilik arz edebilir veya yenilenebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin yaklaşımına göre, el atma fiili her yenilendiğinde veya devam ettikçe mülkiyet hakkı sahibi yeni bir dava açma hakkına sahiptir.
Kesin hüküm, yalnızca hüküm anındaki fiili durumu tespit eder ve hükümden sonraki dönemi kapsamaz. Özellikle kadastro tespiti veya imar uygulaması gibi mülkiyet yapısını değiştiren yeni vakıaların varlığı halinde, önceki davanın reddedilmiş olması yeni açılacak el atmanın önlenmesi davası için bir kesin hüküm teşkil etmez.
"Bilindiği ve HMK.nun 303. maddesinde düzenlendiği üzere kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Öte yandan, elatma fiili (eylemi) bir olgu bir vakıadır. Elatma haksız eylem niteliği taşıdığından yenilendikçe ya da sürüp gittikçe mülkiyet hakkı sahibi her zaman dava açabilir, elatmanın önlenmesini isteyebilir. Kesin hüküm ancak hüküm anındaki durumu tespit eder hükümden sonraki döneme etkili değildir. Yeni oluşan vakıalara dayanılarak açılan ikinci dava, birinci davadaki kesin hükme aykırı düşmez. Sonuç itibariyle kural olarak elatmanın önlenmesi davalarında kesin hüküm olamaz."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2013/11229 - Karar No: 2013/12167
Editörün Notu: Kadastro ve Tapu İptal Davalarının Etkisi
Daha önce reddedilmiş bir el atmanın önlenmesi davasından sonra, taşınmazın kadastro sonucu davacı adına tescil edilmesi veya davalı tarafından açılan tapu iptal davasının reddedilerek tescilin kesinleşmesi, "yeni vakıa" olarak değerlendirilir. Bu durumda mahkemece "kesin hüküm nedeniyle davanın reddi" kararı verilmesi, usul ekonomisine ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil edecektir.
Fuzuli İşgal ve Ecrimisil Taleplerinde Kötüniyet Şartı ve İspat Yükü
Ecrimisil, malikin taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği haksız işgal tazminatıdır. 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca fuzuli işgal, kira sözleşmesine benzemeyen haksız bir eylem niteliğindedir. Ancak ecrimisile hükmedilebilmesi için davalının "kötü niyetli" olması şarttır.
Ecrimisilin Hesaplanması ve Kapsamı
Ecrimisil bedeli, taşınmazın haksız kullanılması nedeniyle malikin yoksun kaldığı en az kira geliri karşılığı zarardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, ecrimisil hesabı yapılırken normal kullanma sonucu oluşan eskime ve kullanmadan kaynaklanan olumlu/olumsuz zararlar birlikte değerlendirilir.
| Parametre | El Atmanın Önlenmesi | Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) |
|---|---|---|
| Hukuki Dayanak | TMK m. 683 | TMK m. 995 |
| Dava Niteliği | Eda Davası / Ayni Hakka Dayalı | Tazminat Davası / Haksız Fiile Dayalı |
| Zamanaşımı | Zamanaşımına tabi değildir | 5 yıllık zamanaşımına tabidir |
| İspat Şartı | Mülkiyet hakkı ve haksız müdahale | Kötü niyetli zilyetlik ve zarar/fayda |
| Görevli Mahkeme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Asliye Hukuk Mahkemesi |
"Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/2775 - Karar No: 2017/5511
Rızaya Dayalı Kullanımda Muvafakatin Geri Alınması ve Usulü
Bir taşınmazın başlangıçta malikin rızasıyla (örneğin kardeşlik hukuku, bedelsiz kullanım izni vb.) kullanılması durumunda, bu kullanım haksız işgal olarak nitelendirilemez. Rızaya dayalı kullanımda ecrimisile hükmedilebilmesi için rızanın ortadan kalktığının ve muvafakatin geri alındığının davacı tarafından ispatlanması gerekir.
Muvafakatin geri alındığı, noterden gönderilen bir ihtarname, açılan bir tahliye talepli icra takibi veya tanık beyanları ile ispatlanabilir. Ancak tanık beyanlarının "zaman" unsurunu (uyarının tam olarak ne zaman yapıldığı) net bir şekilde içermesi şarttır. Aksi takdirde, rızanın ancak dava tarihinden itibaren son bulduğu kabul edilir ve dava öncesi dönem için ecrimisil talebi reddedilir.
İhtarname ve İcra Takibinin "Rızayı Sonlandırma" Etkisi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'ne göre, daha önce var olan rızanın bir icra takip dosyasındaki ödeme emrinin tebliği ile ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Bu durumda ecrimisil, tebliğ tarihinden itibaren dava tarihine kadar hesaplanmalıdır.
"Dava konusu taşınmazın davalının annesi ile davacı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının rızası ile davalı tarafından kullanılmış olduğu anlaşılmış ise de, bu rıza icra takip dosyasındaki ödeme emrinin davalı tarafa tebliğ edildiği 19.12.2018 tarihinde ortadan kalktığından bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar ecrimisil verilmesi gerektiği..."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/5673 - Karar No: 2024/4492
Kuru Mülkiyet ve İntifa Hakkı Sahipliğinin Davacı Sıfatına Etkisi
Taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edilmiş olması, malikin mülkiyet hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; ancak yararlanma ve kullanma yetkisini intifa hakkı sahibi lehine sınırlar. Bu ayrım, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında davacı sıfatının (husumet) belirlenmesi açısından kritiktir.
Yargıtay içtihatları, kuru mülkiyet (çıplak mülkiyet) sahibinin mülkiyet hakkına dayanarak el atmanın önlenmesi davası açabileceğini ancak ecrimisil talep edemeyeceğini öngörmektedir. Ecrimisil, taşınmazın semerelerinden yararlanma yetkisiyle ilgili olduğu için bu hak yalnızca intifa hakkı sahibine aittir.
İntifa Hakkı Sahibi Hayattayken Malikin Durumu
İntifa hakkı sahibi hayatta olduğu sürece, kuru mülkiyet sahibi taşınmazdan ekonomik bir fayda bekleyemez. Dolayısıyla, üçüncü kişilerin müdahalesi halinde el atmanın önlenmesini isteyerek mülkiyetin hukuksal varlığını koruyabilirse de, mülkiyetin "meyvelerini" temsil eden ecrimisili talep etmesi mülkiyetin niteliğiyle bağdaşmaz.
"Kural olarak el atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için mülkiyetin tam veya kuru mülkiyet olması davacılık sıfatını etkilemez. Üzerinde intifa hakkı gibi gayri ayni veya kira gibi şahsi hak bulunan taşınmaz maliki dahi el atmanın önlenmesi davası açabilir. ... Ancak, intifa hakkı kurulmakla taşınmazın kullanma ve yararlanma hakkı intifa hakkı sahibine ait olduğundan kuru mülkiyet sahibi ecrimisil talep edemez."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/2279 - Karar No: 2023/5375
Paylı ve Elbirliği Mülkiyetinde Paydaşlar Arası Müdahalenin Önlenmesi
Paylı mülkiyette paydaşlardan biri, taşınmazdan yararlanmasına engel olan diğer paydaş veya paydaşlara karşı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açabilir. Ancak burada "intifadan men" koşulu aranmaktadır. İntifadan men, bir paydaşın diğer paydaşı taşınmazdan yararlanmaktan men etmesi ve bu durumun (ihtar vb. yollarla) sabit hale gelmesidir.
Eğer her bir paydaşın taşınmazda payına karşılık kullandığı çekişmesiz bir alan varsa, payından az yer kullandığını iddia eden paydaşın el atmanın önlenmesi davası yerine ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açması gerekir.
Miras Şirketi ve Tereke Temsilcisi
Elbirliği mülkiyetinde (miras ortaklığı), paydaşlardan biri diğer paydaşların rızasını almadan veya terekeye temsilci atanmadan tek başına ecrimisil davası açabilir. Bu durum, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik istisnai bir yetkidir. Ancak davanın devamında terekeye temsilci atanmışsa, yargılamanın bu temsilci huzurunda yürütülmesi zorunludur.
"Mirasçılardan birinin terekeye temsilci atanması için süre verildiğini, terekeye temsilci olarak mirasçı Abdulmuttalip'in tayin edildiğini... davacı ...'in terekesine temsilci olarak atanan ... tarafından yargılamaya devam olunduğu... el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı..."
Kaynak: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/168 - Karar No: 2024/1173
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri Bağlamında Üçüncü Kişilerin Tahliyesi
Arsa sahibi ile yüklenici (müteahhit) arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin durumu mülkiyet hakkı karşısında hassas bir noktadadır. Eğer yüklenici, sözleşmedeki edimlerini (örneğin iskan ruhsatı alınması) yerine getirmezse ve sözleşme uyarınca bölümlerin mülkiyeti arsa sahibinde kalmışsa, arsa sahibi üçüncü kişilere karşı el atmanın önlenmesi davası açabilir.
Davalının yükleniciden daireyi "iyi niyetle" satın almış olması veya binanın büyük oranda bitmiş olması, mülkiyet hakkına dayanan el atmanın önlenmesi talebinin reddi için yeterli bir gerekçe değildir.
"Davacılar, çekişmeli 12 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binaya iskan ruhsatı alınmaması halinde bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine geçeceğinin kararlaştırıldığını... Mahkemece, inşaatın %98 oranında tamamlanmış olması ve arsa sahiplerinin yükleniciye karşı nama ifa davası açması gerekirken eldeki davanın açılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de... mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın her zaman koruma istenebileceği kuşkusuzdur."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/19038 - Karar No: 2017/184
Harici Satış Sözleşmelerinden Doğan Hapis Hakkı ve Etkileri
Tapulu taşınmazların harici (noter dışı, adi yazılı) satışları TMK m. 706 ve Borçlar Kanunu m. 213 uyarınca geçersizdir. Bu tür satışlar mülkiyetin naklini sağlamaz. Ancak, haricen satın alan kişi satış bedelini ödemişse, bu bedel iade edilinceye kadar taşınmaz üzerinde TMK m. 994 kapsamında "hapis hakkı" (retention right) sahibi olur.
El atmanın önlenmesi davasında davalı, harici satışa dayalı olarak hapis hakkı savunmasında bulunursa, mahkeme "satış bedelinin iadesi kaydıyla" el atmanın önlenmesine karar vermelidir. Bedel ödenmeden tahliye kararı verilmesi bozma sebebidir.
"Harici satış TMK m. 994 hükmü uyarınca harici satış bedelinden kaynaklanan hapis hakkı niteliğinde kişisel hak bahşeder. ... Haricen taşınmazı temlik eden kişi aldığı satış bedelini karşı tarafa ödemedikçe haricen satın alan kişinin taşınmazı terk etmesini isteyemez. ... Belirlenecek değer üzerinden davalı yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/2806 - Karar No: 2010/4006
Kat Mülkiyeti Kanunu Kapsamında Ortak Alanlara Müdahale ve Projeye Aykırılık
Kat mülkiyeti kurulu binalarda ortak alanlara (bahçe, çatı, merdiven boşluğu vb.) yapılan müdahalelerde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) hükümleri önceliklidir. Ortak alanlarda inşaat, onarım veya değişiklik yapılabilmesi için kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası şarttır. (KMK m. 19/2).
Yönetim planında bazı ortak yerlerin (örneğin bahçe kullanım hakkı) belirli bağımsız bölümlere özgülenmiş olması mümkündür. Ancak bu özgülemenin mimari projeye ve vaziyet planına uygun olması gerekir. Mahkemece projeler ve yönetim planı incelenmeden, sadece fiili duruma bakılarak karar verilmesi usule aykırıdır.
"Yönetim planında sözü edilen 'çevre düzenleme uygulama projesi'nin var olup olmadığı araştırılmadan... mevcut durumun projeye uygun olup olmadığı hususları tartışılmadan; davalılara ait villaların bahçe kısımlarının çit ve metal tel örgülerle çevrilmek suretiyle ortak alanlardan ayrıldığı hususu belirtilmekle yetinilmiş... infazda duraksama yaratacak biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir."
Kaynak: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi - Esas No: 2011/2759 - Karar No: 2011/6223
Teknik Hata ve Maddi Yanılgıların Dava Sürecine Etkisi
El atmanın önlenmesi davalarında dava dilekçesinde parsel numarasının yanlış yazılması veya müdahale edilen alanın metrajının hatalı bildirilmesi sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Yargıtay, bu tür maddi hataların davanın reddi için bir sebep teşkil etmeyeceği, her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu görüşündedir.
Mahkeme, keşif sırasında davanın aslında komşu parselle ilgili olduğunu veya parsel numarasının sehven yanlış yazıldığını tespit ederse, davacıya bu yanlışı düzeltmesi için mehil vermeli ve doğru parsel üzerinden yargılamaya devam etmelidir.
"Parsel numarasının hata sonucu yanlış bildirilmiş olması davanın reddi için sebep kabul edilemez. Zira, anılan yanılgının her zaman için düzeltilmesi olanaklıdır. O halde, mahkemece davacının parsel numarasını düzeltme konusundaki isteminin göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir."
Kaynak: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/9738 - Karar No: 2010/10380
Görevli Mahkemenin Tayini ve Ticari Dava Niteliğinin Analizi
El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Ancak uyuşmazlığın tarafları tacir ise ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava "nispi ticari dava" sayılarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilir.
Öte yandan, taraflar arasında bir kira ilişkisi olduğu iddiası varsa, davanın mülkiyet hakkına mı yoksa kira sözleşmesine mi dayandığı görev tespiti açısından kritiktir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mülkiyet değişikliği sonrası yeni malikin kira sözleşmesini kabul etmeyerek fuzuli işgal iddiasıyla açtığı davanın "mülkiyet hakkına dayalı" olduğunu ve bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu teyit etmiştir.
"Davacının açtığı tapu iptali ve tescil davası sonrasında... taşınmazın davalı ... adına kayıtlı iken diğer davalıya kiraya verildiği... anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur."
Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2017/1236 - Karar No: 2018/1568
Adliye Pratiğinde El Atmanın Önlenmesi ve Kâl Süreçlerinin Yönetimi
Dava sürecinde uzman bilirkişi raporları davanın kaderini belirler. Fen bilirkişisi müdahale edilen alanı harita üzerinde somutlaştırırken, inşaat/ziraat bilirkişileri ise kâl (yıkım) maliyeti veya ecrimisil bedelini hesaplar.
Yargılama Sürecinde Kritik Adımlar: 1. Keşif ve Ölçüm: Kadastral yöntemlere uygun ölçüm zorunludur. Tecavüzlü alanın m2 cinsinden kesin tespiti yapılmalıdır. 2. Kâl ve Yıkım Masrafları: Mahkeme el atmanın önlenmesine ve yıkıma karar verirken, yıkım ve yeniden yapım masraflarını (varsa ortak duvar vb.) TMK m. 750 uyarınca karara bağlamalıdır. 3. Kısmi Kabul ve Vekalet Ücreti: Eğer davalı taşınmazın tamamına değil de bir kısmına müdahale ediyorsa, müdahalenin men'i yalnızca o kısımla sınırlı olarak kurulmalı; harç ve vekalet ücreti de bu alanın değeri üzerinden hesaplanmalıdır. 4. Adli Tatil Sınırlaması: El atmanın önlenmesi davaları adli tatilde görülebilecek ivedi işlerden değildir. Tarafların muvafakati olmaksızın adli tatilde duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi usul bozma nedenidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kuru mülkiyet sahibi intifa hakkı sahibinin rızası olmadan el atmanın önlenmesi davası açabilir mi? Evet, kuru mülkiyet sahibi mülkiyet hakkının hukuksal varlığını korumak adına her türlü haksız müdahaleye karşı dava açma yetkisine sahiptir. Ancak intifa hakkı sahibi hayatta olduğu sürece ecrimisil (işgal tazminatı) talep edemez, bu yetki yalnızca intifa sahibine aittir.
2. Tapulu taşınmazı haricen satın alan kişiyi nasıl tahliye edebilirim? Harici satış geçersiz olsa da, alıcı ödediği bedel iade edilinceye kadar hapis hakkına sahiptir. Dava açıldığında mahkeme "ödenen satış bedelinin davacı tarafından depo edilmesi kaydıyla" tahliye ve el atmanın önlenmesine karar verecektir. Bedeli depo etmeden tahliye kararı alınamaz.
3. Daha önce kaybettiğim bir el atmanın önlenmesi davasını tekrar açabilir miyim? Eğer dava "kesin hüküm" nedeniyle reddedilmişse kural olarak tekrar açılamaz. Ancak el atma eylemi bir haksız fiildir ve yenilendikçe yeni dava hakkı doğar. Özellikle önceki davadan sonra mülkiyet durumunu değiştiren (kadastro, imar, yeni tapu kaydı vb.) bir gelişme olmuşsa, "yeni vakıa" nedeniyle dava tekrar açılabilir.
4. Belediye, tapusuz olan tescil harici alanlardaki işgaller için ecrimisil isteyebilir mi? Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'ne göre, belediyenin mülkiyet hakkı (tapusu) bulunmayan, tescil dışı alanlar için özel hukuk hükümlerine göre ecrimisil talep etme hakkı bulunmamaktadır. Ancak bu alanlar için belediyeler "işgal harcı" gibi idari yaptırımlar veya 2886 sayılı Kanun m. 75 kapsamında idari tahliye süreçleri işletebilir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 683, 692, 706, 722, 750, 994, 995.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, 24, 25, 26, 31, 33, 114, 119, 194, 303.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 19.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1236, K. 2018/1568.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/11229, K. 2013/12167.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2589, K. 2023/4631.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/116, K. 2024/5368.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/5719, K. 2013/6948.
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, somut hukuki uyuşmazlıklara doğrudan uygulanması risk teşkil edebilir. Mülkiyet hukukuna ilişkin süreçler teknik detaylar ve hak düşürücü süreler içerdiğinden, her davanın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.