CMK Madde 122 Kapsamında Belge ve Kağıtları İnceleme Yetkisi: Adli Kolluğun Sınırları ve Hukuka Aykırı Delil Riski
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK Madde 122 Kapsamında Belge ve Kağıtları İnceleme Yetkisi: Adli Kolluğun Sınırları ve Hukuka Aykırı Delil Riski

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 122 uyarınca, arama sırasında ele geçirilen belge ve kağıtları inceleme yetkisi münhasıran Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir; kolluğun bu yetkiyi aşarak yaptığı incelemeler delil yasakları kapsamında değerlendirilmektedir. Makalede, belgelerin mühürlenmesi, zilyedin hazır bulunma hakkı ve bilgisayar kütüğü niteliğindeki dijital verilerin CMK 134 çerçevesindeki ayrımı Yargıtay içtihatları eşliğinde analiz edilmektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 122, ceza muhakemesi sürecinde gerçekleştirilen arama ve elkoyma tedbirlerinin en hassas noktalarından birini, yani özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı ile doğrudan ilintili olan belge ve kağıtların incelenmesini düzenlemektedir. Kanun koyucu, bu maddede adli kolluğun yetkisini "bulma ve muhafaza altına alma" ile sınırlamış; belgenin içeriğine nüfuz ederek suçla ilgisini tespit etme, yani "inceleme" yetkisini yargısal makamlara bırakmıştır. Bu ayrım, ceza yargılamasında delil hukuku açısından kritik bir eşiktir; zira kolluk tarafından CMK m. 122 ihlal edilerek düzenlenen tutanaklar, Yargıtay uygulamasına göre "mutlak hukuka aykırı delil" niteliği taşımakta ve hükme esas alınamamaktadır.

CMK Madde 122 Uyarınca İnceleme Yetkisinin Münhasırlığı

Belge ve kağıtların incelenmesi süreci, arama sonucunda elde edilen verilerin delil değerinin takdir edilmesi aşamasıdır. CMK m. 122/1 fıkrası, bu yetkinin kullanımını açık bir şekilde "Cumhuriyet savcısı veya hâkim" olarak belirlemiştir. Kolluk görevlileri, arama mahallinde bulunan kağıtların üzerinde yüzeysel bir tarama yaparak sadece "suçla ilgili olup olamayacağına" dair bir ön değerlendirme yapabilir; ancak belgenin içeriğini detaylıca analiz ederek bir "Doküman İnceleme Tutanağı" hazırlama yetkisine sahip değildir.

Mühürlü belge ve kanun metni detay görünümü

Mühürlü delil torbası ve savcılık makamı temsilî görseli

Uygulamada, özellikle terör örgütü üyeliği veya organize suç örgütü soruşturmalarında, kolluk birimlerinin ele geçirilen binlerce sayfalık dokümanı kendilerinin incelediği ve özet çıkarttığı görülmektedir. Yargıtay, bu durumu kanunun emredici hükmüne aykırı bularak, savcı veya hâkim denetiminden geçmeyen bu incelemelerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmektedir.

"Arama sırasında elde edilen belgelerin ve kağıtların incelenmesiyle ilgili uygulamaların değerlendirilmesinde... aramalarda ele geçen evrak ve kağıtları inceleme yetkisinin CMK’nın 122/1 maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı ve hakime ait olduğu nazara alınmadan, doğrudan kolluk personelince incelenmesi suretiyle oluşturulan doküman inceleme tutanaklarının bu haliyle hükme esas alınması suretiyle CMK’nın 122 ve 217. maddelerine muhalefet edilmesi..."

Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/4672 - Karar No: 2016/2330

Belgeyi Gör: 16. Ceza Dairesi 2015/4672 E. , 2016/2330 K.

Belgelerin Mühürlenmesi ve Zilyedin Hakları

CMK m. 122/2 uyarınca, arama mahallinde bulunan belge ve kağıtların zilyedi veya temsilcisi, bu eşyalar üzerine kendi mührünü basma veya imzasını atma hakkına sahiptir. Bu düzenleme, belgelerin muhafaza altına alınmasından incelenmesine kadar geçen sürede içeriğin değiştirilmesini, belge eklenmesini veya belgenin yok edilmesini önlemeye yönelik bir emniyet sübabıdır.

İnceleme aşamasına geçildiğinde, mührün kaldırılması ve kağıtların tetkik edilmesi aşamasında zilyedin, temsilcisinin veya müdafinin hazır bulunması zorunludur. Kanun, bu kişilerin çağrılmasını emretmektedir. Çağrıya rağmen gelinmemesi hali istisna olmakla birlikte, davet usulüne uyulmadan yapılan "mühür açma ve inceleme" işlemleri usule aykırıdır. Bu durum, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.

Zilyedin Hazır Bulunma Usulü ve İspat Külfeti

Zilyet veya vekilinin çağrılması, sadece bir formalite değil, belgenin aidiyetinin ve içeriğinin sıhhatinin denetlenmesi için asli bir şarttır. Eğer zilyet mührünü koymuşsa, bu mührün ancak huzurunda açılabileceği karine olarak kabul edilmelidir. Adliye pratiğinde, mühür açma tutanaklarında zilyedin veya müdafinin imzasının eksik olması, belgenin sonradan dosyaya dahil edildiği iddialarına kapı aralamaktadır.

İmzadan İmtina ve Kolluğun Yetki Sınırı

Zilyet imza atmaktan veya mühür koymaktan imtina edebilir. Bu durumda kolluğun tutanakla durumu tespit etmesi gerekir. Ancak zilyedin bu hakkını kullanmaması, CMK m. 122/1'deki "inceleme yetkisi"ni kolluğa devretmez. Kolluk, her koşulda belgeleri torbalayıp mühürleyerek Cumhuriyet savcılığına teslim etmekle yükümlüdür.

İnceleme Sonucu Suçla İlgisiz Belgelerin Geri Verilmesi

CMK m. 122/3 hükmü, soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgisi olmayan belgelerin derhal ilgilisine geri verilmesini zorunlu kılar. Bu hüküm, mülkiyet hakkı ve özel hayatın gizliliği ilkelerinin bir gereğidir. Bir kişinin konutu veya iş yeri arandığında, o kişinin tüm ticari sırları, ailevi yazışmaları veya kişisel notları devletin arşivine girmemelidir.

İlgisiz belgelerin geri verilmemesi, idari bir işlem hatası olmanın ötesinde, Anayasa m. 20 ve 21'in ihlali sonucunu doğurur. Makale editörü olarak not etmek gerekir ki; mahkemeler, davanın esasıyla ilgisi olmayan belgeleri dosyada tutmaya devam ederse, bu durum "gereksiz veri depolama" ve "özel hayatın ihlali" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu yapılabilir.

İşlem Adımı Yetkili Makam Hukuki Dayanak
Belgeyi Bulma ve Muhafaza Adli Kolluk CMK m. 119, 123
Belgeyi Mühürleme Kolluk + Zilyet CMK m. 122/2
İçerik İncelemesi Savcı veya Hâkim CMK m. 122/1
Suçla İlgisiz Belge İadesi Karar Makamı CMK m. 122/3

Bilgisayar Kütükleri ve Dijital Belgelerde CMK 134 Ayrımı

Günümüz ceza muhakemesi uygulamasında en çok tartışılan konulardan biri, bir belgenin "kağıt" mı yoksa "bilgisayar verisi" mi olduğudur. CMK m. 122, fiziksel kağıtlar ve belgeler için geçerliyken; cep telefonları, bilgisayarlar ve harici diskler üzerindeki veriler CMK m. 134 kapsamında değerlendirilmektedir. Bu iki madde arasındaki usuli farklar, delilin geçerliliğini doğrudan etkilemektedir.

Fiziksel belgeler ile dijital cihazların karşılaştırmalı görünümü

Özellikle akıllı telefonların hem birer haberleşme vasıtası hem de birer "bilgisayar kütüğü" olması, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin güncel kararlarında vurgulanmaktadır. Eğer bir belge dijital bir cihazın içindeyse, CMK m. 122 uyarınca savcı incelemesi yeterli olmayıp; CMK m. 134 uyarınca hâkim kararının bulunması ve imaj alma (yedekleme) prosedürünün uygulanması şarttır.

"Sanığa ait cep telefonunun hukuken bilgisayar kütüğü vasfında olduğu ve incelenmesi için gerekli mahkeme kararının alınmadığı, sanığın sosyal medya hesabı herkese açık olsa dahi şüphe üzerine durdurulması üzerine yalnızca rızaen teslim tutanağı ile incelenen telefondan elde edilen propaganda içerikli paylaşımların, sanığın cezalandırılması için hükme esas alınabilecek hukuka uygun delil olmadığının kabulü ile..."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/6893 - Karar No: 2024/418

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2022/6893 E. , 2024/418 K.

Devlet Sırrı Niteliğindeki Belgelerin İnceleme Usulü

CMK m. 125, belge inceleme yetkisine çok özel bir sınırlama getirmektedir. Eğer bir belge "Devlet sırrı" niteliğinde bilgi içeriyorsa, bu belgeyi Cumhuriyet savcısı dahi inceleyemez. Bu belgeler üzerindeki inceleme yetkisi münhasıran "mahkeme hâkimi veya heyeti"ne aittir.

Bu kuralın uygulanabilmesi için suçun hapis cezasının alt sınırının beş yıl veya daha fazla olması gerekir. Hâkim, bu belgeleri incelerken sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek bilgileri tutanağa kaydettirir. Bu aşamada, devletin güvenliğini veya dış ilişkilerini tehlikeye atmayacak şekilde bir denge kurulması amaçlanır.

"Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir. Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 125/2-3

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

İdari Müfettişlerin Belge İnceleme Yetkisi ile Karşılaştırma

Ceza muhakemesindeki kısıtlayıcı kuralların aksine, idari hukukta müfettişlerin belge inceleme yetkileri oldukça geniştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Eti Maden veya Tarım Reformu Genel Müdürlüğü gibi kurumların teşkilat yönetmelikleri, müfettişlere "gizli de olsa her türlü belgeyi inceleme" ve "asıllarını alma" yetkisi vermektedir.

Ancak bu yetki, idari denetim ve soruşturma safhasıyla sınırlıdır. Eğer müfettişin elde ettiği belgeler bir ceza soruşturmasına konu olacaksa, bu noktadan itibaren CMK'nın emredici hükümleri devreye girer. İdari bir incelemede elde edilen belgenin ceza mahkemesinde delil olarak kullanılması, belgenin elde ediliş usulünün CMK standartlarına uygun olup olmamasına bağlıdır.

"Müfettişler görevlendirildikleri konu ve görev emrinde belirtilen hususlarla ilgili olmak kaydıyla gerekli gördükleri bilgileri, gizli de olsa bütün defter, dosya ve belgeleri teftiş, inceleme, ön inceleme ve soruşturma yaptıkları birim ve kuruluşlardan istemek, bunların onaylı örneklerini, bir yolsuzluğun kanıtını oluşturanların asıllarını almak... yetkisine sahiptirler."

Kaynak: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliği m. 14/1

Belgeyi Gör: MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU YÖNETMELİĞİ

Hukuka Aykırı Belge İncelemesinin Delil Değerine Etkisi

CMK m. 122'nin ihlali, sadece usuli bir eksiklik değil, Anayasa'nın 38/6. maddesinde yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" ilkesinin doğrudan ihlalidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, arama kararının usulsüzlüğü veya inceleme yetkisinin aşılmasını "hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil" olarak nitelemekte ve bu verilerin yargılamadan dışlanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Adliye pratiğinde, kolluğun hazırladığı içerik analiz raporları üzerinden iddianame düzenlendiği sıkça görülür. Müdafiin bu aşamada yapması gereken, belgenin savcı tarafından bizzat incelenip incelenmediğini, mühürleme ve mühür açma tutanaklarının mevcudiyetini sorgulamaktır.

"Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez... Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/3576 - Karar No: 2020/4969

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2018/3576 E. , 2020/4969 K.

İnceleme Sırasında Tesadüfen Elde Edilen Deliller (CMK 138)

Bir suçun soruşturulması için CMK m. 122 uyarınca belgeler incelenirken, başka bir suçun işlendiğine dair emarelere rastlanabilir. Bu durumda "tesadüfen elde edilen delil" müessesesi devreye girer. Kolluğun veya savcının bu yeni delili doğrudan kullanma yetkisi yoktur; durumun derhal muhafaza altına alınarak yetkili makama bildirilmesi ve yeni bir soruşturma izni/talimatı alınması gerekir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tesadüfi delillerde olduğu gibi, belge incelemesi sırasında rastlanan bulgularda da "savcının yazılı emri" veya "sözlü emrin bilahare yazılı hale getirilmesi" şartını aramaktadır.

"Bir suç soruşturmasında görev alan adli kolluk görevlilerinin... yapılmakta olan soruşturmayla ilgisi olmayan ve ancak CMK'nın 135/6 maddesinde sayılan katalog suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandıran bir delil elde etmeleri halinde söz konusu delili muhafaza altına alarak durumu Cumhuriyet savcısına bildirmeleri durumunda, Cumhuriyet savcısının... emirlerini adli kolluk personeline yazılı olarak vermesi gerektiği... yasal bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır."

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/4197 - Karar No: 2023/2716

Belgeyi Gör: 3. Ceza Dairesi 2021/4197 E. , 2023/2716 K.

Üçüncü Kişilerin Belge Teslim Yükümlülüğü ve Disiplin Hapsi

CMK m. 124, ispat aracı olarak yararlı görülen belge ve eşyaları yanında bulunduran kişilere, bunları istem üzerine gösterme ve teslim etme yükümlülüğü yüklemiştir. Bu yükümlülüğe aykırı davranan (kaçınan) kişiler hakkında, tanıklıkta olduğu gibi disiplin hapsi uygulanabilir.

Ancak bu kuralın çok önemli bir istisnası vardır: Şüpheli veya sanık, kendi aleyhine delil teslim etmeye zorlanamaz (Nemo tenetur ilkesi). Ayrıca, tanıklıktan çekinebilecek kişiler de (örneğin avukatlar, doktorlar veya şüphelinin yakın akrabaları) belgeyi teslimden kaçındıkları takdirde disiplin hapsine tabi tutulamazlar.

Müdafinin Dosya ve Belge İnceleme Yetkisi

Belge inceleme süreci sadece savcılık boyutunda değil, savunma tarafında da büyük önem arz eder. CMK m. 153 uyarınca müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belgelerin örneğini alabilir. Ancak CMK m. 122 kapsamında el konulan ve mühürlenen belgeler henüz "dosya içeriği" haline gelmeden, yani savcı incelemesi tamamlanmadan müdafiye açılmayabilir.

AİHM'in Atilla Taş/Türkiye kararında da vurguladığı üzere, savunmanın dosyaya erişimi "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek" ise kısıtlanabilir; fakat bu kısıtlama mutlak değildir ve ifade tutanakları ile bilirkişi raporlarını kapsayamaz.

"Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. (2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir..."

Kaynak: AİHM - Atilla Taş / Türkiye Davası - Başvuru No: 72/17

Belgeyi Gör: AİHM - ATİLLA TAŞ/TÜRKİYE DAVASI, Dosya No : 72/17, Tarih : 2021-04-19

Adli Aramada Belge İnceleme Sürecinin Usul Ekonomisi Bakımından Analizi

Belge inceleme yetkisinin münhasıran savcıya ait olması, iş yükü yoğun olan adliyelerde pratik zorluklar yaratmaktadır. Bu noktada "bilirkişi görevlendirmesi" formülü sıklıkla kullanılmaktadır. Cumhuriyet savcısı, CMK m. 122/1'deki yetkisini devretmemek kaydıyla, teknik inceleme gerektiren dokümanlar için bilirkişi atayabilir. Ancak bilirkişinin hazırlayacağı rapor, savcının hukuki değerlendirmesinin yerine geçemez.

Uygulama Notu: Müdafiler İçin Stratejik Adımlar

  1. Arama Tutanağını Kontrol Edin: Belgelerin arama mahallinde mühürlenip mühürlenmediğini ve zilyedin imzasının alınıp alınmadığını teyit edin.
  2. İnceleme Davetini Takip Edin: Müvekkilinizin CMK m. 122/2 uyarınca inceleme sırasında hazır bulunma hakkını kullanması için savcılığa dilekçe verin.
  3. Kolluk Raporuna İtiraz Edin: Eğer dosyada savcı tarafından bizzat yapılmamış, kolluk tarafından hazırlanmış "Özet İnceleme Tutanağı" varsa, bunun CMK m. 122/1'e aykırı olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını derhal ileri sürün.
  4. Dijital Ayrımı Yapın: Cep telefonu verilerinin "kağıt incelemesi" mantığıyla CMK m. 122'ye göre incelenmesine engel olun; CMK m. 134 standartlarını talep edin.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kolluk görevlisi, arama sırasında bulduğu bir mektubu okuyup "bu delildir" diyerek el koyabilir mi? Kolluk, belgenin içeriğini detaylıca analiz edemez ancak kapağındaki bilgilerden veya yüzeysel bir göz gezdirmeyle suçla ilgisi olduğuna dair "makul şüphe" duyarsa el koyabilir. Fakat belgenin içindeki ifadelerin suçun unsurlarını oluşturup oluşturmadığına dair tutanak düzenleme yetkisi sadece savcıdadır.

2. Müdafii, mühürlenen belgelerin açılması sırasında hazır bulunmak zorunda mıdır? Kanun "çağrılır" der. Çağrı yapılması zorunludur; ancak müdafi veya zilyet usulüne uygun çağrıya rağmen gelmezse inceleme gıyabında yapılabilir. Hak kaybı yaşamamak için bu aşamada hazır bulunmak kritiktir.

3. İş yerinde yapılan aramada ele geçen ticari defterlerin incelenmesi CMK 122'ye mi tabidir? Evet, ticari defterler "kağıt ve belge" niteliğindedir. Ancak Vergi Usul Kanunu m. 134 ve devamındaki vergi inceleme yetkisi ile karıştırılmamalıdır. Ceza soruşturması kapsamında el konulan defterlerin tetkiki savcı veya savcının görevlendireceği bilirkişi tarafından CMK 122 usulüne göre yapılır.

4. Savcı, inceleme yetkisini yazılı bir emirle tamamen polise devredebilir mi? Hayır. CMK m. 122/1 emredici bir hükümdür. Savcı, kolluğa "bu belgeleri tasnif et" diyebilir ancak belgelerin delil niteliğini takdir eden nihaî inceleme tutanağının altında savcının bizzat denetim ve imzası bulunmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/2330 K. sayılı ilamı, doğrudan kollukça yapılan incelemeyi bozma sebebi saymıştır.


Yasal Uyarı: Bu makale, ceza muhakemesi hukukundaki güncel mevzuat ve yargı kararlarının profesyonel hukukçulara yönelik teknik analizidir. Genel bilgilendirme niteliğinde olup, somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanması hak kaybına yol açabilir. Her olay kendi özelinde değerlendirilmeli ve mutlaka profesyonel hukuki danışmanlık alınmalıdır.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/4672, Karar No: 2016/2330.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2022/6893, Karar No: 2024/418.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/3576, Karar No: 2020/4969.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/5, Karar No: 2016/415.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/4197, Karar No: 2023/2716.
  • AİHM, Atilla Taş / Türkiye Kararı, Başvuru No: 72/17.
  • Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliği.
  • Vakıflar Yönetmeliği.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: