CMK 119 Kapsamında Adli Arama Kararlarının Hukuki Rejimi ve Delil Güvenliği
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 119 Kapsamında Adli Arama Kararlarının Hukuki Rejimi ve Delil Güvenliği

Adli arama tedbiri, anayasal özel hayatın gizliliği hakkına yapılan en ağır müdahalelerden biri olup CMK 119 uyarınca şekli ve esası sıkı kurallara bağlanmıştır. Hâkim kararı veya yetkili merciin yazılı emri bulunmaksızın ya da zorunlu içerik unsurlarını taşımayan kararlar uyarınca icra edilen aramalar, elde edilen delillerin mutlak surette hukuka aykırı hale gelmesine sebebiyet verir.

Adli Arama Yetkisinin Kaynağı ve Usul Hiyerarşisi

Adli arama, suç işlendiği şüphesiyle şüphelinin veya üçüncü kişilerin üstünde, eşyasında ya da konutunda yapılan; delil elde etmeyi veya şüpheliyi yakalamayı amaçlayan temel bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 116 uyarınca adli aramanın ön koşulu, yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda "makul şüphe"nin (veya bazı hallerde somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin) varlığıdır. Yetki hiyerarşisinde asıl olan hâkim kararıdır; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı ve belirli şartlarda kolluk amiri bu yetkiyi kullanabilir.

"Arama kural olarak hâkim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile yapılabilecektir. Konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda sadece hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılması mümkündür."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/1189 - Karar No: 2019/534

Belgeyi Gör

Uygulama pratiğinde, kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan aramaların geçerliliği, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığının somut olarak belgelendirilmesine bağlıdır. Eğer tutanaklarda savcıyla görüşüldüğü ya da savcıya ulaşılabilecek bir saat diliminde olunduğu görülmesine rağmen kolluk amiri emir vermişse, bu işlem yetki aşımı nedeniyle hukuka aykırı kabul edilmektedir.

CMK 119/2 Uyarınca Arama Kararının Zorunlu İçerik Unsurları

Arama kararı veya emrinin geçerliliği, sadece yetkili merci tarafından verilmiş olmasına değil, aynı zamanda kanunun öngördüğü belirli bilgileri ihtiva etmesine bağlıdır. CMK m. 119/2 bu unsurları tahdidi olarak saymıştır. Bu unsurlardan birinin eksikliği, kararı "şekli hukukilikten" yoksun bırakır ve icrasını sakatlayabilir.

Arama kararında bulunması gereken zorunlu içerik unsurlarını gösteren temsilî resmi belge.

Kararda Gösterilmesi Gereken Dört Temel Sütun

Arama kararının denetlenebilir olması ve kişinin haklarını koruyabilmesi için şu dört unsurun açıkça belirtilmesi zorunludur: 1. Aramanın Nedenini Oluşturan Fiil: Hangi suç şüphesine istinaden arama yapıldığı somutlaştırılmalıdır. 2. Aranılacak Kişi, Konut veya Eşya: Aramanın sınırları net çizilmeli, "herkes" veya "tüm mahalle" gibi genel ifadelerden kaçınılmalıdır. 3. Kararın Geçerli Olacağı Zaman Süresi: Arama kararları süresiz değildir. Kararda işlemin ne zamana kadar yapılabileceği (örneğin "24 saat içinde") belirtilmelidir. 4. Arama Yapılacak Adres veya Mahaller: Adli aramanın mekanı net bir şekilde tanımlanmalıdır.

"Arama karar veya emrinde; aramanın nedenini oluşturan fiil, aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya, karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi, açıkça gösterilmelidir. (CMK m.119/2)"

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/832 - Karar No: 2018/682

Belgeyi Gör

Karar Süresinin Aşılması ve Hukuki Sonuçları

Arama kararında belirtilen sürenin dolmasından sonra yapılan aramalar, ortada bir karar yokmuş gibi değerlendirilir. Örneğin, 24 saat süreyle geçerli olan bir karara istinaden 48. saatte yapılan bir arama, "haksız arama" (TCK m. 120) suçunu dahi oluşturabilir. Editörün notu olarak belirtilmelidir ki; sürenin bitişiyle birlikte kararın icra kabiliyeti kendiliğinden sona erer; yeni bir karar alınması zorunludur.

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramının Sınırlandırılması

Gecikmesinde sakınca bulunan hal (periculum in mora), idari bir takdir yetkisi değil, yargısal denetime tabi hukuki bir olgudur. Bir halin gecikmesinde sakınca bulunduğunun kabulü için, hâkimden karar alınması beklenildiği takdirde delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya şüphelinin kaçması riskinin somut verilere dayanması gerekir.

"Arama işlemi derhal yapılmadığında sonradan yapılması imkansız veya anlamsız hale gelecekse ya da işlemle hedeflenen amaçlara ulaşılması fazlasıyla zorlaşacaksa gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı kabul edilmelidir. ... Cumhuriyet savcısı tarafından verilen arama emrinde ... gecikmesinde sakınca bulunduğu belirtilse de; ... hakime başvurulup arama kararı talep edilmesi halinde delillerin kaybolacağı hususunda başkaca somut olgular da ortaya konulmamışsa ... arama işlemi hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/13631 - Karar No: 2016/1277

Belgeyi Gör

Uygulama Notu: Adliye pratiğinde savcıların "matbu" ifadelerle gecikmesinde sakınca olduğunu belirtmesi yeterli görülmemektedir. Özellikle mesai saatleri içerisinde, hâkimin görev başında olduğu bir zaman diliminde savcılık emriyle konut araması yapılması, Yargıtay tarafından "istisnai yetkinin kötüye kullanılması" olarak değerlendirilebilmektedir.

Konut ve İşyerlerinde Arama Usulü ve İki Tanık Kuralı

CMK m. 119/4, konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılacak aramalar için ek bir güvence getirmiştir. Eğer arama sırasında Cumhuriyet savcısı bizzat hazır bulunmuyorsa, o yerin ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması zorunludur. Bu kural, kolluğun olası keyfi uygulamalarını denetlemek ve delil güvenliğini sağlamak amacı taşır.

Konut aramasında hazır bulunması gereken iki tanık ve kolluk görevlileri.

İki Tanık Eksikliğinin Delil Değerine Etkisi

Eskiden "nisbi aykırılık" olarak görülen bu eksiklik, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın güncel içtihatlarıyla "mutlak hukuka aykırılık" haline gelmiştir. Tanıklar huzurunda yapılmayan bir konut araması sonucunda elde edilen uyuşturucu, silah veya kaçak eşya, suçun maddi konusu olsa dahi delil olarak kullanılamaz.

Arama Mahalli Yetkili Merci (Kural) Gecikmede Sakınca Halinde Yetki Zorunlu Katılımcılar (Savcı Yoksa)
Konut Hâkim Cumhuriyet Savcısı İhtiyar heyeti veya 2 komşu
İşyeri Hâkim Cumhuriyet Savcısı İhtiyar heyeti veya 2 komşu
Araç/Üst/Eşya Hâkim Savcı / Savcıya ulaşılamazsa Kolluk Amiri Kolluk görevlileri
Askeri Mahal Hâkim Cumhuriyet Savcısı (Nezaretinde) Askeri makamlar + Adli kolluk

"Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. (CMK m.119/4)"

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 119

Belgeyi Gör

Kolluk Amirinin Yazılı Emir Yetkisinin Sınırları ve İhlaller

Kolluk amiri, ancak hâkime veya Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hallerde ve sadece konut dışındaki (üst, araç, açık alan eşyası vb.) yerlerde arama emri verebilir. Konut ve işyerlerinde kolluk amirinin arama emri verme yetkisi hiçbir koşulda bulunmamaktadır.

Savcıya Ulaşılabilirliğin Denetimi

Eğer bir kolluk görevlisi, savcıyla telefonda görüşmüşse ancak savcı "yazılı emir veremeyeceğini" söyleyerek sözlü talimat vermişse, bu durum kolluk amirine kendiliğinden emir verme yetkisi tanımaz. Savcıya ulaşılabiliyorsa, emir savcıdan alınmalıdır.

"Kolluk amirinin yazılı emri gereğince araçta yapılan aramada ... Cumhuriyet savcısı ile görüşüldüğü evraka yazılmış olmasında Cumhuriyet Savcısına ulaşıldığı ve görüşüldüğü anlaşılması karşısında kolluk amirinin yazılı emirli arama emri veremeyeceği çok açıktır. ... elde edilen deliller hukuka uygun değildir."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/6564 - Karar No: 2022/9783

Belgeyi Gör

Önleme Araması Kararı ile Adli Arama Yapılamayacağı Kuralı

Önleme araması, suçun işlenmesinin önlenmesi amacıyla genel bir yetkiyle yapılan aramadır. Ancak belirli bir suç şüphesi ve şüpheli odaklı bir süreç başlamışsa artık CMK kapsamındaki adli arama hükümleri uygulanmalıdır. Sürekli yenilenen önleme araması kararlarıyla, adli aramanın sıkı şekil şartlarından kaçınmak hukuka aykırıdır.

"Önleme amaçlı da olsa makul bir sebep yokken belirli periyotlarla yenilenerek birbirini takip edecek şekilde süreklilik gösterecek ve genel arama izlenimi verecek arama kararı verilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra CMK kurallarının uygulanması gerektiğinden, arama işleminin önceden alınmış bulunan önleme araması kararına göre değil, CMK kurallarına göre icra edilmesi gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/8186 - Karar No: 2016/1296

Belgeyi Gör

Dikkat Edilmesi Gerekenler: Bir araç durdurulduğunda bagajın açılması için genel bir önleme araması kararı yeterli olabilir. Ancak bagajda şüpheli bir paket görüldükten sonra o paketin açılması veya kişinin cebinin aranması aşamasında "suç şüphesi" somutlaştığı için, bu andan itibaren savcıya haber verilerek adli arama prosedürüne geçilmelidir.

Hukuka Aykırı Aramada "Zehirli Ağacın Meyvesi" Doktrini

Türk Ceza Muhakemesi hukukunda, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kullanılamaz. Bu kuralın esnemesi mümkün olmayan bir "mutlak aykırılık" hali olduğu, 2026 yılı itibarıyla yerleşik bir kabuldür.

İkrarın Hukuka Aykırı Delili Meşrulaştırmaması

Şüphelinin, hukuka aykırı bir arama sonucunda ele geçen eşyayı kabul etmesi veya "evet, bu silah benim" şeklinde ikrarda bulunması, arama işlemini geriye dönük olarak hukuka uygun hale getirmez. Maddi delilin (silah, uyuşturucu vb.) elde ediliş usulü sakat ise, bu delile dayanılarak alınan ifade de sakat sayılır.

"Hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen delillerin hükme esas alınamayacağının belirlendiği olayda; ... arama işleminin hukuka aykırı yapılması nedeniyle ele geçirilen ruhsatsız tabancanın hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olmasından dolayı hükme esas alınmayacağı... başkaca maddi delillerle desteklenmeyen ikrara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması usul ve kanuna aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/5053 - Karar No: 2015/3422

Belgeyi Gör

Hakimin Onayının İyileştirici Etkisi Olmaması

Kolluk tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında yapılan el koyma işlemlerinin hakim tarafından onaylanması (CMK m. 127), sadece el koymanın devamını sağlar. Eğer aramanın kendisi (başlangıcı) hukuka aykırı ise, el koymanın onaylanmış olması bu temel aykırılığı gidermez.

Askeri Mahallerde Arama Prosedürü ve Cumhuriyet Savcısının Rolü

Askeri mahallerde yapılacak aramalar, sivil mahallerden farklı bir usul mimarisine sahiptir. CMK m. 119/5 uyarınca bu aramalar, Cumhuriyet savcısının bizzat nezaretinde ve askeri makamların katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Savcının fiziken orada bulunmadığı bir askeri mahal araması, usulen geçersizdir.

"Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından arama yapılabilir."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 119/5

Belgeyi Gör

Editörün Notu: Bu düzenleme, askeri disiplin ve güvenlik mülahazaları ile sivil denetim arasındaki dengeyi korumayı amaçlar. Askeri makamların katılımı, aramayı yapan kolluk görevlilerinin askeri mahaldeki hassas bölgelere girişi ve güvenlik protokolleri açısından refakatçi rolü üstlenmeleri anlamına gelir.

Arama Sonrası Verilecek Belgeler ve Mülkiyet Hakkının Korunması

Arama işlemi tamamlandığında, hakkında arama uygulanan kişiye belirli belgelerin verilmesi zorunludur. Bu, şeffaflık ilkesinin bir gereğidir. CMK m. 121 uyarınca, istem üzerine işlemin hangi fiille ilgili olduğu ve el konulan eşyaların listesi verilmelidir.

  • Arama Belgesi: Suçun niteliğini ve aramanın kanuni dayanağını (m. 116 veya 117) göstermelidir.
  • El Koyma Listesi: Koruma altına alınan veya el konulan her eşyanın ayrıntılı dökümü yapılmalı ve mühürlenmelidir.
  • Mülkiyet Beyanı: Kişinin el konulan eşyaların mülkiyetine dair itirazları veya beyanları mutlaka tutanağa geçirilmelidir (m. 121/2).

Belge ve Kağıtları İnceleme Yetkisinin Münhasırlığı

Arama sırasında ele geçen mektup, günlük, ticari defter veya dijital materyallerdeki kağıtların içeriğini inceleme yetkisi, kollukta değil, münhasıran Cumhuriyet savcısı ve hâkimdedir (CMK m. 122). Kolluk, bu belgeleri sadece "dıştan" inceleyerek delil değeri olup olmadığına dair bir ayıklama yapabilir ancak içeriklerini okuyarak suç unsuru araştırması yapamaz.

"Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir."

Kaynak: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 122

Belgeyi Gör

Bu kuralın ihlali, haberleşme hürriyetinin ve özel hayatın gizliliğinin ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir. Eğer kolluk tutanaklarında, ele geçen bir mektubun içeriğinden bahsedilerek suç isnadı yapılmışsa, bu durum savcı incelemesinden önce gerçekleşmişse, hukuka aykırılık iddiası gündeme gelmelidir.

Haksız Arama Suçu ve Kamu Görevlisinin Sorumluluğu

Hukuka aykırı arama, sadece usuli bir eksiklik değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suçtur. TCK m. 120, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisi için hapis cezası öngörmektedir.

"Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir."

Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu - Madde 120

Belgeyi Gör

Bu suçun oluşması için kamu görevlisinin kastının varlığı aranır. Eğer görevli, ortada geçerli bir arama kararı olduğunu sanarak (hukuki hata) arama yapmışsa sorumluluğu tartışmalı hale gelir. Ancak hiçbir karar veya emir olmaksızın, yetki sınırlarını bilerek aşan memurun cezai sorumluluğu doğacaktır. Ayrıca TCK m. 119 uyarınca bu suçun "kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle" işlenmesi cezada artırım sebebidir.

Adliye Pratiğinde Arama Kararına İtiraz ve İptal Süreçleri

Arama kararı bir koruma tedbiri olduğu için, bu kararlara karşı CMK m. 267 ve devamı maddeleri uyarınca itiraz kanun yolu açıktır. İtiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gündür.

Hukuka aykırı arama kararına karşı hazırlanan itiraz dilekçesi ve usul adımları.

  1. İtiraz Mercii: Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararlara karşı, o yerdeki bir sonraki numaralı Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edilir.
  2. İtirazın Kapsamı: İtirazda sadece "makul şüphe"nin yokluğu değil, aynı zamanda kararın süresi, adresi ve fiilin belirsizliği gibi şekli unsurlar da ileri sürülmelidir.
  3. Delillerin Çıkarılması Talebi: Eğer arama hukuka aykırı icra edilmişse, soruşturma aşamasında savcılıktan, kovuşturma aşamasında mahkemeden bu delillerin dosyadan çıkarılması (değerlendirme dışı bırakılması) talep edilmelidir.

Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, mahkumiyet hükmünün gerekçesinde "hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesini" ve neden değerlendirme dışı tutulduğunun açıklanmasını zorunlu kılar (CMK m. 230/1-b). Bu hususun eksikliği, bozma nedenidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arama kararı olmadan şüphelinin rızasıyla yapılan arama hukuka uygun mudur? Hayır, Türk ceza muhakemesi hukukunda "rıza" aramayı meşrulaştıran bir neden olarak kabul edilmemektedir. Arama mutlaka bir karara veya kanuni yetkiye dayanmalıdır. Şüphelinin "buyurun arayın" demesi, kolluğun CMK 119'daki usulü atlamasına izin vermez.

Kolluk görevlileri arama sırasında avukatın gelmesini beklemek zorunda mıdır? CMK m. 120/3 uyarınca kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz. Ancak kolluk, işlemin güvenliği veya delillerin yok edilmesi riski varsa avukatın gelmesini saatlerce beklemek zorunda değildir; avukatın o an orada bulunma hakkı engellenemez.

Gece vakti konutta arama yapılabilir mi? CMK m. 118 uyarınca kural olarak gece vakti konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde arama yapılamaz. Bunun istisnası suçüstü hali, gecikmesinde sakınca bulunan haller veya yakalanmış bir kişinin firar etme ihtimalidir. Bu haller varsa kararda "gece vakti de arama yapılabileceği" ayrıca belirtilmelidir.

Arama tutanağında komşuların imzası yoksa ne yapılmalıdır? Eğer savcı hazır bulunmaksızın yapılan bir konut/işyeri araması ise ve tutanakta iki tanığın imzası yoksa, bu durum mutlak hukuka aykırılık oluşturur. Savunma makamı bu eksikliği ilk celsede (veya soruşturma aşamasında derhal) ileri sürerek delillerin iptalini talep etmelidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 116-127.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 119-122.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2017/1189 E., 2019/534 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2016/832 E., 2018/682 K.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2021/6564 E., 2022/9783 K.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi - 2015/13631 E., 2016/1277 K.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi - 2015/8186 E., 2016/1296 K.

Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı güncel mevzuat ve içtihatları çerçevesinde hazırlanmış akademik ve profesyonel bir incelemedir. İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (delil durumu, usul işlemleri) farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu metin profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez; spesifik davalar için yetkin bir hukukçudan destek alınması önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: