CMK 115 Uyarınca Güvencenin İadesi Usulü ve İnfaz Pratiğinde Teminatın Hukuki Akıbeti
Koruma TedbirleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 115 Uyarınca Güvencenin İadesi Usulü ve İnfaz Pratiğinde Teminatın Hukuki Akıbeti

Ceza muhakemesinde adli kontrol veya infazın ertelenmesi kapsamında yatırılan güvence bedelinin iadesi, sanığın usul işlemlerine katılımı ve mali yükümlülüklerini ifası şartına bağlıdır. Yargıtay içtihatları uyarınca, mahkûmiyet halinde güvencenin iadesi için infazın tamamlanması gerekmemekte, infaz kurumuna giriş ile birlikte iade süreci başlamaktadır.

CMK 115 Kapsamında Güvencenin Geri Verilmesinde Temel Şartlar ve Usul

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 115 uyarınca, adli kontrol kapsamında yatırılan güvence bedelinin sanığa veya şüpheliye iade edilmesi, kişinin yargılama sürecindeki usul işlemlerine ve hükmün infazına dair yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır. Güvence bedeli, sadece bir teminat aracı değil, aynı zamanda yargılama giderlerinin, para cezalarının ve mağdurun zararlarının karşılanması noktasında fonksiyonel bir amme alacağı teminatı niteliğindedir.

Güvencenin geri verilmesi aşamasında mahkemeler, öncelikle CMK m. 113/1-a bendi uyarınca sanığın tüm usul işlemlerinde hazır bulunup bulunmadığını denetler. Eğer sanık, geçerli bir mazereti olmaksızın yargılama aşamasındaki yükümlülüklerine aykırı davranmışsa, güvencenin bir kısmının veya tamamının Devlet Hazinesine gelir kaydedilmesi riski doğmaktadır. Ancak, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararları verildiğinde, mağdurun hakları saklı kalmak kaydıyla, güvencenin iadesi asıldır.

"Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir. Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 115 Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Adli Kontrol Güvencesinin Hukuki Niteliği ve Mahsup Hiyerarşisi

Adli kontrol tedbiri olarak belirlenen güvence bedeli, şüphelinin veya sanığın kaçmasını engelleme amacının ötesinde, olası bir mahkûmiyet durumunda kamusal alacakların tahsilini kolaylaştıran bir fon niteliği taşır. CMK m. 113, güvencenin hangi ödemeleri öncelikli olarak karşılayacağını katı bir hiyerarşiye bağlamıştır. Bu sıralama emredici olup, mahkeme kararıyla değiştirilemez.

Güvencenin karşıladığı yükümlülükler iki ana gruba ayrılır. İlk grup, sanığın yargılama ve infaz sürecinde "hazır bulunmasını" sağlayan usuli güvencedir. İkinci grup ise mali yükümlülüklerdir. Hükümlülük durumunda, güvence bedeli öncelikle katılanın masrafları ve suçun neden olduğu zararların giderilmesi için kullanılır. Ardından kamusal giderler (yargılama giderleri) ve en son aşamada adli para cezaları mahsup edilir.

Güvence Bedelinden Yapılacak Ödemelerin Sıralaması

CMK m. 113/1-b uyarınca yapılan sıralama, hem mahkemeler hem de infaz savcılıkları için bağlayıcıdır. Bu sıralama uyarınca, güvence bedeli öncelikle şahsi hakların korunmasına hizmet eder.

  • Mağdur ve Katılan Hakları: Katılanın yaptığı yargılama masrafları, suçun neden olduğu maddi zararlar ve eski hale getirme bedelleri ilk sırada yer alır.
  • Nafaka Borçları: Şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememesi nedeniyle kovuşturuluyorsa, birikmiş nafaka alacakları önceliklidir.
  • Kamusal Giderler: Mahkeme süresince yapılan davetiye, bilirkişi ve keşif gibi yargılama giderleri.
  • Adli Para Cezaları: Hükmolunan adli para cezalarının tahsili en son sırada gerçekleştirilir.

Güvencenin Karşıladığı Kısımların Kararda Gösterilmesi Zorunluluğu

Mahkeme, adli kontrol kararı verirken güvencenin hangi kısımları karşıladığını ayrı ayrı belirtmek zorundadır. Uygulamada, "X TL güvence bedeli yatırılmasına" şeklindeki genel ifadeler, infaz aşamasında uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, güvencenin karşıladığı kısımların belirtilmemesi usule aykırılık teşkil eder ve hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasını gerektirir.

"5271 sayılı CMK'nın 113. maddesinde... ve aynı kanunun 115. maddesinde... hükmü düzenlendiği gözetildiğinde; sanıktan adli kontrol talebi karşısında alınmasına karar verilen güvence miktarı para hakkında 5271 sayılı CMK'nın 115/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 113/1 maddesinde sayılan yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde bahsi geçen maddelere göre işlem yapılması gerektiği ve bu hususun hükmün infazına ilişkin olduğu dikkate alınmadan... karar verilmesi yasaya aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/24344, Karar No: 2013/21984 Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2012/24344 E. , 2013/21984 K.

Mahkûmiyet Durumunda Güvencenin İadesi Zamanı: Kesinleşme mi İnfaz mı?

Adliye pratiğinde en çok tereddüt edilen husus, mahkûmiyet hükmü verildiğinde güvence bedelinin ne zaman iade edileceğidir. Yerel mahkemeler çoğunlukla "hüküm kesinleştiğinde iadesine" karar vermekteyse de, Yargıtay'ın güncel yaklaşımı bu uygulamanın hatalı olduğunu, iadenin "infaza başlandığında" yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Mahkumiyet durumunda teminat iadesi için gereken infaza başlama belgelerinin temsili.

Hükmün kesinleşmesi ile infaza başlanması farklı hukuki aşamalardır. Sanık hakkında verilen hapis cezası kesinleşmiş olsa dahi, sanık henüz ceza infaz kurumuna teslim olmamış veya yakalanmamışsa, CMK m. 113/1-a'daki "hükmün infazında hazır bulunma" yükümlülüğü devam etmektedir. Dolayısıyla, sanık cezaevine girmeden veya infaz süreci hukuken fiilen başlamadan güvencenin iadesi mümkün değildir.

İnfaza Başlama Kavramının İade Sürecine Etkisi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli kararı, bu uyuşmazlığı kesin bir dille çözüme kavuşturmuştur. Eğer hükümlü, hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumuna alınmışsa, artık "infazda hazır bulunma" yükümlülüğünü yerine getirmiş kabul edilir. Bu aşamadan sonra, infazın tamamlanmasını (tahliye tarihini) beklemeye gerek kalmaksızın güvence bedelinin iadesi gerekir.

  • Kriter 1: Hükümlünün müddetname uyarınca cezaevine giriş yapmış olması.
  • Kriter 2: Güvence bedelinin CMK m. 113/1-b uyarınca mahsup edilecek bir borcunun (para cezası, mağdur zararı vb.) bulunmaması veya borç mahsup edildikten sonra bakiye kalması.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Emsal Mahiyetindeki Değerlendirmesi

Yargıtay, infazın tamamlanmasının beklenmesinin hükümlü aleyhine bir kısıtlama olduğunu ve mülkiyet hakkını ihlal edebileceğini vurgulamaktadır. İnfaza başlanmış olması, güvencenin iadesi için yeterli ve gerekli şarttır.

"...sanığın anılan suçtan mahkûmiyetine dair... kararın... 19.12.2022 tarihinde kesinleştiği ve... ceza evine giriş tarihinin 10.04.2023... olan müddetnamenin düzenlendiği, anılan müddetnameden de anlaşılacağı üzere hükmün infazına 10.04.2023 tarihinde başlandığı, adlî kontrol tedbirine konu güvence bedelinin iadesi için hükmün infazının tamamlanmasının gerekmediği... hükmün infazına başlanıldığında güvence bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği cihetle..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/500, Karar No: 2025/1083 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2024/500 E. , 2025/1083 K.

Güvencenin Devlet Hazinesine Gelir Kaydedilmesi (İrat Kaydı) Koşulları

Sanığın veya şüphelinin, CMK m. 113/1-a bendi kapsamındaki usul yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda, yatırılan teminatın iade edilmeyerek Devlet Hazinesine devredilmesi söz konusu olur. Bu yaptırımın uygulanabilmesi için kişinin "geçerli bir mazereti olmaksızın" yükümlülüklerine aykırı davranmış olması şarttır.

Adli kontrol yükümlülüklerinin ihlali sonucu teminatın hazineye devri süreci.

Uygulamada, duruşmaya katılmamak, adli kontrol imzalarını aksatmak veya infaz aşamasında çağrıya rağmen teslim olmamak irat kaydı sebepleridir. Ancak her ihlal otomatik olarak irat kaydına yol açmaz; mahkemenin ihlalin niteliğini ve kişinin mazeretini somut olay bazında takdir etmesi gerekir. Eğer kişi, ağır hastalık, kaza veya mücbir bir sebep nedeniyle hazır bulunamamışsa, güvence bedeli iade edilmeye devam edilir.

Hazır Bulunma Yükümlülüğünün İhlali ve Karar Mercii

İrat kaydı kararı, soruşturma evresinde Sulh Ceza Hakimliği, kovuşturma evresinde ise davanın görüldüğü mahkeme tarafından verilir. Eğer yargılama sona ermiş ve hüküm kesinleşmişse, irat kaydı talebi hükmü veren mahkeme tarafından ek karar ile değerlendirilir.

  1. İhlal Tespiti: Denetimli serbestlik müdürlüğü veya mahkeme kalemi tarafından ihlalin belgelenmesi.
  2. Mazeret Bildirimi: Sanığa veya müdafiine mazeret sunma imkanı tanınması.
  3. Karar: Mahkemenin, mazereti yerinde görmemesi halinde CMK m. 115/2 uyarınca bedelin hazineye devrine hükmetmesi.

İnfaz Ertelemesinde Teminatın Akıbeti ve Kaçma Riski

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 17 uyarınca, hükümlünün talebiyle infazın ertelenmesine karar verilebilir. Bu erteleme karşılığında sıklıkla güvence bedeli alınmaktadır. Hükümlü, erteleme süresi sonunda teslim olmazsa, yatırılan teminat doğrudan CMK m. 115/2 uyarınca hazineye gelir kaydedilir. Bu durum, Yargıtay 1. ve 11. Ceza Dairelerinin yerleşik kararları ile sabittir.

"...erteleme süresi sonunda gelip teslim olmayarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen sanığın ödediği güvencenin Devlet Hazinesine gelir yazılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilerek, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/4777, Karar No: 2016/4344 Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2016/4777 E. , 2016/4344 K.

Beraat ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararlarında İade Süreci

Sanık hakkında beraat kararı verilmesi veya şüpheli hakkında takipsizlik kararı (KYOK) düzenlenmesi durumunda, güvence bedelinin iadesi yasal bir zorunluluktur. CMK m. 115/2'ye göre, güvencenin mağdurun haklarını veya nafaka alacaklarını karşılamayan kısmı (ikinci kısım), bu kararlarla birlikte şüpheli veya sanığa geri verilir.

Beraat sonrası güvence bedelinin iadesine dair evrakların sembolik görünümü.

Beraat kararı verilmiş olması, kişinin tüm usul işlemlerinde hazır bulunduğunun zımni bir kanıtı kabul edilir. Ancak, yargılama sürerken bir ihlal gerçekleşmiş ve bu ihlal nedeniyle daha önce verilmiş bir irat kaydı kararı varsa, sonradan gelen beraat kararı bu irat kaydını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, adli kontrol süresince yükümlülüklere tam riayet, her halükarda teminatın korunması için elzemdir.

Karar Türü Güvencenin Akıbeti İade Zamanı Borç Mahsubu
Beraat / KYOK Tam iade (mağdur hakkı hariç) Karar kesinleştiğinde Yok
Mahkûmiyet (Hapis) Bakiye iade İnfaza başlandığında Var (Zarar, Gider, Para Cezası)
HAGB İade süreci başlar Karar verildiğinde Var (Usuli denetim sonrası)
Kaçma / Teslim Olmama Devlet Hazinesine irat kaydı İhlal sabit olduğunda Yok (Doğrudan gelir kaydı)

Güvence Bedelinin Mağdura Ödenmesi ve Rıza Şartı

CMK m. 114, güvence bedelinin yargılama sonuçlanmadan mağdura ödenmesine imkan tanımaktadır. Bu ödeme kural olarak sanığın veya şüphelinin rızasına bağlıdır. Ancak, mağdur lehine verilmiş bir kesin yargı kararı bulunması halinde, sanığın rızası aranmaksızın ödeme emredilebilir.

Önceden ödetme müessesesi, özellikle trafik kazalarından kaynaklanan taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet verme suçlarında mağdurun acil tedavi giderlerinin karşılanması amacıyla kullanılır. Sanığın rızası varsa, yatırılan teminatın mağdurun maddi zararını karşılayan kısmı, mahkeme kararıyla mağdura devredilir. Bu durum, sanık lehine etkin pişmanlık veya takdiri indirim nedeni olarak da değerlendirilebilir.

Mahkeme Kararıyla Zorunlu Ödeme Halleri

Eğer mağdur, hukuk mahkemesinde tazminat davası açmış ve lehine bir ilam almışsa, ceza mahkemesi dosyasına yatırılan güvence bedeli bu ilam uyarınca mağdura aktarılabilir. Burada rıza aranmamasının sebebi, mülkiyet uyuşmazlığının başka bir yargı kararıyla çözülmüş olmasıdır.

  • Şart 1: Mağdur veya nafaka alacaklısı lehine verilmiş kesinleşmiş bir yargı kararı.
  • Şart 2: Güvencenin bu hakları karşılamak üzere yatırılmış olması (veya rıza ile bu kapsama alınması).

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararında Güvencenin İadesi

HAGB kararı verildiğinde, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü belirli bir denetim süresi boyunca askıda kalır. CMK m. 231 uyarınca verilen bu kararlarda, güvence bedelinin akıbeti sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yaklaşımına göre, HAGB kararı verildiğinde mahkeme doğrudan "güvencenin iadesine" karar veremez.

Bunun yerine mahkeme, CMK m. 113 ve 115 uyarınca işlem yapılmasına karar vermeli ve bu hususu infaz aşamasına bırakmalıdır. Çünkü HAGB kararı ile birlikte sanığın yargılama giderlerini ödeme yükümlülüğü doğmaktadır. Güvence bedeli, öncelikle bu yargılama giderlerine mahsup edilmeli, bakiye kalırsa sanığa iade edilmelidir.

"...sanığın yatırmış olduğu güvence bedelinin iadesine dair İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin... kararının... 5271 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'güvencenin geri verilmesi' başlıklı 115. maddesinde yer alan düzenleme ile... mahkemesince... güvence bedeli olan 4.000,00 Türk lirası hakkında... işlem yapılması gerektiği ve bu hususun hükmün 'infazına' ilişkin olduğu gözetilmeden, sanığın yatırmış olduğu güvence bedelinin kendisine iadesine dair yazılı şekilde bir karar verilmesinde isabet görülmediğinden..."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/6164, Karar No: 2021/907 Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2020/6164 E. , 2021/907 K.

İnfaz Aşamasında Kalem İşlemleri ve İade Müzekkeresi

Güvence bedelinin iadesi kararı verildikten sonra, bu kararın icrası ilgili mahkemenin kalem işlemleri ve Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu aracılığıyla yürütülür. Mahkeme, hüküm fıkrasında veya ek kararında "güvencenin iadesine" hükmettiğinde, bu karar kesinleşme şerhi ile birlikte Başsavcılığa gönderilir.

Uygulamada, güvence bedeli genellikle Malmüdürlüğü veya Defterdarlık hesaplarında emanette tutulur. İnfaz savcılığı, mahkemeden gelen iade kararını ve sanığın (varsa) borçlarını kontrol ederek ilgili saymanlığa müzekkere yazar. Sanık veya müdafii, bu müzekkere ile birlikte emanet alındı makbuzunu ibraz ederek bedeli tahsil eder.

Kayıp Makbuz Durumunda Yapılacak İşlemler

Güvence bedeli yatırılırken verilen "Saymanlık Mutemet Alındısı" veya "Emanet Makbuzu" iade sırasında asıl belge olarak istenir. Makbuzun kaybedilmesi durumunda:

  1. Mahkemeye başvurularak dosya içerisindeki makbuz örneğinin onaylı sureti alınmalıdır.
  2. Saymanlık kayıtlarından bedelin hala emanette olduğu teyit edilmelidir.
  3. İade müzekkeresinde "makbuz aslı olmaksızın ödeme yapılması" yönünde şerh düşülmesi talep edilebilir.

Editörün Notu: Güvence İadesi Taleplerinde Stratejik Yaklaşım

Uygulamada meslektaşlarımızın en sık karşılaştığı hata, mahkûmiyet kararının kesinleşmesini müteakip derhal iade talebinde bulunmaktır. Ancak sanık henüz infaza başlamamışsa, bu talepler reddedilmektedir. Stratejik olarak, sanığın ceza infaz kurumuna teslim olduğu günün ertesinde, müddetname ile birlikte mahkemeye başvurulması, iade sürecini hızlandıracaktır.

Ayrıca, CMK m. 113/1-b uyarınca mahsup edilecek kalemlerin (yargılama gideri, mağdur zararı vb.) dökümü iyi incelenmelidir. Eğer mahkeme yargılama giderlerini yanlış hesaplamışsa, güvence iadesinden önce bu giderlere itiraz edilmesi, sanığın eline geçecek net miktarın korunmasını sağlar. Adli kontrolün kaldırılması ile güvencenin iadesi arasındaki fark iyi ayırt edilmelidir; adli kontrol kalksa bile güvence mahsup için hüküm sonuna kadar tutulabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Adli kontrol güvence bedeli iadesi için ne kadar süre beklenmelidir?

Güvencenin iadesi için yasal bir bekleme süresi yoktur; şartlar oluştuğunda (beraat kararı kesinleştiğinde veya mahkûmiyette infaza başlandığında) derhal talep edilebilir. Emanetteki para için zamanaşımı, iade edilebilir hale geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.

Sanık öldüğünde güvence bedeli kime iade edilir?

Sanığın vefatı halinde, CMK m. 115/2'deki şartlar (usul yükümlülüklerinin ihlal edilmemiş olması) gözetilerek, güvence bedeli veraset ilamı uyarınca yasal mirasçılarına iade edilir. Ancak kamu giderleri ve mağdur zararları bu bedelden düşülmeye devam edilebilir.

Güvence bedeli yerine taşınmaz rehni veya banka teminat mektubu verilebilir mi?

CMK m. 113'te "güvence" terimi kullanılmakta olup, bu kavram sadece nakit parayı değil, paraya çevrilmesi mümkün değerli evrak, banka teminat mektubu veya taşınmaz rehnini de kapsar. Ancak uygulamada adliye emanetlerinin yönetimi açısından nakit para en çok tercih edilen yöntemdir.

Kararda iadeye dair hüküm yoksa ne yapılmalıdır?

Hükümde güvence bedeli hakkında bir karar verilmemişse, bu durum bir "hüküm eksikliği" değil, infazı ilgilendiren bir usul hatasıdır. Mahkemeden her zaman "ek karar" ile güvencenin akıbeti hakkında karar verilmesi talep edilebilir. Yargıtay, bu eksikliğin infaz aşamasında giderilebileceğini belirtmektedir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 113, 114, 115.
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 17.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/500, Karar No: 2025/1083.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/6164, Karar No: 2021/907.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/24344, Karar No: 2013/21984.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/2578, Karar No: 2012/19296.
  • Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2013/14233, Karar No: 2013/13687.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/33880, Karar No: 2014/15039.

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, somut hukuki olaylara doğrudan uygulanabilir bir hukuki mütalaa veya profesyonel danışmanlık teşkil etmez. Her olayın kendine has dinamikleri ve usul süreçleri bulunmaktadır. Hak kaybına uğramamak adına süreçlerin yetkin bir hukukçu aracılığıyla takip edilmesi önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: