CMK 116 Kapsamında Adli Arama Usulü: Makul Şüphe Standartları ve Delil Yasakları Analizi
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 116 Kapsamında Adli Arama Usulü: Makul Şüphe Standartları ve Delil Yasakları Analizi

Adli arama işlemlerinde makul şüphe eşiği, suç delillerine ulaşma amacı ile kişi hürriyeti arasındaki dengeyi belirleyen temel kriterdir. CMK 116 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan şüpheli ve sanık aramalarında, koruma tedbirinin hukuka uygunluğu, yetkili merciden alınmış karar ve somut olgularla desteklenen şüphe derecesine bağlıdır.

CMK 116 Uyarınca Makul Şüphe ve Adli Aramanın Hukuki Niteliği

Ceza muhakemesi hukukunda adli arama, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi amacıyla başvurulan, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 116 uyarınca, bu tedbirin uygulanabilmesi için "yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe" bulunması zorunludur. Makul şüphe, somut bir kanıta dayanmasa dahi, hayatın olağan akışı içinde suçun işlendiğine dair makul bir kişinin zihninde oluşan şüphe yoğunluğudur.

Editörün Notu: CMK 116. maddesinde yer alan "makul" ibaresi, 2014 yılında yapılan yasal değişikliklerle kısa bir süre "somut delillere dayalı kuvvetli" şüphe olarak uygulanmış, ancak daha sonra tekrar "makul" şüpheye dönülmüştür. Bu durum, yasa koyucunun adli arama için aradığı ispat külfetinin, tutuklama gibi daha ağır koruma tedbirlerine nazaran daha düşük bir eşikte tutulduğunu göstermektedir.

"Arama kararı verilebilmesi için aramanın konusunu oluşturan kişi veya şeylerin, arama yapılacak yerde bulunduğu hususunda belli bir şüphenin olması gerekir. Kanun aranacak kişinin suçla ilgisine göre, bu şüphenin yoğunluğunu farklı şekillerde düzenlemiş ve suçla ilgisi olmayan kişiler nezdinde aramayı daha sıkı koşullara tâbi kılmıştır. CMK'nın 116. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hâline göre şüpheli veya sanıkla ilgili yapılacak aramada 'makul şüphe' aranmıştır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/569 - Karar No: 2022/10

Belgeyi Gör

Adli aramanın temel amacı delil elde etmek olduğundan, kolluğun genel asayiş görevleri kapsamında yaptığı durdurma veya önleme aramalarından ayrılması esastır. Eğer kolluk, elindeki bir veri veya ihbar üzerine belirli bir suça ve belirli bir faile yönelmişse, artık PVSK (Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu) hükümleri değil, CMK 116 ve devamındaki adli arama kuralları uygulama alanı bulacaktır.

Şüpheli ve Sanıkla İlgili Aramanın Mekânsal ve Nesnesel Sınırları

CMK 116/1 uyarınca arama yapılabilecek alanlar tahdidi olarak sayılmamış, ancak "şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler" şeklinde bir sınıflandırma yapılmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, "ona ait diğer yerler" ifadesinin sadece mülkiyeti değil, şüphelinin fiili hakimiyeti altında bulundurduğu her türlü kapalı veya açık alanı kapsamasıdır.

Yer Bakımından Kapsamın Belirlenmesi

Aramaya konu olan yerin niteliği, aramayı yapacak merciin yetkisini ve karar mekanizmasını doğrudan etkiler. Konut ve işyeri gibi anayasal güvence altındaki alanlarda arama yapılabilmesi için kural olarak hakim kararı gerekirken, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri yeterli olabilmektedir.

Eşya ve Vasıta Aramalarındaki Kritik Ayrım

Şüphelinin üzerinde veya yanında bulunan çantalar, valizler ve kullandığı araçlar "eşya" kapsamında değerlendirilir. Ancak aracın kilitli bölümleri (bagaj, torpido gözü vb.) üzerinde yapılacak incelemeler, basit bir kontrolün ötesine geçerek arama niteliği kazandığı an, CMK 119/1’deki yetki kuralları devreye girmelidir.

"Aramaya konu olabilecek yerler şüphelinin veya sanığın yahut diğer bir kişinin üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerleridir. Adli aramanın günün her saatinde yapılması mümkün olmakla birlikte konutta, iş yerlerinde ve diğer kapalı yerlerde aramanın kural olarak gündüz yapılması gerekir."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/761 - Karar No: 2018/305

Belgeyi Gör

Norm Hiyerarşisi Bağlamında Gece Araması Yasağı ve İstisnai Haller

CMK 118. maddesi uyarınca, konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılması kural olarak yasaktır. Bu yasak, sadece adli aramalar için geçerli olup, konut dokunulmazlığı hakkının gece vaktinde daha yoğun korunması prensibine dayanır. Ancak bu kuralın mutlak olmadığı, Kanun tarafından belirlenmiş üç temel istisnası bulunduğu unutulmamalıdır.

CMK 118 kapsamındaki gece araması yasağı ve istisnalarını temsil eden hukuki dökümanlar.

Durum Gece Araması Yapılabilir mi? Dayanak Madde
Konut, İşyeri (Normal Şartlar) Hayır (Yasak) CMK m. 118/1
Suçüstü Hali Evet CMK m. 118/2
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller Evet CMK m. 118/2
Firar Eden Kişinin Yakalanması Evet CMK m. 118/2

Uygulamada, gece araması yasağı ihlal edilerek elde edilen delillerin "hukuka aykırı delil" niteliğinde olup olmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay’ın baskın görüşü, gece vakti arama yasağına uyulmamasının esasa etkili bir usul hatası olduğu ve bu yolla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı yönündedir. Özellikle gecikmesinde sakınca bulunan halin somutlaştırılmadığı durumlarda, gece yapılan aramalar konut dokunulmazlığının ağır bir ihlali olarak kabul edilir.

Adli Aramada Karar ve Yazılı Emir Yetkisinin Sınırlandırılması

CMK 119. maddesi, arama kararının kimler tarafından verilebileceğini net bir şekilde düzenlemiştir. Kural, arama kararının hakim tarafından verilmesidir. Ancak, yargı pratiğinde "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kavramı üzerinden savcılık veya kolluk amiri emirlerine sıkça başvurulduğu görülmektedir.

Hukuka uygun bir adli arama kararı için gereken yetki silsilesini simgeleyen görsel.

Hakim Kararı ve Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal

Anayasa m. 20 ve CMK m. 119/1 uyarınca; konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi için ya bir hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmalıdır. Kolluk amirinin bu alanlar için arama emri verme yetkisi bulunmamaktadır.

Kolluk Amirinin Yazılı Emir Yetkisi

Kolluk amiri, sadece konut, işyeri ve kamuya açık olmayan alanlar dışındaki yerlerde (örneğin üst ve eşya araması) ve ancak Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde yazılı emirle arama yaptırabilir. Bu emrin derhal Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi zorunludur.

"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119/1

Belgeyi Gör

Üçüncü Kişiler Nezdinde Yapılan Aramanın Ağırlaştırılmış Koşulları

CMK 117. maddesi, suçla doğrudan ilgisi olmayan "diğer kişilerin" de aranabileceğini öngörmekle birlikte, bu durumu şüpheli ve sanık aramasına göre daha sıkı şartlara bağlamıştır. Bu tür bir aramanın yapılabilmesi için, aranan şahsın veya suç delillerinin o yerde bulunduğuna dair "belirli olayların varlığı" aranır.

Şüpheli veya sanık için sadece "makul şüphe" yeterliyken, üçüncü kişiler için bu şüphenin somut olgularla desteklenmiş olması ve suç delillerinin orada bulunduğunun "kabul edilebilir" olması gerekir. Ancak, CMK 117/3 uyarınca; şüphelinin bulunduğu veya izlendiği sırada girdiği yerler için bu sıkı şartlar uygulanmaz. Bu durum, sıcak takip altındaki şüphelinin girdiği her yerin CMK 116 standartlarında aranabilmesine olanak tanır.

Önleme Araması Kararıyla Adli Delil Elde Etmenin Hukuki Geçersizliği

Uygulamada en çok karşılaşılan ve adli hatalara yol açan husus, kolluğun elinde bulunan genel bir "önleme araması" kararına dayanarak, aslında suç şüphesi altında olan bir kişiyi aramasıdır. Yargıtay Ceza Daireleri arasındaki en keskin tartışmalar bu noktada odaklanmaktadır.

Yargıtay 10. ve 20. Ceza Dairelerinin yerleşik içtihatlarına yansıyan karşı oylarda vurgulandığı üzere; eğer kolluk bir ihbar almışsa veya şüphelinin suç işlediğine dair somut bir izlenim edinmişse, artık adli görev başlamıştır. Bu noktadan sonra PVSK m. 9 uyarınca alınan önleme araması kararı geçerliliğini yitirir. Adli arama kararı veya yazılı emir alınmadan yapılan işlemler, delili "hukuka aykırı" kılar.

"Suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra 5271 sayılı CMK kuralları uygulanması gerektiğinden, arama işleminin önceden alınmış bulunan önleme araması kararına göre değil CMK' nın 116. - 119.maddelerindeki düzenlemeler uyarınca verilmiş adli arama kararına ya da yazılı arama emrine göre icra edilmesi gerekmektedir. Adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama da hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/1313 - Karar No: 2018/6146

Belgeyi Gör

PVSK 4/A Kapsamında Durdurma ve Kaba Üst Yoklamasının Sınırları

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu m. 4/A, kolluğa "durdurma ve kimlik sorma" yetkisi vermektedir. Ancak bu yetki, kişinin üzerinin veya aracının aranması yetkisini kendiliğinden doğurmaz. Kolluk, durdurduğu kişi üzerinde silah veya tehlike oluşturan bir eşya olduğu şüphesiyle "kaba üst yoklaması" (el ile dıştan kontrol) yapabilir; fakat cebin içine bakmak, çanta açmak veya aracın kapalı bölmelerini kontrol etmek adli arama hükümlerine tabidir.

Tecrübeye Dayanan Makul Sebep

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan "makul bir sebep" bulunmalıdır. Bu sebep, sübjektif bir sezgiden öte, tutanağa geçirilebilecek somut bir olgu olmalıdır.

Kaba Üst Yoklaması ve El Koyma

Eğer kaba üst yoklaması sırasında eline gelen sert bir cismin silah olduğu şüphesiyle kişi müdahale ediliyorsa bu PVSK kapsamında yasaldır. Ancak uyuşturucu madde gibi elle dokunulduğunda doğrudan teşhis edilemeyecek nesnelerin aranması için mutlaka CMK 119 uyarınca bir adli arama kararı/emri gereklidir.

Yakalama Emri Bulunan Hükümlülerin Konutunda Arama Yapılması Usulü

Firari hükümlülerin yakalanması amacıyla yapılacak aramalar, CMK 116 ve 117 kapsamında değerlendirilmelidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2020 tarihli bir kararı, kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir şahsın yeni taşındığı ikametgahında yakalanması için "arama izni" verilmesi gerektiğini teyit etmiştir.

PVSK 13/B maddesi kolluğa yakalama yetkisi verse de, bu yetki kendiliğinden konuta girme ve arama yapma hakkı tanımaz. Hükümlünün yakalanması amacıyla konutta yapılacak arama için Sulh Ceza Hakimliğinden CMK 119 uyarınca karar alınması şarttır. Bu kuralın ihlali, yakalama işlemini sakatlamasa da, arama sırasında ele geçirilen (örneğin ruhsatsız silah veya uyuşturucu gibi) yeni suç delillerinin hukuka aykırı hale gelmesine yol açar.

"Firari durumda olan hükümlünün yakalanabilmesi için Sulh Ceza Hâkimliğince arama izni verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden... kanun yararına bozulmasına..."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/5935 - Karar No: 2020/3126

Belgeyi Gör

Hukuka Aykırı Aramadan Elde Edilen Delillerin Yargılama Dışına İtilmesi

Türk Ceza Muhakemesi hukukunda "mutlak delil yasağı" ilkesi geçerlidir. Anayasa m. 38/6 uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. CMK m. 206/2-a ve m. 217/2 maddeleri de bu anayasal kuralı pekiştirerek, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını amir hüküm olarak düzenlemiştir.

Uygulama Notu: Müdafilerin, arama tutanağındaki şekli eksiklikler ile karar/emir silsilesindeki yetki aşımlarını davanın her aşamasında ileri sürme hakları mevcuttur. Hakim, önüne gelen delilin hukuka uygunluğunu re'sen denetlemekle yükümlüdür.

Aramanın hukuka aykırı olması durumunda; 1. Ele geçirilen eşya suçun maddi konusu olsa dahi (örneğin eroin) hükme esas alınamaz. 2. Bu delile dayanılarak ulaşılan diğer ikincil deliller de "zehirli ağacın meyvesi" ilkesi gereği sakatlanabilir. 3. Hukuka aykırı arama yapan kamu görevlileri hakkında TCK m. 120 uyarınca "Haksız Arama" suçundan cezai sorumluluk doğar.

Arama Tutanaklarının Düzenlenmesi ve İspat Gücü Bakımından Kritik Detaylar

CMK 119/2 ve 121. maddeleri, arama işleminin belgelendirilmesini sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Arama sonunda mutlaka bir tutanak tutulur ve bu tutanağa işlemin nedeni, aranan kişi, arama yeri, el konulan eşyaların listesi ve mülkiyeti açıkça yazılır.

Usulüne uygun düzenlenmiş bir adli arama tutanağının teknik detayları.

Tutanağın geçerliliği için; * İşlemi yapan kolluk görevlilerinin imzası bulunmalıdır. * CMK 119/4 uyarınca; arama sırasında o yerin sahibi veya yakını, yoksa komşusu veya ihtiyar heyetinden iki kişi (tanık) hazır bulundurulmalıdır. * Eğer arama konutta yapılıyorsa ve şüpheli orada değilse, tanık bulundurulmaması tutanağı doğrudan geçersiz kılabilir.

"Arama karar veya emrinde; a) Aramanın nedenini oluşturan fiil, b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya, c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi, açıkça gösterilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119/2

Belgeyi Gör

Müdafiin Arama İşleminde Hazır Bulunma Hakkı ve Usuli Güvenceler

CMK 120/3 maddesi uyarınca, "Aramada hazır bulunmaya hakkı olanlar, aramanın yapılmasına engel olmamak kaydıyla aramayı takip edebilirler." Şüphelinin müdafii de bu kapsamda arama mahallinde bulunma ve işlemi gözlemleme hakkına sahiptir. Ancak, kolluğun müdafiin gelmesini bekleme gibi bir yasal zorunluluğu bulunmamaktadır.

Buna karşın, müdafi arama mahalline geldiğinde içeri alınmaması veya arama tutanağına şerh düşmesinin engellenmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Müdafiin hazır bulunması, arama sırasında yapılabilecek olası usulsüzlüklerin ve "delil ekleme" gibi iddiaların önüne geçilmesi bakımından en güçlü güvencedir.

Adli Aramada Ölçülülük İlkesi ve Kişilik Haklarının Korunması

Arama, doğası gereği kişilerin özel hayatına ve mülkiyet haklarına bir müdahaledir. Bu müdahalenin "ölçülü" olması şarttır. Ölçülülük; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerini kapsar. Eğer aranan delil çok daha hafif bir yöntemle (örneğin rızaen teslimle) elde edilebilecekse, konutun kapısının kırılarak girilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.

Ayrıca, üst aramalarında kişinin mahremiyetine saygı gösterilmesi, aynı cinsiyetten kolluk görevlisi tarafından arama yapılması ve arama yapılan yerdeki eşyalara gereksiz zarar verilmemesi yasal bir zorunluluktur. Orantısız güç kullanılarak veya gereksiz yere tahribat yapılarak gerçekleştirilen aramalar, idari ve cezai yaptırımlara konu olabileceği gibi, elde edilen delilin sıhhatini de tartışmalı hale getirebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kolluk, önleme araması kararıyla durdurduğu araçta uyuşturucu bulursa bu delil her zaman hukuka uygun mudur? Hayır. Eğer kolluk aracı "şüpheli hareketler" veya "ihbar" üzerine özellikle durdurmuşsa, yani suç şüphesi odaklı bir müdahale varsa, genel önleme araması kararı yeterli değildir. Bu durumda CMK 119 uyarınca adli arama kararı veya savcı emri gerekir. Aksi halde elde edilen uyuşturucu hukuka aykırı delil teşkil eder ve hükme esas alınamaz.

2. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri konutta arama emri verebilir mi? Kesinlikle hayır. CMK 119/1 son cümle uyarınca, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yetkisi münhasıran hakim veya Cumhuriyet savcısına aittir. Kolluk amiri bu alanlar için hiçbir şekilde arama emri düzenleyemez; düzenlerse bu işlem yok hükmündedir.

3. Gece vaktinde işyerinde arama yapılması hukuka aykırı mıdır? Eğer suçüstü hali, gecikmesinde sakınca bulunan hal veya firari bir şahsın yakalanması söz konusu değilse gece vakti işyerinde arama yapılamaz. Bu istisnalar somut dosyada kanıtlanmadığı sürece yapılan gece araması CMK 118'e aykırıdır.

4. Arama sırasında tanık (komşu/ihtiyar heyeti azası) bulundurulmaması delili geçersiz kılar mı? Özellikle konut aramalarında ve şüphelinin gıyabında yapılan işlemlerde CMK 119/4'teki tanık zorunluluğuna uyulmaması, işlemin sıhhatini zedeler. Yargıtay, bu tür şekli noksanlıkları "hak ihlali" olarak değerlendirme eğilimindedir; zira tanık, kolluğun dürüstlük kuralına uygun hareket ettiğinin tek tarafsız kanıtıdır.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 116, 117, 118, 119, 120, 121.
  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) m. 4/A, 9, Ek 6.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 116, 120.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/569 - Karar No: 2022/10.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/761 - Karar No: 2018/305.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/5935 - Karar No: 2020/3126.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/1313 - Karar No: 2018/6146.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/1569 - Karar No: 2021/491.

Yasal Uyarı: Bu metin, CMK 116 ve ilgili mevzuat çerçevesinde profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut hukuki uyuşmazlıklarda doğrudan uygulama garantisi taşımamaktadır. Her vaka kendi özel şartları, delil durumu ve güncel yüksek yargı içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Profesyonel hukuki yardım almadan işlem yapılması hak kayıplarına yol açabilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: