CMK 205 ve Duruşma Düzeni: Suç Duyurusu, Tutuklama ve Usul Adımları
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 205 ve Duruşma Düzeni: Suç Duyurusu, Tutuklama ve Usul Adımları

Duruşma sırasında işlenen suçlarda CMK 205 uyarınca düzenlenen tutanaklar, kesin delil niteliğiyle yargılama usulünün temel taşını oluşturur. Mahkemenin re’sen suç duyurusunda bulunma ve ivedi tutuklama kararı verme yetkisi, savunma hakkı ile duruşma disiplini arasındaki hassas dengede şekillenir.

CMK 205 Uyarınca Duruşmada İşlenen Suçlarda Resmî Müdahale Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 205. maddesi, duruşma sırasında bir suç işlenmesi halinde mahkemeye derhal müdahale etme ve olayı kayıt altına alma yetkisi tanır. Bu madde uyarınca mahkeme, gerçekleşen fiili bir tutanakla tespit eder ve bu tutanağı gereğinin yapılması için yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Mahkemenin bu süreçteki rolü sadece tespit ile sınırlı olmayıp, suçun ağırlığı ve niteliğine göre failin tutuklanmasına da karar verebilir.

Duruşma düzeni ve disiplini, yargılamanın selâmeti açısından kamu düzenine ilişkindir. CMK m. 205 kapsamındaki işlem, bir ihbar veya şikâyet prosedüründen ziyade, doğrudan mahkemenin tanıklığında gerçekleşen bir suçun resmî vesikaya bağlanmasıdır. Bu noktada tutanağın içeriği, suçun maddi unsurlarını ve failin kimliğini tereddüde yer bırakmayacak şekilde yansıtmalıdır. Mahkemenin tutuklama yetkisini kullanması ise duruşmanın devamlılığını koruma ve delillerin karartılmasını önleme amacı taşır.

"Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 205

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Duruşma Tutanağının İspat Gücü ve Sahtecilik İddiası

Duruşma tutanağı, yargılama usulünün kanunda belirtilen esaslara uygun yapılıp yapılmadığının yegâne ispat aracıdır. 5271 sayılı CMK m. 222 uyarınca, tutanakta yer alan hususların aksine delil getirilmesi mümkün olmayıp, tutanağa karşı ancak sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Bu durum, duruşma sırasında işlenen suçların tespitinde tutanağı "mutlak delil" seviyesine yükseltmektedir.

Resmi mühürlü duruşma tutanağının adli ispat gücünü simgeleyen belge detayı.

Tutanak; mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanarak resmî belge niteliğine kavuşturulur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında vurgulandığı üzere, tutanaklardaki imza eksikliği veya içeriğin yargılama usulü kurallarına aykırılığı, belgenin delil değerini zedeler. Özellikle duruşmada işlenen suçun faillerine ilişkin yapılan tespitlerin, tutanağın başlık ve sonuç kısımlarıyla uyumlu olması, usul ekonomisi ve adil yargılanma hakkı yönünden kritiktir.

"Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2012/6-1433 E. , 2013/56 K.

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2012/6-1433 E. , 2013/56 K.

Tutanağın Şekli ve Esaslı Unsurları

CMK m. 221 uyarınca tutanakta oturuma katılanların ad ve soyadları, sanık açıklamaları, tanık ifadeleri ve verilen kararların yer alması zorunludur. Duruşma sırasında işlenen bir suç söz konusu olduğunda, suç teşkil eden sözlerin veya eylemlerin aynen tutanağa geçirilmesi gerekir. Özetleme yoluna gidilmesi, ileride açılacak kamu davasında ispat zorluklarına yol açabilir.

İmzaların Tamamlanması ve Resmî Belge Niteliği

Yargılama işlemlerinin belge delili niteliği kazanabilmesi için duruşmada okunması ve imzalanması şarttır. İmzasız bir duruşma tutanağı, CMK m. 205 kapsamında yapılacak bir suç duyurusuna esas teşkil edemez. Bu tür durumlarda belgenin hukuki varlığı tartışmalı hale geleceğinden, kalem işlemlerinde imzaların eksiksizliği denetlenmelidir.

Duruşmanın Düzeni ve Hâkimin Çıkarma Yetkisi

CMK m. 203, duruşma düzenini sağlama yetkisini doğrudan mahkeme başkanına veya hâkime vermiştir. Duruşmanın düzenini bozan kişi, savunma hakkı kısıtlanmamak kaydıyla salondan çıkarılabilir. Bu yetki, duruşmanın vakarına uygun şekilde yürütülmesi için idari bir tedbir niteliğindedir. Ancak salondan çıkarılma sırasında direnç gösterilmesi veya karışıklık çıkarılması durumunda, daha ağır yaptırımlar gündeme gelir.

Duruşma salonundan çıkarılan kişi eğer direnç gösterirse, mahkeme tarafından avukatlar hariç olmak üzere dört güne kadar disiplin hapsine karar verilebilir. Bu noktada avukatların disiplin hapsinden muaf tutulması, savunma dokunulmazlığı ve mesleki güvencelerin bir gereğidir. Çocuklar hakkında da disiplin hapsi uygulanmayacağı kanunda açıkça hükme bağlanmıştır.

"Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder. Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 203

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Sanığın Duruşma Salonundan Çıkarılması ve Savunma Hakkı

Sanığın davranışları nedeniyle duruşma salonundan çıkarılması, CMK m. 204 kapsamında özel olarak düzenlenmiştir. Eğer sanığın hazır bulunması duruşmanın düzenli yürütülmesini tehlikeye sokacaksa, mahkeme sanığı salondan çıkarabilir. Bu durumda mahkemenin, sanığın yokluğunda oturuma devam edip etmeyeceği konusundaki takdiri, savunma hakkının gerekliliği ile sınırlıdır.

Duruşma salonunda sanığın yokluğunda devam eden yargılama sürecini temsil eden mahkeme düzeni.

Editörün Notu: Sanığın müdafii yoksa ve sanık salondan çıkarılmışsa, mahkemenin barodan bir müdafi görevlendirmesini istemesi zorunludur. Ayrıca, sanık tekrar duruşmaya alındığında yokluğunda yapılan tüm işlemlerin kendisine açıklanması usulü bir zorunluluktur. Bu aşamada yapılacak usul hatası, hükmün mutlak bozma sebebi sayılmasına sebebiyet verebilir.

İşlem Türü Kapsam İstisna Hukuki Dayanak
Disiplin Hapsi 4 güne kadar hapis Avukatlar ve Çocuklar CMK m. 203/3
Salondan Çıkarma Düzeni bozan herkes Savunma hakkı engellenemez CMK m. 203/2
Sanığın Çıkarılması Düzen tehlikesi varsa Müdafi zorunluluğu CMK m. 204/1
Suç Duyurusu Duruşmada işlenen suç Mahkemenin takdir yetkisi CMK m. 205/1

CMK 226 Kapsamında Suç Vasfının Değişmesi ve Ek Savunma

Yargılama sırasında, duruşmada işlenen eylemlerin veya ortaya çıkan yeni delillerin suçun hukuki niteliğini değiştirmesi ihtimal dahilindedir. CMK m. 226 uyarınca sanığa, suçun hukuki niteliğindeki değişiklik bildirilmeden ve ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamedeki maddeden başkasıyla mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Bu kural, adil yargılanma hakkının bir alt unsuru olan savunma hakkının korunması amacını taşır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, cezanın artırılmasını veya güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren haller ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkarsa, sanığa ek savunma verilmesi emredici bir kuraldır. Eğer suçun niteliği sanık aleyhine değişiyorsa, sadece sevk maddelerinin değişmesi değil, fiilin tanımındaki farklılaşma da ek savunma verilmesini zorunlu kılar.

"Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir."

Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2021/16725 E. , 2022/14309 K.

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2021/16725 E. , 2022/14309 K.

İddianame ve Hüküm Arasındaki Bağlantı

Ceza muhakemesinde "davasız yargılama olmaz" ilkesi geçerlidir. İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak, dava konusu edilmeyen bir eylemden dolayı hüküm kurulması usule aykırıdır. Ancak duruşma sırasında yeni bir suç işlenirse (CMK 205), bu yeni suç için ayrı bir soruşturma başlatılır ve gerekirse dava açılır; mevcut dava ile birleştirilmesi mahkemenin takdirindedir.

Ek Savunma Hakkının Kısıtlanması Riski

Ek savunma hakkının tanınmaması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Yargıtay uygulamalarında, sanığa uygulanacak cezanın alt sınırının artması veya ek bir ceza fıkrasının (örneğin TCK 158/1-son) uygulanması ihtimali doğduğunda, mutlaka ek savunma alınması gerektiği, aksi durumun bozma nedeni teşkil edeceği vurgulanmaktadır.

Duruşmada İşlenen Suçların Sabıkaya ve HAGB Kararına Etkisi

Duruşma sırasında işlenen kasıtlı bir suç, failin adli sicil kaydını ve devam eden denetim sürelerini doğrudan etkiler. Özellikle sanık hakkında daha önceden verilmiş bir Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı varsa, duruşma sırasında işlenen yeni suç bu HAGB'nin açıklanmasına neden olabilir. 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde ikinci kez HAGB kararı verilmesi mümkün değildir.

Adli sicil kaydı ve denetim sürelerinin hukuki etkilerini temsil eden profesyonel çalışma ortamı.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi kararlarında, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması HAGB için bir şart olsa da, denetim süresi içinde işlenen suçların bu kurumu engellediği ifade edilmektedir. Eğer duruşma sırasında işlenen suç kesinleşirse, mahkeme önceki davada verilen hükmü açıklamak zorundadır.

"CMK'nin 231'inci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen 'Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez' cümlesi uyarınca, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bir hükme ilişkin denetim süresi içerisinde işlenen bir başka kasıtlı suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır."

Kaynak: 19. Ceza Dairesi 2019/30345 E. , 2019/13311 K.

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2019/30345 E. , 2019/13311 K.

Duruşma Sırasında Tutuklama Kararı ve Hukuki Şartları

CMK m. 205/1’in son cümlesi, mahkemeye duruşma sırasında suç işleyen failin tutuklanmasına karar verme yetkisi tanımıştır. Bu yetki, CMK m. 100’deki genel tutuklama şartlarından bağımsız bir "ivedi önlem" niteliği taşır. Mahkeme, olayın vahameti ve delillerin muhafazası gerekçesiyle, henüz bir iddianame veya soruşturma numarası olmaksızın failin tutuklanmasına hükmedebilir.

Uygulama Notu: Bu şekilde verilen bir tutuklama kararı, gıyabi tutuklama değil, vicahî tutuklama mahiyetindedir. Failin duruşma salonunda bulunması, sorgusunun derhal yapılabilmesine imkan tanır. Ancak mahkemenin bu yetkisini kullanırken "gerek görürse" ibaresine dayanarak ölçülülük ilkesini gözetmesi gerekir. Her suç işleme iddiası otomatik tutuklama gerektirmez; tutuklama yasağı olan suçlar (üst sınırı iki yıldan az olan hapis cezaları gibi) bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Duruşma Tutanağının İçeriği ve Resmi Belgede Sahtecilik Sınırı

Duruşma tutanakları resmî belge hükmünde olduğundan, kasten gerçeğe aykırı düzenlenmeleri TCK m. 204 kapsamında resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir. CMK m. 222 uyarınca tutanağa karşı sadece sahtecilik iddiası ileri sürülebilir. Bu, tutanağın maddi gerçeği yansıtmadığına dair her türlü itirazın, ancak ceza hukuku anlamında bir sahtecilik iddiası ile dinlenebileceği anlamına gelir.

Hukuki süreçte, tutanağın eksik veya hatalı tutulması durumunda avukatların derhal "beyanların aynen geçirilmesi" talebinde bulunması ve reddi halinde bu durumu şerh düşmeleri stratejik öneme sahiptir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tutanakların yargılamanın aynası olduğunu ve bu aynadaki sapmaların savunma hakkını telafisi güç şekilde zedeleyebileceğini pek çok kararında içtihat altına almıştır.

"Duruşma tutanağında; 'Oturuma katılan sanığın, müdafiinin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar' yer alır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2019/366 E. , 2020/179 K.

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2019/366 E. , 2020/179 K.

Mahkeme Kararlarının Nitelendirilmesi ve Görevli Daire Uyuşmazlığı

Duruşma sırasında işlenen suçlar veya iddianamede anlatılan fiillerin hukuki vasıflandırması, Yargıtay incelemesinde görevli dairenin belirlenmesi açısından belirleyicidir. 6545 sayılı Kanun ile değişik Yargıtay Kanunu m. 14 uyarınca, mahkûmiyet kararlarında mahkeme hükmündeki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise iddianamedeki nitelendirme esas alınır.

Örneğin, duruşma sırasında gerçekleşen bir hakaret veya tehdit eyleminin özel hayatın gizliliğini ihlal veya müstehcenlik gibi daha ağır suçlarla ilişkilendirilmesi durumunda, temyiz incelemesi en ağır yaptırımı öngören suça bakan dairece yapılır. Bu durum, adliye pratiğinde dosyanın daireler arasında gidip gelmesine ve yargılamanın uzamasına neden olan "olumsuz görev uyuşmazlıkları" doğurabilmektedir.

"Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise iddianame veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır. Nitelendirme ibaresinden ise yanlış ya da eksik biçimde uygulanması istenen maddeler veya suç ismi değil, unsurları yer alan ve açıkça saptanan fiil veya fiillere ilişkin suç ya da suçlar anlaşılmalıdır."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi 2020/2231 E. , 2020/7157 K.

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2020/2231 E. , 2020/7157 K.

Duruşmada Tercüman Bulundurulması ve Usul Kuralları

Duruşma disiplini ve suç tespit süreci, sanığın veya mağdurun meramını anlatabileceği bir dilde yürütülmesini zorunlu kılar. CMK m. 202/5 uyarınca tercümanlar, adli yargı adalet komisyonlarınca düzenlenen listelerden seçilir. Eğer duruşma sırasında işlenen bir suçun faili Türkçe bilmiyorsa, suçun tespiti ve tutanağa bağlanması aşamasında da tercüman aracılığıyla beyanlarının alınması, savunma hakkının kısıtlanmaması için elzemdir.

Listede yer almayan bir kişinin tercüman olarak görevlendirilmesi, kural olarak bir usul hatasıdır ancak zorunlu hallerde mahkeme başkanı bu kuralın dışına çıkabilir. Tercüman vasıtasıyla yapılan işlemlerin tutanağa eksiksiz yansıtılması, CMK m. 205 kapsamındaki suç duyurusunun sıhhati için temel şarttır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ve Haksız Tutuklama Riski

Duruşma sırasında işlenen suç iddiasıyla CMK 205 uyarınca yapılan tutuklamalar, ileride beraat kararı verilmesi halinde devletin tazminat sorumluluğunu doğurabilir. CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca, haksız yere tutuklanan kişi maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Mahkemenin duruşma anındaki sıcaklıkla verdiği tutuklama kararlarında ölçülülüğü aşması, ciddi mali riskler barındırmaktadır.

Tazminat davalarında Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yaklaşımı, tutuklu kalınan sürenin net asgari ücret üzerinden hesaplanan gelir kaybını ve kişinin sosyal/ekonomik durumuna uygun makul bir manevi tazminatı kapsar. Duruşma sırasında suç işlendiği iddiasıyla tutuklanan ancak sonradan bu eylemin suç oluşturmadığı anlaşılan kişiler için yargı yerinin tazminata hükmetmesi kaçınılmazdır.

"Davacının cinsel saldırı suçundan 205 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği anlaşılmakla; davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekir."

Kaynak: 12. Ceza Dairesi 2021/3595 E. , 2022/4664 K.

Belgeyi Gör: 12. Ceza Dairesi 2021/3595 E. , 2022/4664 K.

Duruşma Disiplini ve Suç Tespitinde Avukatın Rolü ve Sorumluluğu

Avukatlar, duruşma düzenini sağlamakla yükümlü olan mahkemenin bu yetkisini kötüye kullanması durumunda denetleyici bir rol üstlenirler. CMK m. 203/3 uyarınca avukatlara disiplin hapsi verilemez; ancak duruşma sırasında işledikleri iddia edilen suçlar genel hükümlere göre soruşturulur. Avukatın duruşmadaki beyanları "iddia ve savunma dokunulmazlığı" kapsamında korunur.

Dikkat Edilmesi Gerekenler: Eğer mahkeme, bir avukatın sözlerini suç sayarak CMK 205 uyarınca tutanak tutarsa, avukatın bu tutanağa karşı derhal itirazlarını kayda geçirmesi ve olayın bağlamını (savunma stratejisi, müvekkilin haklarını koruma amacı vb.) belirtmesi gerekir. Avukatın duruşma salonundan çıkarılması ancak savunma hakkını fiilen imkansız kılan çok istisnai durumlarda söz konusu olabilir ve bu durumda baroya bilgi verilmesi zorunludur.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Hâkim duruşmada kendisine hakaret edildiğini düşünerek izleyiciyi doğrudan tutuklayabilir mi? Evet, CMK m. 205 uyarınca mahkeme, duruşma sırasında işlenen bir suçu tespit ettiğinde failin tutuklanmasına "derhal" karar verebilir. Ancak bu tutuklama kararının gerekçeli olması ve üst sınırı tutuklama yasağı kapsamında kalmayan bir suça ilişkin olması gerekir.

2. Duruşma salonundan çıkarılan sanığın yokluğunda karar verilebilir mi? CMK m. 204/1 uyarınca, mahkeme sanığın hazır bulunmasını savunma bakımından zorunlu görmezse oturumu sanığın yokluğunda sürdürüp bitirebilir. Ancak sanığın bir müdafiinin bulunması zorunludur; yoksa barodan talep edilir.

3. Duruşma tutanağındaki bir ifadenin yanlış yazıldığını sonradan fark edersek ne yapabiliriz? Tutanak mutlak delil niteliğinde olduğundan, sadece sahtecilik iddiası ile geçersiz kılınabilir. Ancak maddi hataların düzeltilmesi için mahkemeye "tashih" talebinde bulunulabilir veya bir sonraki celsede beyanın düzeltilmesi talep edilerek kayda geçirilmesi sağlanabilir.

4. Duruşma sırasında tanığın yalan söylediği anlaşılırsa mahkeme ne yapar? Mahkeme, yalan tanıklık suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe oluşursa CMK 205 uyarınca durumu tutanağa bağlar ve Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar eder. Gerekli görürse tanığın tutuklanmasına da karar verebilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 202, 203, 204, 205, 221, 222, 226.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Esas No: 2019/30345, Karar No: 2019/13311.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/16725, Karar No: 2022/14309.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2012/6-1433, Karar No: 2013/56.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/3595, Karar No: 2022/4664.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/2231, Karar No: 2020/7157.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2019/366, Karar No: 2020/179.

Yasal Uyarı: Bu makale, duruşma disiplini ve CMK 205 uygulamalarına ilişkin genel akademik ve pratik bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları, delil durumu ve yargılama süreci içerisinde değerlendirilmelidir. Bu metin profesyonel bir hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu içeriğe dayanılarak yapılan işlemlerden dolayı sorumluluk kabul edilmez. Hukuki uyuşmazlıklarda bir avukattan profesyonel yardım alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: