
CMK 196 Kapsamında Duruşmadan Bağışık Tutulma Usulü ve Sorgu Güvenceleri
Ceza muhakemesinde sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereği olup; CMK 196 uyarınca bağışık tutulma kararı ancak sanığın sorgusunun yapılmış olması ve açık rızasıyla mümkündür. Beş yıllık hapis cezası alt sınırı ve hüküm oturumunda hazır bulundurulma zorunluluğu, savunma hakkının kısıtlanmaması adına mutlak bozma nedeni teşkil eden temel usul güvenceleridir.
Ceza Muhakemesinde Hazır Bulunma Hakkı ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 193/1 uyarınca, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Bu kural, ceza yargılamasının temel direklerinden biri olan "doğrudan doğruyalık" (vasıtasızlık) ve "yüzyüzelik" ilkelerinin hayata geçirilmesini sağlar. Sanığın duruşmada hazır bulunması sadece bir yükümlülük değil, aynı zamanda savunma hakkının ayrılmaz bir parçası olan temel bir haktır.
Yargılama makamı, maddi gerçeğe ulaşma çabasında delillerle doğrudan temas kurarken, sanığın da bu sürece dahil olması, aleyhindeki delilleri sorgulayabilmesi ve lehine olan hususları bizzat ileri sürebilmesi adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6) çekirdeğini oluşturur. Uygulamada "vareste tutulma" olarak da bilinen duruşmadan bağışık tutulma müessesesi, bu genel kuralın istisnasını teşkil eder ve ancak belirli usuli şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi halinde geçerlilik kazanır.
"Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin 'Adil yargılanma hakkı' başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/585 - Karar No: 2018/680
CMK 196/1 Uyarınca Bağışık Tutulmanın Maddi ve Şekli Şartları
Duruşmadan bağışık tutulma, sanığın veya müdafiinin talebi üzerine mahkemece verilen ve sanığın duruşmalara katılma zorunluluğunu ortadan kaldıran bir usul işlemidir. CMK m. 196/1'e göre bu kararın verilebilmesi için iki temel şartın varlığı aranır: Sanığın sorgusunun daha önce mahkemece yapılmış olması ve sanığın (veya yetkili müdafiinin) bu yönde bir isteminin bulunması.
Sorgunun Yapılmış Olması Koşulu
Bağışık tutulma kararının ön şartı, sanığın kimlik tespiti ile iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasının (sorgusunun) yargılamayı yürüten mahkeme huzurunda alınmış olmasıdır. Henüz sorgusu yapılmamış bir sanık hakkında, müdafii talep etse dahi bağışık tutulma kararı verilemez. Bu durum, sanığın mahkeme heyeti tarafından bizzat gözlemlenmesi ve savunmasının doğrudan dinlenmesi gerekliliğinden kaynaklanır.
Sanığın veya Müdafiinin Açık İstemi
Mahkeme, sanığın rızası olmaksızın re'sen bağışık tutulma kararı veremez. Bu istemin duruşma tutanağına net bir şekilde geçirilmesi veya yazılı bir dilekçe ile sunulması gerekir. Sanığın susması veya "takdir mahkemenindir" şeklindeki beyanları, bağışık tutulma için gerekli olan "açık rıza" olarak yorumlanamaz. Nitekim Yargıtay içtihatları, sanığın duruşmadan vareste tutulma hakkının kendisine hatırlatılmamasını veya bu konuda bir irade beyanı alınmamasını savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirmektedir.
Alt Sınırı Beş Yıl ve Daha Fazla Hapis Cezası Gerektiren Suçlarda Sorgu Usulü
CMK m. 196/2, istinabe (talimat) yoluyla sorgu yapılabilmesi konusunda ceza miktarına dayalı bir ayrım gitmiştir. Kanun koyucu, daha ağır yaptırım öngörülen suçlarda sanığın bizzat esas mahkemesi huzurunda bulunmasını zorunlu kılmıştır.
İstinabe Yasağı ve Esas Mahkemesi Huzurunda Sorgu
Hapis cezasının alt sınırı 5 yıl ve daha fazla olan suçlarda sanık, yargı çevresi dışında olsa dahi istinabe suretiyle sorgulanamaz. Bu tür suçlarda sanığın bizzat mahkeme huzuruna getirilmesi veya teknik imkanlar dahilinde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden sorgusunun yapılması gerekir. Ancak SEGBİS kullanımı dahi belirli rıza ve zorunluluk şartlarına tabidir.
İstinabe Öncesi Hatırlatma Yükümlülüğü
Alt sınırı 5 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda, sanığın sorgusu istinabe yoluyla yapılabilir. Ancak bu durumda dahi CMK m. 196/2 uyarınca sanığa; ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmalıdır. Eğer sanık, esas mahkemesinde savunma yapmak istediğini beyan ederse, istinabe yoluna başvurulamaz.
| Suçun Ceza Alt Sınırı | Sorgu Usulü | Bağışık Tutulma Şartı |
|---|---|---|
| 5 Yıldan Az Hapis | İstinabe mümkün (Sanık onayı ile) | Sorgu sonrası sanık talebi |
| 5 Yıl ve Üzeri Hapis | Esas Mahkeme Zorunlu | Sorgu sonrası sanık talebi |
| Adli Para Cezası/Müsadere | Sanık gelmese de duruşma yapılabilir | Kanuni istisna (CMK 195) |
Başka Suçtan Tutuklu veya Hükümlü Olan Sanığın Durumu
Adliye pratiğinde en çok uyuşmazlığın yaşandığı alanlardan biri, yargılama sürerken başka bir suçtan dolayı ceza infaz kurumunda (CİK) bulunan sanıkların durumudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu durumdaki sanıkların duruşmadan bağışık tutulma talebi yoksa, hüküm oturumunda bizzat hazır bulundurulmalarını zorunlu görmektedir.
"Hüküm tarihinde davanın görüldüğü mahkemenin yargı çevresi içinde bulunan bir ceza infaz kurumunda hükümlü olan sanığın, hükmün tefhim edildiği oturumda hazır edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı... Aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılamaya devam edilerek mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/585 - Karar No: 2018/680
Sanığın başka bir suçtan tutuklu olması, duruşmaya katılma hakkından feragat ettiği anlamına gelmez. Mahkeme, sanığın CİK'te olduğunu biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, onu duruşmaya getirtmekle veya SEGBİS bağlantısı kurmakla yükümlüdür.
Görüntülü ve Sesli İletişim Tekniği (SEGBİS) Kullanımı ve Rıza
694 sayılı KHK ile CMK m. 196/4 fıkrasında yapılan değişiklik (ve 7078 sayılı Kanun ile yasalaşması), mahkemelere "zorunlu gördüğü durumlarda" sanığın SEGBİS yoluyla sorgusunu yapma veya duruşmaya katılmasına karar verme yetkisi tanımıştır. Ancak bu yetki, savunma hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde geniş yorumlanamaz.
SEGBİS Kullanımında Zorunluluk Kriteri
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları, SEGBİS kullanımının ancak ulaşım zorluğu, güvenlik riski veya sanığın hastalığı gibi somut ve zorunlu nedenlerin varlığı halinde uygulanabileceğini vurgular. Sanığın esas mahkemesi huzurunda savunma yapma yönündeki ısrarlı talebi varsa, sadece "usul ekonomisi" gerekçesiyle SEGBİS üzerinden hüküm kurulması adil yargılanma hakkını zedeleyebilir.
SEGBİS ve Sorgu Güvenceleri
SEGBİS ile yapılan sorguda, sanığın mahkeme salonundaki atmosferi hissedebilmesi, belgeleri görebilmesi ve müdafii ile gizli görüşme yapabilmesi sağlanmalıdır. Teknik altyapı yetersizliği nedeniyle sanığın beyanlarının tam anlaşılamadığı veya savunmanın kesintiye uğradığı durumlar, usuli bozma nedenidir.
"İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Tüm bu açıklamalar karşısında; bozma sonrası yapılan yargılamada SEGBİS sistemiyle kendisine bağlanan sanığın, savunma yapmak istemediğini ve mahkememizde hazır bulunarak savunma yapmak istediğini beyan etmesine rağmen duruşmalarda hazır bulundurulmayıp SEGBİS sistemi aracılığıyla yargılaması yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu - Karar No: 2019/12041 (Atıf: Yargıtay 17. CD)
Hükmün Tefhim Edildiği Son Oturumun Kritik Önemi
Ceza muhakemesinde son oturum, iddia ve savunmanın son kez karşı karşıya geldiği, sanığa "son sözünün" sorulduğu evredir. Yargıtay, bağışık tutulma kararı verilmiş olsa dahi, sanığın özellikle mahkumiyet hükmü kurulacaksa son oturumda hazır bulundurulmasının savunma hakkı açısından "evleviyetle" gerekli olduğunu savunmaktadır.
Son Söz Hakkı ve Sanığın Mevcudiyeti
CMK m. 216/3 uyarınca, hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir. Sanığın yokluğunda hüküm kurulması durumunda, bu hak fiilen kullanılamaz hale gelmektedir. Başka suçtan tutuklu olup duruşmadan bağışık tutulma talebi bulunmayan sanıklar için bu durum "mutlak bozma" nedenidir.
Yargıtay'ın İstikrarlı Yaklaşımı
Yargıtay daireleri, sanığın hüküm tarihinde aynı veya farklı yargı çevresinde cezaevinde bulunması durumunda, mahkemenin bu durumu UYAP üzerinden tespit etmesi ve sanığı son oturumda hazır etmesi gerektiğini belirtmektedir. Sanığa duruşmadan vareste tutulma hakkı hatırlatılmamışsa, yokluğunda kurulan hüküm usulden bozulmaktadır.
"Hüküm tarihinde, sanık ...’ın aynı yargı çevresinde bulunan Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, sanık ...’in ise yine aynı yargı çevresinde bulunan Bakırköy/Metris 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçlardan hükümlü olarak bulundukları anlaşılmakla; sanıkların, duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulma istemleri bulunmadığı halde, yokluklarında yapılan yargılama ile mahkumiyetlerine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulmasına..."
Kaynak: 2. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/10248 - Karar No: 2020/8652
Duruşmadan Bağışık Tutulma Kararının Geri Alınması ve Takdir Hakkı
Duruşmadan bağışık tutulma kararı, kesin bir hüküm niteliğinde değildir. Mahkeme, yargılamanın seyri içinde sanığın bizzat hazır bulunmasını maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından gerekli görürse, daha önce vermiş olduğu bağışık tutulma kararını re'sen veya tarafların talebiyle geri alabilir.
Maddi Gerçeğin Araştırılması ve Yüzleştirme
Özellikle tanık beyanları ile sanığın savunması arasında derin çelişkiler oluştuğunda veya sanığın fiziksel teşhisi (yüzleştirme) gerektiğinde, bağışık tutulan sanığın duruşmaya getirilmesi zorunludur. CMK m. 200/1 uyarınca, sanığın yüzüne karşı tanıklık yapmaktan çekinen bir tanık varsa, sanık salondan çıkarılabilir ancak bu işlemden sonra tutanaklar okunarak sanığa savunma imkanı verilmelidir.
Sanığın Karara Rağmen Duruşmaya Katılma Hakkı
Bağışık tutulma kararı sanığa bir "ayrıcalık" sağlar ancak onu duruşmaya katılmaktan men etmez. Vareste tutulan sanık, dilediği oturuma katılma, soru sorma ve beyanda bulunma hakkına sahiptir. Mahkemenin "sen zaten bağışıksın" diyerek sanığı duruşma salonuna almaması, açık bir hak ihlalidir.
Yargı Çevresi Dışındaki Sanıklar İçin CMK 196/5 Uygulaması
CMK m. 196/5, hastalık, disiplin önlemi veya zorunlu diğer nedenlerle yargı çevresi dışındaki bir hastane veya cezaevine nakledilen sanıklar için özel bir düzenleme içerir. Bu durumda, sanığın daha önce sorgusu yapılmış olmak kaydıyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
196/5'in Uygulama Sınırları
Bu fıkra, sanığın rızasından ziyade "zorunlu nedenleri" temel alır. Ancak Yargıtay, bu fıkranın uygulanabilmesi için de sanığın sorgusunun yapılmış olması şartına sıkı sıkıya bağlı kalmaktadır. Sorgusu yapılmamış bir sanığın, disiplin cezası veya nakil gerekçesiyle duruşmadan uzak tutulması mümkün değildir.
Zorunlu Nedenlerin Denetimi
Mahkeme, "zorunlu neden" ibaresini keyfi olarak kullanamaz. Sanığın nakil sebebi, sağlık durumu veya disiplin cezasının mahiyeti dosya kapsamına alınmalı ve bu durumun savunma hakkına halel getirip getirmeyeceği tartılmalıdır.
"Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. (...) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin ilamında da belirtildiği üzere, sanığın yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışında olan Tire B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesi sebebiyle son celsede savunmasının alınmadığı... yokluğunda yargılamaya devam edilip savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır."
Kaynak: 17. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/9059 - Karar No: 2019/9973
İstisna: Sorgu Yapılmadan Karar Verilebilecek Haller (CMK 193/2)
Bağışık tutulmanın temel şartı sorgu olsa da, CMK m. 193/2 bu kurala sanık lehine bir istisna getirmiştir. Toplanan delillere göre sanık hakkında mahkûmiyet dışında (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı vb.) bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgu yapılmadan da dava yoklukta bitirilebilir.
Derhal Beraat Kararı Verilebilecek Haller ile Farkı
CMK m. 193/2'nin uygulanabilmesi için delillerin toplanmış ve mahkemenin vicdani kanaatinin beraat yönünde oluşmuş olması gerekir. CMK m. 223/9'daki "derhal beraat" durumunda ise delil toplanmasına dahi gerek kalmadan, iddianamedeki fiilin suç oluşturmadığı veya cezalandırılamayacağı anlaşıldığında hüküm kurulur.
Mahkumiyet İhtimalinde Sorgu Zorunluluğu
Eğer mahkeme, mahkumiyet hükmü kuracaksa mutlaka sanığın sorgusunu yapmalı ve bağışık tutulma iradesini denetlemelidir. Hazırlık aşamasındaki beyanlarla yetinilerek, duruşmada sorgu yapılmadan kurulan mahkumiyet hükümleri, usul hukukunun en ağır ihlallerinden biri sayılır.
"Sanık ... hakkında açılan bir ceza davası nedeniyle sanıkların şikayetini geri alması için telefonla katılana yönelik tehdit ve hakarette bulunduklarının iddia edildiği somut olayda; sanıkların hazırlık aşamasında da savunmalarının alınmadığı... tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi bakımından sanıkların savunmalarının alınmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, sorgusu yapılmayan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır."
Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/26686 - Karar No: 2013/4253
Bağışık Tutulan Sanığın Müdafii Aracılığıyla Temsili
Sanık duruşmadan bağışık tutulsa bile, müdafii CMK m. 197/1 uyarınca her oturumda hazır bulunma yetkisine sahiptir. Bağışık tutulma, sanığın bizzat mevcudiyetini ortadan kaldırır ancak savunmanın hukuki temsilini engellemez.
Müdafiin Bağışık Tutulma Talebindeki Yetkisi
CMK m. 196/1'e göre sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafii de bağışık tutulma talebinde bulunabilir. Ancak bu yetki genellikle özel vekaletnamedeki "vareste tutulma talep etme" yetkisine dayanmalıdır. Zorunlu müdafilik durumunda dahi, sanığın asıl iradesi sorgulanmadan müdafiin talebiyle sanık duruşmadan uzak tutulmamalıdır.
Müdafi Yokluğunda Hüküm Kurulması
Sanık bağışık tutulmuş olsa dahi, CMK m. 150 kapsamındaki zorunlu müdafilik hallerinde, müdafiin yokluğunda duruşma yapılamaz. Sanığın vareste olması, müdafiin de duruşmaya gelmemesi durumunda yargılamanın yapılamayacağı hususu, usul ekonomisi ile savunma hakkı arasındaki dengede savunma hakkının üstünlüğünü gösterir.
Uygulama Notu: Savunma Hakkının Kısıtlanması ve Hak Kayıplarının Önlenmesi
Editörün Notu: Uygulamada, sanığın başka suçtan tutuklu olması halinde cezaevi idaresi ile mahkeme arasındaki iletişim kopuklukları nedeniyle sanığın duruşmada hazır edilemediği ve "SEGBİS ile bağlandık ama sanık gelmek istediğini söyledi" veya "sanık bağışık tutulma istemediği halde getirilmedi" şeklinde tutanaklar tutulduğu görülmektedir. Bu durumlar, istinaf ve temyiz aşamasında "mutlak bozma" nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dikkat Edilmesi Gereken Usuli Adımlar:
- Sorgu Aşaması: Sanığa sorgusu sırasında mutlaka "Duruşmalardan bağışık tutulmak istiyor musunuz?" sorusu sorulmalı ve yanıtı tutanağa geçirilmelidir.
- SEGBİS Reddi: Sanık SEGBİS üzerinden ifade vermek istemediğini ve mahkemede hazır bulunmak istediğini söylerse, mahkeme bu talebi ancak "haklı ve zorunlu" gerekçelerle reddedebilir (yol güvenliği, salgın hastalık vb.). Sadece "uzaklık" bir ret gerekçesi olamaz.
- Hüküm Oturumu: Sanık duruşmalardan vareste tutulmuş olsa bile, mahkumiyet kararı verilecekse ve sanık başka suçtan cezaevindeyse, son söz hakkı için hazır edilmesi hak kaybını önler.
- İstinaf Başvurusu: Bağışık tutulma usulüne aykırılık, CMK m. 289 uyarınca hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olarak ileri sürülmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sanık duruşmadan bağışık tutulma talebinde bulunduktan sonra bu talebinden vazgeçebilir mi? Evet. Bağışık tutulma sanığın bir hakkıdır. Sanık, daha önce vareste tutulmasını istemiş olsa bile, yargılamanın herhangi bir aşamasında duruşmaya bizzat katılmak istediğini beyan ederek bu hakkını her zaman kullanabilir. Mahkeme bu talebi reddedemez.
2. Alt sınırı 5 yıl olan bir suçta sanık "Ben talimatla (istinabe) ifade vermek istiyorum" derse mahkeme bunu kabul edebilir mi? Hayır. CMK m. 196/2 emredici bir hükümdür. Kamu düzenine ilişkin bu kural uyarınca, sanık rıza gösterse dahi alt sınırı 5 yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren suçlarda sorgunun mutlaka esas mahkemesi huzurunda yapılması gerekir. İstinabe yoluyla alınan ifade bu suçlar açısından hukuken geçersizdir.
3. Sanık duruşmaya gelmezse müdafii onun adına sorgu verebilir mi? Hayır. Sorgu, sanığın kişiliğine bağlı bir usul işlemidir. Müdafii ancak sanığın sorgusu yapıldıktan sonra delillerin tartışılması evresinde beyanda bulunabilir. Sanığın sorgusu yapılmadan müdafiin savunma yapması, sanığın sorgusunun yapıldığı anlamına gelmez.
4. Sanığın başka suçtan tutuklu olduğu mahkemece bilinmiyorsa ve bu nedenle yokluğunda karar verilmişse bu durum bozma nedeni midir? Evet. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mahkemenin UYAP ve nüfus kayıtları üzerinden sanığın hukuki durumunu denetleme yükümlülüğü vardır. Sanığın cezaevinde olduğu sistem üzerinden görülebilecek bir durum olduğundan, "mahkemenin haberi yoktu" savunması usuli ihlali ortadan kaldırmaz.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 193, 196, 197, 198, 200.
- Ceza Genel Kurulu, 25.12.2018 tarihli, Esas No: 2017/585, Karar No: 2018/680.
- Ceza Genel Kurulu, 31.01.2017 tarihli, Esas No: 2014/449, Karar No: 2017/32.
- Ceza Genel Kurulu, 02.04.2019 tarihli, Esas No: 2018/457, Karar No: 2019/272.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 12.10.2021 tarihli, Esas No: 2021/30195, Karar No: 2021/24119.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 14.09.2020 tarihli, Esas No: 2020/10248, Karar No: 2020/8652.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 01.07.2019 tarihli, Esas No: 2019/9059, Karar No: 2019/9973.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Kararı, 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 sayılı iptal kararı (Atıf CMK 251 ve 196 bağlamı).
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK 196 ve bağlantılı usul hükümlerine ilişkin yargısal pratiği analiz eden akademik bir incelemedir. İçerik genel bilgilendirme amaçlı olup, somut olayların kendine özgü şartları altında farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Profesyonel hukuki yardım almadan bu metne dayanılarak işlem yapılması tavsiye edilmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.