
CMK 194 ve Sanığın Mahkemeden Uzaklaşması: Duruşmada Hazır Bulunma Zorunluluğunun İstisnaları ve Usulü Sınırlar
Ceza muhakemesinde sanığın duruşmada hazır bulunması temel kural olmakla birlikte, CMK 194 ve 196. maddeleri kapsamında sorgusu yapılmış sanığın mahkemeden savuşması veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi durumunda yargılamanın gıyapta bitirilmesi mümkündür. Ancak sanığın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olması hali, savunma hakkının kısıtlanmaması adına bu istisnanın uygulanmasında en kritik usuli engeli teşkil etmektedir.
Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Yükümlülüğü ve CMK 194 Kapsamında Dava Bitirme Şartları
Ceza muhakemesi hukukunda kural, sanık hazır bulunmaksızın duruşma yapılamayacağıdır; ancak sanığın sorgusu yapıldıktan sonra mahkemeden savuşması veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi halinde, mahkemece hazır bulunmasına gerek görülmezse dava gıyabında bitirilebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 193/1 uyarınca, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. CMK m. 194/2 ise bu genel kuralın en önemli istisnalarından birini "savuşma" ve "ara vermeyi izleyen oturuma gelmeme" olguları üzerinden düzenlemektedir.
Adliye pratiğinde bu maddenin uygulanabilmesi için kümülatif olarak üç şartın gerçekleşmesi aranmaktadır: Öncelikle sanığın usulüne uygun şekilde sorgusunun yapılmış olması, ikinci olarak sanığın mahkemeden savuşması (kaçması) veya ara verilen oturuma mazeretsiz gelmemesi, son olarak ise mahkemenin sanığın hazır bulunmasına artık gerek duymadığına dair takdir kullanmasıdır. Bu takdir yetkisi mutlak olmayıp, dosyadaki delillerin niteliği ve savunma hakkının özü ile sınırlandırılmıştır.
"Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralının istisnalarından birini oluşturan, uyuşmazlık konusu ile yakından ilgili olan ve 'sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir' şeklinde düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK'nun 'Sanığın mahkemeden uzaklaşması' başlıklı 194. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanık, savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş olması ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmemesi halinde, sanığın yokluğunda dava bitirilip, hüküm verilebilir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/815 - Karar No: 2013/6
Sorgu İşleminin Tamamlanmış Olması Zorunluluğu
CMK m. 194/2 hükmünün işletilebilmesi için sanığın daha önceki oturumlarda mahkeme huzurunda veya istinabe yoluyla usulüne uygun sorgusunun yapılmış olması vazgeçilmez bir ön şarttır. Eğer sanığın henüz sorgusu yapılmamışsa, sanığın mahkemeden uzaklaşması durumunda mahkumiyet hükmü kurulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, sanığın yakalanması veya zorla getirilmesi için gerekli müzekkereleri yazmaktır.
Mahkemenin "Gerek Görülmeme" Takdiri
Davanın yoklukta bitirilebilmesi için mahkemenin, sanığın duruşmada hazır bulunmasına artık gerek olmadığına dair bir kanaate varması gerekir. Bu kanaat oluşturulurken, özellikle esas hakkındaki mütalaanın verilip verilmediği, sanığın ek savunma hakkının doğup doğmadığı ve yeni delillerin ikame edilip edilmeyeceği göz önünde bulundurulur. Uygulamada, sanık sorgusundan sonra dosyaya giren aleyhe delillere karşı sanığın beyanının alınması zorunluluğu doğmuşsa, CMK m. 194/2'ye dayanarak dava bitirilemez.
Sanığın Savuşması (Firar) ve Ara Vermeyi İzleyen Oturuma Gelmemesi Arasındaki Farklar
Sanığın mahkemeden "savuşması", duruşma devam ederken veya verilen kısa bir ara sırasında sanığın izinsiz olarak mahkeme salonundan veya adliyeden ayrılmasını ifade ederken; ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi, daha uzun süreli duruşma aralıklarını kapsamaktadır. Her iki durumda da yasa koyucu, yargılamanın sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla, sorgusu yapılmış sanığın yokluğunda karar verilmesine imkan tanımıştır.
"Savuşma" Olgusunun Tespiti ve Tutanak Altına Alınması
Sanığın duruşma salonundan gizlice ayrılması halinde, mahkeme başkanı veya hakimi durumu derhal duruşma tutanağına geçirmelidir. Bu tespit, sanığın kaçtığına dair bir karine oluşturur ve mahkemeye CMK m. 194/1 uyarınca sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunmasını sağlamak için tedbir alma yükümlülüğü yükler. Ancak sanık bir kez savuşmuşsa ve sorgusu da daha önce yapılmışsa, yargılamanın nihai karara bağlanması ihtimal dahilindedir.
Ara Vermeyi İzleyen Oturuma Gelmeme Halinde Usul
Sanık, bir sonraki oturumun tarihini bildiği halde mazeretsiz olarak duruşmaya katılmazsa, mahkeme sanığın zorla getirilmesine karar verebileceği gibi, CMK m. 194/2'deki şartlar oluşmuşsa gıyapta karar verme yoluna da gidebilir. Ancak burada kritik olan husus, sanığın "gelmemesinin geçerli bir nedeni" olup olmadığının araştırılmasıdır. Eğer sanık, iradesi dışında bir nedenle (örneğin başka bir suçtan tutuklanma) duruşmaya katılamıyorsa, bu durum "ara vermeyi izleyen oturuma gelmeme" kapsamında değerlendirilemez ve savunma hakkının kısıtlanması riski doğar.
Başka Suçtan Tutuklu veya Hükümlü Olan Sanığın Durumu
Duruşmadan bağışık (vareste) tutulma talebi olmayan ve aynı veya farklı yargı çevresindeki bir ceza infaz kurumunda başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü bulunan sanığın, duruşmaya getirilmeden veya SEGBİS ile bağlanmadan yokluğunda mahkumiyet kararı verilmesi mutlak bozma nedenidir. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları, sanığın cezaevinde bulunmasını "geçerli bir mazeret" ve "hazır bulunma hakkının engellenmesi" olarak kabul etmektedir.
"Duruşmalardan vareste tutulma talebi olmayan ve hüküm tarihinde ... T Tipi Cezaevinde bulunduğu anlaşılan sanık ... hakkında hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 13.07.2017 tarihli oturumda hazır bulundurulmaması suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş..."
Kaynak: 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4679 - Karar No: 2022/9485
Aynı Yargı Çevresindeki Cezaevinde Bulunma
Sanık, yargılamanın yapıldığı mahkemenin yargı çevresi içerisindeki bir cezaevindeyse, mahkemenin sanığı bizzat duruşma salonunda hazır etmesi asıldır. CMK m. 196 uyarınca sanığın vareste tutulma talebi yoksa, sanığın yokluğunda esaslı işlemlerin yapılması ve hükmün tefhim edilmesi savunma hakkını ağır şekilde ihlal eder. Uygulamada, sanığın başka suçtan cezaevine girdiği UYAP üzerinden her celse kontrol edilmeli, kalem personeli tarafından bu husus dosyaya not edilmelidir.
Farklı Yargı Çevresindeki Cezaevinde Bulunma ve SEGBİS Kullanımı
Sanık farklı bir ildeki cezaevinde bulunuyorsa, mahkeme ya sanığın duruşma salonuna getirilmesi için gerekli masrafların ödenmesini sağlar ya da SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden katılımını sağlar. CMK m. 196/4 uyarınca sanığın SEGBİS yoluyla sorgusunun yapılması mümkündür. Ancak sanık "bizzat mahkemede bulunmak istiyorum" şeklinde bir irade beyan etmişse veya alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç söz konusuysa (m. 196/2), istinabe kısıtlamalarına dikkat edilmelidir.
Duruşmada Hazır Bulunma Zorunluluğu ve İstisnaları Karşılaştırma Tablosu
| Durum | Sanığın Hazır Bulunma Şartı | Dayanak Mevzuat |
|---|---|---|
| Genel Kural | Sanık hazır bulunmadan duruşma yapılamaz. | CMK m. 193/1 |
| Derhal Beraat Kararı | Sorgu yapılmasa dahi gıyapta karar verilebilir. | CMK m. 193/2 |
| Savuşma/Gelmeme | Sorgu yapılmışsa ve gerek görülmezse gıyapta bitirilebilir. | CMK m. 194/2 |
| Adli Para/Müsadere | Sanık gelmese bile duruşma ve karar mümkün. | CMK m. 195 |
| Vareste Tutulma | Sanığın talebi veya müdafiinin yetkili olmasıyla mümkün. | CMK m. 196/1 |
| Cezaevinde Olma | Vareste talebi yoksa hazır bulundurulması zorunludur. | YCGK İçtihatları |
Sorgusu Yapılmamış Sanık Hakkında Verilebilecek Kararlar (CMK 193/2)
CMK m. 193/2 uyarınca, sanık hakkında toplanan delillere göre mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar (örneğin beraat) verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi dava yokluğunda bitirilebilir. Bu hüküm, sanık lehine bir düzenleme olup yargılamanın gereksiz uzamasını önlemeyi amaçlar.
"Derhal Beraat" Kavramı ve Kapsamı
Yargıtay ve doktrin, CMK m. 193/2'deki istisnanın "derhal beraat" halleriyle sınırlı olup olmadığını tartışmıştır. Bir görüşe göre, fiilin suç oluşturmadığının ilk bakışta anlaşıldığı durumlar bu kapsamdadır. Diğer bir görüşe göre ise, delil takdiri yapılsa dahi beraat kanaatine varılıyorsa sorgu aranmaz. Ancak Yargıtay'ın baskın eğilimi, delil takdiri ve tayini gerektiren hallerde sanık savunmasının mutlaka alınması yönündedir.
Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı ve CMK 193/2 Engeli
28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilecekse dahi artık sorgu yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu durum, sanığın kusurluluğu ile ilgili bir değerlendirme yapılacağı için sanığa kendisini savunma imkanı tanınması gerektiği düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, sorgusuz beraat hükmü bu maddedeki en geniş yetkidir.
Duruşmadan Bağışık Tutulma (Vareste Tutulma) Usulü ve Sınırları
Sanık, sorgusu yapıldıktan sonra duruşmalarda hazır bulunmak istemediğini beyan ederse veya müdafii bu yönde yetkilendirilmişse mahkeme sanığı bağışık tutabilir. CMK m. 196/1'de düzenlenen bu kurum, sanığın duruşmaya gelme yükümlülüğünü ortadan kaldırırken, "hazır bulunma hakkı"ndan feragat edildiğini gösterir.
Vareste Tutulma Talebinin Şekli ve Süresi
Vareste tutulma talebi sanık tarafından bizzat veya vekaletnamesinde özel yetki bulunan müdafii tarafından duruşma sırasında veya duruşma arasında bir dilekçeyle yapılabilir. Mahkeme, sanığın kişiliği ve davanın niteliğine göre bu talebi kabul etmek zorunda değildir. Eğer mahkeme sanığın hazır bulunmasını "savunması bakımından zorunlu" görürse, vareste talebini reddederek sanığın katılımını zorunlu tutabilir.
"Maddenin birinci fıkrasında, mahkemece sorgusu yapılmış olmak şartıyla sanığın veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafiinin istemi ile duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabileceği kabul edilmiş... Beşinci fıkrasında ise, hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak şartıyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebileceği düzenlenmiştir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/449 - Karar No: 2017/32
Alt Sınırı Beş Yıl ve Daha Fazla Süreli Hapis Cezaları
Ağır hapis cezası öngörülen suçlarda (alt sınır 5 yıl ve üzeri), sanığın sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkeme huzurunda yapılması esastır. Bu tür suçlarda sanığın duruşmalardan bağışık tutulması daha sıkı denetime tabidir. Yargıtay, bu tür dosyalarda sanığın savunma hakkının en üst düzeyde korunması gerektiğini, istinabe yoluyla sorgunun (m. 196/2) bu suçlar için yapılamayacağını hatırlatmaktadır.
Son Söz Hakkı ve Sanığın Gıyabında Karar Verilmesi Riski
Duruşmanın sona erdirilmesinden önce sanığa "son söz" hakkı verilmesi, savunma hakkının en kutsal aşamasıdır. Sanık mahkemeden savuşmuşsa veya mazeretsiz gelmemişse ve mahkeme de CMK m. 194/2 uyarınca gıyapta karar verme yoluna gitmişse, sanığa son sözü sorulamamış olur. Bu durum, yasada öngörülen istisna kapsamında kaldığı için tek başına bozma nedeni teşkil etmez.
"Son Söz"ün Sanığın Müdafiine Sorulması Yeterli midir?
Sanığın hazır bulunmadığı durumlarda son sözün müdafiine sorulması, sanığın bizzat kullanması gereken bu hakkın ikamesi niteliğindedir. Ancak sanık cezaevindeyse ve vareste tutulma talebi yoksa, sanığa son sözün sorulmaması mutlak bir bozma sebebidir. Ceza Genel Kurulu'nun 2013/6 sayılı kararında belirtildiği üzere, sorgusu usulüne uygun yapılmış ve mazeretsiz gelmeyen veya savuşan sanığın yokluğunda davanın bitirilmesi, son sözün bizzat sanığa sorulmaması eksikliğini yasal sınırlar içinde geçerli kılar.
Müdafi Hazır Bulunurken Verilen Gıyapta Hükümler
Sanık mazeretsiz olarak gelmese dahi, müdafiinin duruşmada hazır bulunması savunma hakkının asgari düzeyde korunmasını sağlar. Mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı müdafiin savunmasını alarak karar verebilir. Ancak sanığın bizzat mütalaaya karşı beyanda bulunmak istediği hallerde mahkemenin sanığın katılımını sağlaması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
Talimat Yoluyla Sorgu ve "Esas Mahkemesinde İfade Verme" İradesi
Sanık, yargılandığı mahkemenin bulunduğu şehir dışında yaşıyorsa, CMK m. 196/2 uyarınca istinabe (talimat) yoluyla sorgusu yapılabilir. Ancak sorgu sırasında sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmalıdır. Sanık "esas mahkemede ifade vereceğim" derse, talimat mahkemesi sorgu yapamaz.
Sanığın "Esas Mahkemesinde İfade Verme" İsteğinin Bağlayıcılığı
Eğer sanık talimat duruşmasında ifadesini asıl mahkemesinde vermek istediğini beyan etmişse, mahkemenin bu beyanı göz ardı ederek sanığı dinlemeden gıyapta mahkumiyet kararı vermesi savunma hakkını kısıtlar. Bu durum, sanığın savunma hakkından vazgeçmediğini, aksine doğrudan yargılamayı yapan hakimle "yüz yüze" gelmek istediğini gösterir.
"İnceleme konusu somut olayda; sanığın talimat duruşmasında 'duruşmalara esas mahkemesinde katılmak isterim bunun için duruşma tarihinin tarafıma tebliğ edilmesini isterim' şeklindeki sözlerinin savunmasını yapmış olarak kabul edilemeyeceği... esas mahkemesince sanığın duruşmada hazır edilerek savunması alınması gerekirken, mahkemece sanık hakkında savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilmesi karşısında... bozulmasına..."
Kaynak: 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13448 - Karar No: 2020/9248
İstinabe Sorgusunda Hakların Hatırlatılması
Talimat mahkemesi sanığın sorgusunu yaparken CMK m. 147 ve 191/3'te belirtilen hakları (susma hakkı, müdafi tayini hakkı vb.) hatırlatmak zorundadır. Bu haklar hatırlatılmadan ve sanığın "yüz yüzelik" hakkı sorgulanmadan alınan ifadeler usule aykırı olup, bu ifadelere dayanılarak CMK m. 194 kapsamında dava bitirilemez.
Savunma Hakkının Kısıtlanması ve Mutlak Bozma Nedenleri
Yargıtay uygulamasında sanığın duruşmada hazır bulundurulmaması ile ilgili bozma nedenleri genellikle "savunma hakkının kısıtlanması" başlığı altında toplanır. Bu kısıtlama, CMK m. 289/1-h (Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayanması) ve genel adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde denetlenir.
Mahkemenin "Gerek Görme" Kararındaki Hukuki Hata
Mahkeme, sanığın sorgusunu yapmış olsa bile, dosyadaki delil durumunda sanık aleyhine esaslı bir değişiklik olmuşsa (örneğin aleyhe yeni bir tanık dinlenmişse veya bilirkişi raporu gelmişse) artık sanığın hazır bulunmasına gerek görmeme hakkına sahip değildir. Bu aşamada gıyapta karar verilmesi, sanığın aleyhindeki delillere karşı beyanda bulunma hakkını elinden alır.
Sanığın Adres Değişikliği ve Tebligat Sorunları
Sanığın bildirdiği adrese tebligat yapılamaması veya sanığın adres değişikliğini mahkemeye bildirmemesi durumu, CMK m. 194/2 kapsamında "gelmeme" olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durumda dahi sanığın "savuşması"ndan söz edilemez. Mahkeme, sanığın bilinen son adresine m. 35'e göre tebligat yaparak usuli süreci tamamlamalıdır. Şartları varsa kaçaklık prosedürü (m. 247) işletilmelidir.
Adliye Pratiğinde Uygulama Notları ve Risk Analizi
Ceza yargılamasında CMK 194 ve 196. maddelerinin hatalı uygulanması, yıllarca süren yargılamaların Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) aşamasında usulden bozulmasına neden olmaktadır. Bu risklerin önüne geçmek için profesyonellerin dikkat etmesi gereken kritik noktalar bulunmaktadır.
- UYAP Kontrolü: Her duruşmadan önce sanığın başka suçtan tutuklu olup olmadığı "Hükümlü/Tutuklu Bilgisi" ekranından sorgulanmalıdır. Sanık cezaevindeyse gıyapta karar verilmesi neredeyse kesin bir bozma nedenidir.
- Vareste Şerhi: Sanığın vareste tutulma talebi olup olmadığı tutanaklara net bir şekilde geçirilmeli; eğer talep yoksa mahkeme tarafından bu hak sanığa hatırlatılmalıdır.
- SEGBİS Kaydı: Sanığın SEGBİS ile katıldığı duruşmalarda bağlantının kalitesi ve sanığın haklarını tam olarak anladığı tutanağa geçirilmelidir.
- Mütalaa Sonrası Süre: Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını sunduğunda, sanık hazır değilse mutlaka müdafiine süre verilmeli; mümkünse sanığın bir sonraki celse katılımı için zorla getirme kararı çıkartılmalıdır.
İhzaren Getirme ve Zorla Getirme Kararlarının Etkisi
Mahkeme sanığın gelmemesi üzerine "zorla getirme" (ihzar) kararı vermişse, bu karar aslında mahkemenin sanığın hazır bulunmasına "gerek gördüğünü" ikrar etmesi demektir. Zorla getirme kararı infaz edilmeden veya kaldırılmadan sanığın yokluğunda karar verilmesi, mahkemenin kendi ara kararıyla çelişmesi anlamına gelir ki bu durum bozma ilamlarında sıkça vurgulanır.
Editörün Notu: Adli Hataların Önlenmesi İçin Stratejik Adımlar
Yargılama makamları ve müdafilerin süreci yönetirken "savunma hakkı" ile "makul sürede yargılanma hakkı" arasındaki dengeyi CMK 194 özelinde titizlikle kurması gerekir. Uygulamada "savuşan sanık" için gıyabi karar verilmesi bir hak olsa da, mahkumiyet ihtimali yüksek dosyalarda sanığın bizzat son sözünün alınması, hükmün kesinleşme sonrasındaki infaz güvenliği açısından da kritiktir.
Özellikle sanığın sonradan başka suçtan tutuklandığının anlaşıldığı vakalarda, mahkemenin "haberimiz yoktu" savunması Yargıtay tarafından kabul görmemektedir. Zira mahkeme, sanığın hukuki durumunu re'sen araştırmakla yükümlüdür.
Sıkça Sorulan Sorular
Sanığın sorgusu talimatla yapılmışsa, asıl mahkeme m. 194/2 uyarınca sanık gelmediğinde davayı bitirebilir mi? Evet, eğer sanık talimat sorgusu sırasında "ifademi esas mahkemesinde vereceğim" dememişse ve hakları usulüne uygun hatırlatılmışsa, esas mahkemesi sanığın duruşmaya gelmemesi halinde davanın yoklukta bitirilmesine karar verebilir. Ancak bu durum mahkemenin takdirindedir.
Sanık ilk oturuma gelmiş ve sorgusu yapılmış, ancak sonraki oturumda mazeretsiz kaçmışsa "savuşma" sayılır mı? Evet, sanığın sorgusundan sonraki herhangi bir aşamada mahkemeden izinsiz uzaklaşması veya ara verilen oturuma katılmaması CMK 194/2 kapsamındaki savuşma veya gelmeme olgusunu oluşturur. Bu durumda mahkeme davanın gıyapta bitirilmesine karar verebilir.
Başka suçtan hükümlü olan sanığa duruşma gününün tebliğ edilmiş olması gıyapta karar verilmesi için yeterli midir? Hayır, yeterli değildir. Sanık cezaevinde olduğu için duruşmaya kendi iradesiyle gelme imkanı yoktur. Mahkeme sanığın bağışık tutulma talebi yoksa, sanığı bizzat duruşmada hazır etmek veya SEGBİS ile bağlamak zorundadır. Aksi durum savunma hakkının kısıtlanmasıdır.
Sanığın yokluğunda sadece beraat mi verilebilir yoksa mahkumiyet de mümkün müdür? CMK m. 193/2 uyarınca sorgusu yapılmamış sanık hakkında sadece beraat gibi sanık lehine kararlar verilebilir. Ancak CMK m. 194/2 uyarınca sorgusu daha önce yapılmış olan sanık hakkında gıyapta mahkumiyet kararı verilmesi usulen mümkündür.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/815 - Karar No: 2013/6.
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/449 - Karar No: 2017/32.
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2021/362 - Karar No: 2022/135.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/4679 - Karar No: 2022/9485.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/13448 - Karar No: 2020/9248.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/16878 - Karar No: 2024/1514.
Yasal Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut her olayın kendine özgü usul ve maddi hukuk detayları bulunabileceği unutulmamalıdır. Bu içerik, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Uyuşmazlıkların çözümünde bir hukuk profesyoneline başvurulması tavsiye edilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.