
CMK Madde 192 Kapsamında Duruşmanın Yönetimi ve Hakimin Sevk Yetkisinin Sınırları
5271 sayılı CMK'nın 192. maddesi, mahkeme başkanının duruşmayı yönetme yetkisini düzenlerken, savunma hakkının kısıtlanmaması için emredici usul kurallarıyla bu yetkiyi sınırlandırmaktadır. Makale, yargılama faaliyetinin düzeni, delil ikamesi ve sanığın sorgusu aşamalarında hakimin takdir yetkisinin "savunma hakkının kısıtlanması" yasağıyla olan çatışmasını içtihatlar ışığında analiz eder.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 192, ceza muhakemesinin en kritik evresi olan kovuşturma aşamasında duruşmanın sevk ve idaresini mahkeme başkanına veya hakime tevdi etmektedir. Bu yetki; duruşmanın düzenini korumayı, delillerin ikame edilmesini sağlamayı ve sanığın usulüne uygun sorgusunu gerçekleştirmeyi kapsamaktadır. Ancak mahkeme başkanının yönetim yetkisi mutlak olmayıp, sanığın savunma hakları ve adil yargılanma hakkının alt unsurları ile sınırlandırılmıştır. Adliye pratiğinde bu sınırın aşılması, hükmün mutlak bozma nedeni sayılmasına sebebiyet verebilmektedir.
CMK 192 Uyarınca Duruşmanın Yönetimi ve Hakimin Aktif Rolü
Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın başlamasından hükmün tefhimine kadar geçen süreçte muhakemenin şifahi, doğrudan doğruya ve kesintisiz yürütülmesinden sorumludur. Bu sorumluluk, yalnızca asayişi sağlamak değil, aynı zamanda maddi gerçeğe ulaşmak adına delillerin ikame edilmesini koordine etmeyi de içerir.
CMK m. 192/1 uyarınca başkan, duruşmayı yönetir, sanığı sorguya çeker ve delillerin ikame edilmesini sağlar. Burada hakimin rolü, "pasif bir gözlemci" olmanın ötesinde, uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm unsurların duruşma salonunda tartışılmasını sağlayan "aktif bir yönetici" profilidir. Bu süreçte başkanın verdiği emirlerin hukuken kabul edilemez olduğu iddia edilirse, CMK m. 192/2 uyarınca mahkemenin bu hususta bir karar vermesi zorunludur.
"Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar. Duruşmada ilgili olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu hususta bir karar verir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 192
Yönetim Yetkisinin Sınırı Olarak Savunma Hakkı
Duruşma yönetimi, sanığın savunma yapma imkanını ortadan kaldıracak veya zorlaştıracak şekilde icra edilemez. Özellikle sanığın sorgusundan önce haklarının hatırlatılması (CMK m. 147) ve iddianamenin kabulü kararının okunması gibi usuli işlemler, duruşma yönetiminin temel taşlarıdır.
Heyet Oluşumunda Kıdem ve Başkanlık Usulü
Özellikle Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılamalarda, heyet başkanı bulunmadığında duruşmanın kimin tarafından yönetileceği hususu pratik bir önem taşır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu noktada müzakere aşamasındaki kıdem esası ile duruşma yönetimindeki idari sürecin ayrılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Duruşma Açılışında Usul Hataları ve Hakimin Görev İhmali
Duruşmanın başlaması, CMK m. 191 uyarınca belirli bir ritüele tabidir. Mahkeme başkanının bu ritüeli eksik uygulaması, yargılamanın sıhhatini zedeleyebilir. Ancak her usul hatası, bozma sebebi sayılmamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, iddianame kabul kararının okunmaması gibi bazı usul eksiklikleri, eğer sanığın savunma hakkını esastan etkilemiyorsa tek başına bozma nedeni yapılmamaktadır. Buna karşın, ek savunma hakkı verilmemesi gibi hak kısıtlayıcı unsurlar bozma için yeterli görülmektedir.
"5271 sayılı CMK'nın 192/1. maddesine aykırı olarak iddianame kabul kararı okunmaksızın duruşmaya başlanması telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sair temyiz itirazın reddine, ancak; 16.10.2015 tarihli iddianamede sanık hakkında sevk maddesi olarak 5237 sayılı TCK.nın 267/1. ve 53. madde ve fıkraları gösterildiği halde ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında TCK.nın 43/2. maddesinin uygulanması suretiyle CMK.nın 226. maddesine aykırı olarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması... BOZULMASINA..."
Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/19660 - Karar No: 2021/20257
CMK 226 Kapsamında Ek Savunma ve Hakimin Hatırlatma Yükümlülüğü
Duruşmayı yöneten hakimin en önemli ödevlerinden biri, sanığa isnat edilen suçun hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren hallerin ortaya çıkması durumunda sanığı uyarmaktır. CMK m. 192'deki yönetim yetkisi, bu bilgilendirmeyi de kapsamaktadır.
Uygulamada, özellikle etkin pişmanlık hükümleri (TCK m. 192) gibi lehe düzenlemelerin uygulanma ihtimali varken, bu hususta ek savunma hakkı tanınmaması savunma hakkının ağır ihlali olarak değerlendirilmektedir. Hakimin duruşmayı yönetirken, dosyaya giren her yeni delili sanığa bildirmesi ve hukuki nitelendirme değişikliklerinde sanığın görüşünü alması zorunludur.
TCK 192 Uygulamasında Ek Savunma Zorunluluğu
İddianamede yer almayan ancak yargılama sırasında uygulanma ihtimali doğan lehe hükümler için dahi ek savunma verilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay eğilimi, "savunma stratejisinin belirlenmesi" hakkıyla doğrudan ilişkilidir.
Hukuki Niteliğin Değişmesi ve Sorgu İlişkisi
Eylem aynı kalmakla birlikte sevk maddelerinin değişmesi durumunda, hakimin CMK m. 226 uyarınca duruşmayı kesintiye uğratıp veya ara verip sanığa hazırlık süresi tanıması, duruşma yönetiminin bir parçasıdır.
Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Uygulaması
CMK m. 193 uyarınca kural, sanığın duruşmada bizzat hazır bulunmasıdır. Mahkeme başkanı, sanığın duruşmaya katılımını sağlamakla yükümlüdür. Teknolojik imkanlar dahilinde SEGBİS kullanımı yaygınlaşsa da, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, bu kullanımın sanığın açık rızasına dayanması gerektiğinin altını çizmektedir.
Özellikle sanığın mahkemede bizzat bulunma talebi varken, SEGBİS yoluyla sorgusunun yapılması veya hükmün bu şekilde kurulması, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetindedir. Hakimin duruşmayı yönetirken, sanığın fiziksel katılım hakkını kısıtlayan idari kararlardan kaçınması gerekir.
"Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı - ID: 01701794
Muhakemenin "Son Söz" Ritüeli ve Mutlak Aykırılıklar
CMK m. 216/3 uyarınca "hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." Bu kural, mahkeme başkanının duruşma yönetimindeki en kritik ve vazgeçilmez sınırıdır. Hakim, duruşmayı bitirirken sanığa son sözü vermediği takdirde, yapılan tüm yargılama işlemleri usul açısından sakatlanır.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, son sözün sanığa verilmesi emredici bir kuraldır ve bu kurala uyulmaması hukuka kesin aykırılık teşkil eder. Bu hak, sadece ilk derece yargılamasında değil, bozmadan sonraki "direnme" veya "uyma" oturumlarında da geçerlidir.
"Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır."
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/521 - Karar No: 2018/350
Delil İkamesi ve Hakimin Doğrudan Doğruyalık İlkesini Koruma Görevi
Duruşmanın yönetimi, sadece sanığın dinlenmesini değil, aynı zamanda delillerin tartışılmasını da içerir. Hakim, CMK m. 192/1 uyarınca delillerin ikame edilmesini sağlamak zorundadır. Bu görev, eksik araştırmanın önüne geçilmesini amaçlar.
Özellikle uyuşturucu madde ticareti gibi suçlarda, kargo kayıtlarının incelenmesi, parmak izi raporlarının tartışılması veya okul mesafesi gibi cezayı artıran unsurların yerinde tespiti (keşif), hakimin yönetimindeki delil toplama sürecinin bir parçasıdır. Bu araştırmaların yapılmaması, "eksik araştırma ile hüküm kurulması" gerekçesiyle bozma sebebi teşkil eder.
Keşif ve Mesafe Ölçümünde Hakimin Titizliği
TCK m. 188/4-b kapsamında okul veya benzeri yerlere mesafe ölçümünde, kuş uçuşu değil, mutat ulaşım yollarının esas alınması gerektiği, hakimin duruşma yönetimi sırasında bilirkişiye vermesi gereken talimatlar arasındadır.
Parmak İzi ve Teşhis İşlemlerinin Denetimi
Duruşmayı yöneten hakim, kolluk tarafından yapılan teşhis işlemlerinin usulüne uygun olup olmadığını denetlemekle mükelleftir. Fotoğraf üzerinden yapılan teşhislerde, sanığın benzer fotoğraflar arasına konulup konulmadığı duruşmada tartışılmalıdır.
Sanığın Hazır Bulunmadığı Hallerde Yargılama İstisnaları
Kural sanığın huzurunda yargılama olsa da, duruşma yönetimi bazı durumlarda sanığın yokluğunda da devam edebilir. Ancak bu istisnalar (CMK m. 193-196) dar yorumlanmalıdır.
| Usul Türü | Şartlar | Hakimin Yetkisi |
|---|---|---|
| Derhal Beraat (CMK 193/2) | Delil takdiri gerektirmeyen haller | Sorgu yapılmadan beraat kararı verilebilir. |
| Adli Para Cezası/Müsadere (CMK 195) | Davetiyede meşruhat bulunması | Sanık gelmese de duruşma yapılabilir. |
| Bağışık Tutma (CMK 196) | Sanığın talebi ve mahkemenin kabulü | Sanık duruşmalardan muaf tutulabilir. |
| Sorgu Sonrası Ayrılma (CMK 194) | Sorgu yapılmış olması | Dava sanığın yokluğunda bitirilebilir. |
Editörün Notu: CMK m. 193/2 hükmündeki "mahkûmiyet dışında bir karar" ibaresi, Yargıtay tarafından "delil takdiri gerektirmeyen beraat halleri" olarak sınırlandırılmıştır. Eğer mahkeme beraat için delil takdiri yapacaksa, sanığın mutlaka sorgusunu yapmalıdır.
Basit Yargılama Usulü ve Hakimin Seçimlik Yetkisi
7188 sayılı Kanun ile getirilen "Basit Yargılama Usulü" (CMK m. 251), duruşma yönetimi kavramına yeni bir boyut katmıştır. Hakim, üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verme yetkisine sahiptir.
Ancak bu usulde sanığın itirazı halinde, mahkeme genel hükümlere göre duruşma açmak zorundadır. Duruşma açıldığında, hakim basit yargılama usulündeki indirimlerle bağlı değildir; ancak itiraz sanık dışındaki bir kişiden gelmişse sanığın kazanılmış hakları korunur.
"Basit yargılama usulüne göre verilen hükmün temyize tabi kabul edilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığı için, cezasına itiraz etmiş olmasına rağmen, sanık ¼ oranındaki ceza indiriminden faydalanmış olacak... Bu ise yargılamanın hızlanması... amacı ile bağdaşmayacaktır. Kanun koyucu basit yargılama usulü sonucu verilen kararların açıkça itiraza tabi olduğunu belirterek, itiraz sonucu izlenmesi gereken usulü de CMK’nın 251 ve 252. maddelerinde düzenlemiştir."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/6068 - Karar No: 2022/7502
Çıkar Çatışması Durumunda Savunma Yönetimi
Birden fazla sanığın bulunduğu davalarda, mahkeme başkanının görevlerinden biri de sanıklar arasında menfaat çatışması olup olmadığını denetlemektir. Eğer bir müdafi, savunmaları birbirine zıt olan iki sanığı aynı anda temsil ediyorsa, hakimin bu duruma müdahale ederek sanıklara ayrı müdafi tayin ettirmesi (CMK m. 152) gerekir.
Bu denetim, duruşma yönetiminin dürüst yargılanma ilkesi gereğidir. Menfaat çatışması varken aynı müdafi ile yargılamaya devam edilmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup mutlak bozma nedenidir.
Etkin Pişmanlık ve İkrarın Yönetimi
Uyuşturucu madde davalarında sıkça karşılaşılan TCK m. 192/3 (etkin pişmanlık) uygulaması, sanığın duruşmadaki ikrarı ve suçun ortaya çıkmasına hizmeti ile şekillenir. Duruşmayı yöneten hakim, sanığın beyanlarının "kendi suçunu ortaya çıkarma" niteliğinde olup olmadığını analiz etmelidir.
Eğer sanık, suç konusu madde ele geçirilmeden önce veya suçun niteliğinin değişmesine neden olacak bir ikrarda bulunmuşsa, mahkeme bu durumu re'sen gözeterek etkin pişmanlık hükümlerini tartışmalıdır. Bu noktada hakimin, sanığa bu hükümlerin sonuçlarını hatırlatarak savunmasını bu çerçevede genişletmesine imkan tanıması beklenir.
"Sanığın uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu ve torpidoya koyduğunu ikrar ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi... BOZULMASINA..."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5577 - Karar No: 2022/9363
Bölge Adliye Mahkemelerinde Duruşma Açma Zorunluluğu
Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf), ilk derece mahkemesi kararını denetlerken belirli sınırlarla bağlıdır. CMK m. 280 uyarınca, eğer maddi vakıanın takdiri değişecekse veya deliller yeniden değerlendirilecekse, İstinaf dairesinin mutlaka duruşma açması gerekir.
Dosya üzerinden, mahkumiyet hükmünü beraate çevirmek (eğer 303/1-a kapsamındaki hukuki bir nedene dayanmıyorsa) duruşma açılmadan yapılamaz. Bu durum, istinaf yargılamasında hakimin duruşma yönetme ödevinin bir yansımasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Mahkeme başkanı duruşma sırasında avukata söz vermezse ne yapılabilir? CMK m. 192/2 uyarınca, mahkeme başkanının duruşmanın yönetimine ilişkin aldığı bir tedbirin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, derhal itiraz edilerek bu konuda mahkeme heyetinden bir karar verilmesi istenmelidir. Bu talep ve sonucunda verilen karar tutanağa geçirilmelidir.
2. Sanığın son sözü verilmeden duruşma bitirilirse hüküm kesinleşir mi? Hayır, sanığın son sözünün sorulmaması 5271 sayılı CMK m. 216/3'e aykırılık teşkil eder ve bu durum Yargıtay tarafından "mutlak bozma nedeni" olarak kabul edilir. Karar temyiz edildiğinde, esasa girilmeksizin sadece bu usul eksikliğinden bozulur.
3. İddianamede istenmeyen bir ceza artırımı hakim tarafından re'sen uygulanabilir mi? Hakim, fiilin hukuki niteliğini tayinde serbesttir ancak iddianamede yer almayan bir artırım maddesini (örneğin TCK m. 43 zincirleme suç) uygulayacaksa, sanığa mutlaka CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı vermelidir. Aksi takdirde savunma hakkı kısıtlanmış sayılır.
4. Sanık SEGBİS ile duruşmaya katılmayı reddedebilir mi? Evet, özellikle savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi adına sanığın "yüz yüzelik" ilkesi gereği mahkemede bizzat bulunma hakkı vardır. Sanığın bizzat gelme talebi varsa ve bu haklı bir gerekçe olmaksızın reddedilip SEGBİS'te ısrar edilirse, bu durum bozma nedenidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 216, 226, 251.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 58, 188, 191, 192.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/521 - Karar No: 2018/350.
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2022/5577 - Karar No: 2022/9363.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/19660 - Karar No: 2021/20257.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı - ID: 01701794.
- Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik.
Yasal Uyarı: Bu içerik, CMK m. 192 ve ilgili mevzuat üzerine genel akademik ve pratik bir analiz sunmaktadır. Her somut olayın kendine özgü koşulları ve usuli detayları mevcuttur. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez; yasal süreçleriniz için mutlaka yetkili bir hukuk profesyoneline başvurunuz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.