CMK 191 Uyarınca Duruşmanın Başlaması ve Sanığın Sorgu Usulü: İddianamenin Okunması ve Savunma Hakkının Kısıtlanması Sorunu
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

CMK 191 Uyarınca Duruşmanın Başlaması ve Sanığın Sorgu Usulü: İddianamenin Okunması ve Savunma Hakkının Kısıtlanması Sorunu

Ceza muhakemesinde duruşmanın CMK 191 uyarınca usulüne uygun başlatılması, sanığın sorgusundan önce iddianamenin okunması ve haklarının hatırlatılması savunma hakkının temel güvencesidir. Bu usulü işlemlerin eksikliği, silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın sıhhatini doğrudan etkileyerek bozma nedeni oluşturmaktadır.

Ceza muhakemesi hukukunda duruşma evresi, yargılamanın asıl sujelerinin bir araya geldiği, delillerin doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde tartışıldığı kolektif bir faaliyet alanıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 191, bu faaliyetin hangi usulü adımlarla başlatılacağını emredici bir şekilde düzenlemiştir. Maddi gerçeğe ulaşma çabasının insan onuruna yaraşır bir şekilde yürütülmesi, sanığın üzerine atılı suçun niteliğini ve delilleri tam olarak anlamasına, ardından da bu isnatlara karşı savunma geliştirmesine bağlıdır. Adliye pratiğinde sıklıkla karşılaşılan usulü eksiklikler, özellikle iddianamenin okunması ve hakların hatırlatılması aşamalarında yoğunlaşmakta, bu durum Yargıtay nezdinde savunma hakkının kısıtlanması temelinde bozma kararlarına sebebiyet vermektedir.

Ceza Muhakemesinde Duruşmanın Başlaması ve Kolektif Yargılama Faaliyetinin Özü

Duruşma, ceza yargılamasının en kritik evresi olup, mahkeme tarafından aleni bir şekilde icra edilen ve hükmün temelini oluşturan işlemler bütünüdür. CMK m. 190 uyarınca duruşmaya ara verilmeksizin devam edilmesi ve hükmün verilmesi esastır. Bu süreç, yargılamanın asıl sujeleri olan mahkeme heyeti, Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii ve varsa katılanın katılımıyla şekillenir.

"Amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmak olan ceza yargılamasının özünü; yargılamanın asıl sujeleri tarafından, silahların eşitliği, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri doğrultusunda icra edilecek olan ve çelişmeli yargılamaya imkan sağlayan kolektif bir kurum olarak aleni duruşma/celse oluşturur. Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir (CMK madde 190)."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2022/460 - Karar No: 2024/186

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2022/460 E. , 2024/186 K.

Duruşmanın kolektif bir faaliyet olması, her bir sujenin yasada belirlenen rolleri eksiksiz ifa etmesini gerektirir. Mahkeme başkanı veya hâkimin yönettiği bu süreçte, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin kabulü kararının okunması ve duruşmanın başladığının ilanı, yargılamanın hukuki çerçevesini belirleyen ilk adımdır.

CMK 191/1 Uyarınca Duruşma Açılışının Usulü Şartları

Duruşmanın açılışı, salt bir oturumun başlatılması değil, sanığın haklarının korunmaya başlandığı hukuki bir başlangıçtır. CMK m. 191/1 uyarınca, sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığının, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmediklerinin saptanmasıyla duruşmaya başlanır. Bu aşamada mahkemenin ilk görevi, duruşma salonundaki sujelerin kimliklerini ve temsil yetkilerini doğrulamaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu ve mahkeme salonu detay görseli.

İddianamenin Kabulü Kararının Okunması ve Hukuki Etkisi

Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. Bu işlem, soruşturma evresinin kesin olarak sona erdiğini ve kovuşturma evresinin sınırlarının çizildiğini taraflara bildirir. Doktrinde ve uygulamada, iddianamenin kabulü kararının okunmamasının mutlak bir bozma nedeni olup olmadığı tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu eksikliğin tek başına esasa etkili bir hukuka aykırılık oluşturmadığını, ancak sanığın suçlamadan haberdar edilmemesiyle birleştiğinde savunma hakkını zedeleyebileceğini vurgulamaktadır.

Sanığın Duruşmaya Bağsız Olarak Alınması Kuralı

CMK m. 191/1'in açık hükmü gereği, sanık duruşma salonuna bağsız olarak alınır. Bu kural, sanığın masumiyet karinesinin ve duruşmadaki serbest iradesinin bir yansımasıdır. Kelepçeli veya başka bir şekilde bağlı olarak duruşmada hazır bulundurulan sanığın sorgusunun yapılması, psikolojik baskı oluşturabileceği gibi savunma hakkının özüne de müdahale niteliği taşıyabilir. Adliye pratiğinde, güvenlik gerekçesiyle kelepçenin açılmaması durumunda müdafiin bu hususu mutlaka tutanağa geçirmesi ve itirazda bulunması gerekmektedir.

Duruşma Düzeni ve Tanıkların Salondan Çıkartılması Zorunluluğu

CMK m. 191/2 uyarınca, duruşma başladıktan sonra tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar. Bu usulü kuralın amacı, tanıkların birbirlerinin beyanlarından etkilenmesini önlemek ve "doğrudan doğruyalık" ilkesini muhafaza etmektir.

Beyanların Saflığının Korunması ve Delil İkamesi

Tanıkların dışarı çıkarılması, delillerin ortaya konulması aşamasından önce gerçekleştirilen bir hazırlık işlemidir. Tanıkların, sanığın kimlik tespiti veya iddianamenin okunması sırasında salonda bulunmaları, yargılamanın içeriği hakkında ön bilgi sahibi olmalarına ve verecekleri beyanların yönlendirilmesine yol açabilir. Bu durum, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına aykırılık teşkil eder.

Duruşma Yönetimi ve Mahkeme Başkanının Yetkileri

Duruşmanın yönetimi ve disiplini, CMK m. 192 uyarınca mahkeme başkanı veya hâkime aittir. Başkan, duruşma düzenini bozan kişileri salondan çıkartma yetkisine sahip olduğu gibi, sujelerin doğrudan soru yöneltme haklarını da duruşma disiplini çerçevesinde denetler. Duruşma yönetiminde verilen kararlara karşı sujelerin "tedbirin hukuken kabul edilemeyeceği" iddiasıyla itiraz etme hakları (CMK m. 192/2) bulunmaktadır; bu durumda mahkeme heyetinin bir karar vermesi zorunludur.

Sanığın Kimlik Tespiti ve Ekonomik Durum Sorgusunun Hukuki Fonksiyonu

Duruşmanın başlamasından sonra ilk sıra işlemi sanığın açık kimliğinin saptanmasıdır. Bu işlem sadece bir usul formalitesi değil, yargılanan kişinin iddianamedeki kişiyle aynı kişi olduğunun kesinleştirilmesidir.

Kişiselleştirme İlkesi ve Ceza Adaleti

Sanığın sadece ismi değil; kişisel ve ekonomik durumu hakkında da bilgi alınır (CMK m. 191/3-a). Bu bilgiler, ileride kurulacak hükümde cezanın bireyselleştirilmesi, adli para cezasına çevirme, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi kurumların uygulanmasında temel veri teşkil eder. Uygulamada, sanığın ekonomik durumuna dair beyanlarının yetersiz kalması halinde kolluk aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED) yapılması istenebilir.

İspat ve Yanlış Kişinin Yargılanması Riski

Adliye pratiğinde, özellikle isim benzerliği veya sahte kimlik kullanımı durumlarında kimlik tespiti aşamasının önemi artmaktadır. Sanığın kimlik bilgilerini yanlış vermesi durumunda TCK m. 206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) ve m. 268 (Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması) suçları gündeme gelebilir. Mahkeme, sanığın kimliği konusunda tereddüt oluşması halinde, gerekirse parmak izi incelemesi veya biyometrik veriler üzerinden tespit yoluna gitmelidir.

İddianame veya İddianame Yerine Geçen Belgenin Okunması Zorunluluğu

CMK m. 191/3-b uyarınca, kimlik tespitinden sonra iddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur. Bu aşama, kovuşturma evresinin "iddia" ayağını sanığın yüzüne karşı somutlaştıran en önemli usul işlemidir.

"İddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılması suretiyle CMK.nın 191-3-b maddesine aykırı davranılması... Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün... BOZULMASINA..."

Kaynak: 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/6198 - Karar No: 2013/606

Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2012/6198 E. , 2013/606 K.

İddianamenin okunması, sanığın hangi fiille suçlandığını ve bu fiilin hangi kanun maddelerine temas ettiğini tam olarak anlamasını sağlar. Uygulamada iddianamenin özetlenerek okunması genel bir eğilim olsa da, sanığın veya müdafiinin talebi halinde metnin tam olarak okunması yasal bir zorunluluktur.

CMK 147 ve 191/3-c Kapsamında Yasal Hakların Hatırlatılması

Sanığa sorgusundan önce, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu (susma hakkı) ve CMK m. 147'de belirtilen diğer hakları hatırlatılmalıdır. Bu haklar arasında müdafi seçme hakkı, delillerin toplanmasını isteme hakkı ve şüpheden kurtulması için somut deliller ileri sürme imkanı yer alır.

Hukuki hakların hatırlatılması ve duruşma tutanağını simgeleyen evraklar.

Susma Hakkı ve Savunma Stratejisi

Susma hakkı, sanığın kendini suçlamama (nemo tenetur) ilkesinin bir sonucudur. Mahkeme, sanığın susma hakkını kullanmasının aleyhine bir delil olarak değerlendirilemeyeceğini göz önünde bulundurmalıdır. Ancak kimlik bilgilerine ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğü bu hakkın istisnasıdır.

Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkı

Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda veya sanığın çocuk, sağır-dilsiz ya da kendini savunamayacak derecede malul olması durumunda müdafi görevlendirilmesi zorunludur. Bu hakların hatırlatılmaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6 bağlamında adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.

İşlem Sırası Yasal Dayanak İşlemin Amacı İhmalin Sonucu
Kimlik Tespiti CMK m. 191/3-a Sanığın kimliğinin kesinleştirilmesi Yargılamanın sıhhatine aykırılık
İddianamenin Okunması CMK m. 191/3-b İsnadın sanığa bildirilmesi Savunma hakkının kısıtlanması (Bozma)
Hakların Hatırlatılması CMK m. 191/3-c Adil yargılanma güvencelerinin sağlanması Mutlak bozma nedeni (Yargıtay uygulaması)
Sorgu ve Savunma CMK m. 147, 191/3-d Sanığın maddi vakıaya ilişkin beyanı Delil değerlendirmesinin imkansızlığı

Sanığın Sorgusunun Yapılması ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi

Sanık, hakları hatırlatıldıktan sonra açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde sorgusuna geçilir. Sorgu, sanığın hem bir delil kaynağı hem de savunma süjesi olarak dinlenmesidir.

Sorgu Sırasında Soru Yöneltme Hakkı

CMK m. 201 uyarınca, Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil; sanığa, katılana, tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı aracılığıyla soru sorabilir. Bu "çapraz sorgu" benzeri mekanizma, delillerin güvenilirliğinin denetlenmesi açısından hayati önem taşır.

Uygulama Notu: Sorgusuz Mahkumiyet Yasağı

Sanığın sorgusu yapılmadan hakkında mahkumiyet hükmü kurulamaz. CMK m. 193/2'deki "sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir" hükmü, sadece beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme gibi sanık lehine olan sonuçlar için geçerlidir.

"Sanığa yasal hakları hatırlatılmadan sorgusunun yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA..."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2014/728 - Karar No: 2016/389

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2014/728 E. , 2016/389 K.

CMK 193/2 Kapsamında Sorgu Yapılmaksızın Dava Bitirilmesinin Sınırları

Yasa koyucu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması amacıyla sanığın sorgusu yapılmadan davanın bitirilmesine sınırlı hallerde izin vermiştir. Ancak bu hüküm, adliye pratiğinde sıklıkla yanlış yorumlanarak sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanmaktadır.

Derhal Beraat Kararı Verilebilecek Haller

Davanın sorgusuz bitirilebilmesi için mahkemenin, toplanan delillere göre beraat, ceza verilmesine yer olmadığı (cezasızlık halleri) veya güvenlik tedbiri dışında (düşme vb.) bir karar verileceği kanısına varması gerekir. Eğer dosya kapsamı suçun sübutuna ilişkin bir tartışma gerektiriyorsa ve mahkumiyet ihtimali varsa, sanığın sorgusu mutlaka yapılmalıdır.

Delil Takdiri Gereken Durumlarda Sorgu Zorunluluğu

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, "fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında", delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı dahi verilemez. Çünkü sanığın beyanı, delil takdirinin ayrılmaz bir parçasıdır.

İstinabe Suretiyle Sorgu ve CMK 196/2 Kısıtlamaları

Sanığın yargılamayı yapan mahkeme huzurunda hazır bulunması kural olsa da, CMK m. 196 uyarınca istinabe (başka yer mahkemesi aracılığıyla sorgu) mümkündür. Ancak bu imkan, suçun ağırlığına göre sınırlandırılmıştır.

Alt Sınırı Beş Yıl ve Daha Fazla Hapis Cezası Gerektiren Suçlar

CMK m. 196/2 gereği, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın istinabe suretiyle sorgusu yapılamaz. Bu durumda sanığın mutlaka asıl mahkeme huzurunda (yüzyüzelik ilkesi uyarınca) hazır edilmesi gerekir. Bu kuralın ihlali, mutlak bozma nedenidir.

"Sanığa müsnet uyuşturucu madde ticareti suçuna TCK’nun 188/3 maddesinde 5 yıldan 15 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüş olup bu suçlarda sanıkların bizzat mahkeme huzurunda savunmalarının alınmaları gerekmektedir... talimat yoluyla alınan savunma bu suç açısından kanunun aradığı anlamda bir savunma olmayacaktır."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/1295 - Karar No: 2013/36

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2012/1295 E. , 2013/36 K.

SEGBİS Kullanımı ve Sanığın Rızası

Günümüzde istinabenin yerini büyük ölçüde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) almıştır. Ancak sanık, asıl mahkeme huzurunda ifade vermek istediğini beyan ederse, teknik imkanlar olsa dahi mahkemeye getirilmelidir.

Cumhuriyet Savcısının Esas Hakkındaki Mütalaasının Usulü Geçerliliği

Duruşmanın sonunda, delillerin tartışılmasından sonra Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını sunması zorunludur. Bu mütalaa, kolektif yargılama faaliyetinin sonuç çıkarma evresinin başlangıcıdır.

Mütalaanın Kapsamı ve Gerekçesi

Savcı mütalaası, sadece "cezalandırılsın" veya "beraat etsin" şeklinde bir talep olmamalı; isnat edilen maddi vakıayı, hukuki nitelendirmeyi ve uygulanması istenen kanun maddelerini açıkça içermelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sadece "iddianamedeki gibi karar verilsin" veya bozma sonrası "direnilsin" şeklindeki mütalaaları geçersiz saymaktadır.

Bozma Sonrası Yargılamada Mütalaa Usulü

Bozmadan sonra yapılan yargılamada, savcıdan yeniden esas hakkında mütalaa alınması gerekir. Sadece "bozmaya uyulsun" demek, esas hakkında mütalaa yerine geçmez. Bu usulü eksiklik, sanığın savunma hakkını etkin kullanamamasına yol açtığı gerekçesiyle bozma sebebidir.

"Bozmadan sonra yapılan yargılamanın... celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; '...kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından direnme kararı verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.'... şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından... savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir."

Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2023/388 - Karar No: 2024/232

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2023/388 E. , 2024/232 K.

Duruşmaya Ara Verilmesi Hakkının Hatırlatılması ve Tebliğ Süreleri

CMK m. 176 uyarınca, iddianame tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunmalıdır. Bu süre, sanığın savunmasını hazırlayabilmesi için öngörülmüş bir hak düşürücü süredir.

CMK 190/2 Uyarınca Hatırlatma Yükümlülüğü

Eğer tebliğ ile duruşma arasındaki bir haftalık süreye uyulmamışsa, mahkeme sanığa "duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı" olduğunu hatırlatmak zorundadır. Sanık ara verilmesini isterse, duruşma ertelenmelidir. Bu hatırlatmanın yapılmaması usule aykırıdır.

Ek Savunma Hakkı (CMK 226)

Yargılama sırasında suçun hukuki niteliğinin değişmesi veya iddianamede yer almayan bir artırım maddesinin (Örn: TCK m. 43 - Zincirleme suç) uygulanması ihtimali doğarsa, sanığa mutlaka ek savunma hakkı verilmelidir. Aksi takdirde, sanığın bilmediği bir hukuki riskle karşı karşıya bırakılması savunma hakkını kısıtlar.

Sıkça Sorulan Sorular

1. İddianame sanığın yüzüne okunmazsa ancak sanık suçlamayı bildiğini söylerse yargılama geçerli olur mu? CMK m. 191/3-b emredici bir hükümdür. Yargıtay’ın bazı daireleri, sanığın hazırlık beyanları ile duruşma beyanlarının örtüştüğü ve suçlamadan haberdar olduğunun anlaşıldığı durumlarda bunu bozma nedeni yapmamaktadır. Ancak ağırlıklı görüş, bu işlemin sanığın yüzüne karşı yapılmasının savunma hakkının asgari şartı olduğu yönündedir.

2. Sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilir mi? Evet, ancak sadece "derhal beraat" gerektiren, delil takdiri gerektirmeyen hallerde mümkündür (CMK m. 193/2). Eğer mahkeme tanık dinleyerek veya bilirkişi raporu alarak bir kanaate varacaksa, sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilmesi usule aykırıdır.

3. Alt sınırı 5 yıl olan bir suçta sanık SEGBİS ile dinlenmeyi reddedebilir mi? Sanık, "doğrudan doğruyalık" ilkesi gereği mahkeme huzurunda bulunmayı talep edebilir. Özellikle ağır cezalık işlerde sanığın mahkeme heyetiyle aynı ortamda bulunması, savunmanın etkinliği açısından önemlidir. Ancak güncel uygulamada, zorunlu hallerde SEGBİS ile sorgu yapılabilmektedir; yine de müdafiin bu konudaki itiraz hakkı saklıdır.

4. Savcı mütalaasını sunduktan sonra sanığa ne kadar süre verilmelidir? Savcı esas hakkındaki mütalaasını sunduğunda, sanık ve müdafiine savunmalarını hazırlamaları için makul bir süre verilmelidir. Dosyanın kapsamına göre bu süre genellikle bir sonraki celseye kadar ertelenme şeklinde tezahür eder. Süre verilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasıdır.

Editörün Notu: Ceza muhakemesinde usul, esasın koruyucusudur. CMK 191’de düzenlenen duruşma sırası, sanığın psikolojik ve hukuki hazırlığını gözeterek kurgulanmıştır. Uygulamada "zaman kazanmak" adına atlanan her usul basamağı, dosyanın Yargıtay’dan usulden bozulması riskini taşır ki bu durum yargılamanın daha fazla uzamasına neden olur.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147, 176, 190, 191, 192, 193, 196, 201, 216, 226, 307.
  • Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2022/460, Karar No: 2024/186.
  • Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2021/224, Karar No: 2024/362.
  • Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/77, Karar No: 2024/208.
  • Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2023/388, Karar No: 2024/232.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2012/6198, Karar No: 2013/606.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/2479, Karar No: 2014/6686.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/17407, Karar No: 2022/14125.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/4665, Karar No: 2021/19876.

Yasal Uyarı: Bu metin, 05.03.2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunması nedeniyle, bu içerik doğrudan hukuki mütalaa veya danışmanlık olarak kabul edilemez. Olası hak kayıplarının önlenmesi için somut vakaya özgü profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: