Ceza Muhakemesinde Duruşmanın Kesintisizliği ve CMK 190 Uyarınca Ara Verme Usulü
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Duruşmanın Kesintisizliği ve CMK 190 Uyarınca Ara Verme Usulü

5271 sayılı CMK m. 190, ceza yargılamasında duruşmanın kesintisizliği ilkesini esas alırken, savunma hakkının kısıtlanmaması adına zorunlu hallerde ara verme mekanizmasını düzenler. İddianame tebliğ süresine uyulmaması veya müdafi yokluğu gibi durumlarda ara verme hakkının hatırlatılmaması, adil yargılanma hakkı kapsamında mutlak bozma nedeni teşkil edebilir.

Ceza Muhakemesinde Duruşmanın Kesintisizliği İlkesi ve CMK 190 Uygulaması

Ceza muhakemesi hukukunda duruşmanın kesintisizliği (devamlılığı) ilkesi, maddi gerçeğe ulaşma sürecinde delillerin doğrudan doğruya, sözlü ve bir bütün halinde değerlendirilmesini amaçlar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 190/1 uyarınca, duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesi asıldır. Ancak yargılama pratiğinde, dosyanın kapsamı, delillerin ikame süreci ve savunma makamının hazırlık ihtiyacı gibi zorunlu haller, bu kuralın istisnasını teşkil eden "ara verme" veya "erteleme" kararlarını zorunlu kılar.

Duruşmanın kesintisizliği, sadece usul ekonomisiyle değil, aynı zamanda hakimin delillerle olan temasının taze kalmasıyla da ilgilidir. CMK m. 190, mahkemeye davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette ara verme yetkisi tanırken, bu yetkinin sınırlarını "zorunlu haller" ile çizmiştir. Adliye pratiğinde bu zorunluluk, genellikle yeni bir delilin ortaya çıkması, tanıkların hazır edilememesi veya müdafi yardımından yararlanma hakkının etkin kılınması noktalarında tezahür eder. Özellikle ağır ceza mahkemelerinde görülen çok sanıklı ve kapsamlı dosyalarda, duruşmanın haftalarca blok oturumlar şeklinde yapılması ve bu oturumlar arasında CMK 190 uyarınca verilen aralar, yargılamanın sıhhati açısından kritik bir denge unsurudur.

"5271 sayılı CMK'nun 190/1. maddesinde; 'duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek... ancak zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette ara verilerek hüküm verileceği' hükmü yer almakta olup ‘yargılamanın hızlılığı(kesiksizliği) ve usul ekonomisi’ Anayasa'nın da kabul ettiği bir ilkedir. Nitekim, Anayasanın 141/4. maddesinde; 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir' düzenlemesi ile ifade edilmiştir."

Kaynak: Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/28827 - Karar No: 2012/2776

Belgeyi Gör: 4. Ceza Dairesi 2009/28827 E. , 2012/2776 K.

Savunmanın Hazırlanması İçin Süre Verilmemesinin Hukuki Sonuçları

Ceza muhakemesinde savunma hakkı, sadece şekli bir unsur değil, adil yargılanma hakkının kurucu bir parçasıdır. CMK m. 190/2, sanığın savunmasını hazırlayabilmesi için öngörülen kanuni sürelere uyulmaması durumunda, sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı tanımaktadır. Kanun koyucu, CMK m. 176/1'de iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiğini amir hüküm olarak düzenlemiştir. Bu süreye uyulmaması halinde, hakimin sanığa ara verme hakkını hatırlatması zorunluluğu, uygulamada en çok ihmal edilen ancak Yargıtay tarafından mutlak bozma nedeni sayılan usul işlemlerinden biridir.

Savunma hakkı ve iddianame tebliği sürecini temsil eden adliye görseli.

Savunma makamına hazırlık için yeterli zaman tanınmaması, silahların eşitliği ilkesini zedeler. Yargıtay içtihatları, bu hakkın hatırlatılmamasını savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirmekte ve kurulan hükmü esasa girmeden bozmaktadır. Profesyonel bir ceza yargılamasında, iddianame tebliğ süresine uyulmadığı durumlarda mahkemenin re'sen ara vermesi veya sanığın/müdafiinin talebi üzerine duruşmayı ileri bir tarihe bırakması gerekir. Bu mekanizma, sanığın kendisine yöneltilen isnatlara karşı argümanlarını geliştirmesi ve lehe delilleri mahkemeye sunabilmesi için sağlanan bir güvencedir.

İddianamenin Tebliği ve Bir Haftalık Sürenin İhlali

CMK m. 176/1 uyarınca sanığa tebliğ edilen iddianame ile duruşma tarihi arasındaki bir haftalık süre, sanığın savunma stratejisini kurması için gereken "asgari" zamandır. Eğer bu süreye uyulmamışsa, mahkeme sanığın sorgusuna geçmeden önce bu durumu tespit etmeli ve CMK m. 190/2 gereği duruşmaya ara verilebileceğini açıkça ihtarat olarak bildirmelidir. Pratik uygulamada, sanığın "savunma yapmaya hazırım" demesi dahi, eğer mahkeme tarafından hak hatırlatılmamışsa, usulü hatayı her zaman telafi etmeyebilir.

Sorgu Öncesi Ara Verme Hakkının Hatırlatılması Zorunluluğu

Hakim, duruşmanın başında kimlik tespiti ve iddianamenin okunmasının ardından, CMK m. 190/2'deki hakkı hatırlatmadan sorguya geçerse, bu durum savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, bu eksiklik tek başına bozma sebebidir. Maddi gerçeğin peşinde olan mahkeme, sanığın şaşkınlık veya hazırlıksızlık nedeniyle aleyhine sonuç doğuracak beyanlarda bulunmasını engellemekle yükümlüdür.

Zorunlu Müdafilik Müessesesinde Ara Verme ve Erteleme Kararları

Ceza muhakemesi sisteminde, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda veya sanığın çocuk, sağır-dilsiz ya da kendini savunamayacak derecede malul olması hallerinde zorunlu müdafilik (CMK m. 150) devreye girer. Zorunlu müdafiin duruşmada hazır bulunmaması, duruşmanın devamına engel teşkil eden mutlak bir hukuka aykırılık halidir. CMK m. 188/1 uyarınca, kanunun müdafi yardımını zorunlu kıldığı hallerde müdafi hazır bulunmaksızın duruşma yapılamaz. Bu durumda mahkeme, ya duruşmaya ara vererek yeni bir müdafi görevlendirmeli ya da duruşmayı ertelemelidir.

Uygulamada, zorunlu müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmadan çekilmesi durumunda mahkemelerin takınacağı tavır net bir şekilde çizilmiştir. CMK m. 151/1 uyarınca, müdafi duruşmadan vakitsiz çekilir veya görevini yapmaktan kaçınırsa, mahkeme oturuma ara verebilir veya ertelemeye karar verebilir. Burada kritik husus, sanığın savunmasız bırakılmamasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, müdafi yokluğunda kurulan hükümleri, adil yargılanma hakkının özüne dokunan bir aykırılık olarak kabul etmektedir.

"CMK'nın 150/3, 150/2 ve 188/1. maddeleri uyarınca sanık müdafiin hazır bulunduğu celsede hüküm kurulması zorunlu olduğu gözetilmeden ve 26.12.2014 tarihli duruşmaya mazereti nedeniyle katılamayıp mahkemece mazereti kabul edilen sanık müdafiine duruşma günü bildirilmeden sanık ile müdafiin yokluğunda hükümler kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması... bozmayı gerektirmiştir."

Kaynak: Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/10546 - Karar No: 2016/7869

Belgeyi Gör: 14. Ceza Dairesi 2016/10546 E. , 2016/7869 K.

Duruşma Tutanaklarının İmzalanması ve Usul Ekonomisi Bakımından CMK 190

CMK m. 219 uyarınca duruşma tutanağının her sayfasının hakim ve zabıt katibi tarafından imzalanması zorunludur. Adliye pratiğinde, yoğun duruşma takvimleri nedeniyle tutanakların bir kısmının imzasız kalması veya sadece son sayfanın imzalanması gibi hatalarla karşılaşılmaktadır. Bu durum, duruşmanın kesintisizliği ve işlemlerin sıhhati ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Yargıtay daireleri arasında bu konuda ciddi görüş ayrılıkları mevcuttur. Bazı daireler imza eksikliğini mutlak bozma nedeni sayarken, bazıları bunun "noksan ikmali" yoluyla giderilebileceğini veya "usul ekonomisi" uyarınca bozma nedeni yapılmaması gerektiğini savunmaktadır.

Editörün notu olarak belirtilmelidir ki; duruşma tutanağı, duruşmada nelerin yaşandığının, hangi delillerin tartışıldığının ve CMK 190 uyarınca verilen ara verme kararlarının tek resmi kanıtıdır. İmzasız bir tutanak, hukuki varlık kazanamayacağı için o oturumda yapılan işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurabilir. Ancak Yargıtay'ın güncel eğiliminde, özellikle UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile imzalanmış tutanaklar söz konusu olduğunda, fiziki imza eksikliğine daha esnek yaklaşıldığı gözlemlenmektedir.

İmza Eksikliğinin Bozma Nedeni Yapılmasına İlişkin Tartışmalar

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bazı kararlarında, duruşma tutanağının ilk sayfalarının hakim tarafından imzalanmaması, CMK m. 219/1'e aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle bozma nedeni yapılmıştır. Buna karşılık, muhalefet şerhlerinde bu eksikliğin "adil yargılanma hakkını" zedelemediği, davanın gereksiz uzamasına yol açacağı ve usul ekonomisine aykırı olduğu vurgulanmaktadır.

Usul Ekonomisi ve Makul Sürede Yargılanma Dengesi

Anayasa m. 141/4 uyarınca davaların en az giderle ve en kısa sürede bitirilmesi yargının görevidir. CMK m. 190'daki ara verme yetkisi kullanılırken, bu denge gözetilmelidir. Gereksiz yere verilen uzun aralar veya formalite niteliğindeki eksiklikler nedeniyle yapılan bozma kararları, yargılamanın makul süreyi aşmasına neden olmaktadır.

Makul Sürede Yargılanma Hakkı ve Duruşmanın Makul Aralıklarla Ertelenmesi

Duruşmaya ara verme yetkisi, mahkemeler tarafından sınırsız bir takdir hakkı olarak kullanılamaz. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargılamanın makul sürede bitirilmemesini hak ihlali olarak kabul etmektedir. CMK m. 190/1'de yer alan "davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette ara verilerek" ibaresi, hakime bir ödev yüklemektedir. Duruşma günlerinin aylar sonrasına verilmesi veya her oturumda esasa etkili olmayan nedenlerle ara verilmesi, sanığın ve mağdurun haklarını zedelemektedir.

AYM'nin Cemil Aslan başvurusunda da belirttiği üzere, ceza yargılamasının süresi hesaplanırken, yargılamanın karmaşıklığı, tarafların tutumu ve makul sürede sonuçlandırılmasındaki menfaat dikkate alınır. Mahkemenin duruşma takvimini yoğun tutarak duruşmaları ertelemesi, tek başına makul süre ihlalini haklı çıkarmaz. Mahkemeler, özellikle tutuklu işlerde duruşma aralıklarını kısa tutmak ve CMK 190'ın ruhuna uygun olarak mümkünse kesintisiz yargılama yapmakla yükümlüdür.

"Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 1 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2014/4784 - Karar Tarihi: 15/12/2016

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

İddianame Okunmadan Sorgu Yapılmasının Savunma Hakkına Etkisi

Duruşmanın düzeni içerisinde, sanığın sorgusuna geçilmeden önce iddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunması (CMK m. 191/3-b) zorunludur. Bu işlem yapılmadan sorguya geçilmesi, sanığın ne ile suçlandığını tam olarak anlamadan savunma yapmasına neden olur. CMK 190 kapsamındaki "ara verme" mekanizması, bu tür usulü eksikliklerin fark edildiği anda duruşmaya ara verilerek hatanın düzeltilmesi için de kullanılabilir.

Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, iddianamenin okunmaması savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Sanık, kendisine isnat edilen fiilleri ve hukuki nitelendirmeyi bilmeksizin yapacağı bir savunma ile kendisini yeterince koruyamaz. Adliye pratiğinde, bazen "iddianameyi biliyorum, okunmasına gerek yok" şeklindeki sanık beyanlarına itibar edilerek bu aşama geçilmektedir; ancak bu durum dahi usulü güvenceyi ortadan kaldırmaz.

Basit Yargılama Usulünden Genel Hükümlere Geçişte Duruşma Düzeni

7188 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren "Basit Yargılama Usulü" (CMK m. 251), duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesine imkan tanır. Ancak mahkeme, bu usulü uygularken her aşamada genel hükümlere göre duruşma açılmasına (CMK m. 251/6) karar verebilir. İşte bu geçiş anında CMK 190 ve duruşma düzeni kuralları yeniden canlanır. Basit yargılama usulünden dönülerek duruşma açılmasına karar verildiğinde, sanığa duruşma gününün tebliği ve savunma hazırlığı için süre verilmesi zorunludur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin bir kararında tartışıldığı üzere, basit yargılama usulünün uygulanabileceği bir dosyada genel usulün uygulanması veya tam tersi durumlar, lehe olan hükümlerin uygulanması noktasında bozma nedeni teşkil edebilir. Basit yargılamadan genel yargılamaya geçildiğinde, sanığın duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı (CMK 190/2) burada da geçerliliğini korur.

"Mahkemece gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edebilir... Duruşma açılarak delil tartışması yapılmış dosyalarda, genel kovuşturma usulünden dönülerek basit yargılama usulünün uygulanmasını istemek genel yargılama usulüne hakim ilkeler gözetildiğinde bağdaşır bir durum değildir."

Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/36962 - Karar No: 2021/190

Belgeyi Gör: 15. Ceza Dairesi 2017/36962 E. , 2021/190 K.

Müdafi Mazeretinin Reddi ve Savunma Hakkının Kısıtlanması Riski

Duruşmaya ara verilmesi talepleri genellikle müdafilerin mazeret beyanları ile gündeme gelir. Hakim, makul ve somut bir belgeye dayalı mazereti kabul etmekle yükümlüdür. Ancak mazeretin "yargılamayı uzatmak amacıyla" verildiği kanaati hasıl olursa, mahkeme mazereti reddederek duruşmaya devam edebilir. Buradaki ince çizgi, müdafiin yokluğunda sanığın esasa ilişkin savunmasının alınıp alınamayacağıdır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, müdafi mazeretinin reddedilerek sanık ve müdafiinin yokluğunda mahkumiyet kararı verilmesini, savunma hakkının ağır ihlali olarak görmüştür. Mahkeme, mazereti reddetse bile, CMK 190 uyarınca duruşmaya ara verip sanığa yeni bir müdafi tayin etmeli veya savunmasını hazırlaması için ek süre vermelidir. Mazeretin reddi, doğrudan sanığın savunmasız bırakılmasına ve hüküm kurulmasına yol açmamalıdır.

"Sanık müdafiinin mazeretinin reddine karar verilerek sanık müdafiinin esasa ilişkin savunması alınmadan sanık ve müdafiinin yokluğunda sanığın mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında... silahların eşitliği ilkesi ve adil yargılanma ilkesi dikkate alınarak... savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu - Karar Özetinden Alıntı

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Duruşmaya Ara Verme ile Oturumun Ertelenmesi Arasındaki Teknik Farklar

Doktrinde ve uygulamada "ara verme" (interruption) ile "erteleme" (postponement) kavramları bazen birbirinin yerine kullanılsa da, CMK 190 bağlamında aralarında ince bir nüans vardır. Ara verme, kural olarak aynı gün içinde veya çok kısa bir süre sonra duruşmaya devam edileceğini ifade eder. Erteleme ise, duruşmanın başka bir güne bırakılmasıdır. Ancak CMK 190 metni, her iki durumu da "ara verme" başlığı altında toplamış ve kesintisizlik ilkesinin esnetilmesine dair genel yetkiyi bu maddeye dayandırmıştır.

Uygulamada, davanın tek celsede bitirilemediği durumlarda (çok sayıda tanık dinlenmesi vb.) duruşmaya birkaç gün ara verilerek blok duruşma yapılması, modern ceza muhakemesinin hedeflediği bir modeldir. Bu modelde hakim, ara verme kararını gerekçelendirmeli ve bu sürenin makul süreyi aşmayacak, delillerin tazeliğini bozmayacak şekilde ayarlanmasını sağlamalıdır.

Ceza Muhakemesinde Ara Verme Süreleri ve Haklar

Aşağıdaki tablo, CMK 190 ve bağlantılı maddeler uyarınca sürelerin ve hakların kullanımını özetlemektedir:

Ceza muhakemesinde CMK 190 kapsamında ara verme ve süreleri simgeleyen görsel.

Usul İşlemi Yasal Dayanak Süre / Şart Hukuki Sonuç
İddianame Tebliği ile Duruşma Arası CMK m. 176/1 En az 1 hafta Uyulmaması halinde ara verme isteme hakkı doğar.
Ara Verme Hakkının Hatırlatılması CMK m. 190/2 Sorgudan önce Hatırlatılmaması mutlak bozma nedenidir.
Zorunlu Müdafi Mazereti CMK m. 151/1 Zorunlu hal Kabul edilmezse ara verilip yeni müdafi atanmalıdır.
Blok Duruşma Araları CMK m. 190/1 Makul süre Kesintisizlik ilkesinin istisnasıdır; gerekçe şarttır.
Basit Yargılamadan Dönüş CMK m. 251/6 Her aşamada Duruşma açılır, genel hükümlere göre süreler başlar.

Uygulama Notu: CMK 190 Kapsamında İzlenecek Usul Stratejisi

Ceza muhakemesinde profesyonel bir savunma veya iddia faaliyeti yürüten hukukçuların, CMK 190'ın tanıdığı imkanları stratejik olarak değerlendirmesi gerekir. Eğer iddianame geç tebliğ edilmişse (bir haftalık sürenin altında), duruşma başında mutlaka bu durum zapta geçirtilmeli ve mahkemenin CMK 190/2 uyarınca hatırlatma yapıp yapmadığı denetlenmelidir. Mahkemenin hatırlatma yapmadan sorguya geçmek istemesi durumunda, müdafi müdahale ederek sürenin kullanılacağını beyan etmelidir.

Hukukçular için CMK 190 uygulama stratejilerini temsil eden çalışma masası görseli.

Ayrıca, duruşma sırasında aniden ortaya çıkan ve savunmanın yönünü değiştirebilecek deliller (örneğin yeni bir tanık beyanı veya dijital inceleme raporu) söz konusu olduğunda, müdafi bu delili incelemek ve karşı delil sunmak için CMK 190 uyarınca "makul bir ara" talep etmelidir. Mahkemenin bu talebi reddetmesi, ileride "savunma hakkının kısıtlanması" iddiasıyla yapılacak bir istinaf veya temyiz başvurusunun en güçlü gerekçesini oluşturacaktır. Hakimler açısından ise, CMK 190'daki takdir yetkisini kullanırken mazeretlerin somutluğunu denetlemek, ancak sanığın müdafi yardımından mahrum kalmamasını sağlayacak tedbirleri (yeni müdafi atama veya kısa süreli ara verme) almak, hükmün üst mahkemeden dönmemesi için elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. İddianamenin duruşmadan 5 gün önce tebliğ edilmesi halinde duruşma yapılabilir mi? CMK m. 176/1 uyarınca bu süre en az 1 hafta olmalıdır. 5 günlük tebligat usulsüzdür. Sanık duruşmaya geldiğinde hakim, CMK m. 190/2 uyarınca sanığa "savunmasını hazırlamak için ara verme isteme hakkı" olduğunu hatırlatmalıdır. Sanık kabul ederse duruşma ertelenir; kabul etmezse (hazır olduğunu beyan ederse) devam edilebilir. Ancak hatırlatma yapılmaması bozma sebebidir.

2. Müdafi duruşmaya gelmezse mahkeme mutlaka ara vermeli midir? Eğer suç için "zorunlu müdafilik" şartı varsa (alt sınırı 5 yıldan fazla hapis), müdafi olmadan duruşma yapılamaz (CMK m. 188/1). Mahkeme duruşmaya ara verip barodan yeni bir müdafi istemeli veya duruşmayı ertelemelidir. İsteğe bağlı müdafilikte ise, sanık kendisini savunabileceğini beyan ederse duruşmaya devam edilebilir, ancak esasa etkili aşamalarda müdafi yokluğu risklidir.

3. Duruşma tutanağındaki imza eksikliği CMK 190 kapsamında nasıl değerlendirilir? İmza eksikliği CMK m. 219'a aykırıdır. Duruşmanın kesintisizliği ilkesi gereği her oturumun tutanağı usulünce tamamlanmalıdır. Yargıtay'ın baskın görüşü, esaslı işlemlerin (sorgu, mütalaa, hüküm) yapıldığı sayfaların imzasız olmasını bozma nedeni saymaktadır. Ancak elektronik imza (UYAP) varsa, fiziki imza eksikliği "noksan ikmali" ile giderilebilir kabul edilmektedir.

4. Duruşma aralıklarının çok uzun olması (örneğin 6 ay) hukuka aykırı mıdır? CMK m. 190/1, ara vermenin "makul sürede sonuçlandırmayı olanaklı kılacak surette" olmasını emreder. 6 aylık aralar, özellikle tutuklu işlerde "makul sürede yargılanma hakkı" ihlali (Anayasa m. 36) ve CMK 190'ın ruhuna aykırılık teşkil eder. Bu durum sanık lehine tahliye nedeni veya tazminat sebebi olabilir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 150, 151, 176, 188, 190, 191, 219, 251.
  • Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik.
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu - ID: 01926e25-6f00-767b-9740-d151b34dd0b3.
  • Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Cemil Aslan Başvurusu - No: 2014/4784.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2012/9-1467 - Karar No: 2013/610.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2019/74 - Karar No: 2020/187.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2009/28827 - Karar No: 2012/2776.
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/10546 - Karar No: 2016/7869.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Esas No: 2017/36962 - Karar No: 2021/190.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Esas No: 2018/2695 - Karar No: 2018/4279.

Yasal Uyarı: Bu makale, 5271 sayılı CMK m. 190 ve ilgili yargısal pratikler üzerine akademik ve teknik bir analiz sunmak amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, genel bilgilendirme mahiyetinde olup, her somut olayın kendine özgü koşulları (suç tipi, delil durumu, usulü geçmiş) farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu metin profesyonel bir hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hukuki uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına uzman bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: