
CMK 193/2 Kapsamında Sorgu Yapılmaksızın Beraat Kararı ve Yargıtay’ın "İlk Bakışta Beraat" Doktrini
5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesi, sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilmesine imkan tanısa da, bu usulün uygulanabilirliği delil takdiri gerektirmeyen ve ilk bakışta suçun oluşmadığı hallerle sınırlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mevcut delillerin tartışılmasını gerektiren uyuşmazlıklarda sanığın savunma hakkının feda edilemeyeceğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
CMK 193/2 Kapsamında Sorgu Yapılmaksızın Beraat Kararı Verilmesinin Hukuki Sınırları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 193/2 hükmü, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan "yüz yüzelik" ve "savunma hakkı" ilkelerine getirilen istisnai bir düzenlemedir. Maddenin temel amacı, sanık hakkında toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar (beraat, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı vb.) verileceği anlaşılan hallerde, yargılamanın gereksiz yere uzamasını engellemek ve sanığın savunma yapma külfetinden kurtulmasını sağlamaktır. Ancak bu uygulama, yargı pratiğinde "delil takdiri" ve "derhal beraat" ayrımı üzerinden ciddi tartışmalara ve içtihat farklılıklarına yol açmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, CMK m. 193/2 uyarınca sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilmesi için; fiilin suç oluşturmadığının veya suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediğinin "ilk bakışta" (prima facie) anlaşılması gerekmektedir. Eğer dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının tahlili veya bilirkişi raporlarının teknik bir analizi gerekiyorsa, sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmekte ve mutlak bozma sebebi sayılmaktadır.
Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Zorunluluğu ve İstisnaları
Ceza muhakemesinde genel kural, sanığın duruşmada hazır bulunmasıdır. CMK m. 193/1 uyarınca, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Bu kural, maddi gerçeğe ulaşma çabasının ve adil yargılanma hakkının doğal bir sonucudur.
Genel Kural: Sanık Olmaksızın Yargılama Yapılamaması
Duruşmada hazır bulunmak sanık için sadece bir ödev değil, aynı zamanda temel bir haktır. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi kapsamında güvence altına alınan "hak arama hürriyeti" ve "adil yargılanma hakkı", sanığın mahkeme huzurunda bizzat savunma yapabilmesini, iddialara karşı çıkabilmesini ve delillerle doğrudan temas kurabilmesini gerektirir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bir kararında vurguladığı üzere, sanığın duruşmada şahsen hazır bulunması, beyanların doğruluğunun denetlenmesi ve doğrudan doğruyalık ilkesi açısından kritik öneme sahiptir.
"Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “doğrudan doğruyalık- vasıtasızlıktır.” Bu nedenle CMK 193/1. maddesinde “sanık olmaksızın yargılama olmaz” genel kuralına yer verildikten sonra istisnaları CMK 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. ... Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır."
Kaynak: 16. Ceza Dairesi 2015/7164 E. , 2016/6 K.
CMK 193/2 İstisnasının Doktrinsel ve Yargısal Temeli
CMK m. 193/2, sanık lehine bir düzenleme olarak kabul edilmektedir. Düzenleme, mahkemenin elindeki mevcut verilere göre sanığın mahkûm edilemeyeceği kanaatine (mahkûmiyet dışında bir karar) varması durumunda, sanığın sorgusu için beklenmemesini öngörür. Bu durum, özellikle sanığın adresinin tespit edilemediği veya yurt dışında bulunduğu hallerde davanın sürüncemede kalmasını engeller. Ancak buradaki "mahkûmiyet dışında karar" kavramı, her türlü beraat kararını kapsamamaktadır.
Derhal Beraat Kararı ve Delil Takdiri Ayrımı
CMK m. 193/2 uygulamasında en kritik eşik, "derhal beraat" kararı verilebilecek haller ile "delil takdiri" gerektiren haller arasındaki ayrımdır. Yargıtay, CMK m. 193/2'nin ancak "ilk bakışta beraat" hallerinde uygulanabileceğini; delillerin toplanmasını, tanık dinlenmesini veya bilirkişi incelemesini gerektiren durumlarda sanığın sorgusunun mutlak surette yapılması gerektiğini belirtmektedir.
İlk Bakışta Suç Oluşturmayan Eylemler
Eğer iddianamede anlatılan fiil, kanunda suç olarak tanımlanmamışsa veya suçun yasal unsurlarından biri (örneğin tipiklik) açıkça eksikse, mahkeme sanığın savunmasını almadan beraat kararı verebilir. Örneğin, bir fiilin suç olmaktan çıkarılması (dekriminalizasyon) veya şikayete bağlı bir suçta şikayet süresinin geçmesi gibi durumlar bu kapsama girer. Bu hallerde, sanığın ne diyeceği mahkemenin vereceği beraat kararını değiştirmeyecektir.
Delillerin Tartışılması Gereken Durumlar
Eğer beraat kararı verilebilmesi için dosyadaki delillerin karşılaştırılması, bir tanığın beyanının itibar edilebilirliğinin ölçülmesi veya bir belgenin sahteliğinin incelenmesi gerekiyorsa, burada "delil takdiri" söz konusudur. Delil takdirinin yapıldığı her durumda sanığın savunması, maddi gerçeğin bir parçasıdır ve sorgu yapılmadan karar verilmesi usul hukukuna aykırıdır.
"Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK’nın 193/2. maddesinin beraat kararı yönünden, dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulanmasının mümkün olduğu, sanığın sorgusu yapılmadan, mevcut kanıtlar tartışılarak, delil takdirine girişilmek suretiyle beraat karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmelidir."
Kaynak: 15. Ceza Dairesi 2011/13363 E. , 2012/37755 K.
CMK 193/2 ile CMK 223/9 Maddeleri Arasındaki İlişki
Hukuk literatüründe ve yargı kararlarında CMK m. 193/2 ile CMK m. 223/9 sıklıkla birlikte değerlendirilmektedir. CMK m. 223/9, "derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez" hükmünü içerir.
| Madde | Kapsam | Temel Şart |
|---|---|---|
| CMK 193/2 | Sanığın duruşmada hazır bulunmaması halinde sorgusuz hüküm tesisi. | Toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilebilmesi. |
| CMK 223/9 | Karar hiyerarşisi (Beraatın önceliği). | Derhal beraat imkanının bulunması. |
| Yargıtay Yorumu | 193/2 uygulaması için 223/9'daki "derhal beraat" kriteri aranır. | Delil takdiri yapılamaz; eylemin suç oluşturmadığı açık olmalıdır. |
Uygulama Notu: Mahkeme, CMK m. 193/2 uyarınca sorgusuz beraat kararı verirken, gerekçesinde neden delil takdirine ihtiyaç duymadığını, eylemin neden "ilk bakışta" suç oluşturmadığını net bir şekilde ortaya koymalıdır. Aksi halde, karar "savunma hakkının kısıtlanması" gerekçesiyle bozulma riskiyle karşı karşıyadır.
Bozma Kararı Sonrası CMK 307 Uygulaması ve Sanık Beyanı
Ceza muhakemesi sürecinde, ilk derece mahkemesi tarafından verilen bir beraat kararı Yargıtay tarafından sanık aleyhine (örneğin mahkûmiyet gerektiği veya sorgu yapılması gerektiği gerekçesiyle) bozulduğunda, bozma sonrası yapılacak işlemlerde CMK m. 307 devreye girmektedir.
Aleyhe Bozma Durumunda Sanığın Dinlenilmesi Zorunluluğu
CMK m. 307/1 (eski 1412 sayılı CMUK m. 326/2) uyarınca, hükmün sanık aleyhine bozulması halinde, davaya yeniden bakacak olan mahkemenin sanıktan bozmaya karşı diyeceklerini sorması zorunludur. Bu kural, sanığın müdafii olsa dahi geçerlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, beraat kararında direnilecek olsa dahi, sanığın aleyhe bozmaya karşı beyanının alınmamasını "mutlak bozma nedeni" olarak kabul etmektedir.
"1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafisinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. ... Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2019/135 E. , 2019/462 K.
Direnme Kararlarında Usuli Hatalar
Uygulamada, yerel mahkemelerin beraat kararında direnirken "nasıl olsa sanık lehine bir karar veriyorum" düşüncesiyle sanığın beyanını almaktan kaçındıkları görülmektedir. Ancak Ceza Genel Kurulu’nun 2018/629 Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere, savunma hakkının kısıtlanması sanığın lehine veya aleyhe karar verilmesinden bağımsız bir usul hatasıdır. Sanığın aleyhe bozmaya karşı beyanı alınmadan verilen direnme kararları, dosyanın esasına girilmeksizin usulden bozulmaktadır.
Karşılıksız Yararlanma Suçları ve CMK 193/2 Çelişkisi
Özellikle elektrik hırsızlığı/karşılıksız yararlanma suçlarında (TCK m. 163/3), CMK m. 193/2’nin uygulanması konusunda ciddi bir yargısal direnç söz konusudur. Yerel mahkemeler, tutanakların açıkça suçun oluşmadığını (örneğin sayacın sağlam olduğu, müdahalenin bulunmadığı) gösterdiğini ileri sürerek sorgusuz beraat vermekte; Yargıtay ise bu durumda dahi abonesiz kullanımın teknik tahlili için sanığın savunmasının alınması gerektiğini savunmaktadır.
Usulsüz Kullanım ile Karşılıksız Yararlanma Ayrımı
EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında "kaçak kullanım" ve "usulsüz kullanım" ayrımı yapılması, ceza yargılamasında delil takdirini zorunlu kılar. Abonesiz ancak sayaçtan geçerek elektrik kullanan bir sanığın kastının, karşılıksız yararlanmaya mı yoksa idari bir usulsüzlüğe mi yönelik olduğunun tespiti, sanığın sorgusu yapılmadan netleştirilemez. Bu nedenle, Yargıtay 2. Ceza Dairesi gibi ilgili daireler, bu tür dosyalarda CMK m. 193/2’nin yanlış yorumlanarak sanığın sorgusu yapılmadan beraat verilmesini bozma nedeni saymaktadır.
Kurum Zararının Giderilmesi Bildirimi (6352 Sayılı Kanun)
Karşılıksız yararlanma suçlarında, 6352 sayılı Kanun ile getirilen "zararın giderilmesi halinde ceza verilmesine yer olmadığı" düzenlemesi, CMK m. 193/2 uygulamasını daha da karmaşık hale getirmektedir. Sanığın sorgusu yapılmadan beraat verilmesi durumunda, sanığa zararı giderip gidermeyeceği yönündeki ihtarın yapılması (ve dolayısıyla lehe olan bir hükmün uygulanması ihtimali) engellenmiş olur. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, sanığa ulaşılmaya çalışılmadan ve bu bildirim yapılmadan beraat verilmesini eksik inceleme olarak nitelemektedir.
Savunma Hakkının Kısıtlanması: Mutlak Bozma Sebebi
CMK m. 289/1-h bendi uyarınca, hüküm için önemli olan bir hususta savunma hakkının kısıtlanmış olması "hukuka kesin aykırılık" halidir. Sanığın sorgusunun yapılmaması, sadece bir usul eksikliği değil, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyen yapısal bir hatadır.
Editörün Notu: Savunma hakkı, sadece sanığın lehine delil sunması değildir; aynı zamanda mahkemenin sanığın kişiliği, kastı ve sosyal durumu hakkında bizzat gözlem yapmasını sağlar. Bu durum, cezanın kişiselleştirilmesi (TCK m. 61) ve takdiri indirim nedenlerinin (TCK m. 62) değerlendirilmesi için de zorunludur.
"Görevli mahkemede sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılması, yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanamayacağı ve cezanın kişiselleştirilmesi ilkelerinin doğal bir sonucudur. ... Sanığın duruşmada hazır bulunması yüze karşılık özelliğinin olduğu kadar savunma hakkının da bir sonucudur."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2008/1-90 E., 2008/100 K.
Cumhuriyet Savcısının Sanık Lehine Olan Kararları Temyiz Yetkisi
Cumhuriyet savcısının, sadece sanık aleyhine değil, aynı zamanda kanunun doğru uygulanmasını sağlamak amacıyla sanık lehine de temyiz yoluna başvurma yetkisi bulunmaktadır. Ancak CMK m. 290, "sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozulması için Cumhuriyet Savcısına hak vermez" kuralını getirmiştir.
CMK 290 Kapsamında Temyiz Sınırı
Eğer mahkeme, sanık lehine bir usul kuralını ihlal ederek (örneğin son sözü sanığa sormadan) beraat kararı vermişse, Cumhuriyet savcısı bu eksikliği ileri sürerek kararın bozulmasını isteyemez. Çünkü usul kuralı sanık lehinedir ve sonuç da sanık lehine (beraat) olmuştur.
Kamu Yararı ve Maddi Gerçeğin Araştırılması
Buna karşın, sanığın sorgusunun yapılmaması hali bazı durumlarda sadece sanık yararına bir kural olarak görülmemektedir. 18. Ceza Dairesi'nin karşı oy yazılarında vurgulandığı üzere, sanık savunmasının alınmaması maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve dolayısıyla kamu yararını zedeleyebilir. Ancak genel yargısal eğilim, beraat kararlarında usuli eksikliklerin Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe temyize konu edilemeyeceği, edilse dahi eleştiri ile onanması gerektiği yönündedir.
"Hakkında kamu davası açılan kişilerle, yargılama yapılıp hüküm kurulan faillerin aynı olup olmadığının belirlenmesi açısından önem arzeden nüfus ve sabıka kayıtlarının getirtilip duruşmada okunması ... sırf sanık yararına vazedilmiş usul kuralları olmamakla birlikte ... hükmün şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme olması hususları gözönüne alındığında, bu kuralların ihlali halinde Cumhuriyet savcısının CMK'nın 290. maddesi kapsamında hükmü temyize hakkı bulunmadığının kabulü gerekmektedir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu 2020/76 E. , 2021/428 K.
Sanığın Mahkemeden Uzaklaşması ve Sorgu Sonrası Gıyapta Yargılama
CMK m. 193/2’den farklı olarak, CMK m. 194/2 sanığın sorgusu yapıldıktan sonra duruşmaya devam edilememesi durumunu düzenler. Eğer sanık bir kez sorguya çekilmişse ve mahkeme artık sanığın hazır bulunmasına gerek görmüyorsa, sanık duruşmadan savuşsa veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmese dahi dava yokluğunda bitirilebilir.
Bu düzenleme, yargılamanın kesintisizliği ilkesini korur. Ancak buradaki ön şart, sanığın en az bir kez mahkeme huzurunda sorgulanmış olmasıdır. Eğer sanık sorgulanmadan mahkemeden uzaklaşmışsa, CMK m. 193/2 şartları (derhal beraat imkanı) oluşmadığı sürece hakkında gıyabi yargılama yapılamaz ve yakalama emri çıkarılması gerekir.
CMK 195 Kapsamındaki Hafif Suçlarda Sorgusuz Karar Verme Usulü
CMK m. 193/2’nin genel istisnasının yanı sıra, CMK m. 195 suçun niteliğine göre özel bir istisna getirmektedir. Eğer dava konusu suç yalnız adli para cezasını veya müsadereyi (ya da her ikisini birlikte) gerektiriyorsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir ve hüküm kurulabilir.
Kritik Şartlar: 1. Suçun yaptırımı sadece adli para cezası veya müsadere olmalıdır (Hapis cezası öngörülmemelidir). 2. Sanığa gönderilen davetiyede "gelmese de duruşmanın yapılacağı" ihtarı bulunmalıdır.
Bu madde kapsamında verilen hükümler mahkûmiyet de olabilir. CMK m. 193/2 ise mahkûmiyet dışındaki kararlara özgüdür ve hapis cezası gerektiren suçlarda da -şartları varsa- uygulanabilir.
Uygulama Notu: Sorgu Yapılmadan Karar Verilirken İzlenecek Usul Stratejisi
Adliye pratiğinde, bir davanın sanığın sorgusu yapılmadan bitirilmesi hedefleniyorsa, müdafi veya mahkeme heyeti şu adımları dikkatle değerlendirmelidir:
- Suç Vasıf Analizi: Dosyada iddianameye konu eylemin, hiçbir ek delile ihtiyaç duymaksızın suç teşkil etmediği net mi? (Örneğin; karşılıksız yararlanma dosyasında bilirkişi raporu "sayaca müdahale yoktur, tüketim tam kaydedilmiştir" diyorsa, bu bir derhal beraat halidir).
- Delil Sunumu: Sanığın sorgusu yerine geçebilecek teknik kanıtlar (kamera kayıtları, resmi belgeler, kesinleşmiş başka dava dosyaları) dosyaya kazandırılmalıdır.
- Duruşmadan Bağışık Tutulma Talebi: Sanığın savunması istinabe yoluyla alınmışsa veya sanık bizzat gelmek istemiyorsa, CMK m. 196 uyarınca bağışık tutulma talep edilerek savunma hakkı kısıtlamasının önüne geçilmelidir.
- Ek Savunma Hakları: Eğer suçun hukuki niteliği değişecekse (CMK m. 226), sanığa mutlaka ek savunma hakkı tanınmalıdır; bu hak sanık hazır bulunmadan (veya müdafii yetkilendirilmeden) kullanılamaz.
Risk Analizi: CMK m. 193/2’ye dayanılarak verilen beraat kararlarının büyük çoğunluğu, Yargıtay tarafından "delil takdiri yapıldığı" gerekçesiyle bozulmaktadır. Bu nedenle mahkemelerin, sanığa ulaşmak için azami gayret göstermesi (zorla getirme, yakalama, istinabe) ve beraat kararını ancak "hukuki uyuşmazlık" gibi net durumlarda sorgusuz vermesi daha güvenli bir yargılama stratejisidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sanık yakalanamıyorsa beraat kararı verilebilir mi?
Evet, ancak sadece CMK m. 193/2 anlamında "ilk bakışta" eylemin suç oluşturmadığı anlaşılıyorsa mümkündür. Eğer beraat kararı vermek için tanık dinlenmesi veya sanığın beyanının alınması gerekiyorsa, sorgu yapılmadan beraat kararı verilemez; yargılama sanığın yakalanmasına kadar durdurulur veya yakalama emri infazı beklenir.
CMK 193/2 sadece beraat için mi geçerlidir?
Hayır, madde metnindeki "mahkûmiyet dışında bir karar" ifadesi; beraat, davanın düşmesi (örneğin zamanaşımı veya şikayetten vazgeçme), ceza verilmesine yer olmadığı ve durma kararlarını da kapsar. Ancak uygulamada en çok uyuşmazlık beraat kararları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Müdafi varken sanığın sorgusu yapılmadan karar verilmesi savunma hakkını kurtarır mı?
Kural olarak hayır. CMK m. 193/2 veya m. 195 gibi özel istisnalar dışında, müdafiin duruşmada hazır bulunması sanığın sorgusunun yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Sanığın sorgusu, müdafi beyanından farklı bir delil niteliğindedir.
İstinaf mahkemesi sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararını onarsa ne olur?
Eğer karar CMK m. 193/2’ye açıkça aykırı ise (yani delil takdiri yapılmışsa), bu durum bölge adliye mahkemesi tarafından bozulmalıdır. Onanması halinde, Yargıtay’ın temyiz incelemesinde "mutlak bozma sebebi" olarak değerlendirilir. Ancak m. 286/2-d kapsamındaki kesinlik sınırları içinde kalan kararlar için temyiz yolu kapalı olabilir.
Kaynakça
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 193, 194, 195, 196, 223, 307.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2019/135, Karar No: 2019/462.
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/13363, Karar No: 2012/37755.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2018/629, Karar No: 2019/100.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/7164, Karar No: 2016/6.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas No: 2017/529, Karar No: 2017/297.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/26686, Karar No: 2013/4253.
Yasal Uyarı: Bu makale, 5271 sayılı CMK m. 193/2 ve ilgili yargı kararları üzerine genel bir hukuki analiz içermekte olup, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olayın usul ve esas detayları farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak için bir hukuk profesyoneline başvurulması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.