
CMK 191 Uyarınca Duruşmanın Başlaması ve Sorgu Usulünde Hiyerarşik Sıra: Savunma Hakkı ve Yüzyüzelik Analizi
Ceza muhakemesinde duruşmanın başlaması, sanığın sorgusunun yapılması ve delillerin ikamesi, CMK 191 ve adil yargılanma hakkı ekseninde mutlak bir usuli sıraya tabidir. Sanığın sorgusu tamamlanmadan tanık dinlenmesi veya iddianame okunmadan savunma alınması, uyuşmazlığın hukuki çekirdeğini oluşturan "savunma hakkının kısıtlanması" sonucunu doğurmaktadır.
Ceza Muhakemesinde Duruşmanın Başlaması ve Usul Hiyerarşisi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 191. maddesi, duruşmanın açılış aşamasından sanığın sorgusuna kadar geçecek süreci emredici bir hiyerarşiyle düzenler. Duruşma, mahkeme başkanının veya hakimin duruşmanın başladığını ve iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklamasıyla hukuken vücut bulur. Bu başlangıç, sadece şekli bir merasim değil; yargılamanın "kovuşturma" evresinin fiili olarak tartışıldığı ve savunma haklarının aktif hale geldiği kritik eşiktir.
Usul hukukumuzda "doğrudan doğruyalık" ve "yüzyüzelik" ilkeleri gereği, duruşmanın başlamasıyla birlikte sanığın huzuru, kimlik tespiti ve haklarının hatırlatılması aşamaları birbirini izlemelidir. Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık konusu, sanığın sorgusu yapılmadan veya iddianame usulüne uygun okunmadan delil ikamesine (örneğin tanık dinlenmesine) geçilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları, bu sıranın bozulmasını, adil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirmektedir.
"Duruşmada, sanığın açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusunun yapılacağının düzenlendiği ancak Yerel Mahkemece gerçekte savunmasını hazırlaması için kolaylık sağlanan sanığın sorgusu yapılmadan yargılamaya devam edilerek tanık dinlenildiği... sanığın öncelikle sorgusu yapıldıktan sonra diğer usuli işlemlerin de sırasıyla yapılması gerekirken, muhakeme usule aykırı yargılama yapıldığı ve kararın verilmesinde usul hükümlerinin de gözetilmediğine karar verilmelidir."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/413 - Karar No: 2021/690
Duruşma Hazırlığı ve Tarafların Hazır Bulunması Denetimi
Duruşma salonunda yargılamaya geçilmeden önce mahkeme başkanı veya hakim tarafından yapılan ilk işlem, CMK m. 191/1 uyarınca bir "yoklama" işlemidir. Bu aşamada sanığın, müdafiin, çağrılmış tanıkların ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanır.
Sanığın Hazır Bulunması ve Zorla Getirme Kararı
CMK m. 193/1 uyarınca, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak kaydıyla, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Sanığın geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmemesi durumunda mahkeme "zorla getirme" kararı vermekle yükümlüdür. Bu kuralın istisnası, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı vb.) verileceği kanaatine varılmasıdır (CMK m. 193/2). 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, bu kapsamdaki kararlar için sorgu yapılmamış olsa dahi davanın yoklukta bitirilmesi imkanı genişletilmiştir.
Müdafiin ve Diğer Kişilerin Katılımı
Bazı suç tipleri yönünden (örneğin alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar) müdafiin duruşmada hazır bulunması zorunludur. Müdafiin yokluğunda yapılan duruşma işlemleri, mutlak bozma nedeni teşkil eden usul aykırılıklarındandır.
İddianamenin Kabulü Kararının Okunması ve Hukuki Etkisi
CMK m. 191/1 uyarınca hakim, duruşmanın başladığını "iddianamenin kabulü kararını" okuyarak açıklar. Ancak bu kararın okunmaması, her zaman hükmün esasına etkili bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmemektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu kararlarında, iddianamenin kabulü kararının okunmasının "açıklayıcı ve bildirici" mahiyette olduğu, bu işlemin malumun ilanından ibaret olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle 15 günlük süre içinde iade edilmeyerek zımnen kabul edilen iddianameler yönünden, mahkemenin elinde fiziki bir "kabul kararı" dahi bulunmayabilir.
"İddianamenin kabulü kararı ile kovuşturma evresinin başlaması kararın yasal bir sonucu olup iddianamenin kabulü kararının okunmasına bağlı değildir... Bu itibarla iddianamenin kabulü kararının taraflara tebliğ gerekmez ve duruşmada okunması bir tebliğ işlemi de değildir. İddianamenin kabulü kararının okunması 5271 sayılı CMK'nın 191. madde hükmü gereğidir, buna uyulmamasının kanuna aykırılık teşkil edeceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak her kanuna aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir."
Kaynak: 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/28023 - Karar No: 2020/16057
Editörün Notu: İddianamenin kabulü kararının okunmaması "nispi" bir bozma nedeni iken; iddianamenin (isnadın) kendisinin okunmaması "mutlak" bozma nedeni olarak değerlendirilme eğilimindedir.
Sanığın Kimlik Tespiti ve Ekonomik Durum Sorgusu
Duruşmanın açılışından sonra gelen ilk esasa müteallik adım, sanığın açık kimliğinin saptanmasıdır (CMK m. 191/3-a). Bu aşama sadece sanığın kim olduğunu belirlemekle kalmaz, aynı zamanda sanığın kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi edinilmesini sağlar.
- Kimlik Saptama: Sanığın adı, soyadı, anne-baba adı, doğum yeri ve tarihi gibi veriler UYAP kayıtlarıyla karşılaştırılır.
- Ekonomik Sorgu: Sanığın geliri, mesleği ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sorulması, ileride hükmedilebilecek adli para cezalarının alt ve üst sınırları ile taksitlendirme olanaklarının belirlenmesi açısından zorunludur.
- İspat Yükü: Kimlik bilgilerinin doğruluğuna dair beyan sanığın yükümlülüğündedir; ancak bu aşamada sanığa suçla ilgili soru sorulamaz.
İddianamenin Okunması ve İsnadı Öğrenme Hakkı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6/3-a maddesi, her sanığın kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkını güvence altına alır. CMK m. 191/3-b bendinde yer alan "İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur" hükmü, bu hakkın iç hukuktaki izdüşümüdür.
İddianamenin okunmaması, sanığın ne ile suçlandığını tam olarak bilmeden savunma yapmasına yol açar ki bu durum savunma hakkının en ağır ihlallerinden biridir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi’ne göre, iddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılması, esasa girilmeden bozma yapılması gereken bir usul hatasıdır.
"İddianame okunmadan sanığın sorgusunun yapılması suretiyle CMK.nın 191-3-b maddesine aykırılık yapılması... sanığın suçlamalardan haberdar olduğunun açıkça anlaşıldığı, savunma hakkının kısıtlanmadığı, buna ilişkin bir iddianın savunma tarafından dile getirilmediği, iddianamenin okunduğu ancak sadece sanığın yüzene karşı okunmadığı bir durumda esasa etkili bir eksiklik bulunmadığı görüşündeyim." (Muhalefet Şerhi İçeriğinden)
Kaynak: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi - Esas No: 2012/6198 - Karar No: 2013/606
Belgeyi Gör: (Kapatılan)14. Ceza Dairesi 2012/6198 E. , 2013/606 K.
Sanığa Haklarının Hatırlatılması ve CMK 147 Atfı
İddianame okunduktan sonra mahkeme başkanı, sanığa CMK m. 191/3-c uyarınca yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı (susma hakkı) olduğunu ve CMK m. 147’de belirtilen diğer haklarını (müdafi seçme, delil toplanmasını isteme vb.) hatırlatır.
Bu hatırlatma yapılmadan sanığın sorgusuna geçilmesi, sorgu işlemini hukuka aykırı kılar. CMK m. 147’deki prosedür, ifade ve sorgunun temel anayasasıdır. Sanığın "haklarımı anladım" beyanı tutanağa geçirilmeden sorguya devam edilmesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Özellikle cinsel suçlar gibi ağır ceza gerektiren yargılamalarda bu aşamanın atlanması, hükmün bozulması için yeterli bir sebeptir.
| İşlem Adımı | Yasal Dayanak | İhlal Sonucu |
|---|---|---|
| Kimlik Tespiti | CMK m. 191/3-a | Usul Hatası |
| İddianamenin Okunması | CMK m. 191/3-b | Savunma Hakkı İhlali (Bozma) |
| Hakların Hatırlatılması | CMK m. 147 / 191/3-c | İfadenin/Sorgunun Sakatlanması |
| Sanığın Sorgusu | CMK m. 191/3-d | Yargılamanın Durması / Bozma |
Sanığın Sorgusu ve Savunma Hazırlama Süresi
Sanık, suçlamayı anladıktan ve hakları hatırlatıldıktan sonra açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirirse sorgusu yapılır (CMK m. 191/3-d). Eğer sanık savunmasını hazırlamak için süre talep ederse, mahkeme bu talebi kabul ederek duruşmayı ertelemek zorundadır.
Uygulama Notu: Sanığın sorgusu yapılmadan tanıkların dinlenmesi, sanığın tanık beyanlarına karşı savunma yapma önceliğini elinden alır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2021/690 sayılı kararı, sanığın sorgusunun "diğer tüm usuli işlemlerden önce" yapılması gerektiğinin altını çizmektedir. Sanık sorgulanmadan delillerin tartışılmasına (CMK m. 216) geçilmesi, yargılama düzenini (ordo iudiciorum) kökten bozar.
Duruşmada Hazır Bulunacak Diğer Kişiler ve Müdahillik
Duruşma sadece mahkeme heyeti ve sanıktan ibaret değildir. CMK m. 188 ve devamı uyarınca savcı, katılan, vekil ve müdafi duruşmanın asli süjeleri arasındadır.
- Cumhuriyet Savcısı: Duruşmada hazır bulunması zorunludur. Savcının yokluğunda duruşma yapılamaz.
- Katılan ve Vekili: Mağdur veya suçtan zarar görenin katılma talebi karara bağlanmadan duruşma bitirilemez. Ancak katılanın yokluğu, sanığın sorgusunun yapılmasına engel değildir.
- Tanıklar ve Bilirkişiler: CMK m. 191/2 uyarınca tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılır ve sırayla içeri alınarak dinlenirler. Bu, tanıkların birbirlerinden etkilenmesini önlemek amacıyla getirilen emredici bir kuraldır.
Sanığın Duruşmadan Bağışık Tutulması (CMK 196)
Prensip olarak sanık her oturumda hazır bulunmalıdır. Ancak CMK m. 196, belirli şartlar altında sanığın duruşmaya katılma zorunluluğunu kaldırır.
Bağışıklık Şartları
Sanığın duruşmadan bağışık tutulabilmesi için öncelikle mahkemece sorgusunun yapılmış olması gerekir. Sorgusu yapılmamış bir sanığın duruşmadan bağışık tutulması mümkün değildir. Ayrıca sanığın bu konuda açık talebi veya rızası bulunmalıdır.
"Açıklamada bulunmama hakkını kullandığına dair bir beyanda bulunmayan... savunma yapmak için süre isteyen ve sonraki celselere katılmayan sanığın duruşmadan bağışık tutulmayı kabul ettiğinden bahisle sorgusu yapılmaksızın müdafisinin dinlenilmesi ile yetinilip sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu... sanığın duruşmadan bağışık tutulmasının ancak sanığın sorgusunun yapılmış olması durumunda söz konusu olabileceği gözetilmeyerek Yerel Mahkemece CMK’nın 196. maddesine muhalefet edildiği..."
Kaynak: Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/188 - Karar No: 2019/544
SEGBİS ile Savunma Alınmasında Yüzyüzelik İlkesi
Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS), günümüz yargı pratiğinde istinabe yerine geçen etkili bir araçtır. Ancak SEGBİS üzerinden savunma alınması, "yüzyüzelik" ilkesinin istisnasıdır ve sıkı şartlara tabidir.
- Sanığın Rızası: Alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, sanığın SEGBİS ile dinlenmesine itiraz etmesi durumunda mahkeme huzurunda hazır bulundurulması esastır.
- Müdafi Yardımı: SEGBİS ile savunma alınırken sanığın yanında müdafiinin bulunması veya müdafiin mahkeme salonunda sanığı görebilecek ve iletişim kurabilecek konumda olması şarttır.
- Yargıtay Yaklaşımı: 16. Ceza Dairesi'nin kararlarına göre, sanığın mahkemede hazır bulunma isteğine rağmen zorla SEGBİS sistemiyle savunmasının alınması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.
Basit Yargılama Usulü ve Duruşma Açılma Zorunluluğu
7188 sayılı Kanun ile hukukumuza giren Basit Yargılama Usulü (CMK m. 251), adli para cezası veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesine imkan tanır.
Ancak basit yargılama usulüyle verilen karara itiraz edilmesi durumunda, CMK m. 252 uyarınca mahkeme genel hükümlere göre duruşma açmak zorundadır. Bu aşamadan sonra duruşma CMK m. 191’deki genel usule göre yürütülür. Mahkemenin, basit yargılama usulü uygulanması gereken bir dosyada doğrudan duruşma açması da mümkündür; bu durum sanık lehine olan %25’lik ceza indiriminden yararlanma hakkını etkilememelidir.
"Kanun yolunda hata resen dikkate alınacağından, sanığın temyiz dilekçesi karara itiraz mahiyetindedir. Sanığın bu itirazı nedeniyle artık basit yargılama usulü uygulanamayacağından, Mahkemenin duruşma açarak genel hükümlere göre bir karar vermesi gerekmektedir... ¼ oranındaki indirim uygulanmayacaktır."
Kaynak: 10. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/9415 - Karar No: 2023/5561
Duruşmanın Yönetimi ve Düzeninin Sağlanması (CMK 192)
Duruşmayı yönetme yetkisi mahkeme başkanı veya hakimdedir. CMK m. 192 uyarınca başkan, sanığı sorguya çeker ve delillerin ikamesini sağlar. Duruşmanın disiplinini bozan kişiler salondan çıkarılabilir.
Ancak duruşma düzenine ilişkin alınan bir tedbirin hukuken kabul edilemez olduğu iddia edilirse, mahkeme bu konuda derhal bir karar vermek zorundadır (CMK m. 192/2). Bu, savunma tarafının duruşma yönetimine yönelik "usuli itiraz" hakkıdır ve mahkemenin bu itirazı cevapsız bırakması hukuka aykırıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sanığın sorgusu yapılmadan tanık dinlenirse ne olur? Bu durum CMK m. 191/3-d maddesine açık aykırılık teşkil eder. Sanığın sorgusu yargılamanın en başında yapılması gereken bir "savunma aracı"dır. Sanık sorgulanmadan delil ikamesine geçilmesi, sanığın tanıklara soru sorma ve delillere karşı savunma yapma sırasını ihlal eder ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından bozma nedeni sayılır.
2. İddianamenin okunmaması her durumda kesin bozma nedeni midir? Genel kural bozma yönündedir. Ancak bazı Yargıtay kararlarında, sanığın soruşturma aşamasından beri isnadı bildiği, iddianamenin kendisine tebliğ edildiği ve duruşmada isnada ilişkin ayrıntılı savunma yaptığı durumlarda, iddianamenin "fiziken okunmamış olmasının" esasa etkili görülmediği (muhalefet şerhlerinde belirtildiği üzere) durumlar olabilir. Yine de adli pratikte bu risk alınmamalı, iddianame mutlaka zapta geçirilerek okunmalıdır.
3. Sanık SEGBİS ile ifade vermeyi reddedip mahkemeye gelmek isterse hakim bunu zorlayabilir mi? Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Eğer sanık "yüz yüze" savunma yapmak istediğini beyan ederse, özellikle ağır cezalık işlerde mahkemenin bu talebi reddedip SEGBİS ile sorguya zorlaması savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Hakim, ciddi bir güvenlik riski veya nakil imkansızlığı olmadıkça bu talebi karşılamalıdır.
4. Duruşma açıldıktan sonra sanık kaçarsa (savuşursa) yargılama nasıl devam eder? CMK m. 194 uyarınca, sanık duruşma sırasında savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, eğer daha önce sorgusu yapılmışsa ve mahkeme artık hazır bulunmasına gerek görmüyorsa dava yokluğunda bitirilebilir. Yani kilit nokta, "önceden yapılmış bir sorgu"nun mevcudiyetidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 251, 252.
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2020/413 - Karar No: 2021/690.
- Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2017/188 - Karar No: 2019/544.
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2020/28023 - Karar No: 2020/16057.
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2023/9415 - Karar No: 2023/5561.
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2012/6198 - Karar No: 2013/606.
-
- Ceza Dairesi - Esas No: 2016/1697 - Karar No: 2016/3295.
Yasal Uyarı: Bu metin, CMK m. 191 ve ilgili içtihatlar çerçevesinde hazırlanan akademik bir inceleme olup, genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut olaylardaki usul hataları ve savunma stratejileri için profesyonel hukuki danışmanlık alınması zorunludur. Kişi ve kurum isimleri KVKK uyarınca anonimleştirilmiştir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.