Ceza Muhakemesinde Yetkisizlik İddiası ve Sorgu Öncesi Usuli İşlemlerin Hukuki Rejimi
Kovuşturma ve Duruşma UsulüYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Ceza Muhakemesinde Yetkisizlik İddiası ve Sorgu Öncesi Usuli İşlemlerin Hukuki Rejimi

5271 sayılı CMK m. 18 uyarınca yetkisizlik iddiası sanığın sorgusundan önce ileri sürülmelidir; bu aşamadan sonra mahkemenin re’sen yetkisizlik kararı vermesi usulen mümkün değildir. İddianamenin okunması ve sorgu safhası, hem yetki itirazları hem de hakimin reddi süreçlerinde hak düşürücü sürelerin başlangıcı niteliğindedir.

Yetkisizlik İddiasının İleri Sürülme Zamanı ve Sorgu Safhasının Hak Düşürücü Etkisi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 18/1 uyarınca, sanık yetkisizlik iddiasını ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan önce bildirmek zorundadır. Bu kural, ceza muhakemesinde "yetkinin kesinleşmesi" ilkesinin bir tezahürüdür. Kanun koyucu, yargılamanın sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla yetki itirazını belirli bir usuli kesit ile sınırlandırmıştır. Sorgu aşamasına geçilmesiyle birlikte, mahkemenin yer itibarıyla yetkisi uyuşmazlığın tarafları açısından tartışılmaz hale gelir.

Ceza muhakemesinde yetki ve usul kurallarını temsil eden hukuk objeleri.

Sorgu safhası tamamlandıktan sonra ne sanık yetkisizlik iddiasında bulunabilir ne de mahkeme re’sen (kendiliğinden) yetkisizlik kararı verebilir. CMK m. 18/2 hükmü bu hususu açıkça düzenleyerek, belirtilen aşamadan sonra verilen yetkisizlik kararlarının usul hukuku açısından sakat doğacağını teyit eder. Bölge adliye mahkemelerinde ise bu sınır, incelemenin başlamasından veya duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından öncesidir. Bu sürelerin geçirilmesi, yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olduğu istisnai haller dışında, mahkemenin yetkisini kesinleştirir.

"Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir. ... Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 18

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Uygulama Notu: Sorgunun Kapsamı ve Usuli Kesinleşme

Duruşmada sanığın kimlik tespiti yapılıp iddianame okunduktan sonra, suçlamaya karşı savunmasını yapması (sorgu) aşamasına geçildiğinde yetki itirazı hakkı düşer. Avukatların duruşma başında, henüz sorguya geçilmeden "yetki" başlığı altında usuli itirazlarını sunmaları, yargılamanın geri kalanının selameti açısından kritiktir.

İddianamenin Okunması ve Sorgu Öncesi Hazırlık İşlemleri

Duruşmanın başlamasıyla birlikte hakim, CMK m. 191/3-b uyarınca iddianameyi veya iddianame yerine geçen belgeyi okumakla yükümlüdür. Bu işlem, sanığın üzerine atılı suçun niteliğini ve dayanaklarını tam olarak anlamasını sağlar. İddianamenin okunması, savunma hakkının ve adil yargılanma ilkesinin temel bir parçasıdır. Sorgu ise bu okuma işleminin ardından, sanığa haklarının hatırlatılmasıyla (CMK m. 147 ve 191) başlar.

Yetkisizlik iddiası veya hakimin reddi talepleri gibi usuli engellerin, iddianame okunduktan hemen sonra ancak sorguya fiilen başlanmadan önce karara bağlanması gerekir. Adliye pratiğinde, sanığın savunmasına geçildiği anda mahkeme tutanağına "Sanık sorgusuna geçildi" ibaresinin düşülmesi, yetkiye ilişkin itirazların kapandığı anı simgeler. Bu nedenle, teknik savunma stratejilerinde iddianamenin okunması sürecinin hemen bitiminde söz alarak usuli itirazların dile getirilmesi bir zorunluluktur.

Hakimin Reddi ve Tarafsızlık İlkesiyle İlişkisi

Hakimin reddi istemi de yetkisizlik iddiası gibi belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Hakim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerin varlığı halinde reddedilebilir. Ancak bu talep, davanın esasına girilmeden, yani sorgu aşaması tamamlanmadan önce ileri sürülmelidir. Sorgu başladıktan sonra ortaya çıkan veya sonradan öğrenilen sebepler hariç olmak üzere, başlangıçtaki sebeplerin sorgudan sonra ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilebilir.

Yetki Uyuşmazlıklarının Çözümü ve Ortak Yüksek Görevli Mahkemenin Rolü

Birden fazla mahkeme arasında yer itibarıyla yetki konusunda olumlu veya olumsuz bir uyuşmazlık çıktığında, bu uyuşmazlığın çözümü CMK m. 17 uyarınca ortak yüksek görevli mahkemeye aittir. Olumsuz yetki uyuşmazlığı, her iki mahkemenin de kendisini yetkisiz görmesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda dosya, ortak üst mahkemeye gönderilerek yetkili yerin tayini istenir.

Ortak yüksek görevli mahkemenin verdiği yetki belirleme kararı kesindir ve mahkemeler bu karara uymak zorundadır. Ancak bu belirleme süreci yargılamayı durdurmaz; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkisiz mahkeme dahi gerekli delilleri toplamakla yükümlüdür. Yetki uyuşmazlığının çözümü bekletici mesele yapılarak davanın esasına yönelik işlemlerin durdurulması, usul ekonomisi ve tutukluluk gibi hürriyeti kısıtlayıcı hallerde hak kayıplarına yol açabilir.

"Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 17

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Bağlantılı Suçlarda Yetki ve Davaların Birleştirilmesi Usulü

CMK m. 16, bağlantılı suçların değişik mahkemelerde görülmesi durumunda yetki kurallarını düzenler. Cumhuriyet savcılarının istemine uygun olmak ve mahkemelerin uyuşması koşuluyla, davalar birleştirilebilir. Eğer mahkemeler arasında uyuşmazlık çıkarsa, birleştirme konusunda karar verme yetkisi ortak yüksek görevli mahkemeye geçer.

Bağlantılı davaların birleştirilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve çelişkili kararların önlenmesi açısından elzemdir. Ancak birleştirme kararı, yargılamanın aşırı uzamasına veya sanığın savunma haklarının kısıtlanmasına neden olmamalıdır. Birleştirilmiş davaların sonradan ayrılması da yine CMK m. 16/4 uyarınca aynı usulle gerçekleştirilir. Bu süreçte savcılık makamının "uygun görüşü" belirleyici bir unsurdur.

"Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir."

Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu - Madde 16/2

Belgeyi Gör: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Basit Yargılama Usulünde İtiraz ve Genel Hükümlere Geçiş

7188 sayılı Kanun ile ceza muhakemesi sistemine giren "Basit Yargılama Usulü" (CMK m. 251), üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda mahkemeye duruşma açmaksızın karar verme yetkisi tanır. Ancak bu usulde verilen hükümlere karşı "itiraz" yolu açıktır. CMK m. 252/2 uyarınca yapılan itiraz üzerine, hükmü veren mahkeme duruşma açmak ve genel hükümlere göre yargılamaya devam etmek zorundadır.

Mahkeme salonu ve duruşma açılma sürecini simgeleyen kürsü görseli.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, basit yargılama usulüyle verilen hükme karşı süresinde itiraz yapıldığında, mahkeme dosyayı bir üst mercie göndermek yerine bizzat duruşma açarak genel yargılama usulüne geçmelidir. Eğer mahkeme bu usulü atlayarak dosyayı doğrudan ağır ceza mahkemesine (itiraz mercii) gönderirse ve mercii de işin esasına girerse, bu durum kanun yararına bozma nedenidir.

"...hükmü veren Mahkeme tarafından itiraz üzerine duruşma açılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, itiraz üzerine karar verilmesine yer olmadığına, gereğinin takdir ve ifası için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın esastan incelenerek reddine karar verilmesinde ... isabet görülmemiştir."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2021/11603 - Karar No: 2021/13595

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2021/11603 E. , 2021/13595 K.

Usul Basamakları: Basit Yargılamadan Genel Yargılamaya

  1. Kararın Tebliği: Basit yargılama sonucu verilen hüküm sanığa tebliğ edilir.
  2. İtiraz Süresi: Sanık veya mağdur 7 gün içinde itiraz eder.
  3. Duruşma Hazırlığı: Mahkeme duruşma günü tayin eder ve tarafları çağırır.
  4. Sorgu ve Delil Tartışması: Duruşmada sanığın sorgusu yapılır, deliller tartışılır.
  5. Yeni Hüküm: Mahkeme önceki hükümle bağlı kalmaksızın yeni bir karar verir (m. 252/3).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlara İtiraz ve Hak Sahipliği

Cumhuriyet savcısının CMK m. 172 uyarınca verdiği Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK), kamu davasının açılmaması sonucunu doğurur. Bu karara karşı itiraz hakkı, CMK m. 173 uyarınca münhasıran "suçtan zarar görene" tanınmıştır. Şüphelinin KYOK kararına karşı itiraz hakkı bulunmamaktadır; zira bu karar zaten şüphelinin lehine bir durum oluşturmaktadır.

İtiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresinden sonra yapılan itirazlar esasa girilmeksizin süre yönünden reddedilmelidir. Ceza Genel Kurulu, KYOK kararlarının kesinleşmesi için tebligat usulüne sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurgulamaktadır. Süresinde itiraz edilmeyen KYOK kararları kesinleşir ve yeni delil elde edilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.

"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir."

Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Esas No: 2010/10276 - Karar No: 2011/2779

Belgeyi Gör: 11. Ceza Dairesi 2010/10276 E. , 2011/2779 K.

KYOK Sonrası Yeni Delil Kavramı ve Soruşturmanın Genişletilmesi

Kesinleşmiş bir KYOK kararı varken aynı fiil hakkında yeniden soruşturma yapılabilmesi için CMK m. 172/2 uyarınca "yeni delil" ortaya çıkması ve sulh ceza hakimliğinden bu konuda karar alınması zorunludur. Yeni delil, soruşturma aşamasında mevcut olmayan veya mevcut olup da Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirilmeyen, davanın açılmasını sağlayacak nitelikteki olguları ifade eder.

Eğer yeni delil olmaksızın ikinci bir soruşturma açılır ve yine KYOK kararı verilirse, bu karara yapılan itiraz üzerine itiraz merciinin (Sulh Ceza Hakimliği) "önceki kararın kesinleştiği" gerekçesiyle itirazı reddetmesi gerekir. Ancak uygulama hatalarında, merciin işin esasına girerek değerlendirme yaptığı görülmektedir ki bu durum Yargıtay tarafından "yasaya aykırı" bulunarak bozulmaktadır.

"Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz."

Kaynak: Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/19485 - Karar No: 2022/6443

Belgeyi Gör: 8. Ceza Dairesi 2020/19485 E. , 2022/6443 K.

İtiraz Usulü ve İnceleme Mercilerinin Belirlenmesi (CMK 268)

Hâkim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça 7 günlük süreye tabidir. İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek kaydıyla zabıt kâtibine beyanla yapılır. Kararı veren merci, itirazı yerinde görürse düzeltir; yerinde görmezse en geç 3 gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.

CMK m. 268/3, hangi karara karşı hangi merciin yetkili olduğunu ayrıntılı olarak listeler. Örneğin; sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazları, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak kendisini izleyen hâkimlik inceler. Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara itirazı ise yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler. Bu hiyerarşik yapı, denetim mekanizmasının tarafsızlığını ve etkinliğini korumayı amaçlar.

İşlem / Karar Türü İtiraz Süresi İnceleme Mercii Dayanak Madde
Yetkisizlik Kararı 7 Gün Üst Dereceli Mahkeme / Yan Mahkeme CMK m. 18/3, 268
KYOK Kararı 15 Gün Sulh Ceza Hakimliği CMK m. 173
Basit Yargılama Hükmü 7 Gün Kararı Veren Mahkeme (Duruşma Açar) CMK m. 252
Disiplin Mahkemesi Hükmü 3 Gün Üst Disiplin Mahkemesi 477 S.K. m. 31

Temyiz Başvurusunda "Sebep Gösterme" Zorunluluğu ve İçtihat Çatışmaları

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarına karşı gidilen temyiz yolunda, CMK m. 294/1 uyarınca temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini (temyiz sebebini) göstermesi zorunludur. Temyiz sebebi gösterilmeyen veya sadece "kararı temyiz ediyorum" şeklindeki soyut dilekçeler, CMK m. 298 uyarınca usulden reddedilmektedir. Bu kural, Yargıtay'ın denetimini sadece ileri sürülen sebeplerle sınırlı tutmasını (CMK m. 301) sağlar.

Ancak bu konuda Yargıtay 1. Ceza Dairesi içinde derin bir görüş ayrılığı ve muhalefet şerhleri mevcuttur. Muhalif üyeler, özellikle hukuk eğitimi almayan sanıkların veya katılanların, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce verdikleri "süre tutum" dilekçelerinin yeterli sayılması gerektiğini, sebep bildirme zorunluluğunun "silahların eşitliği" ilkesine aykırı olduğunu savunmaktadırlar. Zira Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, CMK m. 308 uyarınca itiraz ederken herhangi bir sebeple bağlı değildir.

"Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. ... Yargıtay ... temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa temyiz istemini reddeder."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/355 - Karar No: 2020/821

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2020/355 E. , 2020/821 K.

Editörün Notu: Temyiz Dilekçesindeki Teknik Hatalar

Pratikte, avukatların süre tutum dilekçesi verdikten sonra gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde "gerekçeli temyiz dilekçesi" sunmaları hayati önem taşır. Sadece süre tutum dilekçesiyle yetinilmesi, dosyanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açmaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Olağanüstü İtiraz Yetkisi (CMK 308)

Yargıtay ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Bu yetki, hukuk birliğini sağlamak ve ağır usul hatalarını gidermek için öngörülmüş olağanüstü bir kanun yoludur. Sanığın lehine yapılacak itirazlarda herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır; ancak aleyhe itirazlar ilamın verilmesinden itibaren 30 günle sınırlıdır.

CMK m. 308 uyarınca yapılan itirazlarda, ilgili ceza dairesi önce dosyayı tekrar inceler. Daire, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; aksi halde dosyayı nihai karar için Ceza Genel Kuruluna gönderir. Bu aşamada sunulan itiraz nedenleri sınırlayıcı değildir; Ceza Genel Kurulu dosyada gördüğü tüm hukuka aykırılıkları re'sen inceleme yetkisine sahiptir.

"Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz."

Kaynak: Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Esas No: 2020/975 - Karar No: 2020/1466

Belgeyi Gör: 1. Ceza Dairesi 2020/975 E. , 2020/1466 K.

Ceza Muhakemesi ile Hukuk Muhakemesinde Yetki İtirazının Karşılaştırılması

Hukuk muhakemesinde (HMK), yetkinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazı bir "ilk itiraz" olarak düzenlenmiştir (HMK m. 116). Bu itirazın, cevap dilekçesinde ve cevap süresi (2 hafta) içinde ileri sürülmesi şarttır. Ceza muhakemesinden farklı olarak, hukuk davasında davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme artık yetkili hale gelir.

Ceza muhakemesinde ise yetki itirazı "sorgu" safhasına kadar her an yapılabilir. Ancak her iki usul hukukunda da ortak nokta, yetki itirazında bulunan tarafın "yetkili mahkemeyi" açıkça göstermesi zorunluluğudur. Hukuk davalarında seçimlik yetki kuralları (zarar görenin yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer vb.) daha geniş bir takdir alanı sunarken, ceza muhakemesinde suçun işlendiği yer (locus delicti) ana kuraldır.

"Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. ... Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir."

Kaynak: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2020/453 - Karar No: 2020/492

Belgeyi Gör: T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Usuli Süreçlerde Hak Kayıplarını Önlemek İçin Stratejik Yol Haritası

Ceza yargılamasında usuli bir hatanın telafisi, çoğu zaman mümkün olmamakta veya yıllar süren kanun yararına bozma süreçlerine muhtaç kalmaktadır. Bu nedenle profesyonel savunma veya katılan vekilliği süreçlerinde şu adımların izlenmesi, dosyanın esasına geçilmeden önce hukuki zeminin sağlamlaştırılmasını sağlar:

Hukukta usuli süreleri ve stratejik planlamayı simgeleyen çalışma objeleri.

  1. Duruşma Öncesi Yetki Kontrolü: İddianame kabul edildikten sonra, suçun işlendiği yer ve mahkemenin yetki alanı karşılaştırılmalıdır. Eğer yetkisizlik varsa, duruşma günü beklenmeksizin bir dilekçe ile itiraz edilmeli; aksi halde duruşmada sorgudan hemen önce bu itiraz sözlü olarak tutanağa geçirilmelidir.
  2. Basit Yargılama Kararlarına Müdahale: Basit yargılama usulüyle verilen mahkumiyetlerde %25 indirim yapıldığı unutulmamalıdır. İtiraz edilmesi halinde bu indirimin korunup korunmayacağı (itiraz edenin sıfatına göre) analiz edilerek strateji kurulmalıdır.
  3. Temyiz Dilekçelerinde Sebep Detaylandırması: Sadece "yasaya aykırıdır" demek yerine; hangi delilin reddedildiği, hangi usul kuralının (örneğin CMK m. 18 veya m. 252) ihlal edildiği somutlaştırılarak yazılmalıdır.
  4. KYOK İtirazlarında Yeni Delil Vurgusu: KYOK kararına itiraz edilirken, savcılığın araştırmadığı tanıklar veya getirtilmeyen kayıtlar "yeni delil adayı" olarak sunulmalı, böylece soruşturmanın genişletilmesi sağlanmalıdır.

Yargılama makamlarının usul kurallarını esnetme eğilimi gösterdiği durumlarda, içtihatlardaki muhalefet şerhleri ve Anayasa Mahkemesi'nin "hak arama hürriyeti" çerçevesindeki kararları dayanak gösterilerek savunma derinleştirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sorgu safhası tamamlandıktan sonra mahkeme kendiliğinden "ben yetkisizim" diyebilir mi? Hayır. CMK m. 18/2 uyarınca, sanığın sorgusuna başlandıktan sonra mahkeme artık re'sen (kendiliğinden) yetkisizlik kararı veremez. Bu aşamadan sonra mahkeme yetkili hale gelir. Ancak yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğu kesin yetki halleri (örneğin Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına giren işler veya özel kanunlardaki istisnalar) saklıdır.

2. Temyiz dilekçesinde hiçbir sebep yazmadım, Yargıtay dosyamı inceler mi? Mevcut yasal düzenleme (CMK m. 294, 298) ve Yargıtay'ın baskın uygulaması uyarınca, sebep içermeyen temyiz talepleri usulden reddedilmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bazı kararlarında bu duruma muhalif kalan üyeler olsa da, mevcut risk nedeniyle temyiz sebeplerinin gerekçeli karar tebliğinden itibaren 7 gün içinde mutlaka sunulması gerekir.

3. Basit yargılama usulüyle verilen karara itiraz ettim, dosya doğrudan ağır ceza mahkemesine mi gider? Hayır. CMK m. 252/2 uyarınca, basit yargılama usulüyle verilen hükme itiraz edildiğinde, dosyayı inceleyecek merci bir üst mahkeme değil, kararı veren mahkemenin kendisidir. Mahkeme bu itiraz üzerine duruşma açmak ve genel hükümlere göre yargılama yapmak zorundadır.

4. Suçtan zarar gören kişi KYOK kararına karşı 15 günlük süreyi kaçırırsa ne olur? İtiraz süresi olan 15 gün hak düşürücü süredir. Bu süre geçtikten sonra yapılan itirazlar reddedilir ve KYOK kararı kesinleşir. Bu aşamadan sonra aynı olay hakkında kamu davası açılabilmesi için CMK m. 172/2 uyarınca "yeni delil" bulunması ve Sulh Ceza Hakimliğinden izin alınması şarttır.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 16, 17, 18, 172, 173, 251, 252, 268, 291, 294, 298, 308).
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2021/11603, Karar No: 2021/13595.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/19485, Karar No: 2022/6443.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/355, Karar No: 2020/821.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2010/10276, Karar No: 2011/2779.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/975, Karar No: 2020/1466.

Yasal Uyarı: Bu makale, sunulan güncel mevzuat ve içtihat paketleri temel alınarak mesleki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine has dinamikleri ve delil durumu farklılık arz edebilir. Bu metin profesyonel bir hukuki mütalaa veya danışmanlık yerine geçmez; yargılamanın seyri ve hak kaybı yaşanmaması adına alanında yetkin bir hukukçudan destek alınması tavsiye edilir. Metindeki analizler editöryal bir perspektif sunmakta olup, kesin bir yargı sonucu taahhüt etmez.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: