
Boşanma Davalarında Kusur Belirleme ve Yargılama Usulü: Güncel Yargıtay İçtihatları Ekseninde Stratejik Analiz
Boşanma hukukunda kusur ilkesi, TMK m. 166/1 uyarınca açılan davalarda davanın kabulü veya reddi noktasında belirleyici bir eşiktir. Tam kusurlu eşin dava hakkı bulunmadığına dair yerleşik içtihat, ispat yükü ve delillerin somutlaştırılması zorunluluğuyla birlikte yargılama pratiğini şekillendirmektedir.
Boşanma davaları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin iç içe geçtiği, kamu düzenini ilgilendiren yönleri nedeniyle hakimin geniş takdir yetkisine ve re’sen araştırma ilkesine tabi olan yargılama süreçleridir. Türk hukuk sisteminde boşanma, iradi bir sonlandırmadan ziyade, yasal şartların gerçekleştiğinin mahkemece tespiti esasına dayanır. Bu süreçte çekişmeli ve anlaşmalı boşanma prosedürleri arasındaki usul farklılıkları, ispat vasıtalarının niteliği ve kusur belirlemesinin mali sonuçlara etkisi, adliye pratiğinde en kritik uyuşmazlık noktalarını oluşturmaktadır.
Boşanma Yargılamasında Hakimin Vicdani Kanaati ve İkrarın Bağlayıcılığı
Boşanma davalarında genel yargılama usulünden ayrılan en temel nokta, tarafların ikrarlarının hakimi bağlamamasıdır. 4721 sayılı TMK m. 184/3 uyarınca, tarafların boşanma nedenine ilişkin kabul beyanları veya vakıaları ikrar etmeleri, hakimin bu vakıaları ispatlanmış sayması için yeterli değildir. Hakim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
İkrarın Bağlayıcılığı ve TMK m. 184 Sınırları
Hukuk muhakemesinde normal şartlarda bir tarafın ikrarı çekişmeyi sona erdirirken, boşanma hukukunda bu kuralın istisnası uygulanır. Bu durumun temel gerekçesi, evlilik birliğinin korunması ve tarafların muvazaalı şekilde boşanmalarının önüne geçilmesidir. Hakim, sunulan delilleri serbestçe takdir eder ve tarafların beyanlarından bağımsız olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını denetler.
Yemin Yasağı ve Re'sen Araştırma İlkesi
TMK m. 184/2 uyarınca, hakim boşanma davalarında taraflara yemin öneremez. Bu yasak mutlak olup, tarafların üzerinde tasarruf edemeyeceği bir alanı temsil eder. Ayrıca, davanın fer’i niteliğindeki mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkındaki anlaşmalar da hakimin onayıyla geçerlilik kazanır. Bu yönüyle aile mahkemesi hakimi, sadece bir uyuşmazlık çözücü değil, aynı zamanda aile düzeninin koruyucusu rolündedir.
"Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder."
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 184
Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Tarafların Bizzat Dinlenmesi Zorunluluğu
TMK m. 166/3 hükmü, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını düzenler. Ancak bu bir karine olup, kesinleşmesi için hakimin tarafları bizzat dinlemesi şarttır.
Bizzat Dinleme Şartının Kamu Düzeni Niteliği
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına bizzat şahit olması gerekir. Vekilin beyanı veya yazılı protokolün sunulması, asilin duruşmada hazır bulunarak iradesini teyit etmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Protokol Onayı ve Değişiklik Yetkisi
Hakim, tarafların mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkındaki anlaşmasını uygun bulmak zorundadır. Eğer hakim, çocukların menfaati açısından protokolde bir değişiklik yapılmasını gerekli görürse, bu değişikliğin taraflarca da kabul edilmesi gerekir. Aksi takdirde, davanın çekişmeli boşanma olarak devam etmesi ve delillerin toplanması zorunluluğu doğar.
"4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre... boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının anılan Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekir..."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/19546 - Karar No: 2011/20063
Çekişmeli Boşanmada Vakıaların Somutlaştırılması ve İspat Yükü
Çekişmeli boşanma davalarında davanın temelini oluşturan vakıaların HMK m. 119 ve m. 194 uyarınca somutlaştırılması, yargılamanın seyri açısından hayati önem taşır. Davacı, davanın dayanağı olan tüm vakıaları sıra numarası altında ve ispata elverişli şekilde dava dilekçesinde belirtmekle yükümlüdür.
Dilekçeler Teatisi ve Ön İnceleme Aşaması
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun getirdiği sistemde, dilekçeler teatisi tamamlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan tahkikata geçilmesi usul ekonomisine ve hak arama hürriyetine aykırıdır. Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları tam olarak belirlenmeli ve taraflar sulhe teşvik edilmelidir. Bu aşama tamamlanmadan tanık dinlenmesi veya delil toplanması bozma sebebidir.
Dayanılamayan Vakıaların Kusur Olarak Yüklenememesi
Yargıtay, tarafların usulüne uygun şekilde ileri sürmediği vakıaların, hakim tarafından re’sen dikkate alınarak kusur belirlemesinde kullanılmasını yasaklamaktadır. HMK m. 25/1 uyarınca, taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Örneğin, dava dilekçesinde hakaret vakıasına dayanmayan bir davacının, yargılama sırasında bu durumu ispat etmesi halinde dahi, bu vakıa karşı tarafa kusur olarak yüklenemez.
"Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-e ve f maddesi uyarınca davacı, davanın dayanağı olan bütün vakıaları ve bunlara ilişkin delillerini sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte dava dilekçesine yazmalıdır... Davacı, ön inceleme aşaması tamamlanana kadar, davalının hakaret ettiği vakıasını ileri sürmemiştir. Usulüne uygun şekilde ileri sürülmemiş olan vakıalar, mahkemece kendiliğinden incelenemeyeceği gibi, hakim onları hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/26080 - Karar No: 2015/11622
Kusur Belirlemesinde Dürüstlük Kuralı ve Tam Kusurlu Eşin Dava Hakkı
Türk boşanma hukukunda, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) nedeniyle boşanma davası açabilmek için az da olsa karşı tarafın kusurunun bulunması gerekir. Hiçbir kusuru bulunmayan eşe karşı açılan davanın reddi zorunludur.
Tam Kusurlu Eşin Dava Açma Hakkı Sorunu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireler, "kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği" ilkesinden hareketle, tam kusurlu eşin açtığı boşanma davasının reddedilmesi gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Ancak, davalının az da olsa kusuru varsa, davacı daha ağır kusurlu olsa bile boşanmaya karar verilebilir; bu durumda davalının itiraz hakkı (TMK m. 166/2) devreye girer.
İtiraz Hakkının Kötüye Kullanılması
Eğer davalı az kusurluysa ancak boşanmaya itiraz ediyorsa, hakim bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını inceler. Evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, davacı daha kusurlu olsa dahi boşanma hükmü kurulabilir. Uygulamada, yıllarca süren fiili ayrılıklar bu "korunmaya değer yararın kalmadığına" karine teşkil edebilmektedir.
"Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/5488 - Karar No: 2025/1839
Mutlak ve Nispi Boşanma Sebeplerinin Yarışması
Boşanma davalarında taraflar, birden fazla hukuki sebebe kademeli (terditli) olarak dayanabilirler. Bu durumda hakimin hangi sebebe öncelik vereceği usul hukuku ve maddi hukuk açısından kritik bir dengedir.
Zina ve Hayata Kast Gibi Özel Sebeplerin Önceliği
Zina (TMK m. 161) ve hayata kast (TMK m. 162) mutlak boşanma sebepleridir. Bu vakıaların ispatlanması durumunda hakim, evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını veya ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmaksızın boşanmaya karar vermek zorundadır. Eğer davacı hem zinaya hem de şiddetli geçimsizliğe dayanmışsa, mahkeme önce zinanın varlığını araştırmalı; zina ispatlanırsa bu özel sebeple boşanmaya karar vermelidir.
Kademeli Taleplerde Karar Verme Usulü
Özel boşanma sebebi (zina) ispatlanamazsa, ancak o zaman genel boşanma sebebi (TMK m. 166/1) incelenir. Yargıtay, genel boşanma sebebiyle hüküm kurup özel sebep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesini bozma nedeni saymaktadır. Zira zina sebebiyle boşanma, kusur belirlemesi ve tazminat miktarları üzerinde, genel sebebe göre çok daha ağır sonuçlar doğurmaktadır.
"Zina, mutlak boşanma sebebidir. Zina vakıasının gerçekleşmesi halinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır. Zina, olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine kademeli olarak dayanılmış ise, zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/24019 - Karar No: 2017/6511
Boşanma Türleri ve Yargılama Usulü Karşılaştırma Tablosu
| Kriter | Anlaşmalı Boşanma (TMK 166/3) | Çekişmeli Boşanma (TMK 166/1-2) | Özel Sebepler (Zina vb.) |
|---|---|---|---|
| Süre Şartı | En az 1 yıl evlilik süresi. | Süre şartı yok. | Süre şartı yok. |
| İspat Yükü | Tarafların bizzat beyanı yeterli. | Kusur ispatlanmalıdır. | Spesifik vakıa ispatlanmalıdır. |
| Hakimin Rolü | Protokol onayı ve bizzat dinleme. | Delil toplama ve kusur dengesi. | Vakıa tespiti (Mutlak sonuç). |
| Mali Sonuçlar | Protokolde serbestçe belirlenir. | Kusur oranına göre tayin edilir. | Tam kusur karinesi etkilidir. |
| Dava Hakkı | Her iki eşin rızası gerekir. | Kusuru daha az olan veya eşit olan. | Mağdur eşin dava hakkı. |
Boşanma Sürecinde Geçici Önlemler: Tedbir Nafakası ve Barınma
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında, hakimin davanın devamı süresince tarafların ve çocukların mağduriyetini önlemek amacıyla re'sen alması gereken önlemler TMK m. 169'da düzenlenmiştir.
Re'sen Araştırma ve Tedbir Nafakası
Hakim; eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin önlemleri tarafların talebi olmasa dahi kendiliğinden almak zorundadır. Tedbir nafakası, boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren hüküm altına alınır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılarak, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğü çerçevesinde hakkaniyete uygun bir miktar belirlenir.
Barınma ve Konut Tahsisi
Ortak konutun hangi eşe özgileneceği konusu, çocukların üstün yararı ve tarafların barınma imkanları göz önüne alınarak değerlendirilir. TMK m. 186/1 uyarınca eşler oturacakları konutu birlikte seçseler de, dava sürecinde bu birliktelik bozulduğundan, hakim m. 169 yetkisiyle geçici bir düzenleme yapar.
"Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine... ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK md.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK md.169). O halde; ... dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir..."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2014/23637 - Karar No: 2015/8729
Terk Nedenine Dayalı Boşanmada Ortak Konutun Bağımsızlığı Şartı
TMK m. 164 uyarınca terk hukuki nedenine dayalı boşanma davası açılabilmesi için usulüne uygun bir ihtarname gönderilmesi gerekir. Ancak bu ihtarın geçerliliği, davet edilen konutun niteliğine bağlıdır.
Bağımsız Konut ve Aile ile Yaşama Sorunu
Yargıtay, terk ihtarı ile eşin davet edildiği evin "bağımsız" olması gerektiğini vurgular. Eşin, kayınvalide veya kayınpeder ile birlikte yaşamaya zorlanması "bağımsız konut" şartını ihlal eder. Bu durumda ihtar geçersiz sayılır ve terk nedeniyle açılan davanın reddi gerekir. Konutun sadece oturmaya elverişli olması yetmez; eşlerin birlikte seçtikleri veya hakimin belirlediği, müstakil bir yaşam alanı olması zorunludur.
İhtarın Zamanlaması ve Haklı Sebep
Terk nedenine dayalı dava için eşin en az dört aydır birlik dışında kalmış olması ve ihtarın üzerinden iki ay geçmesi gerekir. Eğer eşin evi terk etmesi haklı bir sebebe (şiddet, konutun yokluğu vb.) dayanıyorsa, terk vakıası oluşmaz.
"Taraflar ortak konutu ayrı ayrı terk etmişler, davet edilen konut birlikte seçilmemiştir... Tarafların birlikte seçtikleri (TMK. md. 186) veya ... hallerine uygun, oturmaya elverişli, bağımsız bir evleri yoksa, birlik dışında bulunan eşin bu davranışı haklı sebebe dayanır. Terk edilen eş (TMK. md. 164) diğerini yukarıda açıklanan kurallara uygun olarak ortak konuta çağırmakla yükümlüdür."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2005/9764 - Karar No: 2005/12222
Uzun Süreli Fiili Ayrılığın Boşanma Hükmüne Etkisi
Hukuk sistemimizde "fiili ayrılık" tek başına bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir (TMK m. 166/son hariç). Ancak Yargıtay uygulamasında, çok uzun süreli fiili ayrılıklar evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının bir göstergesi olarak kabul edilebilmektedir.
Eşit Kusur Karinesi ve Fiili Ayrılık
Özellikle 7-8 yıl gibi uzun süreler boyunca ayrı yaşayan eşlerin, birbirlerine karşı TMK m. 185 uyarınca "birlikte yaşama" yükümlülüğünü ihlal ettikleri açıktır. Bazı içtihatlarda (özellikle karşı oylarda vurgulandığı üzere), fiili ayrılığa kimin neden olduğu ispatlanamasa bile, bu kadar uzun süreli bir kopuşun tarafların ortak hayatı sürdürme iradesinin kalmadığını gösterdiği ve eşlerin bu sonuca eşit kusurlarıyla sebebiyet verdiği kabul edilmektedir.
TMK m. 166/son ve Üç Yıllık Süre
Reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen ortak hayat kurulamamışsa, eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilir. Bu durumda kusur araştırması yapılmaz; boşanma zorunludur. Ancak fer'i taleplerde (tazminat, nafaka) yine tarafların kusur durumları irdelenir.
"Taraflar, Türk Medeni Kanununda emredici olarak düzenlenen, eşler birlikte yaşamak zorundadırlar (TMK m.185/3) yönündeki yaşam biçimine, sekiz yıl gibi çok uzun süre aykırı şekilde yaşamışlar ve halen bu aykırılık devam etmektedir... taraflar arasında ortak yaşamı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2020/5783 - Karar No: 2020/6421 (Karşı Oy)
Bağlantılı Davaların Birleştirilmesi ve Kusur Birliği İlkesi
Boşanma yargılamasında tarafların kusurlarının net olarak belirlenebilmesi için, aynı taraflar arasında görülen farklı boşanma davalarının birleştirilmesi zorunluluktur.
Sağlıklı Kusur Belirlemesi İçin Birleştirme
Örneğin, bir eş TMK m. 166/1 uyarınca dava açmışken, diğer eş zina (TMK m. 161) nedeniyle karşı dava açmışsa veya ayrı bir dava ikame etmişse, bu davaların birlikte görülmesi gerekir. Zira bir davada verilen kusur kararı, diğer davayı doğrudan etkileyecektir. Yargıtay, boşanma hükmü kesinleşmiş olsa bile, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden yargılama devam ediyorsa yeni açılan bağlantılı davanın birleştirilmesini şart koşmaktadır.
Usul Ekonomisi ve Çelişkili Karar Yasağı
Farklı mahkemelerde görülen davalarda birbirine zıt kusur belirlemeleri yapılması, hukuki güvenlik ilkesini zedeler. HMK m. 166 uyarınca, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması durumunda bağlantı var sayılır.
"Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi-manevi tazminat (TMK m. 174/1-2), yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesiyle mümkündür."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2020/3893 - Karar No: 2021/799
Maddi ve Manevi Tazminatta Kusur Dengesi
Boşanmanın mali sonuçlarından olan maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174), ancak kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine hükmedilebilir.
Maddi Tazminat ve Mevcut/Beklenen Menfaatler
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri haleldar olan eş, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Burada eşin, diğerinin maddi desteğini (iaşe, barınma, sosyal güvence) yitirmesi temel alınır. Eğer davacı tam kusurluysa, lehine tazminata hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
Manevi Tazminat ve Kişilik Hakları
Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, manevi tazminat talep edebilir. Sadakatsizlik, fiziksel şiddet veya ağır hakaret gibi durumlar kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirilir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik sosyal durumları, kusur oranları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4) gözetilir.
"Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini... öngörmüştür... Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/543 - Karar No: 2010/2582
Af ve Hoşgörü Kavramının İspat Gücüne Etkisi
Boşanma davalarında kusur olarak ileri sürülen vakıaların, tarafların bir araya gelmesi veya barışma girişimleri nedeniyle "affedilmiş" sayılması sık karşılaşılan bir usuli engeldir.
Barışma Girişimi ve Eski Vakıaların Tasfiyesi
Eğer taraflar dava açıldıktan sonra veya dava öncesi olaylardan sonra bir araya gelmiş, birlikte yaşamaya devam etmiş veya barışma iradesini somut olarak ortaya koymuşlarsa, bu tarihten önceki olaylar artık kusur olarak ileri sürülemez. Af, sadece açık bir beyanla değil, zımni davranışlarla da (hoşgörü ile karşılama) gerçekleşebilir.
İhtar Göndermenin Af Niteliği
Eşini terk nedeniyle eve dönmesi için ihtarla davet eden taraf, o güne kadar eşinin sergilediği kusurlu davranışları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamış sayılır. Bu nedenle, terk ihtarı gönderen eşin, daha sonra aynı olaylara dayanarak "evlilik birliğinin sarsılması" davası açması çelişkili davranış yasağına takılabilir.
"...davacı koca tarafından terke dayalı olarak açılan önceki dava ret edilmiş taraflar bir araya gelmemişlerdir. ihtar çekmekle koca kadına izafe edilen kusurları affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamıştır... Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların barışmasına kadar yaşanan olayların her iki tarafça affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekir."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2010/543 - Karar No: 2010/2582
Boşanma Yargılamasında Tanıklık ve Husumet Faktörü
Boşanma davalarında tanık beyanı temel delil niteliğindedir; ancak tanığın taraflarla olan ilişkisi ve beyanının somutluğu denetime tabidir.
Husumetli Tanık Beyanının Geçersizliği
Davalının sadakatsizliği veya kusuru hakkında ifade veren bir tanığın, davalı ile arasında daha önceden husumet (hakaret, tehdit davası vb.) bulunması, tanık beyanının güvenilirliğini sarsar. Yargıtay, tek başına husumetli tanık beyanına dayanılarak kusur yüklenmesini hatalı bulmaktadır.
Duyuma Dayalı Beyanların Yetersizliği
Tanıkların vakıaları bizzat müşahede etmesi gerekir. "Duydum", "biliyorum" şeklindeki yer ve zaman unsuru içermeyen soyut beyanlar ispat gücüne sahip değildir. Vakıanın gerçekleşme saikini ve gelişimini açıklamayan beyanlar, evlilik birliğinin sarsıldığını ispata yetmez.
"...ceza dosyasının yapılan incelemesinde, davalı kadın aleyhine ifade veren... isimli kişinin davalı kadına hakaret ve tehdit suçundan yargılandığı ve davacı kadınla arasında husumet bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında adı geçen tanık beyanına itibar edilerek kadına kusur yüklenemez."
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Esas No: 2015/674 - Karar No: 2015/1489
Sıkça Sorulan Sorular
1. Boşanma davası devam ederken diğer eşin sadakatsizliği (zina) öğrenilirse ne yapılmalıdır? Bu durumda derhal yeni bir zina nedenine dayalı (TMK m. 161) boşanma davası açılmalı ve derdest olan davayla birleştirilmesi talep edilmelidir. Yargıtay, kusur belirlemesinin sağlıklı yapılabilmesi için bu birleştirmeyi zorunlu görmektedir. Zira zina mutlak bir sebep olup, genel sebep olan şiddetli geçimsizliğin önüne geçer.
2. Anlaşmalı boşanma duruşmasına taraflardan biri gelmezse vekilin beyanıyla karar verilebilir mi? Hayır. TMK m. 166/3 uyarınca hakimin tarafları bizzat dinleyerek serbest iradelerini teyit etmesi kamu düzenindendir. Vekilin "müvekkilim anlaşmayı kabul ediyor" beyanı boşanma hükmü kurulması için yeterli değildir. Bu durumda mahkeme, davayı çekişmeliye çevirmeli ve delilleri toplamalıdır.
3. Dava dilekçesinde belirtilmeyen bir olay tanıklar tarafından anlatılırsa hakim bunu kusur olarak kabul edebilir mi? Hayır. HMK m. 25/1 ve m. 119 uyarınca taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Davacının dayandığı vakıalar dilekçede somutlaştırılmalıdır. Dilekçede yer almayan bir vakıa, tahkikat aşamasında tanıklarca dile getirilse dahi kusur belirlemesinde esas alınamaz.
4. Eşlerin ailesiyle birlikte yaşadığı evden ayrılması terk sayılır mı? Eğer eşin davet edildiği ev bağımsız (müstakil) bir konut değilse ve diğer eşin ailesiyle birlikte yaşanması isteniyorsa, bu "bağımsız konut" şartının ihlalidir. Bu durumda evden ayrılan eş haklı sayılır ve aleyhine terk nedeniyle boşanma kararı verilemez.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2010/19546, Karar No: 2011/20063.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/14532, Karar No: 2016/5865.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2010/14121, Karar No: 2011/15702.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2005/9764, Karar No: 2005/12222.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/24000, Karar No: 2018/10176.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/23637, Karar No: 2015/8729.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/14459, Karar No: 2016/5448.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2017/2425, Karar No: 2019/1042.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/674, Karar No: 2015/1489.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/26080, Karar No: 2015/11622.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/3893, Karar No: 2021/799.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2010/543, Karar No: 2010/2582.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/24019, Karar No: 2017/6511.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/5783, Karar No: 2020/6421.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/10643, Karar No: 2022/1143.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/5002, Karar No: 2021/6786.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2020/1046, Karar No: 2020/2130.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2014/26292, Karar No: 2015/12023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/2352, Karar No: 2021/3609.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/5711, Karar No: 2019/9745.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/4435, Karar No: 2025/2608.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/5488, Karar No: 2025/1839.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/7769, Karar No: 2019/12603.
Yasal Uyarı: Bu metin tamamen akademik ve genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup, somut hukuki olaylara doğrudan uygulanması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Her vakanın kendine özgü dinamikleri ve ispat araçları mevcuttur. Profesyonel bir hukuki danışmanlık hizmeti alınmadan bu içerikteki bilgiler üzerinden işlem yapılması tavsiye edilmez.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Aile Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.