Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik Kriterleri ve İhlal Kararlarının Yeniden Yargılama Sürecine Etkisi
Anayasa Mahkemesine Bireysel BaşvuruYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik Kriterleri ve İhlal Kararlarının Yeniden Yargılama Sürecine Etkisi

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra müracaat edilebilen ikincil nitelikte bir anayasal hak arama yoludur. Otuz günlük hak düşürücü süre, mağdur sıfatı ve ihlal kararı sonrası yeniden yargılama usulü, adliye pratiğinde mülkiyet ve adil yargılanma haklarının korunmasında belirleyici rol oynar.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurunun Hukuki Mahiyeti ve Fonksiyonel Sınırları

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen bireylerin, idari ve yargısal tüm yolları tükettikten sonra başvurdukları olağanüstü ve ikincil nitelikte bir anayasal denetim mekanizmasıdır. Bu yol, klasik bir temyiz incelemesi veya dördüncü derece bir yargılama makamı olmayıp, münhasıran Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile ortak koruma alanındaki hakların ihlaliyle sınırlıdır. 6216 sayılı Kanun m. 45/1 uyarınca, herkesin bu hakkı kullanabilmesi, ihlale neden olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş tüm idari ve yargısal yolların tüketilmesine bağlıdır.

Editörün Notu: Bireysel başvuru, adliye pratiğinde sadece bir hakkın ihlal edildiğinin tespiti davası değil, aynı zamanda ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak veya meydana gelen zararı giderecek hukuki sonuçlar doğuran kendine özgü bir dava niteliğindedir.

"Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, kamu gücü tarafından, temel hak ve özgürlükleri ihlâl edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde, temel hakların korunması amacıyla bireysel başvuru yolu, pek çok uygar ülkede anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası kabul edilmektedir. ... Bireysel başvuru öncelikle, hakları ihlal edilenlere Anayasa veya yasayla tanınan bir dava türüdür."

Kaynak: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/6726 - Karar No: 2019/10310

Belgeyi Gör: AİHM - Hasan UZUN v. TÜRKİYE, Dosya No : 10755/13, Tarih : 2013-01-03

Kişi Bakımından Yetki ve Mağdur Sıfatının Belirlenmesi

Bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun güncel bir hakkının doğrudan etkilenmiş olması ve kişinin bu ihlalden dolayı "mağdur" olduğunu ileri sürmesi zorunludur. 6216 sayılı Kanun m. 46, başvuru hakkına sahip olanları sınırlı bir şekilde belirlemiştir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamazken, özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait hakların ihlal edildiği iddiasıyla müracaat edebilmektedir.

Gerçek Kişiler ve Yabancıların Başvuru Hakkı

Türk vatandaşları, Anayasa'da güvence altına alınmış ve AİHS kapsamındaki tüm haklar için başvuru yapabilirken, yabancıların durumu bazı kısıtlamalara tabidir. Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yoluna gidemezler. Mağduriyetin "güncel", "kişisel" ve "doğrudan" olması kriteri, başvurunun kabul edilebilirliği aşamasında ilk incelenen hususlardandır.

Tüzel Kişilerin Sınırlı Başvuru Ehliyeti

Özel hukuk tüzel kişileri (şirketler, dernekler, vakıflar vb.), mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı veya din vicdan özgürlüğü gibi sadece tüzel kişiliğe ait haklar ihlal edildiğinde başvuru yapabilir. Ancak tüzel kişi bünyesindeki bireylerin şahsi hakları için tüzel kişilik adına başvuru yapılması mümkün değildir. AİHM'in Brumarescu/Romanya kararında belirttiği üzere, mağdur kavramı, ihtilaf konusu eylemden doğrudan etkilenen kişiyi kapsar.

"Bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun 'güncel bir hakkının ihlal edilmesi', bu ihlalden dolayı kişinin 'kişisel olarak' ve 'doğrudan' etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin 'mağdur' olduğunu ileri sürmesi gerekir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm - Başvuru No: 2013/6179 - Karar Tarihi: 20/3/2014

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi ve İkincillik İlkesi

Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi halinde gidilebilecek ikincil bir yoldur. İkincillik ilkesi uyarınca, başvurucunun şikayetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi şarttır. Bu mercilerin elindeki imkanlarla ihlali giderme fırsatına sahip olması, sistemin işlerliği açısından zorunludur.

Derece Mahkemelerine Sunulmayan İddiaların Durumu

Anayasa Mahkemesi önüne getirilen şikayetin, daha önce yargılama sürecinde açıkça dile getirilmiş olması gerekir. Derece mahkemelerinde ileri sürülmeyen veya yargılama mercilerinin inceleme yetkisine sunulmayan kanıt ve iddialar, bireysel başvuruda doğrudan "kanun yollarının tüketilmemesi" nedeniyle kabul edilemezlik sonucu doğurabilir. Başvurucunun dava sürecini takipte gerekli özeni göstermesi, ikincillik ilkesinin bir gereğidir.

Etkili Başvuru Yolunun Varlığı ve İstisnalar

Kanun yollarının tüketilmesi şartı, sadece şekli bir yolun varlığı değil, bu yolun ihlali gidermeye elverişli ve etkili olması anlamına gelir. Eğer mevcut idari veya yargısal yollar teorik veya pratikte bir sonuç vermeyecek nitelikteyse, bu yolların tüketilmemesi başvurunun reddine gerekçe teşkil etmez. Ancak bu durumun başvurucu tarafından somut verilerle ispatlanması beklenir.

"Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte yani idari ve yargısal tüm başvuru yollarının tüketilmesinden sonra müracaat edilebilecek anayasal bir hak arama yoludur. ... Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir."

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurul - Başvuru No: 2013/1177 - Karar Tarihi: 26/3/2013

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Başvuru Süresi ve Hak Düşürücü Süre Yönetimi

Bireysel başvuru, kanun yollarının tüketildiği tarihten; eğer bir başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. Sürenin başlangıcı, kesinleşmiş kararın başvurucuya tebliği veya tefhiminden itibaren hesaplanır.

AYM bireysel başvuru süreleri ve hak düşürücü süreleri temsil eden editoryal görsel.

Mazeret Durumu ve On Beş Günlük Ek Süre

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle otuz günlük süreyi kaçıranlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvuru yapabilirler. Bu durumda mazeretin belgeleriyle birlikte sunulması ve mazeret süresi içinde dahi makul özenin gösterilmiş olması gerekir. Mahkeme, öncelikle mazeretin geçerliliğini inceleyerek talebi karara bağlar.

Başvuru Süresinin Hesaplanmasında Kritik Usul Hataları

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, karar düzeltme veya kanunda öngörülmemiş "başvuru yollarına" gidilerek sürenin durduğunun varsayılmasıdır. Sadece kanunen zorunlu ve etkili olan yollar süreyi keser. Olağanüstü kanun yolları veya sonucu değiştirmeyecek idari müracaatlar otuz günlük süreyi canlandırmaz.

Usul Adımı Süre Hukuki Niteliği
Standart Başvuru Süresi 30 Gün Hak Düşürücü Süre
Mazeretli Başvuru Süresi 15 Gün Mazeretin Kalkmasından İtibaren
Eksiklik Giderme Süresi En fazla 15 Gün Yazı İşleri Müdürlüğü Bildirimiyle
Komisyon İnceleme Süresi Belirli Değil Kabul Edilebilirlik Aşaması

Başvuru Formu ve Şekli Şartların Pratik Uygulaması

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m. 63 ve devamı uyarınca, başvuruların matbu bir "Bireysel Başvuru Formu" ile yapılması zorunludur. Formun eksiksiz doldurulması, ihlal edilen hakların ve dayanak Anayasa hükümlerinin net bir şekilde belirtilmesi gerekir. 6216 sayılı Kanun m. 47/3 uyarınca, ihlal gerekçeleri ve başvuru yollarının tüketilmesi aşamaları kronolojik ve gerekçeli olarak sunulmalıdır.

Bireysel başvuru formu ve eklerinin hazırlanma sürecini simgeleyen hukukçu çalışma masası.

Eksikliklerin Tamamlanması ve Bildirim Usulü

Başvuru evrakında şekli bir eksiklik (imza eksikliği, vekaletname noksanlığı, harç makbuzunun bulunmaması vb.) tespit edildiğinde, Mahkeme yazı işleri tarafından başvurucuya veya vekiline on beş günü geçmemek üzere kesin bir süre verilir. Bu süre içinde eksikliklerin giderilmemesi durumunda başvurunun "idari yönden reddine" karar verilir.

Elektronik Başvuru ve UYAP Entegrasyonu

İçtüzük m. 63/4 uyarınca Genel Kurul kararıyla elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile başvuru yapılabilmesi mümkündür. Güncel uygulamada UYAP üzerinden yapılan başvurularda fiziksel dosya oluşturulması ve evrakın taranması süreçleri Mahkeme büroları tarafından takip edilmektedir. Ancak eklerin taranabilir ve okunabilir nitelikte olması başvurucunun sorumluluğundadır.

"Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır."

Kaynak: 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 47/3

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN

Kabul Edilebilirlik Kriterleri ve Filtreleme Mekanizmaları

Anayasa Mahkemesi, her başvuruyu esastan incelemez. Komisyonlar vasıtasıyla yapılan ön incelemede "kabul edilebilirlik" kriterleri uygulanır. Bunlar arasında en kritiği "açıkça dayanaktan yoksunluk" ve "önemli bir zarara uğramama" kıstaslarıdır. 6216 sayılı Kanun m. 48/2 uyarınca, Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması açısından önem taşımayan başvurular kabul edilemez bulunabilir.

Açıkça Dayanaktan Yoksun Başvuruların Reddi

Başvurucunun ihlal iddiasını temellendirememesi, delillerin sunulmaması veya derece mahkemelerinin delil değerlendirme yetkisine giren hususlarda "hakkaniyete aykırılık" dışında şikayetlerde bulunulması durumunda başvuru açıkça dayanaktan yoksun kabul edilir. Mahkeme, yerindelik denetimi yapmadığı için sadece Anayasal güvencelerin zedelenip zedelenmediğine odaklanır.

Önemli Bir Zarara Uğramama Kıstası

Hukuk düzeninde "de minimis" kuralı olarak da bilinen bu kriter, başvurucunun uğradığı zararın ciddiyetini ölçer. Eğer iddia edilen ihlal, başvurucunun temel haklarını kullanmasında veya kişisel durumunda ciddi bir yıkıma veya dezavantaja yol açmıyorsa, Anayasa Mahkemesi iş yükünü yönetmek amacıyla bu başvuruları kabul edilemez bulabilir.

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar olabilir. Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir."

Kaynak: 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 48/2-3

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN

İhlal Kararının Hukuki Sonuçları ve Yeniden Yargılama Süreci

AYM ihlal kararı sonrası yerel mahkemede yeniden yargılama sürecini temsil eden evraklar.

Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdiğinde, bu ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder. Eğer ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, 6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Bu aşama, adliye pratiğinde en karmaşık ve içtihat uyuşmazlıklarının yoğunlaştığı bölümdür.

Yeniden Yargılamanın Bağımsız Niteliği

Yeniden yargılama, önceki yargılamadan bağımsız yeni bir davadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı ile daha önceki kesinleşmiş hüküm ortadan kalkar. Bu durumda, daha önce verilen Yargıtay onama veya bozma kararlarının artık bir hükmü kalmaz; derece mahkemesi ihlal kararı çerçevesinde yeni bir inceleme yapmak zorundadır.

Temyiz ve İstinaf Yolunun Değişmesi

Dikkat Edilmesi Gerekenler: Anayasa Mahkemesi kararı sonrası derece mahkemesince verilen yeni karar, teknik olarak "ilk derece mahkemesi kararı" niteliğindedir. Bu nedenle, dosya daha önce Yargıtay'dan geçmiş olsa dahi, yeni hükme karşı doğrudan temyiz yoluna değil, HMK m. 341 uyarınca istinaf yoluna başvurulmalıdır. Yargıtay, bu konudaki başvuruları görev yönünden reddederek dosyaları Bölge Adliye Mahkemelerine göndermektedir.

"Anayasa Mahkemesince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş ise, ilk derece mahkemesince artık önceki kararlardan bağımsız olarak Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesinde yeni ve ayrı bir inceleme yapılacağından, HMK’nın 373/4. fıkrasında 'Yargıtay'ın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir' hükmü uygulanamaz. İlk derece mahkemesinin kararı, madde 341/1 kapsamında ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar niteliğinde olup istinaf yoluna başvurulması gerekmektedir."

Kaynak: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/6327 - Karar No: 2019/9726

Belgeyi Gör: 10. Hukuk Dairesi 2019/6327 E. , 2019/9726 K.

Tazminat Komisyonu ve Alternatif Çözüm Yolları

Makul sürede yargılanma hakkı gibi bazı sistematik ihlallerde, Anayasa Mahkemesi dosyayı doğrudan Tazminat Komisyonu'na yönlendirebilir. 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrası, bazı dosyalarda "başvuru yollarının tüketilmemesi" nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararları üzerine üç ay içinde Tazminat Komisyonu'na müracaat imkanı tanınmıştır.

Komisyona Müracaat Usulü ve Süreler

Anayasa Mahkemesi'nde incelemesi devam eden veya kabul edilemezlik kararı verilen dosyalar için, Tazminat Komisyonu'nun görev alanına giren hususlarda başvuruculara bildirim yapılır. Komisyona müracaat, AYM başvuru numarasını içeren imzalı bir dilekçe ile yapılır. Bu mekanizma, AYM'nin iş yükünü hafifletmek ve hızlı tazminat imkanı sunmak için tasarlanmıştır.

AİHM ile Paralel Süreçlerin Yönetimi

Bazı durumlarda başvurucular hem AYM'ye hem de doğrudan AİHM'e gitmiş olabilirler. AİHM'in iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle verdiği kararlar sonrasında da Türkiye'deki Tazminat Komisyonu'na müracaat hakkı bulunmaktadır. Bu geçiş süreçleri, 6384 sayılı Kanun ve ilgili geçici maddelerle düzenlenmiştir.

"Anayasa Mahkemesinin incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği gerekçesiyle verdiği düşme kararı üzerine veya 10/10/2023 tarihinden itibaren doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruları, bu Mahkemenin münhasıran iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren, üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon inceler."

Kaynak: Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Kanun Geçici m. 3

Belgeyi Gör: TAZMİNAT KOMİSYONUNUN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA KANUN

Adliye Pratiğinde İhlal Kararı Sonrası İzlenecek Usul

AYM ihlal kararı verdikten sonra, dosyanın gönderildiği mahkeme kararı beklemeksizin "yeniden yargılama" işlemlerine başlamalıdır. Uygulama Notu: Derece mahkemesi hakimi, AYM'nin ihlal gerekçesiyle bağlıdır; ancak ihlali giderecek araçların seçiminde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, ihlalin sonuçlarını tam olarak ortadan kaldıracak şekilde kullanılmalıdır.

Dosya Üzerinden Karar Verme İmkanı

6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca, yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, mümkünse dosya üzerinden karar vermelidir. Eğer ihlal, ek bir delil toplanmasını gerektirmiyorsa (örneğin sadece bir kanun maddesinin yanlış uygulanması veya gerekçesiz karar verilmesi gibi), duruşma açılmadan da ihlal giderilebilir.

Tazminat ve Diğer Giderim Yolları

Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde veya ihlalin bu yolla giderilemeyeceği durumlarda AYM doğrudan tazminata hükmedebilir. Tazminat miktarı, ihlalin ağırlığı ve başvurucunun uğradığı maddi/manevi kayıplarla orantılı belirlenir. AYM'nin tazminat kararları da diğer organlar için bağlayıcıdır.

"Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. ... Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

Kaynak: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi - Esas No: 2019/6328 - Karar No: 2019/9727

Belgeyi Gör: 10. Hukuk Dairesi 2019/6328 E. , 2019/9727 K.

Sıkça Sorulan Sorular

AYM ihlal kararı verdikten sonra yerel mahkeme eski kararında direnebilir mi?

Hayır, Anayasa'nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun m. 66 uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları kesin ve bağlayıcıdır. Derece mahkemelerinin ihlal kararına karşı "direnme" yetkisi bulunmamaktadır. Mahkeme, AYM'nin tespit ettiği ihlali gidermekle kanunen yükümlüdür.

Karar düzeltme aşamasında bireysel başvuru süresi başlar mı?

Eğer ilgili kanun yolunda "karar düzeltme" müessesesi hukuken öngörülmüşse (örneğin bazı idari yargı süreçlerinde veya eski HUMK döneminde), bu yolun tüketilmesi gerekir ve otuz günlük süre karar düzeltme talebinin reddi tebliğiyle başlar. Ancak karar düzeltme yolu öngörülmemiş bir usulde bu yola başvurulması süreyi durdurmaz.

AYM başvurusu devam ederken Tazminat Komisyonu'na geçiş zorunlu mu?

Makul sürede yargılanma şikayeti içeren ve AYM tarafından henüz karara bağlanmamış başvurularda, yasal değişiklikler çerçevesinde komisyona müracaat imkanı bir "hak" olarak sunulmuştur. Bazı durumlarda AYM, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik vererek dosyayı komisyona yönlendirebilir.

Yeniden yargılama sonucunda verilen karara karşı doğrudan Yargıtay'a gidilebilir mi?

Hukuki uyuşmazlığın niteliğine göre, eğer istinaf mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra verilmiş bir kararsa, yeniden yargılama sonucu verilen hükme karşı öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulması gerekir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2019/6726 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere, bu kararlar nihai karar niteliğinde olup istinafa tabidir.


Kaynakça

  • 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/6726, Karar No: 2019/10310
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Esas No: 2019/6327, Karar No: 2019/9726
  • Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Başvuru No: 2013/1177, Karar Tarihi: 26/3/2013
  • Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, Başvuru No: 2013/6179, Karar Tarihi: 20/3/2014
  • Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Kanun

Yasal Uyarı: Bu metin akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaylara doğrudan uygulanamaz. Bireysel başvuru süreci teknik detaylar ve süreler içerdiğinden, her davanın kendi özel koşullarında değerlendirilmesi ve profesyonel hukuki destek alınması gereklidir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Bireysel Başvuru Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: