ictihat
AİHM - Hasan UZUN v. TÜRKİYE, Dosya No : 10755/13, Tarih : 2013-01-03
# AİHM - Hasan UZUN v. TÜRKİYE, Dosya No : 10755/13, Tarih : 2013-01-03
İKİNCİ DAİRE
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKİNDA KARAR
Başvuru no. 10755/13
Hasan UZUN v. TÜRKİYE
_________________________________________________________________________________________
© T.C. Adalet Bakanliği, 2013. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanliği, Uluslararasi Hukuk ve Diş İlişkiler
Genel Müdürlüğü, İnsan Haklari Daire Başkanliği tarafindan yapilmiş olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadir. Bu
çeviri, davanin adinin tam olarak belirtilmiş olmasi ve yukaridaki telif hakki bilgisiyle beraber olmasi koşulu
ile Adalet Bakanliği, Uluslararasi Hukuk ve Diş İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Haklari Daire Başkanliği’na
atifta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alintilanabilir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
2
Hasan Uzun v. Türkiye davasinda,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargiçlar
Danutė Jočienė,
Peer Lorenzen,
Andras Sajo,
İşil Karakaş,
Nebojša Vučinič,
Hellen Keller ve,
Daire Yazi İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katilimiyla toplanan Avrupa İnsan
Haklari Mahkemesi (İkinci Daire) (“Mahkeme”), 3 Ocak 2013 tarihinde yapilan
başvuruyu ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 41.maddesi uyarinca öncelikli inceleme
kararini da dikkate alarak gerçekleştirdiği kapali oturum sonrasinda 30 Nisan
2013 tarihinde aşağidaki karari vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
1.
Başvuran Hasan Uzun T.C. vatandaşi olup 1937 doğumludur ve
Muğla’da ikamet etmektedir.
İ. DAVANİN KENDİNE HAS KOŞULLARİ
2.
Başvurunun kendine özgü koşullari, başvuran tarafindan ifade
edildiği şekilde, aşağidaki gibi özetlenebilir:
3.
İ.U., 1 Haziran 2009 tarihinde, komşu iki arsanin mülkiyet
sinirlarina ilişkin anlaşmazliğin ardindan, başvuran aleyhine tapu kaydinin
düzetilmesi talebiyle dava açmiştir.
4.
Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi, 22 Eylül 2011 tarihinde, bilirkişi
incelemesi, olay mahallinde yapilan keşif ve farkli tanik ifadelerine dayanarak
dava tarihine kadar başvuranin tasarrufunda bulunan yaklaşik 75 m2 arsanin bir
kisminin üçüncü şahis adina tapuya tesciline karar vermiştir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
3
5.
Başvuran, özellikle davanin farkli taraflarinin keşif yerine
çağrilmalari sirasinda meydana gelen bazi kural dişi uygulamalara dayanarak
temyize başvurmuştur.
6.
Yargitay, 25 Eylül 2012 tarihinde, itiraz edilen karari onamiştir.
İİ. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARİ
A. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi
1. Giriş
7.
13 Mayis 2010 tarihinde resmi gazetede yayimlanan ve referandum
sonucu 23 Eylül 2010 tarihinde yürürlüğe giren 5982 sayili Kanunla
gerçekleştirilen Anayasal değişiklikler sonrasinda Türk Anayasa Mahkemesi
(“AYM.”) üyelerinin sayisi on birden on yediye çikarilmiştir: bu Kanunun geçici
18. maddesi gereğince, yedek dört yargiç yine ayni tarihte, mahkemenin daimi
üyesi olmuşlardir ve 5982 sayili Kanun tarafindan öngörülen iki yeni yargiç
seçimi ise, bir aylik süre içerisinde gerçekleşmiştir.
8.
Anayasa Mahkemesinin artan iş yükünün etkin şekilde altindan
kalkilabilmesi için iki bölüm kurulmuştur. Ancak bazi yetkileri münhasiran Genel
Kurul kullanabilmektedir.
9.
Her biri beş yargiçtan oluşan iki daire, AYM iki Başkan Vekili
tarafindan yönetilmektedir. Bireysel başvurular, her biri sekiz yargiçtan oluşan iki
bölüm bünyesinde kurulan dairelerin yetki alanina girmektedirler.
2. Anayasa’nin ilgili hükümleri
10.
Anayasa 90. maddesinin 5. fikrasi aşağidaki gibidir:
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarasi andlaşmalar kanun hükmündedir.
Bunlar hakkinda Anayasaya aykirilik iddiasi ile Anayasa Mahkemesine
başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin
milletlerarasi andlaşmalarla kanunlarin ayni konuda farkli hükümler içermesi
nedeniyle çikabilecek uyuşmazliklarda milletlerarasi andlaşma hükümleri esas
alinir.”
11.
5982 sayili Kanunla değiştirilen Anayasa’nin 148. maddesi
aşağidaki gibidir:
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
4
“1. Anayasa Mahkemesi, kanunlarin, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakimlarindan
uygunluğunu denetler ve bireysel başvurulari karara bağlar. Anayasa değişikliklerini
ise sadece şekil bakimindan inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde,
sikiyönetim ve savaş hallerinde çikarilan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve
esas bakimindan Anayasaya aykiriliği iddiasiyla, Anayasa Mahkemesinde dava
açilamaz (…)
3. Herkes, Anayasada güvence altina alinmiş temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa
İnsan Haklari Sözleşmesi kapsamindaki herhangi birinin kamu gücü tarafindan, ihlal
edildiği iddiasiyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek
için olağan kanun yollarinin tüketilmiş olmasi şarttir (…)
5. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme
yapilamaz (…)”
12.
5982 sayili Kanun tarafindan değiştirilen 149. madde aşağidaki
gibidir:
“1. Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalişir. Bölümler,
başkanvekili başkanliğinda dört üyenin katilimiyla toplanir. Genel Kurul, Mahkeme
Başkaninin veya Başkanin belirleyeceği başkanvekilinin başkanliğinda en az on iki
üye ile toplanir. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarini salt çoğunlukla alir. Bireysel
başvurularin kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.
2. Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davalari ile Yüce Divan
sifatiyla yürütülecek yargilamalara Genel Kurulca bakilir, bireysel başvurular ise
bölümlerce karara bağlanir (…)
4. Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sifatiyla baktiği davalar dişinda kalan işleri
dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapilmasina karar
verilebilir (…)”
13.
Anayasa 153. maddesinin 6. fikrasi şunu öngörmektedir:
“Anayasa Mahkemesi kararlari Resmi Gazetede hemen yayimlanir ve yasama,
yürütme ve yargi organlarini, idare makamlarini, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
5
B. 6216 Sayili Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargilama
Usulleri Hakkinda Kanun
1. Giriş
14.
1983 tarihli eski kanunun yerine geçen Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargilama Usulleri Hakkindaki Kanun 6216 sayili Kanun 3 Nisan
2011 tarihinde Resmi Gazetede yayimlanmiştir.
15.
Bu kanunun, AYM önündeki bireysel başvuru hakkina ilişkin
hükümleri 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Her birey, Anayasa
tarafindan ve Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi tarafindan korunan temel hak ve
özgürlüklerini ileri sürerek, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen kararlara
karşi bu tür bir iç hukuk yoluna başvurabilir.
16.
Türkiye
Cumhuriyeti
Anayasasi
haklara
ilişkin
üç
sinif
belirlemektedir, bunlar: bireysel haklar, ekonomik ve sosyal haklar, siyasi
haklardir. Anayasal başvuruyla, ileri sürülen hak ve özgürlüklerin ihlali Avrupa
İnsan Haklari Sözleşmesi çerçevesinde incelenebilir. Bu koruma kapsaminin,
Anayasa’da belirtilen haklara göre sinirli kaldiği sonucu çikmaktadir (daha fazla
ayrinti için, bkz. 18 ile 19 Haziran 2004 tarihli (“Venedik Komisyonu”) hukuk
yoluyla demokrasi için Avrupa Komisyonu’nun görüşü).
17.
Anayasa değişikliğine ilişkin Kanunun gerekçesinde, AYM önünde
bireysel başvuru yolunun, kanunlarin Anayasa’ya aykiriliği hakkinda yapilan
itirazindan, idari işlemlerin yasalliğina itirazi mümkün kilan başvuru yolundan,
temyiz başvurusundan ve kararin düzeltilmesi için yapilan başvurudan farkli bir
yol olduğu belirtilmektedir. Gerekçeye göre bu yeni iç hukuk yolu Avrupa İnsan
Haklari Mahkemesi’ne yapilan bireysel başvuruya benzemektedir.
18.
Bu başvuruya ilişkin bazi ana hatlar aşağidaki gibi özetlenebilir:
19.
Başvuru, olağan başvuru yollari tüketilmesine müteakip otuz gün
içerisinde Anayasa Mahkemesi veya ulusal mahkemeler Yazi İşleri Müdürlüğüne
veya AYM’ne iletilmesi için yurtdişi temsilciliklerine yapilabilir; şayet herhangi
bir başvuru yolu öngörülmemişse, süre ilgilinin ihlali öğrendiği tarihten itibaren
başlar; başvuru, harca tabidir (2012 yili için 172, 50 Türk Lirasi, yani yaklaşik 74
Avro; 2013 yili için 198, 35 Türk Lirasi, yani 84 Avro); genel kurallara göre, adli
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
6
yardim talebinde bulunulabilir (daha fazla ayrinti için, bkz. aşağidaki 25. paragraf
ve devami).
20.
6216 sayili Kanun’un 48. maddesinin 3 ila 4. fikralari uyarinca, en
az iki üyeden oluşan komisyon, başvurunun kabul edilebilirliği hakkinda karar
vermektedir. Komisyon, başvurun kabul edilemez olduğunda ancak oybirliğiyle
karar verebilmektedir.
21.
AYM İçtüzüğü’nün 27. maddesinin 1. fikrasina göre, iki bölümün
her biri sekiz yargiçtan oluşmaktadir. Kabul edilemez olarak ilan edilmeyen
başvurular, bölümlerin birinin bünyesinde oluşturulan beş üyeli bir daire
tarafindan incelenmektedir ve Adalet Bakanliği’ndan görüşleri talep edilebilir
(Anayasa’nin 49. maddesinin 1. fikrasi, kanun’un 49. maddesinin 1 ila 2. fikralari,
içtüzüğün 29. maddesinin 1. fikrasi).
22.
Komisyonlar arasindaki içtihadi çelişkiler hakkinda, bağli olduklari
bölümler tarafindan karar verilmektedir; bölümler arasindaki çelişkiler Genel
Kurul tarafindan çözümlenmektedir. (50. maddesinin 4. fikrasi).
23.
AYM, geçici tedbirler uygulayabilir (49. maddesin 5. fikrasi). Bir
ihlal olduğu sonucuna varildiğinda, AYM tazminata hükmedebilir, yargilamanin
yenilenmesine karar verebilir ve ihlal neticelerini kaldirilmasina yönelik
çözümleri belirtebilir (Kanun’un 50. maddesinin 2. fikrasi ve İçtüzüğün 79.
maddesinin 1. fikrasinin a) bendi).
24.
Bireysel başvuru hakkinda uygulanabilir tedbirlerle ilgili olarak,
Kanun’un
son
hükümlerinde,
AYM’ye
ek
yazi
işleri
personelinin
görevlendirilmesine imkan verecek bütçe kaynaklari sağlanmaktadir (160
hukukçu, 439 idari ve diğer personel).
2. 6216 sayili Kanun’un ilgili hükümlerinin metni
25.
Somut olayda, 6216 sayili Kanun’da yer alan bireysel başvurular
hakkindaki ilgili kisimlar aşağidaki gibidir:
Bireysel başvuru hakki
Madde 45
“1) Herkes, Anayasada güvence altina alinmiş temel hak ve özgürlüklerinden,
Avrupa İnsan Haklari Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
7
kapsamindaki herhangi birinin kamu gücü tarafindan, ihlal edildiği iddiasiyla
Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda
öngörülmüş
idari
ve
yargisal başvuru yollarinin tamaminin bireysel başvuru yapilmadan önce tüketilmiş
olmasi gerekir.
(3) Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel
başvuru yapilamayacaği gibi Anayasa Mahkemesi kararlari ile Anayasanin yargi
denetimi dişinda biraktiği işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.
Bireysel başvuru hakkina sahip olanlar
Madde 46
(1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtiği ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal
nedeniyle güncel ve kişisel bir hakki doğrudan etkilenenler tarafindan yapilabilir.
(2) Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece
tüzel kişiliğe ait haklarinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.
(3) Yalnizca Türk vatandaşlarina taninan haklarla ilgili olarak yabancilar bireysel
başvuru yapamaz.
Bireysel başvuru usulü
Madde 47
(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak
doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dişi temsilcilikler vasitasiyla yapilabilir.
Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.
(2) Bireysel başvurular harca tabidir.
(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres
bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve
özgürlüğün ve dayanilan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru
yollarinin tüketilmesine ilişkin aşamalarin, başvuru yollarinin tüketildiği, başvuru
yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranilan zararin belirtilmesi
gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanilan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen
işlem veya kararlarin asli ya da örneğinin ve harcin ödendiğine dair belgenin
eklenmesi şarttir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
8
(4) Başvurucu bir avukat tarafindan temsil ediliyorsa, vekaletnamenin sunulmasi
gerekir.
(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarinin tüketildiği tarihten; başvuru yolu
öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapilmasi
gerekir. Hakli bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin
kalktiği tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle
birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli
görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.
(6) Başvuru evrakinda herhangi bir eksiklik bulunmasi halinde, Mahkeme yazi işleri
tarafindan eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline on beş günü
geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksizin bu sürede
eksikliğin tamamlanmamasi durumunda başvurunun reddine karar verileceği
bildirilir.
Bireysel başvurularin kabul edilebilirlik şartlari ve incelenmesi
Madde 48
(1) Bireysel başvuru hakkinda kabul edilebilirlik karari verilebilmesi için 45 ila 47
nci maddelerde öngörülen şartlarin taşinmasi gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanin uygulanmasi ve yorumlanmasi veya temel haklarin
kapsaminin ve sinirlarinin belirlenmesi açisindan önem taşimayan ve başvurucunun
önemli bir zarara uğramadiği başvurular ile açikça dayanaktan yoksun başvurularin
kabul edilemezliğine karar verebilir.
(3) Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapilir. Kabul edilebilirlik şartlarini
taşimadiğina oy birliği ile karar verilen başvurular hakkinda, kabul edilemezlik
karari verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir.
(4) Kabul edilemezlik kararlari kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.
(5) Kabul edilebilirlik şartlari ve incelemesinin usul ve esaslari ile ilgili diğer
hususlar İçtüzükle düzenlenir.
Esas hakkindaki inceleme
Madde 49
(1) Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvurularin esas incelemesi
bölümler tarafindan yapilir. Başkan iş yükünün bölümler arasinda dengeli bir şekilde
dağitilmasi için gerekli önlemleri alir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
9
(2) Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi halinde, başvurunun
bir örneği bilgi için Adalet Bakanliğina gönderilir. Adalet Bakanliği gerekli gördüğü
hallerde görüşünü yazili olarak Mahkemeye bildirir.
(3) Komisyonlar ve bölümler bireysel başvurulari incelerken bir temel hakkin ihlal
edilip edilmediğine yönelik her türlü araştirma ve incelemeyi yapabilir. Başvuruyla
ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenir.
(4) Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse
duruşma yapilmasina da karar verebilir.
(5) Bölümler, esas inceleme aşamasinda, başvurucunun temel haklarinin korunmasi
için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar
verebilir. Tedbire karar verilmesi halinde, esas hakkindaki kararin en geç alti ay
içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir karari kendiliğinden kalkar.
(6) Bölümlerin, bir mahkeme kararina karşi yapilan bireysel başvurulara ilişkin
incelemeleri, bir temel hakkin ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasil ortadan
kaldirilacağinin belirlenmesi ile sinirlidir. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi
gereken hususlarda inceleme yapilamaz.
(7) Bireysel başvurularin incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte hüküm
bulunmayan hallerde ilgili usul kanunlarinin bireysel başvurunun niteliğine uygun
hükümleri uygulanir.
(8) Esas hakkinda incelemenin usul ve esaslari ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle
düzenlenir.
Kararlar
Madde 50
(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkinin ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal karari verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarinin
ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik
denetimi yapilamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararindan kaynaklanmişsa, ihlali ve sonuçlarini
ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye
gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hallerde
başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açilmasi
yolu gösterilebilir. Yeniden yargilama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
10
Mahkemesinin ihlal kararinda açikladiği ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak
şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
(3) Bölümlerin esas hakkindaki kararlari gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet
Bakanliğina tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasinda yayimlanir. Bu
kararlardan hangilerinin Resmi Gazetede yayimlanacağina ilişkin hususlar İçtüzükte
gösterilir.
(4) Komisyonlar arasindaki içtihat farkliliklari, bağli olduklari bölümler; bölümler
arasindaki içtihat farkliliklari ise Genel Kurul tarafindan karara bağlanir. Buna
ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.
(5) Davadan feragat halinde, düşme karari verilir.
Başvuru hakkinin kötüye kullanilmasi
Madde 51
(1) Bireysel başvuru hakkini açikça kötüye kullandiği tespit edilen başvurucular
aleyhine, yargilama giderlerinin dişinda, ayrica iki bin Türk Lirasindan fazla
olmamak üzere disiplin para cezasina hükmedilebilir.
Geçiş hükümleri
Geçici Madde 1
(8) Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine
yapilacak bireysel başvurulari inceler.
C. AYM İçtüzüğü
26.
Daha önceki 1986 tarihli AYM İçtüzüğünü yürürlükten kaldiran
yeni İçtüzük 12 Temmuz 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayinlanarak ayni gün
yürürlüğe girmiştir.
27.
Söz konusu İçtüzük diğer başka düzenlemelerle birlikte bireysel
başvurunun yapilmasini, bireysel başvuru yapanin AYM önünde temsil
edilmesini, adli yardimi (62. maddenin 2. fikrasi), Yazi İşleri Müdürlüğünün
organizasyonunu, görev dağilimini; başvuru sahibi ve yetkililerle yapilacak
yazişmalari, Bölümlerin ve Komisyonlarin oluşumunu ve yapisini (madde 22,27,
29, 32 ve 34), oylama ve karar almaya ilişkin usul kurallari (madde 72),
başvurucunun yaşamina ya da maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
11
tehlike bulunduğu durumlarda ilgili yetkililere tebliğ edilecek geçici tedbirlere
ilişkin usulü (madde 73), pilot karar verilmesine ve duruşmalara ilişkin usul
kurallari, karar taslaklarinin hazirlanmasi ve şekil şartlarina ilişkin kurallar,
tazminat ödenmesine veya yargilamanin yenilenmesine ilişkin izlenmesi gerekli
usul kurallari, tazminat miktarinin tespitinin, daha ayrintili bir incelemeyi
gerektirmesi halinde, genel mahkemelerde dava açilmasi yolunu (madde 79, 1.
fikra, c) bendi), ihlalin ve sonuçlarinin hangi şekilde ortadan kaldirilabileceği
hususunda yapilmasi gerekenler ve nihayet tavzih ve maddi hatalarin düzeltilmesi
ile ilgili kurallari belirlemektedir.
İİİ. İLGİLİ ULUSLARARASİ BELGELER
A. Bakanlar Komitesinin iç hukuk yollarinin iyileştirilmesi hakkindaki
tavsiye karari
28.
Bakanlar Komitesinin üye devletlere yönelik olarak 12 Mayis 2004
tarihinde ve 114. bileşiminde aldiği (CM/Rec(2004)6) sayili iç hukuk yollarinin
iyileştirilmesine ilişkin tavsiye karari birçok üye devletin iç hukukunda var olan
ve iç hukuk yollarinin etkisizliği sonucunu doğuran ve Mahkemenin iş yükünün
artmasina sebep olan boşluklara değinmektedir (tavsiye kararinin 12. paragrafi).
Bakanlar Komitesi, Talep etmeleri halinde, işbu tavsiye kararlarini uygulamaya
koyabilmelerine yardim etmek amaciyla üye devletlere uygun desteğin sağlanmasi
bakimindan gerekli tedbirleri almasi için Avrupa Konseyi Genel Sekreterini
görevlendirmiştir.
B. Brighton bildirisi
29.
Brighton’da, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin İngiltere
tarafindan yürütülen başkanliğinin girişimiyle 19 ve 20 Nisan 2012 tarihlerinde
toplanan yüksek düzeyli konferans sonrasinda yayinlanan bildiri İnterlaken ve
İzmir konferanslarinda alinan kararlari ana hatlariyla tekrar etmekte ve Sözleşme
tarafindan ortaya konulan koruma mekanizmasinin ikincil niteliğine vurgu
yapmaktadir: Konferans, eğer henüz yapmamişlarsa, üye devletleri insan haklari
ile ilgili kararlar alabilecek ve Sözleşmeyi ulusal düzeyde uygulamaya koyacak
bağimsiz bir ulusal kurum ortaya çikarmaya davet etmektedir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
12
C. Venedik Komisyonu’nun görüşleri ve raporlari
30.
Venedik Komisyonu 17 ve 18 Aralik 2010 tarihinde toplanan 85.
genel kurulunda “Anayasal yargiya bireysel başvuru hakkinda çalişma” ile ilgili
metni kabul etmiştir. Bu metinde Venedik Komisyonu Anayasal bir yargi
organina bireysel başvuru hakkinin kabul edilmesinin Avrupa İnsan Haklari
Mahkemesi’ne yapilacak başvurular bakimindan ulusal bir süzgeç görevi
göreceğinin kabul edilebileceğini belirtmiştir (çalişmanin 82 ila 94. paragraflari).
31.
Daha önce, 18 ve 19 Haziran 2004 tarihinde toplanan 59. genel
kurulunda Venedik Komisyonu Türk Anayasa Mahkemesi hakkindaki Anayasal
değişikliler hakkinda bir görüş yayinlamiş ve bu görüşünde anayasa
değişikliklerinin (bk. yukarida 7 ila 13. paragraflar arasi) gerekli olduğunu,
bunlarin daha önce başka Avrupa ülkelerinde ortaya konulan ve AYM’nin
özellikle temel haklarin korunmasina yönelik etkinliğine ilişkin çözümlerden ve
değişikliklerden esinlendiğini ifade etmiştir.
32.
Nihayet Venedik Komisyonu 14 ve 15 Ekim 2011 tarihlerinde
toplanan 88. genel kurulunda 6216 sayili Kanun hakkinda da bir görüş kabul
etmiştir. Görüşün bireysel başvuruya ilişkin bölümünde Komisyon diğer
görüşleriyle birlikte, kendisine göre yabancilar hakkinda dar yorumlanabileceğini
düşündüğü Kanunun 46. maddesinin 3. fikrasina ilişkin endişelerini ortaya
koymuştur.
ŞİKAYETLER
33.
Sözleşmenin 6. ve 14. maddelerini ileri sürerek başvuran özellikle
taşinmazin bulunduğu mahalde bilirkişiler ve taniklarin hazir olduğu bir zamanda
yapilan keşfin belirlenenden bir gün önce yapildiğini ve iki taniğin bu
değişiklikten haberdar olmadiğindan şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
34.
Başvuran söz konusu hukuk yargilamasinda verilen ve 25 Eylül
2012 tarihinde Yargitay onamasindan sonra kesinleşen kararin yerinde
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
13
olmadiğindan yakinmaktadir. Başvuran kararin Sözleşmenin 6. ve 14. maddesini
ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Söz konusu başvurunun kabul edilebilirliğini inceleyen Mahkeme, öncelikle
iç hukuk yollarinin tüketilip tüketilmediğini inceleyecek ve bu bağlamda özellikle
6216 sayili kanuna göre 23 Eylülden sonra sona eren yargilamalar hakkindaki
AYM önünde bireysel başvuru konusu üzerine eğilecektir.
İ. İÇ HUKUK YOLLARİNİN TÜKETİLMESİ İLE İLGİLİ GENEL
İLKELER
35.
Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fikrasi aşağidaki gibidir:
“1. Mahkeme’ye ancak, uluslararasi hukukun genel olarak kabul edilen ilkeleri
uyarinca iç hukuk yollarinin tüketilmesinden sonra ve iç hukuktaki kesin karar
tarihinden itibaren alti aylik bir süre içinde başvurulabilir.”
36.
Mahkeme birçok defa iç hukuk yollarinin tüketilmesinin ve
Sözleşme ile ortaya konulan koruma mekanizmasinin ikinciliği ilkesinin önemi
üzerinde birçok defa durmuştur.
37.
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar[in] kendi yetki alanlari içinde
bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açiklanan hak ve
özgürlüklerden yararlanmalarini sağlarla[yacaklarini]” öngören Sözleşmenin 1.
maddesine göre sözleşmenin uygulamaya konulmasi ve hak ve özgürlüklerin
koruma altina alinmasi öncelikle ulusal makamlarin görevidir. Dolayisiyla
Mahkeme önündeki şikayet mekanizmasi ulusal insan haklari koruma
mekanizmalarina göre ikincil bir nitelik arz etmektedir. Bu ikincillik ilkesi
Sözleşme’nin 13. maddesinde ve 35. maddesinin 1. fikrasinda ifadesini
bulmaktadir (Cocchiarella v. İtalya [BD], No. 64886/01, § 38, CEDH 2006-V).
38.
Akabinde Mahkeme, ulusal makamlar önünde şikayetleri ileri
sürme yükümlülüğünün şikayet konusu ihlaller bakimindan, özellikle etkili,
yeterli, ulaşilabilir, kullanilabilir ve uygun hukuk yollarinin kullanimiyla sinirli
olduğunu hatirlatmaktadir. Bir Hükümet, iç hukuk yollarinin tüketilmediğini ileri
sürdüğünde, bahsedilen hukuk yolunun olaylarin meydana geldiği sirada, teoride
olduğu kadar uygulamada da etkili ve kullanilabilir, yani başvurana şikayetlerini
düzeltme imkani sunacak şekilde ulaşilabilir olduğu; ayrica makul ve başarili
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
14
bakiş açilari sunulduğu hususunda Mahkeme’yi ikna etmelidir. Bununla birlikte,
her ne kadar bazi istisnai durumlar başvurani kendisine sunulan iç hukuk yollarini
tüketme yükümlülüğünden muaf tutabilmekteyse de, açik şekilde sonuçsuz
kalacaği kesin olmayan belli bir başvuru yolunun sonuca ulaşmayacağina dair
duyulan şüphe, , iç hukuk yollarinin kullanilmamasini hakli göstermek için geçerli
bir gerekçe teşkil etmemektedir (Scoppola v. İtalya (n No.2) BD], n° 10249/03, §§
68-71, 17 Eylül 2009).
39.
Mahkeme, nihayet Sözleşme ile kurulan koruma mekanizmasinin
ulusal insan haklarini koruma sistemi bakimindan ikincil nitelik taşimasinin
büyük önem arz ettiğini hatirlatmaktadir. AİHM, Sözleşme gereğince Sözleşmeci
devletlerin
yükümlülüklerine
uyup
uymadiğini
denetlemekle
görevlidir.
Mahkeme, ne Sözleşmeci devletlerin yerine geçebilir, ne de yerine geçmelidir,
zira bu devletler Sözleşme ile güvence altina alinan temel hak ve özgürlüklere
ulusal seviyede riayet edilmesini ve bu hak ve özgürlüklerin korunmasini
sağlamakla yükümlüdürler. İç hukuk yollarinin tüketilmesi kurali, bu koruma
mekanizmasinin işleyişinin ayrilmaz bir parçasini oluşturmaktadir. Devletler, iç
hukuk düzeninde durumu düzeltme imkani bulmadan önce uluslararasi bir kuruluş
önünde eylemlerine ilişkin hesap vermek zorunda değildirler. Devlet aleyhine
yöneltilen şikayetler hususunda Mahkeme’nin denetim yetkisinden istifade etmek
isteyen kişiler, ülkelerindeki hukuk sisteminin sunduğu hukuk yollarini daha önce
kullanmakla yükümlüdürler (Demopolous v. Türkiye (kabul edilebilirlik karari)
[BD], No. 46113/99, 3843/02, 13751/02, 13466/03, 10200/04, 14163/04,
19993/04 ve 21819/04, § 69, AİHM-2010).
A. Özel hukuk yolu
40.
Mahkeme, nezdinde çok sayida başvuru yapilmasina neden olan
büyük çapli bir sorunu tespit eden ilke kararinin ardindan özellikle Sözleşmeci
devlet tarafindan oluşturulan özel bir hukuk yolunun söz konusu edildiği
durumlara ilişkin daha önce birçok karar vermiştir.
Dolayisiyla, Mahkeme örneğin aşiri uzun yargilama süresiyle (Turgut ve
diğerleri v. Türkiye (kabul edilebilirlik karari), No.4860/09, 26 Mart 2013, Brusco
v. İtalya (kabul edilebilirlik karari), No.69789/01, AİHM 2001-İX, Nogolica
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
15
v. Hirvatistan (kabul edilebilirlik karari), No. 77784/01, AİHM 2002-Vİİİ, et
Andrasik ve diğerleri v. Slovakya (kabul edilebilirlik karari), No. 57984/00, 22
Ekim 2002), mülkiyet hakkinin ihlaliyle ilgili durumlarda (İçyer v. Türkiye (kabul
edilebilirlik karari), No.18888/02, AİHM 2006-İ) veya mülklerin iadesine ilişkin
sorunlar söz konusu olduğunda, yapisal bir soruna çözüm getirecek nitelikte bir
başvuru yolunun iç hukukta oluşturulmasi nedeniyle tekrar eden başvurularin
kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (yukarida anilan Demopolous,
Broniowski v. Polonya [BD], No. 31443/96, AİHM 2004-V, et Broniowski v.
Polonya (dostane çözüm) [BD], No. 31443/96, AİHM 2005-İX, ve kayittan
düşürülen kararlar, örneğin Genowefa Witkowska-Toboła v. Polonya (kabul
edilebilirlik karari) No. 11208/02, 4 Aralik 2007; iç hukuk yollarinin
tüketilmesine ilişkin farkli hususular hakkinda daha ayrintili bilgi için bkz, anilan
Cocchiarella karari §§ 65-107, Scordino v. İtalya (No. 1) [BD], No. 36813/97, §§
145-213, AİHM 2006-V ve Vasile Balan v. Moldova (kabul edilebilirlik karari),
No. 44746/08, 24 Ocak 2012).
41.
AİHM, kisa bir süre önce Reinhold Taron v. Almanya (kabul
edilebilirlik karari), No. 53126/07, 29 Mayis 2012) kararinda, aşiri uzun
yargilama süreleri için tazminat ödenmesini öngören bir kanunun yürürlüğe
girmesi nedeniyle başvurularin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Mahkeme, bu kararinda özellikle kanunun Sözleşme kriterlerinin uygulanmasini
öngördüğünü göz önünde bulundurmuştur. Sözleşmeci devletlere aşiri uzun
yargilama süresi nedeniyle tazminat ödenmesi hususunda verilen takdir payina
atifta bulunarak, Mahkeme, söz konusu kanun hakkinda soyut bir inceleme
yapilmasinin uygun olmadiğini, zira kanunun yürürlüğe girmesiyle hedeflenen
amaçlara
ulaşildiği
konusunda
şüphe
oluşturacak
herhangi
bir
neden
bulunmadiğini belirtmiştir. Bununla birlikte Mahkeme, Sözleşme’nin gerekleriyle
tutarlilik gösteren bir içtihat hazirlayacak olan ulusal mahkemelerin yetkilerini
göz önünde bulundurarak, mevcut tutumunun ileri zamanlarda değişebileceğini
hatirlatmayi da unutmamiştir (bk. Garcia Cancio v. Almanya (kabul edilebilirlik
karari), No. 19488/09, §§ 45-50, 29 Mayis 2012 ve Krasuski v. Polonya, No.
61444/00, §§ 70-71, AİHM 2005-V).
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
16
B. Genel nitelikli bir hukuk yolu
42.
Temel hak ve özgürlüklerin korunmasi için öngörülen bir hukuk
sistemi söz konusu olduğunda, mağdur edildiğini düşünen birey bu koruma ile
ilgili başvur yollarini kullanmakla yükümlüdür (Mirazović v. Bosna-Hersek
(kabul edilebilirlik karari), No. 13628/03, 16 Mayis 2006 ve İndependent News and
Media and İndependent Newspapers İreland Limited v. İrlanda (kabul edilebilirlik
karari), No. 55120/00, 19 Haziran 2003).
43.
Mahkeme, örneğin Almanya ile ilgili anayasa şikayeti yolunu
ulaşilabilir ve etkili olarak nitelendirmiştir (Müller v. Almanya (kabul edilebilirlik
karari), No. 36395/07, 11 Mart 2008 ve Schädlich v. Almanya (kabul edilebilirlik
karari), No. 21423/07, 3 Şubat 2009). Mahkeme ayni zamanda başvuranin bu
hukuk yolunu tüketmek zorunda olup olmadiğina karar vermek için Almanya
Federal Anayasa Mahkemesi’nin içtihadini göz önünde bulundurmuştur. Fakat
özellikle iddialarini destekleyen emsal kararlari ibraz edemediği durumlarda
başvuranin bu hukuk yolunun etkin olmadiğina ilişkin ileri sürdüğü ş üphelerin
kendisinin bu yolu kullanmasini engellemeyeceği kanisina varmiştir (A.T. ve
diğerleri v. Almanya (kabul edilebilirlik karari), no 44911/98, 19 Ocak 1999).
Ayni zamanda daha da önemli olarak nitelendirilebilecek davalarda bile; örneğin
Sözleşme’nin 3. maddesi açisindan, başvuranin yurt dişina çikişini engellemeyi
amaçlayan geçici bir tedbir karari vermeyi İdare Mahkemesi’nin reddetmesine
karşin başvuran tarafindan itiraz edildiği takdirde, Mahkeme, Federal Anayasa
Mahkemesi önündeki başvuru yolunun yine başvuran tarafindan tüketilmesini
talep etmiştir (Djilali v. Almanya (kabul edilebilirlik karari), No. 48437/99, 22
Haziran 1999, bk. Mogos ve Krifka v. Almanya (kabul edilebilirlik karari),
No. 78084/01, 27 Mart 2003).
44.
Mahkeme, İstinaf Mahkemesi’nin kabul edilebilirlik kriterlerini
değerlendirirken çok şekilci davrandiği kanisina varan Anayasa Mahkemesi’nin
anayasal başvuru yolunu kabul edebileceği hususunun reddedilemeyeceğini
belirtmiştir (Marchitan v. Almanya (kabul edilebilirlik karari), n° 22448/07, 19
Ocak 2010).
45.
Ancak bu başvuru yolunun ulaşilabilir ve etkili olarak
nitelendirilmesi, Mahkemenin hukuk davalarinin ve bazi ceza davalarinin aşiri
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
17
uzun sürmesi ile ilgili Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fikrasi ile 13. maddeleri
bağlaminda yapilan şikayetlere bağli başvurulari istisnai olarak kabul etmesini
engellememiştir; ayni zamanda itiraz bazi ceza davalarinin süresiyle de ilgilidir
(Sürmeli v. Almanya (Sürmeli v. Almanya, [BD], No. 75529/01, §§ 103 vd, CEDH
2006-Vİİ). Aslinda Federal Anayasa Mahkemesi anayasal bir başvuruyu kabul
edebilir, zira ceza mahkemeleri, aşiri uzun yargilama sürelerini yeterince dikkate
almazlar (cezanin hafifletilmesini veya davanin sonuçlanmasini kabul ederek),
Federal Anayasa Mahkemesi, yalnizca dava başka gerekçelerle sonuçlandiğinda
veya sanik beraat ettiğinde davaya müdahale edebilir (bk. sirasiyla Ommer v.
Almanya karari, No. 1 ve No. 2, No. 10597/03 ve 26073/03, 13 Kasim 2008, §§
71-76 ve 56-64).
46.
Mahkeme, İspanya hususunda, söz konusu hukuk yolu ile
korunmayan mülkiyet hakkina ilişkin olanlar haricindeki mevcut şikayetlerin
kendisine sunulmadan evvel amparo ismiyle bilinen başvuru yoluna konu olmasi
gerektiğinin zorunluluk olduğunu belirtmiştir (Arcadio Fernandez-Molina
Gonzalez v. İspanya (kabul edilebilirlik karari), No.64359/01, 8 Ekim 2002).
47.
Çek Cumhuriyeti konusunda ise, Sözleşme organlari, bir
başvuranin temel hak ve özgürlüklerin ihlali hakkinda herhangi bir şikayette
bulunmadan evvel anayasal başvuru yolunu tüketmesini talep etmişlerdir (J.A. v.
Çek Cumhuriyeti, No. 22926/93, 7 Nisan 1994 tarihli Komisyon karari, Kararlar
ve Raporlar (KR) 77, s. 118; Karel Hava v. Çek Cumhuriyeti, No. 23256/94, 29
Haziran 1994 tarihli Komisyon karari, KRD 78, s. 139). Mahkeme’ye göre istisnai
durum, yargilama süresine ilişkin şikayet için geçerlidir; zira Çek Cumhuriyeti
Anayasa Mahkemesi tazminat ödenmesine karar veremediği gibi mahkemelerden
davanin hizlandirilmasi amaciyla gereken tedbirlerin alinmasini da isteyemez.
Başvuran, Anayasa Mahkemesi’nin kendi açisindan uygun olmayan yerleşik bir
içtihadini ortaya koyduğu takdirde, bu hukuk yolunun tüketilmesi konusunda
muaf tutulabileceği hususu elbette daha genel bir kural olarak kabul edilmektedir
(Eremiasova ve Pechova v. Çek Cumhuriyeti, No. 23944/04, §§ 98-101, 16 Şubat
2012).
48.
AİHM, bu üç devlet için özellikle aşağidaki durumlari göz önünde
bulundurmuştur:
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
18
a)
Anayasa Mahkemesi’ne;
i)
Bir kamu makami tarafindan gerçekleştirilen hak ve özgürlüklerin
ihlalini giderme,
ii)
veya, Anayasa tarafindan güvence altina alinan bir hakka yapilan
müdahalenin alinan bir karar sebebiyle değil de, başka bir gerekçeyle
gerçekleştiği durumlarda söz konusu makamin bu hak ihlalini sürdürmesini
yasaklama,
iii)
ve mümkün olduğunca eski hale getirme “statu quo ante”
durumuna ilişkin kararlar verme olanaği sağlayan özel anayasal başvuru yolunun
varliğini,
b)
Anayasal başvuru yolunun, davaya neden olan olay ve olgulardan
bağimsiz olarak, temelde bir yargi organinin ihmali veya eylemi neticesinde
derhal ve doğrudan meydana gelen ihlallere çözüm sunmasi (Apostol c. Gürcistan,
No. 40765/02, § 42, AİHM 2006-XİV ve burada yer alan atiflar; Hartman v. Çek
Cumhuriyeti, No. 53341/99, § 49, AİHM 2003-Vİİİ, yukarida anilan Sürmeli
karari § 62, Riera Blume ve diğerleri v. İspanya (kabul edilebilirlik karari), No.
37680/97, AİHM 1999-İİ ve Voggenreiter v. Almanya, No. 47169/99, § 23,
AİHM 2004-İ).
49.
AİHM, yukarida anilan Apostol kararinda, özellikle aşağidaki
hususlari göz önünde bulundurarak davali hükümetin itirazini reddetmiştir:
- Anayasanin ilgili hükümleri, Avrupa
İnsan Haklari Mahkemesi
içtihatlarina benzer güvenceler sunamamiştir,
- Davali hükümet bu tespiti haksiz çikaracak herhangi bir emsal karar ibraz
edememiştir ve
- Anayasa Mahkemesi’ne yapilan bireysel başvuru, kararin icra edilmemesi
bağlaminda yapilan şikayetin uygun şekilde düzeltilmesi için yeterince kat’i bir
güvence sunmamiştir, zira Gürcistan Anayasa Mahkemesinin yargilanabilir
haklari doğrudan etkileyen kamu mercileri ya da yargi organlari tarafindan alinan
bireysel kararlari iptal etme yetkisi bulunmamaktadir (yukarida anilan Apostol
karari, §§ 36-46).
50.
İsmayilov v. Azerbaycan davasi’nda (No. 4439/04, 17 Ocak 2008),
başvuranin Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasinin gerekliliğini incelemeye davet
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
19
edilen Mahkeme, davali hükümetin itirazini, usul kurallarinin eksikliği sebebiyle
Anayasa Mahkemesi’nin başvurulari incelemeyi reddettiği süre içerisinde, yani
yaklaşik bir buçuk yil boyunca Anayasada öngörülen başvuru yolunun, somut
olarak uygulanmadiği gerekçesiyle reddetmiştir. Şikayetini bu süreç içerisinde
gerçekleştiren başvuran, iç hukuk yollarindan yararlanmamiştir. AİHM ayrica,
Anayasa tarafindan öngörülen başvuru yolunun Yargitay önünde yargilamanin
yenilenmesi için bir ön koşul sunulmasina bağli olduğunu da dikkate almiştir.
Ancak AİHM, yukarida anilan iç hukuk yolunun (yargilamanin yenilenmesi
talebinin), olağanüstü bir yol olduğunu hatirlatmaktadir ve dolayisiyla başvuranin
tüketmesi gereken bir iç hukuk yolu olmadiği kanaatine varmiştir (bir “ön
başvuru” ile ilgili olarak, ayrica bk. İštvan ve İštvanova v. Slovakya, No.
30189/07, 19. ve 79.-81. paragraflar, 12 Haziran 2012).
51.
AİHM, Sirbistan’la ilgili olarak Vinčić ve diğerleri v. Sirbistan
davasinda (No. 44698/06, No. 44700/06 (…) ve No. 45249/07, 1 Aralik 2009),
başvuranlarin, bu başvuru yolunun etkin olduğu tarihten, yani Anayasa
Mahkemesi’nin ilk kararlarinin yayimlandiği 7 Ağustos 2008 tarihinden önce
başvuruyu gerçekleştirdikleri gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve tazminat
komisyonu önünde öngörülen hukuk yolunun başvuranlarca kullanmasinin
gerekmediği kanaatine varmiştir. Bu yaklaşim, özellikle bu başvuru yolunu
oluşturan kanunun yürürlüğe girmesinden iki hafta sonra Sirp Anayasa
Mahkemesi’nin bazi hakimlerinin henüz atanmamiş olmasindan (yukarida anilan
Vinčić ve diğerleri, 29. paragraf) ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün üç ay
sonra yürürlüğe girmiş olmasindan doğmaktadir (ayni karar, 30.-31. paragraflar).
Bu karar işiğinda, belirtilen tarihten sonra başvuranlarin da Anayasa
Mahkemesi’ne herhangi bir başvuruda bulunmadiklari, dolayisiyla mevcut haliyle
iç hukuk yollarinin tüketilmediği anlaşildiğindan, başvurularin kabul edilemez
olduklarina karar verilmiştir (Živomir Jovanović v. Sirbistan (kabul edilebilirlik
karari), No. 9560/09, 14 Eylül 2010). AİHM, bu yolu kullanan başvuranlarla
ilgili olarak tabii ki mağdur sifatlarinin/mağduriyetlerinin olup olmadiğini
incelemektedir (Nenad Vidaković v. Sirbistan (kabul edilebilirlik karari), No.
16231/07, 34. paragraf, 24 Mayis 2011 ve Ljiljana Predić v. Sirbistan (kabul
edilebilirlik karari), No. 19424/07, 23.-31. paragraflar, 20 Mart 2012).
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
20
İİ. SOMUT OLAYDA SÖZ KONUSU ANAYASAL BAŞVURU YOLU
52.
13 Mayis 2010 tarihinde değişikliğe uğradiği şekliyle Anayasa’nin
148. maddesinin 3. fikrasi, olağan başvuru yollarinin tüketilmesinin ardindan,
Anayasa ile Avrupa İnsan Haklari Sözleşmesi ve Protokolleri tarafindan koruma
altina alinan temel hak ve özgürlüklere dair bireysel başvuru yollarinin
incelenmesi konusunda AYM’ne yetki vermektedir. 6216 sayili Kanun’un geçici
1. maddesinin 8. fikrasina göre, sadece 23 Eylül 2012 tarihinden sonra
kesinleşmiş kararlar için bireysel başvuru yolu mümkün olabilmektedir.
53.
AİHM, bu yolun öncelikle ulaşilabilirliği ve bireysel başvuru
koşullari gibi uygulanabilir yönlerine eğilmek ve daha sonra bu yeni yol ile ilgili
yasa koyucunun isteğini, yani AYM’nin yetki alanini, kendisine sunulan
imkanlari ve kararlarinin etkileriyle uygulama alaninin incelemek gerektiği
kanaatindedir.
A. AYM’nin ulaşilabilirliği
54.
Mahkeme öncelikle bu yeni başvuru yolunun ulaşilabilir olup
olmadiğini incelemelidir. Bu bağlamda, tüketilmesi gereken olağan iç hukuk
yollarini ve AYM’ne başvuru süresini, başvuruya ilişkin sağlanan kolayliklari ve
başvuru şartlarini dikkate almak gerekmektedir.
55.
Mahkeme, 6216 sayili Kanun uyarinca bireysel başvuru
dilekçesinin AYM Yazi İşleri Müdürlüğü’ne ve AYM’ne iletmeleri için ulusal
mahkemelere veya yurtdişindaki Türkiye temsilciliklerine, olağan başvuru yollari
tüketildikten sonra otuz gün içerisinde verilebildiğini; şayet herhangi bir başvuru
yolu öngörülmemişse, sürenin ihlalin öğrenilme tarihinden itibaren işlemeye
başladiğini belirtmektedir. Başvuru, 2013 yilinda 198,35 TL yani 84 Avro
tutarinda harç ödenerek yapilabilir (bk. yukarida 19. ve 25. paragraflar).
56.
AİHM, AYM’ne bireysel başvuru yolunun herhangi bir itiraza ya
da olağan başvuru yollarinin tüketilmesi dişinda farkli ön koşullara bağli
olmadiğini belirtmektedir (daha önce anilan İsmayilov ve İštvan ve İštvanova
Kararlari ile karşilaştirilabilir, bu kararlarda ön koşul yolunun ulaşilabilirlik için
bir sorun teşkil ettiği değerlendirilmiştir).
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
21
57.
Aslinda bireysel başvuru çerçevesinde AYM’ne başvuru koşullari
Türk Yargitayi için öngörülen koşullara benzemektedir ki bu koşullar için AİHM
bu güne kadar belirli bir sorun tespit etmemiştir. Potansiyel başvuranlar özellikle
tüm ulusal mahkemeler araciliğiyla başvuruda bulunabilmektedirler ve dolayisiyla
başvuru yapmak amaciyla [Ankara’ya gelmelerine] veya karişik bir usul
izlemelerine gerek yoktur. Otuz günlük başvuru süresi, ilk bakişta makul bir
süredir ve ilgili şahsin başvurusunu olağan süreç içerisinde yapamamasi
durumunda geçerli bir mazeret sunulmasi halinde olağandişi bir durum olarak 15
günlük bir ek süre bulunmaktadir (Kanunun 47. maddesinin 5. fikrasi).
58.
Nihayet Mahkeme nazarinda böyle bir başvurunun yapilmasi için
talep edilen harç aşiri görülmemektedir (yargilama giderleri ile ilgili ilkeler için
bkz. Kreuz v. Polonya, No. 28249/95, 58.- 67. paragraflar, AİHM 2001-Vİ). Diğer
taraftan, başvuruyu yapan kişinin adli yardimdan faydalanabileceği ve bu
durumda yargilama giderlerini ödemekten muaf olduğu dikkate alindiğinda,
yargilama giderlerinin ödenmesi gerekliliği, bu başvuru yolunun ulaşilabilirliğini
hiçbir şekilde etkilememektedir (İçtüzüğün 62. maddesinin 2. fikrasi; ilgili yerel
usul için, bk. Bakan v. Türkiye, No. 50939/99, 36.- 40. paragraflar, 12 Haziran
2007).
Dolayisiyla
AYM’nin
ulaşilabilirliği
hakkinda
görünürde
bir
sorun
bulunmamaktadir.
B. AYM’ye bireysel başvuru yapilmasi ile ilgili şartlar
59.
Mahkeme,
ayni
zamanda
AYM’nin,
sunulan
şikayetleri
değerlendirmek adina uygun yargilama usulüne sahip olup olmadiğini da
araştirmalidir.
Bu konu, yukarida yazili 7 ila 27 paragraflarda sunulan metinlerde ayrintili
olarak açiklanmaktadir: özet olarak, AYM organlarinin yapisi, izlenecek usul ve
yetkileri Anayasanin 149. maddesinde, 6216 sayili Kanunda ve AYM
İçtüzüğünde yer almaktadir; ilgili kurallarin bulunmadiği hallerde, usul
kanunlarinin (hukuk, ceza ya da idari alanda) uygun hükümleri uygulanir
(kanunun 49. maddesinin 7. ve 8. fikralari). Bu metinler, komisyon ve dairelerin
yapisi ile yetkilerini ayrintili olarak düzenlemektedir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
22
60.
AİHM aşağidaki unsurlari kaydetmektedir:
- AYM’nin yeni İçtüzüğü, bireysel başvurulara ilişkin yasal hükümlerin
yürürlüğe girmesinden önce, 12 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir
(yukarida anilan İsmayilov karari ile karşilaştirin ve Vincic ve diğerleri, yukari
anilan, §§ 30-31);
- AYM, başvurunun incelenmesi çerçevesinde gerekli tüm bilgi ve belgeleri
talep etme ve duruşma yapilmasina karar verme yetkisine sahiptir;
- Muhtemel içtihat farkliliğini önlemek amaciyla araçlar öngörülmektedir;
- AYM, ilgili şahsin haklarinin korunmasi için zorunlu gördüğü ihtiyati
tedbirleri, re’sen ya da başvuranin talebi üzerine, yetkili makamlara bildirme
yetkisine sahiptir (yukaridaki 14 ila 27. paragraflar);
- Nihayet, AYM’nin konu bakimindan yetki alani, 6216 sayili Kanunla
“Türkiye’nin onayladiği Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi Sözleşmesi ile
Protokollerde detayli olarak değinildiği belirtilmektedir (yukaridaki 16 ve 25.
paragraflar).
61.
Mahkeme yukarida belirtilenler işiğinda, AYM’deki yargilamanin
ilk bakişta insan haklari ve temel özgürlüklerin korunmasi bakimindan uygun
araçlari sunduğu kanaatindedir.
C. Yasa koyucunun iradesi
1. AYM’nin yetki alani
62.
Mahkeme, -Anayasa değişiklikleri ile ilgili gerekçelerde ifade
edilen-(yukaridaki 17. paragraf) Sözleşme ile kurulan sistemin koruma
mekanizmasi ile ayni koruma mekanizmasinin hayata geçirme konusundaki yasa
koyucunun iradesinden şüpheyi gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir :
6216 sayili Kanunda, Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi ve Protokolleri tarafindan
güvence altina alinan temel hak ve özgürlükler ile bizzat Türk Anayasasi’nda yer
alan hak ve özgürlüklerin de, AYM’nin konu bakimindan yetki alanina girdiği
açik olarak belirtilmektedir.
63.
Dolayisiyla
AYM’deki
yargilama
usulünün
hak
ihlalleri
bağlaminda yapilan şikayetler yönünden uygun giderim sağlayip sağlamadiğinin
araştirilmasi gerekmektedir. 6216 sayili Kanunun 49. maddesinin 6. fikrasi ile 50.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
23
maddesinin 1. fikrasina ve AM İçtüzüğünün 79. maddesinin 1. fikrasinin d)
bendine göre, bireysel başvurunun esas yönünden incelenmesi, insan haklari ve
temel özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini saptamaya ve öncelikle, ihlali
sonlandirilmasina elverişli düzenlemenin belirlenmesine imkan vermelidir. İhlal
bir mahkeme kararindan kaynaklandiğinda, ihlali ve sonuçlarini ortadan
kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya görevli/yetkili mahkemeye
gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hallerde,
başvurana tazminat ödenebilir veya başvurandan yetkili/görevli mahkemelerde
dava açmasi talep edilebilir (Kanunun 50. maddesinin 2. fikrasi ile İçtüzüğün 79.
maddesinin 1. fikrasinin a) bendi).
64.
Bu hükümlerle, AYM’ne bireysel başvuru yolunun uygulanmasi
için uygun imkanlar tanindiği anlaşilmaktadir; Türk Parlamentosu, Sözleşme
hükümlerinin ihlal edilip edilmediğini tespit etmek adina, AYM’ni tam anlamiyla
yetkili kilma, tazminat ödenmek suretiyle ve/veya ihlalin telafisine ilişkin
imkanlari belirterek, insan haklari ihlallerinin giderilmesine ilişkin yetkilendirme
ve gerektiğinde, ilgili makama hak ihlalinin sürdürülmesinin yasaklanmasi ve
mümkün olduğunca kendisine, statu quo ante, durumuna ilişkin karar verilmesi
hususunda AYM’ne imkan taninabilmesi ve taninmasi gerektiği yönündeki
iradesini belirtmektedir (bk. yukaridaki 48. paragraf ve orada bulunulan atiflar).
2. AYM’ne taninan imkanlar
65.
Öte yandan Mahkeme, AYM’de görev yapan üye sayisinin on
yediye çikarildiğini ve söz konusu üyelerin bireysel başvuruya ilişkin hükümlerin
yürürlüğe girmesinden önce atandiklarini (yukarida 7. paragraf; yukarida anilan
Vincic ve diğerleri karari ile karşilaştiriniz, , yukarida 51. paragraf) ve kanunun,
Yazi İşleri Müdürlüğünün işleyişi için yeterince önemli olanaklar öngördüğünü de
kaydetmektedir (yukarida 24. paragraf).
3. AYM kararlarinin kapsami ile etkileri
66.
Nihayet Mahkeme, AYM Kararlari’nin bağlayici nitelik taşiyip
taşimadiğini araştirmanin esas olduğu kanaatindedir (bk. Kurić ve diğerleri v.
Slovakya [BD] Karari’nda belirtilen kistaslar, No. 26828/06, 299-304 paragraflar,
26 Haziran 2012).
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
24
Mahkeme öncelikle AYM Kararlarinin bütün gerçek kişileri, tüzel kişileri
ve devlet organlarini bağladiğini öngören Anayasa’nin 153. maddesinin 6.
fikrasini dikkate almaktadir.
Mahkeme ardindan bireysel başvuruyla ilgili AYM kararlarina uyulmasi
konusunda uygulamada ilk bakişta Türkiye’de bir sorun ortaya çikmayacağini
değerlendirmektedir. Nitekim geçmişte, koalisyon hükümeti döneminde iktidarda
olan siyasi bir partinin kapatilma kararinin bile icra edildiğini gözlemlemek
yeterlidir (Refah Partisi ve diğerleri v. Türkiye [BD], No. 41340/98, 413428/98,
41343/98 ve 41344/98, 134. paragraf, AİHM 2003-İİ).
67.
Mahkeme, yukaridaki unsurlar işiğinda, Türk Parlamentosu’nun,
Anayasa Mahkemesini Sözleşme tarafindan korunan hak ve özgürlüklere ilişkin
ihlallerin ilke olarak doğrudan ve hizlica giderilmesine imkan taniyan yetkilerle
donattiği kanaatindedir.
İİİ. SONUÇ
68.
Mahkeme, iç hukuk yollarinin tüketilmesi kuralinin Sözleşme
mekanizmasinin işletilmesinde vazgeçilmez bir unsur olduğunu yeniden
belirtmektedir. İtiraz edilen eksikliklerin iç hukuk düzeninde giderilmesine imkan
taninmadan önce, devletlerin eylemlerine uluslararasi organlar önünde cevap
vermesi zorunlu değildir (yukaridaki 35. paragraf ve devami).
69.
AYM önünde yeni olan bireysel başvuru yolunun ana hatlarini ve
AYM’nin elinde olan kaynaklari yukarida inceleyen Mahkeme, söz konusu
bireysel başvuru yolunun, prensip olarak, Sözleşme bağlaminda yapilan
şikayetlerin uygun şekilde ortadan kaldirmayacağini söyleyebilmek için elinde
herhangi bir unsur bulunmadiği kanaatindedir.
Dolayisiyla mağdur olduğunu düşünen bir kişi bu koruma ile ilgili başvuru
yollarini kullanmalidir (bk. yukarida anilan Mirazović karari).
70.
Somut olayda, yukarida belirtilenler ve iç hukuktaki yargilamanin
25 Eylül 2012 tarihinde sona erdiği göz önünde bulundurularak; Mahkeme,
başvuranin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmasi gerektiği
kanaatindedir.
HASAN UZUN v. TÜRKİYE (KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARİ)
25
İç hukuk yollari tüketilmediğinden, somut başvurunun Sözleşme’nin 35.
maddesinin 1. fikrasi uyarinca kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
71.
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi içtihadinin, kendi içtihadi ile
tutarliliğini inceleme hakkini sakli tuttuğunu belirtmektedir. Sonuç olarak,
başvuru yolunun, teoride olduğu gibi pratikte de etkili olduğunu kanitlamak
Davali Hükümete aittir (bk. yukarida anilan Taron karari , § 43). Mahkeme,
mevcut iç hukuk yollarini tüketen başvuranlarca sunulan tüm şikayetler için,
ikincillik ilkesinin gerektirdiği üzere, son denetim yetkisini sakli tutmaktadir
(Radoljub Marinkovic v. Sirbistan (kabul edilebilirlik karari), No. 5353/11, §§ 49-
61, 29 Ocak 2013).
Bu gerekçelerle ve oy çokluğuyla Mahkeme,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Stanley Naismith
Guido Raimondi
Yazi İşleri Müdürü
Başkan
*Adalet Bakanliği Uluslararasi Hukuk ve Diş İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan
Haklari Daire Başkanliği tarafindan Türkçeye çevrilmiş olup, gayri resmi
tercümedir.