
AİHM Bireysel Başvuru Usulü: 2022 Formu, Kabul Edilebilirlik Kriterleri ve Adliye Pratiği
AİHM 2022 başvuru formu doldurma usulü, İçtüzük m. 47 şekil şartları, hak düşürücü süreler ve iç hukuk yollarının tüketilmesi kriterlerini profesyonelce inceley
AİHM Başvuru Formunda Şekil Şartları ve İçtüzük Madde 47 Denetimi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde yapılacak bireysel başvurularda, Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesi uyarınca hazırlanan başvuru formunun eksiksiz ve usulüne uygun şekilde doldurulması, yargılamanın esasına geçilebilmesi için mutlak bir ön şarttır. Mahkeme, formun içeriğinde yer alması gereken olayların özeti, şikayet edilen hak ihlalleri ve buna dair argümanların sunuluş biçiminde son derece katı bir tutum sergilemektedir. Özellikle 2022 yılında güncellenen form yapısı, başvurucuların ihlal iddialarını belirli karakter sınırları ve sayfa limitleri dahilinde kalmak kaydıyla sunmalarını zorunlu kılmaktadır.
AİHM uygulamasında başvuru formu, sadece bir bildirim belgesi değil, aynı zamanda davanın sınırlarını çizen temel usul işlemidir. Formda belirtilmeyen bir ihlal iddiası, daha sonra ek beyanlarla sunulsa dahi, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle kabul edilemezlik riskiyle karşı karşıyadır. İçtüzük m. 47'nin gerekliliklerini yerine getirmeyen başvurular, Mahkeme Yazı İşleri (Registry) tarafından bir yargıç önüne dahi çıkarılmadan idari yönden reddedilebilir. Bu reddin ardından eksikliklerin giderilerek yeniden başvuru yapılması, ancak başlangıçtaki hak düşürücü sürenin (mevcut durumda 4 ay) halen dolmamış olması şartıyla mümkündür.
"...İçtüzüğünün 47. maddesine göre, her türlü başvuru formunun özellikle, olayların bir özetini, ihlal edildiği iddia edilen Sözleşme maddesi ya da maddelerinin bir özetini ve ilgili argümanları içermesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Somut olayda Mahkeme, başvuru formu çerçevesinde, başvuran tarafın olayları açıkça anlattığını ve şikâyetçi olduğu Sözleşme ihlallerini açık bir şekilde belirttiğini kaydetmektedir."
Kaynak: AİHM - Vedat Doğru / Türkiye Davası, Başvuru No: 2469/10, Karar Tarihi: 05/04/2016
Belgeyi Gör: AİHM - VEDAT DOĞRU / TÜRKİYE DAVASI, Dosya No : 2469/10, Tarih : 2016-04-05
Başvuru Formunun Doldurulmasında Teknik Sınırlar
AİHM başvuru formunda "Olayların Özeti" ve "Şikayetler" bölümleri için ayrılan alanlar sınırlıdır. Bu alanların yetersiz kalması durumunda, başvurucular toplamda 20 sayfayı geçmeyecek şekilde ek metinler sunabilirler. Ancak, temel iddiaların ve olay örgüsünün formun ana gövdesinde (ilk 3 sayfa içinde) mutlaka özetlenmiş olması şarttır. Sadece "ekli dosyadaki belgelere bakınız" şeklindeki bir atıf, İçtüzük m. 47 anlamında başvurunun geçerli sayılması için yeterli kabul edilmemektedir.
Belge Ekleme ve Dizi Pusulası Usulü
Başvuru formuna eklenecek belgelerin, başvurunun temelini oluşturan kararlar (AYM nihai kararı, derece mahkemesi kararları vb.) ile sınırlı tutulması ve kronolojik bir sıra ile numaralandırılması gerekir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi (AYM) İçtüzüğü m. 60/3 ile benzerlik gösteren "dizi pusulası" mantığı AİHM başvurularında da hayati önem taşır. Belgelerin okunaklı kopyalarının sunulması ve asıllarının kesinlikle gönderilmemesi gerekmektedir; zira Mahkeme, kural olarak kendisine iletilen fiziki belgeleri iade etmez.
İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi ve AYM Bireysel Başvuru Zorunluluğu
Türkiye aleyhine AİHM’e yapılacak bir başvurunun kabul edilebilirliği, öncelikle 6216 sayılı Kanun m. 45/2 uyarınca iç hukuk yollarının tamamının tüketilmiş olmasına bağlıdır. 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren Türk hukuk sisteminde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu ikame edildiğinden, bu makama başvurulmadan doğrudan AİHM’e gidilmesi "iç hukuk yollarının tüketilmemesi" nedeniyle başvurunun reddine sebebiyet verir.
AİHM, Türkiye’den gelen başvurularda AYM’nin etkili bir hukuk yolu olup olmadığını denetlemektedir. Mevcut içtihatlar doğrultusunda, AYM’nin tazminat veya ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma gücü, Mahkeme tarafından kabul görmüştür. Ancak, bazı istisnai durumlarda (örneğin yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması şikayetlerinde) 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu’nun da bir iç hukuk yolu olarak tüketilmesi gerekebilmektedir.
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir. Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz."
Kaynak: 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45/2-3
Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN
Tazminat Komisyonu ve AİHM İlişkisi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun, özellikle makul süre ihlalleri için ikincil bir iç hukuk yolu niteliğindedir. AİHM, önüne gelen dosyalarda eğer şikayet münhasıran yargılamanın uzunluğuna ilişkinse, başvurucuyu bu komisyona yönlendirerek başvuruyu kabul edilemez bulabilir.
AYM Sonrası 4 Aylık Sürenin Başlangıcı
AYM’nin nihai kararının (kabul edilemezlik veya ihlal kararı) başvurucuya tebliğ edildiği tarih, AİHM başvurusunun 4 aylık hak düşürücü süresini başlatır. Eskiden 6 ay olan bu süre, 15 Numaralı Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle 4 aya indirilmiştir. Bu sürenin hesabı yapılırken tebliğ tarihi "dies a quo" olarak kabul edilir.
Başvurunun Postaya Verilme Tarihi ve "Korkut Kararı" Analizi
AİHM nezdindeki başvurularda, başvuru süresine riayet edilip edilmediği belirlenirken "posta damgası" tarihi (postmark date) esas alınır. Ancak Mahkeme, bir ön başvuru yapılması durumunda, eksikliklerin tamamlanması için kesin bir süre tanıyabilir. Bu sürelere riayet edilmemesi, başvurunun yapıldığı tarihin "ilk iletişim tarihi" değil, "tamamlanmış formun postaya verildiği tarih" olarak kabul edilmesine yol açar ki bu durum başvurunun süre aşımına uğramasına sebebiyet verebilir.
"Mahkeme, söz konusu yazıda, özellikle şu hususları ifade etmiştir: 'Tamamlanan başvuru formunu ve ilgili bütün belgeleri, mevcut yazının tarihinden itibaren sekiz haftalık bir süre içinde, en geç 26 Ocak 2010 tarihine kadar bize gönderiniz. Şayet bu süreye riayet etmezseniz, başvurunun sunulma tarihi olarak kabul edilen tarih, birinci bildirimizin yapıldığı tarih değil, tamamlanan başvuru formunun bildirilme tarihi olacaktır.' Mahkeme, usulüne uygun olarak doldurulan söz konusu formu 25 Ocak 2010 tarihinde almış ve başvuruyu kaydetmiştir."
Kaynak: AİHM - Korkut ve Türkiye Uluslararası Af Örgütü / Türkiye Davası, Başvuru No: 61177/09, Karar Tarihi: 09/05/2023
Süre Kesimi ve Takibi İçin Uygulama Notu
Editörün Notu: AİHM başvurularında iadeli taahhütlü posta veya kurye hizmetleri kullanılırken, gönderi üzerindeki posta damgasının net bir şekilde okunduğundan emin olunmalıdır. Elektronik ortamda (fax veya e-posta) yapılan bildirimler, usulüne uygun bir başvuru formu fiziki olarak gönderilmedikçe süreyi durdurmaz. Korkut davasında görüldüğü üzere, Mahkeme'nin tanıdığı 8 haftalık ek sürenin kaçırılması, tüm hak arama sürecini teknik bir hata ile sonlandırabilir.
Başvuru Formunda Kişiselleştirme Zorunluluğu: Zambrano Kararı Işığında Toplu Başvurular
AİHM, son yıllarda artan "toplu" veya "matbu" başvurulara karşı direnç göstermektedir. Guillaume Zambrano / Fransa davasında ortaya konulan ilkeler uyarınca, her bir başvurucunun kendi somut durumunu, uğradığı zararı ve hakkındaki hukuki süreci özgün bir şekilde formuna yansıtması gerekir. Sadece bir web sitesinden indirilmiş standart metinlerle ve kişisel gerekçeler eklenmeden yapılan başvurular, "bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması" olarak değerlendirilme riski taşır.
Mahkeme, başvurucunun sadece ismini ekleyerek gönderdiği standart formların, yargısal süreci felç etmeye yönelik bir girişim olarak görülebileceğini belirtmiştir. Profesyonel bir hukukçu için buradaki temel strateji, ihlal edilen hak ile başvurucunun kişisel verileri, maruz kaldığı idari/adli işlem ve bu işlemin sonuçları arasındaki illiyet bağını her formda ayrı ayrı kurmaktır.
| Parametre | AYM Bireysel Başvuru | AİHM Bireysel Başvuru |
|---|---|---|
| Başvuru Süresi | Nihai Karardan İtibaren 30 Gün | Nihai Karardan İtibaren 4 Ay |
| Form Formatı | AYM İçtüzük Eki Form | AİHM İçtüzük m. 47 Formu |
| İmza Zorunluluğu | Islak İmza / E-İmza (UYAP) | Islak İmza (Fiziki Gönderim) |
| Harç | Harçlar Kanunu uyarınca ücretli | Ücretsiz |
| Temsil Zorunluluğu | Avukat veya Şahsen | Avukat veya Şahsen (İletişim Aşamasında Avukat) |
Ceza İnfaz Kurumlarında AİHM Formuna Erişim ve Haberleşme Hürriyeti
Tutuklu ve hükümlülerin AİHM’e başvuru yapma hakları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34. maddesi uyarınca güvence altına alınmıştır. Devlet, başvurucunun Mahkeme ile iletişimini engellememekle yükümlüdür. AYM’nin Eren Özdemir başvurusunda verdiği karar, ceza infaz kurumları tarafından AİHM başvuru evrakına "sakıncalı" olduğu gerekçesiyle el konulmasının haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini tescillemiştir.
"Başvurucunun iddialarının özünü AİHM'e göndermek üzere hazırladığı başvuru formunun ve eklerinin sakıncalı görülerek alıkonulması, kendisine teslim edilmemesi oluşturmaktadır. ... Kişilerin kamu makamlarının herhangi bir baskısına maruz kalmadan AİHM ile serbest bir şekilde AİHM'e bireysel başvuru yapmaları ve AİHM ile iletişimde bulunabilmeleri Türkiye'nin Sözleşme'ye taraf olmakla üstlendiği bir yükümlülüktür. ... Müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi - Eren Özdemir Başvurusu, Başvuru No: 2020/562, Karar Tarihi: 02/04/2024
İnfaz Kurumlarında Form Gönderim Usulü
Ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin hazırladığı AİHM formları, kurum idaresi tarafından denetime tabi tutulabilir; ancak bu denetim, belgenin içeriğinin Mahkeme’ye ulaşmasını engelleyecek boyutta olamaz. İçerikteki devlet kurumlarına yönelik sert eleştiriler veya "küçük düşürücü" olduğu iddia edilen ifadeler, başvurunun engellenmesi için hukuki bir gerekçe oluşturmaz. İlgili belgelerin kargo veya mektup yoluyla gönderilmesi aşamasında yaşanacak gecikmelerden devlet sorumludur.
Başvuru Formunda Dil Kuralları ve Temsil İlişkisi
AİHM’nin resmi dilleri İngilizce ve Fransızca olsa da, Sözleşme’ye taraf devletlerin vatandaşları, başvurularını kendi ulusal dillerinde (Türkçe) yapabilirler. Mahkeme ile yapılan ilk iletişimden sonra, davanın "tebliğ" (communication) aşamasına geçilmesi durumunda, yazışmaların resmi dillerden birinde devam etmesi istenebilir. Bu aşamada adli yardım (legal aid) talebi gündeme gelebilir.
Temsil konusunda, başvurunun yapıldığı aşamada avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır; ancak bir avukat aracılığıyla yapılan başvurularda, formun "Temsilci" bölümünün hem başvurucu hem de avukat tarafından imzalanması (yetki belgesi/vekaletname sunumu) zorunludur. TİHEK ve AYM usulüne benzer şekilde, temsilcinin yetkisini tevsik eden belgenin geçerliliği Mahkeme tarafından titizlikle incelenir.
Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Formda Belirtilmesi
AİHM, "adil karşılık" (just satisfaction) ilkesi çerçevesinde tazminata hükmeder. Ancak, tazminat taleplerinin başvuru formunda veya Mahkeme'nin belirleyeceği süreler içinde kalem kalem belirtilmesi gerekir. Sadece "hakkaniyete uygun tazminat" istenmesi her zaman yeterli olmayabilir; uğranılan maddi zararın (belgeli olması şartıyla) ve manevi acının karşılığının somutlaştırılması tavsiye edilir.
"AİHM tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasinda illiyet baği tespit edemediğinden bu talebi reddetmektedir. Buna karşin AİHM manevi tazminat olarak başvurana hakkaniyete uygun olarak 900 Euro ödenmesinin yerinde olacağini takdir etmektedir."
Kaynak: AİHM - Rodoplu - Türkiye Davası, Başvuru No: 41665/02, Karar Tarihi: 23/01/2007
Belgeyi Gör: AİHM - RODOPLU - TÜRKİYE DAVASİ, Dosya No : 41665/02, Tarih : 2007-01-23
Tazminat Taleplerinde İlliyet Bağı
Tazminat taleplerinin reddedilmemesi için, iddia edilen ihlal ile talep edilen miktar arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulmalıdır. Örneğin, makul sürede yargılanma hakkı ihlal edildiğinde, bu ihlalin başvurucunun malvarlığında nasıl bir azalmaya yol açtığı ispatlanamazsa, maddi tazminat talebi reddedilebilir. Ancak manevi tazminat, ihlalin kendisinden kaynaklanan manevi yıpranma nedeniyle mahkemece takdir edilecektir.
Kamu Tüzel Kişilerinin Başvuru Ehliyeti ve İstisnalar
AİHS m. 34 uyarınca, "hükümet dışı kuruluşlar" (non-governmental organizations) ve bireyler başvuru yapabilir. Kamu tüzel kişileri, belediyeler veya devlet organları Sözleşme kapsamında "başvurucu" sıfatına haiz değildir. Bu kural, kamu gücünü kullanan yapıların, yine bir kamu gücü ihlali iddiasıyla Mahkeme önüne gelemeyeceği ilkesine dayanır.
Özel hukuk tüzel kişileri (şirketler, dernekler, vakıflar) ise sadece kendi tüzel kişiliklerine ait hakların (örneğin mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı) ihlal edildiği iddiasıyla başvuruda bulunabilirler. Şirket ortaklarının, şirketin uğradığı zarar nedeniyle şahsen başvuru yapabilmeleri ise oldukça dar ve istisnai koşullara bağlanmıştır.
Usuli Hatalardan Kaçınma Rehberi ve İdari Ret Sebepleri
AİHM nezdindeki başvuruların büyük bir kısmı, esasa girilmeden şekli nedenlerle reddedilmektedir. Profesyonel bir uygulama için aşağıdaki hususlar kontrol listesi (checklist) olarak kullanılmalıdır:
- Tarih ve İmza: Başvuru formunun her sayfasının değil, sadece ilgili imza bölümlerinin ıslak imza ile imzalanmış olması.
- Belge Onayı: Belgelerin onaylı örneklerinin veya okunaklı fotokopilerinin eklenmesi (noter onayı kural olarak zorunlu değildir, ancak kararların aslına uygunluğu şarttır).
- Karakter Sınırı: Form üzerindeki metin kutularının dışına taşan veya kutu dışına elle ekleme yapılan başvuruların reddedilebileceği.
- Tüketilmeyen Yollar: AYM'ye gidilmeden veya idari yargıda tam yargı davası açılmadan yapılan başvuruların "erkenci" (premature) kabul edilmesi.
Başvuru Dosyasının Tekemmülü ve İnceleme Sırası
Mahkeme, başvuruları kural olarak geliş sırasına göre inceler. Ancak "öncelik politikası" (priority policy) uyarınca; yaşam hakkı, işkence yasağı veya başvurucunun yaşı/sağlık durumu gibi aciliyet arz eden durumlarda dosya öne alınabilir. Başvuru yapıldıktan sonra Mahkeme Yazı İşleri, başvurucuya bir başvuru numarası içeren bir mektup gönderir. Bu mektubun gelmesi, başvurunun "kabul edildiği" anlamına gelmez; sadece "kayda alındığını" gösterir.
İhtiyati Tedbir Talepleri (Kural 39)
Başvurucu, yaşamına veya fiziksel bütünlüğüne yönelik telafisi imkansız bir zarar tehlikesi altındaysa, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca "ihtiyati tedbir" talep edebilir. Bu talep, başvuru formu ile birlikte veya öncesinde ivedilikle iletilmelidir. Mahkeme, bu talepleri çok dar yorumlamakta ve genellikle sınır dışı edilme veya acil tıbbi müdahale gerektiren hallerde kabul etmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
AİHM başvuru formu bilgisayar ortamında doldurulmak zorunda mıdır? Mahkeme, formun okunaklı olması kaydıyla el yazısıyla doldurulmasına izin vermektedir. Ancak metinlerin kutucukların dışına taşmaması ve teknik denetime uygun olması için bilgisayar ortamında doldurulması, pratik hata riskini minimize eder.
Eksiklik tamamlama süresi kaçırılırsa ne olur? Korkut / Türkiye davasında vurgulandığı üzere, Mahkeme tarafından verilen süreye riayet edilmemesi, başvurunun sunulma tarihinin "tamamlanmış formun postaya verildiği gün" olarak değişmesine neden olur. Eğer bu yeni tarih 4 aylık hak düşürücü sürenin dışındaysa, başvuru süre aşımından reddedilir.
AYM'nin "kabul edilemezlik" kararı AİHM yolunu kapatır mı? Hayır. AYM'nin açıkça dayanaktan yoksunluk veya başka gerekçelerle verdiği kabul edilemezlik kararları, iç hukuk yolunun "tüketildiğini" gösterir. Bu kararın tebliğinden itibaren 4 ay içinde AİHM'e gidilebilir. Ancak AYM'nin "başvuru süresinin kaçırılması" nedeniyle verdiği ret kararları, iç hukuk yolunun usulüne uygun tüketilmediği anlamına gelebileceğinden AİHM'de risk yaratır.
Birden fazla kişi aynı formla başvuru yapabilir mi? Evet, eğer ihlale neden olan olay ve hukuki durum birebir aynıysa birden fazla başvurucu tek formda yer alabilir. Ancak her başvurucu için ayrı bir "Başvurucu Bilgileri" sayfası eklenmeli ve her biri formu imzalamalıdır. Karmaşık olaylarda karışıklığı önlemek için ayrı formlar kullanılması tavsiye edilir.
Kaynakça
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)
- AİHM İçtüzüğü (Rules of Court) - Madde 47, 39
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun
- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
- 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun
- AİHM - Korkut ve Türkiye Uluslararası Af Örgütü / Türkiye Davası, Başvuru No: 61177/09
- AİHM - Guillaume Zambrano / Fransa Davası, Başvuru No: 41994/21
- Anayasa Mahkemesi - Eren Özdemir Başvurusu, Başvuru No: 2020/562
- AİHM - Vedat Doğru / Türkiye Davası, Başvuru No: 2469/10
- AİHM - Rodoplu - Türkiye Davası, Başvuru No: 41665/02
Yasal Uyarı: Bu metin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi süreçlerine ilişkin genel akademik bilgilendirme ve uygulama pratiği sunma amacıyla hazırlanmış olup, profesyonel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay, kendi özel şartları, hak düşürücü süreleri ve usul kuralları çerçevesinde bir hukuk profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir. Metindeki bilgilerin somut uyuşmazlıklara doğrudan uygulanmasından doğabilecek sonuçlardan yazarlar sorumlu tutulamaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Bireysel Başvuru Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.