Adli ve Önleme Araması Rejiminde Üst Araması Usulü: Makul Şüphe ve Hukuka Aykırı Delil Analizi
Soruşturma İşlemleriYazar: EmsalDava Editör Ekibi

Adli ve Önleme Araması Rejiminde Üst Araması Usulü: Makul Şüphe ve Hukuka Aykırı Delil Analizi

Ceza muhakemesi hukukunda üst araması, makul şüphe eşiğinin aşılmasına bağlı olarak adli veya önleme amaçlı icra edilen, mülkiyet ve özel hayatın gizliliği haklarını sınırlayan bir koruma tedbiridir. Somut bir suç şüphesinin varlığına rağmen önleme araması kararıyla elde edilen deliller, Anayasa'nın 38. maddesi ve CMK'nın 206. maddesi uyarınca mutlak bozma sebebi teşkil eden hukuka aykırı bulgu niteliğindedir.

Üst Aramasında Adli ve Önleme Ayrımının Hukuki Temelleri

Üst araması, bireyin bedeni ve üzerindeki eşyaları üzerinde gerçekleştirilen, temel hak ve özgürlüklere doğrudan müdahale niteliği taşıyan bir koruma tedbiridir. Türk hukuk sisteminde bu müdahale, amacına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında "adli arama" ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) kapsamında "önleme araması" olarak iki ana rejime ayrılmıştır. Adli arama, somut bir suçun işlendiği şüphesi üzerine failin yakalanması veya delillerin elde edilmesi amacıyla icra edilirken; önleme araması, genel güvenliğin sağlanması ve henüz işlenmemiş suçların önlenmesi amacıyla gerçekleştirilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, belirli bir suça dair istihbarat veya şüphe mevcutken, genel bir önleme araması kararına dayanılarak işlem yapılmasıdır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, somut bir suç şüphesinin doğduğu andan itibaren önleme araması rejiminin sona erdiğini ve CMK hükümlerine göre adli arama kararı alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu sınırın ihlali, elde edilen tüm delillerin "hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş" sayılmasına ve hükme esas alınamamasına sebebiyet vermektedir.

"CMK'nın 116 ve 119. maddelerine göre 'adli arama', şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa adli arama yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu 'hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş' olacağından, Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206/2-a, 217/2, 230/1-b ve 289/1-i bentleri uyarınca hükme esas alınamaz."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/34 - Karar No: 2016/608

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2016/34 E. , 2016/608 K.

Makul Şüphe Kavramı ve İspat Eşiği

Adli arama yapılabilmesi için CMK m. 116 uyarınca aranan temel şart "makul şüphe"dir. Makul şüphe, somut olgulara dayanan, dürüst ve rasyonel bir kişinin bir suçun işlendiğine dair kanaat getirmesini sağlayacak derecedeki şüphe düzeyidir. Bu kavram, basit şüphenin üzerinde ancak kuvvetli şüphenin (tutuklama için aranan) altında bir yerdedir.

Makul şüphe kavramını temsil eden hukuk terazisi ve adli dosyalar.

Makul Şüphenin Somutlaşma Kriterleri

Makul şüphe, sadece kolluk görevlisinin sezgilerine veya soyut duyumlarına dayandırılamaz. Şüphenin; failin eşkali, olay yerindeki hareket tarzı, suç aletine dair dışarıdan fark edilen emareler veya teyit edilmiş ihbarlarla desteklenmesi gerekir. 6526 sayılı Kanun ile getirilen "somut delillere dayalı kuvvetli şüphe" ibaresi, 6572 sayılı Kanun ile tekrar "makul şüphe"ye dönüştürülmüş olsa da, bu durum kolluğun keyfi hareket edebileceği anlamına gelmez.

Makul Şüphe ile İstihbari Bilgi Arasındaki Fark

İstihbari bilgi, tek başına adli arama kararı için yeterli olmayabilir ancak "makul şüphe"nin oluşması için bir başlangıç teşkil eder. Eğer istihbari bilgi belirli bir kişiyi, belirli bir aracı ve belirli bir suçu (örneğin uyuşturucu ticareti) işaret ediyorsa, artık ortada "önleme" değil "adli" bir süreç başlamış demektir. Bu durumda kolluğun, önleme araması kararına dayanmak yerine, CMK m. 119 uyarınca yetkili merciden adli arama kararı alması zorunludur.

Özellik Adli Üst Araması (CMK) Önleme Üst Araması (PVSK)
Temel Amaç Delil elde etme, faili yakalama Suç işlenmesini veya tehlikeyi önleme
Şüphe Derecesi Makul Şüphe (Somut bir suçla bağlantılı) Genel güvenlik riski veya tehlike hali
Karar Mercii Hakim kararı; gecikmesinde sakınca varsa Savcı Hakim kararı; gecikmesinde sakınca varsa Mülki Amir
Muhatap Şüpheli veya sanık (Bazen 3. kişiler) Suç şüphesi altında olmayan herkes
Hukuki Dayanak CMK Madde 116-119 PVSK Madde 9

Adli Üst Aramasında Karar ve Yetki Hiyerarşisi

Arama işlemi kural olarak hakim kararına dayanmalıdır. Ancak ceza muhakemesinin etkinliği adına, "gecikmesinde sakınca bulunan haller" istisnası tanınmıştır. CMK m. 119/1 uyarınca, hakim kararı alınamayan bu durumlarda Cumhuriyet savcısının yazılı emri, savcıya da ulaşılamadığı hallerde kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılabilir.

Adli arama kararı ve yargı yetkisini simgeleyen mühürlü belge.

Kolluk Amirinin Yazılı Emir Yetkisinin Sınırları

Kolluk amiri, konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama emri veremez. Bu alanlarda mutlak surette hakim kararı veya savcı emri gereklidir. Üst ve eşya aramasında ise kolluk amiri, sadece savcıya ulaşılamadığı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkilidir. Bu yetkinin kullanılması durumunda, arama sonuçları derhal Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmelidir.

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Halin İspatı

Uygulamada kolluk tutanaklarında maktu bir ifade olarak "gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle" ibaresine yer verildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay, bu halin somut olarak neden var olduğunun (örneğin mesai saatleri dışı olması, savcının görevde olmaması, delillerin yok edilme riski vb.) açıklanmasını ve belgelendirilmesini aramaktadır. Savcıya hangi vasıtalarla ulaşılamadığına dair bir tutanak tutulmamışsa, kolluk amirinin verdiği emir sakatlanabilir.

"CMK'nın 116, 117 ve 119. maddeleri gereğince kolluk amiri tarafından verilmiş 'yazılı arama emri' olup olmadığı ve Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hâllerde kolluk âmirinin yazılı emriyle gerçekleştirilen arama ve elkoyma işlemi üzerine; ilgili kolluk görevlilerince neden Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı, Cumhuriyet savcısının hangi vasıtalarla arandığını belirten ayrıntılı tutanak düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalıdır."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/15932 - Karar No: 2016/122

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/15932 E. , 2016/122 K.

Üst Aramasının İcrasındaki Usul Kuralları

Üst araması yapılırken kişinin onurunu zedelemeyecek yöntemler tercih edilmelidir. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 28, aramanın mümkün olduğunca kısa sürede bitirilmesini ve kişinin haysiyetinin korunmasını emreder.

Cinsiyet Uyumu Zorunluluğu

Gerek adli gerekse önleme aramalarında, üst araması yapılacak kişinin üstünün, kendisiyle aynı cinsiyetteki bir görevli tarafından aranması esastır. Bu kural, kişinin mahremiyet hakkının korunması amacını güder. İstisnai durumlarda, olay yerinde aynı cinsiyetten görevli yoksa, bu durum tutanağa geçirilerek en yakın birime sevk suretiyle işlemin yapılması sağlanmalıdır.

Kaba Üst Araması (Yoklama) ve Kapsamı

PVSK m. 4/A kapsamında düzenlenen "durdurma ve kontrol" yetkisi, teknik anlamda bir "arama" değildir. Bu yetki kapsamında kolluk, durdurduğu kişinin üzerinde silah veya tehlike oluşturan bir eşya olup olmadığını tespit etmek için "elle dıştan kontrol" (kaba üst araması) yapabilir. Bu işlem için bir arama kararı gerekmez. Ancak el ile dıştan kontrolün ötesine geçilerek, ceplere girilmesi, elbisenin çıkarılması istenmesi "arama" mahiyetindedir ve ancak usulüne uygun bir arama kararıyla mümkündür.

Suçüstü Halinde Arama ve Karar Gerekliliği

Suçüstü hallerinde, delillerin karartılmasını önlemek amacıyla kolluğun müdahale yetkisi genişlemektedir. CMK m. 2/j uyarınca suçüstü; işlenmekte olan suçu, henüz işlenmiş fiili veya suçun işlendiğine dair emarelerle yakalanan kişinin durumunu kapsar. Suçüstü durumunda kolluk, yakaladığı şüphelinin üzerinde silah veya suç delili bulunup bulunmadığını kontrol etmek amacıyla, ayrıca bir arama kararı beklemeksizin sınırlı bir kontrol yapabilir. Ancak bu kontrolün, yakalama işlemiyle bağlantılı ve yakalamayı güvenli hale getirme amacıyla sınırlı olması gerekir.

Önleme Araması Kararının Adli Aramada Kullanılması Sorunu

Yargıtay'ın en sert olduğu ve bozma kararlarının odağında yer alan konu, önleme araması kararlarının adli amaçla kötüye kullanılmasıdır. Eğer kolluk, elinde belirli bir kişi veya araca dair suç ihbarı varken, bu ihbarın gereğini yapmak yerine "şans eseri yakalamış gibi" genel bir önleme araması kararına dayanıyorsa, bu işlem hukuka aykırıdır.

Niteliği ve Faili Belli Suçlarda Arama Kararı

Bir suçun faili, yeri veya niteliği önceden biliniyorsa, artık ortada bir "tehlikeyi önleme" durumu yoktur; bir "suç soruşturması" süreci başlamıştır. Bu durumda hakimden adli arama kararı talep edilmelidir. Önleme araması kararı, "suç şüphesi altında olmayan" kişilere yönelik genel bir tedbirdir.

"Suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra 5271 sayılı CMK kuralları uygulanması gerektiğinden, arama işleminin önceden alınmış bulunan önleme araması kararına göre değil, CMK kurallarına göre icra edilmesi gerekmektedir. Adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır."

Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Esas No: 2016/1058 - Karar No: 2018/513

Belgeyi Gör: Ceza Genel Kurulu 2016/1058 E. , 2018/513 K.

Uygulama Notu: Müdafi İçin Savunma Stratejisi

Eğer müvekkilinizin üst araması sonucu elde edilen bir delil (uyuşturucu madde, silah vb.) söz konusuysa, dosyada mutlaka arama kararı ve bu kararın tarihini inceleyin. Eğer ihbarın saati arama kararından önceyse veya olay yerinde adli arama kararı alınması için yeterli zaman varken kolluk amiri emriyle yetinilmişse, bu delilin hükme esas alınamayacağını CMK m. 206/2-a uyarınca talep etmelisiniz.

Özel Alanlarda Üst Araması: Cezaevleri ve Askeri Mahaller

Bazı özel statülü mekanlarda üst araması, genel hükümlere ek olarak özel yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Bu alanlarda güvenlik ihtiyacı, bireyin mahremiyetine müdahaleyi daha geniş tutabilmektedir.

Cezaevi ve askeri mahallerdeki detaylı aramayı temsil eden güvenlik ekipmanları.

Ceza İnfaz Kurumlarında Detaylı (Çıplak) Arama

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi Hakkında Yönetmelik m. 34, "detaylı arama" usulünü düzenlemektedir. Bu arama, ancak kurumun en üst amirinin gerekli görmesi, makul ve ciddi emarelerin bulunması ve başka suretle tespitin imkansız olması durumunda yapılabilir. Detaylı arama sırasında hükümlüye tek kullanımlık bir önlük verilmeli, önce üst sonra alt kısmındaki giysiler aratılmalı ve bu sırada bedene kesinlikle dokunulmamalıdır. Beden çukurlarında arama yapılması gerekiyorsa bu işlem ancak hekim tarafından icra edilebilir.

Askeri Mahallerde Önleme Araması

Milli Savunma Bakanlığı Askeri Mahallerde Önleme Araması ve Kontrol Yönetmeliği uyarınca, askeri mahallere girişte üst araması teknik cihazlarla veya kaba üst araması şeklinde yapılır. Arama sırasında rastlanan özel kağıt ve zarflar, müsadereye tabi bir eşya bulunma ihtimali dışında açılamaz ve içeriği okunamaz.

Gece Vakti Üst Araması Yapılabilir Mi?

CMK m. 118, konut, işyeri ve kapalı yerlerde gece vakti arama yapılmasını kural olarak yasaklamaktadır. Ancak bu yasak "üst araması" için geçerli değildir. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 28/e ve 29 uyarınca, üst ve araç aramaları gece vakti de gerçekleştirilebilir. Ayrıca suçüstü halleri veya firar eden bir kişinin yakalanması gibi acil durumlarda konutlarda dahi gece araması yapılabilmesi mümkündür.

Hukuka Aykırı Aramanın Maddi Hukuka ve Sübuta Etkisi

Hukuka aykırı bir arama sadece usuli bir eksiklik değildir; elde edilen delili "yok" hükmüne getirir. Anayasa'nın 38/6 maddesi "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilmez" diyerek kesin bir yasak koymuştur.

Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini

Türk Ceza Muhakemesi hukukunda, hukuka aykırı arama sonucu bulunan eşya "suçun maddi konusu" olsa dahi hükme esas alınamaz. Örneğin, usulsüz aramada bulunan uyuşturucu madde üzerinden mahkumiyet kurulamaz; zira hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir uyuşturucu madde (maddi konu) mevcut değildir. Bu durumda sanığın ikrarı (suçunu itiraf etmesi) dahi, maddi delille desteklenmediği sürece mahkumiyet için yeterli görülmez.

"Somut olayda gelen ihbar nedeniyle bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK m. 116-119'a uygun şekilde 'adli arama kararı' alınmadan, önleme araması kararına dayanılarak sanıkların ayakkabı içlerinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde hem 'suçun maddi konusu' hem de 'suçun delili' olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz."

Kaynak: Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Esas No: 2015/296 - Karar No: 2015/1964

Belgeyi Gör: 20. Ceza Dairesi 2015/296 E. , 2015/1964 K.

Üst Aramasında İlgilinin Rızasının Hukuki Değeri

Uygulamada kolluk görevlilerinin "rızasıyla teslim etti" veya "kendi rızasıyla üstünü arattı" şeklindeki tutanakları sıklıkla görülmektedir. Ancak hukuk sistemimizde "rızaya dayalı arama" müessesesi genel olarak kabul görmemektedir. Danıştay, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ndeki "ilgilinin rızası" ibaresini iptal etmiştir. Dolayısıyla, kişinin rıza göstermesi, usulüne uygun bir arama kararı veya yazılı emir gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Kolluğun arama yapabilmesi için yasal bir yetki (karar veya emir) şarttır; rıza bu eksikliği gidermez.

Bilgisayar ve Dijital Verilerde Rıza

CMK m. 134 uyarınca bilgisayarlarda arama yapılabilmesi için mutlaka hakim kararı gereklidir. Sanığın bilgisayarını kendi rızasıyla teslim etmesi, kolluğun bu bilgisayar üzerinde inceleme yapma yetkisini kendiliğinden doğurmaz. Hakim onayı olmaksızın yapılan dijital incelemeler de hukuka aykırı delil teşkil eder.

"Sanığın iş yerinde yapılan aramada rızaen teslim alınan bilgisayar üzerinde, CMK'nun 134. maddesi uyarınca hakim kararı alınmadan ve Cumhuriyet savcısının talimatı hakim onayına sunulmadan inceleme yaptırıldığı, Kanun'un emredici hükmüne aykırı şekilde yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen raporun da hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı..."

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2016/4999 - Karar No: 2018/12458

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2016/4999 E. , 2018/12458 K.

Adli Üst Aramasında Usulsüzlük Hallerinde Hukuki Risk Analizi

Kolluk görevlileri veya emir veren amirler için usulsüz arama işlemi sadece davanın beraatle sonuçlanması riskini değil, aynı zamanda idari ve cezai sorumluluk riskini de barındırır.

  1. Cezai Sorumluluk: TCK m. 120 uyarınca "Haksız Arama" suçu oluşabilir. Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.
  2. İdari Sorumluluk: Usulsüz işlem tesis eden kolluk görevlisi hakkında disiplin soruşturması açılabilir.
  3. Tazminat Sorumluluğu: CMK m. 141 uyarınca, kanuna aykırı olarak üstü aranan veya eşyasına el konulan kişiler, uğradıkları her türlü maddi ve manevi zararı devletten talep edebilirler. Devlet, ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu eder.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Yoldaki çevirmede polis cüzdanımı veya telefonumu inceleyebilir mi? PVSK m. 4/A kapsamında polis sadece silah veya tehlikeli madde kontrolü için dıştan yoklama yapabilir. Cüzdanın içine bakılması veya telefonun rehberinin/mesajlarının incelenmesi "arama" niteliğindedir ve ancak usulüne uygun bir adli arama kararı veya savcı emriyle mümkündür. Aksi halde elde edilen bilgiler hukuka aykırı olur.

2. Gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında kolluk amiri ne zaman emir verebilir? Kolluk amiri, yalnızca hakim ve savcıya ulaşılamadığı anlarda, sadece üst, araç ve eşya araması için yazılı emir verebilir. Konut araması için kolluk amiri emir veremez. Savcıya ulaşılamadığının somut olarak tutanakla tespiti şarttır.

3. Üst araması sırasında avukat bulundurma hakkı var mıdır? CMK m. 120/3 uyarınca, arama sırasında şüpheli veya sanığın müdafii (avukatı) aramada hazır bulunabilir. Ancak kolluk, avukatın gelmesini beklemek zorunda değildir; avukat o an oradaysa işleme dahil edilir.

4. Önleme araması kararında "şüphelinin ismi" yazar mı? Hayır. Önleme araması kararı geneldir; belirli bir kişiye yönelik değildir. Eğer kararda veya kolluğun elindeki ihbarda bir isim, eşkal veya plaka varsa, o işlem artık önleme araması olmaktan çıkar ve adli arama rejimine tabi olur. Bu ayrımın ihlali, uyuşturucu ve silah yakalamalarında en sık bozma sebebidir.

Kaynakça

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 116, 117, 118, 119, 127, 134, 141, 206, 217.
  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m. 4/A, 9.
  • Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 8, 28, 29.
  • Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi Hakkında Yönetmelik m. 34.
  • Milli Savunma Bakanlığı Askeri Mahallerde Önleme Araması ve Kontrol Yönetmeliği m. 13, 15.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları (2016/1112 E., 2021/254 K.; 2017/899 E., 2020/70 K.; 2013/610 E., 2014/512 K.).
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi Kararları (2016/34 E., 2016/608 K.; 2015/15713 E., 2016/866 K.).
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi Kararı (2015/4754 E., 2015/33035 K.).
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi Kararı (2016/2112 E., 2017/1164 K.).

Yasal Uyarı: Bu makale, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir. Bu içerik, bir davanın sonucuna dair garanti vermediği gibi, profesyonel hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak için uzman bir hukukçudan destek alınması önerilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: