
6502 Sayılı TKHK Kapsamında Ayıplı Mal ve Hizmetlerde Seçimlik Hakların Yarıştırılması ve Yargısal Sınırlar
6502 sayılı TKHK m. 8 ve 11 uyarınca ayıplı malda tüketicinin seçimlik hakları yenilik doğurucu nitelikte olup, onarım hakkının kullanılmasının dürüstlük kuralı çerçevesinde diğer hakları tüketip tüketmediği hususu ispat yükü ve hakkaniyet denetimi ekseninde incelenmektedir.
6502 Sayılı Kanun Kapsamında Ayıplı Mal Kavramı ve Sözleşmeye Aykırılık
Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılan örneğe uygun olmaması veya objektif olarak sahip olması gereken vasıfları taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 8, ayıp kavramını sadece maddi eksikliklerle sınırlamamış; ambalaj, etiket, kullanım kılavuzu veya reklamlardaki vaatlere aykırılığı da bu kapsamda değerlendirmiştir. Yargı pratiğinde ayıp, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran her türlü maddi, hukuki ve ekonomik eksiklik olarak tanımlanmaktadır.
"6502 sayılı Kanunun 8 inci maddesi 'Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.'"
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/2228 - Karar No: 2023/184
Anahtar Çıkarım: Ayıbın varlığı için satıcının kusuru aranmaz; malın teslim anında sözleşmeye veya objektif kriterlere aykırı olması sorumluluğun doğması için yeterlidir.
Maddi, Hukuki ve Ekonomik Eksikliklerin Yargısal Sınırları
Adliye pratiğinde maddi ayıp, malın fiziksel yapısındaki bozukluklar (örneğin bir aracın sinyal kolunun çalışmaması); hukuki ayıp, malın mülkiyetinin veya kullanımının üçüncü kişilerin hakları veya idari kısıtlamalarla sınırlanması (örneğin tapu kaydındaki ipotekler); ekonomik ayıp ise malın verimindeki düşüklük veya beklenen değer artışını sağlayamamasıdır. Bu ayrım, özellikle görevli mahkemenin tayininde ve ayıbın ihbar sürelerinde önem arz etmektedir.
Hukuki Ayıp Olarak Taşınmaz Üzerindeki Takyidatlar
Konut satışlarında tapu kaydı üzerinde yer alan ve tüketicinin rızası dışında tesis edilmiş ipotekler, 6502 sayılı Kanun kapsamında hukuki ayıp olarak nitelendirilmektedir. Yüklenicinin ayıpsız teslim borcu, taşınmazın her türlü hukuki kısıtlamadan ari olarak devrini kapsar. Yargıtay, taşınmazın tüketicinin zilyetliğine geçmesinden sonra dahi hukuki ayıbın giderilmesi (ipoteğin fekki) taleplerinin Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
Metrekare Eksikliği ve Tanıtım Kataloglarındaki Taahhütler
Gayrimenkul satışlarında brüt ve net metrekare arasındaki farklar veya tanıtım kataloglarında yer alan sosyal alanların (spor salonu, yeşil alan vb.) fiilen teslim edilmemesi, malın ekonomik değerini etkileyen ayıplar arasındadır. Bu durumlarda ayıp, "tanıtılan örnek veya modele uygun olmama" şeklinde tezahür eder. Ancak kamuya açık park alanlarının veya belediyeye ait alanların proje dahilinde sunulması durumunda, sözleşme ve teknik şartnamede bu husus açıkça belirtilmişse "haksız şart" veya "ayıp" iddiasının reddedilebileceği de yargı kararlarında yer bulmaktadır.
Tüketicinin Seçimlik Haklarını Kullanma Usulü ve Yenilik Doğurucu İrade Beyanı
Ayıplı malın anlaşılması durumunda tüketici; sözleşmeden dönme, satış bedelinden indirim, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birini kullanabilir. Bu haklar, bozucu veya kurucu yenilik doğurucu haklar niteliğinde olup, kural olarak bir kez kullanıldıktan sonra dönülemez (tüketilmiş olur). Ancak, seçilen hakkın ifasının imkansız hale gelmesi veya dürüstlük kuralı gereği haklı bir nedenin varlığı halinde hakkın değiştirilmesi istisnai olarak kabul edilebilir.
"6502 sayılı Kanun m. 11/1 uyarınca; malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2022/8113 - Karar No: 2023/993
Anahtar Çıkarım: Seçimlik hakların kullanılması, karşı tarafa varması gereken tek yanlı bir irade beyanı ile gerçekleşir ve satıcı bu talebi yerine getirmek zorundadır.
Ücretsiz Onarım Hakkının Kullanılmasının Diğer Seçimlik Haklara Etkisi
Tüketicinin onarım hakkını tercih etmesi ve bu onarımın başarıyla tamamlanması durumunda, kural olarak seçimlik hak kullanılmış ve sona ermiş kabul edilir. Ancak onarım talebinden sonra dahi malın ayıbının giderilememesi veya onarımın makul sürede tamamlanmaması hallerinde tüketici, diğer seçimlik haklarına (örneğin misliyle değişim) dönebilir. Burada kritik eşik, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır.
Onarım Talebinin Saklı Tutulan Haklarla İlişkisi
Uygulamada tüketiciler, bazen sürüş güvenliği veya kullanım zarureti nedeniyle onarımı kabul etmekte ancak "diğer haklarım saklı kalmak kaydıyla" şerhi düşmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir araçta sinyal kolu arızası için dava açıldıktan sonra onarım yapılması durumunda, ihtirazi kayıt konulsa dahi onarımın gerçekleşmesiyle seçimlik hakkın tüketildiğine ve artık misli ile değişim istenemeyeceğine karar vermiştir.
"...davacının davalıdan satın aldığı aracın tesliminin üzerinden bir ayı geçmeden sinyal kolunda arıza olması üzerine davalıya başvurulduğunda... onarımı kabul etmediği, aracın ayıpsız misli ile değişimi seçimlik hakkını kullanmak üzere eldeki davayı açtığı ancak bu tarihten yirmi iki gün sonra yetkili servise başvurarak onarım talep etmek suretiyle arızanın giderildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı servis formunda haklarını saklı tuttuğu ihtirazı kaydında bulunmuşsa da onarıma müsaade etmekle önceki hakkının ortadan kalktığının kabulü gerekir."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2023/4694 - Karar No: 2024/2812
Editörün Notu: Dava açıldıktan sonra yapılan onarımlarda, tüketicinin eylemi ile talebi çelişmemelidir. Eğer mal onarılmış ve sorunsuz kullanılmaya devam ediliyorsa, misliyle değişim talebi dürüstlük kuralına aykırı görülebilir.
Bedel İadesini İçeren Sözleşmeden Dönme Hakkı ve Hakkaniyet Denetimi
Sözleşmeden dönme hakkı, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran ve tarafların verdiklerini iade etmelerini gerektiren bir haktır. Ancak her ayıp durumunda bu hakkın kullanılması dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve TBK m. 227/3 uyarınca hakkaniyete uygun olmayabilir. Özellikle araçlardaki lokal boya hataları gibi, malın kullanımına engel olmayan ve değer kaybıyla telafi edilebilecek basit ayıplarda "misliyle değişim" veya "bedel iadesi" orantısız kabul edilmektedir.
Lokal Boya ve Değer Kaybı Ayrımı
Sıfır kilometre olarak satılan bir araçta, sadece bir kapıda veya kaputta fabrikasyon boya hatası olması durumunda, Yargıtay bu ayıbı "bedel iadesini haklı kılan bir ayıp" olarak görmemektedir. Bu tip durumlarda ayıp oranında bedel indirimi (değer kaybı tazmini) yapılması, taraflar arasındaki menfaat dengesini daha iyi korur.
"Lokal bir bölgede yer alan boya kalınlığının sözleşmenin feshi ile araç için ödenmiş olan bedelin iadesini gerektirip gerekmediği husunda yanılgıya düşülmüştür. ...davacının seçimlik haklarından bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının TMK'nın 2. ve TBK'nın 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağından, araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilmelidir."
Kaynak: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Esas No: 2016/20595 - Karar No: 2019/4373
Ayıp Oranında Bedel İndirimi İsteminde Nispi Metod Uygulaması
Bedel indirimi talep edildiğinde, indirilecek miktarın hesaplanmasında "nispi metod" (oranlı yöntem) esas alınmalıdır. Bu yönteme göre; malın ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı rayiç değeri arasındaki oran, satış bedeline uygulanır. Sadece metrekare eksikliği üzerinden doğrudan orantı kurmak yerine, malın toplam değerindeki azalma oranının satış fiyatına yansıtılması teknik bir zorunluluktur.
| Kategori | Muhatap | Sorumluluk Kapsamı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Sözleşmeden Dönme | Satıcı | Bedel iadesi (Tüm tutar) | TKHK m. 11/1-a |
| Bedel İndirimi | Satıcı | Ayıp oranında indirim | TKHK m. 11/1-b |
| Ücretsiz Onarım | Satıcı, Üretici, İthalatçı | Müteselsil Sorumluluk | TKHK m. 11/2 |
| Misliyle Değişim | Satıcı, Üretici, İthalatçı | Müteselsil Sorumluluk | TKHK m. 11/2 |
Uygulama Notu: Mahkemelerce bilirkişi raporu alınırken, ayıbın ortaya çıktığı tarih itibarıyla nispi metodun uygulanıp uygulanmadığı denetlenmelidir. Doğrudan sabit bir tutar (örneğin 1.250 TL değer kaybı) belirlenmesi teknik olarak eksik kabul edilebilir.
Ayıpsız Misli ile Değişim Talebinde İmkânsızlık ve Orantısızlık Analizi
Tüketici, imkan varsa malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteyebilir. Bu hak, özellikle otomobil gibi yüksek bedelli taşınır mallarda sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak üretimin durması, stokların tükenmesi veya model değişikliği durumlarında "imkan" unsuru tartışmalı hale gelmektedir. Yargıtay, ayıpsız misli bulunamasa dahi bir üst modelin (farkı ödenerek veya hakkaniyete göre) teslimi ya da rayiç bedel üzerinden çözüm üretilmesini değerlendirmektedir.
Üretici, İthalatçı ve Satıcının Müteselsil Sorumluluğunun Sınırları
TKHK m. 11/2 uyarınca ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim hakları; üretici ve ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu durumda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Ancak, bedel iadesi ve bedel indirimi hakları kural olarak sadece sözleşmenin tarafı olan satıcıya yöneltilebilir. Üretici veya ithalatçının bedel iadesinden sorumlu tutulabilmesi için ya tüketicinin onarım hakkını kullanmış olup malın tamir edilememesi (TKHK m. 56/3) ya da malın ayıbı nedeniyle bir zararın doğmuş olması gerekir.
"Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. ...seçimlik hakları sınırlı sayı ile kanunda düzenlenmiş olan tüketici bu seçimlik haklarından 'satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme' ve 'satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme' haklarını ancak satıcıya karşı kullanabilecektir."
Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Esas No: 2021/8941 - Karar No: 2022/656
İspat Yükü ve Teslim Tarihinden İtibaren Altı Aylık Karine Süresi
TKHK m. 10 uyarınca, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu, tüketici lehine bir yasal karinedir ve ispat yükünü satıcıya yükler. Satıcı, ayıbın teslimden sonra kullanım hatası nedeniyle oluştuğunu teknik raporlarla ispatlamadıkça sorumluluktan kurtulamaz. Altı aydan sonra ortaya çıkan ayıplarda ise ayıbın gizli ayıp olduğunu ve teslim anında mevcut olduğunu ispat yükü tüketiciye geçer.
Ticari Satımlarda Rücu İlişkileri ve TKHK m. 11/2'nin Uygulama Alanı
Bir malın tüketiciye satışından önce zincirleme bir ticari ilişki (Üretici - İthalatçı - Bayi - Tüketici) bulunmaktadır. Tüketici hakem heyeti veya mahkemesi kararıyla bedel iadesi yapmak zorunda kalan bayi (satıcı), bu zararı bir üst satıcıya veya ithalatçıya rücu edebilir. Ancak bu rücu davası artık bir tüketici işlemi değil, TTK hükümleri ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine tabi bir ticari davadır.
"Tüketici bedel iadesi talebini sadece satıcıya karşı kullanabilir. ...Üretici ve ithalatçı ise, sadece misli değişim ve onarım talep edilmesi durumunda, satıcı ile birlikte müteselsil sorumlu olduğundan; somut olayımızdaki gibi dönme ve bedel iadesi hakkı kullanıldığı takdirde üretici ve ithalatçının tüketicilere karşı müteselsil sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. ...davacının rücu talebinin bu haliyle kanuni ve akdi bir temeli bulunmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir."
Kaynak: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas No: 2023/192 - Karar No: 2023/579
Uygulama Notu: Bayiler, tüketiciden gelen bedel iadesi taleplerini ithalatçıya rücu edebilmek için bayilik sözleşmelerinde "bedel iadesi hallerinde rücu hakkı" maddesi bulundurmalı veya ayıbın üretim kaynaklı olduğunu ispatlamalıdır. Kanundan doğan müteselsil sorumluluk sadece onarım ve değişim hakları için geçerlidir.
Tüketici Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri Arasındaki Görev Sınırı
Uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalması için taraflardan birinin "tüketici", işlemin ise "tüketici işlemi" olması gerekir. Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişidir. Bir şirketin çalışanları için konut alması veya leasing yoluyla ekipman edinmesi durumunda görevli mahkemenin Asliye Ticaret mi yoksa Tüketici mi olacağı somut olayın amacına göre belirlenir. Yargıtay, konut alımlarında alıcının şirket olması halinde dahi, eğer alım amacı yatırım/ticaret değil de çalışanların barınma ihtiyacı gibi şahsi kullanıma yakınsa Tüketici Mahkemelerini görevli kabul edebilmektedir.
Seçimlik Haklarda Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Rejimi
Ayıplı mallarda sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre beş yıldır. Eğer ayıp, ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Ayıp ihbarı bakımından 4077 sayılı eski Kanun'daki 30 günlük süre 6502 sayılı yeni Kanun ile kaldırılmış olsa da, makul sürede ihbar yapılmaması dürüstlük kuralı çerçevesinde tazminat miktarını veya seçimlik hakkın varlığını etkileyebilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Tüketici Hakem Heyeti kararıyla bedel iadesi ödeyen bayi, bu bedeli ithalatçıdan her durumda rücu edebilir mi? Hayır. TKHK m. 11/2 uyarınca ithalatçı sadece onarım ve misliyle değişimden müteselsilen sorumludur. Bedel iadesi satıcının (bayinin) şahsi sorumluluğundadır. Bayi, bu bedeli ithalatçıdan rücu edebilmek için aralarındaki ticari bayilik sözleşmesindeki hükümlere veya ayıbın üretimden kaynaklandığını ispatlayan genel hükümlere (TBK) dayanmalıdır.
2. Araçta tespit edilen boya hatası "gizli ayıp" mıdır? Evet. Sıfır bir aracın boyasındaki fabrikasyon hata veya sonradan boyanmış olması, ilk bakışta muayene ile anlaşılamayacak nitelikteyse gizli ayıp kabul edilir. Ancak Yargıtay, bu ayıbın aracın kullanımına engel olmadığı ve hakkaniyet gereği bedel iadesi yerine bedel indirimi (değer kaybı) verilmesi gerektiği görüşündedir.
3. Altı aylık yasal karine süresi geçtikten sonra ayıp ortaya çıkarsa ne olur? Altı aylık süre geçtikten sonra ispat yükü yer değiştirir. Tüketici, söz konusu ayıbın malın teslimi anında var olduğunu veya tasarım/üretim hatasından kaynaklandığını ispatlamak zorundadır. Bu ispat genellikle bilirkişi incelemesi ile sağlanır.
4. İkinci el araç satışlarında 6502 sayılı Kanun uygulanır mı? Eğer satıcı, ticari veya mesleki faaliyet kapsamında (galeri, yetkili bayi vb.) satış yapıyorsa uygulanır. Ancak iki şahıs arasındaki (aracı olmayan) ikinci el satışlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir ve bu davalar Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.
Hak Kayıplarının Önlenmesi İçin İzlenecek Yargısal Strateji
Ayıplı mal uyuşmazlıklarında profesyonel bir yaklaşım, öncelikle ayıbın türünün (açık/gizli) ve ortaya çıkış zamanının doğru tespitini gerektirir. Tüketicilerin onarım talebinde bulunurken, bu talebin ifa edilememesi halinde diğer seçimlik haklarını kullanacaklarını yazılı olarak (ihtarname veya servis formu şerhi ile) bildirmeleri ispat kolaylığı sağlar. Özellikle araç ve taşınmaz gibi yüksek değerli malvarlıklarında, dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılması veya uzman görüşü alınması, yargılama sürecindeki teknik raporların denetimi açısından kritiktir. Bedel iadesi davalarında, faizin malın iade edildiği tarihten itibaren mi yoksa temerrüt tarihinden itibaren mi başlayacağı hususu (3. HD 2023/389), dava dilekçesinin talep sonucu kısmında dikkatle formüle edilmelidir.
Yasal Uyarı: Bu metin, 2026-03-03 tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve güncel Yargıtay içtihatları doğrultusunda, profesyonel hukukçulara yönelik genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Her somut uyuşmazlığın kendine özgü koşulları, sözleşme hükümleri ve ispat araçları farklılık gösterebileceğinden, bu içerik doğrudan hukuki mütalaa veya danışmanlık yerine geçmez.
Kaynakça
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
- Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/2228, Karar No: 2023/184.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/8113, Karar No: 2023/993.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/4694, Karar No: 2024/2812.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/389, Karar No: 2023/2348.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/8941, Karar No: 2022/656.
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2023/192, Karar No: 2023/579.
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, Esas No: 2019/270, Karar No: 2021/378.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Borçlar Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.