5651 Sayılı Kanun Madde 9 İptali Sonrası İnternetten İçerik Kaldırma ve Erişimin Engellenmesi Rejimi
Bilişim SuçlarıYazar: EmsalDava Editör Ekibi

5651 Sayılı Kanun Madde 9 İptali Sonrası İnternetten İçerik Kaldırma ve Erişimin Engellenmesi Rejimi

Anayasa Mahkemesi'nin 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmesiyle birlikte, kişilik hakları ihlali gerekçesiyle uygulanan sulh ceza hâkimliği temelli erişim engelleme pratiği köklü bir dönüşüme uğramıştır. Bu süreçte ispat yükü, çelişmeli yargılama gerekliliği ve hukuk mahkemelerinin ihtiyati tedbir yetkisi, dijital içeriklerin denetiminde yeni hukuki eksenleri oluşturmaktadır.

Anayasa Mahkemesi İptal Kararı Sonrası Kişilik Haklarının Korunması

Anayasa Mahkemesi (AYM), 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini, ifade ve basın özgürlüğü ile etkili başvuru hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle bütünüyle iptal etmiştir. Bu iptal kararıyla birlikte, kişilik hakları ihlali iddiasıyla "ilk bakışta ihlal" (prima facie) kriterine dayanarak 24 saat içinde verilen ve çelişmeli yargılama içermeyen erişimin engellenmesi mekanizması hukuk sisteminden tasfiye edilmiştir. Adliye pratiğinde bu durum, kişilik haklarına yönelik saldırıların durdurulması için genel hükümlere, özellikle de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 ve m. 25 çerçevesinde hukuk mahkemelerine müracaat edilmesini zorunlu kılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası dijital hukuk ve adalet sembolü.

AYM’nin iptal gerekçesinde, 9. maddenin yapısal sorunlar içerdiği ve sulh ceza hâkimliklerinin sınırlı inceleme kapasitesinin ifade özgürlüğü üzerinde orantısız bir baskı kurduğu vurgulanmıştır. İptal hükmü sonrası, içeriklerin yayından çıkarılması talepleri artık sadece ceza hukukunun bir alt dalı olan sulh ceza pratikleriyle değil, tam teşekküllü bir medeni usul hukuku incelemesiyle ele alınmak durumundadır.

“Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 6518 sayılı Kanun’un 93. maddesiyle değiştirilen 9. maddesi iptaline ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anılan karar 10/1/2024 tarihli ve 32425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu itibarla kurala yönelik itiraz başvurusunun konusunun kalmadığı anlaşılmıştır.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2023/155 - Karar No: 2024/59

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Uygulama Notu: Görevli Mahkeme Karmaşası

İptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte, sulh ceza hâkimliklerinin m. 9 kapsamındaki yetkisi sona ermiştir. Ancak m. 8 kapsamındaki katalog suçlara ilişkin erişim engelleme yetkisi devam etmektedir. Kişilik hakları ihlali söz konusu olduğunda, davanın açılacağı yer artık saldırıya uğrayanın yerleşim yeri veya saldırının gerçekleştiği yerdeki asliye hukuk/ticaret mahkemeleridir.

Erişimin Engellenmesi Kararlarında "İlk Bakışta İhlal" (Prima Facie) Doktrini

Erişimin engellenmesi müessesesi, doktrinde ve yüksek yargı içtihatlarında yalnızca "derece mahkemelerinin esaslı bir yargılama yapmasına gerek kalmaksızın ilk bakışta anlaşılabilen ağır ihlaller" için öngörülmüştür. AYM, pilot kararlarında ve bireysel başvuru incelemelerinde, sulh ceza hâkimliklerinin karmaşık hukuki meseleleri (örneğin siyasi eleştiri veya yolsuzluk iddiaları) 24 saat içinde, delil toplamadan karara bağlamasını ölçüsüz bulmuştur.

İptal öncesi ve geçiş sürecindeki uygulamada, bir içeriğin kişilik haklarını ihlal edip etmediği değerlendirilirken; kamu yararı, güncellik, toplumsal ilgi ve habere konu olan kişinin kamusal titri (siyasetçi, kamu görevlisi vb.) belirleyici unsurlardır. Eğer içerik, bir suç isnadı içermesine rağmen görünür gerçekliğe uygunsa ve kamusal bir tartışmaya katkı sağlıyorsa, erişimin engellenmesi kararı verilmesi ifade özgürlüğünün özüne müdahale teşkil edecektir.

“9. madde ancak …’in belirttiği ve Yüksek Mahkemenizce de kabul olunan görüşe göre yalnızca daha ilk bakışta ihlalin fark edilebildiği (Prima Facie ihlal) durumlarda tatbik edilmelidir ancak maddenin dizaynı ve uygulama hiç de bu yönde değildir. İlaveten, şahsiyet haklarının ihlal edildiğini düşünen kişi bu yol yerine hukuk mahkemelerine ve Türk Medeni Kanunu’nun sağladığı korumalara müracaat edebilir.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2023/155 - Karar No: 2024/59

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Anahtar Çıkarım

Kişilik haklarına saldırı iddialarında, içeriğin hukuka aykırılığı tartışmalıysa veya kapsamlı bir ispat süreci gerektiriyorsa, erişimin engellenmesi yoluyla koruma sağlanamaz; bu durumda tazminat veya tekzip gibi diğer hukuki yolların işletilmesi yargı eğilimidir.

Unutulma Hakkı: Dijital Hafızadan Silinme Şartları

Unutulma hakkı, bireyin geçmişte yaşadığı olumsuz bir olaya dair dijital verilerin, zamanın geçmesi ve güncelliğini yitirmesi sebebiyle erişilemez kılınmasını talep etme hakkıdır. Yargıtay ve AYM, bu hakkı Anayasa m. 17 ve m. 20 çerçevesinde kişinin manevi varlığını geliştirme hakkının bir parçası olarak kabul etmektedir. Ancak bu hak mutlak değildir; kamu yararı ve arşiv değerinin korunması ile dengelenmesi gerekir.

Dijital ortamda unutulma hakkı ve verilerin silinmesi görsel temsili.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne göre, bir haberin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için haberin üzerinden hatırı sayılır bir zamanın geçmesi (genellikle 5-10 yıl bandı), haberin güncelliğini kaybetmiş olması ve toplumsal hafıza için istatistiki veya tarihi bir değer taşımıyor olması gerekir.

Kriter Unutulma Hakkı Kapsamında Değerlendirme
Haberin Geçmişi Yayın üzerinden en az 5-10 yıl geçmiş olması beklenir.
Kamusal Figür Siyasetçiler ve üst düzey kamu görevlileri için bu hak daha dar yorumlanır.
Haberin İçeriği Suç isnadı, beraatle sonuçlanmış yargılamalar güçlü birer gerekçedir.
Arşiv Değeri Bilimsel, tarihi veya istatistiki önem taşıyan veriler silinmez.

“Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir... Başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin 'güncellik' değerini yitirdiği, dolayısıyla adı geçen habere istenildiği zaman ulaşılmasının, toplum açısından yanlış algılamaya yol açabileceği...”

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/30 - Karar No: 2023/2890

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2023/30 E. , 2023/2890 K.

İnternet Ortamında Yayınların Düzenlenmesi ve İdari Tedbir Rejimi

5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi, katalog suçlar (çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş, kumar vb.) söz konusu olduğunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı’na veya adli makamlara re’sen erişim engelleme yetkisi tanımaktadır. Bu yetki, kişilik hakları ihlalinden farklı olarak, doğrudan kamu düzenini ilgilendiren suçlarla mücadele amacını taşır.

  1. madde kapsamında verilen kararlar, koruma tedbiri niteliğindedir. Ancak AYM, m. 8/4 uyarınca BTK Başkanı’na tanınan "içeriğin çıkarılması" yetkisini iptal ederek yetkiyi yalnızca "erişimin engellenmesi" ile sınırlandırmıştır. Bu ayrım, mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü dengesi açısından kritiktir; zira içeriğin çıkarılması, verinin kalıcı olarak yok edilmesi anlamına gelirken, erişimin engellenmesi yalnızca Türkiye sınırları içinden ulaşımı kısıtlar.

“5651 sayılı Kanun'un (1) numaralı fıkrası uyarınca, internet ortamında gerçekleştirilen ve içeriği aynı fıkranın bentlerinde belirtilen suçları oluşturduğu konusunda yeterli şüphe olan eylemlerde erişimin engellenmesi kararı verilebilecektir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasına göre erişimin engellenmesi kararı soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilebilir. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yirmi dört saat içerisinde hâkim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısı tarafından da karar verilebilmektedir.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2014/92 - Karar No: 2016/6

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2014/92, K. 2016/6

Yargıtay Yaklaşımı: İdari Tedbirlerin Denetimi

İdari tedbir olarak BTK tarafından verilen erişim engelleme kararlarına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz mümkündür. Ancak bu süreçte "gecikmesinde sakınca bulunan hal" kavramının idare tarafından geniş yorumlanması, yargı denetiminde en sık karşılaşılan hukuka aykırılık gerekçesidir.

URL Temelli Engelleme ve Site Bazlı Erişimin Kısıtlanması Arasındaki Sınır

Hukuk pratiğinde temel kural, "yalnızca ihlalin gerçekleştiği yayına (URL)" erişimin engellenmesidir. İnternet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli kararı, ancak ihlalin URL bazlı yöntemle durdurulamayacağı teknik olarak kanıtlandığında ve istisnai durumlarda verilebilir.

AYM ve AİHM içtihatları, bir bütün olarak web sitesine erişimin engellenmesini, "sansür etkisi" yarattığı ve masum içeriklere erişimi de engellediği için ölçüsüz bulmaktadır. Özellikle akademik siteler, video paylaşım platformları veya haber portalları söz konusu olduğunda, tek bir içerik yüzünden tüm platformun kapatılması "demokratik toplum düzeninde gerekli olma" kriterine aykırıdır.

“Hâkim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.”

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/18955 - Karar No: 2019/7235

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2019/18955 E. , 2019/7235 K.

Editörün Notu: HTTPS Protokolü ve Teknik İmkânsızlık

Bazı mahkeme kararlarında, "https" protokolü kullanan sitelerde URL bazlı engellemenin teknik olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle taleplerin reddedildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2022/2593 E.), bu tür durumlarda uzman bilirkişi raporu alınmadan ve içeriğin niteliği tam tespit edilmeden karar verilmesini hukuka aykırı bulmaktadır.

Erişimin Engellenmesi Kararlarına Karşı İtiraz Usulü ve Hak Düşürücü Süreler

Sulh ceza hâkimlikleri tarafından verilen erişim engelleme kararları, niteliği itibarıyla birer koruma tedbiri kararıdır. Bu kararlara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 268 uyarınca, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde itiraz yoluna gidilmesi mümkündür.

Hukuki itiraz süreleri ve usul işlemlerini simgeleyen profesyonel çalışma masası.

İtiraz süreci, adliye pratiğinde sıklıkla tebligat eksiklikleri nedeniyle tartışma konusu olmaktadır. 5651 sayılı Kanun, kararların Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne (ESB) gönderilmesini öngörür ancak içerik sağlayıcıya tebligat yapılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda Yargıtay, "öğrenme" tarihini esas alarak itirazın esastan incelenmesi gerektiğini belirtmektedir.

“Kanun koyucu, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, erişim sağlayıcıları birliğine gönderilecek tüm karalarda, adı geçen internet sitelerinin yetkililerine veya temsilcilerine ulaşılmasını zorunlu kılmadığı, kararın verildiği anda erişim sağlayıcıları birliğine gönderildiği, karardan her ne suretle olursa olsun haberdar olan ilgililerin ise CMK'nun 268. v.d. maddeleri gereği itiraz yoluna başvurabileceklerini düzenlemiştir.”

Kaynak: Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/18955 - Karar No: 2019/7235

Belgeyi Gör: 19. Ceza Dairesi 2019/18955 E. , 2019/7235 K.

Süreç Takvimi ve Prosedür

  1. Başvuru: İhlal edilen kişi doğrudan hâkimliğe başvurur.
  2. Karar: Hâkim 24 saat içinde karar verir (Eski m. 9 rejimi).
  3. İnfaz: Karar ESB'ye gönderilir, 4 saat içinde uygulanır.
  4. İtiraz: İlgili kişi kararı öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde itiraz eder.
  5. Kesinleşme: İtiraz merciinin kararıyla süreç kesinleşir.

Basın Özgürlüğü ve Kamusal Tartışmaya Katkı Dengesi

İnternet haberlerinin kaldırılması taleplerinde en büyük engel, basının "arşiv tutma" ve "kamuoyunu bilgilendirme" görevidir. Yargı kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; haberin yapıldığı tarihte gerçek olması, güncel bir tartışmaya ışık tutması ve kullanılan dilin saldırganlıktan ziyade eleştiri sınırları içinde kalması durumunda erişimin engellenmesi talebi reddedilmektedir.

Kişilik hakları ile basın özgürlüğü çatıştığında, "demokratik toplumda gereklilik" ve "ölçülülük" ilkeleri üzerinden bir dengeleme testi yapılır. Eğer haber, bir kamu görevlisinin görevini kötüye kullandığına dair somut bir iddiayı barındırıyorsa, bu kişinin kişilik hakları, toplumun bilgi alma hakkı karşısında ikincil planda kalabilir.

“Haberlerin ilgilisi olan milletvekilinin topluma örnek nitelikte biri olduğu, yerel ve ulusal ölçekte tanınan bir kişiliği bulunduğu, haberlerin toplumun ilgisini çekebilecek niteliği gereği toplumsal açıdan haber değeri taşıdığı ve kamu yararına katkı sunduğu, kişilik haklarını ihlal etmediği, dolayısıyla basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı... basın özgürlüğü ile kişilik hakkı arasında kurulması gereken dengenin ölçülü bir şekilde kurulduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/30 - Karar No: 2023/2890

Belgeyi Gör: 7. Ceza Dairesi 2023/30 E. , 2023/2890 K.

Özel Hayatın Gizliliği Nedeniyle Doğrudan Erişim Engelleme (Madde 9/A)

5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi, özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişilere, doğrudan BTK’ya başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep etme yetkisi tanımaktadır. Bu usul, sulh ceza hâkimliği sürecinden daha hızlı işleyen bir idari mekanizmadır. Ancak bu yolun kullanılabilmesi için ihlalin "gecikmesinde sakınca bulunan bir hal" teşkil etmesi gerekir.

9/A kapsamında BTK tarafından verilen erişim engelleme kararları, 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim kararı 48 saat içinde onaylamazsa tedbir kendiliğinden kalkar. Bu mekanizma, özellikle müstehcenlik veya rıza dışı mahrem görüntü paylaşımı gibi telafisi güç zararların doğabileceği hallerde koruyucu bir işlev görür.

“İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir. Bu talep üzerine Başkanlık, erişimin engellenmesi kararını derhal yerine getirir ve kararı yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunar. Hâkim, bu kararı en geç kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.”

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2014/149 - Karar No: 2014/151

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2014/149, K. 2014/151

Dikkat Edilmesi Gerekenler

9/A maddesi, kişilik hakları ihlalinden farklı olarak sadece "özel hayatın gizliliği" odaklıdır. Hakaret veya asılsız haber gibi iddialar bu madde kapsamında BTK tarafından değerlendirilemez; bu durum yetki aşımı teşkil eder.

İçerik ve Yer Sağlayıcıların Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılar (hosting providers), barındırdıkları içeriğin hukuka aykırı olup olmadığını kontrol etmekle yükümlü değildir. Ancak, hukuka aykırı bir içeriğin varlığından haberdar edildiklerinde ve bu yönde bir yargı/idare kararı tebliğ edildiğinde içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdürler.

Erişimin engellenmesi kararlarını yerine getirmeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcılar için 5651 sayılı Kanun m. 9/11 uyarınca ağır adli para cezaları öngörülmüştür. Bu cezai yaptırım, kararın infaz kabiliyetini güçlendirmeyi amaçlar.

“Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”

Kaynak: 5651 Sayılı Kanun m. 9/11 (İptal öncesi metin; güncel yaptırım rejimleri için m. 11 ve ilgili genel hükümler dikkate alınmalıdır.)

Belgeyi Gör: ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Risk Analizi

Yabancı merkezli sosyal medya platformları (X, Meta vb.) Türkiye'de temsilci bulundurmadıkları veya kararları uygulamadıkları takdirde; kademeli olarak bant daraltma, reklam yasağı ve idari para cezaları ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama Eksikliği Sorunu

AYM ve AİHM'in en temel eleştirisi, erişim engelleme kararlarının "karşı tarafın savunması alınmadan" (ex parte) verilmesidir. 5651 sayılı Kanun’un eski m. 9 rejimi, hâkime 24 saat içinde karar verme mecburiyeti yüklediği için içerik sağlayıcının savunma yapması fiziksel olarak imkânsız hale gelmektedir.

Hukuki güvenlik ilkesi gereği, bir içeriğin yayından kaldırılması gibi ağır bir müdahale ancak tarafların delillerini sunduğu ve tartıştığı bir yargılama sonunda verilmelidir. AYM, bu eksikliğin ancak "açık ve ağır ihlal" durumlarında (prima facie) istisnai olarak tolere edilebileceğini, ancak sistematik bir sansür mekanizmasına dönüşmemesi gerektiğini belirtmiştir.

“Erişimin engellenmesi yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğundan, karşı taraf bulunmadığından karardan etkilenecek basın organının temsilcileri ile sorumlu kişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamamakta; talepte bulunanın iddialarına karşı delil sunmak da dâhil olmak üzere savunmalarını ortaya koymak için makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip olamamaktadır.”

Kaynak: AİHM - Songül SAVCI ÇENGEL / TÜRKİYE - Başvuru No: 30697/19

Belgeyi Gör: AİHM - Songül SAVCI ÇENGEL / TÜRKİYE, Dosya No : 30697/19, Tarih : 2021-06-10

Hukuk Mahkemelerinde İhtiyati Tedbir Yoluyla İçerik Durdurma

Sulh ceza hâkimliklerinin m. 9 yetkisinin sona ermesi, kişilik haklarını korumasız bırakmamıştır. HMK m. 389 vd. uyarınca, "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı" hallerde asliye hukuk mahkemelerinden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Bu yol, sulh ceza pratiğine göre daha yavaş işlese de, hukuki güvenliği daha yüksektir.

Hukuk mahkemelerinden alınacak bir tedbir kararı, içeriğin sadece Türkiye'den erişiminin engellenmesini değil, tamamen yayından kaldırılmasını (içeriğin silinmesi) ve hatta düzeltme ve cevap (tekzip) yayınlanmasını da kapsayabilir.

“Anayasa Mahkemesinin Sulh Ceza Mahkemesinin görevine ilişkin maddeyi iptal ettiği ve iptal kararının 11/10/2024 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında istinaf incelemesinin yapıldığı tarihte Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlükte olduğu... ilk derece mahkemesi tarafından işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizliğe ilişkin karar verilmesi hatalı olmuştur.”

Kaynak: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/2143 - Karar No: 2025/234

Belgeyi Gör: T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

Pratik Uygulama Planı: 2026 Dönemi İçerik Kaldırma Stratejisi

  1. İçerik Tespiti: Noter huzurunda veya e-tespit ile içeriğin URL ve ekran görüntüsü kayıt altına alınmalıdır.
  2. Uyar-Kaldır: Öncelikle yer sağlayıcıya veya platforma bildirimde bulunulmalıdır.
  3. Dava Açma: Görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde kişilik haklarına saldırının tespiti, durdurulması ve önlenmesi davası açılmalıdır.
  4. Tedbir Talebi: Dava ile birlikte HMK m. 389 uyarınca içeriğin yayından kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir istenmelidir.
  5. İnfaz: Alınan tedbir kararı ESB'ye ve ilgili platforma sunularak icrası takip edilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası sulh ceza hâkimliklerine yapılan başvurular otomatik olarak reddedilir mi? Evet, AYM'nin 2023/172 sayılı iptal kararının yürürlüğe girmesiyle (Ekim 2024 itibarıyla), sulh ceza hâkimliklerinin 5651 sayılı Kanun m. 9 kapsamındaki görev ve yetkisi sona ermiştir. Bu tür taleplerin artık hukuk mahkemelerine "kişilik haklarına saldırı" davası altında yöneltilmesi gerekmektedir. Görevsizlik nedeniyle ret kararları Ankara BAM içtihatlarıyla da kesinleşmiştir.

Hakkımda yapılan asılsız bir haber 10 yıl önce yayınlanmışsa, "Unutulma Hakkı" kapsamında sildirebilir miyim? Haberin üzerinden 10 yıl geçmiş olması unutulma hakkı için güçlü bir karinedir. Eğer haber beraatle sonuçlanmış bir yargılamaya dairse, kamusal güncelliğini yitirmişse ve isminiz arama motorlarında sürekli suçla ilişkilendiriliyorsa, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin kriterleri uyarınca erişimin engellenmesini talep edebilirsiniz.

Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) mahkeme kararını uygulamazsa ne yapılabilir? ESB, mahkeme kararlarını uygulamakla kanunen yükümlü olan bir koordinasyon merkezidir. Kararın uygulanmaması durumunda, 5651 sayılı Kanun m. 11 ve genel hükümler uyarınca ilgili görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulabilir. Ayrıca gecikme nedeniyle doğan zararlar için tazminat davası açma hakkı saklıdır.

Google arama sonuçlarından ismimin kaldırılması (de-indexing) için ayrıca bir dava mı açılmalıdır? 5651 sayılı Kanun m. 9/10 (iptal edilmeyen kısımlar dikkate alınarak) uyarınca, hâkimden isminizle içeriklerin ilişkilendirilmemesi kararı alabilirsiniz. Bu karar arama motorlarına tebliğ edildiğinde, ilgili içerik internette kalmaya devam etse bile sizin isminizle yapılan aramalarda sonuç listesinde gösterilmez.

Kaynakça

  • 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2020/76 - Karar No: 2023/172 (İptal Kararı).
  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Esas No: 2023/155 - Karar No: 2024/59.
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi - Esas No: 2019/18955 - Karar No: 2019/7235.
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Esas No: 2023/30 - Karar No: 2023/2890.
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi - Esas No: 2024/2143 - Karar No: 2025/234.
  • AİHM - Cengiz ve Diğerleri / Türkiye - Başvuru No: 48226/10.
  • AİHM - Songül Savcı Çengel / Türkiye - Başvuru No: 30697/19.

Yasal Uyarı: Bu makale, yayınlandığı tarihteki güncel mevzuat ve yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü teknik ve hukuki detayları farklılık gösterebileceğinden, bu içerik doğrudan bir hukuki tavsiye veya danışmanlık yerine geçmez. Hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyoneli ile çalışılması tavsiye edilir.

Ana Kategori Rehberi

Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş: