
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu Kapsamında Bedel Tespiti, Acele El Koyma ve Kamu Yararı Denetimi
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında mülkiyet hakkının korunması, idarenin satın alma usulünü tüketmesi ve bilirkişi incelemesinde arsa/arazi ayrımının objektif kriterlere göre yapılmasıyla mümkündür. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca açılan davalarda hak düşürücü süreler ve acele kamulaştırmadaki el koyma kararının mülkiyeti nakletmeyen geçici mahiyeti, yargı pratiğinin temel eksenini oluşturur.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca tesis edilen kamulaştırma işlemleri, özel mülkiyet hakkına yönelik en ağır müdahalelerden biri olup bu sürecin hukuki meşruiyeti, Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan "kamu yararı" ve "gerçek karşılık" ilkelerine dayanır. İdarenin tek taraflı iradesiyle başlayan bu süreç, satın alma usulünün başarısızlıkla sonuçlanması halinde adli yargıda bedel tespiti ve tescil davasına dönüşür. Uygulamada, taşınmazın cins ve nevine göre belirlenen değerleme kriterleri ile idari yargıda açılan iptal davalarının adli yargıdaki sürece etkisi, uyuşmazlıkların merkezini teşkil etmektedir.
Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davasının Hukuki Mahiyeti
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca açılan bedel tespiti ve tescil davaları, kendine özgü (sui generis) bir yapıya sahiptir. Bu davalar klasik bir eda davası veya tespit davası olmayıp hem mülkiyetin nakline ilişkin tescil hükmünü hem de mülkiyet hakkının karşılığı olan bedelin belirlenmesini içerir. Yargılama sırasında mahkeme, idarenin teklif ettiği bedel ile malikin talep ettiği bedel arasında bir denge kurmak yerine, taşınmazın gerçek değerini objektif olarak saptamakla yükümlüdür.
"Özel bir kanun olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin davalar, hem tespit, hem de tescil davası niteliğinde olup bu davalarda esas amaç haklı veya haksız tarafı tespit etmekten ziyade kamulaştırma bedelinin amaca uygun olarak gerçek karşılığının belirlenmesidir. Davanın her iki tarafı da kamulaştırmaya konu taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemektedir. Bu bağlamda tarafların ve vekillerinin yargılamadaki faaliyetleri de gerçek kamulaştırma bedelinin belirlenmesine katkı sağlamaktan ibaret olup kendine özgü yapısı olan bu dava türünde haklı veya haksız çıkan taraf yoktur."
Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/27838 - Karar No: 2019/7953
Bu dava türünde, diğer hukuk davalarından farklı olarak "kazanan" ve "kaybeden" taraf ayrımı tam olarak yapılamaz. Zira idare de malik de taşınmazın gerçek bedelinin belirlenmesinde hukuki yarar sahibidir. Bu durum, yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdirinde de etkisini göstermektedir.
Dava Öncesi Zorunlu Satın Alma Usulü ve Teşvik Edici Mahiyeti
Kamulaştırma sürecinin dava safhasına intikal edebilmesi için idarenin 2942 sayılı Kanun m. 8 uyarınca satın alma usulünü denemesi bir dava şartı niteliğindedir. İdare, kendi bünyesinde oluşturduğu kıymet takdir komisyonu aracılığıyla bir bedel belirler ve taşınmaz malikini pazarlığa davet eder. Anlaşma sağlanması halinde, bu tutanak kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi hükmündedir ve üzerinde sonradan bedel artırım davası açılamaz.
Bedel Tespit Davasında Meşruhatlı Davetiye ve Hak Düşürücü Süreler
Mahkeme, idarenin başvurusu üzerine malike meşruhatlı davetiye çıkarır. Bu davetiyede, 2942 sayılı Kanun m. 14 uyarınca 30 günlük süre içinde idari yargıda iptal davası açılabileceği ihtar edilir. Malik, bu süre zarfında idari yargıda yürütmenin durdurulması kararı almadığı takdirde, adli yargıdaki bedel tespiti ve tescil davası devam eder. Anayasa Mahkemesi'nin son dönem kararları doğrultusunda, idari yargıda açılan davanın bekletici mesele yapılması hususunda mahkemelerin takdir yetkisi daralmış, mülkiyet hakkının korunması öncelikli hale gelmiştir.
Acele Kamulaştırma Usulü ve İstisnai Şartların Varlığı
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma, olağan kamulaştırma prosedüründen sapılarak taşınmaza derhal el konulmasına imkan tanıyan istisnai bir yoldur. Bu usulde, idare satın alma yolunu denemeden ve mülkiyet henüz kendisine geçmeden, mahkemece belirlenecek değerin depo edilmesi karşılığında taşınmaza el koyabilir.
"2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. ... Acele kamulaştırma usulünde, satın alma usulü denenmeden ve tescil hükmünün kurulması da beklenilmeden, tek şart olarak taşınmaz malın Mahkemece tespit edilen değerinin, malik adına depo edilmesi sonrasında, ancak yine Mahkeme kararıyla, idareye taşınmaza el koyma izni verilebilmektedir."
Kaynak: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu - Esas No: 2024/166 - Karar No: 2024/1980
Belgeyi Gör: DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/166 E. , 2024/1980 K.
Acele kamulaştırma kararı tek başına mülkiyeti devretmez. Taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesi için yine 10. madde kapsamında bir bedel tespiti ve tescil davasının sonuçlanması gerekir. 27. madde kapsamında verilen "el koyma" kararı, idarenin taşınmaz üzerinde fiili tasarrufta bulunmasına (yol yapımı, tesis inşası vb.) imkan tanıyan geçici bir tedbir mahiyetindedir.
Acele Kamulaştırma Uygulamasında Üç Temel Koşul
Kanun koyucu, acele kamulaştırmayı şu üç sınırlı durumla kısıtlamıştır: 1. 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı. 2. Cumhurbaşkanlığınca aceleliğine karar verilen haller. 3. Özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar.
Uygulamada, enerji nakil hatları, baraj projeleri ve milli güvenlik stratejileri çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırmaya gidildiği sıklıkla görülmektedir.
El Koyma Bedelinin Tespiti ve Mahsuplaşma Süreci
Acele kamulaştırma sırasında mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen bedel, bir "ön ödeme" niteliğindedir. Daha sonra açılan 10. madde davasında belirlenecek kesin bedel ile bu el koyma bedeli arasında fark oluşursa, idare farkı tamamlamak; eğer kesin bedel düşük çıkarsa malik fazla aldığı kısmı iade etmekle yükümlüdür. Ancak uygulamada kesin bedelin genellikle el koyma bedelinden yüksek çıktığı gözlemlenmektedir.
Bilirkişi İncelemesi ve Taşınmaz Değerleme Esasları
Kamulaştırma bedelinin tespitinde en kritik aşama, bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan değerleme raporudur. 2942 sayılı Kanun m. 11, taşınmazın değerinin hangi kriterlere göre belirleneceğini emredici şekilde düzenlemiştir. Mahkeme, bu kriterlere uymayan raporları hükme esas alamaz.
| Değerleme Kriteri | Arsa Niteliğindeki Taşınmazlar | Arazi Niteliğindeki Taşınmazlar |
|---|---|---|
| Yöntem | Emsal Karşılaştırması | Net Gelir Metodu (Kapitalizasyon) |
| Esas Tarih | Dava Tarihi | Dava Tarihi |
| Veri Kaynağı | Emsal Satış Sözleşmeleri / Tapu Kayıtları | Tarım Müdürlüğü Verileri / Münavebe Planı |
| Değer Artırıcı Unsur | İmar Durumu, Konum, Ulaşım | Toprak Yapısı, Sulama İmkanı, Verim |
| Zayiat Oranı | Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Kesintisi | Objektif Değer Artış Payı |
Arsa niteliğindeki taşınmazlarda en yakın tarihli ve benzer nitelikteki emsallerin incelenmesi zorunludur. Arazi niteliğindeki yerlerde ise taşınmazın konumu ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden hesaplama yapılır.
İmar Parseli ve Kadastro Parseli Ayrımında Düzenleme Payı Etkisi
Emsal karşılaştırması yapılırken, dava konusu taşınmaz ile emsalin aynı hukuki statüde olması gerekir. Örneğin, dava konusu taşınmaz bir imar parseli iken emsal olarak alınan taşınmaz kadastro parseli ise aradaki değer farkının "düzenlemeye karşılık" bir ilave veya eksiltme ile giderilmesi şarttır.
"Dava konusu taşınmazın imar parseli, emsal taşınmazın ise kadastro parseli olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazın somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerine düzenlemeye karşılık bir ilave yapılması doğru ise de, yapılacak ilavenin dava konusu taşınmazın imar düzenlemesi görürken uğradığı zayiat oranı olan %30'a tekabül edecek miktarda yapılması gerekir. Buna göre; hükme esas bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan 1.262.68 TL/m² bedeline %30'a tekabül eden 378.80 TL ilave yapıldığında m² bedelinin 1.641.48 TL olarak tespit edilmesi gerekir..."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2011/18-195 - Karar No: 2011/86
Editörün Notu: Bu Yargıtay ilamı, matematiksel kesinliğin mülkiyet hakkı üzerindeki önemini vurgular. Hatalı hesaplama yöntemi, kamu düzenini bozacak mahiyette bir bozma nedenidir.
Muhdesat Bedelinin Tespiti ve Yıpranma Payı Kesintisi
Taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç veya diğer tesisler (muhdesat), arazi değerinden ayrı olarak hesaplanır. Binalarda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi birim fiyatları esas alınırken, yapının yaşına göre "yıpranma payı" (aşınma payı) düşülmesi yasal bir zorunluluktur.
Kamu Yararı Kararının İdari ve Adli Denetimi
Her kamulaştırma işleminin temelinde bir "kamu yararı kararı" bulunmalıdır. Bu karar, kamulaştırmayı yapacak idarenin yetkili organı tarafından alınır ve usulüne uygun olarak onaylanır. Kamu yararı kararı alınmadan başlatılan işlemler yok hükmündedir.
"Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. ... Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir."
Kaynak: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu - Esas No: 2024/1791 - Karar No: 2024/2540
Belgeyi Gör: DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1791 E. , 2024/2540 K.
İdari yargıda açılacak bir iptal davası ile kamu yararı kararının hukuka uygunluğu denetlenir. Eğer idari mahkeme kamu yararı kararını iptal ederse, adli yargıdaki bedel tespiti ve tescil davası dayanaksız kalır ve reddi gerekir.
Kamu Yararı Kararını Almaya ve Onaylamaya Yetkili Merciler
Kanunun 5. maddesine göre; köy yararına kamulaştırmalarda köy ihtiyar kurulu, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni, devlet yararına kamulaştırmalarda ise ilgili bakanlık veya valilik bu kararı alır. Onay makamı ise hiyerarşik yapıya göre valilik veya ilgili bakanlıktır. Cumhurbaşkanı tarafından verilen kamu yararı kararları ise ayrıca bir onaya tabi değildir.
İptal Davasının Bedel Tespit Davasına Bekletici Mesel Etkisi
Malik, kendisine yapılan tebligattan itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açtığını belgelerse, adli yargı hakimi bu davanın sonucunu beklemek zorundadır. Ancak bu süre hak düşürücü nitelikte olup süresinden sonra açılan idari davalar adli yargıdaki süreci durdurmaz.
Kamulaştırma Bedeline İşleyecek Faiz ve Dört Aylık Süre Sınırı
Mülkiyet hakkının hızlı bir şekilde nakledilmesi ancak bedelin geç ödenmesi, mülkiyetin ekonomik değerini aşındırır. Bu riski önlemek amacıyla 2942 sayılı Kanun m. 10/8 fıkrasına eklenen düzenleme ile faiz başlangıcı için spesifik bir sınır getirilmiştir.
"Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir."
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm - Başvuru No: 2014/7060
Bu düzenleme uyarınca; davanın açıldığı tarihten itibaren 4 aylık sürenin dolduğu gün faiz işlemeye başlar ve karar tarihine kadar devam eder. Eğer idare bedeli geç yatırırsa, bu durumda infaz aşamasında da faiz sorumluluğu doğabilir.
Faiz Hesaplamasında Başlangıç Tarihinin Belirlenmesi
Uygulamada, davanın açıldığı gün 1. gün sayılarak 4 ay hesaplanır. 4 ayın dolduğu günü takip eden günden itibaren tespit edilen kesin bedel üzerinden yasal faiz yürütülür. Acele kamulaştırmada önceden yatırılan bir bedel varsa, faiz sadece aradaki farka işletilir.
Anayasa Mahkemesi'nin Makul Süre Yaklaşımı
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesini mülkiyet hakkının ihlali olarak görmekte ve m. 10'daki bu 4 aylık süreyi "makul süre" standartlarının bir yansıması olarak değerlendirmektedir. Faizin işletilmemesi, mülkiyetin gerçek karşılığının ödenmediği anlamına gelir.
Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücretinin Özgün Dağılımı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel kuralı olan "haksız çıkan tarafın giderleri ödemesi" ilkesi, kamulaştırma bedel tespiti davalarında esnetilmiştir. Çünkü bu dava, idarenin bir yükümlülüğüdür ve malikin mülkiyetini korumak için yargılamaya katılması zorunludur.
"Hukuk yargılamalarında genel ilke, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi halinde yargılama sırasında yapılan giderlerin ve 6100 sayılı HMK'nun 323. maddesinde yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesidir. Ancak; Özel bir kanun olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin davalar, hem tespit, hem de tescil davası niteliğinde olup bu davalarda esas amaç haklı veya haksız tarafı tespit etmekten ziyade kamulaştırma bedelinin amaca uygun olarak gerçek karşılığının belirlenmesidir."
Kaynak: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi - Esas No: 2017/29156 - Karar No: 2018/21814
Uygulama pratiğinde, mahkeme masrafları ve bilirkişi ücretlerinin tamamı davacı idare üzerinde bırakılır. Vekalet ücreti konusunda ise Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda her iki taraf lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmektedir.
İdare Lehine Vekalet Ücreti Takdirinin Ölçülülüğü
Malik aleyhine idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, mülkiyet bedelinden bir eksilme yaratsa da, Anayasa Mahkemesi bu durumu "mahkemeye erişim hakkını engelleyecek nitelikte görmemekte" ve satın alma usulünü teşvik edici bir fonksiyon olarak kabul etmektedir.
Yargılama Giderlerinden Davacı İdarenin Sorumluluğu
2942 sayılı Kanun m. 29 uyarınca; harcırahlar, bilirkişi ücretleri, keşif giderleri ve tapu harçları idare tarafından karşılanır. Malike bu giderlerin yükletilmesi mülkiyet hakkının özüne müdahale teşkil eder.
Usul Hataları ve Kanun Yolu Denetimi: Karar Düzeltme Engeli
Kamulaştırma davalarında usul ekonomisi ve mülkiyetin kesinleşmesi adına yargılama süreci oldukça titiz işletilir. Ancak mahkemelerin karar düzeltme gibi olağanüstü kanun yollarındaki yetki sınırı bazen aşılabilmektedir.
"1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ve devamı maddelerinde mahkemeye karar düzeltme istemlerini inceleme olanağı veren herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, karar düzeltme isteminin, inceleme kabiliyeti olup olmadığı hususunun takdiri münhasıran Yargıtay'a aittir. Mahkemece, inceleme yetkisi ve takdiri Yargıtay'a ait olan karar düzeltme istemi konusunda dosyanın ilgili Daireye gönderilip, karar düzeltme istemi konusunda Dairece verilecek kararın beklenmesi ve buna göre takibi işlemlerin yapılması gerekirken, karar düzeltme isteminin incelenerek reddi ile duruşma açılarak direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2011/5-523 - Karar No: 2011/288
Bu ilam, ilk derece mahkemesinin karar düzeltme talebini bizzat reddetmesinin hukuki geçersizliğini ortaya koymaktadır. Kararın niteliği ne olursa olsun, dosyanın üst mahkemeye gönderilmesi usul hukukunun emredici kuralıdır.
Kısa Karar ve Gerekçeli Karar Uyumu
Kamulaştırma bedelinin kuruşu kuruşuna tespit edildiği bu davalarda, duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında en ufak bir çelişki bulunmaması gerekir. Bedeldeki tutarsızlıklar veya tescil hükmündeki farklılıklar kararın mutlak surette bozulmasına yol açar.
Bedel ve Tescil Hükümlerinin Kesinliği
Mahkemece verilen tescil hükmü kesin olup bu yönüyle temyiz edilemez. Ancak bedele ilişkin kısımlar taraflarca istinaf ve temyiz konusu yapılabilir. Tescil hükmünün kesinliği, idarenin kamu hizmetini bir an evvel ifa edebilmesi amacıyladır.
Taşınmaz Üzerindeki Şerh, İpotek ve Işık Haklarının Bedele Etkisi
Tapu kaydı üzerinde bulunan mülkiyeti kısıtlayıcı her türlü hak, kamulaştırma bedeli üzerinden hak sahiplerine yansıtılmalıdır. Mahkeme, sadece mülkiyet değerini tespit etmekle yetinemez; taşınmazın hukuki yüklerini de dikkate almalıdır.
"Davaya konu taşınmazın tapu kaydında bulunan ışık hakkı şerhinin değerine etkisinin incelenmemiş olması, Davaya konu taşınmazın tapu kaydında mevcut olan ipotek şerhlerinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmaması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir."
Kaynak: Hukuk Genel Kurulu - Esas No: 2011/18-195 - Karar No: 2011/86
Taşınmaz üzerinde bir ipotek varsa, kamulaştırma bedeli öncelikle bu borcun tasfiyesinde kullanılır. İrtifak hakları (ışık hakkı, geçit hakkı vb.) ise taşınmazın değerini düşüren unsurlar olarak bilirkişi raporunda ayrı bir kalem olarak değerlendirilmelidir.
Kamulaştırma Sonrası Tapu Sicilindeki Terkin İşlemleri
Tescil kararı ile birlikte mahkeme, taşınmazın idare adına tesciline ve varsa eski kayıtların terkinine karar verir. Bu aşamada taşınmazın "yol" olarak terkin edilmesi gerekiyorsa, tescil yerine terkin hükmü kurulur.
Hak Sahipliğinin Tespiti ve Bedelin Bloke Edilmesi
Kamulaştırma bedeli, tapu maliki adına belirlenmiş bankaya yatırılmadan tescil kararı verilemez. Malikler arasında veraset ilamı uyarınca pay dağılımı yapılması gerekiyorsa, mahkeme her bir paydaşın alacağı bedeli ayrı ayrı belirtmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İdari yargıda iptal davası açılması bedel tespit davasını durdurur mu? Hayır, sadece iptal davası açılması bedel tespit davasını kendiliğinden durdurmaz. Malik, 30 günlük hak düşürücü süre içinde idari yargıda dava açtığını ve "yürütmenin durdurulması" kararı aldığını adli yargı mahkemesine belgelemek zorundadır. Aksi halde bedel tespiti süreci tamamlanır ve tescil kararı verilir.
2. Acele kamulaştırmada taşınmazın mülkiyeti ne zaman idareye geçer? Acele kamulaştırma (m. 27) kapsamında verilen karar sadece "el koyma" yetkisi verir; mülkiyeti devretmez. Mülkiyetin idareye geçmesi için mutlaka 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca bir bedel tespiti ve tescil davasının açılması ve bu dava sonucunda mahkemenin tescil kararı vermesi şarttır.
3. Kamulaştırma bedeline hangi tarihten itibaren faiz işletilir? Eğer bedel tespiti davası açıldığı tarihten itibaren 4 ay içinde sonuçlanmazsa, 4 aylık sürenin bitimini takip eden günden itibaren tespit edilen bedele yasal faiz işletilir. Bu kural, mülkiyet hakkının korunması adına emredici bir nitelik taşır.
4. Taşınmazın kamulaştırılmasından sonra idare projeden vazgeçerse geri alma hakkı var mıdır? Evet, 2942 sayılı Kanun m. 23 uyarınca; kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde taşınmaz kamu yararına uygun şekilde kullanılmaz veya proje gerçekleştirilmezse, malik ödediği bedeli geri vererek taşınmazını geri alma hakkına (geri alım hakkı) sahip olur. Bu hak, 5 yıllık sürenin dolmasından itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır.
Kaynakça
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu.
- Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2011/5-523, Karar No: 2011/288.
- Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2011/18-195, Karar No: 2011/86.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/27838, Karar No: 2019/7953.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2024/166, Karar No: 2024/1980.
- Danıştay 6. Daire Başkanlığı, Esas No: 2024/2459, Karar No: 2024/4907.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Başvuru No: 2014/7060.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu.
Yasal Uyarı: Bu makale, 2026 yılı güncel mevzuat ve içtihatları çerçevesinde profesyonel hukukçular için genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın kendine özgü usul ve maddi hukuk detayları (süreler, mülkiyet durumu, kamu yararı niteliği) farklılık gösterebileceğinden, bu içerik doğrudan hukuki danışmanlık veya dava stratejisi olarak kabul edilemez. Olası hak kayıplarının önlenmesi adına profesyonel hukuki destek alınması önerilir.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Gayrimenkul Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.