
Yurtdışında İşlenen Suçlarda Türkiye’nin Yargılama Yetkisi ve TCK Madde 11 Uygulama Rejimi
Türk vatandaşlarının yabancı ülkelerde işledikleri suçların Türkiye'de kovuşturulabilmesi, TCK 11 uyarınca hapis cezasının alt sınırı, failin Türkiye'de bulunması ve yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gibi sıkı usuli şartlara tabidir. Bu süreçte şikayet süreleri ve seçimlik cezaların yargılama engelini oluşturması, adliye pratiğinde ispat yükü ve yetkili mahkemenin tayini açısından kritik riskler barındırmaktadır.
Yurtdışında İşlenen Suçlarda Türkiye’nin Cezai Yargılama Yetkisi ve Temel Kriterler
Türk ceza hukukunun yer bakımından uygulama alanı, kural olarak mülkilik ilkesine dayanmakla birlikte, şahsilik ve evrensellik ilkeleri uyarınca Türkiye sınırları dışında işlenen suçlar üzerinde de yargılama yetkisi tesis edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 11, bir Türk vatandaşının yabancı bir ülkede suç işlemesi durumunda Türkiye'de yargılanabilmesinin temel usul ve esaslarını belirlemektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için suçun Türkiye'de işlenmiş sayılmaması, yani fiilin kısmen dahi olsa Türkiye sınırları içinde gerçekleşmemiş veya neticenin Türkiye'de doğmamış olması gerekmektedir. Adliye pratiğinde bu ayrım, TCK m. 8 anlamında "Türkiye'de işlenen suç" ile TCK m. 11 anlamında "vatandaş tarafından yabancı ülkede işlenen suç" arasındaki yetki sınırını çizer.
TCK m. 11 kapsamındaki yargılama yetkisi, mutlak bir yetki olmayıp; suçun ağırlığı, failin Türkiye'deki mevcudiyeti ve yabancı mahkemelerce verilmiş bir kararın bulunmaması gibi kümülatif şartlara bağlanmıştır. Bu şartların birinin dahi eksikliği, kovuşturma şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine veya soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesine sebebiyet verir.
"Bir suçun Türkiye'de işlenmiş sayılma ölçütü TCK'nın 8/1. fıkrasının ikinci cümlesinde gösterilmiştir. Türk vatandaşlarının yabancı ülkede suç işlemeleri halinde failler hakkında belli şartlarda Türkiye'de Türk kanunlarına göre yargılama yapılabilecektir. Bu şartlara ceza yasasının 11. maddesinde yer verilmiştir. Bu hükmün istisnası kanunun 13. maddesindeki haldir. Zira bu madde kapsamına giren suçlar, kim tarafından, nerede ve hatta kime karşı işlenirse işlensin, Türkiye'de Türk kanunlarına göre yargılanıp cezalandırılabilecektir."
Kaynak: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/3775, Karar No: 2018/5600
TCK Madde 11 Uyarınca Vatandaşın Yurtdışı Suçlarında Kovuşturma Şartları
Bir Türk vatandaşının, Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlediği bir suçtan dolayı Türk mahkemelerince yargılanabilmesi için TCK m. 11/1 ve m. 11/2'de belirtilen şartların varlığı zorunludur. Bu şartlar, devletin cezalandırma yetkisinin yabancı devletlerin egemenlik haklarıyla çatışmasını önlemek ve failin mükerrer yargılanmasını engellemek amacıyla vazgeçilmez niteliktedir.
Failin Türk Vatandaşı Olması ve Türkiye'de Bulunma Şartı
Suçun işlendiği sırada failin Türk vatandaşı olması esastır; ancak suçtan sonra Türk vatandaşlığının kazanılması da belirli koşullarda yetki doğurabilir. Önemli bir usul kuralı olarak, failin yargılanabilmesi için Türkiye'de bulunması gerekir. "Bulunma" kavramı, failin Türkiye'de ikamet etmesi, yakalanmış olması veya gönüllü olarak giriş yapmasını kapsar. Fail yurtdışındayken ve Türkiye ile fiziki bir bağı kurulmamışken, TCK m. 11 uyarınca gıyabında yargılama yapılamaz.
Çifte Cezalandırılabilirlik ve Yabancı Ülkede Hüküm Verilmemiş Olması
Türk hukukunda "Non Bis In Idem" (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama yapılamaz) ilkesi gereği, vatandaşın yabancı ülkede işlediği suçtan dolayı o ülke mahkemelerince verilmiş bir mahkumiyet veya beraat hükmü varsa, Türkiye'de yeniden yargılama yapılamaz. Bu kuralın tek istisnası, TCK m. 13'te sayılan katalog suçlar ve TCK m. 10'da düzenlenen kamu görevlilerinin görev suçlarıdır. Uygulamada, yabancı ülkedeki davanın derdest olması durumunda Türkiye'deki yargılamanın bekletici mesele yapılması gerekebilir.
"Belirtilen koşullar kovuşturma şartı niteliğindedir. Bunun için failin Türk olması, Türkiye’de bulunması, suçun TCK'nın 13. maddesi kapsamında yer alan suçlardan olmaması ve bu eylem nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir. Yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkumiyet veya beraat hükmü verilmiş ve kesinleşmiş olması halinde artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır."
Kaynak: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/3223, Karar No: 2017/26089
Şikayete Bağlılık ve Hak Düşürücü Sürelerin Usuli Etkisi
TCK m. 11/2 uyarınca, yurtdışında işlenen suçun alt sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektiriyorsa, yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükümetin şikayetine bağlıdır. Bu hüküm, devletin düşük ağırlıklı suçlarda uluslararası planda yargılama yüküne girmek istememesinin bir tezahürüdür. Buradaki şikayet süresi, genel 6 aylık şikayet süresinden farklı olarak özel bir başlangıç anına bağlanmıştır.
Uygulama Notu: Şikayet süresi, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren 6 aydır. Fail Türkiye'ye giriş yapmadığı sürece bu süre işlemeye başlamaz. Ancak suçun işlendiği tarihten itibaren genel dava zamanaşımı sürelerinin işleyeceği unutulmamalıdır. Eğer fail Türkiye'ye girdikten 6 ay sonra şikayetçi olunmuşsa, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden dava açılmışsa CMK m. 223/8 uyarınca düşme kararı verilmelidir.
| Suçun Nitelik / Sınırı | Şikayet Şartı | Şikayet Süresi | Yetkili Makam |
|---|---|---|---|
| Alt Sınır < 1 Yıl Hapis | Zorunlu (Zarar gören/Hükümet) | Türkiye'ye girişten itibaren 6 ay | Cumhuriyet Başsavcılığı |
| Alt Sınır >= 1 Yıl Hapis | Şikayete bağlı değil (Resen) | Genel dava zamanaşımı süresi | Cumhuriyet Başsavcılığı |
| TCK m. 13 Katalog Suçlar | Şikayete bağlı değil | Genel dava zamanaşımı süresi | Adalet Bakanlığı Talebi (Genelde) |
TCK Madde 14 Kapsamında Seçimlik Cezalı Suçlarda Yargılama Engeli
Adliye pratiğinde sıklıkla gözden kaçırılan en kritik hususlardan biri TCK m. 14'te düzenlenen seçimlik ceza yasağıdır. Eğer yabancı ülkede işlenen suçun karşılığı olan kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüşse, bu suç hakkında Türkiye'de hiçbir şekilde soruşturma veya kovuşturma yapılamaz.
Bu kural özellikle "Basit Yaralama" (TCK m. 86/2) ve "Hakaret" (TCK m. 125/1) gibi suçlarda karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, fail yurtdışında bir Türk vatandaşına karşı basit yaralama fiilini gerçekleştirse dahi, TCK m. 86/2'deki cezanın seçimlik (hapis veya adli para cezası) olması nedeniyle Türkiye'de yargılama yapılması hukuken imkansızdır.
"Türk vatandaşı olan şüphelinin yurt dışında iken yine Türk vatandaşına karşı işlemiş olduğu basit yaralama suçunun 5237 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmadığı, ancak basit yaralama suçunun düzenlendiği 86/2. maddede hapis cezası veya adlî para cezasından birinin uygulanması seçimlik olarak sayılmış olduğundan, Türk vatandaşı olan sanık hakkında yurt dışında iken işlemiş olduğu basit yaralama suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı Kanunun 14/1. maddesi uyarınca soruşturma veya kovuşturma açılamayacağı..."
Kaynak: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/6859, Karar No: 2021/559
TCK Madde 13 ve Evrensellik İlkesi: İstisnai Yargılama Yetkisi
TCK m. 13, devletlerin ortak menfaatlerini koruyan belirli ağır suçlar söz konusu olduğunda, suçun işlendiği yer veya failin vatandaşlığına bakılmaksızın Türkiye'nin yargılama yetkisini tanıyan "evrensellik ilkesini" düzenler. Bu maddede sayılan katalog suçlar (soykırım, işkence, uyuşturucu ticareti, kalpazanlık, fuhuş vb.) için TCK m. 11 ve 12'deki sınırlamalar geçerli değildir.
Özellikle uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m. 188) suçunda, fail yurtdışında bu suçtan dolayı yargılanıp mahkum olsa dahi, TCK m. 13/3 uyarınca Adalet Bakanı'nın talebi üzerine Türkiye'de yeniden yargılanabilmesi mümkündür. Ancak bu durumda TCK m. 16 uyarınca yurtdışında çekilen cezanın Türkiye'de hükmolunan cezadan mahsup edilmesi zorunludur.
"Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır: a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar. b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar. c) İşkence (madde 94, 95). d) Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181)."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 13
Yabancı Mahkeme Kararlarının Kesin Hüküm Etkisi ve Mahsup Rejimi
Yurtdışında işlenen suçlarda Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması şartı, ceza adaletinin temel taşlarından biridir. Eğer yabancı bir mahkeme esasa ilişkin bir karar (mahkumiyet, beraat, davanın düşmesi) vermişse, aynı fiilden dolayı Türkiye'de dava açılamaz. Adliye pratiğinde bu durumun tespiti için mahkemece ilgili ülkenin adli makamlarından adli sicil kayıtlarının ve karar örneklerinin istinabe yoluyla getirtilmesi gerekir.
Editörün Notu: Eğer suç TCK m. 13 kapsamındaki istisnalardan değilse, yabancı mahkemenin beraat kararı Türkiye'deki yargılamayı mutlak surette engeller. Ancak mahkumiyet kararı verilmiş ve ceza infaz edilmişse, yeni bir yargılama yapılamayacağı gibi, yargılamanın devam ettiği esnada yabancı hükmün kesinleşmesi durumunda davanın reddine karar verilmelidir.
"Yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması halinde artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır. Açıklamalar ışığında; sanığa, yüklenen suçun yurt dışında işlendiği, aynı eylem nedeniyle sanık hakkında yabancı ülkede kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediği Azerbaycan adli mercileri nezdinde araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine..."
Kaynak: Yargıtay 23. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/6423, Karar No: 2015/7553
Ceza Miktarı Sınırlandırması: TCK Madde 19 ve "Lehe Kanun" Analizi
Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk kanunlarına göre verilecek ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz. TCK m. 19 ile getirilen bu kural, failin suçun işlendiği yerdeki hukuki beklentisini korumayı amaçlar.
Yargılama makamı, Türk Ceza Kanunu'ndaki ceza miktarını belirledikten sonra, suçun işlendiği yabancı ülke kanunundaki üst sınırı tespit etmeli ve eğer Türk hukukundaki ceza bu sınırı aşıyorsa, cezayı yabancı ülke üst sınırına indirmelidir. Bu kuralın istisnaları; Türkiye'nin güvenliğine karşı işlenen suçlar ile Türk vatandaşına veya Türk tüzel kişisine karşı işlenen suçlardır. Bu istisnai hallerde yabancı ülke kanunundaki sınır dikkate alınmaz.
"Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz. Ancak suçun; a) Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına olarak, b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk Kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak, İşlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz."
Kaynak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/3315, Karar No: 2011/3725
Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
CMK m. 14, yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki kuralını kademeli olarak düzenlemiştir. Kural olarak yetkili mahkeme, şüphelinin yakalandığı yer, yakalanmamışsa Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesidir. Eğer failin Türkiye'de yerleşim yeri yoksa, Türkiye'deki en son adresi yetkili kabul edilir. Ancak bu kriterlerin hiçbiriyle yetki tesis edilemiyorsa, yetkili mahkemeyi Yargıtay belirler.
Yargıtay Tarafından Yetkili Mahkeme Tayini (CMK 14/3)
Şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; Cumhuriyet savcısının veya sanığın istemi üzerine Adalet Bakanlığı’nın talebi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu ile Yargıtay tarafından bir yetkili mahkeme belirlenir. Bu usule uyulmadan doğrudan herhangi bir yer mahkemesinde dava açılması, yetkisizlik nedeniyle usul ekonomisine aykırı sonuçlar doğurabilir.
Diplomatik Bağışıklıktan Yararlananların Yargılanması
Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin (elçilik çalışanları, ataşeler vb.) işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme kanun tarafından doğrudan belirlenmiştir: Ankara Mahkemeleri. Bu, CMK m. 14/4 uyarınca kesin bir yetki kuralıdır.
"Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir... Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir."
Kaynak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 14
İspat Hukuku ve Uluslararası İstinabe Süreçlerindeki Pratik Zorluklar
Yurtdışında işlenen suçların Türkiye'de yargılanmasında en büyük engel ispat aşamasında yaşanmaktadır. Suçun maddi delilleri, tanık beyanları ve olay yeri inceleme raporları yabancı ülke sınırları içerisindedir. Bu delillerin Türk mahkemesi önüne getirilebilmesi için "Cezai Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma" (İstinabe) mekanizması işletilmelidir.
Uygulamada, yabancı ülke makamlarından gelen belgelerin onaylı örneklerinin istenmesi, bu belgelerin yeminli tercümanlar aracılığıyla Türkçeye çevrilmesi ve Türk hukukuna göre "hukuka uygun delil" niteliği taşıyıp taşımadığının denetlenmesi gerekir. Özellikle sahtecilik ve dolandırıcılık gibi suçlarda, belge asıllarının getirtilmesi imza incelemesi için elzemdir.
"Rusya mahkemesinde aldırılan ve dosya içerisinde sureti bulunan 16/09/2022 tarihli bilirkişi raporu içerikleri ve dosya kapsamı nazara alındığında... sahte olduğu iddia edilen ödeme belgelerinin asıllarının olup olmadığı araştırılarak ve celp edilerek üzerilerinde imza incelemesi yaptırılması... ilgili ülke makamları ile istinabe yapılması... sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmesi..."
Kaynak: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/2816, Karar No: 2024/14619
Kamu Görevlilerinin Yurtdışında İşlediği Görev Suçları (TCK m. 10)
TCK m. 10, Türkiye adına yabancı ülkede memuriyet veya görev üstlenmiş kişilerin, bu görevlerinden dolayı işledikleri suçlar için özel bir yargılama rejimi öngörmüştür. Bu kişilerin işledikleri görev suçları söz konusu olduğunda, fail yabancı ülkede yargılanıp mahkum edilmiş olsa dahi Türkiye'de yeniden yargılanırlar. Bu durum, mülkilik ilkesinden ziyade koruma ilkesinin bir sonucudur.
Ancak bu özel kural sadece "görevden dolayı" işlenen suçlar için geçerlidir. Bir diplomatın şahsi bir kavgaya karışması TCK m. 11 genel hükmüne tabi iken, görevi kötüye kullanması veya rüşvet alması TCK m. 10 kapsamındadır. Bu yargılamada da failin Türkiye'de bulunması şartı aranmaz ve yabancı ülkedeki hüküm kesin hüküm engeli teşkil etmez.
Soruşturma Aşamasında "Adalet Bakanlığı İzni" ve Usul Hiyerarşisi
Yabancı ülkede işlenen suçların bir kısmında soruşturma açılması Adalet Bakanı'nın "istemine" veya "talebine" bağlıdır. Özellikle TCK m. 12 kapsamındaki yabancılar tarafından işlenen suçlarda veya TCK m. 13 kapsamındaki bazı katalog suçlarda (İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki suçlar hariç) Adalet Bakanı'nın talebi dava şartıdır.
Adliye pratiğinde, Cumhuriyet savcısı ihbar veya şikayeti aldığında öncelikle suçun TCK'nın hangi maddesi kapsamında kaldığını tayin etmeli, eğer Bakanlık izni gerekiyorsa dosyayı fezleke ile Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne göndermelidir. İzin alınmadan dava açılması durumunda mahkemece CMK m. 174 uyarınca iddianamenin iadesine veya CMK m. 223/8 uyarınca durma kararı verilerek iznin ikmali yoluna gidilmelidir.
"Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye'nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır."
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 12/1
Adliye Pratiğinde Dosya Takibi ve Stratejik Yol Haritası
Yurtdışında işlenen bir suçun mağduru veya şüphelisi konumundaki taraflar için sürecin yönetimi, teknik dosya takibi gerektirir. Sadece şikayet dilekçesi vermek yeterli olmayıp, yabancı ülkedeki soruşturma evraklarının temini ve tercümesi süreci hızlandıracaktır.
- Suçun Vasfı ve Ceza Sınırı Kontrolü: İsnat edilen suçun alt sınırının 1 yılın altında olup olmadığı ve TCK m. 14 anlamında seçimlik ceza içerip içermediği analiz edilmelidir.
- Yabancı Ülke Karar Sorgusu: İnterpol veya ikili anlaşmalar çerçevesinde fail hakkında ilgili ülkede verilmiş bir hüküm olup olmadığı mutlaka denetlenmelidir.
- Vatandaşlık ve Giriş Kayıtları: Şüphelinin suç tarihindeki vatandaşlık durumu ve Türkiye'ye giriş yaptığı tarih (6 aylık şikayet süresi için) emniyet birimlerinden sorgulatılmalıdır.
- İstinabe Hazırlığı: Mahkemeye sunulacak delillerin yabancı dildeki asılları ve apostil şerhli örnekleri dosyaya kazandırılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Çifte vatandaşlığı olan bir kişi yurtdışında suç işlerse TCK m. 11 uygulanır mı? Evet, failin aynı zamanda başka bir devletin vatandaşı olması, Türk vatandaşı olma sıfatını ve dolayısıyla TCK m. 11'in uygulanabilirliğini ortadan kaldırmaz. Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşının başka bir ülkede işlediği suç üzerinde egemenlik yetkisini kullanabilir.
2. Fail yurtdışında beraat ettiyse Türkiye'de tekrar yargılanabilir mi? Eğer suç TCK m. 13'te sayılan (soykırım, işkence vb.) veya TCK m. 10'daki görev suçlarından biri değilse, yabancı mahkemenin beraat kararı "kesin hüküm" teşkil eder ve Türkiye'de yeniden yargılama yapılamaz. TCK m. 11 ve 12 kapsamındaki genel suçlarda beraat kararı yargılamaya engeldir.
3. İnternet üzerinden yurtdışındaki birine hakaret edilmesi TCK m. 11 kapsamında mıdır? Eğer hakaret içeren içerik Türkiye'deki bir sunucudan yüklenmişse veya Türkiye'deki mağdura ulaşmışsa, suçun neticesi Türkiye'de gerçekleşmiş sayılır ve TCK m. 8 uyarınca "Türkiye'de işlenmiş suç" kabul edilir. Bu durumda TCK m. 11'deki sınırlamalar (1 yıl sınırı, Türkiye'de bulunma şartı vb.) uygulanmaz.
4. Yabancı bir ülkede işlenen suçun zamanaşımı hangi kanuna göre hesaplanır? Yargılama Türkiye'de Türk kanunlarına göre yapıldığı için, dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66 ve devamı hükümlerine göre hesaplanır. Ancak TCK m. 19 gereği, verilecek ceza yabancı ülke kanunundaki üst sınırı geçemeyeceği için, dolaylı olarak zamanaşımı süresini belirleyen ceza miktarı yabancı hukuktan etkilenebilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK).
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK).
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/3775, Karar No: 2018/5600.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/6859, Karar No: 2021/559.
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2016/3223, Karar No: 2017/26089.
- Yargıtay 23. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/6423, Karar No: 2015/7553.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Esas No: 2024/2816, Karar No: 2024/14619.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/3315, Karar No: 2011/3725.
Yasal Uyarı: Bu makale, yurtdışında işlenen suçlar ve TCK m. 11 uygulamasının hukuki çerçevesine ilişkin genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Somut olayın kendine özgü koşulları, yabancı ülke kanunlarındaki değişiklikler ve güncel içtihat farklılıkları nedeniyle her vaka kendi içinde değerlendirilmelidir. Bu metin profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez ve bu içerikten yola çıkarak yapılan bireysel işlemlerden doğacak zararlardan yazar veya editör sorumlu tutulamaz.
Ana Kategori Rehberi
Bu konunun genel çerçevesi için Ceza Hukuku Genel Rehberi sayfasına bakabilirsiniz.